Dil Anlatım Ders Notları Burada

Konu 'Dil ve Anlatım 10. Sınıf' bölümünde Moderatör Mertcan tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Mertcan

    Moderatör Mertcan Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    352
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    43

    SUNUM, TARTIŞMA, PANEL

    Sunumda Yapılması Gerekenler

    İnsan hayatı, bir toplumun içinde mevcuttur. Bu toplumda her an insanlarla iletişim içindeyiz.
    Konuşurken, yazarken, bakarken, velhasılı her zaman bir iletişimle, bir sunumla karşı karşıyayız.
    Lokantayı seçerken bile garsonların servisine dikkat ederiz. Garsonun dış görünüşü, işteki ustalığı müşteriye karşı tavrı o lokantayı seçmemizde birinci derecede etkilidir. Yemekler çok güzel ve kaliteli olabilir; ancak onu sunan bunu gerektiği gibi sunmuyorsa yani kendisi bal; yüzü sirke satıyorsa, yemekler ne kadar kaliteli olsa da asla bir daha orayı tercih etmeyiz.
    Öğretmenlerimiz derslerde cd, vcd, tepegöz, slayt, internet, bilgisayar gibi teknolojilerden yararlanırlarsa; dersi daha iyi sunmak için gayret ederlerse bizim dersi daha iyi anlamamızı sağlarlar.
    Sonuç olarak hayatımızın her köşesinde karşılaştığımız sunum konusunu bilmek ve en etkili biçimde kullanmamız gerekir.
    Bilgileri yenileyen, pekiştiren, hatırlatan, önemli noktaları öne çıkaran; bir çalışma sonucunu açıklayan; laboratuvar araştırmalarını sunan, anket sonuçlarını ifade eden; önemli olay ve olguları dile getirmek üzere yapılan konuşmalara sunum adı verilir.
    Sunumda amaç; bilgileri yenileme, araştırma ve anket sonuçlarını değerlendirme, bilime katkıda bulunmadır. Sunumlarda dinleyici kitlesinin, konuya ilgi duyan kişilerden oluşur ve sunumda eldeki teknik imkânlardan yararlanmaya özen gösterilir.



    Sunumdan önce yapılması gerekenler

    Sunumu yapan kişinin sunumdan önce bazı noktalara dikkat etmesi gerekir.
    - Öncelikle bir konu seçilmelidir. Bu konu güncel olmalıdır.
    - Sunumun hazırlığında bol ve değişik kaynaktan yararlanmak faydalıdır.
    - Sunum yerinin daha önceden görülmesi gerekir.
    - Prova yapma, kullanacağı malzemelerin kontrolü sunumu yapan kişinin amacına ulaşmasında yararlı olacaktır.


    Sunum sırasında yapılması gerekenler

    - Sunum esnasında ciddi, ağırbaşlı, temiz ve derli toplu görünüm önemlidir.
    - Sunum yapacak kişi konuşma anında ses tonuna, jest ve mimiklerine, sahneyi veya kürsüyü rahat kullanmaya özen göstermelidir.
    - Konuşmacının dinleyicilerle, başta bakışlar olmak üzere, vücut diliyle iletişim kurması daha etkili olur.
    - Konuşmacı ses ve kelimelerin doğru telaffuza özen göstermesi gerekir.
    - Sunumda, bilgisayar, cd, disket, projeksiyon cihazı, slayt makineleri, mikrofon gibi teknolojik araçlardan faydalanabiliriz.
    - Görsel malzemenin en az espri kadar konuşmanıza ilgi ve tat katacağını unutmamalıyız



    Görsel malzemenin kullanılış amacı:
    Dinleyicilerin verilen bilgileri iyi algılamaları için
    Fikirleri, kavramları vb. anlatırken zaman kazanmak için
    Yanlış anlamalardan kaçınmak için
    Fikirleri sağlamlaştırmak için
    Tat ve espri katmak için
    İyi hazırlanmış görsel malzemeyi, konuşmacı konuyla güzel ve uyumlu bir şekilde kullandığı zaman başarılı olur. Aksi durumlarda görsel araçlar dinleyicinin dikkatini dağıtabilir. Başka konuşmacı görsel malzeme kullanıyor diye değil, sizin konuşmanız görsel malzeme gerektiriyorsa kullanmalısınız.
    Rakamlar, söylendiklerinde anlaşılmaları güç şeylerdir. Görsel olarak sergilendiklerinde daha kolay anlaşılır.
    Konuşmada; %55 görüntü, %38 ses, %7 sözler etkili olduğuna göre buradan slaytın önemi daha iyi ortaya çıkar..Bu yüzden sunum esnasında, slaytlarda, konunun önemli yönlerini belirten özlü, açık ve etkili ifadeler yer almalıdır.Slayt metinlerini dinleyiciler dikkatle okurlar.Slaytlarla konuşma eş zamanlı olarak verilmelidir.
    - Sunumda, gerektiğinde daha önce hazırlanmış bazı belgeler, grafikler ve şekiller kullanılabilir.

    Malzemeleri bir başkası kullanacak ise konuşmacı ile malzemeleri kullanan kişi arasında uyumkaçınılmazdır.
    - Sunumda gereksiz ayrıntılara girilmemesi gerekir.


    Sunum sonrasında yapılması gerekenler

    - Sunum yapan konuşmacı sunumdan sonra dinleyicilerin soru sormalarına müsaade etmelidir.
    - Konuşmacı sorulan sorulara tartışmaya girmeden doyurucu, açık ve net cevaplar vermelidir.

    İyi bir sunum için nelere dikkat etmeli?

    1) Sunumdan önce kendinizi topluluğa kısaca tanıtın. Nerede okudunuz, nerede o işe başladınız, nasıl ilginizi çekti, vs vs. Bu toplulukla aranızda bir bağ kurulmasını sağlar, bir iletişim kanalı otomatik olarak açılır. Akademik hava koklamış kişilerce düzenlenen seminerlerde ekseriyetle bir oturum başkanı tayin edilir ve o sizi kısaca tanıtır ama böyle birisi yoksa siz gereğini yapın. İhmal etmeyin. Sunuma gelen herkes sizi tanıyor mu zannediyorsunuz? (20dk'dan kısa sunumlarda 1-2 cümleyi geçmeyin)
    2) Sunumdan önce mutlaka ama mutlaka seyircili prova yapın! Kim oldukları önemli değil, sadece sizi dinlesinler kafi. Bu sayede konuya, slaytların sırasına ve ne kadar süre harcadığınıza hakim olursunuz.

    Bir provadan sonra sunum performansınızın nasıl arttığına siz de şaşacaksınız.
    3) Asla sunumda söyleyeceğiniz tüm lafları copy-paste edip perdeden bunları tek tek okumayın! Örnek bir slaytta sadece ana hatlar yazıyor olmalı. Slaytı metinle doldurup bir de bunları perdeye bakıp tek tek okuyarak kendinizi küçük düşürmeyin. Burada yabancı bir sitede kullanılan "sunum dosyanızı teleprompter gibi kullanmayın" lafını tekrar etmekte fayda var Düşünün, zaten uzun olan bu blog mesajını alsam tek bir slayta kopyalayıp-yapıştırsam ve yüzümü perdeye çevirip kelime kelime bu metni okusam nasıl olurdu? Böyle bir hataya düşmeyin.
    4) Sunuma kimler gelecek? Bilgi düzeyleri nedir? Sunum dozajını bu parametrelere göre ayarlayın, milleti uyutmayın, emeğinizi rezil etmeyin Yaptığınız işe büyük bir hevesle bağlı olduğunuzdan ne var ne yoksa sunmak istiyor olabilirsiniz, ama inanın dinleyiciler buna hazır olmayabilir ve aşırı doz geri tepebilir.
    5) Görünüm çok önemli değil ama sırıtan bir şeyler giymemeye özen gösterin. Biryantinli saçlar, yakası bağrı açık altın kol düğmeli bir gömlek vs gibi felaketlerden kaçının, maça 2-0 yenik başlamayın. Sizi izleyenler kendini beğenen bir tip olduğunuzu sanmasın, antipati duymasın.
    6) Slaytları numaralandırın, 21/45 gibi hem o anki slayt numarasını hem de toplam adeti gösterecek şekilde izleyicilere bilgi sunun. Böylelikle daha ne kadar sabretmeleri gerektiğini kestirebilsinler. Bu işlemi sunum yazılımları otomatik yapıyor, üşenmeyin.
    7) Lütfen MS Office'in Ataç karakteri gibi komik clipartlar kullanmayın. Modaları çoktan geçti. Comic Sans gibi komik ötesi fontları da kullanmayın. Estetik eksiği olan grafik öğeleri sunumdan silin atın.

    Yanar döner grafiklerden, aşırı sayfa animasyonlarından ise şiddetle kaçının. Arka plan rengine ve onun üzerine yazdığınız metnin rengine özen gösterin, hiç beceremiyorsanız beyaz üstüne siyah yazın bitsin gitsin.
    8 ) Çok küçük font kullanmayın! Sakın! Kod içeriğini vesaireyi gösterecekseniz zoom özelliği olan bir yazılım kullanın ki en arkada oturanlar da metni okuyabilsin.
    9) Sunum süresi: 15-20 dk en ideal süredir. Derin olmayan bir konuda 20 slayt bu sürede prova yaptıysanız mis gibi sunulabilir. Ama detaylı bir konu anlatıyorsak ve oturumu düzenleyenler bize süre verdilerse ne olacak? 45 dakikayı aşmayın. Aslında sadece maksimum 20 dk ilgilerini size odaklayabilirler. Elbette bazı istisnalar var ve bazı taktikler ile 1-2 saat sıkılmadan dinlemelerini sağlayabilirsiniz:
    - Esprili bir anlatım, slayttakinden bağımsız bir konuyu gündeme getirmek
    - Konu içeriğinin iyi anlaşılmasını sağlayacak günlük yaşamdan seçilmiş basit benzetme ve örnekler.
    - Multimedya, fotoğraf, illüstrasyon içeren slaytlar (aynen film sunulan otobüs yolculuklarının insana kısa gelmesi gibi). Aman ha; sesli videolardan kaçının.
    - Anlattığınız şeyin pratik uygulamalarını göstermek. Mesela, AJAX anlatıyorsanız ve laf uzadıysa bahsettiğiniz örneğin gerçek bir uygulamasını göstermek için sunumdan çıkıp tarayıcınıza başvurun
    - Hata yapın. Örneğin bir kod sunuyorsanız, bırakın ilk seferde çalışmasın. İzleyenler bu sayede size tekrar odaklanırlar ve hatanızı sizinle birlikte aramaya kalkarlar.
    - 2 yönlü "full duplex" iletişim. Anlattığınız konu ne kadar ilgi çekici ve uyku kaçırıcı da olsa seyircilerinizin de sunumda ses çıkartmalarına müsaade edin, onları özendirin. İstedikleri yerde soru sorabilsinler(ama vakit alacak soru soranlara müdahale edin, cevabı sonra vereceğinizi söyleyin).
    İzlemeye gelenlerin gözlerine bakmayı ihmal etmeyin. Onlara sorular yöneltin.
    10) Tam hakim olmadığınız bir konuda sunum vermekten kaçının. Cevabını veremeyeceğiniz soruları kalkıp sunumunuza eklemeyin. Ve yavaş tempo ile masal anlatır gibi konuşmayın, canlı ve hızlı konuşun.
    - Sunumun en başında sunumun bir kopyasını internete koyacağınızı belirtin. Internete koyamayacağınız bir içerik ise bunu da belirtin.
    - Çalışmanızla ilgili materyali, tablo ve grafikleri el altında bulundurun. Birisi sorar, lazım olur, sunuma koymanız gerektiğini hatırlarsınız veya laf bir şekilde oraya gelir.
    - İlk slaytlardan birine "içindekiler" başlığı ile sunumda izleyeceğiniz rotayı ve ana başlıkları sunun.
    - Sunumunuzu kayıt edin Böylelikle nerelerde hata yaptığınızı ve konuşmanızın nerelerini düzeltebileceğinizi görebilirsiniz. Bir mp3 çalar kafi.
    - Sunumdan önce masaüstünüzü ve flash diskinizi temizleyin; Splash screen'deki Lisanslı kullanıcı hanesinde "Ali Baba" yazmadığına emin olun Böyle yazıyorsa bari PDF yapın, onu sunun.
    - İlk defa bir kitleye sunum yaptığı her halinden belli olan bir "acemiyi" gördüğünüzde ona destek çıkın, işini kolaylaştırın Sunumdan sonra yaptığı hatalar varsa özel olarak kendisine fısıldayın.
    - İşin erbabının güzel sunumlarını internetten çekin ve dersler alın. Profesyonel firmaların (mesela Nokia, Novell gibi) veya işin erbabının sunum slaytlarını yine internetten çekip kullandıkları fontlara,imajlara, slaytlarının yapısına dikkat edin.
  2. Moderatör Mertcan

    Moderatör Mertcan Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    352
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    43
    Anlatım ve Anlatıma Hazırlık

    Kişinin iletmek istediklerini belli bir dilin kuralları içinde sözlü ya da yazılı olarak dışa vurmasına anlatım denir. Anlatımda zihinde tasarlananların dile dönüştürülmesi söz konusudur. Anlatım iki şekilde gerçekleşir: Sözlü anlatım ve yazılı anlatım.

    Sözlü anlatım, duygu ve düşüncelerin sözle yani konuşma yoluyla anlatılmasıdır. Sözlü anlatımda konuşan ve dinleyen veya dinleyenler vardır. Yazılı anlatım, duygu ve düşüncelerin, olay veya durumların belli bir planla anlatılmasıdır. Sözlü anlatım anlıktır, geçicidir. Yazılı anlatım metne dayalı olduğundan kalıcıdır. Bu anlatımda yazan ve yazılanları okuyanlar vardır. Yazılı anlatımda başarılı olmak için her şeyden önce sözcüklerin doğru ve yerinde kullanılması gerekir. Kapalı anlatımdan uzak durulmalı, sade bir anlatım kullanılmalıdır. Ayrıca yazılı anlatımda konu, bir plan dâhilinde anlatılmalı, yazı hem doyurucu hem inandırıcı olmalıdır.

    Duygu veya düşünceler ister sözlü ister yazılı olarak ortaya konsun bir hazırlık gerektirir. Bu hazırlık süreci, birbirine bağlı farklı aşamaları içerir. Bunlar konuyu seçmek, amaç belirlemek, bilgi toplamak, sentez yapmak, anlatım yöntemini belirlemek, bütünlük oluşturmak, dipnot koymak ve kaynakça hazırlamaktır.

    Konuyu Seçme

    Konu, yazının temelini oluşturur. Çünkü yazar, duygu ve düşüncelerini bir durum, olay, olgu veya sorundan yola çıkarak işler. Bu açıdan yazara, düşüncelerini iletme olanağı veren temel öğe, konudur. Konu geniştir, her konuda yazı kaleme alınabilir. Konu işlenirken yazarın, konu hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Bunun yanında yazar, konusunu seçerken okurun ilgisini de dikkate almalıdır. Hakkında yeterli bilgi sahibi olunmayan konularda yazmak, yazının etkisini azaltabilir.

    Amaç Belirleme

    Amaç, yazarın yazısını yazma nedenidir. Yazarın konudan hareketle okura iletmek istediği temel düşünce, yazının amacıdır. İleti, yazının belkemiğidir. Yazı, onu açıklayan, tamamlayan ve ona hizmet eden düşüncelerle desteklenerek geliştirilir. Yazarın neyi, nasıl ve niçin anlatacağını belirlemesi, ona düşüncelerini daha planlı olarak verme kolaylığı sağlayacaktır. Bu, yazıdaki dağınıklığın önüne geçecek, yazarın okura daha yararlı olmasını sağlayacaktır.

    Bilgi Toplama

    Konuyu ve amacını belirleyen yazar, kendisi için gerekli olan bilgileri kendi düşünce birikiminden ve deneyimlerinden elde edecektir. Ancak bunlar her zaman yeterli olmaz. Düşünsel bir metin geliştirilirken yazar, kendi dışındaki bilgi kaynaklarına da ulaşmalıdır. Şimdi yazarın, araştırma yoluyla ulaşacağı bilgi kaynakları üzerinde duralım. Bu kaynaklar gözlem, kaynak araştırması, okuma, özet çıkarma, not alma ve alıntı yapmadır.

    Bir yazı ya da eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapmaya gözlem denir.

    Yazarın kaleme alacağı konu ile ilgili farklı kaynaklardan yararlanmasına kaynak araştırması denir. Kaynak araştırması konuyu kapsamlı bir şekilde öğrenmek için gereklidir. Yazar, işleyeceği konuyla ilgili bilgileri gazete, dergi, ansiklopedi gibi kaynaklardan okuma yoluyla elde eder. Okuma en önemli bilgi kazanma ve bilgileri genişletme yoludur.

    Yazılı bir metni, özünü bozmadan, kısa cümlelerle, ana çizgileriyle yeniden yazmaya özet çıkarma denir. Özette metnin iyi okunması, konu ve iletinin saptanması gerekir. Özetle ayrıntılara yer verilmez.

    Bir metinde, bir konuşmada iletilenleri maddeler hâlinde, ana çizgileriyle belirlemeye not alma denir. Not alma yazı veya konuşmayı iyi anlamayı gerektirir.

    Bir metin oluşturulurken başka bir yazarın yazısından ya da kitabından alınmış parçaya alıntı denir. Alıntıda amaç, yazarın kendi düşüncelerini alanında uzman başka kişilerin düşüncelerinden hareketle daha belirgin hâle getirmek ve kanıtlamaktır. Alıntılar tırnak içinde aktarılır.

    Sentez Yapma

    Parçaları bir araya getirip bir bütün olarak birleştirmeye sentez denir. Sentez yazılı bir metinde elde edilen bilgilerin bir elemeden geçirilmesiyle gerçekleştirilir. Bu sayede mevut bilgilerden yeni sonuçlara ulaşılabilir.

    Anlatım Yöntemi Belirleme

    Bir duygu, düşünce veya konuyu söz veya yazıyla bildirmeye anlatım denir. Duygu ve düşünceler farklı anlatım yöntemleriyle dile getirilebilir. Bunun için yazarın, anlatacağı konuya göre bir yöntem belirlemesi gerekir. Çünkü bilimsel bir konu ile bir olay aynı şekilde anlatılmaz. Yazar bazen açıklama yöntemine, bazen kanıtlama yöntemine, bazen öyküleme yöntemine, bazen betimleme yöntemine başvurur. Yer yer konu ve amaca uygun olarak örneklendirmelere, karşılaştırmalara, tanımlamalara, sayısal verilere başvurur. Böylece düşüncelerini kanıtlarken, betimleme yaparken veya bir olaydan söz ederken farklı anlatım yöntemleri kullanmış olur. Bu, hem anlatımı düzenler hem anlatılanların etkileyici olmasını sağlar.

    Bütünlük Oluşturma

    Bir metinde anlatılan konu kadar anlatılanların iyi bir planla ortaya konması da önemlidir. Yazı veya konuşmadaki bütünlük, konunun anlaşılırlığını ve akılda kalmasını kolaylaştıracaktır.

    Dipnot Koyma

    Yazarın metinde geçen kimi bilgilerle ilgili sayfa altına veya çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisine dipnot denir. Dipnot sayesinde alıntıların aktarıldığı kaynak belirtilir. Dipnotlar, o konuda yazmak isteyenlere başvuru kolaylığı sağlar.

    Kaynakça Hazırlama

    Yazı ya da eserin hazırlanma sürecinde yararlanılan kaynakların verildiği listeye kaynakça (bibliyografya) denir. Bu listede yararlanılan kaynakların yayınevi, yazarı, adı, yayımlandığı tarih gibi bilgilere yer verilir: SAFA, Peyami (2000), Fatih-Harbiye: Ötüken.
  3. Moderatör Mertcan

    Moderatör Mertcan Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    352
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    43
    Konu nedir?



    Her yazım ve anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu günlük olaylardan alınabileceği gibi insanlar arası ilişkilerden, toplumsal gerçeklerden, sorunlardan, bilim ve teknolojiden, sanattan, kısaca yaşamın her kesitinden seçilebilir. Söz gelimi "aşk" duygusal, "eğitim" toplumsal, "optik" bilimsel bir konudur. Bu konular çok geneldir, bu ana konuların alt başlıklarla sınırlandırılması gerekir. Bilimsel bir konu aynı zamanda toplumsaldır; bu nedenle anlatım konularını kesin sınırlarla ayırmak güçtür. Yine konular; nesnel ise somut konular, nicel ise soyut konular diye de ayrılır. Konu alanı olarak toplumun her kesimi alınabilir. Örneğin, okul öncesi eğitimi konu alan bir yazı için köy, varoş, gecekondu, aydın kesim, Amerika, Japonya... gibi alanlardan biri seçilebilir.


    Konu seçiminde göz önünde bulundurulacak özellikler şunlardır:
    . Kişi, konu seçerken bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konuyu seçmelidir.
    . Konu, geliştirmeye uygun olmalıdır.
    . Konu, bilimsel gerçeklerle çelişmemelidir.
    . Konu, türlü yorumlara yol açmayacak kadar inandırıcı ve açık olmalıdır.

    Tema -Tem nedir?

    Bir sanat eserinin merkezinde yer alan temel duygu ve düşünce demektir. Konu ve ana düşünce ile yakınlığı nedeniyle onlarla karıştırılmaması gereken bir terimdir. Konunun somut nitelikli olmasına karşılık, tema soyut özellikler gösterir.

    Bir eserin teması, onun konusu değildir. Konunun çok özel bir biçimde işlenmiş ayrıntısıdır.

    Ölümün konu edildiği bir eserde "ölüm karşısında duyulan hüzün", bu eserin teması olarak ifade edilebilir. Bir şeyin edebiyat eserine konu edilmesi için, bir yazar veya şairin o konuyu seçmiş olması yeterlidir. Oysa tema, edebî şahsiyetin sanatçı yönünün, yorumlama gücünün bir göstergesidir.

    Tema bütün sanat dallarının ortak terimlerinden biridir.

    İnançlar ve kültürel değerler, herhangi bir temanın farklı toplumlarda, hatta aynı toplumda bile değişik biçimlerde ele alınmasına neden olur. Söz gelişi aşk teması, edebiyatın bir döneminde ince duyarlıkları ifade ederken, başka bir dönemde maddî hazların ifade aracı olarak işlenebilir.

    Tema bir eserde, insandaki beyin gibidir. Eserde anlatılan her şeyde ve anlatma biçiminde temanın etkisi vardır. Edebî şahsiyetin eserini yazma amacı, doğrudan doğruya tema ile ilgilidir. Eğer bir eserin teması doğru belirlenirse, eserin doğru anlaşılma şansı da artar.

    Bir eserin değerini konusu değil teması belirler. Bunun gerçekleşmesi ise, temanın düşünce dokusu ve yorumlanışı ile ilgilidir. Bir eserin konusunun nasıl yorumlandığı sorusuna bulunan cevap, temanın belirlenmesinde ipucudur.

    Eserin bütününe hakim olan bir tema, iyi işlenmek kaydıyla, eserin sağlam bir kompozisyon kazanmasında etkili olabilir.

    Tema soyuttur ve soyutluğun derecesi edebî şahsiyetin özellikleriyle yakından ilgilidir. Tema, somut verilerle desteklendiği zaman eserin başarısı artar.

    Bir edebî eser veya metin, birden fazla temadan meydana gelebilir. Fakat bunlardan biri veya birkaçı edebî eser veya metinde daha bir önem kazanmış olarak karşımıza çıkar. İkinci, üçüncü derecedeki temalar, asıl temayı besler, eseri zenginleştirir. Eserin daha iyi anlaşılmasını kolaylaştırır.

    Şiirde Tema

    Her eserin bir yazılış amacı, iletmek istediği bir mesaj vardır. Eserde iletilmek istenen mesaja "tema" denir. Şiirde daha çok duygu ve hayaller işlenir; bir şiirde yoğun olarak işlenen duygular ve hayaller şiirin temasını oluşturur. Şiiri oluşturan her birimin bir teması vardır. Bu temalar birleşerek şiirin ana temasını oluşturur. Şiirde işlenen temalar soyut bir kavram veya düşüncedir, bu soyut kavramlar şiir dışında da vardır. Şiirle somutlaştırılan temaya da "konu" denir. Aynı temayı işleyen birden çok şiir vardır. Ancak bazıları diğerlerinden daha başarılıdır; bunun nedeni, temanın işleniş biçimidir.
    Şiirde işlenen temanın şiirin yazıldığı dönemle ve şairle ilişkisi vardır.


    Örnek:

    Mert dayanır, namert kaçar
    Meydan gümbürgümbürlenir
    Şahlar şahı divan açar
    Divan gümbür gümbürlenir

    Yiğit kendini öğende
    Oklar menzilin döğende
    Şeşper kalkana değende
    Kalkan gümbür gümbürlenir

    Ok atılır kalesinden
    Hak saklasın belâsından
    Köroğlu'nun narasından
    Her yan gümbür gümbürlenir (Köroğlu )

    Şairin şiirde iletmek istediği mesaj yiğitlik ve yiğitliğin gücüdür. Şair savaş tasvirleriyle yiğitliği somutlaştırmıştır.

    Şiirin konusu "yiğitleri övme"dir.

    Şiirin yazıldığı dönem ve şairle ilişkisi:

    Köroğlu 16. yüzyılda yaşadığı sanılan bir şairdir. Bolu'nun Gerede ilçesindendir. Celâlî İsyanları'na karışmıştır. Sivas - Tokat arasındaki kervan yollarını kesmiş, aldıklarını fakir halka dağıtmıştır. Babasının intikamını almak için dağa çıkmış Bolu beyine karşı savaşmış; güçsüzleri, haksızlığa uğrayanları korumuş bir yiğittir.

    Görüldüğü gibi şairin hayatında öne çıkan en önemli özellik yiğitliği; yaşadığı dönemin en önemli özelliği ise haksızlıkların olmasıdır.

    Şiirin teması ve yapısı arasında ilişki vardır. Tema, şiirin yapısı ve anlatımıyla somutlaştırılır. Yapıyı meydana getiren ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlerin tümü "tema"yla birleşir. Temayı bulmak için "Şair, bu şiiri niçin yazmıştır?" sorusunu sorarız, aldığımız yanıt bize temayı verir.
  4. Moderatör Mertcan

    Moderatör Mertcan Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    352
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    43
    Anlatımda Sınırlandırma

    İyi bir iletişim, gönderici ile alıcı arasındaki ilişkiye bağlıdır. Bu iletişimde iletinin, kanalın, dönütün, bağlamın payı vardır. Bunun yanında iletişimde başarı, iletinin yani konunun seçilmesi, sınırlandırılması ve somutlaştırmasına bağlıdır.

    Yazar, önce konuyu yani neyi anlatacağını belirlemelidir. Bu, kişisel, toplumsal, bilimsel, evrensel bir konu olabilir. Konuyu seçtikten sonra sınırlandırmalıdır. Yazarın konuyu sınırlandırması, konunun iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Çünkü kapsamı belirlenmemiş bir yazı okuru sıkar, onun dikkatini dağıtır. Aynı zamanda iletiyi etkisiz hâle getirebilir. Bu açıdan yazar, konuyu işlerken amacım belirlemeli, bu amaç doğrultusunda konuyu sınırlandırmalıdır.

    Başlık ve anlatım türü de konuyu sınırlanma yöntemlerindendir. Çünkü başlık, yazının konusunu sınırlandırır, ana düşüncesini çağrıştırır. Konumuz "tiyatro" olsun. Bu, çok geniş bir kavramdır. Bu kavramı genelden özele doğru sınırlandırabiliriz: “Türk tiyatrosu, Millî Edebiyat Döneminde Türk Tiyatrosu, Faruk Nafiz Çamlıbel'in tiyatro eserleri vb.”

    Temanın soyut bir kavramdır. Soyut temalar; kişi, yer, zaman, durum bildiren dil birlikleriyle sınırlandırıldığında somut hâle gelir. Bunun dışında başlık, anlatıcının tavrı ve amacı da temayı somutlaştıran unsurlardır. Demek ki konunun somutlaştırmasında yazı türlerinin önemli bir yeri vardır. Çünkü şiir, deneme, hikâye gibi yazı türleri aracılığı ile konu somutlaştırılabilir. Bir yazar roman, hikâye veya tiyatro ile, bir şair şiirle konuyu somutlaştırabilir.
  5. Moderatör Mertcan

    Moderatör Mertcan Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    352
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    43
    Anlatımın ve Anlatıcının Amacı

    Etkili bir iletişim için iletişim öğelerinin (gönderici, ileti, kanal, alıcı, bağlam) tam olması gerekir. Gönderici iletisini alıcının anlayabileceği dil kodları ve kanal yardımı ile gönderir. Gönderici ile alıcının ortaklıkları ne kadar fazla ise iletişim o kadar etkili oiur (ortak deneyim, ortak bilgi birikimi, ortak dil özellikleri vb. )

    İletişimde en etkili öge dil'dir. Beden dili, jest-mimiklerle de iletişim kurulsa da en yaygın ileti*şim biçimi dil ile iletişimdir. Öyle ki görme ve duyma problemi olanlar dahi kendilerine has bir dil sistemi ile iletişim kurmaktadır. Dil öğelerinin hem iletilmesi kolaydır hem de ifade gücü yüksektir. Sözcüklerin anlam alanının genişliği iletişim alanımızı da genişletir. Aynı sözcük farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir. Bu zenginlik iletişimde dilin vazgeçilmez bir öge olduğunu kanıtlar.

    Muhatap sözcüğünün iletişimdeki karşılığı alıcı'dır. Anlatımda üslubumuz alıcıya göre değişmelidir; çünkü herkesin anlama, algılama şekli farklıdır. Ayrıca kişilerle aramızdaki yakınlık derecesi de üslubumuzu değiştiren etkenlerdendir. Örneğin; başımızdan geçen bir olayı annemize, arkadaşımıza, sevmediğimiz birine anlatırken birbirinden farklı dil kodlarını kullanırız. Bu farklılık hem kişiler arası yakınlık derecesi için zorunludur hem de karşımızdaki insanın anlayabileceği dilden konuşup ideal bir iletişim için.

    Üslup: İfade tarzı. Sanatçının duyuş. düşünüş ayrılığı. Her şair ve yazarın kendine göre bir üslubu vardır.

    Anlatımda üslup, amaca ve muhataba göre değiştirilir;çünkü iletişim kurulan kişi yani alıcının durumuna göre ve göndericinin amacına göre iletişim kanalında değişiklik yapılabilir.

    Bir konu herhangi bir amaçla yazılmışsa anlatım biçiminde bu amaca göre şekillenir.
    Örnek: Su iki hidrojen bir oksijenden oluşur. Maddenin üç halinden biridir. (bilimsel)

    Su insan hayatının vazgeçilmezlerinden biridir. İnsan hayatında deyimlerin içine kadar bile girmiş olan bu madde hayatın kaynağı kabul edilir. (sanatsal)

    İstanbul un en büyük sorunlarından biri olan su sorunu son yıllarda yapılan çalışmalarla çözüme kavuşturuldu.

    Not: İletiyi gönderene gönderici, iletiyi alana alıcı, göndericinin vermek istediği mesaja ileti, iletiyi gönderme şekline kanal, iletişimin gerçekleştiği ortama bağlam, alıcının iletiyi algılayarak verdiği cevaba dönüt denir.

    Yazılı ve sözlü her türlü anlatımda anlatıcı ile okuyucu/dinleyici arasında anlatımın amacı etrafında şekillenen bir ilişki vardır. Bir anlatıcı genel olarak ya coşku ve heyecanlarını ifade etmek ya bir olayı anlatmak ya da bir şeyi öğretmek amacıyla anlatımını gerçekleştirir. İşte anlatıcıyı bir şeyleri anlatmaya iten neden, o anlatımın amacıdır.

    Anlatıcı anlatma eylemine girişmeden önce şu sorulara cevap bulmalıdır:
    • Ben bu anlatımı hangi amaçla gerçekleştireceğim? Bu metin/konuşma, okuyucularda/dinleyicilerde ne tür etkiler uyandırmalıdır ?

    • Bu metin/konuşmanın muhataplarının nitelikleri nelerdir?
    Anlatıcı bu sorulara net cevap verdikten sonra "anlatımın oluşumu" aşamasına geçmelidir.

    Bu durumu bir örnekle açıklayalım:
    Vatan temalı bir metin yazmaktaki amacım nedir? Bu soruya ne tür cevaplar verilebilir:

    » Vatan savunmasında emeği geçen kişileri hatırladıkça coşkuya kapılıyorum.
    » Bir şiir yazarak coşkularımı başkalarıyla da paylaşmak istiyorum.
    » Vatanın tehlikede olduğunu düşünüyor, yurttaşları bu konuda uyarmak istiyorum.» Vatan tehlikededir diyenlerin ülkeyi felakete sürüklediklerini düşünüyorum.
    » Vatanla toprak parçası arasındaki farkı vurgulayarak yurttaşların bu konuda bilinçlenmesini istiyorum.
    » Vatanı olanlarla vatansızlar arasındaki farkı ortaya koyarak vatanın niçin önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

    Ben bu metni kimler için yazacağım, hedef kitlemi kimler oluşturmaktadır?
    » Siyasi konulara ilgi duymayıp edebi metinleri okumakla yetinenlerdir.
    » Gazetede günlük yazılar yazıyorum.
    » Hedef kitlem, ortaöğretim gençliğidir.
    » Ulaşmak istediğim kesim vatan sevgisini yeterince hissetmeye entelektüellerdir.


    Bu tür cevaplar uzayıp gider. Anlatıcının, metnini kim ve ne için oluşturacağına karar vermesi son derece önemlidir. Çünkü metnin uzunluğu–kısalığı, derinliği-yüzeyselliği vb. bu sorulara verilecek cevaplara göre belirlenecektir.


    Anlatımın bir amaç doğrultusunda şekillenmesinin, metni/konuşmayı ne şekilde etkilediğini göstermek için; başka bir örnek daha verelim: "Su" ile ilgili metin yazmak isteyen bir kişi, anlatımının amacını belirlemek için kendisine şu soruları sormalıdır: "Suyu konu alan bir metin yazmaktaki amacım nedir? Bu metin, okuyucuda hangi etkiyi uyandırmalıdır?" Bu sorulara şu tür cevaplar verilebilir:

    » Ben bir şairim. Suyun bende çağrıştırdıklarını, bana hayal ettirdiklerini, bende uyandırdığı coşku ve heyecanları dile getirmek istiyorum.
    » Ben bir bilim adamıyım. İnsanlar, en çok tükettikleri sıvının bilimsel niteliklerini öğrenmek isteyebilirler. Ben suyun kimyasal ve fiziksel özelliklerini anlatarak insanların bu konudaki meraklarını giderebilirim.
    » Ben bir gazeteciyim. Barajlardaki su seviyesinin azaldığını gözlemliyorum. Bu konuda bir haber yazısı yazarak kişileri suyu daha tutumlu kullanmaları yönünde etkileyebilir.



    Anlatımda Anlatıcının Tavrı



    Edebiyatın ele aldığı konular geçmişten günümüze kadar pek fazla değişikliğe uğramamıştır. İnsan ne yaşarsa onu anlatır, yaşanan temel olayların değişmemesi edebiyat eserlerinde konuların değişmemesini beraberinde getirmiştir. Fakat eserler incelendiğinde aynı konuda yazılmış eserlerin birbirinden çok farklı özellikler gösterdiği görülür. Bunun sebepleri; metin türlerinin faklılığı, yazar ve şairlerin farklı edebiyat anlayışları benimsemeleri, bilgi birikimlerinin, ilgi alanlarının, kişisel özelliklerinin, yetişme tarzlarının, inançlarının, geleneklerinin vb. pek çok şeyin farklı olmasıdır.

    Yağmur bir şoför için trafik sıkışıklığını ve kaza riskini, bir sokak çocuğu için zaten zor olan yaşam şartlarının daha da zorlaşmasını, bir çiftçi için ürünlerinin verimli olmasını, bir şair için de hayallerini tetikleyen bir ilham kaynağı anlamı taşıyabilir.

    İnsan, çevresindeki pek çok olayı, durumu veya nesneyi kendi iç dünyasına göre yorumlar, değerlendirir çoğu zaman. Yaşadığımız yer, toplumdaki statümüz, ruh halimiz olaylara bakış açımızı etkiler. Geçimini sağlayamayan veya kıt kanaat geçinen birinin ekonomik olaylara bakışıyla yeterince iyi kazanan birinin bakış açısı ve yorumları birbirinden farklı olacaktır. Başka bir örnek verecek olursak; çok sevdiği birini kaybeden bir ressam güneşli bir günde yaptığı resimde güneşi siyah çizebilir.

    Aynı temada ortaya konulan metinlerin farklı olmasının sebebi, her sanatçının bakış açısının ve ifade tarzının farklı olmasıdır. Ayrıca değişen zaman ve mekan, insanların düşüncelerinin farklılaşması, aynı temanın farklı tarzlarda yorumlanmasını da beraberinde getirir.

    Yazarlar eserlerinde kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilen nesnel yargılar kullanabileceği gibi; kişisel düşüncelerini ve duygularının ifade edeceği öznel yargılara başvurabilir.


    İstanbul Türkiye'nin en güzel şehridir. (Öznel anlatım)
    İstanbul Türkiye'nin en kalabalık şehridir. (Nesnel anlatım)

    Yazarın başkasından öğrendiklerini, duyduklarını ifade etmek amacıyla gerçekleştirdiği anlatım dolaylı anlatım, kendi gözlemlerini ve deneyimlerini dile getirdiği her düzeydeki anlatım ise doğrudan anlatımdır.


    Ahmet Haşim'in şiirlerini çok seviyorum. (Doğrudan anlatım)
    Ahmet Haşim Suriye'de doğmuş. (Dolaylı anlatım)

    Yazarın metinde somut veya soyut kelimeler kullanması anlatımda somut veya soyut olması bakımından anlatımı etkiler. Somut anlatım daha çok bilimsel, soyut anlatım ise daha çok felsefi metinlerde kullanılır.


    "sevgi" konusu ele alınan bir metinde konunun ele alınış biçimi soyuttur.
    "televizyon"konusu ele alınan bir metinde konunun ele alınış biçimi somuttur.


    Anlatıcının duyu organlarıyla anlatımı somut anlatım özelliği kazanır, bunların dışında ki anlatıcının başkalarından işittiği veya deneyimlerini ifade ettiği anlatım ise soyut anlatım özelliği kazanır.

    Not: İletişimde anlatıcı ile anlatılan nesne veya konu arasındaki ilişki anlatımım öznel veya nesnel, doğrudan veya dolaylı, somut veya soyut olması bakımından anlatımı etkliler.

Sayfayı Paylaş