devşirme devri

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 10. Sınıf' bölümünde ingilizce tarafından paylaşıldı.

  1. ingilizce

    ingilizce Üye

    Katılım:
    27 Ekim 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar devşirme devriyle ilgili bilgi verir misiniz?
  2. Qzge

    Qzge Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    devşirme:hristiyan ailelerinden İslam-Türk aileleri çoçukları alıp yetiştiriyorlar.çoçuklar sonradan Türkve Müslüman oluyorlar...
  3. ecm_bal

    ecm_bal Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Mart 2008
    Mesajlar:
    683
    Beğenileri:
    372
    Ödül Puanları:
    63
    DEVŞİRME TANIMI

    Devşirme, toplama demektir. Tebaadan olan Hıristiyan çocuklarının
    Yeniçeri yapılmak üzere toplanmalarıdır. Saray hizmetleriyle, Bostancı
    ocağı ve Yeniçeri ocağında istihdam edilmek üzere Osmanlı Devletinin
    Hıristiyan halkından topladığı çocuklara verilen isimdir.

    Orhan Gazi devrinde, yalnız Türklerden teşkil edilen Osmanlı ordusunun
    yeterli gelmemesiyle, harpte ele geçirilen güçlü esirlerden faydalanma
    yoluna gidilmiştir. Böylelikle “Pençik oğlanı” denilen ve her beş
    esirden birinin alınması yoluyla bir ordu teşkil edilmiştir. Sultan
    Birinci Murat zamanında Pençik oğlanı teşkilatı bir kanuna bağlanarak,
    Gelibolu Acemi Ocağı kuruldu. Böylece kapıkulu ocağının temelleri
    atılmış oldu.

    Acemi ocağı teşkilatı daha sonraları ihtiyaç nispetinde genişletildi.
    Fütuhatın ilerlemesi üzerine bir taraftan askere olan ihtiyaç, diğer
    taraftan siyasi olaylar sonucunda ordu mevcudunun azalması, Pençik
    oğlanından başka devşirme ismiyle Osmanlıların Rumeli’deki
    topraklarında bulunan Hıristiyan tebaadan ocağa yeniçeri olarak efrad
    alınmasını gerektirdi. Bu amaçla Hıristiyan tebaa evladından asker
    devşirmek için bir Devşirme Kanunu yapıldı. Bu yeni kanunla baştan başa
    gayrimüslim olan Rumeli halkı yavaş yavaş Müslüman ordusu
    kuvvetlenecekti. Devşirme kanunu artık eski önemini kaybeden Pençik
    kanunuyla asker alınmasının yerine geçmiş, kuvvetli ve sürekli olarak
    iki bucuk asır devam etmiştir.

    Devşirme Kanunu, özellikle 17. Yüzyılın başından itibaren, Hıristiyan
    çocuklarının gerekli tetkik ve muayeneler yapılmadan alınmaları,
    tutulması gerekli olan eşkal defterine pek önem verilmemesi üzerine
    bozulmaya başlamıştır. Bu durum yeniçeri ocağına devşirme etrafının
    alınmasından vazgeçilmesine yol açmıştır. 18 yüzyıl başlarında yalnız
    Bostancı Ocağı için 1000 devşirme toplanmışken, aynı yüzyılın
    ortalarında devşirme usulü kesin olarak bırakılmıştır.





    DEVŞİRME USULÜ NEREDEN VE NEDEN ÇIKMIŞTIR?

    Devşirmenin başlama sebepleri şunlardır:

    1) Yıldırım Beyazid’in Ankara mağlubiyetinden sonra fetihlerin
    duraklaması, hatta geçici olarak gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde
    edilememesi acemi oğlan ihtiyacını artırmıştır.

    2) Osmanlı Devletinin en önemli ordusundan Yeniçeri teşkilatında görev
    almak için Müslüman ve Hıristiyan her çevreden talepler gelmeye
    başlamıştır.

    3) Gayrimüslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi
    ödemeleri söz konusu olduğundan gayrimüslimler ve özellikle
    Bulgar-Arnavut, ve Ermenilerin Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı ordusunda
    görev alma arzuları gittikçe artmıştır.



    DEVŞİRMELER

    Saray hizmetleriyle bostancılıkta ve yeniçeri ocağında istihdam olunmak
    üzere toplanan Hıristiyan çocukları hakkında kullanılır bir tabirdir.
    Bu hizmetler daha önceleri esirlere gördürülürdü. Esirler I. Murat
    zamanında kurulan ve “acemi ocağı” adı verilen ocakta
    yetiştirilmekteydiler. Miktarları yeniçeri ve acemi ocakları kadrosuz
    adetlerini öğrenmek üzere ikişer filori’ye Anadolu’daki Türklerin
    hizmetlerine verilir, sonra alınarak muhtelif hizmetlerde
    kullanılırlardı. Devşirme suretiyle Hıristiyan çocukların alınması ve
    bunlardan muhtelif hizmetlerle askerlik işlerinde istifade olunması
    esirlerin azaldığı zamanlarda duyulan zaruret sevkiyle başlamıştı.

    Yıldırım ile Timur arasındaki Ankara muharebesinden sonra Osmanlı
    istilası, muvakkat bir zaman için durmuş ve mücadele ve saltanat
    kavgası yüzünden, askere olan ihtiyaç sebebiyle II. Murat zamanında
    devşirme kanunu çıkarılmıştır. Bu yeni kanun ile hem askeri ihtiyaç
    temin edilecek, hem de Rumeli’de yavaş yavaş Müslüman miktarı artmış
    olacaktır.

    Hıristiyan tebaadan alınacak çocukların miktarı yeniçeri ağası
    tarafından tespit edilerek üç, beş, yedi senede bir ve sekiz ile on
    sekiz ve bazen de yirmi yaş arasındaki gençlerden gürbüz ve sağlıklı
    olanlar seçilerek devşirildi. Esirlere “acemi oğlanı” denildiği gibi
    devşirme usulüyle toplanan Hıristiyan çocuklarına da “acemi oğlanı”
    denildi. Devşirme alınması hakkındaki kanun ile Rumeli’de Bulgaristan,
    Makedonya, Arnavutluk ve Yunanistan ile daha sonra Bosna, Hersek ve
    Hırvatistan’dan çocuk toplanmıştı. Boşnaklar Müslüman oldukları halde
    onlardan da devşirme usulüyle acemi oğlanı alınırdı. Bunu da isteyen
    kendileriydi. Devşirme usulüyle Hıristiyan çocuklarının alındığı yerler
    muayyendi. Bu yerler Üsküp, İştip, Köstendil, Pirzren, Görice,
    sanmakta, Prebol, yaşlıca, Ereğli Kasrı, Yanya, Pirlepe, İskenderiye,
    Ohri, İpek, Dukakin, Kırçova, Faço, Novesin, Nüveprespe, Manastır,
    Mastar, İmoçka, İznovrik, Böğürtlen, Gölikesriye, Hurpişta, Biblişte,
    Akçakale idi. Bazı yerlerden oğlan alınmazdı. İstanbul civarındaki
    Kartal ile Kadıköyden oğlan alınmazdı.

    Kartal halkı Üsküdar çayırlarını biçerler, çayırlara bakarlardı.
    Bursa’dan ve diğer yerlerden gelen şeyleri muhafaza ederler,
    gerektiğinde de kılavuz vazifesini görürlerdi. Hazineyi muhafaza
    ettikleri ve her sene gemiler için kürek verdikleri sürece Biga
    Hıristiyanları da devşirme oğlan vermezlerdi.

    DEVŞİRME SÜRÜLERİNİN TEVZİLERİ

    Devşirme her zaman umumi şekilde olmaz, ihtiyaca göre mıntıka mıntıka
    yapılırdı. Bu iş ile yeniçeri ağası ile acemi ocağı ağası (İstanbul
    ağası) ilgilenirdi. Acemi ocağı için devşirme sağlanması ve acemi
    ocağından yeniçeri ocağı ile sair ocaklara acemi verilmesi yeniçeri
    ağasının gerekli görmesi ile olurdu. Devşirme için herhangi bir yere
    veya sancağa yeniçeri ocağı zabitlerinden bir devşirme ağası ile katip
    tayin edilmesi kanundu. Bu ilk başta, beylerbeyi, ancak beyi ve mahalli
    kadılar vasıtasıyla yapılırdı. Ancak daha sonra bunun suistimal
    edilmesi yüzünden ocak vasıtasıyla yapılması gerekli görüldü.
    Devşirmeler ocak tarafından tayin edilen memurlar ile toplanırdı. Bu
    memurlara fermandan başka Yeniçeri ağası tarafından da mühürlü ve
    ferman mealinde bir mektup verilmesi de usul gereğiydi. Bu mektup
    yeniçeri ağası tarafından devşirme mıntıkasındaki kadılara hitaben
    yazılırdı. Devşirme memuru maiyetinde aldığı bir kısım ocak efradı ile
    vazifesine giderdi. Devşirme işi suiistimale çok müsaitti. Bunu
    engellemek için hükümetçe bir takım önlemler alınırdı ancak buna rağmen
    devşirme sahasındaki çocuklar babalarından rüşvet alınarak devşirmeye
    yazılmaz veya başka birisi yazılır veya para ile kanunun izin vermediği
    Türk ve sair Müslümanlardan devşirme alınırdı. Kadılar ve halk
    tarafından bu gibi yolsuzluklar hükümete haber verildiği zaman bu
    durumlar müfettişler tarafından saptanır ve devşirme memuru şiddetle
    cezalandırıldı.

    DEVŞİRME MEMURU

    Devşirme memuru tayin edildiği mıntıkada her bir kazayı bizzat gezer ve
    kanuni vasıflara uyan sekiz on ve yirmi yaş arasında çocuk
    devşirilirdi. Her kazada ilan vasıtasıyla Hıristiyan çocukları babaları
    ve vaftiz defterleriyle toplama yerine gelirlerdi. Devşirme memuru
    vaftiz kağıtlarını kontrol ederek yaşları uygun olanları ayırırdı.
    Çocuklar içinde evli olanları varsa onlara dokunamazdı. Bunların
    arasında on dört ile on sekiz yaş arasındakiler tercihen alınırdı. Bu
    devşirme her zaman aynı şekilde olmayıp ihtiyaca göre değişebilirdi.

    Devşirme memuru vazifesinde tamamen serbestti, işine kimse müdahale
    edemezdi. Gittiği sancakta elindeki ferman ile ağa mektubu hükmüne
    göre, hareket ederdi. Gittiği yerin sancak beyi, kadılar ve tımar
    sahipleri onun işini kolaylaştırmakla sorumluydular. Devşirme memurunun
    çocuk devşirmeye geldiği tellâllar vasıtasıyla köylere bildirilirdi.

    DEVŞİRMELERİN SEÇİLMESİ

    Devşirmeye ayrılan çocuğun köyü, kaza ve sancağı ile baba ve anasının,
    mensup olduğu sipahinin adı, hangi vakıf veya çiftlik sahibinin reayası
    olduğu, doğum tarihi, yaşı, devlet merkezine sevki sırasında sürücü
    denilen sevk memurunun ismi, ayrı ayrı, iki deftere yazılırdı. Bu iki
    defterden biri devşirme memuru olan yayı başıda, diğeri de devşirmeye
    götürülen sürücüde bulunurdu. Devşirilen çocuklara kızıl aba ile
    kırmızı külah giydirilmesi zorunluydu. Bunun bedeli çocukların
    devşirildikleri mıntıka reayasından alınırdı. Kanuna göre Hıristiyan
    çocukların en asilleri alınırdı. Papaz oğulları da alınırdı. İki çocuğu
    olanın biri ve birkaç çocuğu olanın en sağlıklı ve güzeli seçilirdi.
    Bir oğlu olanın çocuğu alınmaz, babasının hizmetine bırakılırdı.
    Alınacak çocukların orta boylu alınmasına dikkat edilirdi. Uzun boylu
    olanlar saray için seçilirlerdi. Yahudiler ticaretle uğraştıklarından
    onlardan devşirme alınmazdı. Anası ve babası ölmüş olan çocuğun
    terbiyesi eksik ve açgözlü olacağından ötürü alınmazdı. Çoban oğulları
    ve Türkçe bilen İstanbul’a gitmiş bulunan, sanat sahibi olan oğlanlar
    da alınmazdı. Hıristiyan iken evlenmiş olan ve uzun ve kısa boylular da
    alınmazdı. Devşirmeye alınacak çocuklar arasında Fatur oğulları denilen
    Müslüman Bosna halkının çocukları da vardı. Bunlar ancak saray ve
    bostancı ocağı için alınırdı. Devşirmeler her yerden alınmamaktaydı.
    Bazı hizmetler nedeniyle bunun uygulandığı yerler de vardı. Buralardaki
    ahalinin ellerinde devşirmeden affolunduklarına dair fermanları
    bulunuyordu. Ermenilerden de sadece saray hizmet için az sayıda
    devşirme alınmıştır.

    DEVŞİRMELERİN DEVLET MERKEZİNE GÖNDERİLMESİ

    Devşirilen çocuklar sürü denilen 100-200 kişilik kafileler halinde ve
    sürüye verilen bir defter ile devlet merkezine gönderilirlerdi.
    Bunların kaçmaları ve değiştirilmemeleri için sıkı önlemler alınırdı.
    İstanbul’a gelen devşirmeler iki, üç gün dinlendikten sonra Müslüman
    olurlar ve daha sonra yeniçeri ağası dairesi sürücü defteri ile ağanın
    teftişine arz olurlardı. İyice muayeneden geçenler kanuna uygun olarak
    devşirilmiş ise eşkâl defterine kaydedildikten sonra çocuklar sünnet
    edilirler ve eşkal defteri de yeniçeri ağasının mührü ile mühürlenip
    saklanırdı. Eğer devşirme sürüsü içinde kanuna aykırı olarak birinin
    girdiği anlaşılırsa o sürü tophâne ve cebehâne hizmetine verilir ve
    sürücüler de ağır ceza görürlerdi. Sürü içerisinden saray için
    ayrılacak olanlar ya yeniçeri ağası tarafından arzedilir veya doğrudan
    sürü hükümdara gönderilerek, bunların arasından alınacak çocuklar saray
    ağası tarafından seçilirdi. Daha sonra saray hocası bunları yüzlerine
    bakmak suretiyle ayırırdı. Bu devşirmeler Edirne Sarayı, Galata Sarayı
    ve İbrahim Paşa Sarayı gibi saraylara verilerek yetiştirilirdi. Bu
    çocuklardan yetişen müstaitler yeni saraya Topkapı Sarayına alınır.
    Diğerleri Kapıkulu süvâci bölüklerine verilirlerdi.

    ACEMİ OĞLANLAR

    Acemi oğlanları Rumeli ve Anadolu’daki çiftliklere dağıtılırdı.
    Çiftçilere dağıtılanlara “Türk üzerinde olan acemi oğlanlar” denilirdi.
    Saraylara gönderilen acemi oğlanlar saray bahçelerinde bostancılık,
    çobanlık, kasap yamaklığı, su yollarında işçilik, hamallık, cami
    inşaatında amelelik, demircilik, saraçlık, fırıncılık, mandıracılık,
    gemicilik gibi işlerlerde kullanılırdı. Bu işleri görmek için mevcut
    acemi oğlanlar yetişmezse Türk üzerinde olan acemi oğlanlarından lüzümu
    kadarı bir akçe ulufeye yazılarak Yeniçeri ağasının emriyle
    getirilirdi. Acemi oğlanlar ihtiyaca göre devşirilirdi. Bazen ölenler,
    kaçanlar ve kapıya çıkarılanlar fazla olduğu zaman eksiği kapatmak için
    de oğlan devşirilirdi. Acemi oğlanları, yedi senede bir kapıya
    çıkarılırlardı. Acemi oğlanlar yeniçeri ağası tarafından idare
    edilirdi. Bostanlarda çalışan acemi oğlanların amiri bostancı başı idi.

    İstanbul acemi oğlanları otuz bölük, yirmi dokuz cemaat olmak üzere 59
    ortaydı. Ortaların amirleri çorbacı, meydan kethüdası ve kopucuydu.
    Çorbacı ortanın amiri, meydan kethüdası çorbacının vekili, kapucu da
    kapu çuhadarı vazifesini görürdü. Acemi oğlanların defterini acemi
    oğlanları katibi tutardı. Acemi oğlanların kapıya çıkmamak yüzünden
    isyan ettikleri de olurdu.

    Devşirme sürüsü ağa kapısında yoklama bittikten sonra acemi ocağı
    zabitlerinden Anadolu ağası ve Rumeli ağası vasıtaları ile, az bir
    ücret ile belli bir süre için Anadolu ve Rumelideki çiftlik
    sahiplerinin ve Türk köylüsünün hizmetlerine verilirlerdi. Devşirme
    Rumeli’de yapılmış ise bunlar Anadolu’ya Anadolu’da yapılmış ise
    Rumeli’ye yollanırdı. Amaç orada deniz olduğundan memleketlerine
    kaçmalarını engellemekti. Çünkü 15 ile 20 yaş arasındakilerden kaçanlar
    olurdu. Bu şekilde hizmet eden devşirmelerden kıdemliler, sırası
    gelince yeniçeri ağasının arzı ve divan-ı hümayanun kararı ile,
    İstanbul’a getirilerek yeniçeri ağası tarafından eşkal defterine
    bakılıp, hüviyetleri hakkında kanaat oluştuktan sonra acemi ocağına
    kaydedilirlerdi. Acemi ocağı kaydedilen devşirmeye bundan sonra acemi
    oğlanı denilir ve kendisine de bir akçe yevmiye verilirdi.

    Devşirme usulünün hangi tarihi kadar devam ettiğine dair bir vesika
    zuhur etmemiştir. Yalnız Lehistan’la yapılan Bucaş muahedesinin (1672)
    üçüncü maddesinde Podolya’dan bahsedilirken “devşirme ferman olunursa
    bunlardan ve reayadan devşirme alınmaya” diye mezkurdur. 1724 de
    devşirme usulü cari idi.

    Devşirmeler hicri 12 inci asırdın ortalarına kadar Osmanlı
    İmparatorluğu tarihinde mühim rol oynamışlardır. Hatta denilebilir ki
    devletin en büyük mevkileri devşirmeler elinde idi. Anadolu ve bilahare
    Rumeli’de ekseriyet teşkil eden Türk Topraklarına merbut ve binaenaleyh
    sipahilikle mümtaz oldukları için hükümet ve hassaten saray
    hizmetlerinde kullanılmazlardı. Bu sebeple Osmanlı ricalinin çocuğu
    devşirme usulüyle alınan, İslam ve Osmanlı terbiyesi gören Hıristiyan
    çocuklarından yetişme idi.

    DEVŞİRME İLE İLGİLİ TERİMLER

    DEVŞİRME AĞASI: Yeniçeri ocağı ile saray hizmetlerinde kullanılmak
    üzere devşirme adı verilen Hıristiyan çocuklarını toplamak vazifesiyle
    gönderilen memura verilen addır. Yeniçeri zabitlerinden olan bu
    memurlara gittikleri yerlerin alakalı memurlarına gösterilmek üzere
    hüküm verilirdi.

    DEVŞİRME FERMANI: Devşirme toplamak padişah
    tarafından verilen ferman hakkında kullanılır bir tabirdir. Firman ocak
    tarafından ağalar arasından intihap olunan memura verilirdi. “Devşirme”
    tabirinde bir örneği konulmuş bulunan firmandan başka yeniçeri ağası
    tarafından mühürlü ve tamamen ferman mealinde bir mektup verilmek de
    usuldendi.

    DEVŞİRME MEMURU: Devşirme toplamak için tayin
    olunan memur hakkında kullanılır bir tabirdir. Bu iş XVI ncı asrın ilk
    yarısına kadar beylerbeyi, sancak beyi ve kadılar tarafından yapılırken
    bunların iltimas ve rüşvet almak suretiyle yolsuz hareketlerine mebni
    devşirme işi yeniçeri ocağına bırakılmıştı. Bu hizmete ocaktan
    sekbanbaşı, solakbaşı, zağarcıbaşı, turnacıbaşı, hesekiler,
    zemberekçibaşı, deveciler, veya yayabaşılardan biri bir takım maiyeti
    ile memur edilirdi. Devşirme memurunun eline fermandan başka yeniçeri
    ağası tarafından mühürlü ve tamamen ferman mealinde bir mektup verilmek
    usuldendi.





    DEVŞİRME SÜRÜSÜ: Devşirme usulüyle toplanan
    Hıristiyan çocukların yüz, yüz elli, iki yüz ve daha ziyade olmak üzere
    hükümet merkezine gönderilmeleri hakkında kullanılır bir tabirdir.
    Buradaki sürü kafile demektir. Devşirmeler sevk memuru demek olan
    sürücü adı verilen memurlar muhafızların nezaretleri altında sevk
    olunurlardı.



    SONUÇ

    Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemindeki ilk askeri kuvvetlerin Osman
    Gazi’ye bağlı atlı birlikler olduğu, bunların da aşiretlere mensup
    bulunduğu bilinir. Orhan Gazi’nin ilk zamanlarında da bunlara
    faydalanıldığı, fakat Bursa’nın fethinin uzun sürmesi, atlı birliklerin
    muhasara işlerinde ve kale zaptında pek elverişli olmaması
    görüldüğünden muntazam ve devamlı yaya birlikleri, buna paralel olarak
    da yine aynı şekilde atlı muntazam askeri bir kuvvet meydana
    getirildiği bilinir. Birincisi yaya veya piyade, ikinciler de müsellem
    adını taşımakta idiler. Bunların yanında Gaziyan-ı Rum, Abiyan-ı Rum,
    Abdalan-ı Rum, Baciyan-ı Rum isimlerini taşıyan, seferlere iştirak eden
    kuvvetler de vardı.

    Birinci Murat zamanında Yeniçeri teşkilatı kurulduğu, bunların bizzat
    hükümdara bağlı oldukları, bu modelin de Selçuklulardan ve memluklardan
    alındığı ifade olunur. Yeniçeri teşkilatının kaynağı da Acemi oğlanları
    Ocağı teşkil etmekteydi. Gelibolu’da kurulan bu ocak, İstanbul’un
    fethinden sonra önemini kaybetmekle beraber, İstanbul’da bir ayrı
    Acemi-oğlanlar Ocağı açıldığı bilinir. Gelibolu’daki devam etmiştir.

    I. Murad devrinde kurulan Yeniçeri Ocağı’na asker temini için önce
    pençik kanunu gereceğince gayri Müslim genç savaş esirlerinden
    faydalanılmış, fakat zaman fetihlerin azalması, Ankara Savaşı’ndan
    sonra da bir süre durması yüzünden devşirme yoluna başvurulmuştur. Daha
    önce İslam devletlerinde görülmeyen bu usulün Çelebi Mehmed zamanında
    (1412-1421) kullanıldığı, ancak oğlu II. Murad devrinde (1421-1451)
    kanunlaştığı anlaşılmaktadır.

    Seferlerde alınan esirlerin her biri için esirciden pençik resmi adı
    altında 245 akçe alındığı, alınan erkek eserlerden de 1/5’inin padişah
    hakkı olarak alındığı, bunların Anadolu’da Türk çiftçilerin yayına
    verildiği, orada hizmetler sırasında hem Türkçe öğrendikleri, 3-4 yıl
    sonra da getirilip Yeniçeri Ocağı’na kayd olundukları anlaşılmaktadır.

    Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın Rumeli’deki fetihleri sırasında
    harpte aldığı esirlerde kısa bir süre eğitimden sonra 2 akçe yevmiye
    ile yeniçeri yaptığı, bu usulün onun vefatından sonra da devam ettiği,
    I. Murad zamanında da bu yönetimin devam ettirildiği, harp esirlerinin
    önceleri Lapseki-Gelibolu ve Çardak arasında işleyen suvarilerin
    atlarını nakl eden gemilerde (at gemisi) 5-10 sene 2 akçe gündelik
    çalıştırıldıkları sonra da yeniçeri olmalarına karar alındığı
    öğrenilmektedir. O tarihlerde 2 akçe yaklaşık 1 milyon lira ederdi. Bu
    nizamın da ilkin 1362 veya 1363 tarihinde uygulanmaya başlandığı,
    devşirme kanunun da Çelebi Mehmed zamanında yapıldığını görmekteyiz.

    Osmanlı devşirme sistemi sonucu hazin toplumsal durumlar yaşanır.
    Osmanlı bu sistem ile Türk ve Müslüman olmayan gayri-müslim tebaadan
    erkek çocukları ailelerinden küçük yaşta alıp Enderun okullarında
    kendine özgü toplumuna yabancılaşacak bir eğitim sistemi ile
    yetiştiriliyor. Bu yetişenler ne geldikleri kökene yani Rumen, Sırp,
    Yugoslav’a, Arnavut’a vs. benziyordu ne de Türk’e onlar kendine has
    idi, yani Osmanlı idi. Bunların bir kısmı Türkçe’yi bile bilmezken bir
    kısmı ise kendi ana dilini bile bilmezdi. Bir yandan da gizli bir dil
    gizli bir din taşıdıkları iddia edilir.

Sayfayı Paylaş