Dil Bilgisi

Konu 'Türkçe 7. Sınıf' bölümünde мoʀαoʀ tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94

    SÖZCÜKTE ANLAM

    A. Anlam Bakımından Sözcükler

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    B. Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    SÖZCÜK (KELİME)

    Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

    SÖZCÜKTE ANLAM

    Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

    Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

    A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

    Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

    1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

    Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.

    Meselâ, "ağız" dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. "göz" kelimesi de öyle.

    Soğuktan su boruları patlamış.

    Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

    Biraz sonra toprak bir yola girdik.

    Kanadı kırık bir martı gördüm.

    Soğuk sudan boğazı şişmişti.

    Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.

    Dün gece erken yattım.

    Sıcak çorbayı içince rahatladım.

    Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.

    Ahmet'in burnu iyi koku alır.

    Ağzında yaralar oluşmuştu.

    Elini hırsla masaya vurdu.

    İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

    Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

    2. YAN ANLAM

    Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

    Meselâ "göz" dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama "iğnenin gözü", "çantanın gözü", masanın gözü" tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

    Meselâ, "düşmek" kelimesi "Meyveler tek tek yere düştü" cümlesinde temel anlamda; "Çocuğun pantolonu düşüyordu", "Bu yılın ilk karı düştü" ve "Kavakların gölgesi yola düştü" cümlelerinde yan anlamdadır.

    Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)

    Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.

    Uçağın kanadı havada parçalanmış.

    Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

    Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.

    Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

    Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

    Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.

    Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.

    Yokuşun başına kadar koştuk.

    Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla "geçilen yer" demek olan "yol" kelimesi "yöntem, metot" anl***** gelerek soyutlaşmıştır.

    Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb

    3. MECAZ ANLAM

    Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

    Bu konuyu bir daha açmayacağım.

    İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

    Derdim çoktur, hangisine yanayım.

    Doktora boş gözlerle bakıyordu.

    Bu şarkıya bayılıyorum.

    Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

    Yakında savaş patlayacak.

    Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.

    İnce işlere aklım pek ermiyor.

    Kitapları taşırken kolum koptu.

    İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.

    Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

    Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

    Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

    Mecaz anlamlar,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    da denir.


    "Kurban olam, kurban olam

    Beşikte yatan kuzuya" (açık istiare)

    "Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor." (kapalı istiare)

    İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    adıyla söz sanatlarında da işlenir.)


    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl

    Saçını kestir demedim mi?

    Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.

    Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

    Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

    Orhan Veli'yi okur musun?

    4. DEYİM ANLAM

    Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

    Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?

    Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.

    Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.

    Her gördüğüne dudak büküyordu.

    Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

    İki genç adam boğaz boğaza geldi.

    Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

    Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

    Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.

    Matematiği aklım almıyor.

    Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.

    Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.

    Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.

    Bizimkinin iyice çenesi düştü.

    Göze girmek için her şeyi yapıyor.

    İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.

    Bu soruya kafa yormanı istemiştim.

    Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.

    Burası çok ayak altı, şurada duralım.

    Deyimlerin özellikleri:

    a)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.


    Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,

    "ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,

    "ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,

    "dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,

    "tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.

    Ama istisnalar yok değildir: "baş başa vermek" ve "kafa kafaya vermek" gibi.

    Araya başka kelimeler girebilir:

    "Başını derde sokmak" Başını son günlerde hep derde soktu.

    b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: "Çam sakızı çoban armağanı", "dili çözül-", "dilinde tüy bit-", "dilini yut-"

    c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

    • 1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
    ağzı açık, kulağı ****k,

    eli uzun, kaşla göz arasında,

    bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,

    can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,

    pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,

    kafayı ye-, aklı alma-,

    akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,

    bel bağla-, çenesi düş-,

    göze gir-, dara düş-,

    • 2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
    Yorgan gitti, kavga bitti.

    Dostlar alışverişte görsün,

    Çoğu gitti azı kaldı,

    Allah bana ben de sana,

    Atı alan Üsküdar'ı geçti,

    Tut kelin perçeminden,

    Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,

    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.

    Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,

    Ne şiş yansın ne kebap,

    Fol yok yumurta yok ..

    d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

    e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı ****k, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

    Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

    f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

    Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)

    Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)

    Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)

    O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

    g) Kafiyeli deyimler de vardır:

    Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

    5. TERİM ANLAM

    Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

    Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

    Örnek: kök, mısra, muson.

    "yüklem, özne, kök, zarf", dil bilgisi terimleri; "üçgen, daire, çap", kelimeleri de geometri terimleridir.

    Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

    Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında *****, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

    Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

    Boğaz'ı geçip Karadeniz'e ulaştık.

    Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

    Ağacın kökleri çok derinde.

    Üçgeninaçıları toplamı 180'dir.

    6. ARGO ANLAM

    Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.

    Argo, dil içinde bir dil gibidir.

    Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.

    Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.

    Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.

    Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.

    Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.

    "Canına yandığımın dünyası" gibi.

    abdestini vermek: azarlamak

    aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek

    röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek

    piliç gibi: güzel ve sevimli kız

    mektep çocuğu: acemi, toy

    zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak

    yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek

    arakçı: hırsız

    bal kabağı: *****, ********

    torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak...

    7. SOYUT ANLAM

    Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

    Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

    8. SOMUT ANLAM

    Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

    Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...

    Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

    "Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum."

    9. GENEL ve ÖZEL ANLAM

    Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.

    Varlık-canlı-insan-Ahmet

    Metin-paragraf-cümle-kelime-hece-harf

    B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

    1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

    kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...

    Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: "kara bahtlı" kelime grubunda "kara" kelimesinin yerine "siyah" kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

    Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:

    deprem-yer sarsıntısı-zelzele,

    kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

    2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.

    göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,

    Kardeşim sana küsmüş.

    Kardeşim sana kırılmış.

    Kardeşim sana gücenmiş.

    Kardeşim sana darılmış.

    Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.

    Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)

    Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)

    Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)

    Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

    3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.

    Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,

    Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.

    "sevinmek" karşıtı sevinmemek değil "üzülmek"tir.

    Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.

    "doğru" kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede "eğri" olurken, diğerinde "yanlış" olabilir.

    İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki "ağır" kelimesinin ağır olmayan anlamındaki "hafif"le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

    4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER

    Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.

    Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir

    Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz

    Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi

    Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:

    Siyah anlamındaki "kara" ile "kar-a" (-a: yönelme hâl eki) gibi

    "Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar"

    "Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar"

    Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya

    Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya

    "hala" ve "hâlâ", "kar" ve "kâr", "adet" ve "âdet" kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.

    5. İKİLEMELER

    Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.

    ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya ...

    Yapı Yönüyle İkilemeler:

    a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, ****k deşik, eş dost

    b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak...

    c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ....

    d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş ...

    e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl ...

    f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü

    g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur ...

    İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.

    6. YANSIMALAR

    Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.

    tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır...

    Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.

    "miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı"

    7. atasÖzlerİ

    Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.

    Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.

    Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler

    Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler

    Çoğu mecazlıdır.

    Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.

    Genel bir yargı bildirir.

    Öğüt verme amacı taşır.

    At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.

    Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

    Böyle gelmiş, böyle gider

    Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.

    Damlaya damlaya göl olur.

    Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.

    Eden bulur.

    Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.

    Göz görmeyince gönül katlanır.

    Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.

    Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.

    Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.

    Üzerine laf düşmedikçe konuşma.

    Vakitsiz açılan gül çabuk solar.

    8. DOLAYLAMA

    Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.

    "yavru vatan": Kıbrıs,

    "büyük kurtarıcı": Atatürk,
    "ulu önder":Atatürk


    "derya kuzuları": balık,

    "file bekçisi":kaleci

    "Türkiye'nin kalbi": Ankara

    9. anlam genİŞlemesİ

    (yan anlam)

    10. anlam daralmasI

    ] "oğul" kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.

    11. anlam İYİLEŞMESİ

    ] "kötü" anlamındaki yavuz kelimesinin artık "yiğit" anlamında kullanılması gibi.

    12. anlam kÖTÜlenmesİ

    ] "canlı" anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.

    13. gÜzel adlandIrma

    ] "verem" kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için "ince hastalık" ile karşılanması gibi.

    ]Yabanî hayvan adı olan "börü"nün atılıp yerine "kurt" kelimesinin kullanılması gibi.

  2. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    İSİMLER ( ADLAR )


    İSİMLER​
    A. Varlıklara Verilişlerine Göre.

    1. Özel İsim
    2. Cins İsmi
    B. Maddelerine Göre İsimler
    1. Somut İsim
    2. Soyut İsim
    C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
    1. Tekil isim
    2. Çoğul isim
    3. Topluluk İsmi
    D. Yapılarına Göre İsimler
    1. Basit İsim
    2. Türemiş isim
    3. Birleşik İsim
    a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler
    b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler
    İsimlerde Küçültme.
    İsmin Hâlleri
    1. Yalın Hâl (Nominatif)
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli
    3. Yönelme Hâli
    4. Bulunma Hâli
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli
    6. Eşitlik Hâli
    7. Vasıta Hâli
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)
    İsim Tamlamaları
    Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında "tür, görev, tür ve görev" kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçe'deki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:
    TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER

    İSİM SOYLU KELİMELER FİİL SOYLU KELİMELER
    A. Tam Anlamı Olanlar 1. Fiil
    1. Tek Başına Görev Üstlenenler 2. Fiilimsi
    - İsim (Ad) a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)
    - Zamir (Adıl) b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)
    c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)
    2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler
    - Sıfat (Önad)
    - Zarf (Belirteç)
    B. Tam Anlamı Olmayanlar
    - Edat (İlgeç)
    - Bağlaç
    - Ünlem
    Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçe'de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.
    İSİMLER (Adlar)


    Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları, hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.
    İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.
    A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE

    İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir. ​
    1. ÖZEL İSİM:Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.
    Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.
    Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu...
    Başlıca Özel İsimler
    1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
    2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü...
    3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar...
    Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
    İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık...
    Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî...
    4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe...
    5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak...
    6. Ülke ve bölge isimleri:
    Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
    Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
    7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
    8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
    Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
    9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
    "Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı" gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.
    10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı...
    11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
    Ay'ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
    Yazın Güneş ışınları Dünya'ya dik olarak gelir.
    Türkiye'nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
    Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
    Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
    12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi...
    13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk...
    2. CİNS İSMİ:Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza...
    Başlıca Cins İsimleri
    1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak...
    2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze...
    3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne...
    4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz...
    5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni...
    6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu...
    7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven...
    8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber...
    9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz...
    10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir...
    11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor...
    12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel...
    13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl...
    14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi...
    Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:
    tırmık: bir ziraat aleti.
    Tırmık: bir kedinin özel adı
    ozan: şair
    Ozan: erkek ismi
    B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER

    İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.

    1. Somut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.​
    su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku...
    2. Soyut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.
    sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...
    C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER

    1. Tekil isim:Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter...
    Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.
    İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)
    Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)
    2. Çoğul isim:Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.
    onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...
    Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
    Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
    Asker, sınırları bekliyor.
    Genç yaşta saçı dökülmüş.
    Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.
    Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:
    1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.
    Yarın Ahmetlere gideceğiz.
    İzmir'e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)
    Aliler bize gelecekler.
    2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
    Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.
    Bu topraklarda ne Çaldıran'lar, ne Ridaniye'ler yaşandı.
    3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
    Sınıftaki Ali'ler ayağa kalksın.
    Hüseyin'lerin hepsi buraya gelsin.
    4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya'lara gitti.
    5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

    3. Topluluk İsmi:Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.
    ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet...
    Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.

    D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER

    İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.
    1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
    İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), ...
    Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.
    Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ "kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp "kel" diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.
    2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.
    İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...
    Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı
    Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...
    yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,
    başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...
    3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.
    Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.
    Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.
    Türkçe'de üç yolla birleşik isim yapılır:
    Anlam kayması yoluyla
    Ses kaynaşması yoluyla
    Kelime sınıfı kayması yoluyla
    a. Anlam kayması yoluyla:
    Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı...
    İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:
    Adamotu, yayın balığı, ince hastalık...
    Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik... Başbakan, başyazar, başhekim...
    Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder: Karatavuk, yer elması, karafatma...
    b. Ses kaynaşması yoluyla: cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...

    c. Kelime sınıfı kayması yoluyla: kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu...
    örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...
    giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...
    elverişli, rasgele, albeni, çalçene...
    Ayrıca bakınız>>>

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:

    Varlıklara verilişine göre : özel isim, cins ismi
    Maddelerine göre : soyut, somut
    Varlıkların sayılarına göre : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi
    Yapılarına göre : basit, türemiş, birleşik
    el : cins ismi; somut, tekil, basit isim
    düşünce : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim
    kitaplıklar : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim
    ayakkabı : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim
    ordu : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim
    Ankara : özel isim; somut, tekil, basit isim
    Çanakkale : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.
    İSİMLERDE KÜÇÜLTME

    Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen "küçük, mini, ufak" gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa...
    Bazen bu sıfatların yerini "Cİk, -Ceğİz" ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.
    küçük tepe>tepecik küçük çocuk>çocukcağız

    Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:
    Serçecik daldan dala atlıyor. (acıma)
    Adamcağız korka korka ayağa kalkar. (acıma)
    Bebeciğimi çok özledim, diyordu. (sevgi)
    küçük insan>insancık (zavallılık)
    zavallı kelimeler>zavallı kelimecikler (küçümseme)
    "k" sesi ile biten sıfatlara -Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki "k" düşer:
    küçük>küçücük ufak>ufacık alçak>alçacık minik>minicik

    "-cE, -İmsİ, -İmtrak" ekleri de küçültme anlamı katar:
    küçük>küçükçe büyük>büyükçe iri>irice yeşil>yeşilimsi sarı>sarımtırak
    İSMİN HÂLLERİ:

    İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.
    1. Yalın Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.
    ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)...
    Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş...
    Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi...
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
    Defteri, okulu... Ali kitabı aldı. (Belirtili nesne)
    ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...
    NOT : Türkçe'de üçt çeşit -i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.
    • Köyü güzelmiş (iyelik eki)
    • Köyü gezdiler (hal eki)
    • Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)
    3. Yönelme Hâli:"-E" ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.
    Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan "neye, kime, nereye" sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön...
    4. Bulunma Hâli:"-dE" ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle "kimde, nede, nerede"sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)
    ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:"-dEn" ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; "çıkma, ayrılma, uzaklaşma" bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan "nereden, kimden, neden" sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...
    • -den ekini alan isimler bazen zarf tümleci olur. Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)

      -den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış...

      -den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün 'ün yerini tutabilir. Çocukların biri ....Çocuklardan biri.

      -den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.

      -den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller...

    6. Eşitlik Hâli:"-CE" ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
    Onun davranışları çok zaman ****cedir.
    Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
    O gün sizi saatlerce bekledik.
    Bu kararı sınıfça aldık.
    Bugün milletçe sevinçliyiz.
    7. Vasıta Hâli:"ile" edatı kullanılarak yapılır. "i" düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
    İşi kolaylıkla başardı.
    Ayağına gelen topa hızla vurdu.
    Babasını sevinçle karşıladı.
    O artık bizimledir.
    Öğrencileriyle geziye gitmişti.
    Arabasıyla evimize kadar getirdi.
    İğneyle kuyu kazıyorsun.
    Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
    Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
    Zilin sesiyle yarışma bitti.
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):"-(n)İn", "-dEn" ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.
    Kitabın yaprağı yırtılmış.
    Ceket düğmesi
    Öğrencilerden biri

    İSİM TAMLAMALARI

    İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir. Ad takımı şeklinde de söylenebilir.
    İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.
    Bahçenin duvarı. Bahçenin duvarının boyasının rengi. Bizim okulun tahta kapısı
    Tamlayan Tamlanan Tamlayan Tamlanan Tamlayan Tamlanan
    İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:
    1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI

    Tamlayan -ın, -in, -un, -ün , tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse -n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse -s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı
    NOT :* "Su" ve "ne" kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.
      • Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı...
      • Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi....Adamlardan ikisi)
      • Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluşur. (Taze balık...Balığın tazesi)
      • Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer değiştirir. (Çok verimlidir ovası Konya'nın...) (Konya'nın ovası...)
    2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI

    Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu...
    • Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu

      Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünya güzeli.(İsimleşmiş sıfat)

      Tamlayan çoğul eki alabilir: Öğretmenler odası...

      "Kendi" kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi...

      İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü...

      Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek....

      Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuşmada düşebilir: Hatay sokağı...Hatay sokak. Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. Doğrusu (Bahar Lokantası) şeklinde olacaktır.

      Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü...

      Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..

      Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi...

      Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın başa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (Doğru)... Eski Devlet Bakanı (Yanlış)

    3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI

    Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, taml*****n hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.
    Takısız İsim Tamlaması Sıfat Tamlaması
    Tahta çanta Güzel çanta
    Demir kapı Büyük kapı
    Demir yumruk Sert yumruk
    Badem göz Siyah göz
    Çini vazo süslü vazo
    Altın bilezik Burgulu bilezik
    ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI

    En azından üç isimden oluşan tamlamalara denir. Dedemin dedesinin dedesi, Ayşe'nin kardeşinin okul çantası.
    NOT: Zincirleme tamlamayı oluşturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir. Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile taml***** arasına bir sıfat girmesiyle oluşabildiği gibi, iki sıfat tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir. (Babamın eski ceketi)(Güzel Türkiye'nin güzel çayı)
  3. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Kelime (Sözcük) Grupları

    KELİME GRUPLARI
    Kelime Gruplarının Görevleri ve Özellikleri
    1. İSİM TAMLAMALARI
    a. Belirtili İsim Tamlaması
    b. Belirtisiz İsim Tamlaması
    c. Takısız isim tamlaması
    d. Zincirleme isim tamlaması
    e. Karma tamlama


    2. SIFAT TAMLAMASI


    3. İSİM-FİİL GRUBU

    4. SIFAT-FİİL GRUBU

    5. ZARF-FİİL GRUBU

    6. TEKRAR GRUBU (İKİLEME)

    7. EDAT GRUBU

    8. BAĞLAMA GRUBU

    9. AİTLİK GRUBU

    10. ÜNVAN GRUBU

    11. ÜNLEM GRUBU

    12. SAYI GRUBU

    13. KISALTMA GRUPLARI
    a. İsnat Grubu
    b. Yükleme Grubu
    c. Yaklaşma Grubu
    d. Bulunma Grubu
    e. Uzaklaşma Grubu
    f. Vasıta Grubu

    14. BİRLEŞİK İSİM

    KELİME GRUPLARI
    Yan yana dizilen kelimeler, ya yargı bildirerek cümleyi, ya da varlık ve hareketleri karşılayarak kelime gruplarını meydana getirirler. Bu diziliş, Türkçenin söz diziminin bazı kurallarına bağlıdır. Türkçe söz diziminin en belirgin özelliği, ana unsurun genellikle sonda bulunmasıdır.

    Kelimelerin, bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, hareketi karşılamak üzere, belirli kurallar içinde yan yana gelerek oluşturdukları kelime topluluklarına kelime grubu denir.

    Varlıklar, kavramlar, nitelikler, durumlar, hareketler birer kelimeyle de karşılanır. Ama bir kelime bunlardan birini karşılamaya yetmiyorsa, yani bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, hareketi ancak birden fazla kelimeyle karşılayacaksak kelime gruplarını kullanırız.

    Kelime ile kelime grubu arasındaki fark, kelime grubunun belli kurallar dahilinde bir araya gelen kelimelerden oluşuyor olmasıdır. Yani kelime grubunun birden fazla kelimeden oluşması.

    Kelime Gruplarının Görevleri ve Özellikleri
    ]Tek kelime ile karşılanmayan varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri karşılar. Kelime grupları, kavramları en verimli şekilde dile getirmede kullanılan kolaylıklardır.

    Meselâ, "ipek" ve "böcek" kelimeleri tek başlarına birer varlığı karşılarlar. Ama "ipek böceği" kelime grubunun karşıladığı varlığı tek kelime ile karşılayamayız.

    Bunun gibi "telefon etmek, kör olmak, fotoğraf makinesi" kavramlarını da tek kelime ile karşılamak mümkün değildir.

    ] Kelime gruplarının en küçüğü iki kelimeden oluşur.

    ]Varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri, anlamlarını genişleterek, belirterek, pekiştirerek, niteleyerek karşılar.

    Meselâ, "Çocuk çiçeği arkadaşına uzattı." cümlesini, "Küçük çocuk, elindeki kır çiçeklerini çok sevdiği arkadaşına uzattı." şeklinde, varlıkların nitelik ve niceliklerini de bildirerek ifade edebiliriz.

    ]Cümle ve diğer kelime grupları içinde, tek kelime gibi (isim, sıfat, zarf ve fiil) görev yapar.

    Küçük çocuk, / elindeki kır çiçeklerini / çok sevdiği arkadaşına / uzattı.
    İsim isim isim fiil

    Dallarda uzanan hışırtılar, / ağaçtan ağaca sürüklenerek, / ormanın kızıl
    İsim zarf isim
    derinliklerinde / kayboluyordu.
    fiil

    elindeki / kır çiçeklerini
    isim

    çok sevdiği / arkadaşına
    sıfat

    Dallarda uzanan / hışırtılar,
    sıfat

    ağaçtan ağaca / sürüklenerek,
    ikileme

    ormanın / kızıl derinliklerinde
    isim

    ]Ana unsur grubun sonundadır.

    Yemyeşil ovalar ana unsur: ovalar
    Kuş sesleri ana unsur: sesler

    Fiile dayalı gruplarda hareketin oluş sırası gösterilir.

    Gülü koparıp koklayınca önce koparma, sonra koklama

    Birleşik fiille edat grubunda ana unsur başta bulunur.

    Gelebilmek ana unsur: gelmek
    Adam gibi ana unsur: adam

    ]Kelime gruplarında unsurların sırası, konuşma ve şiir dilinde değişebilir, araya gruba dahil olmayan kelimeler girebilir.

    Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl.
    Gönlümü, Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak.

    Kandilli yüzerken uykularda,
    Mehtabı sürükledik sularda.

    Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi vurulur.
    Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin.

    ]Kelime gruplarının diğer kelimelerle ve kelime gruplarıyla ilişkisi, grubun sonundaki çekim ekleriyle sağlanır. Bu çekim ekleri sadece grubun son kelimesine değil, o gruba aittir.

    Çalışkan insan, kendi varlığında hüküm süren bir aheng-i bütün kâinat-a nakleder.

    ]İkiden fazla kelimeden oluşan gruplarda içe içe geçmiş, birbirini tamamlayan başka kelime grupları da bulunur.

    Küçük oda
    soluk ışık
    mumun soluk ışığı
    Küçük odadaki mumun soluk ışığı

    ]Kelime gruplarının vurgusu grubun yapısına göre değişir.

    Küçük odadaki mumun soluk ışığı
    bütün kâinat

    Ayrıca sunu / slayt olarak indirmek isterseniz >> Kelime Grupları Sunusu
  4. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    İsim Çekim Ekleri

    EKLER


    Türkçe eklemeli (sondan eklemeli) bir dildir. Türkçede değişmez kökler, onlardan türetilen gövdeler ve kök ve gövdelere eklenen yapım ve çekim ekleri vardır.

    Dilimizi kullanışlı hâle getiren; aynı kelimelerle farklı anlamlar ifade edilmesini, kelime haznesinin genişlemesini sağlayan, eklerdir.

    EK

    Kelimelerle cümleler kurmak, onlara cümle içinde görev yüklemek ve kelimelerden yeni kelimeler türetmek amacıyla onlara eklenen seslere/hecelere ek denir.

    Kelimelere cümlede görev yüklenirken ve onlardan yeni kelimeler türetilirken öncelik yapım eklerinindir. Yapım eklerinin üzerine çekim ekleri gelir. Ama bir iki ek haricinde çekim ekinin üzerine yapım eki getirilemez.

    Ekler kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılır. Yalnız, “mİ” soru eki her zaman ayrı yazılır; “ek-fiil”in kendisi, yani “i-(mek)” de ayrı ya da bitişik yazılabilir. Zaten ek-fiil bitişik yazıldığında düşer, sadece zaman eki kalır:

    mİ: Gelmedi mi?
    i(mek): Gelecek idi, gelecekti

    Ekler yapım ve çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. Yapım ekleri anlam; çekim ekleri de görev belirler.

    I. ÇEKİM EKLERİ

    Kelimelerin çekimlenerek değişik yerlerde ve görevlerde kullanılmasını sağlayan eklere çekim eki denir.

    Çekim ekleri, kelimelerin diğer kelimelerle bağ kurmasını, kelimelerin cümlede görev almasını, hâlini, sayısını, zamanını, şahsını belirtir. Kısaca çekim ekleri kelimelerin cümle içerisinde kullanılmasını sağlar.

    Kök veya gövde hâlindeki kelimeler ancak çekim eklerini alarak diğer kelimelere bağlanır, zaman ve şahıs anlamı kazanır.

    “Kardeş kitap yer sor.”

    Bu kelime dizisi bu hâliyle ancak bir kelime yığınıdır. Bir maksat, duygu, fikir, haber, bilgi ifade etmez. Ancak “bu kelimelerle ne söylenmek istenebilir”, sorusundan hareketle bir şeyler uydurulabilir ki bu yolla bu kelimelerin ne için söylendiği kesin olarak bilinemez.

    Öyleyse bu kelime yığınını anlaşılır hâle getirmek için çekim eklerine ihtiyaç vardır. Çeşitli çekim ekleriyle bu kelimelerden anlamlı cümleler çıkarabiliriz:

    “Kardeşine kitabın yerini sor.”

    “Kardeşimden kitapların yerini soracağım.”

    “Kardeşin kitabının yerini sordu.”

    Çekim ekleri eklendiği kelimenin anlamını değiştirmez. Çekim ekleri yeni kelimeler türetmeye yarayan ekler değildir; yani bu ekler kelimenin anlam ve türlerini değiştirmeyen eklerdir. Yukarıdaki örnekte değişik çekimlere rağmen kelimelerin anlamlarının değişmediği görülür.

    Çekim ekleri getirildikleri kelimenin türüne göre ikiye ayrılır:

    İsim çekim ekleri ve Fiil çekim ekleri

    A. İSİM ÇEKİM EKLERİ
    İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onları diğer isimlere, edatlara, fiillere bağlayan; cümle içindeki görevlerini belirleyen, ait oldukları kişileri belirten ve isimlerin çeşitli durumlarını bildiren eklerdir.

    İsim çekim ekleri şunlardır:
    1-Hâl ekleri: -i, -e, -de, -den, -in, -ce, -le
    2-İyelik ekleri: -m, -n, -i, -si, -miz, -niz, -leri
    3-Çoğul eki: -ler
    4-Soru eki: mi
    5-Ek-fiil: -dir, -idi, -imiş
    6-Tamlama ekleri: -in,
    7-İlgi zamiri -ki

    1. HÂL (DURUM) EKLERİ
    İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklerdir.

    İsmin hâllerinin başında yalın hâl (nominatif) gelir, ama bu hâlin eki olmadığı için sıralamaya dahil etmedik; isimler konusunda işlenmiştir.

    a. -İ Belirtme/Yükleme Hâl Eki
    Fiildeki işten, hareketten, eylemden etkilenen varlığı belirtir. Yani bu eki alan isimler cümlede belirtili nesne görevinde bulunur.

    ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...

    İsmi fiile bağlar.

    Çocukları buradan kim alacak?
    Babası çocuğu çağırdı.
    Şimdi soruları cevaplayın.
    Burada kimi bekliyorsunuz?

    Türkçede iki tane –i eki vardır:

    –i: iyelik eki: (onun) kalem-i
    –i: belirtme hâl eki: kalem-i (kim aldı?)

    b. -E Yönelme Hâl Eki
    İsimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar.

    Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme söz konusudur.

    okul-a git, ev-e dön...

    Eklendiği kelimelere farklı anlamlar katar ve değişik anlam ilişkileri kurar.

    Yönelme, yaklaşma, ulaşma bildirir. Bu eki alan kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir:

    Bugün okula gitti.
    Benim itirazım yapılan haksızlığa. (haksızlığadır: yüklem)

    Fiyat, araç ile anlamı katar:

    Kitabı bin liraya aldı. (karşılığında)
    Bu iş kaç paraya olur?

    Zaman bildirir, zarf tümleci yapar:

    Bu iş sabaha biter.
    Haftaya size gelelim.

    Yer bildirir:

    Bizi karşılamak için kapıya geldi.

    İsimleri edatlara bağlar:

    Akşama kadar okulda ders çalıştık.
    Sabaha karşı varırız.
    Yaşına göre ağır bir işte çalışıyordu.

    Deyim kurar:

    Ağzına geleni söyler.
    İşleri yoluna koymak
    Başına buyruk.
    Başa gelen çekilir.
    Çok cana yakın bir çocuktu.

    İçin, aitlik, amaç ilgisi kurar:

    Bunu size aldık. (sizin için)
    Sana bir iyilik düşünüyorlar. (senin için)
    Annesini görmeye gitti.

    İkilemeler kurarak durum bildirir:

    Otobüse nefes nefese yetiştiler.
    İki ahbap kafa kafaya vermiş...

    “-an, -en” sıfat-fiil ekleriyle birleşerek abartma anlamı veren ikilemeler kurar:

    Soran sorana,
    geçen geçene,
    giden gidene...

    Şekilce çekimli fiil olan fakat fiil özelliğini kaybetmiş söz gruplarına gelir:

    Geçmiş olsuna gitti. (demeye)

    c. -DE Bulunma Hâl Eki
    İsimleri fillere bağlar.

    ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...

    Cümlede dolaylı tümleç, zarf tümleci ve yüklem yapar:

    Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış. (dolaylı tümleç)
    Saat yedide mi gelecekmiş? (zarf tümleci)
    Her şey yerli yerinde. (yüklem)

    Zaman bildirir:

    Okullar bu yıl da eylülde açılacak. (zarf tüml.)

    Fiili durum yönüyle niteler:

    Suyu bir yudumda içti. (zarf tüml.)
    Siz ayakta kaldınız.
    Çamaşırları elde yıkıyormuş.

    Zaman ve sayı bildiren kelimelere eklenerek ölçü, miktar bildirir:

    Yılda yirmi gün izni var.
    Haftada bir geliyor.
    Yüzde yetmiş başarı vardı.

    İkilemeler kurar:

    Ayda yılda bir uğrar oldu.
    Elde avuçta ne varsa bitti.

    Eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

    Parmak kalınlığında yaprakları var.

    Yapım eki görevi görür:

    Gözde sanatçılarımızdandı.
    Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
    Sözde Ermeni soykırımı...

    d. -DEn Ayrılma/Uzaklaşma Hâl Eki
    İsimleri fillere bağlar.

    okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...

    Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; yer, ayrılma, uzaklaşma bildirir:

    Ali, evden yeni çıktı.
    Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.

    Edat tümleci ve yüklem de yapar.

    Gönüldendir şikâyet. (yüklem)
    Bebek gürültüden uyandı (edat tümleci)
    Yalnızlıktan sıkıldım. (edat tümleci)

    Durum bildirir:

    Yağmur hafiften yağıyor.
    Ben onu yakından tanırım.

    Üstünlük, karşılaştırma bildirir:

    Kıldan ince
    baldan tatlı
    Erzurum’dan soğuk şehir yok.
    Bundan iyisi bulunmaz.

    Bütünün parçasını, bütünden ayrılmayı ifade eder:

    Verilen pastadan bir dilim yedi.
    Soruların cevabını sözlerimden çıkaracaksınız.
    Canından can vermek istiyordu.

    İsimleri edatlara bağlayarak edat grubu ve edat tümleci oluşturur:

    Akşamdan beri seni arıyoruz.
    Yemekten sonra çayı nerede içeceğiz?

    Sebep bildirir:

    Soğuktan tir tir titriyordu.
    Yorgunluktan uyuyuverdi.

    İsim tamlamalarında tamlayan ekinin (-in) yerine kullanılır:

    Geçen gün öğrencilerden biri yanıma geldi.
    Bu ürünlerden hangisini istediğinizi söyleyin.

    Yapım eki özelliği kazanarak eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

    Sıradan insanlarla düşüp kalkma diyordu.
    Sudan sebeplerle buradan ayrılıp gitti.
    Toptan satış
    Uzaktan akraba
    En içten duygular

    İkilemeler kurar:

    Zavallı çocuk günden güne eriyor.
    Baştan başa bizim bu topraklar.
    Durumumuz yıldan yıla kötüye gidiyor.
    Dünden bugüne ne değişti ki...

    Varlıkların neden, hangi maddeden yapıldıklarını bildirir:

    Üstüne yünden bir kazak almıştı.
    Tahtadan kılıçlarla oynuyorlardı.
    Ayı derisinden post; Rus’tan dost olmaz.

    Zaman anlamlı kelimelere gelerek zaman anlamı katar:

    Bu işi dünden halletmeliydik.
    Yarın geceden yola çıkmayı düşünüyoruz.

    e. -CE Eşitlik Hâl Eki
    İsimlere ve isim soylu kelimelere eklenerek çeşitli anlamlar katar. Türkçe'nin işlek eklerinden biridir. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır. Tür olarak da isim, sıfat ve zarf türetir.

    ben-ce, okul-ca, yurt-ça, sert-çe...

    Gibi, benzerlik anlamları katar:

    Çocukça davranışları vardı.
    İnsanca hareket etmeliyiz.

    Yüklem yapar:

    Onun davranışları çok zaman ****cedir.

    Bakımında, yönüyle anlamı katar:

    O sizden kiloca biraz daha düşük.
    Akılca birbirinizden farkınız yok.

    Göre anlamı katar, edat gibi kullanılır:

    Sence bu yaptığın doğru mu?
    Bence bu doğru.

    Çokluk, abartma anlamı katar:

    Evinde yüzlerce kitabı var.

    Zaman bildiren isimlere gelerek eşitlik, süresince, boyu anlamı katar:

    Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
    O gün sizi saatlerce bekledik.

    Birliktelik, beraberlik anlamı katar:

    Bu kararı sınıfça aldık.
    Bugün milletçe sevinçliyiz.

    Durum bildirir; zarf tümleci yapar:

    Anlatılanları sessizce dinledi.
    Düşüncelerini açıkça dile getirdi.
    Elazığ'dan gizlice ayrıldık.

    Küçültme, sınırlandırma anlamı katar:

    Oralarda yaşlıca bir adam dolaşıyordu.
    Fatih, büyükçe bir taşı alıp denize atıverdi.

    f. -lE Vasıta Hâl Eki
    “ile” edatı kaynaklıdır; “i” düşürülerek kullanılır.

    Ünlüyle biten kelimelere eklenirken araya y kaynaştırma harfi girer:

    masa›masa-y-la.

    Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde –la, -le şeklindedir:

    kalem›kalemle.

    İsim ve isim soylu kelimelere eklenerek değişik anlamlar katar. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.

    Edat tümleci yapar:

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)

    Durum bildirir; zarf tümleci yapar:

    İşi kolaylıkla başardı.
    Ayağına gelen topa hızla vurdu.
    Babasını sevinçle karşıladı.

    Yüklem yapar:O artık bizimledir.

    Birliktelik anlamı katar: Öğrencileriyle geziye gitmişti.

    Araç, alet bildirir: Arabasıyla evimize kadar getirdi. İğneyle kuyu kazıyorsun.

    “ve” bağlacı görevinde kullanılır:

    Annemle kardeşim buraya geldiler.
    Baki’yle Fuzuli, 16. yy. şairleridir.

    Sebep ve zaman bildirir:

    Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
    Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
    Zilin sesiyle yarışma bitti.

    g. –(n)İn İlgi Hâl Eki (tamlayan eki)
    İsimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.

    Bu ek birinci tekil ve çoğul şahıs için “–İm” şeklindedir: ben-im, biz-im.

    İsimleri isimlere bağlar:

    Benim elim kanadı
    Kitabın yaprağı yırtılmış.
    Yalancının mumu...
    Gözlüğün camı...

    İsimleri, zamirleri ve sıfat-fiilleri edatlara bağlar:

    Bunu senin için yaptım dedi.

    İsimleri ve zamirleri fiillere bağlar:

    Birincilik ödülü Atilla'nın oldu.
    En güzel ve mutlu yıllar sizlerin olsun.

    Not: “-dEn” eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:

    öğrencilerin bazıları›öğrencilerden bazıları
    onların biri›onlardan biri

    2. İYELİK EKLERİ
    İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.

    kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları

    masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları

    su-y[3]-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları

    ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

    İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:

    Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
    İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

    Kapının kol-u,
    işin baş-ı,
    hayvan sevgi-s-i

    İyelik ekleri bazen yer bildiren zamirlerden (işaret zamirleri) sonra gelerek belirtme görevlerinde bulunur:

    burası, ötesi, şurası...

    Sıfatlardan sonra gelerek zamir yapar:doğrusu, böylesi, başkası...

    Bazen isimlerle ve sıfatlarla birlikte sevgi ve abartma ifade eder:

    Camın İstanbul.
    Güzelim çiçekler kurumuş

    İyelik eklerinden sonra hâl ekleri gelebilir:

    Baba-m-a soracağım.
    Kardeş-i-n-i arıyormuş.

    -ler ekiyle –i iyelik eki birlikte kullanılarak zaman bakımından genelleme yapılır:

    akşamları, sabahları, gündüzleri...

    3. İLGİ ZAMİRİ: -ki
    İlgi zamiri belirtili isim tamlamalarında taml*****n yerini tutabilir:

    benim kalemim›benimki

    onun eli›onunki

    Türkçede üç tane “ki” vardır: “ki”, “-ki”, “-ki”

    a. “ki” Bağlacı
    Sadece “ki” biçimi vardır.

    Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.

    Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

    “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

    Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-

    Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.

    Atatürk diyor ki: ...

    Bir şey biliyor ki konuşuyor.

    Ben ki hep sizin için çalıştım.

    Sınavı kazanabilir miyim ki...

    Baktım ki gitmiş.

    b. “-ki” İlgi Zamiri
    Ek hâlindeki tek zamirdir.

    Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (taml*****n) yerini tutar.

    Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

    senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki...

    c. “-ki” Yapım Eki
    İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.

    Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.

    Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

    bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...

    masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...

    4. –lEr ÇOĞUL EKİ
    Cins isimlerine gelerek onların çoğul şekillerini yapar.

    Kelimeler arasında ilgi kurmaz:

    dağlar, fikirler, idealler, öğrenciler, dertler...

    Özel isimlere getirildiğinde:

    1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır

    Yarın Ahmetlere gideceğiz.

    İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)

    Aliler bize gelecekler.

    2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:

    Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.

    Bu topraklarda ne Çaldıran’lar, ne Ridaniye’ler yaşandı.

    3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:

    Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.

    Hüseyin’lerin hepsi buraya gelsin.

    4. Abartma anlamı katar:

    Çalışmak için ta Almanya’lara gitti.

    5. Topluluk kavramı bildirir:

    Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

    Bunların dışında:

    -İkilemeler yapar:

    Yıllar yılı bekledik.

    -Abartma anlamı katar, bazen “bir” kelimesiyle birlikte bu anlamı verir:

    Ateşler içinde kıvranıyordu.
    O gün dünyalar benim olmuştu.
    Valizler dolusu kitapları ne zaman almıştı.
    Bir kumaşlar almış, görmelisiniz.
    Bir bahçeler var, sözle anlatılmaz.
    Bir zamanlar ne kadar şendik.

    -Çoğul zamirlere getirilerek tekrar çoğul yapar:Bizler, sizler

    -Saygı veya alay anlamı katar:

    Dostumuz nedense bizi çağırmamışlar.
    Müdür Bey döndüler mi?

    -Her anlamı katar:

    Akşamları erken yemek yeriz.
    Sabahları geç kalkarım.

    -“Yaş” kelimesine getirilerek yaşça yaklaşıklık bildirir:

    O zaman henüz sekiz yaşlarında idi.

    İyelik üçüncü çoğul eki ve şahıs eki ile karıştırılmamalıdır.

    Çocuklar (çoğul eki) annelerini (iyelik eki) bekliyorlar (şahıs eki).

    5. “mİ” SORU EKİ
    Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir:

    Gelecek miydin? (fiile)

    Sen misin? (isme)

    Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır.

    Büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:

    Salı mı?Sen mi?O mu?**ü mü?

    Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.

    Seni çağıran bu çocuk muydu?

    Vurguyu kendinden önceki kelimeye aktarır. Yani mi soru ekinden önce gelen kelime vurgulanan kelimedir:

    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

    Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:

    Pekiştirme görevinde: Güzel mi güzel bir yer burası.

    6. EK-FİİL
    İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir.

    “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.

    Dört kipe göre çekimi vardır:

    Geniş zaman
    -di’li geçmiş zaman
    -miş’li geçmiş zaman
    Şart kipi

    1. Geniş zaman
    İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere “-dİr” eki getirilir.

    “insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar”

    Ben bir küçük kelebeğim.
    Ü stümüze doğan bir güneşsin sen.
    Her taraf bugün bir başka güzel(dir).

    Bu ek fiillere getirildiğinde kesinlik veya olasılık anlamı katar.

    Ulaş şimdi tatil yapıyordur. (olasılık)
    Bu durumda işe gitmeyecektir. (kesinlik)

    2. -di’li geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.

    “idim, idin, idi, idik, idiniz, idiler”

    Bir güzelin hayranıydım. ‹hayranı i-di-m

    Dün daha heyecanlıydın. ‹heyecanlı i-di-n

    Merhametli biriydi. ‹biri i-di

    3. -miş’li geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.

    “imişim, imişsin, imiş, imişiz, imişsiniz, imişler”

    Suçlanan ben-miş-im. ‹ ben imişim

    Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. ‹ çalışkan imişsin

    Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. ‹ hasret imiş

    4. Şart
    Eklendiği isimlerle yancümlecik kurar ve temel cümlenin şartını bildirir. Bazen karşılaştırma anlamı da katar.

    “isem, isen, ise, isek, iseniz, iseler”

    Elbise ucuzsa hemen alalım. ‹ucuz ise

    Maaşlar düşük, giderlerse oldukça fazla. ‹giderler ise (karşılaştırma)

    Dikkat!

    Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı

    Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki

    Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki

    Öğrenciydi ek-fiil çekimi

    Uyuyordu birleşik çekim

    Öğrenciymiş ek-fiil

    Uyuyormuş birleşik zaman

    Öğrenciyse ek-fiil

    Uyuyorsa birleşik zaman

    Not: Ek-fiilin olumsuzu ek-fiilden önce “değil” kelimesi getirilerek yapılır:

    birinci değilim, değildim, değilmişim, değilsem

    7. TAMLAMA EKLERİ
    Bu eklerden tamlayan eki (ilgi eki: -in: kalem-in), isim hâl eklerinde; tamlanan eki (-i: uc-u) de iyelik eklerinde anlatıldığından burada tekrarına lüzum görülmedi.
  5. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    FİİL ÇEKİM EKLERİ

    Dilimizde fiiller çekimli hâlde kullanılır. İkinci tekil şahıs emir çekimi hariç bütün fiiller çekim eki alarak kullanılır.

    Fiil çekim ekleri, fiil kök veya gövdelerine eklenerek, fiillerin zamanını, yapılış şeklini ve şahsını belirtirler.

    Dilimizdeki fiil çekim eklerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

    1-Zaman ve şekil ekleri (haber ve dilek kipleri)
    2-Şahıs ekleri
    3-Soru eki
    4-Ek-fiil

    Şimdi bunları tek tek inceleyelim.

    1. ZAMAN ve ŞEKİL EKLERİ
    a. HABER KİP EKLERİ
    Dilimizde üç temel zaman vardır:Geçmiş zaman Şimdiki zaman Gelecek zaman

    Ama bütün zamanları içeren tasnif şudur:

    1-Geçmiş zaman (Bilinen geçmiş zaman ve öğrenilen geçmiş zaman)
    2-Şimdiki zaman
    3-Gelecek zaman
    ve bunların hepsini kapsayan
    4-Geniş zaman

    Fiilde anlatılan işin, kılışın, oluşun, hareketin, durumun bağlı bulunduğu zamana fiilin zamanı denir. Haber kiplerinde de fiilin zamanı bildirilir. Yalnız aşağıda ele alınacak olan zaman ekleri bazen kendi zamanlarını belirtmeyebilirler; çekim eki olmaktan çıkabilirler veya anlam kayması sonucu başka bir zamanı belirtebilirler:

    hünkârbeğendi, geçmiş (zaman), gelecek (zaman), okur yazar... (yapım eki görevinde)

    Bir gün Hoca pazara çıkar. (çıkmış)... (anlam kayması)

    Bu altı zamanı ifade eden ekler şunlardır:

    1. Bilinen Geçmiş Zaman Eki: "-dı/-di/-du/-dü" "-tı/-ti/-tu/-tü"
    Fiil kök veya gövdesine gelerek görülen/şahit olunan ve bilinen geçmişe ait bir işin vb. anlatılmasını/hikâye edilmesini/haber verilmesini sağlar:

    Geldim, okumadın, yürüdü, koştuk, söylediniz, ağladılar...

    Diğer görevleri:

    İkilemeler kurar:Oldu bittiye getirdiler.

    Zaman bildirme işlevini yitirip yapım eki olarak kullanılabilir; sıfat ve isim olarak kullanılan kelimeler türetir:

    Mirasyedi (adam), şıpsevdi, külbastı, imambayıldı, gecekondu, kaptıkaçtı...

    2. Öğrenilen Geçmiş Zaman Eki: "-mış/-miş/-muş/-müş"

    Fiil kök veya gövdesine gelerek görülmeyen/şahit olunmayan ve bilinmeyen geçmişe ait, başkasından duyulan bir işin vb. anlatılmasını/nakledilmesini sağlar:

    Uyumuşum, konuşmuşsun, sevmemiş, durmuşuz, bilememişsiniz, almışlar...

    Diğer görevleri:

    Farz etme anlamı katar:

    “Çay içen var mı?”, diyorlar. Ben de “evet, ben bir çay tiryakisiyim.” diyormuşum.

    Sonradan fark etme anlamı katar; başkasından duyma söz konusu olmaz:

    Dün çok yorulmuşum.

    Teşekkür ederim, yemek güzel olmuş.

    Anlam kayması sonucu –yor eki yerine de kullanılmakta:

    Nasıl bir şey aramıştınız?

    Zaman anlamını yitirip yapım eki (sıfat-fiil eki) olarak kullanılabilir; sıfat-fiiller türetir; bu sıfat-filler sıfat olarak kullanıldıkları gibi isimleşebilirler de:

    Başlamış iş, verilmiş sadaka

    geçmiş (zaman), ermiş (adam)...

    3. Şimdiki Zaman Eki: -yor
    Fiil kök veya gövdesine gelerek hâlen yapılmakta olan bir işin vb. anlatılmasını/bildirilmesini sağlar:

    Zil çalıyor.
    Öğrenciler teneffüse çıkıyor.
    Dünya dönüyor, zaman geçiyor, insanlık gelişiyor, ama Türkiye...

    4. Gelecek Zaman Eki: "-acak/ecek"
    Fiil kök veya gövdesine gelerek daha sonra yapılacak olan bir işin vb. bildirilmesini sağlar:

    Oraya gideceğim ve onu göreceğim.
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
    Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden.

    Zaman anlamını kaybedip yapım eki olarak da kullanılır; sıfat-filler yapar; bu sıfat-fiiller isimleşebilir:

    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Buralar yaşanılacak yerler değil.
    Geleceğini garantiye almalısın.
    Alacaklı gibi duruyorsun.
    Soğuk içecekler satılır mı burada?
    Yakacakları yazdan hazırlamalı.

    5. Geniş Zaman Eki: "-r" ; "-ar/-er"; "-ır/-ir/-ur/-ür"
    Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin vb. geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların tümüne ait olduğunun, yani her zaman tekrarlandığının bildirilmesini sağlar:

    Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
    Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem
    Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Her duvar, her kovukta şimdi niye
    Bir büyük göz niyaz eder, ağlar
    "Bitsin artık bu gizli şüphe!" diye?

    Bu ek zaman anlamını yitirip yapım eki olarak da kullanılarak sıfat-fiiller yapar; bu sıfat-fiiller de isimleşebilir:

    Benzer soruları daha önce cevaplamıştım.
    Seninki çekilir dert değil.
    Okur yazar oranı sürekli artıyor.

    Uyurgezer, uçaksavar, yanardöner, benzerleri...

    Geniş zamanın olumsuz çekiminde bu ekin kullanımı biraz izah gerektirir. Bazı şahıslarda olumsuzluk ekinden sonra geniş zaman eki gelmezken bazılarında da “z” olarak kullanılır:

    Gel-i-r-im›gel-me-m ek yok

    Gel-i-r-sin›gel-me-z-sin z

    Gel-i-r›gel-me-z z

    Gel-i-r-iz›gel-me-y-iz ek yok

    Gel-i-r-siniz›gel-me-z-siniz z

    Gel-i-r-ler›gel-me-z-ler z

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    b. DİLEK KİP EKLERİ

    Dilek kipleri, iş, oluşu, kılışı, durumu ve hareketi zamana bağlı olmadan, tasarı ve dilekle ilgili olarak bildiren kiplerdir.

    Dilek kipleri dörde ayrılır:1-Dilek-şart kipi 2-İstek kipi 3-Gereklilik kipi 4-Emir kipi

    Bu kiplere ait ekler şunlardır:

    1. Dilek-şart kipi eki: "-sa/-se"
    Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin dileğe ve şarta bağlı olduğunun bildirilmesini sağlar:

    Ağlarsa anam ağlar

    İsterse, veririz.

    Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

    Dönersem *****yim millet yolunda bir azîmetten

    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına

    Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına

    Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

    2. İstek kip eki: "-a/-e"

    Fiil kök veya gövdesine gelerek istek anlamı katar.

    Bana sor sevgili kaari, sana ben söyleyeyim

    Sonra bir yer bulup oturdum. Hadi bir sigara içeyim dedim

    Bunu böyle bilesiniz.

    Nereye dikilmek istersen
    Söyle seni oraya dikeyim!

    3. Gereklilik eki: "-malı-meli"
    Fiil kök veya gövdesine gelerek işin olması gerektiği anlamını katar:

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
    Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kere öpmeli..

    Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül!
    Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahut gül.

    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

    4. Emir kipi eki: -sİn, -İn(İz), -sİnlEr
    Fiil kök veya gövdesine gelerek ikinci ve onların aracılığıyla da üçüncü şahıslara emir verilmesini sağlar.

    Birinci şahısların emir çekimi olmadığı gibi ikinci tekil şahsın da çekimi olduğu hâlde eki yoktur:

    Ağla ağla Sakarya!
    Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
    Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!

    Bu yazıyı acele yazsınlar!
    Alın, bunları da okuyun!

    2. ŞAHIS EKLERİ
    Şahıs ekleri, fiili şahsa bağlayan; fiildeki işi, kılışı, hareketi yapanı; oluşa ve duruma sahip olanı bildiren eklerdir.

    Şahıs eklerinin tekil ve çoğul şekilleri vardır.

    Kiplere göre şahıs ekleri değişiklik gösterir; fiil kök veya gövdesinin ünlüyle veya ünsüzle bitişine göre iki çeşit şahıs eki vardır:

    1. Şimdiki, gelecek, geniş ve -miş’li geçmiş zamanlarla gereklilik ve dilek kiplerinde kullanılan kişi ekleri:

    -İm, -sİn, ---, -İz, -sİnİz, -lEr

    bilir-im, bilir-sin, bilir, bilir-iz, bilir-siniz, bilir-ler

    geliyor-um, alacak-sınız, olmuş-lar, bilmeliy-iz, gide-sin

    2. –di’li geçmiş zamanla dilek-şart kipinde kullanılan kişi ekleri:

    -m, -n, ---, -k, -nİz, -lEr

    aldı-m, aldı-n, aldı, aldı-k, aldı-nız, aldı-lar

    alsa-m, alsa-n, alsa, alsa-k, alsa-nız, alsa-lar

    Emir çekimi de ayrı eklerle yapılır:git-sin, gid-in(iz), git-sinler

    Not :Çekim Tablosuna Bakınız:İndirmek İçin Tablo Üzerne tıklayınız.


    3. OLUMSUZLUK EKİ: "-ma/-me"
    Fiil kök veya gövdelerine gelerek olumsuz çekimlerini yapar. Fiilin yapılmadığını, işin olmadığını bildirir. Bütün fillere gelebilir:

    Gel-me-di, al-ma-dı, ver-mi-yor, ol-mu-yor, bil-me-meli, söyle-me!, dinle-me!

    Bazı durumlarda ekin ünlüsü daralır:Gel-mi-yor, oku-mu-yor, sev-mi-yor...

    4. SORU EKİ: "mı/mi/mu/mü"
    Soru eki isimlerden ve fiillerden sonra kullanılabilir. Eklendiği kelimeden ayrı yazılır. ünlü uyumlarına girer.

    Aldık mı?
    Geldi mi?
    Okudun mu?
    Gördün mü?

    Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:

    Seçenek sunar:

    Alır mı almaz mı bilemem.

    Şart, koşul bildirir:

    Buraya geldi mi tepesi atıyor.

    Derslerine çalıştı mı kazanır.

    Yollar kapandı mı gelemez.

    Zaman anlamı katar:

    Hava bulutlandı mı yola çıkın, dedi.

    Buraya geldi mi size de uğrar.

    Şaşırma, hayret, beklenmezlik bildirir; ünlem ifade eder:

    Bir de onu karşımda görmeyeyim mi!

    Aniden babasına rastlamasın mı!

    Tehdit, korkutma bildirir:

    Sopayı elime aldım mı görürsün.

    Fiile kesinlik anlamı katar:

    Bakarsın buraya uğrar mı uğrar.

    Sizin işinizi yaptı mı yaptı.

    5. EK-FİİL
    Fiillerin birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlar:

    “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.

    çalışmış i-di-k›çalışmıştık

    okuyor i-se›okuyorsa

    okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış

    -di’li geçmiş zamanın hikâyesi, şartı; -miş’li geçmiş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; şimdiki zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; gelecek zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; geniş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; dilek-şart kipinin hikâyesi, rivayeti; istek kipinin hikâyesi, rivayeti; gereklilik kipinin hikâyesi, rivayeti ve şartı ek-fiil alabilir. Bunlar filler konusunda ayrıntısıyla işlenecektir.
  6. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Yapım Ekleri

    Yapım ekleri, mevcut kelimelerden (isim ve fiil köklerinden) farklı ve yeni anlamlı kelimeler türetmeye yarayan eklerdir.

    Nesneleri karşılayan isimlerle hareketleri karşılayan fillerin kökleri farklıdır:

    Gel-(-mek,-dim, -miş...)

    Baba(-m, -lar, -dan)

    Birbirine yakın olan nesne ve hareketlere ait kelimeler aynı kökten türeyen kelimelerdir. Bu bakımdan türemiş kelimelerin kökleriyle mutlaka bir anlam ilişkileri olmalıdır:

    baş, baş-la-, baş-ar-, baş-ar-ı

    sev-, sev-il-, sev-dir, sev-in, sev-inç, sev-gi

    göz, göz-lük, göz-cü, göz-cü-lük, göz-lük-çü-lük...

    Yapım ekleri isim ve fiil köklerine gelerek yeni isimler ve filler türetirler. bu ekler kökten hemen sonra gelirler. Çekim ekleri yapım eklerinden sonra gelir:

    bil-gi-ler, bil-dir-di;

    göz-le-meliyim, göz-lük-ten...

    Bu türemiş kelimelerden de tekrar yeni kelimeler türetilebilir:

    bil-gi-li,bil-dir-i

    göz-lük-çü, göz-lük-çü-lük...

    Bu bakımdan yapım eklerini iki başlık altında inceleyebiliriz:

    İsim yapan yapım ekleri: İsimden isim yapan ekler ve Fiilden isim yapan ekler

    Fiil yapan yapım ekleri: İsimden fiil yapan ekler ve Fiilden fiil yapan ekler

    1. İsim Yapan Yapım Ekleri

    İsim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isimler türeten eklerdir. Türkçemizde sıkça kullanılan yapım ekleri şunlardır:

    a. İSİMDEN İSİN YAPAN EKLER

    -lİk
    Yer isimleri yapar: kömürlük, kitaplık, tuzluk, odunluk, ağaçlık, zeytinlik, çöplük...

    Alet ve araç isimleri yapar: başlık, kulaklık, gecelik, gözlük, önlük...

    Topluluk isimleri yapar: gençlik, insanlık, Türklük...

    Soyut isimler yapar: gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik...

    Sınırlama, ayırma, ölçü tahsis anlamı taşıyan isimler yapar: bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, hediyelik, ömürlük, haftalık, aylık...

    Sıfatlara gelerek durum bildiren isimler yapar: iyilik, güzellik, küçüklük...

    Meslek isimleri yapar: öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...

    Bu ekle türetilen ekler sıfat olarak da kullanılabilirler. İsimle sıfat arasında tür farkı olduğu için bu yönde soru sorulabilir:

    kışlıklar, kışlık odun;

    günlüğüm, günlük masraf;

    elbiselikler, elbiselik kumaş;

    turşuluklar, turşuluk biber;

    kiralıktan, kiralık daireden,

    satılıklar, satılık arsalar...

    -cE
    Dil isimleri yapar: Türkçe, Almanca, Arapça, Farsça..

    Yer isimleri yapar: Çatalca, Yenice, Çamlıca, Taşlıca, Ilıca...

    Hayvan ve bitki isimleri yapar: ****ce, karaca, kokarca, yumuşakça...

    -cİ
    İsim, sıfat, zarf türetir:sanatçı, kiracı, inşaatçı, yolcu, çaycı, şakacı, duacı, milliyetçi, Türkçü, halkçı, sözcü, tiyatrocu, kemancı...
    gazeteci çocuk, şakacı insan...
    akılcı (davranmak), Atatürkçü (geçinmek)

    -lİ
    Soyut ve somut isimler ve sıfat türetir. Özel isimlere getirildiğinde kesme işaretiyle ayrılmaz.

    Kişinin nereli olduğunu bildirir:Ankaralı, Konyalı, köylü, kentli...

    Bir şeyin içinde daha çok ne bulunduğunu bildirir:Tuzlu, şekerli, acılı, tozlu...

    Soy, devlet bildirir: Osmanlı, Karahanlı, Selçuklu...

    Durum (medenî hâl) bildirir:Sözlü, evli, nişanlı...

    Renk bildirir; ikileme kurar: Mavili, yeşilli, kırmızılı, allı yeşilli, sarılı kırmızılı...

    Kişinin sahip olduğu özelliği bildirir: Bilgili, tecrübeli, akıllı, görgülü, saygılı, kültürlü, akıllı uslu...

    Diğerleri:Gönüllüler, gönüllü (kişiler)...İrili ufaklı, kadınlı erkekli...

    -sİz
    -li ekinin olumsuzunu yapar. Ama –li ekini almış her kelimenin –siz ile olumsuzu yapılmaz:

    akıllı X akılsız doğru

    bilgili X bilgisiz doğru

    nişanlı X nişansız yanlış

    köylü X köysüz yanlış

    mavili X mavisiz yanlış

    İsim, sıfat ve zarf türetir: Korkusuz (çocuk), akılsız, susuz (topraklar), tatsız, güçsüzler, ölümsüz, eşsiz, yersiz yurtsuz (kaldım), kimsesiz, tarafsız (davranmalı)...

    -ki
    Zaman ve yer bildiren kelimelerden sıfat yapar. Bu sıfatlar isimleşebilir. –ki ve –kü şekillerinde kullanılır.

    bugünkü (maç), akşamki (fırtına), geceki (soğuk), bugünkünü, yarınkinden...

    Yer bildiren kelimelerde –de hâl ekiyle birlikte kullanılır:Aşağıdaki (sorular), aşağıdakiler, sınıftaki (öğrenciler), sınıftakiler, raftaki (eşyalar), yuvadaki (yavrular)...

    -tİ
    Yansımalardan isim türetir:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı

    Diğer ekler:
    -e: göze (kaynak)...
    -Cİl: etçil, otçul, insancıl, evcil, bencil, ölümcül...
    -Daş: vatandaş, yurttaş, gönüldaş, anlamdaş, meslektaş...
    -gil: Aligil, Yaşargil, ancamgil...
    -leyin: geceleyin, akşamleyin, sabahleyin, gündüzleyin...
    -ncİ: birinci, üçüncü, sonuncu...
    -Er: üçer, beşer, yedişer, dörder, altışar...
    -Cİk: gelincik, kızılcık, elmacık, kulakçık, karıncık...

    b. FİİLDEN İSİM YAPAN EKLER

    Fiil kök ve gövdelerinden isim türetirler.

    Mastar ekleri:-mEk

    Bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Fillerin isimlerini türetir. Bu yüzden bu eklere isim-fiil (mastar) eki; bu kelimelere de isim-fiil (mastar) denir.

    gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...

    Bu ek kalıplaşarak kalıcı nesne isimleri de türetebilir; bunlar isim-fiil değil, doğrudan isimdirler:

    yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak

    -mE
    -mEk eki gibidir. Ama –mEk kullanılan her yerde –mE kullanılamaz. Bu ek de bütün fiil kök ve gövdelerine gelerek; onlardan fiil ismi türetir (isim-fiil yapar):

    başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...

    Bu ek de –mEk gibi kalıcı nesne isimleri yapar: Asma (yaprağı), bölme (işlemi), danışma (memuru), dondurma (külâhı), kavurma, işletme, bağlama :)saz)...

    Bu ek niteleme sıfatı da türetir: Karma (liste), süzme (yoğurt), yazma (eser), saçma (bir fikir), yapma (çiçek), asma (köprü), asma (kat)...

    -İş
    Bu da mastar ekidir. Diğerleri gibi bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Kalıcı nesne isimleri yapabilir:

    Gülün açılış-ını seyret.
    Kapının kapanış-ı çok ses çıkarıyor.
    Adam oturuş-undan bellidir.
    seziş, biliş, alış, veriş, anlayış...

    Kalıcı nesne isimleri:
    Bu görüşü benimsemedim.
    Bir buluş yapmış ki sorma
    Alış verişe çıkacağız.
    Sende hiç anlayış yok mu?...
    Çıkış ne taraftaydı?

    Sıfat-fiil ekleri:Sıfat-fiil ekleri de mastar ekleri gibi fiilden isim ve sıfat yapan işlek eklerdir:

    -En:
    Fiili yapanı, edeni bildirir. İsim ve sıfat yapar:

    Gülen, bakan, gelen, giden, gezen, yazan, bozan, çalışan, kazanan...

    -Esİ
    Sıfat ve isim yapar:

    **esi-m gelir,
    Yok olası adam, kırılası eller
    Öpülesi, *****esi, ölesi, bakılası...

    -mEz
    Olumsuzluk bildirir. –°r’nin olumsuzunu yapar, ama her zaman değil:

    Çıkmaz sokak, olmaz iş, yaramaz çocuk, bilinmez yerler...
    Yılmaz, korkmaz, çıkmaz...
    Ne geçmez zamanmış!

    -°r
    İsim ve sıfat yapar:
    Okur yazar, yazar kasa, bilir kişi, gelir gider, keser, güler yüz...

    -dİk
    İsim ve sıfat yapar:Tanıdıklar, tanıdık kişiler, olmadık iş, beklenmedik bir anda, sevin-diğ-imiz...

    -EcEk
    İsim ve sıfat yapar:alacak(lı), yakacak, yiyecek, giyecek, içecek(lerimiz), gelecek zaman, içecek su, akacak kan, gelecek(ten haber ver-), olacak iş mi?...

    -mİş
    İsim ve sıfat yapar:Geçmiş, çok bilmiş, okumuş çocuk, dolmuş, yemiş...

    Diğer ekler:

    -İm
    Eklendiği fiille ilgili hâl, durum, iş ifade eder. O işle ilgili, o işten doğan varlık, eşya, yer isimleri yapar.

    Alım, satım, atım, yatırım, seçim, ölüm, yıkım, verim, biçim, giyim, kuşam, takım, kavram, üretim, bölüm, çözüm, uyum, çekim, (bir) yudum (su) ...

    -Gİ
    Fiilin bildirdiği hareketle ilgili çeşitli nesneleri karşılayan isimler yapar:

    Sevgi, saygı, görgü, bilgi, duygu, örgü, sergi, vergi, övgü, algı, tutku, uyku, biçki, baskı, içki, atkı, keski...

    -Gİn
    Anlama büyüme ve aşırılık katar; yapanı, olanı bildirir; yapılan nesneyi veya işi karşılar. Sıfat, isim ve zarf türetir:

    Dalgın, azgın, kızgın, kırgın, salgın, baygın, bilgin, ergin, bezgin, durgun, olgun, soygun, vurgun, baskın, seçkin, pişkin, yetişkin, tutkun, küskün...

    Keskin sirke, olgun davrandı, soygun yapılmadı...


    İsim ve sıfat türetir:

    Yazı, sıkı, yapı, ölü, korku, batı, gezi, bölü, koşu, doğu, artı, tartı, sürü, örtü, çeki, duru, sayı...

    Korkunun ecele faydası yok.
    Doğuyu, batıyı karıştırdık.
    **ü balıklar suyun yüzündeydi.
    Yurdun batı tarafı soğuyacak.

    -İcİ
    Çokluk, aşırılık, devamlılık bildirir; -En sıfat-fiil eki gibi failin niteliğini bildirir. Sıfat, isim ve zarf yapar:

    Kalıcı, vurucu, bilici, alıcı, satıcı, dinleyici, görücü, bakıcı, yırtıcı, geçici, kurucu, yüzücü, gidici, öğren(i)ci, dilen(i)ci...

    Eskiden iyi yüzücü imiş.
    Okuyucu sayısı günden güne artıyor.
    Bunlar üzücü hareketler.
    Satıcı kadınlar dolaşıyorlar.
    Pek yırtıcı görünüyor/davranıyor.

    -k
    Fiilde bildirilen harekete uğramış olan veya o hareketten ortaya çıkmış nesneleri karşılayan isimler yapar; bunlar sıfat ve zarf olarak da kullanılır:

    Açık kapı, çürük diş, karışık işler,
    hava soğuk,
    açık konuşur,
    bölük toplandı...

    -kEn
    İsim ve sıfat yapar:

    Çalışkan, üretken, alıngan, atılgan...

    -tİ: kızartı, karartı, bağırtı...

    -Ek: konak, durak, yatak, dönek, ürkek, korkak, bıçak...

    -ç: inanç, sevinç, usanç...

    -ntI: alıntı, akıntı, söylenti, toplantı, yaşantı, sarsıntı

    -e: dize, süre

    2. Fiil Yapan Yapım Ekleri

    Bu ekler isim ve fiil kök ve gövdelerinden fiil gövdeleri türetirler:

    göz›göz-le(mek)
    bilgi-›bilgi-len(mek)-dir(mek)
    sev-›sev-dir(mek)
    bildir-›bildir-il(mek)

    Fiil yapan ekler, isime veya fiile getirilişine göre ikiyte ayrılır: İsimden fil yapan ekler, Fiilden isin yapan ekler

    a. İSİMDEN FİİL YAPAN EKLER

    Bu ekler isim kök ve gövdelerinden fiil gövdeleri türetirler:

    isim-len-dir-
    ad-lan-dır
    iki-le-
    durgun-laş-

    En çok kullanılan isimden fiil yapan ekler şunlardır:

    -lE
    Çok kullanışlı bir ektir. Birçok isimden fiil yapabilir:

    Baş-la-, suç-la, su-la, taş-la-, av-la-, kış-la-, çın-la-, in-le-, ter-le-, gece-le-, hafif-le-, karış-la-, kurşun-la-, perçin-le-, yuvar-la-...

    -El
    Genellikle sıfatlardan fiil yapar:Çoğ-al-, dar-al-, az-al-, boş-al-, düz-el-, dik-el-...

    -l
    Bazı sıfatlardan oluş filleri yapar:Kısa-l-, doğru-l-, sivri-l-, duru-l-, ince-l-...

    -E
    Fazla işlek değildir:Yaş-a-, kan-a-, boş-a-, tün-e-, oy(u)n-a-...

    -°r
    Daha çok renk isimlerinden sonra gelir:Kara-r-, yaş-ar-, boz-ar-, ağ(k)-ar-, sar(ı)-ar-, mor-ar-...

    -dE
    Yansımalara getirilir:Çıtır-da-, şırıl-da-, horul-da-, fısıl-da-, gürül-de-...

    -msE
    Fazla işlek değildir:Az-ı-msa-, küçü-mse-, ben-i-mse-, öz-ü-mse-, kötü-mse-...

    -sE
    Fazla işlek değildir:su-sa-, garip-se-, önem-se-, mühim-se-...

    -lEş
    Bazı isimlere getirilir:Sert-leş-, taş-laş-, kötü-leş-, iyi-leş-, katı-laş-, sağlam-laş-...

    -lEn
    Bir şeye sonradan sahip olma anlamı katar:Ev-len-, can-lan-, hoş-lan-, us-lan-, iç-len-, dert-len-...

    b. FİİLDEN FİİL YAPAN EKLER

    Fiil kök ve gövdelerine getirilerek fiil gövdesi türeten eklerdir:

    -t
    Çatı ekidir; geçişsiz fiilleri geçişli (oldurgan) yapar; geçişli fiillerin de geçişliliğini artırır (ettirgen yapar). Genellikle ünlüyle biten fiillere gelir:

    Yürü-t-, acı-t-, ak-ı-t-, oku-t-, anla-t-, ağla-t-, ara-t-, kızar-t-...

    -°r
    Çatı ekidir. “-t” ile aynı görevdedir; oldurganlık ve ettirgenlik görevi vardır. genellikle ünsüzle biten fiillere gelir:

    Çık-a-r-, kop-a-r-, kaç-ı-r-, uç-u-r-, bat-ı-r-, düş-ü-r-, iç-i-r-...

    -Dİr
    Çatı ekidir; geçişsiz fiilleri geçişli (oldurgan) yapar; geçişli fiillerin de geçişlilik derecesini artırır (ettirgen yapar):

    Yaz-dır-, sor-dur-, aç-tır-, çiz-dir-, sök-tür-, as-tır-, koş-tur-...

    -l
    Çatı ekidir; edilgen ve dönüşlü fiil yapar:At-ı-l-, soy-u-l-, yaz-ı-l, çiz-i-l-, ay(ı)r-ı-l-, gid-i-l-...

    -n
    Çatı ekidir; edilgen ve dönüşlü fiiller yapar:

    Başla-n-, tara-n-, yıka-n-, bil-i-n-, sil-i-n-, sür-ü-n-, taşı-n-, al-ı-n-...


    Çatı ekidir; işteş fiil yapar:Döv-ü-ş-, at-ı-ş-, tart-ı-ş-, gör-ü-ş-, uç-u-ş-, bekle-ş-, it-i-ş-, selâmla-ş-...

    -ElE
    Devamlılık, anlatılan işin art arda yapıldığını bildirir:Kov-ala-, it-ele-, silk-ele-, dur-ala-, tep-ele-...
  7. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    CÜMLEDE ANLAM

    Cümle: Sözcüklerin yan yana gelerek bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir işi, kısacası bir yargıyı tam olarak anlatabilir duruma gelmiş biçimine cümle denir.
    Burada, cümlenin anlam yönü ele alınıp öznellik, nesnellik, karşılaştırma... gibi anlamlar ifade eden cümleler üzerinde durulacaktır.
    Öznel Anlatım
    Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişen, doğruluğu tartışılan düşüncelerin anlatıldığı yargılara öznel yargı denir. Bu yargıların kullanıldığı anlatıma da öznel anlatım denir. Bu cümlelerde (yargılarda) bence ifadesi vardır.
    *İzmir,tarihi ve doğal güzellikleriyle eşsiz bir şehrimizdir.
    *Şair söyleyiş güzelliğiyle türkü tadında bir şiir sunuyor bize.
    *Konferansa katılanların saçma sapan fikirleri beni iyice sıkmıştı.
    *Yazar,sürükleyici anlatımı ve ilginç betimlemeleriyle okuyucuyu olayın içinde yaşatıyor.
    *Çatık kaşları,yaralı yüzüyle insanı ürküten bir havası vardı.
    Nesnel Anlatım
    Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, deney ve gözleme dayanan tarafsız yargılara nesnel yargı denir. Bu yargıların kullanıldığı anlatıma da nesnel anlatım denir. Nesnel yargılarda duygu ve izlenimlere yer verilmez.
    *Filmde olaylar küçük bir kasabada geçiyor.
    *Eser dört bölüm halinde sinemaya uyarlanmış.
    *Turizm gelirleri geçen yıla oranla yüzde 5'lik bir artış göstermiştir.
    *Aruz ölçüsüyle yazılan şiirde nazım birimi dörtlüktür.
    *Dört perdede oluşan bu oyunda yazar,aile bireyleri arasındaki sorunları anlatır.
    Koşula (şarta) Bağlılık
    Bir olayın, durumun gerçekleşmesi için daha önceden olması gereken başka bir durumun varlığına "koşulluk" denir. Bu tip cümle anlamlarında "hangi şartla?" sorusunu temel cümleye sorduğumuzda gerçekleşmesi gereken koşulu bulabiliriz.
    *Sanatçı yapıtında toplumu anlatırsa ölümsüzleşir
    *Akşam baban gelsin , alışverişe çıkarız.
    *Müzik dinleyebilirsin ama sesini fazla açmayacaksın.
    *Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin.
    *Bizim buralara yağmur yağdıkça her yer toprak kokardı.
    *Her güneş doğduğunda beni hatırla.
    Sebep-Sonuç (neden-sonuç) İlişkisi
    Bu tür cümlelerde, yargılardan biri, diğerinin gerçekleşmesine neden olmaktadır. Bir de eylemin hangi gerekçeyle yapıldığını bildiren cümleler de neden sonuç ilişkisi vardır. Bu tip yargıları bulmak için yükleme "niçin" sorusu sorulabilir.
    "Salıncağın ipi kopunca çocuk yere düştü." Cümlesinde "Çocuğun yere düşmesini"nin nedeni "Salıncağın ipinin kopması"na bağlanmıştır.
    *Sınavda heyecanlandığı için bazı soruları yapamadı.
    *Bakımsızlıktan ev harabeye dönmüştü.
    *Matbaanın bulunmasıyla okuma yazma oranı arttı.
    *Aşırı sıcaklar can kaybına yol açtı.
    *Yoğun kar yağışı nedeniyle yollar trafiğe kapatıldı.
    *Hediye almadım diye bana darılmış.
    Amaç-Sonuç İlişkisi
    Öznenin işi, hareketi gerçekleştirme amacı ve sonucu cümle içinde verilir. Bu tür cümlelerde "için,diye,üzere,dolayı,ötürü.maksadıyla..."ifadeleri sıkça geçer.Bu ifadelerden bazıları "sebep-sonuç" bildiren cümlelerde de geçebilir. Amaç-sonuç cümlelerinde "hangi amaçla,hangi maksatla


    *Borçlarından kurtulmak için evini satmış.
    *Ailesini görmeye Almanya' ya gitmiş.
    *Başbakan, ticari anlaşmalar yapmak üzere yurtdışına çıkıyor.
    *Bu ,bizi birbirimize düşürmek maksadıyla söylenmiş bir sözdür.
    *Şair, şiirinde herkes anlayabilsin diye yalın bir dil kullanmış.
    *Yazar,eleştirmene şirin görünmek maksadıyla iki yüzlü davranıyor.
    DOĞRUDAN ANLATIMLI CÜMLELER
    Herhangi bir konuda bir kişinin görüş ve düşünceleri hiçbir değişikliğe uğratılmadan verilir.Bu cümle genellikle tırnak içinde gösterilir.
    *Çiçero'nun "Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır."sözü çok hoşuma gider.
    *Kadın,arkadaşının kulağına eğilerek: "Birazdan kalkalım mı?"diye fısıldadı.
    *Bu konuda atalarımız: "Cesurun bakışı,korkağın kılıcından keskindir."der.
    *Deskartes'in: "Düşünüyorum öyleyse varım."sözü çok ünlüdür.
    DOLAYLI ANLATIMLI CÜMLELER
    Bir kişinin sözünün söylendiği biçimde değil de,bazı değişiklikler yapılarak aktarıldığı cümlelerdir.
    *Onunla bir daha konuşmayacağını söyledi.
    *Bernard Shaw,düşünmenin ruhun kendisiyle konuşması olduğunu söylerdi.
    *Doktor,babama ilaçları mutlaka içmesi gerektiğini tembih etti.
    *Yazar,sanatçı olunabilmek için çok çalışılması gerektiğini vurguladı.
    ÜSLUP VE İÇERİK(KONU)CÜMLESİ
    Yazarın yapıtında neyi anlattığı konuya (içerik)girer.Bu konuyu işlerken kullandığı sözcükler ve cümleler de usluba girer.
    *Yazar yapıtında 1.Dünya Savaşı yıllarındaki insanların çektiği acıları gözler önüne serer.(Konu)
    *Betimlemelerde sıfatlara sıkça yer veren sanatçı cümleleri uzun tutmuştur.(Uslup)
    *Romanda,Batı'nın yaşam tarzına özenen bir ailenin yavaş yavaş çöküşü anlatılır.(Konu)
    *Şairin,şiirlerinde oldukça az kullanılan sözcüklere ve deyimlere yer vermesi dikkati çeker.(Uslup)
    AŞAMALI DURUM BİLDİREN CÜMLELER
    Bir olayın,durumun olumlu ya da olumsuz yönde giderek değiştiğini anlatan cümlelerdir.
    *Kadın,her geçen gün biraz daha kötüleşiyor.
    *Havalar gittikçe soğuyor.
    *Bu çocuğun günden güne huyu değişiyor.
    *Ülkemiz her geçen yıl biraz daha büyüyen ekonomisiyle gelecekte gelişmiş ülkeler seviyesine çıkacaktır.
    KİNAYELİ ANLATIMLI CÜMLE
    Bir gerçeği ortaya koymak amacıyla sözü imalı olarak tam karşıtı gelecek biçimde kullanmaktır.
    *Okulunu ne kadar çok sevdiğin yirmi gün devamsızlık yapmandan belli.
    *Eşinin gözündeki morluktan onu ne kadar çok sevdiğin anlaşılıyor.
    ATASÖZÜ
    Çok önceleri söylenmiş olup dilden dile, nesilden nesile geçerek günümüze kadar gelmiş, öğüt bildiren, atalarımızın hayat tecrübelerini yansıtan ve milletin ortak malı haline gelmiş olan sözlerdir.
    Atasözlerin Özelliklerini Şöylece Özetleyebiliriz:
    *Atasözleri halkın ortak malıdır. Söyleyeni belli değildir.
    *Kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin sırası değiştirilemez. Bir sözcüğün yerine başka bir sözcük konulamaz.
    *Kısa ve özlü sözlerdir. Hep insanları ilgilendiren sözlerdir.
    *Atasözlerinde geçen sözcükler genellikle gerçek anlamları dışında kullanılmıştır. (Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.) Kimi atasözlerinde geçen sözcükler ise gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır. (Son pişmanlık fayda vermez)
    Sorularda çoğunlukla atasözlerinin anlamları üzerinde durulur.
    ÖZDEYİŞ (VECİZE)
    Özdeyişler, ünlü kişilerin , devlet adamlarının, sanatçıların söylemiş oldukları kısa fakat anlamca zengin olan sözlerdir.
    "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." (Atatürk)
    "Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar." (Hz.Mevlana)
    DEYİM
    Bazen bir olay veya durumu ifade etmek için, o olay veya durumu birebir karşılayacak kelimeler kullanmayız da; çağrışım yaptıracak söz grupları kullanırız. Bunu da ifademize sanat ve akıcılık kazandırmak için yaparız. Örneğin: Bir insanın telaşlı olduğunu anlatmak için "telaşlıdır" demeyiz de "Etekleri tutuşmuş" ifadesini kullanırız , ama herkes bu kişinin telaşlı olduğunu anlar.
    Deyimlerin Özellikleri:
    *Deyimler en az iki kelimeden oluşur. (Kalp kırmak)
    *Birden fazla kelimeden oluşan, hatta cümle halinde olan deyimler de vardır. (Taşı gediğine koymak) (Atı alan Üsküdar'ı geçti.)
    *Deyimleri oluşturan sözcükleri çoğu zaman gerçek (sözlük) anlamlarından uzaklaşarak mecazlı bir anlatım kazanırlar. (İşler böyle giderse hapı yutarız.) Ama şunu da unutmamalıyız; bazı deyimler sözlük anlamlarıyla da uzak yakın bir ilişki taşırlar. (Etekleri zil çalmak.) Etekleri tutuşmuş birinin halini göz önünde canlandıralım. Telaş içindedir değil mi?
    *Deyimler genellikle iş, oluş, hareket yani bir fiili bildirirler ve fiil gibi çekimlenebilirler. (Kalbimi kırıyorsun ama) (Çocuğun kalbini kırdık anlaşılan) (Kimsenin kalbini kırmamalısın oğul.)
    DİKKAT: Deyimlerle ilgili soruları çözebilmek için deyimlerin ifade ettikleri anlamları bilmemiz gerekir. Bu nedenle bazı atasözü ve deyimleri gözden geçirmek gerekir.
    TANIMLAMA
    Herhangi bir şeyin ne olduğunu anlatan "Bu nedir?" sorusuna cevap verebilen cümlelere "tanım cümlesi" diyoruz. "Kitap, size istediğiniz zaman ders vermeye hazır bir öğretmendir." Cümlesinde "kitap nedir?" dediğimizde "İstediğiniz zaman ders vermeye hazır bir öğretmendir." cevabını alabiliriz.
    ÖN YARGI (Peşin hüküm)
    Bir olay veya kişiyle ilgili değişik sebeplerden dolayı önceden edindiğimiz olumlu veya olumsuz yargılardır. Kısaca özetlersek ön yargı, sonuçla ilgili önceden karar vermektir. (Bu takım bu sene kesin şampiyon olacak)
    ÖNERİ (Tavsiye)
    Bir konudaki eksikliğin giderilmesi için teklif getirmeye "öneri" adı veriyoruz. "Hikayede olayların yeri ve zamanı iyi tahlil edilip, yazıya aktarılmalıdır. " cümlesi bir öneri cümlesidir.
    VARSAYIM
    Bir durumun sonucunun ne olduğunu bilmeden onu kendimize göre bir sonuca bağlamaya "varsayım" diyoruz. "Diyelim ki bu yıl sınavı kazandın.", "Varsayalım ki aniden çıkageldi." Cümleleri varsayım cümleleridir.
    KARŞILAŞTIRMA
    Aralarında anlamca ilgi (ilişki) olan iki kavramı benzerlik ya da zıtlık yönünden kıyaslamadır. "Sütten beyaz dişleri var." Cümledeki dişlerin beyazlığı, sütün beyazlığıyla karşılaştırılmıştır.
    *Sinema da tiyatro gibi görsel bir sanattır.
    *Doğu Anadolu'nun kışı Akdeniz Bölgesi'ne göre daha çetin geçer.
    *Yahya Kemal de Necip Fazıl da şiirlerinde ölüm temasına çok yer vermiştir.
    *Bu yılki ürün geçen yıla nazaran daha bereketliydi.
    *Sanatçı,diğer çağdaşlarına göre daha sade bir dil kullanmıştır.
    *Ressam bu yapıtında ise diğerlerine göre daha canlı renkleri kullanmıştır.
    BİRLİKTELİK (Beraberlik) İLGİSİ İÇEREN YARGILAR
    Bu ilgi, çeşitli edat ve bağlaçlarla (ile, ve...) sağlanır. "Tatile ailemle gittik."
    DİĞER ANLAM İLGİLERİ İÇERİN YARGILAR (İstek, karşılıklı Yapma, Beğenme vb.)
    *Onunla iki yıldır haberleşemiyorum. (Karşılıklı yapma)
    *Akşam gelin de çay içelim. (İstek)
    *Elmaları kardeş payı yaptık. (Eşitlik)
    *Bak şimdi resimlerin daha güzel olmuş. (Beğenme)
    *Düğün yapmışsın da bana haber vermemişsin. (Sitem)
    *Hava bulutlu yağmur yağabilir. (İhtimal)
    *Biz öylelerini çok gördük. (Küçümseme)
    *Dünyalar kadar işim var. (Abartma)
    *Tam içeri girerken güleceği tuttu. (Beklenmezlik)
    YORUM
    Özneldir. Olay veya durumu bir görüşe göre değerlendirmedir. "Şairin çok severek okunulan kitap türü hikayedir" cümlesinde "bence" ifadesi vardır. Bun için öznel bir yargı yapılmıştır. Kısaca olay veya durum kişiye göre değerlendirilmiştir.
    ÜSLÛP
    Sanatçının dili kullanma biçimi, anlatım şeklidir. Her sanatçının kendine göre bir üslûbu vardır. "Sanatçı, eserinde gerçekleri kısa, yalın cümlelerle dile getirmiştir." Cümlesinde "dili kullanma biçimine" değinilmiştir.
    DEĞERLENDİRME
    Herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koymadır. Nesnel bir yargı söz konusudur. "Sanatçı, şiirlerinde yabancı sözcüklere bolca yer vermiştir." Cümlesinde nesnel bir yargı söz konusudur.
    AYNI YA DA YAKIN ANLAMLI CÜMLELER
    Bu konu başlığımızla ilgili olarak, bize sorulan sorularda farklı sayıdaki cümlelerin ifade ettiği, içerdiği anlamın benzeri veya hemen hemen aynısı istenir. "Yüreğim ağzıma geldi." Cümlesiyle "Çok korktum" cümlesi aynı anlama gelir.
    Sevgi sadakatle taçlaşmadıkça ömrü kızgın çöllerdeki bir damla yaş kadardır.
    Sadakatin olmadığı bir sevgi uzun ömürlü olamaz.
    Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan yeni okyanuslar keşfedemez.(Andre Gide)
    ayatında riskleri göze alamayan insan başarılı olamaz.
    Eğer bir insan hangi limana yelken açtığını bilmiyorsa, hiçbir rüzgar işine yaramaz.
    Belirli bir hedefi olmayan insan, hangi olanaklara sahip olursa olsun başarılı olamaz.
    Yaşamak, karanlık geceye rağmen, buğulanmış pencere c***** güneşi çizebilmektir.(Anonim)
    En zor anlarda bile umudunu kaybetmeyen insan gerçekten yaşıyor demektir.
    Yaşam içinde siyah da bulunan bir gökkuşağıdır.
    Yaşam tüm güzelliklerinin yanında olumsuzlukları da barındırır.
    CÜMLE OLUŞTURMA
    A)Karışık Olarak Verilen Sözcüklerle Cümle Kurma
    Bu tür sorularda bir cümleyi oluşturan sözcükler karışık olarak verilir. Daha sonra bu sözcüklerle anlamlı veya kurallı bir cümle oluşturulması istenir, veya sözcüğün sırası sorulur.
    DİKKAT: Bu tip sorularda ilk işimiz; önce yüklemi bularak cümlenin sonuna getirmek sonra da sırasıyla öznenin bulunması ve tümleçlerin önem ve görevlerine göre cümlede uygun yerlere konmasıdır.
    B) Karışık Olarak Verilen Cümle Parçacıklarının Sıraya Konması
    Bu tür sorularda cümleyi oluşturan tamlamalar ya da cümlecikler karışık halde verilir. Bizden istenen bu parçacıkları anlamlı ve kurallı bir cümle durumuna getirmektir. Şıklardan hareket ederek, yargı bildiren kelime grubunu sona yerleştirip sıralama yapabiliriz.
    C) Eksik Cümlenin Tamamlanması
    Bu konuyla ilgili sorularda, boş bırakılan yerlerin cümlenin anlamı ve yapısına göre uygun kelimelerle tamamlanması istenmektedir. Böyle sorularda yapacağımız ilk iş, seçeneklerdeki sözcüklerin, cümledeki boşlukları en anlamlı ve kurallı şekilde tamamlanmasına dikkat etmektir. Bunun için de cümlede boş bırakılan yerlere söz dizimi kuralına uygunluk gösteren sözcükler konulmalıdır. Kelimelerin çekim durumlarına, tamlamaları parçalamamaya, kelimenin anlam özelliğine dikkat edilmelidir ki cümle en anlamlı ve kurallı bir yapı kazansın.
  8. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Cümle Çeşitleri

    A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER
    1. Fiil Cümlesi
    2. İsim Cümlesi

    B. ÖĞELERİN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER
    1. Kurallı (Düz) Cümle
    2. Devrik Cümle

    C. ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLELER
    1. Olumlu Cümle
    2. Olumsuz Cümle
    3. Soru Cümlesi
    4. Emir Cümlesi
    5. Ünlem Cümlesi
    6. Şart Cümlesi
    7. İstek Cümlesi


    D. YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER
    1. Basit Cümle

    2. Birleşik Cümle
    a. Girişik Birleşik Cümle
    b. İç İçe Birleşik Cümle
    c. İlgi Cümlesi
    d. Şartlı Birleşik Cümle

    3. Sıralı Cümleler

    4. Bağlı Cümle
    1. "ki"li Bağlı Cümleler
    2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar


    A. Yüklemine Göre Cümleler
    Bir cümlenin yüklemi ya çekimli bir fiil ya da ek-fiille çekimlenmiş bir isi olabilir.
    Buna göre yüklemin türü bakımından cümleler ikiye ayrılır:

    1. Fiil Cümlesi
    Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir.
    Bu fiil şahıs ve kip eki alarak çekimlenir.
    Türkçede (başka dillerde de) fiil cümlesi isim cümlesinden daha çok kullanılır.

    Annem dün sessizce odama girdi. Beni yine, yorgun gözlerimin önünden hiç ayrılmayan, bir gün bile elimden düşmeyen, parmaklarımın arasında ezilip büzülen kitabımın karşısında okumaktan gözlerimin feri kaçmış, düşünmekten alnımı kırışmış gördü. En ziyade düşman olduğu bu cansız arkadaşıma kinli bir nazar attıktan sonra bir iskemle çekti, karşıma oturdu, bol bir nefes aldı. Belli ki mühim bir şey, çok düşünülen ve az söylenen endişelerden, aile üzüntülerinden birini bana açmak istiyordu. Bunu ben onun bir iğne izi kadar ince iki gölge ile, belirsizce çatılan kaşlarından anlamıştım, hatta bu keşfimde o kadar ileri gittim ki, bana, artık bu sefer katî bir tarzda, izdivaç meselesini açacağına bile hükmettim. İzdivaç meselesi... Hakikaten de hiç yanılmamıştım. "Kızım!" diye resmî, ciddî, yüksekten, kalın bir ses perdesiyle başladı, bir çok defalar dinlediğim fikirleri, sebepleri, ****lleri, mukayeseleri kendine mahsus muntazam bir mantık zincirine bağlayarak, sakin, heyecansız ve soğukkanlı, söyledi, söyledi, son hükmünü de verdi:
    -Sen ilkbahara kadar, mutlaka evleneceksin! (P. Safa, Gençliğimiz)


    2. İsim Cümlesi
    Yüklemi isim soylu bir kelime olup, ek-fiilin zamanlarından biri ile çekimlenmiş olan cümlelerdir.

    Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık.
    Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
    İçinde kaybolup gittiğini sandığı bu kalabalık şehirde bir tek tanıdığı bile yoktu. Ama şimdi sevgili öğrencileri, vefalı arkadaşları, dostları var.
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
    Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
    İsim cümleleri genellikle iki unsurdan, özne ve yüklemden meydana gelir.
    İnsan, üç beş damla kan, ırmak, üç beş damla su
    Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
    Mehmet Emin Yurdakul, Cenge Giderken
    Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur;
    Sinem, özüm ateş ile doludur.
    İnsan olan vatanının kuludur.
    Türk evladı evde durmaz giderim.
    Bu topraklar ecdadımın ocağı;
    Evim, köyüm hep bu yerin bucağı;
    İşte vatan, işte Tanrı kucağı.
    Ata yurdun, evlât bozmaz, giderim.
    Tanrım şahit, duracağım sözümde;
    Milletimin sevgileri özümde;
    Vatanımdan başka şey yok gözümde.
    Yâr yatağın düşman almaz, giderim.


    ]İsim cümlelerinde zarf ve bulunma ekli yer tamlayıcıları da kullanılır.
    Anadolu'da dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği var.
    Geyik, dağdan dağa atlarken güzel.
    Bu sabah hava berrak.
    Bahar geleli kargalar sınırsız bir neşe içinde.


    ]İsim cümlelerinde nesneyle yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıcı az kullanılır.
    Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder'e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.
    Ek-fiil, isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir. "imek" fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.


    Ek-Fiil, üç kipe göre çekimlendiğinde yüklem olur:
    1. Geniş zaman
    İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere "-dİr" eki getirilir.

    "insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar"


    "yorgun değilim, yorgun değilsin, yorgun değil, yorgun değiliz, yorgun değilsiniz, yorgun değiller"

    Ben bir küçük kelebeğim.
    Üstümüze doğan bir güneşsin sen.
    Her taraf bugün bir başka güzel(dir).

    2. -di'li (bilinen,görülen) geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.

    "sevinçli idim, sevinçli idin, sevinçli idi, sevinçli idik, sevinçli idiniz, sevinçli idiler"

    "sevinçli değildim, sevinçli değildin, sevinçli değildi, sevinçli değildik, sevinçli değildiniz, sevinçli değildiler (değillerdi)"

    Bir güzelin hayranıydım. Dün daha heyecanlıydın. Merhametli biriydi.

    3. -miş'li (duyulan,anlatılan) geçmiş zaman
    Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.

    "küçük imişim, küçük imişsin, küçük imiş, küçük imişiz, küçük imişsiniz, küçük imişler"

    "küçük değilmişim, küçük değilmişsin, küçük değilmiş, küçük değilmişiiz küçük değilmişsiniz küçük değilmişler (değillermiş)"

    Suçlanan ben-miş-im. < ben imişim
    Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. < çalışkan imişsin
    Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. < hasret imiş

    Dikkat!
    Ben iyi bir oku-r-um. (Ek-fiilin geniş zamanı )
    Hep iyi kitaplar oku-r-um. (Şahıs eki )
    Benim oku-r-um anlayışlıdır. (İlgi eki ve iyelik eki)
  9. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    CÜMLE

    CÜMLENİN ÖĞELERİ

    1. Yüklem

    2. Özne

    3. Nesne

    4. Dolaylı Tümleç

    5. Zarf Tümleci

    Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle

    CÜMLE

    Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.

    Bugün hava ne kadar güzel!
    Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, "Şehir magandaları!" diye bağırasın geldi mi hiç?

    Özellikleri


    ]Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden oluşur.
    ]Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir.

    Geldim.
    Ben geldim.
    Ben buraya geldim.
    Ben evden buraya geldim.
    Ben evden buraya koşarak geldim.
    Ben evden buraya kadar koşarak geldim.
    Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim.

    ]Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.

    Öğretmenim.
    Öğretiyorum.
    Biz sizinde gelmeyeceğiz.
    Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.

    Karşılıklı konuşmalarda tek kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır.

    ¦İnsanın elini yakmaz mı?
    ¦Yakmaz.
    ¦Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.
    ¦Biliyorum.

    CÜMLENİN ÖĞELERİ

    Öğe:Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir.

    Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

    ]Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler.

    çıkacağım.

    çarşıya / çıkacağım.

    alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

    Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.

    ]Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.

    *Birinci derecede önem taşıyan öğe yüklemdir.

    çarşıya / çıkacağım.

    alış veriş yapmak için / çıkacağım.

    bugün / çıkacağım.



    Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.

    zaman amaç yer yapılacak

    bakımından bakımından bakımından iş

    *İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır.

    Beğendi-k "-k" eki "biz"i karşılıyor.

    *Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir.

    Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın.
    Zarf tüml. Özne nesne d.lı tüml. yüklem

    ]Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz.

    *Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne almazlar.
    Tarlanın sınırına gelince dinlenmek üzere oturduk.

    *İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.
    Ben / de / bir varisin olmakla / bugün / mağrurum.
    Edat tüml. Zarf tüml.

    ]Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.
    Yağız atlar / kişnedi, meşin kırbaç / şakladı.
    Bir dakika / araba / yerinde / durakları.
    Giden geminin arkasından / bakakaldı.

    ]Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir.

    "Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır,
    Hasretini ben duyarım."

    ]Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu, gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da o öğe yükleme yaklaştırılır.

    Ben Ankara'ya yerleştim.
    Ben Ankara'ya yerleştim.
    Ankara'ya en geç ben yerleştim.

    ]Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir cümlenin öğesi de olabilir.

    Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç)

    ]Öğeler bulunurken,

    *Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.
    *Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.
    *Öğeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.
    *Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır.

    Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.
    Kelime kelime grubu kelime kelime

    Semt belediyesine bağlı bir sağlık ocağında dolaylı tüml.

    fazla iş özne

    olmaz. yüklem

    Basit muayenelerin ve müdahalelerin dışında, zarf tüml.

    ya bağlaç

    hastahaneye dolaylı tüml.

    hasta belirtisiz nesne

    sevk ederler, yüklem

    ya bağlaç

    ölüler için edat tüml.

    defin ruhsatnamesi belirtisiz nesne

    verirler. yüklem



    Masasında dolaylı tüml.

    bir de bağlaç

    bunların koçanları özne

    olurdu. yüklem

    O koçanlardan kopardığım sayfaların arka yüzüne dolaylı t.

    resimler belirtisiz n.

    yapar, yüklem

    otomobil modelleri belirtisiz n.

    çizer yük

    ya da bağ

    ilerde keşfetmeyi umduğum makineler b.siz n.

    uydurur, yük

    bir de bağ

    tanıdığım artistlerin, ünlülerin listesini b.li n.

    çıkarırdım. yük

    Az sonra zarf t.

    annem özne

    gelir, yük

    koçandan , dol. t.

    temiz bir sayfa b.li n.

    koparır, yük

    ön yüzünü b.li n.

    doldurur, yük

    gelenin işini b.li n.

    görür, yük

    defin ruhsatnamesinde yukarıya dol. t.

    ölenin adını b.li n.

    yazar, yük

    en altta dol. T.

    da bağl.

    hep zarf t.

    kendi kaşesi ve imzası özne

    olurdu. yüklem

    Benim gözümde anneme ölüm karşısında üstünlük sağlayan bir şeydi yüklem

    bu. özne

    **ümü belirtili nesne

    başka adreslere dolaylı tümleç

    gönderirdi. Yüklem.

    (Murathan Mungan, Pamukçuklar)
  10. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    CÜMLE YORUMU-CÜMLE BİLGİSİ

    CÜMLE BİLGİSİ
    Cümle bir duyguyu, bir düşünceyi, bir dileği, bir yargıyı tam olarak anlatan sözcük ya da sözcük öbeğidir.

    Bir cümlenin her okuyan ya da dinleyen tarafından farklı anlaşılması cümle yorumu demek değildir. Tam tersine bir cümlenin herkes tarafından aynı şekilde anlaşılması gerekir.

    Cümleyi okuyanın veya dinleyenin kültür düzeyi, düşünce yapısı nedeniyle bir cümleden farklı anlamlar çıkaracağını söylemek anlam bilgisiyle bağdaşmaz.

    Bir cümlede göreceli kavramların egemen olduğu bir anlatım varsa bu anlatıma "öznel anlatım" denir. Buna karşılık cümledeki anlatım herkes için geçerli olan değer yargılarını içeriyorsa bu cümlede "nesnel anlatım" vardır.

    * Sonbahar insanları olumsuz etkiler(Öznel)
    * Sonbaharda yapraklar sararır (nesnel)

    Cümle Vurgusu:
    Bir cümlede asıl verilmek istenen, yükleme en yakın sözcük veya sözcük öbeği ile verilir. Eylem cümlelerinde vurgu yükleme en yakın ögedir.

    * Bu yıl sizi sınava biz hazırlayacağız.
    * Bu yıl biz sizi sınava hazırlayacağız.
    * Bu yıl biz sınava sizi hazırlayacağız.
    * Biz sizi sınava bu yıl hazırlayacağız.

    İsim cümlelerinde ise vurgu yüklemdedir.

    * Komşumuz terbiyelidir.
    * Bugün hava çok güzeldir.

    UYARI: Devrik cümlelerde vurguyu bulmak için kurallı duruma getirmek doğru olur. Cümle vurgusunun temeli "sözcük vurgusu" na dayanır. Çok heceli sözcüklerde genellikle son hece vurgulu söylenir, buna sözcük vurgusu denir.

    Cümlede Anlam Farklılıkları:
    1- Kınama anlamı: Kınama, yapılan işi değer yargıları açısından değerlendirip doğru bulmayarak ayıplamaktır.

    * Nasıl olur da küçücük bir çocuğun parasını alırsın.
    * Böyle nur yüzlü bir ihtiyara bakılmaz mı hiç.

    2- Alay anlamı: Bir kişinin veya bir durumun yetersiz, kusurlu, gülünç yönlerini küçümseyerek eleştirmek, alay etmek demektir.

    * O kadar zeki ki liseyi altı yılda bitirdi.
    * Dili çok iyi kullanır, ne de olsa sakatatçı çocuğu!
    * Ne anlarsın ya resimden!

    3- Yergi anlamı: Eksiklerin,sakıncalı durumların küçümsenmesi, eleştirilmesi yergidir.

    * Böyle ders çalışırsanız tabii başaramazsınız.
    * Baba kendi yapmadığını çocuğundan nasıl ister ki!
    * Borcunu ödemez, sözünü tutmaz, nasıl biri bu!

    4- Küçümseme anlamı: Değer vermemek, önemsememek, küçük görmektir.

    * Bu soruyu ilkokul öğrencileri bile çözer.
    * Üç yıl bekledin de bu arabayı mı aldın!
    * Adam olacak da ailesine bakacak!...

    5- Beğenme anlamı: Yapılan bir işin, oluşan bir durumun veya kişinin değerli bulunması, değerlere uygun bulunması beğenmedir.

    * Yediğim yemek nefisti.
    * Verilen işi mükemmel yapardı.
    * Ne giydiyse kendine yakıştırır.

    6- Azımsama anlamı: Bir şeyin umulandan az bulunması, yetersiz görülmesi, azımsamadır.

    * Üç kez koşmakla koşucu olunmaz.
    * Haftada bir saat sporla zayıflayamazsınız.
    * Bu paraya asla çalışmam.

    7- Yetersizlik, gücü yetmeme, başarısızlık anlamı:
    * Birkaç soru daha çözebilseydi, sınavı kazanırdı.
    * Yağmur yağınca sel baskınlarını önleyemiyor belediye.
    * Konu oldukça iyi ama anlatım hiç de başarılı değil.

    8- Övgü, övünme anlamı: Kişinin, durumun, nesnenin, kavramın, üstün yönlerini de alıp değerlerini arttırmak, övmektir. Bunu kişi kendisi veya topluluğu için yaparsa övünme olur.

    Övme: * Onu bir de bilgisayarın başında gör!
    * O boy, o gözler, o burun... sanki taşbebek.
    * Böyle uyumlu bir aile görmemişsinizdir.

    Övünme: * Biz adamı böyle mat ederiz.
    * Ben olmasaydım siz zor çıkardınız buradan.
    * Ben sizin yaşınızdayken...

    9- Yakınma anlamı: Bir kişinin sözündeki, davranışındaki veya çevresindeki yanlışlıklardan, eksiklerden duyulan rahatsızlığı, kırgınlığı üçüncü bir kişiye yakınarak anlatmak, şikayette bulunmak bir yakınmadır.

    * Bir de aldığı borçlarını ödeyebilse.
    * Yememiş, içmemiş, söylediklerimi öğretmene yetiştirmiş.
    * Benden habersiz akşam yemeğine konuk çağırmış.

    10- Sitem anlamı: Bir kişiyle ilgili alınganlık, üzüntü, kızgınlık gibi duyguların biraz da iğneleyici bir dille ortaya konulması sitemdir.

    * Parti vermişsiniz de en yakın komşunuzu, bizi, çağırmamışsınız.
    * Senin bu sözleri söyleyeceğini hiç sanmazdım.
    * Aşkolsun bana da mı böyle davranıyorsun!


    11- Uyarma: Bir kişiye yanlış bir iş yapmamasını, yanlış bir davranışta bulunmamasını söylemek, uyarmaktır.

    * Biraz daha sessiz olabilir misiniz?
    * Derslerinizi günü gününe yapmalısınız.
    * Bütün seçenekleri okumadan yanıtınızı işaretlemeyin.

    12- Şaşma anlamı: Beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında duygu ve düşüncelerin ortaya konması şaşırmadır.

    * Nasıl kesebildin bunca odunu!
    * Aa! Siz de mi bu sitede oturuyorsunuz!
    * Köşeyi dönünce köpekle karşılaşmayayım mı!


    13- Tehdit, korkutma anlamı: Birini kaygılandırmak, korkutmak, göz dağı vermek, tehdit etmektir.

    * Bir daha seni bu evde görmeyeceğim!
    * Hele bir geç kal da!...
    * Bunu ne duymuş olayım ne de görmüş!


    14- İkilem (tereddüt) anlamı: Kararsızlığın ortaya konulması ikilemdir.

    * Biz de sizinle gelsek mi ki!...
    * Acaba biz de alsak mı ki bu arabalardan?
    * Yarın sinemaya gideyim mi, gitmeyeyim mi!


    15- Varsayım anlamı: Bir şeyin kanıtlanmadan geçici olarak benimsenmesi önerisi, tahminde bulunma, öyle kabul etme varsayımdır.

    * Diyelim ki enflasyon % 10'a düştü.
    * Tut ki ülkedeki işsizlik sona erdi.
    * Bizim görmediğimizi say.


    16- Yanılgı anlamı: Düşünülen, varsayılan bir durumun gerçekleşmemesi, yanılmayı ortaya çıkarır.

    * Seni çok çalışkan biri sanırdım.
    * Körfez savaşında kazançlı çıkacağımızı sanmıştık.
    * Avrupa her şeyi kolaylıkla kabul edeceğimizi düşünmüş.


    17- Aşamalı gelişme: Zaman içinde durumun değişip azalması veya artması aşamalı bir gelişmeyi anlatır.

    * Son yıllarda çok daha güzel yaşıyordu.
    * Her yıl biraz daha güzelleşiyorsunuz.
    * Damlaya damlaya göl olur.

    18- Acıma anlamı: Bir kişinin ya da canlının içine düştüğü olumsuz durumdan üzüntü duymak, acımaktır.

    * Depremden kurtulanların hali yürekler acısıydı.
    * Tanrı kimseyi bu durumlara düşürmesin.
    * Zavallı her gün eriyip gidiyordu.


    19- Koşul (şart) anlamı: Bir olgunun gerçekleşmesi için bir başka etmenin gerekmesi, koşuldur.

    * Derslerinize çalışırsanız kazanırsınız.
    * Ekonomik sorunlarımızı çözelim de kalkınmış olalım.
    * Düşünen kişiler çoğalırsa demokrasi gelişir.


    20- Sebep (neden) anlamı: Bir durum diğer bir durumun oluşmasına yol açıyorsa buna yeni durumun sebebi denir.

    * Parası yetmediği için uçakla gelememiş.
    * Sözlerinizi dinlemediğinden hata yapıyor.
    * Mutluluktan uçacaktı.


    21- Amaç anlamı: Bir eylemi hedeflenen bir başka eylem için yapmak amaç gütmektir.

    * Yeni bir elbise almak için çok çalışıyor.
    * Gelecek kuşaklara güzel bir dünya bırakmak için çalışalım.
    * Sınavı kazanayım diye gece gündüz çalışıyor.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş