Ders Kitabından 2 Sorum Var !

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 9. Sınıf' bölümünde Chrimina tarafından paylaşıldı.

  1. Chrimina

    Chrimina Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2012
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0

    1. Tarık Bin Ziyad'ın İspanya'ya geçtikten sonra gemileri yaktırmasının nedeni neler olabilir ?

    2.Septe Boğazı'nın adının kalıcı olarak değişmesinde neler etkili olmuştur?


    Benim Cevaplarım

    1.Gemileri yaktırarak bir savaş taktiği uygulamış olabilir.

    2.Tarık Bin Ziyad'ın İspanya'yı fethetmesi kalıcı olarak değişmesinde etkili olmuş olabilir.
  2. speed0972

    speed0972 Üye

    Katılım:
    10 Mart 2011
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    0
    1. Tarık Bin Ziyad'ın İspanya'ya geçtikten sonra gemileri yaktırmasının nedeni neler olabilir ?


    Tarık bin Ziyad, Musa bin Nusayr’dan aldığı yedi bin askerle Kuzey Afrika sahilinden Sebte Boğazını geçip İberik yarımadasına çıkarma yaptı. Sahildeki dağa topladığı askerlerine geri dönme ümidi bırakmamak için, karşıya geçtiği gemileri yaktırdı. Boğaza ve bu dağa adı verilip, Cebel-i Tarık denildi. Hemen fetih harekâtını başlattı. Carteryi ve Algezirası fethetti.


    -----------------------------

    Hz. Rasûlullah (s.a.v.) yanında dört halifesi olduğu halde su üzerinde yürüyerek gemilerin yanı sıra karşı sahile birlikte geçiyorlardı. Hz. Rasûlullah (s.a.v.) ve Hulefâ-i Râşidin (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali) efendilerimiz (r.a.) de zırhlarını giymiş, kılıçlarını kuşanmış ve yaylarını germiş olarak savaşa hazır bir şekilde beraberinde bulunuyorlardı. Hz. Rasûlullah (s.a.v.) efendimiz, Târık Bin Ziyad’ın yanına yaklaştı; işaret parmağını doğrultarak O’na ismiyle seslendi: “Ey Târık, yoluna devam et! Maiyetindeki askerlere daima iyi davran ve gayrımüslimlerle yaptığın anlaşmalara sadık ol!”

    Etkili konuşan, güçlü bir hatip olan Târık, gemiler mücahidleri kıyıya indirir indirmez, -bazı yaygın ama zayıf olduğu tarihçilerin ortak kanaati olan anlatıya göre mücahidlerin boşalttığı gemileri yaktırıp [6] geri dönüş ümidi bırakmadığı- ordusunu bugün Târık kayası olarak bilinen sarp kayalık önünde topladı ve rüyasından aldığı manevi desteğinde ateşlemesi ile tarihe geçen nutkunu söylemişti:

    “Ey insanlar!
    Ey Mücahidler!
    Kaçılacak yer neresi?
    Arkanızda deniz, önünüzde düşman!
    Sizin için sabır ve doğruluktan başka çare yok! Bilesiniz ki, siz bu adada oburlar sofrasındaki yetimlerden daha zayıfsınız!

    Düşmanınız sizi ordusu ve silahlarıyla karşıladı. Erzâkı da bol. Sizin ise kılıçdan başka ağırlığınız, düşmanın elinden alacağınızdan başka yiyeceğiniz yok. Hiçbir şey yapmadan şu durumumuz birkaç gün devam etse, kuvvetten kesiliriz. Bizden korkan düşman da, halimizi görüp bize karşı cesaretlenir. Bu kötü âkıbete düşmekten kendinizi koruyarak şu azgın düşmana karşı görevinizi gereğince yapın.

    Müstahkem şehirler ve güçlü düşman karşınızdadır. Ölümden korkmazsanız bu fırsatı değerlendirerek zafere ulaşmak mümkündür. Şunu kesinlikle biliniz ki, ben sizi, kendimin selâmette olduğu bir meseleye karşı ikaz etmedim. Aynı şekilde, içinde satılan en ucuz mal insan canı olan bir planı, kendim bunun dışında kalarak da gerçekleştirmeye teşvik etmedim. Bilakis, işte en önce kendim başlıyorum.

    Bilesiniz ki, daha zor olana azıcık sabrederseniz daha lezzetli olan refahtan daha uzun süre istifade edersiniz.. Biliniz ki, sizi çağırdığım şeye ilk uyan benim! Canınızı düşünerek benden yüz çevirmeyin. Siz de benden daha fazla bir zorluğa katlanmayacaksınız. Sizin payınıza da bana düşenden fazlası düşmeyecek. Hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz.

    Bu ülkenin inci-mercan içindeki uzun elbiselerini yerlerde sürüyen ve altın tellerle dokunmuş hülleler giyen Yunan kızlarıyla dolu olduğunu duymuşsunuzdur. Emîru’l-Mü’minîn Velid b. Abdülmelik, kahraman askerleri içinden sizleri seçti ve bu ülkenin krallarına damat olmanızı istedi. Çünkü, sizin savaştan korkmadığınıza, kahramanları ve süvarilerle çekinmeden vuruşacağınıza, sizin bu yaptığınız cihattan gayenizin Îlâ-yı Kelimetullah olduğuna, bu uğurda sevap kazanacağınıza güveni sonsuzdur.

    Böylelikle, İslam'ı bu ülkeye yerleştireceğinize inanıyor. Elde edeceğiniz ganimetin tamamını size bırakmaya söz vermiştir. Allah yardımcımız olsun! İki cihanda sizin bahadırlığınız hep hatırlanacaktır.

    Biliniz ki, sizi davet ettiğim şeye ilk icabet eden ben olacağım ve kesinlikle bilin ki, iki ordu savaşa başlayınca bizzat kendim Roderik (Rodrigo) denilen azgına hücum edip inşâAllah onu öldüreceğim.

    Siz de benimle birlikte saldırın!

    Eğer onu öldürdükten sonra ben de ölürsem, sizi ondan kurtarmış olurum. Başınıza itâat edeceğiniz bir kahramanı getirmekten âciz değilsiniz. Eğer ona erişemeden ölürsem, benim bu arzumu terk etmeyin ve onun üzerine doğru yüklenin. Onu öldürerek bu ülkenin fethini tamamlayın. Çünkü düşman askerleri o öldükten sonra dağılırlar ve bir daha toparlanamazlar.”

Sayfayı Paylaş