Ders Notları

Konu 'Biyoloji Ders Notları' bölümünde Özel Üye Elif tarafından paylaşıldı.

  1. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0

    İNORGANİK MADDELER

    CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ


    İNORGANİK BİLEŞİKLER
    • Su
    • Asit
    • Baz
    • Tuz
    • Mineraller
    ORGANİK BİLEŞİKLER
    • Vitaminler
    • Enzimler
    • Yağlar
    • Proteinler
    • Karbonhidratla
    • Nükleik asitler
    İNORGANİK BİLEŞİKLER:Canlıların kendi vücudunda üretemeyip dışardan hazır olarak aldıkları bileşiklere denir

    A. Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
    Özellikleri
    1.Sindirime yardımcı olur
    2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar
    3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar
    4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.

    B. Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
    Özellikleri:
    1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
    Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
    2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
    Ca eksikliğinde ›Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
    P eksikliğinde› kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
    Fe eksikliğinde› anemi
    iyot eksikliğinde ›guatr.
    3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
    4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
    5.İyon konsantrasyonunu sağlar.


    [​IMG]
    sümeyra27, karapiton, emre pehlivan ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  2. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    KARBONHİDRAT

    MONOSAKKARİTLER
    ¦Hücre zarından geçerler
    ¦Hidrolize uğramazlar
    ¦Kan ve doku sıvısında bulunurlar
    ¦Karbonhidratların yapıtaşlarıdır
    ¦Fotosentezin ilk ürünleridir
    ¦Hücrede depolanmazlar
    ¦Riboz ve deoksiriboz nukleik asitlerin yapısına katılırlar
    ¦Suda çözünürler
    ¦Protein ve yağlarla bileşik oluşturabilirler
    ¦Enerji verici olarak kullanılırlar
    ¦Yapılarında glikozit bağı bulunmaz
    ¦Benedikt çözeltisiyle ısıtılırsa kiremit kırmızısı renk verirler
    Örn:Glikoz,Galaktoz,Fruktoz,Mannoz,Ksiloz,Arabinoz
    DİSAKKARİTLER
    ¦Hücre zarından geçemezler
    ¦Sindirim enzimlerinden etkilenirler
    ¦Bitki ve memelilerde depolanabilir-memelilerde laktoz bitkilerde sukroz
    ¦Suda çözünürler
    ¦Kanda bulunmazlar.Sütte bulunurlar
    ¦Yapısında glikozit bağı vardır
    Örn:Maltoz,Laktoz,Sukroz
    Glikoz + Glikoz ----------Mal toz + Su
    Glikoz + Früktoz ----------Sukroz + Su
    Glikoz + Galaktoz ----------Laktoz + Su
    POLİSAKKARİTLER
    ¦Hücre zarından geçemezler
    ¦(n)kadar glikozun birleşmesinden oluşurlar.
    ¦Sindirim enzimleriyle hidrolize edilirler.
    ¦(n-1)kadar su harcanır.
    ¦Kanda bulunmazlar.
    ¦Hayvanlarda ve bakterilerde glikojen bitkilerde nişasta olarak depolanır
    ¦Selüloz bitkilerde çeper maddesi olarak kullanılır.
    ¦Bitki ve hayvanlarda sentezlenebilir.
    ¦Selüloz bazı tek hücreliler hariç diğer canlılar tarafından sindirilemez.
    Çeşitleri
    1- Nişasta: Lügolle mavi renk verir.
    2- Glikojen : lügolle kahve rengi verirler.
    3- Selüloz: lügolle boyanmazlar.
    4- Pektin
    5- Kitin
    Polisakkaritlerin Genel Özellileri

    Nişasta
    ¦N kadar glikozun dehidrasyon undan oluşur.
    ¦Olayda n-1 kadar H2O oluşur.
    ¦Olayda n-1 kadar glikoz bağı kurulur.
    ¦Bitkilerde depo karbonhidrattır.
    ¦Suda çözünmez.
    ¦Hücre zarından geçemez.
    ¦Sentezleri hücre içinde olur.
    ¦Hidrolizlerinde n-1 kadar su harcanır.
    ¦Hidrolizleri hücre içinde ve hücre dışında olabilir.
    ¦Lu gol ile mavi , mor rengi verir.
    ¦Amilaz enzimi ile maltoz a yıkılırlar.
    ¦Kanda görülmez.
    Selüloz
    ¦n kadar glikoz dehidrasyonu ile birleşmesinden oluşur.
    ¦Olayda n-1 kadar ters glikoz bağı oluşur.
    ¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
    ¦Sentezleri hücre içinde gerçekleşir.
    ¦Hayvanlarda bazı bakteriler ve birkaç omurgasız hariç hidroliz enzimleri bulunmaz.
    ¦Bitkilerde yapı karbonhidrattır. Hücre çeperini oluşturur.
    ¦Suda çözünmezler.
    ¦Lugol ile boyanmazlar.
    Glikojen
    ¦N kadar glikozun dehidrasyon ile birlaşmesinden oluşur.
    ¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
    ¦Olayda n-1 kadar glikozit bağı kurulur.
    ¦Sentezleri karaciğer ve çizgili kas hücrelerin de gerçekleşir.
    ¦Hayvansal depo karbonhidrattır.
    ¦Suda çözünür.
    ¦Hücre zarından geçemez.
    ¦Sentezleri Hücre içinde gerçekleşir.
    ¦Hidrolizinde n-1 kadar su harcanır. Olay hücre içinde ve hücre dışında gerçekleşebilir.
    ¦Lugol ile kahverengi rengini verir.
    ¦Kanda görülmez.

    Görevleri
    ¦Canlılarda enerji verici madde olarak kullanılır.
    ¦Bitki , mantar ve bazı bakterilerin hücre çeperi esas maddesini oluşturur.
    ¦Hücre zarlarında protein ve yağlarla bileşikler oluşturarak tanımlayıcı ve tanıyıcı maddeler olarak görev yaparlar.
    ¦DNA , RNA , ATP , FAD , NAD gibi önemli organik maddelerin yapılarına katılırlar.
    sümeyra27, karapiton, emre pehlivan ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  3. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    YAĞLAR


    Özellikleri
    Suda erimezler.
    Eter , alkol , aseton gibi organik çözücülerde erirler.
    C ve O oranından fazla olduğundan enerji verimide fazladır.
    Hücre zarından geçemezler.
    1 mol gliserol 3 mol yağ asidin dehidrasyon ile birleşmesinden oluşur.
    Sentezlerinde 3 ester bağı kurulur.
    Sentezlerinde 3 mol H2O açığa çıkar.
    3 mol H2O ile hidrolize edilirler.
    Yağların hidrolizi lipaz ile gerçekleşir.
    Sudan III ile kırmızı renk verirler.
    Bitki ve hayvan hücrelerinde depolanabilirler.
    Hücre zarlarının esas yapısını oluştururlar.
    Çeşitleri
    Nötral yağlar : Depo ve enerji verici olarak görev alır.
    Fosfolipid : Hücre zarının temel maddesidir.
    Glikolipit : Hücre zarı ve sinir hücrelerinde bulunur.
    Steroidler : Vit-D , bazı hormonlar , safra tuzları , kolesterol , eterik yağ , kauçuk vb.. maddelerin oluşumunu gerçekleştirerek canlılar düzenleyici görev alırlar.
    Kolesterol:Hayvanlarda hücre zarında ve derinin yapısında bulunur.Diğer steroid lerin oluşumunda rol alır.
    Görevleri
    Enerji kaynağı olarak kullanılırlar.
    Hücre zarı yapısına katılırlar.
    Bazı hormonların yapısını oluştururlar.
    A,D,E,K vitaminlerinin emilimini sağlarlar.
    Isı kaybını önlerler.
    Organ ve vücudu mekanik etkilerden korur.
    Göç eden ve kış uykusuna yatan canlıların besin ve su (metabolik su ) kaynağıdır.
  4. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    PROTEİNLER


    Özellikleri
    N(Aminoasit)’in dehidrasyonu ile birleşmeleri ile oluşur.
    Yapımında en az 1 çeşit aminoasit bulunur.
    Yapımında en çok 20 çeşit aminoasit bulunur.
    Sentezlerinde n-1 kadar H2O açığa çıkar.
    Hücrede ribozom larda sentezlenir.
    Hücrelerde kullanılan karakter çeşidi kadar protein bulunur.
    Hidrolizinde n-1 kadar H2O açığa çıkar.
    Yapısında n-1 kadar peptid bağı bulunur.
    Globülar (küresel) proteinler enzimler ve hormonlar suda çözünür. Lifli proteinler hücre zarı kes ve derideki yapısal proteinler suda çözünmez.
    Biuret çözeltisi ile mor renk , nitrik asit ile sari renk verirler.
    Hücre zarından geçemezler.
    Kan ve doku sıvısında bulunurlar.
    Her canlının proteini kendine özgüdür. Ancak canlılarda kullanılan ortak proteinlerde vardır. ÖRN : Solunum enzimleri
    Benzer proteinlerde amino asitlerin sayısı , dizilişi , sırası ve tekrarlanışı aynıdır. Farklı proteinlerde farklıdır.
    Yapısında peptid , hidrojen bağı ve disülfit bağları vardır.
    Amino Asitler
    Suda çözünürler.
    Hücre zarından geçerler.
    Sindirim enzimlerinden etkilenmezler.
    Bütün amino asitlerde değişen sadece radikal gruptur.
    A.asitlerin amino grubu asit, kar***sil grubu baz özelliktedir. Bu nedenle 7-Kuvvetli asitler karşısında baz, kuvvetli bazlar karşısında asit gibi davranır.
    Kanda ve doku sıvısında bulunurlar.
    Peptid bağları :A.asitlarin amino grubu ile kar***sil grupları arasında kurulur.
    Molekül er yapıları:

    Proteinlerde çeşitlilik
    Amino asit sayısı.
    Amino asitlerin çeşidi .
    Amino asitlerin dizilişi.
    Amino asitlerin tekrarlanışı.
    Amino asitlerin birbirlerine oranı.
    Denaturasyon
    Proteinler DNA’daki kalıtsal şifreye göre sentezlenir. Bu şifre proteinin amino asitlerinin sayısı , sıralanışı dizilişi ve tekrarlanışını belirler. Amino asitlerin birinin sayısı sırası değişirse farklı proteinler ortaya çıkar. Kalıtsal bilgideki değişmeler proteinlerde değişmeye yol açar.Proteinlerin ilk sentezlendiklerinde sahip oldukları primer yapı fonksiyonel değildir.Primer yapıdan oluşan zayıf hidrojen bağları ve disülfit ile protein boyut kazanarak fonksiyonel olan sekonder , tersiyer ve kuaterner yapılar oluşur.Zayıf hidrojen bağlarının yüksek ısı , asit , yüksek basınç gibi etkilerle bozulmasına dolayısı ile fonksiyonun kaybedilmesine neden olur. Bu yapının bozulması olayına denaturasyon adı verilir.

    Görevleri
    Yapısal görevi : Hücre zarı , organel , kas hücrelerinde aktin miyozin flamentleri gibi yapıları oluşturur.
    Enzim görevi : Biyokimyasal reaksiyonları katalizler.
    Taşıma görevi : Hemoglobin vücutta O2 ve CO taşır.
    Tanıma görevi : Hücre zarındaki özel proteinler moleküllerin tanınıp hücreye alınmasında rol oynar.
    Hormonal görev : Hormonların yapısını oluşturarak vücutta yaşamsal olayların düzenlenmesinde rol oynar.
    Savunma görevi : Antikorlar halinde vücudun savunmasında rol alır.
    Enerji kaynağı : Gereksinim duyulduğunda enerji kaynağı olarakta kullanılır.
    Osmotik basıncın korunmasında : Kanda bulunan proteinler kan ile doku sıvısı arasında osmotik basıncın ayarlanmasını sağlayarak madde alış verişinde rol oynar.
    Dokularda fonksiyonel yapı olarak : Kaslarda aktin ve miyozin , bağ dokusunda fibroblastların oluşturduğu lifler , sinir dokusunda nöronlar.
    Akseptör olarak : Klorofil ve ışık akseptörleri .
    Koruma : Yılan zehiri gibi.
  5. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    ENZİMLER

    Canlılarda Hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlar dış ortamdaki reaksiyonlara göre
    Daha hızlı
    Düşük ısıda
    Dar PH derecesinde gerçekleşir.
    Hücredeki biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayan biyolojik katalizör olan enzimlerdir.
    Enzimlerin görevleri
    Reaksiyon hızının canlı için yeterli olması
    Reaksiyonun başlaması için gerekli aktivasyon enerjisinin düşürülmesi
    Reaksiyon oluşurken açığa çıkan enerjinin canlıya zarar vermeyecek düzeyde tutulması
    Enzim çeşitleri
    Basit enzimler : Sadece proteinden oluşmuş enzimler . ÖRN: Bütün sindirim enzimleri , üreaz
    Bileşik enzimler : Protein olan esas kısım ve protein olmayan organik veya inorganik yardımcı kısımlardan meydana gelir.
    Protein kısım : Apoenzim
    Yardımcı kısım :
    Organik ise koenzim(vitaminler)
    İnorganik ise kofaktör(Ca,K,Na) Apoenzimle koenzim (kofaktör) ‘in oluşturduğu yapıya holo enzim denir.
    ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
    Her enzim özel bir substratı etkiler.
    Substratın yüzey artışı enzim etkinliğini artırır.
    Her enzim özel bir kofaktör (koenzim) le çalışır.
    Bir kofaktör (koenzim) birden çok enzimin yardımcı kısmı olabilir.
    Her hücre kendi enzimini kendi üretir.
    Her hücrede kimyasal reaksiyon çeşidi kadar enzim çeşidi vardır.
    Enzimler reaksiyonları hızlandırırlar veya yavaşlatırlar.
    Enzimler tepkimeden değişmeden çıkarlar. (harcanmazlar) ve tekrar tekrar kullanılırlar.
    Enzimler hücre dışında da etkendirler.
    Enzimler protein yapıdadırlar. Proteinlerin yapısını bozan her şey (PH, Isı vb.) enzimin yapısını da bozar.
    Enzimatik reaksiyonlar çift yönlüdür.
    Enzimler belirli bir PH değerinde aktifleşirler. ÖRN: Pepsin , PH=2 , Tripsin PH=8,5
    Her enzim bir gen tarafından kontrol edilir.
    Enzimler tek veya takımlar halinde çalışırlar.
    Bazı enzimler inaktif olarak üretilir. Aktivatörlerle aktif hale getirilir.
    HCL
    ÖRN : Pepsinojen -------------- Pepsin
    Bazı maddeler (metal iyonları ve zehirler) enzimlerin aktif bölgeleri ile birleşip onları etkisiz hale getirir.
    Birleşik enzimlerde substratı tanıyan protein kısmıdır. Bağlanma ve etkinlik ise kofaktör (koenzim) ile gerçekleşir.
    ENZİMATİK REAKSİYONLARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    ISI
    Düşük Isı : Kinetik enerji azalır. Reaksiyon yavaşlar.Dönüşümlüdür.
    Yüksek Isı : Enzimlerin protein olan yapısını bozar.Dönüşümsüzdür.
    PH
    Asitler ve bazlar enzimlerin hızını yavaşlatır. Enzimlerin en etkin olduğu PH değeri 7 dir
    Enzimin yapısını bozarlar.
    Substratın yapısını bozarlar.
    Enzim koenzimin (kofaktör) ayrışmasına neden olurlar.
    Enzimle substrat arasına girerek birleşmeye engel olurlar
    Ancak bazı enzimler farklı PH derecesinde aktif olurlar.
    ÖRN : Pepsin ------------- PH = 2
    Tripsin --------------PH = 8,5 gibi
    ENZİM MİKTARI
    Belli oranda substrat bulunan ortama enzim ilave edildikçe reaksiyon hızlanır ve en hızlı noktada substrat bitince reaksiyon durur.
    SUBSTRAT MİKTARI
    Enzim miktarı sabit tutulup substrat miktarı arttırıldıkça reaksiyon hızlanır. Enzimlerin doygunluk anından sonra belirli hızla devam eder ve biter.
    SUBSTRAT YÜZEYİ
    Enzimler substrata dış yüzeyden etki ederler yüzey arttıkça enzim etkinliği artar.
    Not: Enzim miktarıda artarsa
    AKTİVATÖR VE İNTİBİTÖR
    AktivatörlerVitamin,hormon,safra tuzu vb)
    İnhibitörlerAğır iyonlar,toksinler,zehir vb)
    sümeyra27, karapiton, emre pehlivan ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  6. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    DNA



    Nucleik asitlerin hücre hayatı için önemi
    A-Oswgld Avery’nin yaptığı çalışmalar ve sonuçları

    Kapsülsüz pneumococlar farelerde hastalık oluşturmaz.
    Kapsüllü pneumococlar farelerde hasalık oluşturur.
    Kapsüllü pneumococlar ısıtılıp öldürülürse hastalık oluşturmaz.
    Isıtılıp öldürülmüş kapsüllü pneumococlarla canlı kapsülsüz pneumococlar birlikte farelerde hastalık oluşturur.
    Ölmüş kapsüllü pneumococların özütü ile canlı kapsülsüz pneumococlar birlikte farelerde hastalık oluşur.
    Açıklama: 5. çalışma sonunda ölen farelerin kanında kapsüllü pneumococlara rastlanması öldürülen kapsüllü pneumococların özütündeki
    DNA’ların kapsülsüz pneumococlara geçerek onları kalıtsal değişime uğratmış ve kapsül oluşturup hastalık meydana getirmelerine neden olmuştur.
    Sonuç:DNA Kalıtsal karerkterlerin oluşumunu belirler

    B-Bakteriofajlar üzerine yapılan çalışmalar:
    Not: Virüsler; yönetici molekül (DNA veya RNA) ve protein kılıftan oluşmuş canlılardır.Sitoplazma , organel ve enzim sistemleri yoktur. Obligat endoparazitler dir. Canlılıklarını, konukçu hücre içinde özel üreme gerçekleştirerek gösterirler.
    Bakteriofaj ın hayat devri:
    Virüs bakteri hücresi zarına tutunur ve protein kılıfta bulunan proteinler ile tanımlanır.
    Bakteri zarıdan virüs DNA’sı bakteri sitoplazmasına enjekte edilir. Protein kılıf dışarıda kalır.
    Virüs DNA’sı bakteri sitoplazmasında kendini eşleyerek sayısının artırır.
    Transkripsiyon ve translasyondan oluşan proteinler kılıflar oluşarak yeni virüsler meydana gelir.
    Bakteri hücresi parçalanır virüsler etrafa yayılarak yeni hücreleri enfekte ederler.

    Açıklama:Virüsten bakteri sitoplazmasına giren sadece DNA’dır. Bakteri sitoplazmasında Virüs DNA’sı hem kendini eşler hem de virüse özgü olan protein kılıfların oluşumunu sağlar.
    Sonuç: a) DNA uygun koşullarda kendine benzer yeni DNA’ların oluşumunu sağlar.
    b) DNA özgün karakterlerin oluşumunu sağlayan proteinlerin sentezlenmesini sağlar
    DNA’nın Moleküler yapısı

    1-Fiziksel yapı: Wilkins; X-ışınım kırınım deseninden DNA molekülünün çift zincirli ve sarmal yapıda olduğunu belirtmiştir.
    2-Kimyasal özellikleri: Chargaf DNA’nın hidrolizi sonunda molekülün ;Adenin,Timin,Guanin , Sitozin nucleotidlerden oluştuğu ve bunlar arasında değişmez oranların bulunduğunu belirtmiştir.
    Buna göre: a) A=T b)G=C c)A+G=T+C
    3-Molekül mo****: Watson ve Crick DNA molekülümün fiziksel ve kimyasal özelliklerinden faydalanarak molekül mo**** öne sürmüşlerdir.
    Modele göre:
    DNA molekülü çift zincirden oluşmuştur.
    İki zincir zayıf hidrojen bağları ile bir arada tutulurlar.
    İki zincirde karşılıklı olarak A-T ve G-C bulunur.
    Adenin ile Timin arasında ikili Guanın ile Sitozinin arasında ise üçlü zayıf hidrojen bağları bulunur.
    Molekül ip merdivene benzer. Basamakları organik bazlardan bağlantıları ise deoksiriboz ve fosforik asitlerden meydana gelir.
    İki zincir birbirine ters olarak bulunur.
    Molekül sarmal yapıdadır.
    DNA’nın kendini eşlemesi

    Meselson ve sthal bakterilerde yaptığı çalışmalarda DNA molekülünün kendini yarı korunumlu olarak eşlediğini belirtmişler ve Watson-Crick molekül mo**** geniş geçerlilik kazanmıştır.
    Çalışmalar:
    1-Bakteriler N15 içeren ortamda ard arda üretilerek DNA’larının N15 içermesi sağlanmış. Ağır azot (N15) içeren bakterilerin DNA’sı normal azot (N14) içeren DNA’lara göre %1 oranında artmıştır.
    Normal azotlarla ağır azotlar ultrasantrufüje tabii tutulurlarsa ağır azot içeren DNA’lar deney tüpünde daha altlarda bantlaşma meydana getirirler.
    2-Ağır azotlu DNA’lara sahip bakteriler normal azotlu ortamda bir kez mitozla çoğaldıktan sonra oluşan yeni bakterilerin DNA’ları analiz edildiğinde bantlaşmanın normal DNA ile ağır DNA moleküllerinin arasında görülür. Bu DNA’ların melezdir. Zincirlerinden biri ağır azot içerirken diğerinin normal azot içerdiği görülür.
    3-Melez DNA içeren bakteriler normal azot içeren ortamda bir kez daha mitozla üretilip DNA’ları incelendiğinde bakterilerden %50 sinin melez DNA, %50 sinin ise normal azot içeren DNA taşıdığı görülür.

    Normal azotlu ortamda ağır azot içeren DNA’ların kendini yarı korunumlu eşlemesi.

    1.mitoz bölünme ile %100 melez DNA’lar oluşur
    2.mitozda %50 melez %50 normal DNA’lar meydana gelir
    3.Mitozda %75 normal % 25 melez DNA lar meydana gelir.

    DNA molekülünün kendini eşlemesi ile ilgili bağıntılar

    a)Her mitoz bölünmede DNA miktarı 2n kadar artar. (n=Bölünme sayısı)
    Örnek: 3 bölünme sonucu 23 = 8 DNA molekülü meydana gelir.( Bir DNA molekülünde iki DNA zinciri vardır. 3 bölünme sonunda toplam 16 DNA zinciri oluşur.). 2n . 2 = Bölünmeler sonunda oluşan DNA zincir sayısıdır.3 bölünme sonunda oluşan toplam DNA zinciri = 2 3 . 2 =16 bulunur.
    b)Farklı Besi ortam ortamlarında mitoz geçiren hücreden oluşacak yeni hücrelerdeki hibrid DNA molekülü sayısı bölünme sayısı ne olursa olsun her zaman 2 dir.
    (Hibrid=)Melez DNA sayısı = Farklı besi ortamında bölünmeye başlayan hücre sayısı . 2 bağıntısı ile bulunur.
    Örnek1: Bir hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
    Yanıt 2 dir
    Örnek1: Bir hücreden 5 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı
    nedir: Yanıt 2 dir
    Örnek1: 5 hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
    Yanıt 2.5=10 bulunur
    Soru: Ağır azot içeren 2 bakterinin normal azot içeren ortamda 3 kez mitoz geçirdiği varsayılırsa .
    1-Oluşan DNA moleküllerinde melez sayısı nedir?
    2-Oluşan DNA moleküllerinde Melez/Normal= ve Normal/Toplam DNA = oranları nedir.
    Yanıt: 1-Melez DNA sayısı bir hücre için 2 iki hücre için 2.2= 4 bulunur.
    2-Bir hücre için toplam DNA 23 = 8 bulunur.İki hücre için toplam DNA=
    2.8=16 bulunur. 16 DNA nın 4
    Tanesi melez olduğuna göre. 16-4=12 normal azotlu DNA vardır.
    Melez/Normal=4/12=1/3 bulunur.
    Normal/Toplam DNA=12/16=3/4 bulunur
    DNA molekülü ile ilgili bazı önemli genellemeler
    Bir türün hücrelerindeki DNA miktarı aynıdır.
    DNA miktarı türlerde farklılık gösterir.
    Eşeyli üreyen canlılarda mayozla oluşan gametler türe özgü DNA nın ½ sini taşır.
    -Hayvanlarda somatik hücreler 2n, üreme hücreleri n kromozom taşırlar.
    -Bitkilerde somatik hücreler 2n, endosperm 3n, üreme hücreleri n kromozom taşırlar
    Eşeyli üreyen canlılarda tür DNA’sının sabit kalması Mayoz ve Döllenme ile gerçekleşir.
    Bölünen hücrelerin değişik evrelerinde DNA miktarı değişir.
    Her türün DNA niteliği ve niceliği özgündür.
    DNA molekülünün farklılığı
    Nucleotid sayısı
    Çeşit oranı
    Nucleotid dizilişi
    Tekrarlanma şekli
    Kendini eşler ve RNA sentezlenmesine kalıplık eder.
    DNA’ daki protein sentezinde rol oynayan anlamlı bölgelere gen denir
    Suda çözünmez.
    Tek çeşittir.( Yapı ve görev olarak )
    Genetik bilgi nucleus DNA’ sı ile taşınır.
    Eukaryot hücrelerde kalıtsal DNA histamin ve protamin molekülleriyle çevrilidir.
    Prokaryotik hücrelerin DNA’sı ve eukaryot hücrelerde Mitokondri ve kloroplast DNA’ ları çıplaktır.
    Yapısında C , H , O , N , P bulunur.
    DNA’ nın en küçük işlev birimine kod (Triple) denir.
    Kromozom DNA molekülü DNA zinciri Gen Kod
    DNA’ nın eşlenmesini r3 / r2 hacim / yüzey ) oranının büyümesi uyarır.

    DNA ‘ nın Görevleri
    Hücrede hayatsal olayları kontrol eder.
    Kalıtsal bilgiyi yeni nesillere aktarır.
    Genlerin yapısını oluşturur.
    Yaşamın ( Enzim , Protein sentez bilgisi ) sırrını taşır.

    DNA İle İlgili Bağlantılar
    A = T ve G= C
    Purin = Primidin
    Toplam nucleotid = A+T+G+C
    2’li hidrojen bağı = A=T
    3’lü hidrojen bağı = G=C
    Toplam nucleotid . ½ = Purin veya primidin
    Nucleotid sayısı = Pentoz (deoksiriboz) = (Fosforik asit) n+4
    Toplam H bağı sayısı = 2’li H bağı x 2 + 3’lü hidrojen bağı x 3
    Toplam H bağı sayısı = Toplam nucleotid + Guanin
    NOT:Bunları anlatan çok güzel resimler var ama modoratör olmadığımdan koyamadım isteyen olursa link veririm
  7. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    RNA

    Eukoryatik hücrelerde nukleus , mitekondri , kloroplast , ribozom , sitoplazmada bulunur. Prokaryotik hücrelerde ise ribozom ve sitoplazmada bulunur.. Yapıtaşları Adenin ,Guanin ,Urasil ve Sitozin’ dir.

    Hücrelerde yapı ve özellik bakımından 3 tip RNA vardır
    1-m-RNA ‘nın Özellikleri
    DNA üzerinde sentezlenir. Sentezine kalıp ödevi sadece tek zincir yapar diğeri tamamlayıcıdır.
    Tek zincirdir. Düz zincir halindedir.
    Anlamlı üçlü nucleotid dizisine kodon denir.
    Yapısındaki kodon sayısı en az sentezlenecek proteindeki aminoasit sayısı kadardır.
    NOT : Alyuvarlarda DNA olmadığından yönetici molekül rolünü sentezlenmiş RNA’ lar yürütür. Ayrıca bazı yönetici molekül ve kalıtsal bilgileri taşıyıcı molekül RNA’ dır.
    NOT : m-RNA’ nın okunması evrenseldir. Hayvansal protein sentezinde görev alan bir m-RNA bitki hücresine konursa yine hayvansal protein sentezler.
    m-RNA belirli bir protein sentezi için özelleşmiştir.
    m-RNA aynı tip proteinin sentezinde defalarca kullanılır. İhtiyaç bitince nucleotidlerde yıkılır.
    RNA çeşitleri içinde oran olarak en az olanıdır. %5
    Yapı özellikleri evrenseldir. Okunması da evrenseldir. (Transkripsiyon ve Translasyon)
    Nucleotid dizilimi genin tersi tamamlayıcı dizinin aynısıdır. (Timin yerine Urasil bulunur.)
    Sentezlenen m-RNA da gen bölgesinin ½ kadar nucleotit bulunur.
    Okunması AUG veya GUG ile başlar UAA , UAG , UGA kodon ları ile sonlanır .
    Bazı virüslerde kalıtsal bilginin saklanması ve yeni nesillere taşınmasını sağlar .
    Hücrelerde o an için var olan m-RNA çeşit sayısı
    Hücre Karakteri
    Aktif Gen Sayısı
    Sentezlenecek Protein Çeşit Sayısı na bağlıdır.
    Bir türün farklı hücrelerinde var olan m-RNA çeşit sayısı farklıdır.
    Kalıtsal bilgi (Sentezlenecek proteindeki a .a . sayısı , çeşidi , yeri , sıralanışı) m-RNA’ da ki nucleotit dizilişine göre belirlenir.
    Kalıtsal bilginin hücrede kullanılması m-RNA aracılığıyla gerçekleşir.DNA ‘nın anlamlı nucleotit dizisi (Gen) den aldığı şifreye uygun olarak protein sentezine kalıplık eder.
    Yapısında zayıf H bağları bulunmaz.
    2-r-RAN’ nın Özellikleri
    Ribozom ların yapısında bulunur.
    Nucleusta sentezlenir.
    Sitoplazmada toplam RNA nın %80 ‘i kadardır.
    Her çeşit proteinin sentezinde rol oynarlar.
    Defalarca kullanılırlar.
    Yapısında zayıf hidrojen bağları vardır.
    Protein sentez bilgisinin adım adım okunmasında rol oynarlar.
    m-RNA ve t-RNA nın ribozom lara bağlanmasını sağlar.
    3-t-RNA’ nın Özellikleri
    En küçük (en az nucleotit içeren) RNA dır.
    Çözünür RNA dır.
    Belirli bir amino aside özelleşmiştir.
    Protein çeşidine özelleşme göstermez.
    Değişik protein sentezinde defalarca kullanılır.
    Amino aside özelleşme anti kodonla bağlantılıdır.
    Hücrede en az 20 çeşit t-RNA vardır. En çok 61 olması beklenir.
    Toplam RNA’ nın % 15’ ini oluşturur.
    Toplam 70 nucleotitden oluşmuştur.
    Yapısında zayıf H bağları bulunur.
    RNA’ nın DNA ya Benzer Özellikleri
    DNA üzerinde sentezlenmesi.
    Organik baz olarak Adenin , Guanin , Sitozin in bulunması.
    Fosfodiester bağlarına sahip oluşu.
    m-RNA hariç zayıf hidrojen bağları bulunuşu.
    İnterfazda sentezlenmesi.
    Kalıtsal özelliklerinin oluşması ve yaşamsal olayların gerçekleştirilmesi.
    Nukleus kloroplast ve mitekondri de bulunuşu.
    RNA’ nın DNA dan farklı Yönleri
    Tek zincir oluşu.
    Timin yerine urasil bulundurması.
    Sitoplazma ve ribozomlarda bulunması.
    İşlevi bitirdikten sonra yıkılması. (Hidrolizle)
    Daha küçük molekül yapıda olması.
    Kendini eşleyememesi.
    Yapı ve görev olarak 3 çeşit olması.
    Bölünme hariç her zaman sentezlenirler.
    Nucleik Asitlerin Yaşam İçin Önemi
    En ilkelden (virüs) en gelişmiş canlıya kadar hapsinde vardır.
    Hücrenin en önemli ve en büyük organik molekülleridir.
    Hücredeki hayatsal olayları ( sentez , yıkım , hücre bölünmesi vb.) kontrol eder.
    Kalıtsal özelliklerin yeni hücrelere (nesillere) taşınmasından ve saklanmasından görevlidir.
    Yapı ,işlev ve fonksiyonları evrenseldir. (Bütün hücrelerde aynıdır.)
    NOT
    1-Evrimsel gelişimde önce RNA sonra DNA etkinleşmiştir.
    Kanıtları:
    • Santral doğmanın merkezinde yer alması
    • Tek zincir olması
    • Bütün canlılarda bulunması
    • Kalıtsal bilginin saklanması ve yaşamsal olayların yürütülmesi
    2-DNA da G-C çifti sayısının A-T çifti sayısından fazla oluşu denaturasyona dayanıklı olmasının nedenidir. Çünkü daha çok hidrojen bağı içerir.
    3-Organik bazlar (Örn : Adenin ) DNA , RNA’ nın yanı sıra ATP , NAD , FAD , NADP’ ninde yapısında yer alırlar.
  8. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    VİTAMİNLER

    Genel özellikler
    1-Hücre zarından geçebilirler
    2-Sindirim enzimlerinden etkilenmezler
    3-Kanda görülürler
    4-Vücudumuzdaki yaşamsal olayları denetlerler
    5-Karaciğerde A ve Deride D vitaminleri (öncül maddelerden) üretilebilir
    6-A-D-E-K vitaminleri yağda çözünür ve vücudumuzda biriktirilir
    7-B-C vitaminleri suda çözünür vücudumuzda biriktirilmez. Vücudumuzda en çok eksikliği görülen vitaminlerdir.
    8-Bazıları Işık bazıları ısıdan etkilenebilir.
    9-İnsan A ve D vit***** hariç diğer vitaminleri dışarıdan hazır olarak almak zorundadır
    10-Yeterli gün ışığı almayan bölgelerde D vit***** yetersizliği görülür
    Not:Çeşitli biyokimyasal olaylarda varlığı gereken ve vücut tarafından sentez edilmediği için besinlerle alınması gereken organik bileşiklerdir. Vitaminler yağda ve suda çözünmeleri bakımından sınıflandırılırlar ve adlandırılmaları alfabetik olarak yapılır.Yağda çözünenler:A-D-E-K ve Suda çözünenler B-C.Vitaminlerin besinlerle yeterli alınmaması bazı sağlık sorunlarına yol açar.
    Tiamin(B1)
    • Suda kolay çözünür
    • Kaynatmaya karşı dayanıklıdır
    • pH değişimine hassastır
    • Karaciğer,maya ve hububatta çok bulunur
    • Karbonhidrat metabolizmasında rol oynar
    • Karbonhidrat ve proteinlerden yağların sentezi için gereklidir
    • Sinir dokusunun oksijen alma yeteneğini artırır
    Yetersizliği
    • Mide ve barsak bozuklukları meydana gelir
    • Barsaklarda iltihaplanma ve kabızlık görülür
    • Alyuvarlarda pentoz fosfat birikimi olur
    • Beriberi (Kalp damar sistemi hastalığı,sinirsel bozukluklar,kas zayıflğı ve halsizlik ) görülür
    Riboflavin(B2)
    • Suda kolay çözünür
    • Işığa dayanıksızdır
    • Sakatatlarda, yumurta,süt peynir,maya,tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde çok bulunur.
    • Solunum reaksiyonlarında görevli enzimlerin yapısına katılır
    • Gelişim üzerine etkisi fazladır
    • Hemoglobin sentezinde rol oynar
    Yetersizliği
    1. Deri ve sindirim kanalı mukozasında bozukluklar oluşur
    2. Gözde sklera ve korneada damarlaşma görülür
    Niyasin
    • Suda olay erir
    • Hava ve sıcağa dayanıklıdır
    • NAD ve NADP nin oluşumunu sağlar
    • Karaciğer,et,balık,buğday ve çavdarda bulunur.
    Yetersizliği
    (Yetersizlik tek taraflı ve mısırla beslenmelerde görülür)
    1. Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
    2. Pellegra (Deri kurur ve sertleşir) görülür
    B6 (Pridoksin,H vit*****)
    • Suda ve alkolde erir
    • Işığa ve u.v radyasyona karşı hassastır
    • Amino asit ve potasyumun hücrelere taşınmasında rol alır
    • Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
    • yetersizliği görülmez
    Pantotenik asit
    • Koenzim-a nın yapısına katılır
    • Karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında rol alır
    • Karaciğer böbrek ve yumurta sarısında bulunur
    Yetersizliği
    1. El ve ayaklarda karıncalanma
    2. Gündüz ayakların üşümesi ve gece ısınması
    Biotin
    • Tuzlu suda erir
    • Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
    • Karbonhidrat ve yağ metabolizmasına katılır
    • Yetersizliği görülmez
    B9 (Folik asit)
    • Suda az çözünür
    • Alkali ortamlarda kolay çözünür
    • Amino asit metabolizmasında rol alır
    • Hızlı bölünen hücreler için gereklidir
    • Kan hücrelerinin oluşumunda B12 ile birlikte rol alır
    • Mayalarda ve yeşil sebzelerde bol bulunur
    Yetersizliği
    1. Gelişmenin yavaşlaması
    2. Aneminin görülmesi
    B12
    • Yüksek yapılı bitki ve hayvanlar tarafından sentezlenemez
    • Mikroorganizmalar sentezler
    • Çok az miktarlarda etkendir
    • Amino asit ve protein metabolizmasında etkendir
    • B9 vit***** ile beraber hızlı bölünen hücreler ve kan hücreleri yapımı için gereklidir
    Yetersizliği
    1. Anemi görülür
    2. Sinir hücrelerinde bozulmalar görülür
    C vit*****
    • Bazı omurgalı ve insanlar için önemlidir.(Bazı yüksek yapılı hayvanlar ve bitkiler sentezleyebilir.
    • Isıya dayanıksızdır
    • Biyokimyasal reaksiyonlarda rol alır
    • Yeşil sebze ve limongillerde bol bulunur
    Yetersizliği
    1. Skorbüt (Diş eti ve diğer organlarda gelişen kanama ) hastalığı gelişir
    2. Dişler ve damaklarda yapı bozukluğu gelişir.(Bu durum hücresel yapı olan mükopolisakkaritlerin yapı bozukluğundan kaynaklanır.)
    A vit*****
    • Besilerle beta karoten veya A vit***** şeklinde alınır
    • Gözde bulunan pigmentlerin yapısına katılır
    • Omurgalıların görme olaylarında gerçekleşen biyokimyasal olaylar için gereklidir
    Yetersizliği
    1. Fotofobi (ışığa duyarlılık) gelişir
    2. Gece körlüğü
    3. Göz yaşı oluşturamama ve korneada sertleşme
    4. Solunum,urogenital yollarda ve ciltte sertleşme,
    5. Diş bozuklukları
    D vit*****
    • Hormon gibi davranan vitamindir
    • Bitki ve hayvansal besinlerde bulunur
    • Ca metabolizmasında etkendir
    • Barsaklardan Ca emilimini kolaylaştırır
    • Kan Ca seviyesinin ayarlanmasında etkendir
    • İnsan ve diğer memeliler D vit***** öncül maddelerini sentezleyebilirler.Bu maddeler deride u.v etkisi ile D vit*****ne dönüşürler.
    Yetersizliği
    1. Raşitizm (Kemik gelişiminde görülen bozukluk) görülür
    2. Yetişkinlerde osteomalazi (Kemik yumuşaması) görülür
    E vit*****
    • Bitkisel ve hayvansal besinlerde yaygın olarak bulunurlar
    • Antioksidan olduğu düşünülmektedi
    • Yetersizliğine raslanmamaktadır
    • Laboratuar çalışmalarında yetersizliğinde farelerde karaciğer kalp ve damar hastalıkları ve kısırlık görülmüştür.
    K vit*****
    • Besinlerde yaygın olarak bulunur
    • İnsanlarda ince barsaklarda microorganizmalar tarafından üretilir
    • Yetersizliğine raslanmaz
    • Karaciğerde protrombin yapımında gereklidir
    • Kanın pıhtılaşmasında rol alır
  9. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    HÜCRE

    Hücre zarı özellikleri ve görevleri
    Hücreyi çepe çevre kuşatır
    Yağ-protein ve karbonhidrattan oluşur.Temel yapı yağdır.
    Hücreye şekil verir
    Hücreyi dış etkilerden korur
    Bazı organelleri oluşumunda rol alır(E.R.,Golgi, vb.)
    Madde alış verişini kontrol eder
    Hücrelerin birbirini ve kimyasalları tanımasını sağlar.
    Çok hücrelilerde hücrelerin birbirine bağlanmasını sağlar
    Not:Hücre ve organel zarlarında özel enzimler,pigmentler,elektron taşıma sistemi ve taşıyıcı proteinler yer alır.
    Hücrelerin yaşamlarının devamı bulundukları ortamdan ihtiyaç duydukları maddeleri alması ve bu ortama metabolik artıklarını vermesine bağlıdır.
    Maddelerin sitoplazmik ortam ile dış ortam arasında alış verişinde hücre zarı engelini aşmak gerekir . Hücre zarları seçici geçirgendirler . (Organel zarları da ( E.R. , Golgi , Lizozom , Mitekondri , Kloroplast vb.) seçici geçirgendir.) Bitki , mantar ve bakterilerde ayrıca çeper ve kapsül engeli de bulunur.
    Hücre Zarına Bağlı Oluşumlar
    A-Hücre Çeperi
    Hücre zarı dışında cansız yapıdır.
    Temel yapı selüloz olup değişik bitkilerde lignin , suberin , pektin de birikebilir.
    Az esnek ve dayanıklıdır. Turgor oluşumuna neden olur.
    Hücreye şekil vererek dış etkilere karşı korur.
    Yüksek bitkilerde geçitler bulundurur.
    Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
    Pinositoz ve fagositoza engeldir.
    Bitkilerde destek oluşumunu sağlayan en önemli yapıdır
    Hücre bölünmesinden sonra frogmaplastın gelişmesiyle oluşur.
    Geçirgendir.
    Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
    B-Glikokaliks
    Hayvansal hücrelerde bulunur.
    Hücre zarının dış kısmında bulunan karbonhidratlarca oluşturulur.
    Pinositoz ve fagositoza engel değildir.
    Hücrelerin birbirini ve salgıları tanımasını sağlar.
    Virüs reseptörleri olarak iş görür
    Bu yapılarda meydana gelen anormallikler kanserleşmeye neden olur.
    Hücreye antijen özellik kazandırır.Kalıtımın kontrolü altındadır Örn: Kan grupları
    Oluşumunda golgi etkendir
    C-Kapsül
    Bakterilerde bulunur.
    Peptidoglikan yapıdadır
    Bakteriyi olumsuz koşullara karşı korur.
    Bakterilerin tutunma kapasitesini arttırır.
    Virüslerin girişini , pinositoz ve fagositozu engeller.
    ORGANELLER
    1-Endoplazmik Retikulum :
    Nukleus zarı , golgi ve salgı kofulları oluşumunda rol oynar.
    Hücre bölünmesinde ortadan kalkar bölünme sonunda tekrar oluşur.
    Hücrede asidik ve bazik tepkimeleri birbirinden ayırır.
    Taşıdığı ribozomlarla enzimatik salgıların oluşumunda rol oynar.
    Hücre zarı ile nukleus zarı arasında tek katlı zardan oluşmuş tüplü lamelli yapıdır.
    İyon depolanmasında rol oynar.
    Yağ özellikteki salgıların üretildiği yerdir.
    Madde ve iyonların hücre içinde taşınımında rol oynar.
    Prokaryot , yumurta , embriyonik ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
    Granüllü ve granülsüz olarak iki çeşittir.
    A:Granülsüz E.R. :
    *Üzerlerinde ribozom taşımazlar.
    *Protein olmayan salgıların üretiminde rol oynar.
    *Karaciğer , ovaryum , testis , böbrek üstü bezlerinde çok bulunur.
    B:Granüllü E.R. :
    *Üzerlerinde ribozom taşırlar.
    *Nukleus yakınında bulunur.
    *Proteinsel ve enzimatik salgıların üretilmesinde rol oynar.
    *Protein sentezi hızlı olan hücrelerde çok bulunur.
    2- Peroksizom :
    Tek katlı zardan oluşurlar.
    Protista , mantar , bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur.
    Özellikle karaciğer , kas , böbrek hücrelerinde bulunur.
    İçlerinde katalaz enzimi taşırlar.
    Katalaz Enzimi : Hücrede metabolizma sonucu oluşan zehir etkili H2O2 ‘ yi H2O ve O2 ‘ye çevirir.

    Katalaz
    2 H2O2 2 H2O + O2


    3-Golgi Aygıtı :
    Olgunlaşmış eritrosit ve sperm hücreleri ile prokaryot hücrelerde bulunmaz.
    Tek katlı zardan oluşmuş yassı keseler şeklindedir.
    Tomurcuklanma ile içleri salgılarla , enzimlerle dolu keseler oluşturur.
    E.R.’ larda üretilen salgıların depolanması ve paketlenmesinde rol oynar.
    Selüloz , nişasta , glikojen ,glikoprotein,lipoprotein sentezinde rol oynar.
    Hücre zarı yapısına katılan protein ve yağlara karbonhidrat eklenmesinde rol oynar.
    Salgı yapan hücrelerle çok gelişmiştir. (Tükürük , mukus bezleri vb.)
    Bitki hücresinde fragmoplast , hayvan hücresinde glikokaliks oluşumunda rol oynar.
    Lizozomların oluşumunda rol oynar.
    4- Lizozom :
    Tek katlı zardan oluşmuş kese şeklindedir.
    İçlerinde kuvvetli sindirim enzimleri taşırlar.
    Pinositoz , fagositoz yapan hücrelerde çok bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
    Dışarıdan hücreye alınan besinlerin sindirimini sağlar.
    Hücrede işlevini kaybetmiş organel ve yapıların sindirimini sağlar.
    Dışarıdan hücreye giren bakteri ve toksinleri sindirerek etkisiz hale getirir.
    Spermin yumurtayı döllemesinde rol oynar. Döllenmenin oluşumunu sağlar.
    Hücre ölümünde hücre içeriğini sindirerek çürümeyi hızlandırır. (Otoliz)
    Bazı canlılarda başkalaşımda rol oynar. (Kurbağada larval organların yok olması)
    5-Ribozom :
    Yapısında r-RNA ve protein bulunur.
    Nukleus ta meydana gelir.
    Hücrede protein sentezini gerçekleştirir.
    Protein sentezi fazla olan hücrelerde çok bulunur.
    Bağımsız metabolizmaya sahip bütün hücrelerde görülür.
    Olgun alyuvarlarda bulunmaz.
    Sitoplazma , E.R. zarında , nukleus zarı , mitekondri ve kloroplastlarda bulunur.
    Sitoplazmada serbest olan ribozom larda yapısal proteinler üretilir.
    Zar sistemine bağlı ribozomlar da enzimatik proteinler üretilir.
    Prokaryot ve eukaryot hücrelerin ortak organelidir.
    6-Sentrozom :
    Dokuz adet ipliksi proteinin silindirik organizasyonuyla oluşur. İki sentroil den oluşur.
    Silindirik protein ipliklerin ortasında kendine özgü matrix vardır.
    Nukleus yakınında bulunur.
    Sil ve kamçı oluşumu ve hareketinde rol oynar.
    Bazı protista , ilkel bitkiler ve hayvansal hücrelerde bulunur.
    Yumurta ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
    Hücre bölünmeden önce kendini eşler.
    Yapısında DNA olduğu varsayılmaktadır.
    Zigot sentrozomu sperm hücresinden alır.
    hücreden hücreye kalıtlanır
    7- Mitokondri :
    İki katlı zardan meydana gelmiştir. Dış zar düz , iç zar kıvrımlıdır.
    İç zar kıvrımlarına krista denir. Üzerinde solunum enzimleri taşır.
    O2 ‘ li solunum yapan bütün eukaryotik hücrelerde bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
    Enerji ihtiyacı fazla olan hücrelerde sayısı fazladır. (Karaciğer , kas sinir , böbrek h.)
    İç zarın içi matrixle doludur. Matrixle DNA , RNA , ribozom özel proteinler bulunur.
    Mitokondri de solunumla üretilen ATP hücrenin bütün yaşamsal olaylarında kullanılır.
    Mitokondri ler bölünmez tomurcuklanma ile çoğalırlar.
    Döllenme sonunda oluşan zigotta yumurtaya ait mitokondri ler bulunur. (Eşeyli üreyen canlılarda mitokondri ler anneden alınmıştır. Sentrozom ise babadan alınmıştır.)
    Mitokondri zarları ileri derecede seçici geçirgen zardır.
    NOT: O2’li solunum yapan bakterilerde mitokondri yerine mesezom bulunur.
    NOT : O2’ solunum

    Enzim
    C6H12O6 + 6 O2 ------------- 6CO2 + 6H2O + 38ATP
    9-Plastidler :
    A) Kloroplast:
    İki katlı zardan oluşmuştur.
    Bazı protista ve bitkilerde bulunur.
    İç zar içinde özel plazma olan stroma ve üzerinde klorofil bulunan granumlar bulunur.
    Stromada kendine özgü DNA , RNA , ribozom , protein ve mineraller bulunur.
    Protoplastlardan veya leucoplastlardan gelişir.
    Hücrede bölünerek sayısını artırabilir.
    Işık enerjisini ATP enerjisine çevirerek organik madde sentezi gerçekleştirir. (Üretilen ATP hücredeki diğer yaşamsal olaylarda kullanılmaz.)
    Bitkinin toprak üstü ışık olan genç kısımlarda bulunur.
    İşlevlerini kaybedince kromoplasta dönüşür.
    Bitkilerde fotosentez gerçekleştiren organeldir.
    NOT : Fotosentez

    Işık
    6 CO2 + 6 H2O ---------------- C6H12O6 + 6 O2
    kl .

    B-Kromoplast :
    Bitkinin toprak altı ve toprak üstü kısımlarında bulunabilir.
    Fotosenteze yardımcıdırlar.
    Vitamin sentezinde rol oynarlar.
    Likopin (kırmızı) , karoten (turuncu) , ksantofil (sarı) ,rengi oluşturan pigment taşırlar.
    Meyve , çiçek ve yapraklarda renk oluşumunu sağlarlar. Üremeyi kolaylaştırır.
    C-Leukoplast :
    Işık almayan toprak altı depo yapılarda bulunur. Renksizdirler.
    Işık alınca kloroplasta dönüşürler.
    Fotosentezde oluşan glikozun nişasta halinde depolanmasını sağlarlar.
    10 Kofullar :
    Hücre zarı , E.R. ve golgi den meydana gelirler.
    Tek katlı zara sahiptirler.
    İçlerinde su , tuz , alkoloid , karbonhidrat ve diğer organik molekül bulundururlar.
    Kofullar sahip oldukları içerikle osmoz olayında etkili olurlar.
    Yaptıkları işe göre 4 (dört) çeşit koful vardır.
    A-Besin Sindirim Kofulu
    Bazı protista ve akyuvarlarda görülür.
    Endositoz la besin alınmasıyla oluşur.
    Koful içeriği lizozom enzimleriyle sindirilir.
    Sindirim artıkları eksositozla dışa atılır.
    B-Boşaltım Kofulu
    Tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde görülür.
    Hücreye giren fazla suyu dışa atarak hücreyi hemolizden korur.
    C-Salgı Kofulu
    Golgi tarafından oluşturulur.
    İçinde özel salgı maddeleri taşır.
    Salgı yapan hücrelerde çok gelişmiştir.
    D-Depo Kofulu
    Bitki hücrelerinde oldukça büyüktür.
    Bitkilerde koful zarına tonoplast denir.
    Su , hava ve artıkların depolanmasında rol oynar.
    Genç hücrelerde küçük , yaşlı hücrelerde büyüktür
  10. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    METABOLİZMA



    Metabolizma:hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların tümüdür.
    A-Anabolizmaış ortamdan alınan veya hücredeki reaksiyonlar sonucu oluşan basit moleküllerden hücrenin ihtiyaç duyduğu kompleks veya diğer moleküllerin sentezlenmesidir.
    Örnek:protein,RNA,Fotosentez,Kemosentez vb.

    B-Katabolizma:Dış ortamdan alınan veya hücrede daha önce üretilip işlevlerini kaybetmiş kompleks moleküllerin enerji üretimi veya yapıtaşı üretimi için daha basit moleküllere parçalanmasıdır.
    Örnek:Hücre içi ve dışı sindirim,O2 li ve O2 siz solunum
    ATP(Adenozintrifosfat):
    Yapısı:


    Adenin nucleotid
    Riboz
    3(Üç) fosforik asit
    Özellikleri:

    Yapısında iki yüksek enerjili fosfat bağları bulunur
    Canlının tüm yaşamsal olaylarında kullandığı enerji kaynağıdır
    Kolayca başka enerji formlarına dönüştürülebilir.(Elektrik,ısı,kimyasal bağ ,osmotik,ışık vb.)
    Bütün reaksiyonlara katılabilir
    Her hücre kendi ATP sini kendi sentezler
    Hücrede sitoplazma,mitokondri ve kloroplastlarda sentezlenir
    Hücre yaşamsal olaylarında sitoplazmada veya mitokondride üretilen ATP kullanılır
    Kloroplastlarda sentezlenen ATP organik madde sentezi ve kloroplastlardaki diğer yaşamsal olaylarda kullanılır
    Yüksek enerjili son fosfat bağının kopması ile ortama 7300 cal enerji verilir.
    Hücrelerde ADP nin sistemden enerji alarak kendine bir fosforik asit bağlayıp ATP haline gelmesine fosforilasyon denir.

    Fosforilasyonda kullanılan enerji kaynağına göre 4 (Dört) tip fosforilasyon vardır.
    1-Sübstrat düzeyde fosforilasyon:
    a-Bütün canlılarda görülür
    b-Sitoplazmik solunum enzimleri kullanılarak organik maddelerin yapısında bulunan bağ enerjisinin ATP enerjisi haline dönüşmesidir

    2-Oksidatif-fosforilasyon:
    a-Oksijenli solunum enzimi bulunduran canlılarda gerçekleşir
    b-Organik maddeler oksijenli solunum enzimleri ile inorganik yapılara dönüştürülürken açığa çıkan H lerin O2 ye aktarılırken gerçekleşir
    c- e.t.s. görev alır

    3-Foto-fosforilasyon
    a-Klorofil taşıyan canlılarda gerçekleşir.
    b-Klorofil ve e.t.s etkisi ile güneş ışık enerjisinin dönüşümü ile gerçekleşir
    c-Enzim görev almaz

    4-Kemosentetik-fosforilasyon:
    a-Oksidasyon enzimi taşıyan bakterilerce gerçekleştirilir
    b-İnorganik maddelerin (H,Fe,N,NH3 vb.) oksidasyon enzimleri ile oksitlenmesi ile açığa çıkan kimyasal enerji ile gerçekleşir



    Canlılar dünyasında iki yöntemle ATP üretimi gerçekleşir.
    A-Substrat düzeyde ATP sentezi
    Enerji veren egzergonik reaksiyonlarda enerji düzeyi yüksek moleküller kullanılarak, enzimler aracılığı ile ADP nin (enerji düzeyinin yükseltilmesi) ATP ye dönüştürülmesi. Bütün canlılarda görülür.
    B-Kemiosmoz yöntemi (Proton pompası) ile ATP sentezi
    Zarla ayrılmış iki ortam arasında oluşturulan H+ yoğunluk farkına bağlı olarak ATP sentezlenmesi .Bu yöntemle ATP sentezi ni üçe ayırabiliriz



    1-Bakterial ATP sentezi


    2-Kloroplast ATP sntezi (Foto-fosforilasyon):

    3-Mitokondrial ATP sentezi( Oksidatif-fosforilasyon):

    Bütün canlılar güneşin ışık enerjisini kullanırlar.Işık enerjisinin canlıların kullanabileceği enerji formuna dönüşmesinde fotosentez ve solunum mekanizmaları rol alır.
    KEMİOSMOTİK ATP ÜRETİMİ

    Karakter
    Archaea
    Mor bakteri
    Kloroplast
    Mitokondri
    Enerji kaynağı
    Işık
    Işık
    Işık
    NADH
    Pompa
    Bacteriorhodopsin
    Bakteriyel photosystem, sitokrom-b / c
    Photosystems I ve II, b sitokrom / f
    Kompleksleri I, III ve IV
    Ürünler
    ATP
    ATP
    ATP, NADPH, oksijen
    ATP, su



    ATP nin önemi
    ATP de, fosfat gruplar arasındaki yüksek enerjili bağ kararsız yapıda olup kolayca hidrolize olabilir.
    Bu hidrolizi yaklaşık 7.3 kCal enerji açığa çıkar.
    Bu enerji hücresel faaliyetleri için kullanılır.
    ATP hidroliz geri çevrilebilir bir reaksiyondur.
    ATP ,ADP’nin bir inorganik fosfat grubu P (i) bağlanması ile sentezlenir.
    Bu bir yoğunlaşma reaksiyonu olup yaklaşık 7.3 kCal enerji gerektirir.
    Bu yoğunlaşması reaksiyon için gerekli enerji; Katabolik tepkimeler ve redoks reaksiyonlarından gelir.
    ATP sentetaz hem hidroliz ve ATP sentezini (Yoğunlaşma) katalizler.
    ATP gerektiğinde kullanmak için ideal bir enerji kaynağıdır.

    ATP evrensel enerji kaynağı molekülü olarak kabul edilir.

    Nedenleri:
    1. Tüm hücrelerde ATP’nin varlığı
    2. Birçok metabolik (Katabolik veya anabolik) hücresel faaliyetlerinde ATP kullanımı
    3.Hücrelerin ATP açlık etkisi – hücrelerde ATP sentezlenmez ise canlılık durur.
    4. Farklıda olsa ATP sentezine yönelik aktivitelerin bütün canlılarda olması
    5. Bütün canlılarda aynı ATP (prokaryotik ve ökaryotik hücreler) aynı veya farklı olaylarda kullanılır
    karapiton, emre pehlivan, yusuf1111 ve diğer 2 kişi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş