Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları(alıntıdır)

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde umutcan997 tarafından paylaşıldı.

  1. umutcan997

    umutcan997 Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    19

    Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları Sayfa 194'ekadar (alıntıdır tablolar hariç hepsi vardır)

    22. sayfa

    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
    • Coşku ve heyecanı dile getiren metinlerde dil, ŞİİRSEL işleviyle kullanılır.
    • Yazılış amaçları, gerçeklikle ilişkileri ve kullanılan dilin işlevi bakımından metinler, SANATSAL METİNLER (EDEBİ METİNLER)…ve ÖĞRETİCİ METİNLER olmak üzere iki gruba ayrılır.
    • Hikâye ve romanlar yazılış amaçları, gerçeklikle ilişkileri ve kullanılan dilin işlevi bakımından SANAT METİNLERİ (EDEBİ METİNLER)… metinler grubunda yer alır.
    •TİYATRO metinleri göstermeye bağlı metinler grubunda yer alır.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Sanat metinlerinde kurmaca vardır. (D )
    • Her metnin bir iletisi vardır. ( D )
    • Öğretici metinlerde dil, dil ötesi işleviyle kullanılır. ( Y )
    • Hikâye ve roman yazarının amacı okuyucuya çeşitli konularda bilgi vermektir. (Y )

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Aşağıdaki metin türlerinden hangisi kurmacaya dayalıdır?
    A) Makale B) Gezi Yazısı C) Masal D) Deneme E) Fıkra


    2. Aşağıdakilerden hangisi metinlerin gruplandırılmasında etkili değildir?
    A) Yazılış amacı B) Dilin işlevi C) Anlatım türü
    D) Metnin yazarı E) Gerçeklikle ilişkisi


    3. Metin türleriyle ilgili aşağıda yer alan yargılardan hangisi yanlıştır?
    A) Sanat metinlerinde üslup kaygısı vardır.
    B) Öğretici metinlerde estetik zevk uyandırma amacı yoktur.
    C) Sanat metinlerinde anlatılanlar tümüyle gerçektir.
    D) Sanat metinlerinde dil şiirsel işleviyle kullanılır.
    E) Öğretici metinlerde sözcükler genellikle gerçek anlamlarıyla kullanılır.



    D. Aşağıdaki soruları yanıtlayınız.
    H. G. Wells (Vels)’in, “Doktor Moro’nun Adası” adlı romanında, yarı insan yarı hayvan anlaşılmaz
    birtakım yaratıkların elinden kaçıp denize koşan ve umutsuzluktan ölümü göze alan Prendik, o
    anda bile işin iç yüzünü anlamak, bu yaratıkları biraz daha tanımak, daha da önemlisi ne yapacağını
    öğrenmek, kendine dışarıdan bakabilmek için beslediği merakı yenemeyerek böyle düşünüyor: “Neyi
    gösterir bu?” Demek insanoğlunda, ölüm korkusundan da güçlü duygular vardır; bilmek, öğrenmek
    merakı.
    1. Yukarıdaki metnin iletisi nedir?
    İnsanoğlunda bilmek, öğrenmek merakı, ölüm korkusundan daha güçlü bir duygudur.
    2. Metinde hangi anlatım türü kullanılmıştır?
    Açıklayıcı anlatım türünü görüyoruz.
    3. Metinde düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

    Bilmek, öğrenmek merakının insanoğlunda hep var olduğunu, ölüm korkusundan bile güçlü bir duygu olduğunu ortaya koymak için Prendik'in yaratıklardan kaçarken neler düşündüğünü anlatarak örneklendirmiş. Düşünceyi geliştirme yollarında örneklendirmeye başvurulmuştur.

    11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Evrensel Yay.) Metinlerin Sınıflandırılması -sayfa 23

    1. Ünite Değerlendirme Soruları

    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
    • Öğretici metinlerde dil GÖNDERGESEL, edebî metinlerde ŞİİRSEL. işleviyle kullanılır.
    • Olay çevresinde oluşan edebî metinler ANLATMAYA BAĞLI ve GÖSTERMEYE bağlı
    metinler şeklinde gruplandırılır.

    • Şiir,COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN; tiyatro GÖSTERMEYE; masal, ANLATMAYA bağlı bir metin türüdür.
    • “Salkım salkım tan yelleri estiğinde /Mavi patiskaları yırtan gemilerinle /Uzaktan seni düşünürüm
    İstanbul” dizelerinde TEŞBİH (BENZETME), TEŞHİS (KİŞİLEŞTİRME) sanatlarıyla imge yapılmıştır.
    • Edebî ürünlerde, özellikle de şiirde dile getirilmek isteneni daha canlı, daha etkili, duyumsanabilir,
    göz önüne getirilebilir bir biçimde anlatmak için onunla başka şeyler arasında bağlantı kurularak
    zihinde canlandırılan yeni biçimler İMGE olarak adlandırılır.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Edebî metinlerde dil bilgi iletme ya da öğretme amacına yönelik düzenlenir. (Y )
    • Edebî metinlerde yazar gündelik konuşma dilinin söz değerlerine yeni anlamlar
    yükler. ( D )
    • Her edebî eser gerçeğin belirli bir anlama göre dilde yeniden düzenlenmesidir. ( D ) (kurmaca olması yani)
    • Edebî metinlerin iletisi önceden belirlenmiş, değişmez gerçek değildir. ( D )
    • “Mevsim, ak menevişlerden tüller örüyor şehrin üstüne.” cümlesinde kişileştirme
    sanatına başvurulmuştur. ( D ) (Mevsim, tül örmesi yönüyle kişileştirilmiş.)
    • “Sesin bir yaz yağmuru gibi yağarken sesime” dizesinde benzetme sanatı vardır. (D) ( Ses, yaz yağmuruna benzetilmiş.)

    . İnsanların geçmişten bugüne kadar kullandıkları iletişim araçları hakkında bir araştırma yapınız.
    Günümüze kadar kullanılan iletişim araçlarının neler olduğunu yaptığınız araştırmalardan da yararlanarak söyleyiniz. Bu iletişim araçlarından hangilerinin hâlen kullanıldığını belirtiniz



    Geçmişte insanlar, duman, ateş, güvercin gibi çeşitli yollarla iletişim kurmaya çalışmışlardır. İlk Çağ'da insanlar, mağara duvarlarına çizdikleri resimlerle iletişim kurmuşlardır. Yazının icadıyla insanlar yazıyla daha kolay bir şekilde iletişimi sağlamışlardır. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle iletişim çok daha kolay hale gelmiştir. (telefon, televizyon, internet)

    2. Cemal Süreya ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatları ve edebi kişilikleri hakkında bir araştırma yapınız.

    3. Özel mektup türünde yazılmış metinler bulunuz. Beğendiğiniz bir metni sınıfınıza getiriniz.


    HAZIRLANALIM



    Atatürk Lisesi Müdürlüğüne,
    ANKARA
    Okulunuzun Hazırlık B sınıfı 368 numaralı öğrencisiyim. Babamın iş yerinden okulunuz öğrencisi olduğuma dair “Öğrenci Belgesi” istenmektedir. Bu belgenin tarafıma verilmesi için gereğini yapılmasını saygılarımla arz ederim.

    Adres:
    Emre sok. Birlik apt. 22.01.2006 No:12/17 İMZA:
    ANKARA Yelda KIZILDAĞ

    SAYFA 32

    1.ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat, Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait mektupları ve sınıfa getirdiğiniz
    özel mektuplardan birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları,
    dil, anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak bu tür metinlerin ortak özelliklerini belirleyiniz.
    Belirlediğiniz özellikleri tahtaya yazınız.





    Cemal Süreyya’nın Mektubu
    Azra Erhat’ın Mektubu
    Tanpınar’ın Mektubu
    Yazılış
    Amaçlan
    Eşine duyduğu özlem
    Azra Erhat, çok sevdiği arkada*şına uğrayamadığı için bu mek*tubu yazmıştır.
    Tanpınar yazar arkadaşın*dan yardım istemek için mektubu yazmıştır.
    Dil ve Anlatım Özellikleri
    Sanatlı, şairane bir dil vardır. Şiirsel anlatım, duygular ve imgeler yer alır.
    Mektup, günlük konuşma diliyle yazılmıştır. Edebiyatla ilgili konu ve kavramlar dikkat çeker.
    Mektupta günlük konuşma dili kullanılmıştır. Edebi ve sanatsal bir konu ele alın*mıştır.
    Şekil
    Özellikleri
    Düz yazı biçiminde yazılmıştır. Mek*tupların başlığı sol üst köşede, tarih sağ üst köşede, mektubu yazanın adı soyadı sonunda sağ alt köşededir.
    Mektubun şekil özellikleri mek*tup türünün kurallarına uygun*dur.
    Mektubun şekil özellikleri mektup türünün kurallarına uygundur.

    2. ETKİNLİK
    Cemal Süreya'nın mektubunda tarih sağ üstte, imza sağ alttadır. (sağa yakın)
    ( 3. ETKİNLİK )
    Cemal Süreya’nın mektubunda kağıt düzeni kurallara uygundur. Kağıdın sağ - sol, alt - üst boşlukları uygundur.
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplardaki hitap cümlelerini
    inceleyiniz. Gönderici ve alıcı arasındaki yakınlığın hitap biçimini nasıl etkilediğini belirtiniz.


    Cemal
    Süreyya’nın
    Mektubu
    Azra Erhat’ın Mektubu
    Tanpınar’ın
    Mektubu
    İki eş arasındaki sevgi ve yakın*lığa bağlı olarak “hayatım” şeklin*de hitap ve sa*mimi bir anlatım vardır.
    Yakın bir arkada*şı olan Halikarnas Balıkçısı'na yazdığı bu mek*tupta
    “Canım Balık*çım” hitabını kul*lanmıştır.
    Yakın arkadaşı Bedri Rahmi Eyüboğlu’na yazmış olduğu mektupta “Kar*deşim, aziz kardeşim” gibi hitaplara yer vermiştir.




    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplarını dil ve cümle yapısı
    bakımından inceleyiniz. Gönderici ile alıcı arasındaki ilişki metnin üslubunu etkiliyor mu? Metinlerden
    örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.


    Metinlerin üçünde de açıklayıcı anlatım kullanılmış. Yazarlar ve edebiyatçılar arasında yazılmış bu mektuplarda edebi ve özenti bir dil vardır. Duygu ve düşünceler bir sanatçı üslubuyla aktarılmıştır.
    SAYFA 33
    6. ETKİNLİK
    “Şadan’ın düğününe gelemedim, o sırada seni de göremedim. Ama şimdi evdeymişsin, telefonla da konuşmak olmaz, sevmezsin bari birkaç satır yazayım diyorum. Mavi kâğıt üzerine de olsun, öylesini daha çok seversin, sen canım canım mavi ustam."
    Yukarıdaki ifadelerinden hareketle mektuplaşmanın karşılıklı konuşmalardan farkını belirtiniz.
    Mektuplarda anlatılanlar düşünülerek, mantık ve dil zevkinin süzgecinden geçirilerek yazılır. Karşılıklı konuşmalarda ise ifadeler biraz daha sıradan bir üslupla dile getirilir.
    7. ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait mektupların yazılış amacını ve amacın nasıl gerçekleştiğini yazalım.
    Cemal Süreya'nın mektubu Azra Erhat'ın Mektubu A. Hamdi Tanpınar'ın Mektubu
    Yazılış amacı ve amacın nasıl gerçekleştiği Eşinin yokluğunda hissettiklerini ona anlatmak için yazmış Yazar, arkadaşına uğrayamadığı için bu mektubu yazmış Yazar, arkadaşından bir tercüme için yardım istemek amacıyla bu mektubu yazmış
    8 ETKİNLİK
    Örnekte de görüldüğü üzere özel mektupların sonuç bölümünde muhatapla ilgili merak edilenler dile getirilir, selam ve iyi dilekler iletilir.
    9 ETKİNLİK
    öZEL MEKTUPLAR: (kısa bilgi)
    Akraba ve dost gibi yakın çevredeki insanlara yazılan mektuplardır. Bu mektuplarda doğal ve samimi bir anlatım yer alır.
    mektup türü ve özellikleri ayrıntılı bilgi:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    10 ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplarında dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.
    Cemal Süreya'nın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev
    Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev
    Azra Erhat'ın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev

    11. ETKİNLİK
    Bir yakınınıza istediğiniz herhangi bir konuda özel mektup yazınız.

    SAYFA 34
    12. ETKİNLİK
    Cemal Süreya'nın mektubundan alınan paragrafta dil bilgisi unsurları bağdaşıklık ve bağlaşıklık sağlayacak şekilde kullanılmıştır. Parçada yinelenen sözcükler, eş ve yakın anlamlı sözcükler anlatıma bütünlük katmıştır. Aynı kökten türeyen sözcüklerin tekrarıyla ses ahengi sağlanmıştır.
    13 ETKİNLİK
    Cemal Süreya’nın mektubundan alınan aşağıdaki cümlelerde noktalama işaretlerinin hangi amaçlarla kullanıldığını tabloya yazalım:
    Nokta
    * Bunu bilmeni isterim.
    Yargı bildiren cümlelerin sonuna ko*nur.
    Virgül
    * Ne yumuşak, çağrışımlı, bağışçı, düşçül şeydir ıhlamur.
    * Akşam eve döneyim, kapıyı sen aç.
    * N'olur, akkavakızı, anla beni.
    Eş görevli kelimelr ara*sında, farklı eylem ve yargılar arasın*da kullanılır.
    Tırnak
    İşareti
    * “Dolanırım Paris’imin sokaklarını,
    * Orada ölmeye cesaretim yok.”
    * Hiçbir şey bozamaz beraberliğimizi. “Üçüz, gözüz biz.”
    Alıntı, söz ve cümleler tırnak içinde kullanılır.
    Vurgulanmak istenen sözler tırnak içinde kullanılır.
    İki Nokta
    * Bir de şeyi bilmeni isterim: Benden yanlış yere, yok yere kuşkulanı*yorsun.
    * Şöyle şeyler: “Ankara’ya gelince seni rahatsız ederiz.”
    Açıklama bölümlerinden önce kulla*nılır.
    Noktalı
    Virgül
    * Adamlar geçiyor; yüzsüz, gözsüz, gülüşsüz adamlar.
    Yargıları ve eş görevli kelimeleri bir*birinden ayırmak, gruplandırmak için kullanılır.
    Üç Nokta
    'Gözlerin...
    *Kimin malında gözümüz olmuş. (...) Kime kıl kadar kötülüğümüz olmuş.
    Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur. Anlamı tamamlanacak sözlerin yerine

    Soru
    İşareti
    *Sen de öyle şeyler düşünüyor musun? ’Bana her yönden güveniyorsun, değil mi?
    Soru ifadesi taşıyan cümlelerin so*nunda kullanılır.
    Yay ve Köşeli Ayraç
    *... bir Fransız filmi: adı: “Je Suis un Sentimental" [jö Suin Sentimental (Duygulu Bir Adamım Ben)]
    Bende eski kahvemde oturmaktayım. (...) Karşıda Haydarpaşa Garı, gri bir ev ödevi gibi.
    Açıklama amacıyla kullanılır. Yay ay*raç içinde tekrar açıklama yapmak gerekirse köşeli ayraç kullanılır.
    Ünlem
    İşareti
    ’Zuhal’im, Hayat! *Aşk büyüdü, Aşk!
    Seslenme, duygu ve coşku bildiren kelime ve cümlelerin sonunda kulla*nılır.
    Kesme
    İşareti
    *Gece Memo’yla hep seni konuştuk.
    *Ülkü Tamerler ve Buyrukçu’yla düğün eylemiştik.
    özel isimlere gelen çekim eklerini ayır*mak için kullanılır.
    Düzeltme
    İşareti
    *Hâlâ başım dönüyor şenlen, esrikim şenlen, seviyorum seni.
    Ünlüleri uzatmak için
    Bazı ünsüzlerin ince okunduğunu göstermek için (burada l ünsüzü ince okunur.
    sayfa 35
    14 ETKİNLİK
    Cemal Süreya’nın mektubundan alınan aşağıdaki cümlelerde koyu yazılan sözcükleri inceleyiniz. Bu tür sözcüklerin yazılışıyla ilgili kuralları belirleyip verilen örnekteki gibi tabloya yazınız.

    15. ETKİNLİK

    Cemal Süreya’nın mektubunu akıcılık bakımından inceleyiniz. Metinde ses akışını engelleyen aynı ya da yakın seslerden oluşmuş sözcükler kullanılıp kullanılmadığını; karmaşık, anlaşılması güç cümle kuruluşlarına yer verilip verilmediğini belirleyiniz. Yaptığınız çalışmadan hareketle metnin akıcı olup olmadığını belirtiniz.
    Şiirsel bir üslupla yazılmıştır. Akıcı bir anlatım vardır.
    SAYFA 36
    17. ETKİNLİK

    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve yazılış amacını söyleyiniz.
    Yukarıdaki mektup resmi mektup örneğidir. Gönderici, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, alıcı ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüdür. Yazılışı amacı "Gönül Projesi" adlı etkinliğe öğrencilerin katılmasını sağlamaktır.
    18. ETKİNLİK
    4. metin olarak verilen mektubu şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Sayı, konu, tarih,gönderici, alıcı, isim, imza ve ekler bölümlerinin mektubun hangi kısımlarında yer aldığını belirtiniz. Resmî mektupların şekil özelliklerinin nasıl olması gerektiğini belirtiniz.
    Resmi mektuplarda mektubu gönderen kurumun adı üst ortada yer alır. Başlığın sol alt köşesinde sayı ve konu, sağ alt kısmında tarih bulunur.
    Alıcı olan kurumun adı asıl açıklamanın yapılacağı yere, yazının üst kısmına yazılır. Gönderici olan kurumun en yetkilisi adına mektubun sağ alt köşesinde isim açılır. Yetkilinin imzası bulunur.
    19 . ETKİNLİK
    İncelediğiniz resmî mektubun dil ve anlatım özelliklerini daha önce incelediğiniz özel mektuplarla karşılaştırarak aralarındaki farklılıkları belirtiniz. Resmî mektuplarda özel mektuplardaki gibi samimi bir dil kullanılır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.
    Resmi mektuplarda ciddi ve resmi bir dil kullanılır.
    20 ETKİNLİK
    İncelediğiniz resmî mektupta dilin hangi işleviyle kullanıldığını söyleyiniz.
    Göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    21 ETKİNLİK

    5. Metin
    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve ne amaçla yazıldığını belirtiniz.
    Mektubun göndericisi: Umut Yılmazer
    Mektubun alıcısı: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
    Atatürk Araştırma Merkezi Kitap Satış Bürosu
    Mektubun Yazılış Amacı: Kitap istemkek
    22. ETKİNLİK:
    Yukarıdaki mektubu şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Tarih, gönderici, alıcı, isim, imza bölümlerinin mektubun hangi kısımlarında yer aldığını belirtiniz. Sayı ve konu bölümlerinin iş mektuplarında yer alıp almadığını söyleyiniz. İncelediğiniz mektuptan hareketle iş mektuplarının şekil özelliklerinin nasıl olması gerektiğini açıklayınız.
    Mektupat tarih sağ üst köşededir. Tarihten sonra alıcını adresi yazılmıştır. Sonra alıcıya hitaben yazılmış açıklama mektubun yazılış amacını ortaya koyar. Göndericinin adı, soyadı, imzası sağ alt köşede, adresi ise sol alt köşededir. Bu mektup bir iş mektubudur.
    İş mektuplarında sayı, konu gibi bölümler yoktur.
    23. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz metinlerden hareketle resmî mektuplarla iş mektupları arasındaki farklılıkları belirtiniz.
    Resmi Mektup
    İş Mektubu
    Sayı, konu gibi açıklamalar ve özellikler vardır.
    Sayı,konu gibi özellikler yoktur. İş mektuplarında kullanılan dil resmi olsa da günlük konuşma diline biraz daha yakındır.


    24. ETKİNLİK
    İncelediğiniz iş mektubunun dil ve anlatım özelliklerini resmî ve özel mektupların dil ve anlatım özellikleriyle karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.
    Resmi Mektup
    İş Mektubu
    Resmi, ciddi bir anlatım vardır. Üst makamdan alt makama gönderildiği için "rica ederim" ifadesiyle bitirilmiştir.
    Ciddi bir dille yazılır. Dildeki resmiyet ve ciddiyet resmi mektuba göre daha azdır. Kişiden kuruma gönderildiği için "arz ederim" ifadesi kullanılmıştır.




    25. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz resmî mektup ve iş mektubunda hangi anlatım türüne başvurulduğunu belirtiniz. Kullanılan anlatım türü ve mektupların yazılış amaçları arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
    Hem resmi mektupta hem de iş mektubunda açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır. Bu mektuplarda bir görevi bildirme, bir siparişte bulunma gibi durumlar söz konusu olduğu için açıklayıcı anlatım türünün kullanılması gerekir.

    26. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz mektuplardan ve yaptığınız etkinliklerden hareketle iş mektuplarının özelliklerinin neler olduğunu belirtiniz.
    28. ETKİNLİK:
    İş mektuplarında dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.

    6 metin
    DİLEKÇE

    29. ETKİNLİK:
    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve ne amaçla yazıldığını belirtiniz.
    Mektubun göndericisi: Ahmet Element
    Mektubun Alıcısı: ASKİ Müdürlüğü
    Yazılış Amacı: Su borusunun patlaması üzerine oluşan problemin çözülmesi
    30 ETKİNLİK:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    31. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz dilekçede konu ve istek, kısa ve özlü bir şekilde anlatılabilmiş midir? Dilekçelerde konu ve isteğin kısa ve özlü anlatılması niçin önemlidir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Dilekçelerde istek kısa ve öz biçimde ifade edilmelidir. İsteğin ne olduğu, şikayetin konusu açık, yalın bir ifadeyle anlatılmalıdır.
    33. ETKİNLİK:
    Mektuplar yazılış amaçlarına göre özel mektup, resmi mektup ve iş mektubu olmak üzere üçe ayrılır.
    34. ETKİNLİK:
    “Arızanın giderilmesi hususunda gereğinin yapılmasını arz ederim.” cümlesinde dil hangi işleviyle kullanılmıştır? Dilekçenin yazılma amacı ile metinde kullanılan dilin işlevi arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirtiniz.
    Burada alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılmıştır.
    35. ETKİNLİK:
    Cemal Süreya'nın mektubu- öyküleyici anlatım
    Azra Erhat'ın mektubu - açıklayıcı anlatım
    Resmi mektup - açıklayıcı anlatım
    İş mektubu - açıklayıcı anlatım
    Dilekçe - açıklayıcı anlatım

    sayfa 39
    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1. İncelediğiniz özel mektuplardan hangisini daha içten buluyorsunuz? Niçin? Konunun, metnin üslubunu etkileyip etkilemediğini açıklayınız.
    Kendiniz cevaplayınız.

    2. “Haydarpaşa garı, gri bir ev ödevi gibi.”, “ Aynı sapta tüveyçlerini birbirine dönmüş iki çiçek gibiyiz, bir de tomurcuğumuz var.” dizelerinde yazar hangi söz sanatlarına başvurmuştur?
    tüveyç: çiçek tacı
    Benzetme sanatı vardır. Haydarpaşa garı, gri bir ev ödevine benzetilmiş. İkinci cümlede yazar, kendisini ve seslendiği kişiyi çiçeğe benzetmiş.

    3. Cemal Süreya hakkındaki araştırmanızı sınıfla paylaşınız.

    4. Cemal Süreya’nın şair olması dilini nasıl etkilemiştir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Cemal Süreya, mektupta günlük yaşam konularını şiirsel anlatımla yazmış.

    5. “Yüzüğünden öperim.” , “Susunca seni sustuk. Uyuyunca seni uyuduk.” cümleleri gerçek anlam mı, yan anlam mı ifade etmektedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Yan anlam ifade etmektedir.

    6. “Epey çalıştım. Şimdi de o meşhur Fellows var ya, Xanthos’u soyup soğana çeviren, onun ilk yolculuğunun güncesini çeviriyorum.” (Azra Erhat 1915-1982), “Adalet, bildiğin gibi. Şöyle bir sekiz senede Kafka’nın sevgilisi Milena’ya mektuplarını tercüme ediyordu.” (Ahmet Hamdi Tanpınar 1901-1962 ) cümlelerindeki altı çizili kelimeleri anlamları bakımından karşılaştırınız. Aynı yüzyılda yaşayan yazarların dil tercihindeki farklılıkları hangi nedenlerden kaynaklanabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Eş anlamlı sözcüklerdir. Aynı anlama gelen farklı sözcükleri kullanmaları yazarların kültürel ortamıyla ve çevresiyle ilgilidir.

    7. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektubundaki “müsait, neşir, imkân, istida, müracaat, behemehâl, hâletiruhiyenin, izah, kabil, mesele, neşr, vasıta” kelimeleri yerine hangi kelimeler kullanılabilir? Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında yaptığınız araştırmadan yola çıkarak onun dil tercihi ile zihniyeti arasında bir ilişki olup olmadığını açıklayınız.
    müsait- uygun

    imkan-olanak
    neşir-yayın
    istida- dilekçe
    behemehal- mutlaka
    kabil-mümkün
    neşr-yayın
    müracaat-başvuru
    haletiruhiye-psikoloji, ruhsal durum
    izah-açıklama
    mesele-sorun
    vasıta-araç
    8. Tebrik, davetiye, teşekkür, taziye yazıları hangi mektup türü içerisinde değerlendirilebilir?
    Düşüncelerinizi açıklayınız.

    Özel mektup türü içinde değerlendirilebilir.
    9. Mazeret sınavına alınmanız için okul idaresine bir dilekçe yazınız.

    10. Aşağıdaki mektup üzerinde hitap, gövde, bağlama ve sonuç bölümlerini gösteriniz. Yay ayraç içerisinde verilen tarih ve gönderici adını mektubun uygun yerlerine yazınız (4 Temmuz 1958, Halikarnas Balıkçısı). Ayrıca mektupta adres kısmının nereye yazılması gerektiğini belirtiniz.
    Merhaba canım canım canım, (hitap bölümü)
    Çarçabuk çırpıştırıyorum. (...) “Romanı ver satayım şu sıkıntıdan kurtulayım, sana başka bir tane yazarım.” dedim. Ha meşe odununa konuşmuşsun ha ona. Avukat bir resmî ültimatom yazacaktı. Çünkü üç sene basmayınca editör haklarını kaybediyor. Adam kıvrandığımı görüyor, söylediğim de pek makul fakat oralı değil. Yine çatmak için dün matbaada odasına gittim, kimse yok. Dolapta da bizim roman. Romanı aldım, çıktım. Şimdi İstanbul’a geleceğim, birkaç gün sonra. Romanı satacağım. Ama hâlim fena, sıkıntıdan bütün gövdem ürtiker gibi bir şey oldu. Kaşınmaktan uyuyamıyorum. İstanbul’a beş altı gün sonra geleceğim. Sen gazetelere göz kulak ol. Roman yani “Yol Ver Deniz Uluç Ali Geliyor” cinsinin en iyilerindendir. On ila yirmi bin arasında alabilirim. Akşam’a bak, 200 tefrikalıdır, altı ay sürer. Hâlim ürtiker. Ha, Azra! Guide Blue (Gayd Blu)’yu benim için satın al. Gelince parasını veririm.
    Seni çok öperim. (sonuç bölümü)
    Hitap bölümünden sonraki paragraf gövde ve bağlama bölümü
    yazılış tarihi sağ üst köşeye
    göndericinin adı soyadı sağ alt köşeye
    adres sol alt köşeye yazılmalıdır.
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

    • Mektuplar yazılış amaçları bakımından ÜÇ gruba ayrılır. Bunlar ÖZEL mektuplar,
    İŞ mektupları, RESMİ mektuplar ve .......................(EDEBİ MEKTUPLAR ayrı bir gruba alınabilir. Edebi Mektuplar, özel mektplar içerisinde de sayılabilir.) (Bir de AÇIK MEKTUP vardır.)
    • “Konu” ve “sayı” bölümleri RESMİ mektuplarda yer alır.
    • Kişilerce çeşitli makamlara ya da dairelere bir dileği iletme amacıyla yazılan mektuplara DİLEKÇE denir.
    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Asıl söylemek istediklerimiz, mektubu bize yazdıran nedenler mektubun gövde bölümünde
    dile getirilir. (D )
    • Mektubun dil ve anlatım özellikleri; mektuplaşanların yakınlıklarına, kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterir. ( D )
    • Dilekçelerde dil, alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılır. ( D )
    • Dilekçeler alt makamdan üst makama yazılmışsa “... rica ederim.” ifadesiyle biter. ( Y)
    • Özel mektuplarda dilin göndergesel ve heyecana bağlı işlevi genellikle bir arada kullanılır. (D )
    • Özel mektuplar el yazısından ziyade bilgisayar veya daktilo gibi araçlarla yazılmalıdır. (Y )
    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Özel mektuplarla ilgili aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
    A) Kâğıdın sağ üst köşesine mektubun yazıldığı yer ve tarih yazılır.
    B) Hitap bölümü, alıcıyla gönderici arasındaki yakınlığın derecesine göre değişebilir.
    C) Hitap cümlesinden sonra satır başı yapılarak gövde kısmına geçilir.
    D) Sonuç bölümünde sevgi, saygı ve iyi dilekler bildiren ifadelere yer verilir.
    E) Kâğıdın sol alt köşesine göndericinin ismi yazılır ve imza atılır.
    cevap E

    2. Aşağıdakilerden hangisi mektupların dil ve anlatımını etkileyen hususlardan değildir?
    A) Mektubun yazılış amacı
    B) Alıcı ve gönderici arasındaki yakınlık
    C) Mektubun konusu
    D) Mektubun planı
    E) Yazarın dil tercihi
    cevap D
    1. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 42-51)

    1. Türk veya dünya edebiyatından günlük türünde yazılmış metinler bulunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
    2. Günlük türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimini ve önemli temsilcilerini araştırınız.
    Günlük türü ve özellikleri
    3. İçe ve dışa dönük günlüklerin özelliklerini araştırınız.
    Günlük türü ve özellikleri
    4. İlhan Berk'in hayatı ve edebî kişiliği hakkında bir araştırma yapınız.

    İLHAN BERK (1918-2008)
    ♦ 1918'de Manisa'da doğmuştur, ilk ve ortaöğrenimini Manisa'da tamamlamış, 1939'da Balıkesir Necatibey Ilköğretmen Okulunu bitirerek öğretmen olmuştur. Yükseköğrenimini Fransızca Bölümünde tamamla¬yan, Ankara'da Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Ya¬yın Bürosunda çevirmen olarak da çalışan sanatçı, 2008'de ölmüştür.
    ♦ İkinci Yeni şiirinin temsilcilerindendir. Bu akımın en yaşlı üyesidir.
    ♦ Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini ilk defa 1935'te kitaplaştıran İlhan Berk, sürekli denemelerle şiirin ya-pısını da değiştirmiştir.
    ♦ Çeşitli evrelerden geçen şair, adeta Cumhuriyet Dö-nemi şiirimizin gidişatına paralel bir yol izlemiştir, ön-celeri, Ahmet Haşim etkisinde yazmaya başlamış, daha sonra toplumcu gerçekçi, Garip ve İkinci Yeni çizgisinde ürünler vermiştir. Eski şiir anlayışını terk ederek yeni bir akımın öncüsü olmak, şiirde ender görülen durumlardandır.
    ♦ 1953 yılında yazdığı "Sen Antoine'in Güvercinleri" şiiri ile İkinci Yeni hareketinin kuruluşuna katılmıştır.
    ♦ Sürekli değişimi şiiri için ilke edinmiştir.
    ♦ 1954'ten sonra, şiirde "soyut bir yolculuk" a çıkmış ve "İkinci Yeni"nin öncüleri arasına girmiştir.
    ♦ Sanatçı, 1979'da "Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü, 1980'de "Behçet Necatigil Şiir ödülü'nü, 1983'te "Yeditepe Şiir Armağanfnı ve 1988de "Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü almıştır.
    İlhan Berkin eserleri şunlardır:
    Şiir:
    Güneşi Yakanların Selamı
    İstanbul
    Günaydın Yeryüzü
    Türkiye Şarkısı
    Köroğlu
    Galile Denizi
    Çivi Yazısı
    Otağ
    Mısırkalyoniğne
    Âşıkane
    Taşbaskısı
    Şenliknâme
    Atlas
    Kül
    İstanbul Kitabı
    Kitaplar Kitabı
    Deniz Eskisi
    Delta ve Çocuk
    Galata
    Güzel Irmak
    Pera
    Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
    Avluya Düşen Gölge
    Şeyler Kitabı Ev
    Çok Yaşasın Sayılar

    SAYFA 44

    1. ETKİNLİK
    "Paris" adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz güncelerden birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak güncelerin ortak özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahtasına yazınız.

    GÜNLÜK ÖRNEKLERİ

    TURGUT UYAR’DAN

    30.01.1956

    Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.

    27.02.1956

    İzinliyim. Boşum, ilgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.

    3.1.1956

    Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin fırâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?

    Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz, öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.

    (Günlük)



    OKTAY AKBAL'DAN
    28 Aralık Çarşamba

    Ocak’ın 29’unda tam on yıl olacak. Ziya Osman Saba’yı karlı bir havada Eyüp’te toprağa vermiştik. Yıllar çabuk mu geçiyor belirli bir yaştan sonra? Çocuklukta günler, haftalar bitmezdi bir türlü. Ama yolun yarısına gelmeye gör, her şey kopuk bir film gibi akıveriyor... Ziya Osman’ı son görüşümde ince bir dosya çıkarmıştı çekmeceden. “Nefes Almak” yazıyordu üzerinde. Yeni kitabıydı, “ölümümden sonra çıkacak,” demişti. “Haydi haydi,” demiştim, “Okurları o kadar bekletmeye hakkın var mı?” Gülümsemişti. Birkaç hafta sonrasını mı düşünerek. Ben düşünememiştim o günden ötesini. Canlı bir insanın, hele bir dostun, bir sevilenin yok olabileceğini düşleyemiyoruz.

    On yıl geçip gitmiş bile. Şiirlerini karıştırıyorum. Bilmeyen, Ziya Osman’ı yaşamı süresince ölümü özleyerek bekleyen biri sanır. Hep ölüm, hep ölüm düşünceleri. O ölümü değil, dünyada bulunamayacak bir çeşit “yaşam’’ı özlüyordu.

    (Anılarda Görmek)


    HİLMİ YAVUZ’DAN

    Sabah, 24 Mayıs

    Bu kaldırımüstü açık hava kahvesini seviyorum. Sabahları güneş almıyor ve rüzgâr duyumsanabiliyor. İlkyaz sabahları bu kentte, bir ağaç hışırtısıyla, işte buradayım, bu kahvede çayımı içmeye hazırlanıyorken, birden, bir kokuyla, belirsiz, geliveriyor. Kağşamış gövdemi üşütmemeye çalışarak ve onunla, o yaşlı, atık gövdeyle, genç ilkyaz arasındaki karşıtlığı bilincimde kavrayarak; bilincimin, işte bir ince dilim limon koyup, gövdeyle ilkyazın bileşimi olduğunu düşünerek, içiyorum çayımı.

    Eskiden, çok eskiden bir öykü yazmıştım. Malte gibi söyleyeyim: Ah, öyküler yazardım ben, genç kızların mavi kurdelelerinden söz açan, düz pabuçlu ve ince beyaz pardösüleri olan ve yağmurlardan; o öykülerden birinde, akşamları sokağa çıktığımda yüzüme menekşelerin atıldığını yazmıştım; ve ‘ah, cumartesiler başkadır, sokaklar başkadır’ diye yazmıştım. Şimdi burada, bu zarif kaldırımüstü kahvesinde, İstanbul’da, ondan asla kopamadığım için beni izlemeyen bu kentte, (şimdi neler çağrıştırıyor, bu kent, ‘polis seni izliyor’lardan, polis izliyor’a) bu cumartesi sabahı, limonlu çayımı bitirmek üzereyken ve nedense bir çay daha isteyerek gündelik yaşamımı inceltiyorum sanki.

    (...)

    (Geçmiş Yaz Defterleri)



    CEMİL MERİÇ’TEN

    26.2.1963

    Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlarda var...

    Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.

    Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.

    (Jurnal - Cilt 1)

    Günlüklerin Ortak Özellikleri

    • Birinci tekil kişili anlatım vardır.

    • Günlük konuşma diliyle yazılır.

    • Her gün için yazılan kısımların sağ üst köşesine o günün tarihi yazılır.

    • Yazar kendisiyle ya da günlükle konuşuyor gibi yazar.

    • Gerçekler olduğu gibi aktarılır.

    • Anlatıcının amacına, bilgi ve birikimlerine göre dil ve anlatım özellikleri görülür.

    SAYFA 45
    2. ETKİNLİK
    "Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerde, yaşananların veya görülenlerin günü gününe mi yoksa üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra mı yazıldığını metinlerden örnekler vererek belirtiniz.

    Her iki metinde de yaşananlar günü gününe yazılmıştır. Gece Defteri adlı günlükte olaydan çok düşünceler ön plandadır.
    3. ETKİNLİK
    İlhan Berk'in Paris ile ilgili gözlemleri nelerdir? Yazar gözlemlerini anlatırken kendi izlenimlerini de aktarmış mıdır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.

    Yazarın Paris’le ilgili izlenimlerini yansıtan cümleler;

    Paris’te Parisli pek az artık. Bir havaalanı sanki Paris. Salt buna yanıyor. Paris’te gökyüzü yok. Ben de olmayan gökyüzünü düşünüyorum... (Yazar, Paris’te binaların çok fazla ve yüksek olduğunu anlatmak istiyor. Paris'le ilgili gözlemlerinde kendi düşüncelerini de aktarmaktadır.)




    • Salah Birsel ve Oktay Akbal’ın günlük türü ile ilgili açıklamalarında günlük tutmanın bir içtenlik ve cesaret iş olduğu anlatılmaktadır.

    • Günlük türü yazarın kendisiyle hesplaşmasıdır, bir iç dökmedir. Bu nedenle günlük, okuyucuyla paylaşmak için yazılmaz. Günlük yazarı, okuyucu buna şunu der, şu tepkiyi verir diyerek de yazmaz. İçinden geldiği gibi yazar. Yazar günlüğünü yayımlamak istediğinde belki günlüğündeki bazı kısımları çıkarmak isteyebilir. Bu yazara bağlıdır bence. Okuyucuyu ilgilendiren kısımlarını günlüğe almak, diğerlerini çıkarmak isteyebilir.

    . SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 46-48)

    5. ETKİNLİK

    1. Gün

    "... Sanırım, bu yazı biçimi bana uyacak. Uyarsa yaşadığım sürece akıp gitsin. Adını sonra koymalıyım. Neye dönüşecek, belli değil. Biliyorum, sürekli yazmak bir serüven, yazmaksa bir tören. Günce değil. Tarihler belirsiz. '1. gün', '2. gün'... ayırma çizgileri olarak da kabul edilebilir. Yine de günce. Çünkü her gün yazacağım. '3. gün'den sonra '6. gün'e geçmişsem demek aradaki iki günü de yazmışım ama yayımlamayı uygun görmemişim. Onlar yayımlandığı gün ben hayatta olmamalıyım."

    Cemal Süreya

    Günler

    • Birçok güncenin, yazarının ölümünden sonra yayınlanmasının sebebi nelerdir? Yukarıdaki metni de dikkate alarak günlüklerin yazılma amacı hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.

    Günlüklerde yazarın okuyucuyla paylaşmak istemediği, yayımlanmasını uygun görmediği yazılar bulunabilir. Yazar öldükten sonra yayın hakkını elinde bulunduran varisleri uygun görürse günlükler yayımlanabilir.

    Günlükler, yazarların merak edilen yönlerinin öğrenilmesi konusunda ilgiyle okunan türlerdir. Bilhassa ölen yazarların hayat hikâyeleri, düşünceleri hep merak edilir. Onların yazdığı anılar, günceler hem kendisi hem de yaşadıkları dönem hakkında bilgi verir.



    Telefon başlıklı yazısı içe dönük günlüğe örnektir.

    SAYFA 47

    7. ETKİNLİK

    "Çalıkuşu" ve "Bir Dağcının Güncesi" adlı metinleri inceleyiniz. Bu metinlerden hareketle hangi tür metinlerde günce türünden yararlanılabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

    Çalıkuşu, bir romandır. Bu roman, Feride’nin tuttuğu günlüklerden yola çıkılarak yazılmıştır Bir Dağcının Güncesi ise hem günce hem de anı özelliği taşımaktadır.

    SAYFA 48

    8. ETKİNLİK

    Yaptığınız etkinliklerden ve incelediğiniz metinlerin tema ve anlatımlarından yola çıkarak günlük türünün özelliklerini belirtiniz.

    9. ETKİNLİK

    "Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerden alınan aşağıdaki paragraflarda kullanılan anlatım türlerini belirleyiniz. Metinlerin teması ile kullanılan anlatım türleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.



    10. ETKİNLİK

    Günlüklerin yazılma amacıyla "Gece Defteri" ve "Paris" adlı günlüklerde dilin hangi işlevde kullanıldığını açıklayınız.

    Günlüklerin yazılma amaçları

    • Kişinin kendini ifade etmesi, kendisiyle hesaplaşması. İç dökme ihtiyacı duyması.

    • Günlük yazarı, duygu, düşünce ve yaşantısını geleceğe taşımak, yıllar sonra yeniden hatırlamak amacıyla günlük tutar.

    • Günlük tutmanın bireysel amaçları olduğu gibi, toplumsal ve düşünsel amaçlan da vardır. Bazı yazarlar fikirlerini, kendi dönemlerinin sanat anlayışını günlüklerinde ele alarak okuyucuyu aydınlatmayı amaçlar.

    Gece Defteri metninde dil göndergesel işlevde, Paris metninde ise hem göndergesel hem de şiirsel işlevde kullanılmıştır.

    11. ETKİNLİK

    "Her gün not tutun; açık, okunaklı. Tarih atmayı da unutmayın. Hayatımın günlüğünü günü gününe tutmuş olsaydım şimdilerde bir Larousse (Larus) sözlüğü olurdu elimde. Duyulan derlenen bir sözlük, yeniden karşılaşılan bir dünyadır."

    Max Jakob (Meks Cekıp)

    • Max Jakob'a göre günlük tutmak neden önemlidir. Günlük tutma alışkanlığının yararlarını açıklayınız.

    Kendiniz ifade ediniz.

    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 49)

    SUNUŞ

    1. "Bu kitap, alt başlığından da hemen çıkarsanabileceği gibi bir 'gizli günlük' değil. Okur; kişisel yaşamıma, özel kaygılarıma, ruhsal sorunlarıma ilişkin hiçbir şey bulamayacak okuduklarında. Ama burada söz konusu olan yine de benim.

    Yazarlardan, kitaplardan, düşüncelerden, olaylardan söz ediyorum. Ben konuşuyorum yani. Güncel ile tarihsel olan arasında bağ kurmak istiyorum. Yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz dehşeti ve güzelliği, sorunları ve çözüm çabalarını izliyor, kendimce sonuçlar çıkarıyorum.

    Batı'da Gide (Jid), Türkiye'de Birsel gibi düzenli bir günlükçü olmadım zaten. Aralıklarla tuttuğum birçok günlüğü ya yaktım ya yırtıp attım. Elimde gün gün değil, ara ara tutulmuş 1984, 1990, 1991, 1992 ve 1993 yıllarına ait beş defter var. (...) Ne demişim, ne düşünmüşüm diye merak ederek okuduğumda, günlüklerin içinde okurun da ilgisini çekebileceğini sandığım düşünceler bulunduğunu gördüm."

    ...................................................................................Ahmet Oktay

    ...............................................................................Gece Defteri

    Ahmet Oktay'ın "Gece Defteri" adlı günlüğünün "Sunuş" bölümünden alınan ifadelerden hareketle onun günlükleri yazma ve yayınlama nedenlerini açıklayınız.

    Ahmet Oktay günlüklerinde kişisel yaşamını değil yazarları, kitapları, olayları anlatmaktadır. Yazar bunları anlatırken okuyucuya yararlı olacak, yeni düşünceler kazandıracak konuları seçmeye özen göstermiştir.

    “Paris” ve “Gece Defteri” metinlerden alınan aşağıdaki cümlelerde koyu yazılan sözcükleri inceleyiniz. Bu tür sözcüklerin yazılışıyla ilgili kuralları belirleyip verilen örnekteki gibi tabloya yazınız.

    ......................................................................31 Aralık Pazar/EDEBİYATI SEVMEK

    2. Edebiyatı sevmek... Bir şeyi sevmek için önce onu tanımak gereklidir. Bilmediğiniz, tanımadığımız bir şey sevilemez ki! Yaşayan bir şeydir edebiyat. Canlı, diri, güncel, eskimeyen. Size her zaman dost, yakın. Yaşamın kendisi. Alırsınız bir romanı, bir şiir kitabını, kendi iç dünyanızın bulanık karışık evrenine gidersiniz birden. Çözümleyemediğiniz duygularınızın bir açıklığa kavuştuğunu duyarsınız. Roman kahramanının yerine geçersiniz. Bir dize aydınlığa çıkarırverir sizi. Yaşam gerçekleri nedir, insanoğlunun ölümsüz yönleri hangileridir, anlayıverirsiniz. Budur edebiyat işte. Boş zamanları öldürmek amacı değil. İnsanı insan eden bir güçtür.

    Bir lisede yaptığım konuşmada bunları söylemiştim. Eski defterlerin birinde karşılaştım. Ne denli etkiledi öğrencileri bilmem. Bir eğitim işidir edebiyat sevgisi. Durup duruken olmaz bu; zamanla, yavaş yavaş kurulur. Birinin temeli atması gerekir. Bir babanın, bir *****n, bir yakının. Öğrencileri zorlarlar böyle toplantılara gelmeye. Bazen bir iki ders de kaynar gider arada! Dışarıda hava güzeldir, çocuğun aklı oradadır. Sen istediğin kadar edebiyatı sevdirmeye uğraş. Yaşam ağır basar. Şunu anlatabilsek: Yaşamdır edebiyat, yaşamı sevmekle edebiyatı sevmek birdir. Yaşam sevgisi de doğal değildir bence, onu da öğretmek gerekir; yaşadığını duymayı, tatmayı. Evet, her şey bir eğitim işi. Edebiyatı anlamak da yaşamı anlamak da...

    ...........................................................................................Oktay Akbal

    ..........................................................................................Geçmişin Kuşları

    Yukarıdaki günceyi okuyunuz. Siz de "Okuma" kosundaki düşüncelerinizi günce şeklinde yazınız.

    Verilen parçayı okuduktan sonra “okuma” konusuyla ilgili düşüncelerinizi günlük şeklinde yazınız.

    3. Gün içerisinde yaşadığınız bir olay, yaptığınız bir gezi, okuduğunuz bir kitap veya izlediğiniz bir film vb. ile ilgili duygu, düşünce ve izlenimlerinizi günlük türünde yazınız.

    4. Sınıfınızda iki grup oluşturunuz. Bir grubun "Paris", diğerinin de "Gece Defteri" adlı metni incelemesi amacıyla gruplar arasında görev dağılımı yapınız. İnceleyeceğiniz metinde kullanılan noktalama işaretlerini ve bu noktalama işaretlerinin kullanıldığı yerleri grupça belirleyiniz. Yaptığınız çalışmayı arkadaşlarınıza sununuz.

    5.





    SAYFA 51

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

    • Günlükler yazılış amaçları, gerçeklikle ilişkileri bakımından ÖĞRETİCİ..metin türüdür.

    •ROMAN, ÖYKÜ, ANI gibi metin türlerinde günlüklerden yararlanılabilir.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine "D", yanlış ise "Y" yazınız.

    • Günlükler hedef okuyucu kitlesi dikkate alınarak yazılır. ( Y )

    • Günlükler kişisel ve özel yazılardır. (D )

    • Günlükler tarihî belge niteliği taşır. ( D )

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

    1. Günce tutan yazarlar; olayları yaşar, onları günü gününe defterlerine geçirirken bugünkü ilişkilerinin nedenlerini de araştırırlar. Olayları daha ayrıntılı bir biçimde dile getirirler. Doğru, özel günlükler, okurlar göz önünde tutulmadan yazılanlardır. Batı'da gelişmiş bir edebiyat türüdür. Edebiyatımıza Batı'dan geçmiştir. Divan edebiyatında günce yoktur. insanı en açık, en çıplak, en gerçek gösterebilen tür günce türüdür.

    Yukarıdaki paragrafta günce türünün hangi özelliğine değinilmemiştir?

    A) Olayların günü gününe yazıldığına

    B) Olayların nedenlerini araştırdığına

    C) Batı edebiyatında gelişmiş bir tür olduğuna

    D) Kişisel ve özel olduğuna

    E) Olayların ayrıntılı biçimde anlatıldığına

    cevap: B

    2. Aşağıdaki yazarlardan hangisinin günlük türünde eseri yoktur?

    A) ilhan Berk B) Cemal Süreya C) Nurullah Ataç

    D) Salah Birsel E) Oktay Rifat Horozcu

    cevap: E

    3.

    21. Şubat Salı

    Çamlıca-Bulgurlu taraflarında bir sokak: Haminne Çeşmesi Sokağı. Türkçenin saraylı geçmişinde beyaz başörtülü, nur yüzlü bir kadın: "Haminne" Öylece oturur durur. Ne arayanı kalmış ne soranı.

    Bu metinde aşağıdaki anlatım türlerinden hangileri bir arada kullanılmıştır?

    A) Betimleyici anlatım -öyküleyici anlatım B) Açıklayıcı anlatım - betimleyici anlatım

    C) Tartışmacı anlatım - öğretici anlatım D) Öğretici anlatım - öyküleyici anlatım

    E) Açıklayıcı anlatım - öyküleyici anlatım

    4.

    28 Ağustos Pazartesi

    Komşunun radyosundan geliyor ses: "Kara çiçeğim" diye bir şarkı. "Doğa kara çiçek açmaz." dermiş Halikarnas Balıkçısı. Şadan Gökovalı'dan dinlemiştim. Öyle değil midir gerçekten? Her rengin her tonu doğadandır ama kara, renk değil renksizliktir.

    Bu metinle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Günce türünde yazıldığı B) Anlatıcının yazar olduğu

    C) Öğretici metin olduğu D) Anlatılanların kurmaca olduğu

    E) Dilin göndergesel işlevde kullanıldığı

    CEVAP: D


    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI ANI TÜRÜ -2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.)
    ÖĞRETİCİ METİNLER
    ANI
    SAYFA 53
    1. Anı, kelimesinin sizde uyandırdığı çağrışımlar nelerdir?
    2. Anılarınızı anlatmaktan veya başkalarının anılarını dinlemekten hoşlanır mısınız? Niçin?
    3. Bir olayı, onu yaşayan kişinin ağzından dinlemek olayın inandırıcılığını etkiler mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Etkiler. Hem daha etkileyici hem de inandırıcı olur.

    1. METİN
    BİR GÖNÜL ADAMI
    1. ETKİNLİK
    Anı türünün özellikleri:
    Sanat, bilim ve meslek dallarında ün yapmış kişilerin kendi hayatını, yaşadığı dönemde başından geçenleri veya tanık olduğu olayları kendi gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak anlattığı yazı türüdür. Anı yazma, insanoğlunun yaşadığı, geride bıraktığı olay ve olguları anlatma, başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur.
    Anı Türünün Özellikleri
    1. Anı türünde amaç, yaşanılanları başkalarıyla paylaşmaktır.
    2. Tanınmış bilim, sanat ve siyaset adamlarının kaleme aldığı anılar, onların hayatlarını ve dönemlerini aydın¬latması bakımından önemlidir. Çünkü yaşanmakta olanı değil, yaşanmış olanı anlatan anı türü, geçmişin tanığıdır.
    3. İnsanların kendilerini anlatırken ne kadar samimi ve gerçekçi olabileceklerini düşündüğümüzde anı yaz¬manın zorluğu ortaya çıkacaktır.
    4. Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır.
    5. Kimi anılarda yazar, geçmişi yönlendiren olayları, ünlü sanatçı ya da politik kişileri anlatır. Önemli kişilerin anlatıldığı anılara "anı portre" denir.
    6. Yazar, anılarını yazarken, anlattığı dönemle ilgili tüm yazılı kaynaklardan, canlı kaynaklardan, fotoğraf gibi belgelerden yararlanır. Bu nedenle anı türündeki bir yazı tarih bilimine de kaynak olur; fakat yazar, yazdık¬larını yüzde yüz belgelendirmek zorunda değildir.

    Anı türünde kullanılan anlatım biçimleri nelerdir?
    Öyküleyici, açıklayıcı, betimleyici anlatım
    Anıda dilin hangi işlevleri kullanılır?
    Göndergesel işlev, heyecana bağlı işlev.
    Anılarda hangi anlatıcı vardır?
    Kahraman anlatıcı

    2. ETKİNLİK
    Selim İleri “Bir Gönül Adamı” adlı anısında yaşadıklarını günü gününe mi yoksa aradan zaman geçtikten sonra mı yazmıştır? Bu yargıya nasıl vardığınızı metinden örnekler vererek açıklayınız.
    Aradan zaman geçtikten sonra yazmıştır.

    3. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı” adlı anıda olaylar kimin etrafında meydana geliyor? Metindeki cümlelerden örnekler göstererek anlatıcının kim olduğunu belirtiniz. Metindeki anlatıcı ile metnin yazarının aynı kişi olup olmadığını söyleyiniz.
    Bir Gönül Adamı adlı anıda olaylar Haldun Taner'in etrafında geçiyor. Yazar, Haldun Taner'i nerede, nasıl tanıdığını anlatıyor sonra eserlerini ve sanatçı kişiliğini tanıtıyor.
    Metnin anlatıcısı yazarın kendisidir.

    4. ETKİNLİK

    İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması ifadeye neler kazandırır? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması anlatılanın içten, gerçekçi ve inandırıcı olmasını sağlar.

    5. ETKİNLİK

    "Bir Gönül Adamı” adlı anıda yazarın, Haldun Taner ve dönemin özellikleri ile ilgili izlenimleri nelerdir? Sizce anılar yazıldıkları dönemle ilgili birer belge niteliği taşır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.

    Metne göre Haldun Taner, sanatçı dostlarını ziyaret eden ölçülü, ağırbaşlı ve nazik bir kişidir. Tiyatro türünde yazdığı eserlerle döneminde tanınmış bir yazardır. Dönemin önemli yazarları arasında Kemal Tahir; tiyatrocular arasında Muhsin Ertuğrul ve Ulvi Uraz gibi isimler vardır.
    Anılar yazıldıkları dönemin sosyal ve siyasi özelliklerini yansıttıklarından belge niteliği taşır.

    6. ETKİNLİK
    Selim İleri "Bir Gönül Adamı” adlı anısında kendi gözlem ve izlenimlerinin dışında hangi kaynaklardan yararlanmıştır? Bu kaynaklardan yararlanarak Haldun Taner’le ilgili hangi bilgileri aktardığını belirtiniz.
    Selim İleri, bu metni yazarken yararlandığı ilk kaynak kendi yaşantılarıdır.
    Haldun Taner'le ilgili yazılardan yararlanmış. (anı, fıkra, biyografi,eleştiri)
    Haldun Taner'in yakın çevresindeki insanlardan yararlanmış.
    Dönemin yazar ve edebiyatçılarından alıntılar yapmış.

    Haldun Taner'le ilgili verilen bilgiler:
    Kemal Tahir'in yakın arkadaşıdır.
    Döneminde tanınmış bir tiyatro yazarıdır.
    yazarlar tarafından beğenilir.
    Dedikoduyu sevmeyen, ölçülü, zarif bir insandır.
    Hoşsohbettir.
    Ömrünün sonlarında yeniden öykü yazmayı denemiştir.
    1966'da vefat etmiştir.

    7. ETKİNLİK
    Anı yazarlarının anlattıkları olay kişi ve zamanla ilgili olarak hangi kaynaklardan yararlanabileceklerini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

    Öncelikle kendi yaşantısı, gözlem ve izlenimleri
    Yazar, anılarını yazarken, anlattığı dönemle ilgili tüm yazılı kaynaklardan yararlanır.
    Canlı kaynaklardan yararlanır.
    Fotoğraf... gibi belgelerden yararlanır.
    Anı türündeki bir yazı tarih bilmine de kaynaklık eder; fakat yazar, yazdıklarını yüzde yüz belgelendirmek zorunda değildir.

    sayfa 62
    8. ETKİNLİK
    "Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” ve “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı anılardan hareketle Atatürk'ün kişilik özellikleri hakkında neler öğrendiğinizi belirtiniz. Metinde dönemin hangi özelliklerinin anlatıldığını açıklayınız.

    Bu metinlerde Atatürk'ün şu kişilik özellikleri öne çıkmıştır:
    İleri görüşlü
    Risk almayı sever.
    Olayların nedenini ve olası sonuçlarını çok iyi tahmin eder.
    En kötü durumda bile umutsuzluğa kapılmaz.
    Vatanını ve milletini sever ve korur.

    Bu metinde anlatılanlardan o dönemde Anadolu'da bir milli mücadele sürecinin yaşandığını görüyoruz. Metinlerde dönemin siyasi ve sosyal gelişmeleri yansıtılmıştır.

    10. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı”, “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar”, “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı metinlerde yazarların; anlattıklarını belgelerle ifade etme, kanıtlama gayreti içine girip girmediklerini belirtiniz. Anı yazarlarının anlattıklarını kanıtlamak zorunda olup olmadıklarını tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

    • İncelediğiniz metinlerden hareketle anı yazılarının öğretici, bilgi verici metinler içerisinde yer alıp almadığını belirtiniz.


    Bu metinlerde anlatılan olaylarla ilgili yer, zaman ve kişiler belirtilmiş. Yer, zaman ve kişiyi belirtmek anının inandırıcı olması bakımından önemlidir. Anılar dönemin siyasi ve sosyal olaylarını yansıttığı için belge niteliği kazanır; ancak anı yazarı anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir.
    Anılar, öğretici metinler içinde yer alır.

    Anı türünün özellikleri:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    12. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı” ve “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” adlı anılarda hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirtiniz. Bu anlatım türlerinin metnin yazılma amacıyla ilişkisini açıklayınız.
    Bu metinlerde öyküleyici ve açıklayıcı anlatım türlerine ağırlık verilmiştir.

    14. ETKİNLİK
    Metnin yazılış amacını da dikkate alarak incelediğiniz anılarda dilin hangi işleviyle kullanıldığını belirtiniz.
    Bu metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    Anı ve günlük türlerinin benzer ve farklı yönlerinin tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

    ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI
    1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür
    .2- Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3 - Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler hakimdir.
    4 - Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.


    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.) SAYFA 65 ANI TÜRÜ

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    • Anılarda anlatıcı ile yazar aynı kişidir. ( )

    • Anılarda dil göndergesel işleviyle kullanılır. ( )

    • Anı yazılarında yazar nesnel olmak zorundadır. ( )

    • Anı yazarı anlattıklarını belgelemek zorundadır. ( )

    B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

    1. Yaşanmakta olanı değil, yaşanılmışı anlatır anıcılar. İster istemez belleklerinde kalanı yansıtırlar. Bunun için de geçmişin tanıklığını yapar anılarını yazan kişiler. Anılarla tarih kesişir. Yalnız tarih değil anıların yaşam öyküleriyle günlüklerle de iç içe girdiği durumlar vardır. Ancak bu türlerden belirleyici yönleriyle ayrılır anı. Söz gelimi tarihlerde gördüğümüz nesnellik, bilimsel doğruluk, anlatılan yer, zaman ve tarih göstererek yüzde yüz kanıtlama gibi bir kaygı yoktur anılarda. Salt anlatıcısının yaşam serüveni içine sıkışıp kalmamış, onun dışına çıkıp o dönemi yansıtmasıyla da yaşam öyküsü ve öz yaşam öyküsünden ayrılır. Güncelere gelince günlüğün oluşması; günü gününe saptanan olaylara, düşüncelere duygulara bağlıdır.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Günlüklerin günü gününe yazıldığına

    B) Anı yazarının geçmişe tanıklık yaptığına

    C) Anılarda anlatılanların belgelenmek zorunda olmadığına

    D) Anıların yaşanılan dönemi yansıttıklarına

    E) Anı yazarının farklı kaynaklardan yararlandığına

    2. (I) Hep pencereden içeri bakıyorum. (II) Duvarda resimler. (III) Resimler eni konu etkiliyor. (IV) Aslında resimler mi renkler mi? (V) Renkler fırtına gibi esiyor.

    Yukarıdaki cümlelerin hangisinde mecazlı anlatım vardır?

    A) I B) II C) III D) IV E) V

    3. Üstadı başında lacivert bir bere, sırtında kaşmir bir ceket, elinde makas, bahçesinde bulurduk. Bir dal, bir gül keserken... Telaşsız, yumuşak adımlarla gelir, pek ölçülü bir nezaketle misafirlerini karşılardı. Birinci katta pencerelerine yapraklar değen büyük bir odada toplanırdık. Hayal ötesi bir çay masası kurulurdu. Fakir mahallelerin sulh günlerinde bile tatmadığı, zengin konakların artık unutmaya başladığı dünya nimetlerine kavuşurduk burada. Çay, süt, sütlü kahve, kakao... Sonra peynirlerin her çeşidi. Reçeller, reçeller, reçeller... Çilek, muz, menekşe kokulu fondanlar... Pastalar, şokolalı, kremli, meyveli pastalar...

    Yukarıdaki parçada kullanılan anlatım türleri seçeneklerin hangisinde doğru verilmiştir?

    A) Öyküleyici anlatım- betimleyici anlatım

    B) Öğretici anlatım- betimleyici anlatım

    C) Açıklayıcı anlatım- öğretici anlatım

    D) Öyküleyici anlatım- öğretici anlatım

    E) Tartışmacı anlatım- açıklayıcı anlatım

    C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.

    1. Anı ve günce türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.

    2. Anı türünde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz.

    3. Anı yazarı anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda mıdır? Niçin?

    CEVAPLAR:





    1. Anıda yaşananlar aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır. Günlüklerde ise yaşananlar sıcağı sıcağına aktarılır.
    Anıda, yaşananlar sıcağı sıcağına anlatılmadığı için yazar, duygusallıktan uzak bir tavır alır. Olayları daha geniş boyutuyla değerlendirir. Bu bakımdan gerçeğe daha yakındır. Anıda ise anlatılan olayların üzerinden fazla bir zaman geçmediği için yazar, duygusal bir tavır takınır. Anlattıklarına kişisel yargılarını fazlaca yansıtabilir.
    2. Anı türünde anlatıcı yazarın kendisidir.
    3. Yazar, anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda değildir. Yazar, belgelere, canlı tanıklara başvurur ancak anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.

    ÖN HAZIRLIK

    1. Çalıştığı alanda ün yapmış kişiler hakkında yazılmış biyografiler bulup okuyunuz.

    2. Atatürk ve Halil İnalcık hakkında yazılmış birer biyografi bularak okuyunuz.

    3. Siyaset, askerlik, bilim, sanat, edebiyat, spor alanlarında tanınmış kişilerin hayatını konu alan bir film izleyiniz (“Akıl Oyunları”, “Piyanist”, “Çağrı”, “Ali” vb.).

    4. Bulunduğunuz çevrede biyografisini yazabileceğiniz bir kişi belirleyiniz. Biyografisini yazmaya karar verdiğiniz kişi hakkında bilgi ve belgeler toplayınız.

    5. Biyografilerin kültür tarihindeki yerini ve önemini araştırınız.

    6. Monografi türünün özelliklerini araştırınız.

    HAZIRLANALIM

    1. Hazırlık amacıyla izlediğiniz filmin konusunu, filmdeki olayların kimin hayatı etrafında meydana geldiğini belirtiniz.

    2. (...)

    Ağaca bir taş attım.

    Düşmedi taşım.

    Düşmedi taşım.

    Taşımı ağaç yedi.

    Taşımı isterim.

    Taşımı isterim.

    Nurullah Ataç, bu şiiri şöyle değerlendirir. “Giriştiği işi başaramamış, umutları boşa çıkmış bir kişinin perişanlığını duyuyorum o şiirde, o duygu bence çok iyi anlatılmış.”

    “Ağaç” şiirinin dizelerinin arkasındaki öykü şudur: Necip Fazıl Kısakürek, çıkardığı dergi için şiir ister Orhan Veli ve Oktay Rifat’tan. İki arkadaş birer şiir verirler Kısakürek’e. Ne var ki şiirlerinin yayımlanmadığını görürler. Bunun üzerine kafa kafaya verip söz konusu şiiri kaleme alırlar. Şiirin başlığının “Ağaç” olmasının nedeni, Kısakürek’in dergisinin bu adı taşımasıdır.

    Sunay Akın

    “Bir insanın hayalini hiç kimse kendi gibi anlatamaz çünkü gerçek iç yaşantısını ancak insan kendi bilir.”

    Jean Jacquez Rousseau (Jan Jak Russo)

    Yukarıdaki metin ve özdeyişte yazarların dile getirmek istedikleri sizce nedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    3. Başarılı, tanınmış kişiler hakkında yazılmış biyografiler okumanın yaşamımıza nasıl katkısı olabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    Başarılı kişilerin hayat hikayelerini okumak bizlere birçok yönden yarar sağlar. Onların başarılı olmak için verdiği mücadeleleri, azimlerini örnek alırız. Tanınmış, başarılı kişilerin insanlarla ilişkileri, güçlü ve zayıf yönleri, tercihleri bizlere kendi hayatımızla ilgili düşünme ve karar verme fırsatını sunar.

    1. ETKİNLİK

    Dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metnin ve sınıfa getirdiğiniz biyografilerin yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özelliklerini grupça inceleyiniz. Grup içinde tartışarak bu tür metinlerin ortak özelliklerini problem çözme yöntemiyle belirlemeye çalışınız. Tespit ettiğiniz özellikleri bir rapor hâlinde yazınız. Grup sözcünüzü belirleyiniz. Sözcünüz aracılığıyla çalışmanızı sınıftaki arkadaşlarınıza sununuz.

    Biyografi türü ve özelliklerini aşağıdaki linklerden bulabilirsiniz:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Biyografinin yazılış amacı:

    Tanınmış kişilerin çektikleri sıkıntıları, karşılaştıkları engelleri, başarıya ulaşmada gösterdikleri gayretleri anlatmaktır. Okuyucunun, topluma örnek olan bu kişileri yakından tanıma imkanı bulması, bu insanların başarı öykülerinden hareketle kendi koşullarını en iyi şekilede değerlendirme yolunu seçmesi amaçlanır.

    Biyografilerde dil göndergesel işlevde kullanılır.

    Biyografiler nesnel olmalıdır.

    Biyografilerde gereksiz ayrıntılara girilmez.

    Biyografiler açık, yalın, duru bir dille yazılır.

    Biyografilerde daha çok açıklayıcı anlatıma başvurulur. Konuya göre öyküleyici ve betimleyici anlatımlara da başvurulabilir.

    2. ETKİNLİK

    “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metinden hareketle yazarın Halil İnalcık ile ilgili biyografiyi yazmadan önce ne tür hazırlıklar yaptığını, hangi bilgi ve belgelerden faydalandığını belirtiniz. Bir biyografi yazmak için ne tür ön hazırlıklar yapılabileceğini, hangi kaynaklardan yararlanılabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

    Yazar, Halil İnalcık'ın hayat hikayesini yazmadan önce araştırma yapmıştır. Halil İnalcık'ın babası hakkında bilgi edinmiştir. Tarih kitaplarını, Halil İnalcık'ın kendi hayatıyla ilgili yazılılarını incelemiştir.

    Biyografi yazmadan önce yaşam öyküsünü yazacağımız kişiyle ilgili kütüphane ve internette araştırma yapmalıyız. Biyografisini yazacağımız kişinin ailesi, yakın çevresi, iş arkadaşları ile görüşmeliyiz, o kişiyle ilgili yazılı ve görsel kaynak bulunduran kişilerle görüşmeliyiz.

    3. ETKİNLİK

    “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metinden hareketle Halil İnalcık'ın ne zaman doğduğunu, çocukluğunun nasıl bir çevrede geçtiğini; mizacı ve kişisel özelliklerini belirtiniz. Yetiştiği aile ve çevrenin onun kişiliğinin oluşmasında etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Size göre metinde bu bilgilerin verilme amacı nedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    Halil İnalcık 26 Mayıs 1916'da doğmuştur.

    Çocukluğu, savaş ve kargaşanın yaşandığı bir döneme denk gelir.

    İlkokulda okurken Latin harfleriyle tanışır.

    Çocukluğunda Arapça ve Farsça eğitimini almıştır.

    Ailesinin, yakın çevresinin desteği ve Abdülbaki Gölpınarlı, Fuat Köprülü gibi tarih ve edebiyat ustalarının katkılarıyla büyük bir tarihçi olmuştur.

    Araştıran, çalışan, üreten bir insandır.

    Tarih yazarlarının kanıtlarla hareket etmesi gerektiğini savunur.

    Türk tarihi hakkında uydurulan birçok yalanın, aksi yöndeki kanıtlarla ortadan kaldırılabileceğine inanır.

    4. ETKİNLİK

    “Atatürk (Kişiliği, İlkeleri, Düşünceleri)” adlı biyografiden alınan yukarıdaki bölümden haraketle Atatürk'ün kişisel özellikleri ve düşünce hayatıyla ilgili çıkarımlarınızı belirtiniz.

    Atatürk'ün kişisel özellikleri:

    Vatanını ve milletini sever.

    Zorluklardan yılmaz, çözüm yolu arar.

    Kararlı ve cesurdur.

    Akıl ve sağduyu ile hareket eder.

    Birleştiricidir.

    Milletin psikolojisini ve içinde bulunduğu şartları çok iyi bilir.

    İleri görüşlüdür.

    Millete ve orduya güvenir.

    Milletin bağımsızlığını her şeyin üstünde görür.



    5. ETKİNLİK

    Sınıfınızda dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. Sınıfa getirdiğiniz, Atatürk hakkında yazılmış biyografileri grup arkadaşlarınızla inceleyiniz. Metinlerden hareketle Atatürk'ün kişilik özellikleri ve düşünce hayatını konu alan bir metin hazırlayınız. Hazırladığınız çalışmayı sununuz.

    6. ETKİNLİK

    Halil İnalcık hakkında okuduğunuz biyografilerde verilen bilgiler ders kitabınızda yer alan bilgilerle örtüşüyor mu? “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı biyografide verilen bilgilerle sizin araştırdığınız metinlerdeki bilgiler arasında çelişkiler olup olmadığını belirtiniz. Yaptığınız etkinlikten hareketle biyografilerde bazı gerçekleri gizlemenin, kurmaca-ya yer vermenin nasıl sonuçlar doğurabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

    Halil İnalcık hakkında okuduğunuz biyografilerde verilen bilgiler ders kitabınızda yer alan bilgilerle örtüşmektedir.

    Çelişki yoktur.

    Biyografilerde kurmacaya yer verilmez.

    Biyografiler gerçekleri yansıtır, yansıtmalıdır.

    Biyografide gerçekler gizlenirse biyografisi yazılan kişi hakkında yanlış bilgi edinilir.

    7. ETKİNLİK

    Dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. Grup arkadaşlarınızla “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metnin paragraflarının konusunu bulunuz. Konuların birbirleriyle ilişkişini belirleyiniz. Yaptığınız çalışmayı sınıfa sununuz.

    8. ETKİNLİK

    İncelediğiniz metinlerden ve ön hazırlıkta yaptığınız araştırmadan hareketle biyografilerin kültür tarihindeki yerini ve önemini açıklayınız.

    Biyografi türünün ilk örneğinin eski Yunan'da Plutarkhus'un "Hayatlar" adlı eseri olduğu kabul edilir.

    Diğer ilk örnekler:

    17. yüzyılda İngiltere'de William Roper'in Thomes More hakkında yazdığı biyografi

    18. yüzyılda Samuel Johnson'un James Boswell'in hayatını yazdığı biyografi

    20. yüzyıla kadar yazılan biyografilerde biyografisi yazılan kişinin hayatının yanı sıra erdemleri, ahlaki özellikleri de veriliyordu.

    20. yüzyılda başlayan modern biyografide ise nesnel bir yaklaşım görülür.

    Türk edebiyatında biyografiye yakın türler:

    Siyer kitapları: Hz. Muhammed'in hayatı

    Kısas- enbiyalar: Peygamber kıssaları

    Tezkiretü'l Evliyalar: Evliyaların yaşamını anlatan eserler

    Şairler tezkireleri: Şirlerin hayatını anlatan eserler.

    Tezkireler biyografi türünün edebiyatımızdaki ilk örnekleridir. Türk edebiyatında ilk şairler tezkiresi Ali Şir Nevai'nin Mecalisü'n Nefais adlı eserdir.

    Anadolu'da yazılan ilk şairler tezkiresi Heşt Behişt (Sehi Bey) adlı eserdir.

    16. yüzyıld Latifi'nin yazdığı Tezkiretü'ş Şuara da önemli bir eserdir.

    9. ETKİNLİK

    • “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık”, “Mustafa Kemal Anadolu'da” ve “Paris Pişmiş” adlı metinlerde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz. Anlatıcının biyografiyi hazırlayan kişiyle ilişkisini açıklayınız.

    “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık”, “Mustafa Kemal Anadolu'da” adlı metinlerde anlatıcı 3. tekil kişidir. Pariş Pişmiş adlı metinde ise anlatıcı yazarın kendisidir. Cümleler 1. tekil kişi ağzından kurulmuştur.

    • “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” ve “Paris Pişmiş” adlı metinleri yazılış amaçları ve anlatıcıları bakımından karşılaştırınız. Metinlerden hareketle biyografi ve otobiyografi aracındaki benzerlik ve farklılıkları belirtiniz.

    Paris Pişmiş adlı metnin yazılış amacı yazarın kendisini tanıtma isteğidir. Diğer metinlerde ise başka birinin hayat hikayesini aktarma isteği vardır.
    Son düzenleyen: Moderatör: 12 Aralık 2013
  2. umutcan997

    umutcan997 Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    19
    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) BİYOGRAFİ TÜRÜ sayfa 80

    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

    • ..............bir düşünürün, bir sanatçının kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir.

    • ..................siyaset, edebiyat, spor, sanat gibi alanlarda başarı göstermiş kişilerin yaşamının anlatıldığı metinlerdir.

    • Biyografisi yazılacak kişinin hayat hikâyesi..................bir sıraya göre verilmelidir.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargılar doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    • Biyografilerde anlatılanlar bilgi ve belgeye dayandırılır. ( )

    • Biyografilerin edebiyatımızdaki ilk örnekleri mesnevilerdir. ( )

    • Biyografi yazılarında anlatıcı ile yazar aynı kişidir. ( )

    • Biyografilerde kurmacaya yer verilmez. ( )

    • Anlatıcı, biyografisini yazacağı kişiyi tanımak zorundadır. ( )

    • Biyografilerde nesnel anlatım kullanılır. ( )

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

    ..........kişisel yaşantının bütünü ya da belli bölümlerini ya da gözlemleri dile getirmek

    amacıyla yazılmış edebî metinler ya da kayıtlardır. Otobiyografi ile karıştırılabilen bu tür, ondan dışsal olaylara verdiği önem ile ayrılır...........kişisel yaşam izlenimlerinin yanı sıra bu izlenimlerin dış boyutları da geniş olarak yer alır. Otobiyografide yazar öncelikle kendilerini konu

    edinirken..........yazarları çoğunlukla çeşitli tarihsel olaylarda rol oynamış ya da bu olayların

    yakın gözlemcisi olmuş kişilerdir. Bu kişilerin yaşadığı şeyleri bir defter ya da bir kâğıda aktarmasıdır.

    1. Yukarıdaki paragrafta otobiyografiyle karşılaştınlan metin türü aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Deneme B) Anı C) Günlük D) Biyografi E) Gezi yazısı

    2. Ayasofya'nın muhteşem kubbesinin tam tepesinde, devasa gümüş hilalin dibinde, akşama şeyhine anlatmak için çevresinde olanları gözleyip en ufak ayrıntıyı bile aklına yazan Haşan Efendi, yeşil sarığı ve uzun siyah cüppesiyle bir heykel gibi hiç kımıldamadan tek başına dikiliyor, göğe çizilmiş siyah bir silüet gibi en yüksekteki yalnız duruşuyla belki kalabalığın kendisinden bile daha etkileyici gözüküyordu.

    Yukarıdaki paragrafta hangi anlatım türü kullanılmıştır?

    A) Betimleyici anlatım B) Açıklayıcı anlatım C) Öyküleyici anlatım

    D) Kanıtlayıcı anlatım E) Öğretici anlatım

    D) Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.

    1. Anı ve biyografi türlerini karşılaştırarak benzer ve farklı yönlerini söyleyiniz.

    2. Biyografilerin kültür hayatımızdaki yerini açıklayınız.

    CEVAPLAR:


    1 Her iki yazı türünün de kaynağı kişilerin yaşamı, başından geçenlerdir. Ancak anı, söz konusu kişinin hayatının belli bir kısmını, biyografi ise kişinin hayatının tamamını konu alır.
    Anıda anlatıcı, "ben"dir, yani olaylar birinci kişinin ağzından aktarılır. Biyografide anlatıcı, "o"dur yani olaylar üçüncü kişinin ağzından verilir.
    Anıda anlatan ve yaşayan aynı kişi olduğundan samimi bir üslup vardır. Dolayısıyla anıda öznellik hâkimdir. Biyografide yaşayan ve yazan farklı kişilerdir, bu yüzden nesnel ve resmi bir üslup kullanılır.


    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI GEZİ TÜRÜ 2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.) sayfa 94-95
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME


    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

    • Evliya Çelebi'ninyazdığı Seyahatname adlı eser Türk edebiyatında gezi türünde yazılan ilk eserdir.

    • Gezi yazılarında ağırlıklı olarak açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici anlatım türleri kullanılır.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    • Gezi yazılanlarında yazar gördükleriyle ilgili izlenimlerini de aktarır. ( D )

    • Gezi yazarı, gezisinde gördüğü her şeyi aktarmalıdır. ( Y )

    • Gezi yazarı, yazısında öznel ifadeler kullanmaktan kaçınmalıdır. ( Y ) (Gezi yazarı, yazısına kendi görüş ve düşüncelerini de katacaktır. Bir gezi yazısı tamamen nesnel olamaz.)

    • Gezi yazıları, gezilen yerle ilgili sorunları tanıtmayı amaçlar. ( Y )

    • Gezi yazıları günlükler şeklinde yazılabilir. ( D )

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

    1. Gezi yazarları özellikle ilginç şeyleri araştırmalı, ayrıntıları görmesini bilmeli, gördüklerini ilgi çekici bir dille biçimlendirmelidir. Gerektikçe izlenimlerini, yorumlarını da katmalıdır. Okuyucunun gezip görme özlemini karşılarken bir yandan da eğlenceli bir anlatımla daha doğrusu asık suratlı olmayan, bilimsel bir görünüşe bürünmeyen bir anlatımla kimi gerçekleri de aktarmalıdır.

    Bu paragraftan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    A) Gezi yazıları okuyucuda gezme, görme isteği uyandırmalıdır.

    B) Gezi yazarı bölgeyle ilgili ilgi çekici şeylerden söz etmelidir.

    C) Gezi yazarı güzel, ilgi çekici bir dil ve anlatım kullanmalıdır.

    D) Gezi yazarı gördükleriyle ilgili yorumlar yapmalıdır.

    E) Gezi yazısında anlatılanlar gerçek olmalıdır.


    2. Aşağıda verilen yazar - eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

    A) Yurttan Yazılar - İsmail Habib Sevük

    B) Anadolu Notları - Reşat Nuri Güntekin

    C) Mavi Yolculuk - Cevat Şakir Kabaağaçlı

    D) Hac Yolunda - Cenap Şahabettin

    E) Denizaşırı - Falih Rıfkı Atay

    3. Burası, sahiden Amasra'nın büyük ağabeyi. Orada ince kumlu bir berzah vardı, buradaki berzah da öyle. Oranın iki limanından vapurların demirlenmesine elverişli olan şarktakiydi, burada da öyle. Daha tuhafı Amasra yarımadasının önünde ayrı bir ada vardı, burada da var. Yalnız oradakinin adına Dış Liman deniyordu, buradakinin adı Ak Liman.

    Yukarıdaki parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

    A) Benzetme B) Karşılaştırma C) Tanımlama D) Öyküleme E)Örnekleme

    4. Ayasofya kaba bir tanımla büyük bir orta mekân, iki yan mekân, apsis, iç ve dış narteksler-den oluşan bölümleriyle kareye yakın dikdörtgen bir plan üstüne oturur. Kubbesi 55 metre yükseklikte, ortalama 30-31 metre çapıyla devrinin bir mucizesi olarak nitelendirilir. Göğü kapatan bu genişlikte bir kütlenin oluşturacağı karanlık, kubbeyi çerçeveleyen pencerelerle önlenmiştir. Kubbe 1.1 metre aralıklarla 40 kaburgaya dayanıyor. İçeriyi aydınlatan 40 pencere işte bu kırk kaburganın arasında ve alt kısımlarında yer alır.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmuştur?

    A) Sanatsal betimleme B) Açıklayıcı betimleme C) Öyküleme

    D) Tanımlama E) Örnekleme

    5. (I) Amasra'yı içeriden görmek için aşağı iniyoruz. (II) Dalı a oraya varmadan sağda, şoseden biraz ileride büyük bir harabe görülüyor. (III) Yerlilerin bedesten dediği yer. (IV) Hâlbuki orası kral sarayıdır. (V) Dehlizler, avlular, yabani otlar... Şurada beş altı metrelik, kapkalın bir duvarın altı açılmış, havada duruyor gibi iki yandaki harcın kuvveti onu çökertmiyor.

    Yukarıdaki cümlelerin hangisinde yazar anlattıklarına duygularını katmıştır?

    A) I B) II C) III D) I E) V

    6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?

    A) Yetkililer bu konuda uluslararası iş birliği yapılmasına karar verdiler.

    B) Siyasi, askerî ve ekonomi alanlarında görüştüler.

    C) Üye olan ülkelere toplantı konusunda bilgi verilmesini gerekli gördüler.

    D) Toplantıda herkesin tartışmalara katılması gerektiğini söylediler.

    E) Gelecek toplantıda ele alınacak konuyu belirlediler.

    D. Aşağıdaki sorulan sözlü olarak yanıtlayınız.

    1. Gezip görmek ölümlü insanoğlunun gerçekleştirmek istediği büyük bir özlem bir bakıma. Gidip gezdiği yerlerde bir şeyler görebilene elbette. Gördüklerinden güçler kazanmasını bilene. Ama derinliği zorlamayanlar, okyanuslar aşıp yıllar yılı dolaşsa yine de kupkuru ve tamtakır dönüp gelirler. Gösterişli yapılardan, tadına doyulmayan yemeklerden, cicili bicili giysilerden gayrisini görememişlerdir. İnsanları insan yapan iç yanlarını da, insanoğlunun en tükenmez mutluluk kaynağı tabiat anayı da görememişlerdir.

    Yukarıdaki parçada yazar gezi yazılarında bulunması gereken hangi özellikler üzerinde durmaktadır?
    1. İnsanoğlunun gezip görme merakını gidermek amacıyla yazılan gezi yazıları
    Bir yerin tarihi ve kültürel özelliklerini yansıtmalıdır.
    İnsanda merak duygusu uyandırmalı
    Gezi yazıları sadece görünenleri değil gezilip görülen yerlerin kültürünü, folklorünü, coğrafi, tarihi özellklerini de yansıtmalıdır.
    Herkesin görmediği bazı ayrıntıları da anlatmalıdır.
    Bilgi, deneyim ve anlatımın birleşmesiyle sağlam bir üslupla yazılmalıdır.
    2. Gezi yazısını anı türünden ayıran özellikler nelerdir?
    Anı ile gezi yazılarının karşılaştırılması, benzerlikleri ve farklılıkları
    Gezi yazıları anlatım özellikleri bakımından anılara benzer. İki türde de 1. tekil kişili anlatım vardır. Kullanılan anlatım biçimleri aynıdır. (açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici) İkisinde de anlatım açık, duru, yalındır.
    Gezi yazısı gezilip görülen yerlerle ilgili gözlemlere, bilgilere yer verilirken yazar hep ikinci plandadır. Gezilen yerler dikkat çeken yönleriyle anlatılır. Anılarda çevrey ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.. Anılarda olaylar ve olaylarda rol alan kişiler ön plandadır.
    Anıda yazar yaşadığı ya da tanık olduğu olayın kendi üzerinde bıraktığı etkileri anlatırken gezi yazarı gözlemlerini ve izlenimlerini aktarır.
    3. Gezi yazılarında bulunması gereken özellikler nelerdir?


    11. Sınıf Dil ve Anlatım Ders Kitabı Cevapları – Sohbet (Söyleşi) Türü (sayfa 96-107) Evrensel İletişim Yayınları- 2012-2013
    Şevket Rado hakkında bir araştırma yapınız.
    ŞEVKET RADO (21 Nisan 1913 Üsküp)
    Türk gazeteci ve yazar. Şiir ve hikaye ile edebiyat hayatına giren Şevket Rado, fıkra ve sohbetleriyle tanınmıştır. Gençliğinde Şevket Hıfzı adını kullanarak şiirler yazan sanatçı, sohbet, deneme, radyo konuşmaları, gezi notları, fıkra türlerinde eserler vermiştir. İstanbul Radyosu’nda 5 yıl süreyle haftalık aile sohbetleri programı yapmıştır. Sohbetlerinde gençlere çoğunlukla gençlere seslenmiş, yaşama sevinci aşılayan bir anlatımla gençlerin hayat yolunda karşılaşacakları güçlükleri iyimser bir görüşle yorumlamıştır. Dili oldukça sadedir.

    (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    Eserleri
    Şiirler (şiir)

    Hayat Böyledir
    Tatlı Dil
    Aile Sohbetleri
    Saadet Yolu
    Eşref saat
    Ümit Dünyası (Sohbet Kitapları)
    50. Yılında Sovyet Rusya
    Amerikan Rüyası (Seyahat)
    Türk Matbaacılık Tarihi (İbrahim Müteferrika Matbaasında basılmış eserleri ve sonrasını anlatır)
    Türk Hattatları (Türk Hat Sanatı ile ilgili ilk ansiklopedi tarzında bir eserdir)

    Edebî metinlerde kullanılan dilin, günlük konuşma dilinden farklılıklarını araştırınız.
    Edebi metinlerde dil, sanatsal ve coşku ve heyecana bağlı işlevde kullanılır. Günlük konuşma dilinde dilin sanatsal işlevine yer verilmez. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    Edebi metinlerde estetik ve söyleyiş güzelliği ön plandadır. Günlük konuşma dilinde estetik kaygısı yoktur.
    Edebi metinlerde sözcüklerin yan ve mecaz anlamlarına ağırlık verilir. Günlük konuşma dilinde mecazlı anlatımlara zaman zaman yer verilebilir.
    Edebi metinlerde öğreticilik ve bilgilendireme değil, çeşitli duyguları yaşatma amacı vardır.
    Edebi metinlerde gerçeğin kurgulanmış biçimi anlatılır. Günlük konuşma dilinde kurguya pek yer verilmez.
    Sinema, tiyatro ve roman gibi sanatlarda, mahallî söyleyişlere neden yer verildiğiyle ilgili düşüncelerinizi açıklayınız. Sizce mahallî söyleyişler anlatıma neler kazandırır?
    (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    Mahalli söyleyişlerin olması anlatımın doğal olduğunu gösterir. Toplum içindeki farkı insanların gerçekçi bir şekilde yansıtılmasını sağlar.
    Metin
    HAKİKAT NEDEN ACIDIR?

    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz söyleşilerden birkaç tanesini okuyunuz.
    Bu metinlerin dil-anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak söyleşilerin ortak özelliklerini belirleyiniz.

    SOHBET (SÖYLEŞİ)
    Bir kişisel görüşlerini fazla derinleştirmeden, karşısındakiyle konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla makale planında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.

    Sohbet (Söyleşi) Türünün Özellikleri
    1. Düşünceleri fazla derinleştirmeden, bir konuşma havası içinde anlatan yazı türüdür.
    2. Her konuda yazılabilir. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    3. Konu, tez ve savunma amacı güdülmeden; karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.
    4. Sohbet, makaleden üslup yönüyle ayrılır. Çoğunlukla günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.
    5. Söyleşi türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcileri şunlardır: Ahmet Rasim "Ramazan Sohbetleri", Suut Kemal Yetkin "Edebiyat Söyleşileri", Şevket Rado Eşref Saati Melih Cevdet Anday "Dilimiz Üzeri¬ne Söyleşiler, Nurullah Ataç "Karalama Defteri"... Ayrıca Cenap Sahabettin, Refik Halit Karay, Hasan Ali Yücel gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir.
    NOT: Sohbet (söyleşi) türüyle deneme türü arasındaki temel fark şudur: Sohbet türünde yazar karşısındakiyle konuşuyormuş gibi (senli benli anlatım) yazar. Deneme türünde yazar kendisiyle konuşuyormuş, gibi benli anlatım) yazar.
    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metnin ve okuduğunuz, dinlediğiniz söyleşilerin konusunu
    ve yazılma amaçlarını belirtiniz.
    Eserin yazılma amacı, hakikat konusuna yazarın bakış açısına göre bir açıklama getirmek, okuyucunun düşüncelerini etkilemektir.

    “Siz uzaktan gördüğünüz bir kadını veya bir erkeği yıllardır hasretini çektiğiniz, canınız kadar sevdiğiniz birine benzetir de kucaklamak için üzerine doğru koşarsanız sonra da yanına geldiğiniz zaman onun sizin sevdiğiniz insan olmadığını görürseniz uğradığınız hayal sükûtunda o insanın ne kabahati vardır? Onu suçlayabilir misiniz? Onu çirkin, kaba, adi, kötü hatta ’acı’ bulmaya kalkarsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız?”
    • “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metinden alınan yukarıdaki bölümde, çekimli eylemleri bulunuz.
    Eylemlerin hangi şahsa göre çekimlendiğini belirtiniz. Sınıf tahtasına metinle ilgili bir iletişim tablosu çizerek gönderici, alıcı, kanal, kod ve iletiyi belirleyiniz. Eylemlerin çekimlendiği kip ile alıcı arasında nasıl bir ilgi olduğunu açıklayınız.
    Koşarsanız- 2. Çoğul kişi (siz)
    Görürseniz – 2. Çoğul kişi (siz)
    Suçlayabilir misiniz? – 2. Çoğul kişi (siz)
    Olmaz mısınız? 2. Çoğul kişi (siz)

    İLETİŞİM TABLOSU
    Gönderici
    Yazar
    Alıcı
    Okuyucu
    Kanal
    Yazı
    Kod
    Sözcükler
    İleti
    Hakikat ve hayal

    “Onu suçlayabilir misiniz? Onu çirkin, kaba, adi, kötü hatta ’acı’ bulmaya kalkarsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız?” cümlelerini anlamları bakımından inceleyerek ne tür cümleler olduğunu belirtiniz. Bu tür cümlelerin, metnin dil ve anlatımını nasıl etkilediğini açıklayınız.
    “Onu suçlayabilir misiniz? Onu çirkin, kaba, adi, kötü hatta ’acı’ bulmaya kalkarsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız?” cümlelerinde ikinci çoğul kişiye seslenilmiş, cevap beklenmeyen, düşünceyi vurgulamayı amaçlayan soru cümleleri kurulmuş. Bu cümlelerle yazar okuyucuyla konuşuyormuş tarzda bir anlatım kullanmış. Senli benli, içten bir anlatımla okuyucuyla düşüncelerini paylaşmak istemiş. Okuyucuya yazının sıcaklığını duyurmak istemiş.

    SAYFA 101

    • “Atatürk’ün Evrenselliği” adlı makaleyi ve “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiyi dil ve anlatım özellikleri bakımından karşılaştırınız. Hangi metinde daha samimi bir dil kullanıldığını belirtiniz. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metnin dil ve anlatım özellikleri: Samimi, içten, doğal bir anlatım var. Yazar okuyucuyla konuşuyormuş tarzda yazmıştır.
    “Atatürk’ün Evrenselliği” adlı metnin dil ve anlatım özellikleri: Ciddi, resmi bir anlatım vardır.

    • “Atatürk’ün Evrenselliği” ve “Hakikat Neden Acıdır” adlı metinlerin hangisinde yazar konuşma tavrı ve edasıyla düşüncelerini derinleştirmeden aktarmıştır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.

    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metinde yazar konuşma tavrı ve edasıyla yazmış, dile getirdiği düşüncelerde ısrarcı değil, ben böyle düşünüyorum, ama siz benim düşünceme katılır ya da katılmazsınız zorlayıcı olmam, tavrındadır.

    “Atatürk’ün Evrenselliği” adlı metin bir makale. Bu yazıda ciddi, resmi bir anlatım var. Yazıda düşünceyi geliştirme yollarına başvurulmuş.

    4. Paragraf
    Hakikatin acı olma nedeni insanın ger*çek olmayana, hayallere körü körüne bağlanmasıdır.
    5. Paragraf
    Hedefe ulaşamama durumunda ger*çek, kendini acı bir şekilde gösterir.
    6. Paragraf
    insandaki hayal kırıklığı bir hayale ka*pılıp sonra gerçeğin üzerine düşmesi*dir.
    7. Paragraf
    Gerçek ne acı ne tatlıdır. İyi de olsa kötü de olsa gerçek gerçektir.
    8. Paragraf
    insanın kendini mutlu hissetmesinde gerçekler kadar hayallerin de katkısı vardır.
    9. Paragraf
    Ümit etmek ve geleceğe dönük hayal kurmak gerek. Ancak hayaller gerçe*ğe aykırı olmamalıdır.
    10. Paragraf
    İnsan her şeyin en güzeline layıktır.
    11. Paragraf
    İnsan hayal ederken mümkün olanla olmayanı ayırt etmelidir.
    12. Paragraf
    İnsan hayal ederken mümkün olanla olmayanı ayırt etmelidir.
    13. Paragraf
    Hayal ile gerçeği karıştırmamak gerekir.

    Metnin iletisi: Gerçek her zaman güçlüdür ve mutlaka ortaya çıkacaktır. Hayal ise mantıklı ve gerçekçi olduğu sürece insana mutluluk verir.

    SAYFA 103

    8. ETKİNLİK
    Aydın Boysan’ın söyleşide mahallî söyleyişlere yer vermesi anlatımını nasıl etkilemektedir?
    Mahalli söyleyişlere yer verilmesi metne akıcılık, doğallık ve içtenlik katmıştır. Bu mahalli unsurlar aynı zamanda anlatıma mizahi bir özellik de katmıştır.
    SAYFA 104(sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    “Onun için ümit etmekten ve ümitlerimizi süsleyen hayalleri kurmaktan sakın vazgeçmeyiniz!
    Yalnız, hayalinizi işletirken biraz temkinli olunuz. Hayal kurarken ayaklarınızın yerden kesilmemesine dikkat ediniz! Daha açık söylemek lazım gelirse nasıl bir dünyada yaşadığınızı büsbütün unutup kendinizi tamamen hayallere kaptırmayınız. O zaman hakikatlerden çok uzaklaşırsınız. Hakikatlerden fazla uzaklaşmanın ise birtakım tehlikeleri vardır.
    Bu tehlikeler her şeyden ziyade sizin saadetinizi tehdit eder.”
    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiden alınan yukarıdaki paragrafta hangi anlatım türünün kullanıldığını belirtiniz. Metinde farklı anlatım türleriyle oluşturulmuş paragraflar olup olmadığını açıklayınız.
    Bu parçada emredici anlatım kullanılmıştır. Metinde söyleşmeye bağlı anlatım, açıklayıcı anlatım, emredici anlatım bir arada kullanılmıştır.

    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.
    “Hakikat Neden Acıdır?” adlı metinde dil hem göndergesel, hem de alıcıyı harekete geçirme işlevinde kulla*nılmıştır.

    ANLAMA-YORUMLAMA(sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    1. “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide “ama”, “işte”, “şüphesiz” gibi kelimelerle başlayan paragraflardan bu kelimeleri çıkarınız. Metnin anlamında değişme olup olmadığını belirtiniz. Paragrafların bu tür kelimelerle başlamasının doğru olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu söyleyiniz.

    Metinden “ama”, “işte" ve “şüphesiz" gibi kelimeleri çıkardığımızda anlamda daralma olduğu gibi anlatımın akıcılığı da bozulur. Paragrafların bu tür kelimelerle başlaması pek uygun değildir. Bu tür sözcüklerin önceki cümlelerle bağlayıcılığı vardır. Sohbet metinlerinde yazar okuyucuyla iletişimi koparmamak adına sanki bilerek böyle bir kullanıma gitmiş.

    2. Yazarın “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide ileri sürdüğü görüşlere katılıp katılmadığınızı açıklayınız.
    (Kendi düşüncelerinizi söyleyiniz.)

    3. Aşağıdaki cümlelerde hangi söz sanatlarına başvurulmuştur? Yazarın bu söz sanatlarına niçin başvurmuş olabileceğini belirtiniz.

    • “İşte o zaman hakikat, bizim üzerine giydirdiğimiz hayal mahsulü elbiseden sıyrılarak karşımıza çıkar, onunla yüz yüze geliriz.” ( Teşhis sanatı, hakikat kişileştirilmiş.Kapalı istiare var. Hakikat: benzeyen var; insan, benzetilen söylenmemiş.)

    • “Yani hayalin kanatlarına binip yükselmiş, yükselmiş sonra çıktığımız en yüksek tepeden hakikatin üzerine düşmüşüzdür.” (kapalı istiare: hayal, kanatları olan bir varlığa, kuşa benzetilmiş. Hayal: benzeyen söylenmiş; kuş, benzetilen söylenmemiş. Abartma(mübalağa) vardır. Yükselmek, düşmek sözcükleriyle tezat sanatı yapılmış.)
    • “Uğradığımız hayal sükûtlarında, yukarıdan aşağıya yuvarlanışlarımızda hakikatin hiçbir suçu, hiçbir günahı yoktur." (Teşhis: Hakikat kişileştirilmiş.)

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Her konuda söyleşi yapılabilir. ( D )
    • Söyleşilerde samimi bir dil kullanılır. ( D )
    • Söyleşilerde konunun derinliğine inilir. ( Y )
    • Söyleşilerin dil ve anlatım özellikleri karşılıklı konuşmaya benzer. ( D )
    • Söyleşilerde dil, dil ötesi işleviyle kullanılır. ( Y )
    B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Aşağıda söyleşi türüyle ilgili verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
    A) Söyleşi konusu toplumun genelini ilgilendirmelidir.
    B) Söyleşi yazılarına genellikle dergi ve gazetelerde rastlanır.
    C) Söyleşilerde günlük konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
    D) Söyleşilerde nükte, fıkra, atasözü ve deyimlere sıkça yer verilir.
    E) Yazar, düşüncelerini kanıtlayarak okuyucuyu inanmaya çalışır.

    CEVAP: E


    2. Limandan aynı zamanda muhtelif istikametlere üç vapur kalkıyorsa elinde çantasıyla
    limana gelmiş olan yolcu, gideceği yolu bildiği takdirde bu vapurlardan herhangi birine girmez.
    Kendisini gideceği yere götürecek olana binmeye çalışır. Çünkü ancak öyle yaparsa varmak
    istediği hedefe ulaşacaktır. Ama öyle yapmaz da vapurların nereye gittiğini sormadan herhangi
    birine kapağı atarsa veya vapurların hepsini kaçırdığını görünce ayağım yerde kalmasın düşüncesiyle
    o sırada kalkan bir trene veya uçağa binmeye kalkarsa bu yolcunun ancak şaşkın bir
    kimse olduğuna hükmedilir ve gittiği yerde kaybolduğu zaman da kimse hayret etmez.
    Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Metinde açıklayıcı anlatımın kullanıldığı
    B) Soyut bir kavramın somutlaştırılarak anlatıldığı
    C) Günlük konuşma diline yakın bir anlatımın kullanıldığı
    D) Metinde karşılaştırmadan yararlanıldığı
    E) Anlatımda deyimlerin kullanıldığı

    CEVAP: B

    3. (I) İkide bir tahammülü kalmadığından şikâyet eden insanlara rastlarsınız. (II) Geçenlerde ben de böyle birine rastladım. (III) “Efendim, ben hiçbir şeye tahammül edemiyorum; derhâl çileden çıkıyor, isyan ediyorum. (IV) Makul insan bu yeryüzünde o kadar azaldı. ( V) Laf anlamıyorlar, söz dinlemiyorlar.” diyordu.
    Yukarıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
    A) I B) II C) III D) IV E) V
    (Bu parçada yazım yanlışı yoktur.)

    4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
    A) Biz eskiden kendi şarkılarımızı dinler, kendi oyunlarımızı oynardık.
    B) Buna daha çok milletler arasındaki münasebetlerin artması yol açıyor.
    C) Çünkü her başlayış bir şey yapmak hevesinin ilk adımını teşkil eder.
    D) Hâlbuki okullar insana hayatı öğretmez, insana faydalı olabilecek bilgileri öğretir.
    E) Zaten bütün samimiliklerde emniyetin büyük hissesi olduğunu unutmayalım.

    CEVAP: A

    sayfa 108

    11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları
    Haber Yazıları
    Sayfa 108
    ÖN HAZIRLIK
    1. Ajans, manşet, sürmanşet, muhabir, asparagas, sansasyonel kavramlarının anlamla*rını araştırınız.
    Ajans: Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş
    Manşet: Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla ko*nulan başlık
    Sürmanşet: Gazetelerin birinci sayfasındaki logo*nun üzerinde kullanılan başlık

    Muhabir: Basın ve yayın organlarına haber topla*yan, bildiren veya yazan kimse
    Asparagas: Şişirme haber
    Sansasyonel: Çarpıcı

    2. Haber yazısı bulunmayan günlük gazeteler olup olmadığını araştırınız.
    Resmi Gazete’de haber yazısı yoktur.
    3. Haber yazılarında kullanılan ters ve düz piramit tekniklerinin özelliklerini araştırı*nız.
    3.Etkinlikte açıklandı. (sorucenneti.net-alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    4. Gazete ve gazeteciliğin Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimini araştırınız. Yaptığınız araştırmayla ilgili bir sunum hazırlayınız.


    5. İstediğiniz herhangi bir gazeteyi bir hafta boyunca düzenli olarak okuyunuz. Bu gazetede ilginizi çeken, ilginç veya önemli bulduğunuz haberleri keserek bir dosya oluş*turunuz. Oluşturduğunuz dosyayı sınıfınıza getiriniz. Gazetede sansasyonel ve asparagas haberlere yer verilip verilmediğini tespit ediniz. Hazırlamış olduğunuz dosyayı sınıfınıza getiriniz.

    6. Sınıfınıza aynı tarihli iki farklı gazete getiriniz.

    Sayfa: 109
    HAZIRLANALIM
    3. soruya bakalım.
    3. Sizce her konu, her olay haber değeri taşır mı? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    (sorucenneti.net-alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    Bir olayın haber değeri taşıması için toplumun belli bir kesimini ilgilendirmesi, ilginç olması, yararlı olması, şaşırtıcı, eğlendirici, sevindirici, üzücü gibi özelliklerden bir ya da birkaçını taşıması gerekir.

    1.ETKİNLİK:
    Dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. Grup üyelerinizle “Mars Astronotlarının Ruh Sağ*lığı Mercek Altında” adlı metni inceleyiniz. Sınıfa getirdiğiniz gazeteleri inceleyerek önem*li, ilginç bulduğunuz haber yazılarını okuyunuz. Okuduğunuz metinlerin yazılış amaçları*nı belirleyiniz. Metinlerden hareketle haber yazılarının özelliklerini tartışınız. Belirlediğiniz özellikleri liste hâlinde tahtaya yazınız.

    Haber Yazılarının Özellikleri:
    Haber yazılarının planını tersine dönmüş piramide benzetebiliriz. Ters dönmüş piramitte haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir. Sonuç bölümünde olayın etkisi, olaya müdahale edilmesi anlatılır.
    Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, haberin başlığına takılan okuyucu haberi okuma isteği duymalıdır. (sorucenneti.net-alıntılarda kaynak gösteriniz.)
    Haber duyulmamış olmalıdır. Önceden okunan, duyulan bir haberi, okuyucu tekrar okumaz.
    Haber önemli olmalıdır. Geniş bir okuyucu kitlesini ilgilendirmeli.
    Haber doğru olmalıdır. Haber, gerçekleri yansıtmalıdır.
    Haber nesnel olmalıdır. Haber tarafsız olmalı, muhabir habere yorumunu katmamalıdır, yorum köşe yazarının işidir.

    İyi Bir Haber Yazısının Özellikleri:
    Güncel olmalı.
    Doğru olmalı.
    Kolay anlaşılmalı.
    İlginç olmalı.
    Önemli olmalı

    11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI (2013 EVRENSEL İLETİŞİM YAYINLARI)
    SAYFA 123
    ÖN HAZIRLIK
    1. Belirlediğiniz herhangi bir gazeteyi bir hafta boyunca düzenli bir şekilde alarak köşe yazılarını okuyunuz. İlginç, önemli bulduğunuz köşe yazılarını keserek sınıfınıza getiriniz.

    2. Sınıfınıza günlük gazeteler getiriniz.
    3. Eğitimde öğretmenin rolü ve önemi, millî eğitimin esasları, eğitimin önemi, eğitimin yaygınlaştırılması konusunu işleyen fıkralar bularak sınıfa getiriniz.
    4.17 Mart 2009 ve 20 Eylül 2009 tarihlerinde Türkiye'deki güncel olayların neler oldu*ğunu araştırınız.
    17 Mart 2009 Tarihinde Türkiye’deki Güncel Olaylar
    • Dünya Su Forumu İstanbul’da yapıldı
    • Obama Türkiye’de
    • Türkiye seçime gidiyor
    • Konya’da eğitim uçağı düştü
    • Dünya Su Forumu İstanbul’da yapıldı
    • 100 Bin memur alınacak

    20 EYLÜL 2009
    • Ramazan Bayramı'nın birinci günü
    • Beşiktaş Bayan Basketbol takımı Balkan şampiyonu oldu
    • Bayram trafiğinde acı bilanço: 35 ölü
    • Cem Garipoğlu davasında yeni gelişmeler

    11. SINIF DİL VE ANLATIM KİTABI CEVAPLARI DENEME TÜRÜ CEVAPLARI (EVRENSEL İLETİŞİM YAYINLARI 2013) SAYFA 134-146


    11. SINIF DİL VE ANLATIM KİTABI CEVAPLARI DENEME TÜRÜ CEVAPLARI (EVRENSEL İLETİŞİM YAYINLARI) SAYFA 134-146
    SAYFA 134
    ÖN HAZIRLIK
    1. Deneme türünde yazılmış metinler bulunuz. Okuyup beğendiğiniz metinleri sınıfı*nıza getiriniz.
    DENEME ÖRNEKLERİ
    2. Deneme türünün Türk ve dünya edebiyatındaki önemli temsilcilerini araştırınız.
    DENEME TÜRÜNÜN TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
    3. Deneme türlerini ve denemelerin özelliklerini araştırınız.


    SAYFA 135
    HAZIRLANALIM

    1. Okumanın faydaları nelerdir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    2. Her konuda herkes aynı şeyi mi düşünür? Niçin?
    Her insan aynı konuda aynı şeyi düşünemez. İnsan*ların eğitim ve kültür düzeyleri, psikolojik özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları, olaylara ve durumlara bakış açıla*rını belirler.
    3. Çeşitli denemelerden alınan “Yazarlık bana sorarsanız bir yetenek işidir.”, “Bana sorarsa*nız kışın soba başı eğlencelerinin, tandır şenliklerinin pek iç açıcılığı yoktur.”, “Bence en büyük kötülüklerimiz en küçük yaşımızda belirmeye başlar.”, “Kanımca bunda eğitim ve öğretim yön*temlerimizin de büyük rolü olmuştu.” cümlelerindeki ortak özellik nedir?
    Yazarlar, konuya kendi açılarından bakıyor, “bence, bana sorarsanız, kanımca” gibi ifadeler yazarın öznel değerlendirmeleridir. Nurullah Ataç’ın dediği gibi deneme “ben” ülkesidir.
    4. Herhangi bir konuda yorum yapmak, kişisel görüşlerini ileri sürmek kişiye neler kazandırır?
    Kişinin, olaylar ve durumları çözümleme yetisini geliştirmesini, düşünceler arasında ilişkiler kurabilmesini, güzel konuşma ve yazma becerisi kazanmasına ve geliştirmesini sağlar.



    SAYFA 137
    “Yazın Okuru Aranıyor” adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz denemelerden birkaçını okuyu*nuz. Konuları, yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özelliklerini tartışarak bu tür metinlerin or*tak özelliklerini belirlemeye çalışınız. Tespit ettiğiniz özellikleri sınıf tahtasına yazınız.
    Ölçütler
    Yazın Okurunu Arıyor
    Evet
    Hayır
    Konu bireysel dilin sağladığı rahat ve duygulu bir söyleyişle dile getirilmiştir.
    X

    Terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir ciddiyetle konu ele alınmıştır.
    X

    Okuma zevki vererek okuyucuyu düşünmeye yöneltmektedir.
    X

    Yazar düşüncelerini kanıtlama gayreti içine girmemiştir.
    X

    İnsanın birey olarak zaman ve toplum karşısındaki tavrı felsefeye özgü ciddiyetle ve ilmi yazılara özgü kesinliğe yer vermeden dile getirilmiştir.
    X

    Yazar, konu seçiminde serbest davranmıştır.
    X

    Metin ufuk açıcı özellikler taşımaktadır.
    X

    Yazarın içtenliği, yazının gücünü arttırmaktadır.
    X

    Metin, okuru düşünmeye sevk etmektedir.
    X

    Pratik hayatın gerçekleriyle kişi ilişkisi ortaya konmuştur.
    X

    Kültür alanındaki değişme ve gelişmelerle insanın nasıl zenginleş*tiği ifade edilmiştir.
    X



    SAYFA 141



    • “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemeleri aşağıdaki tabloda verilen ölçütlere göre değerlendiriniz. Cevaplarınızı metin adlarının altına “evet”, “ha*yır” şeklinde yazarak belirtiniz.
    Ölçütler
    Yazın Oku*ru Aranıyor
    Sevgi
    Topacın İpi Vardır Ama...
    Didaktik özellikler göstermektedir. Okuyucuyu bilgilendirme amacı taşımaktadır.
    Hayır
    Hayır
    Hayır
    Yazar konuyu kendine dönük bir bakış açısıyla ele almıştır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Tanımlar ve tanımları açıklayıcı öğelere yer verilmiştir.
    Evet
    Evet
    Evet
    Kanıtlama, yargıda bulunma, öğretici olma gibi tutumlardan uzak, gözleme ve özeleştiriye dayalı bir "ben" anlatımı hâkimdir.
    Evet
    Evet
    Evet
    Anlatıcı içe dönük bir tavırla doğrudan kendini anlatmaktadır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Anlatıcı genellemelere yönelerek belli bir kişiye bağlanmaksızın insani durumları anlatmaktadır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Yazar sadece kendi iç dünyasını, paylaşıma dayalı bir tutumla okura sunmaktadır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Ele alman konu, belli bir eğitim ve kültür düzeyine sahip oku*ra hitap etmektedir.
    Hayır
    Hayır
    Hayır
    Konu, araştırmacı bir tutumla bilimsel bir bakış açısıyla ele alın*mıştır.
    Hayır
    Hayır
    Hayır
    Yazar kendi yaşamında ya da çevresinde gözlemlediği olayla*rı anlatmıştır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Metin biçim açısından şiir ve düz yazının özelliklerini taşımak*tadır.
    Evet
    Evet
    Evet
    Yazar, konuyu belli bir bütünlük içerisinde ele almamış, ana ko*nunun kendisinde çağrıştırdığı başka konulara geçerek daha sonra tekrar ana konuya dönmüştür.
    Evet
    Evet
    evet



    • Yaptığınız incelemelerden hareketle deneme türünün belirli bir planının olup olmadığını söyleyiniz.
    Deneme türünün belirli bir planı yoktur.

    SAYFA 142

    4.ETKİNLİK
    Deneme türleri konusunda yaptığınız araştırmalardan hareketle “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi”, ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı metinlerin konularına göre klasik deneme (kişisel du*yarlılığı konu alan denemeler), eleştirel deneme, felsefi deneme, yazınsal deneme, güncel dene*me türlerinden hangisine örnek gösterilebileceğini belirtiniz.
    Yazın Okuru Aranıyor --- Eleştirel deneme
    Sevgi ------Klasik deneme
    Topacın İpi Vardır Ama -----Yazınsal deneme

    5.ETKİNLİK
    İncelediğiniz metinlerden hareketle Akşit Göktürk, Nermi Uygur ve Sunay Akın'ı dili doğru ve güzel kullanmaları, kültür alanına özgü bilgi birikimine sahip olmaları, kendi doğruları dışın*daki doğrularında varlığını kabul etmeleri, düşünce ufuklarını almaları yönüyle değerlendiri*niz. İyi bir deneme yazarında bulunması gereken özelliklerin neler olması gerektiğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.
    Bu yazarlar dili güzel ve etkili kullanmışlardır. Kültürü alanına özgü bilgi birikimine sahiptirler. Kendi doğruları dışındaki doğruların varlığını kabul ederler. Düşünce ufuklarını kabul ederler.
    Deneme yazarı geniş bir bilgi birikimine ve kültüre sahip olmalı, dili etkili kullanma becerisine sahip olmalı.
    İncelediğiniz “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi”, ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemele*ri, “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiyle dil ve anlatım özellikleri, anlatıcının tavrı bakımla*rından karşılaştırınız. İnandırıcılığı ve içtenliği bakımından deneme ve söyleşi türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.
    Bu denemelerde yazarlar içten ve akıcı bir dil kullanmışlardır. Düşüncelerini belli bir sonuca bağlama amacı taşımamışlar, kişisel kanaatlerini aktarmışlardır.
    7.ETKİNLİK
    “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemelerden alınan aşağıdaki paragraflarda hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirleyiniz. İncelediğiniz metin*lerde farklı anlatım türlerinin bir arada bulunup bulunmadığını açıklayınız.
    Metinler
    Paragraflar
    Anlatım Türü
    Yazın
    Okuru
    Aranıyor
    Zorunluluğun, bu tür yasak savma çabalarının karşıtı olarak gö*nüllü yazın okurluğu gerçekte belli bir özveriyi, sorumluluğu, sabrı, sürekliliği gerektirir. Yalnız okullarda istenen şeyleri değil, kendi is*tediğini okuyup istemediğini okumama özgürlüğü ancak gönüllü okurlarda gelişir. Bu tür bir okuma çabası hem bütün bir yaşam bo*yu hem de her yapıtın okunuşunda baştan sona değin akan sürekli, coşkulu, yoğun, çıkar gözetmez bir ilgiyi gerektirir.
    AÇIKLAYICI
    ANLATIM
    Sevgi
    İnsanın sevdiğiyle dalaşıp bozuşması; insanın sevdiğine kızıp öfkelenmesi; insanın sevdiğini kırıp üzmesi; insanın sevdiğini kü*çültüp aşağısaması sosyoloji, psikoloji, fizyoloji, kalıtım, hekimlik yönünden belli bir oranda açıklanabilir bütün bunlar. Gene de za*man zaman kendim de başvursam aklım yatmıyor bu açıklamala*rın hiçbirine.
    AÇIKLAYICI
    ANLATIM

    Topacın İpi Vardır ama
    Gaziantep çarşısında Aydın İlgaz ve Nebil Özgentürk ile ge*zerken bir çuval dolusu topaç kendine çekti beni. Yalnız kendim için değil, birlikte gezdiğim iki güzel insana da birer topaç alıp armağan ettim. Avluyu çeviren dükkânlarda baharatların satıl*dığı eski bir çarşıyı hayranlıkla incelerken “Bakın!” diye seslen*di Aydın İlgaz...
    ÖYKÜLEYİCİ
    ANLATIM

    8.ETKİNLİK

    İncelediğiniz denemelerde dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.
    İncelediğimiz denemelerde dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    SAYFA 143
    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1. Ahmet Haşim'den günümüze kadar pek çok yazarın çeşitli konulardaki düşüncelerini de*neme türünü kullanarak ifade etmesi bu türün hangi özelliğiyle ilgilidir? Düşüncelerinizi açık*layınız.
    Denemelerde duygu ve düşünceler belli bir plana uyma zorunluluğu olmadan serbest bir şekilde ifade edildiği geniş bir konu alanına sahip olduğu için birçok yazar tarafından tercih edilmiştir.
    2. (...) Deneme yazmanın, benim açımdan, biraz da gazetede köşe yazarı olmakla ilgisi var. Sait Faik’in “Ay Işığı” öyküsünü anımsıyor musunuz? “Havada Bulut” kitabındandır. Orada, bir gazeteye başvuran öykü kişisinin gazetenin başyazarınca, deyiş yerindeyse, sorguya çekilişine ilişkin bir bölüm vardır. “Ağız aramakta usta” başyazar “Nasıl bir dünya arzuluyorsunuz?” diye sorar. Uzun bir söylevi vardır öykü kişisinin ve bir yerinde şöyle der: “İçinde iyi şeyler söyleme*ye, doğru şeyler söylemeye salahiyetler kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilme*den bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya...” Gazete yazarlığını ben tastamam böyle anlıyorum. Ama sorun sadece “iyi şeyler, doğru şeyler” söylemek değildir. Bence gazete (köşe) yazarı edebi*yatçı ise etik olduğu kadar edebî kaygılar da taşımak konumundadır. “Budalalığın Keşfi”ndeki yazıların (Çoğu, benim... gazetesinde yayımlanmış olan köşe yazılanındır!) “deneme” türünden yazılar olması ve “deneme” türüne meylimin daha da artmış olması, bundan dolayıdır.
    Basından 10 Aralık 2008 Hilmi Yavuz
    Yukarıdaki paragraftan da hareketle denemelerin dil ve anlatım özelliklerin nasıl olduğunu açıklayınız.
    Denemelerde içten, doğal bir anlatım vardır. Denemenin belirli bir planı yoktur. Denemelerde yazar “ben”ini öne çıkarır (ben merkezli bir yaklaşım), kendisiyle konuşuyormuş tarzda yazar. Denemelerde açık, duru, yalın, akıcı bir dil kullanılır.

    3. Deneme türünün özelliklerini net bir biçimde sıralayabilir misiniz? Düşüncelerinizi açık*layınız.

    Bir önceki sorunun cevabında verilenlere ek olarak deneme türünün özelliklerine şöyle devam edebiliriz:

    Deneme düşünce yazısıdır, öğretici metindir.
    Anlatılanları kanıtlama amacı yoktur.
    Yazar denemesini bir sonuca bağlamak zorunda değildir.
    Konu sınırlandırması yoktur, her konuda yazılabilir.
    Denemelerde yazar, kendine özgü duygu ve düşüncelerini okuyucuya aktarır.
    Yazar kendisiyle konuşuyormuş tarzda yazar.
    Dil, göndergesel ve heyecana bağlı işlevlerde kullanılır.
    Denemelerde genellikle açıklayıcı anlatım ve söyleşmeye bağlı anlatım kullanılır.


    SAYFA 144


    4. “Çiçekler, Mevsimler, Çiçekler, İnsanlar; Çiçekler ve Aşk Dediğimiz O Şey” adlı hikâyenin ilkbaharla ilgili sizde uyandırdığı çağrışım, duygu ve düşünceleri deneme türünde yazınız.
    5. Deneme türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimi hakkında yaptığınız araştırmayı sununuz.
    6. İstediğiniz herhangi bir konuyla ilgili deneme türünde bir metin yazınız.
    SAYFA 145
    7. “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama” adlı metinleri incelemek amacıyla sınıfınızda üç grup oluşturunuz. Grupların hangi metni inceleyeceğini belirleyiniz. Daha sonra grup arkadaşlarınızla metni yazım kuralları, bağlaşıklık, bağdaşıklık ve akıcılık bakımından inceleyiniz. İncelemelerinizi tamamladıktan sonra metinde büyük harflerin nereler*de kullanıldığını, hangi tür birleşik kelimelerin bitişik hangilerinin ayrı yazıldığını, bağlaşıklık ve bağdaşıklığın nasıl sağlandığını, metinde akıcılığı bozan söyleyişlerin yer alıp almadığını, sayıların nasıl yazıldığını, yanlış yazılan kelimeler olup olmadığını grup sözcünüz aracılığıyla sınıf arkadaşlarınıza sununuz.

    8. “Yazın Okuru Aranıyor” ve “Sevgi” adlı denemelerden alınan aşağıdaki cümlelerde nok*talama işaretlerinin hangi amaçlarla kullanıldığını tabloya verilen örnekteki gibi yazınız.
    Tırnak
    işareti
    * Yazın derslerinde en alışılmış yarı yıl ödevlerinden biri
    * "Okuduğunuz romanı özetleyin."dir.
    * Hem "sevgi'ye bir konulardan bir konu gözüyle bakıla*maz ki.
    * Bir an için bugün Charles Dickms'm "Antikacı Dükkanı'nı salt televizyon izlencelerinde yer aldı diye izle*yenleri getirin gözünüzün önüne.
    Vurgulanmak istenen ifadeler, açıklamalar ve eser adları tırnak içine alınır.
    Virgül
    * Kafasında, kendi bilgi birikiminde, yaşantısında bunlar*dan hangi birini nereye koyacağını bilmeden, salt görsel bir tutkuyla bakar da bakar.
    * Ne mutlu sana, seni seviyorum.
    * Evet, gönüllü yazın okuru aranıyor!
    Birinci cümlede ilk iki virgül eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını ayırmada kullanılmış. bilmeden sözcüğünden sonra kullanılan virgül anlama karışıklığını önlemek için ögeyi ayırmada kullanılmış.
    İkinci cümlede sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmış.
    Evet, hayır gibi kabul ve ret bildiren sözlerden sonra kullanılmış.
    Noktalı
    virgül
    * Bir kurmaca metnin anlamı; okurun kafasında, duyar*lığında, işinde, gücünde sürer; dal budak salar, büyür, yaşamla yeniden yazılır.
    Noktalı virgülün ilk kullanımı, içinde virgüller bulunan cümlede özneyi diğer ögelerden ayırmak için. Diğer noktalı virgül, içinde virgüller bulunan sıralı cümleleri ayırmada kullanılmış.
    Üç nokta
    * Önemli olan benim, bir de benim sevgim, ötesi bir ilinek...
    * Anne sevgisi, baba sevgisi, karı-koca sevgisi, teyze sevgisi *(...) makine sevgisi, insan sevgisi, Tanrı sevgisi...
    * Ne var ki biz dünyayı tekmeliyoruz...
    Sözün bitmediğini, devam ettiğini
    Örneklerin devam ettiğini
    Sözün devamının okuyucunun hayal gücüne bırakıldığı
    Sora
    işareti
    * Tükenecek şey mi sevgi?
    * Okumak da ne söz?
    Soru bildiren cümlelerin sonuna konur.
    Ünlem
    işreti
    *Aha, dünya da aynen bunun gibi dönüyor!
    * "Yardım" nerde, sevenin tüm varlığını bu varlığını kendisi*ne armağan eden sevdiğine adaması nerde!
    Seslenme ve ünlemlerden sonra cümle devam ediyorsa
    Düzeltme
    işareti
    *Okuma yazma bilmeyenlerin resmî kaynaklara göre yüzde kırk bir gibi hiç de küçümsenmeyecek bir oran oluşturduğu Türkiye'de (...) okur sayısı umut kırıcı ölçüde düşüktür.
    * Sayfalarına okur gözünün değmediği bir yapıt, kâğıttan, mürekkepten, kartondan başka bir şey değildir.
    Resmî sözcüğünde i ünlüsünün uzun okunduğunu göstermek amacıyla ayrıca “resim” sözcüğünün ek almış hali olan “resmi” sözcüğünden ayırmak amacıyla
    Kâğıt kelimesine getirilen düzeltme işareti inceltme amacıyla (“k” ünsüzü ince söylenecek) kullanılır.



    9. Yazdığınız denemeleri incelemek amacıyla ikişer kişilik gruplar oluşturunuz. Grup arka*daşınızın yazdığı ve kendi yazdığınız denemeyi yazım, noktalama, bağlaşıklık, bağdaşıklık akı*cılık bakımından inceleyiniz. “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve “Topacın İpi Vardır Ama” adlı metinlerle ilgili yapılan çalışmaları da dikkate alarak yazdığınız metinlerde yazım, noktalama, akıcılık, bağlaşıklık ve bağdaşıklık hataları bulunup bulunmadığını belirleyiniz. Çalışmanızı tamamladıktan sonra daha önce yazmış olduğunuz metinlerle ilgili hazırlanan raporları ince*leyiniz. Yazma çalışmalarında hangi konularda ilerleme kaydettiğinizi, hangi konularda eksik*liklerinizin olduğunu, bu eksikliklerin hangi nedenlerden kaynaklandığını ve bu eksiklikleri gidermek için neler yapabileceğinizle ilgili bir öz değerlendirme yazınız. Yazdığınız denemeyi ve hazırladığınız öz değerlendirmeyi öğretmeninizin değerlendirmesi amacıyla öğrenci ürün dosyanızda saklayınız.

    SAYFA 146
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Denemelerin kendine özgü bir tekniği ve planı vardır. ( D )
    • Deneme yazarı ele aldığı düşünceyi kanıtlamak zorundadır. ( Y )
    • Denemelerde genellikle sanat, kültür, felsefe, edebiyat ve siyaset gibi konular ele alınır. (D )
    • Denemeler duygu ağırlıklı yazılardır. Yazar sıklıkla duygusallığa yer verir. ( D )
    • Deneme yazarı konuyu kendi kendine tartışıyormuş gibi ele alır. (D )
    • Deneme yazarı ele aldığı konuyla ilgili sorunları dile getirerek bu sorunlara çözüm bul*maya çalışır. ( D)
    B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Deneme, kökeni 16. yüzyıla dayanan bir edebiyat türüdür. Rönesans’la birlikte özellikle Avrupa’da birey olarak insanın önem kazanması yazarları, aydınları; insanı kurmaca bir dünya*nın ve belli kalıpların içinde ele alan anlatı türlerinden farklı bir yazın arayışına yöneltmiş, böylece ilk ve tipik örneğini Motaigne (Monteyn)’in “Denemeler” adlı eserinde veren deneme türünü doğurmuştur. Buna paralel olarak yazarlar da kurmaca türlerde işleyebildikleri insani durumları samimi, dolayısıyla daha özgür biçim ve olanaklarıyla irdeleme fırsatını bulmuşlardır.
    Bu parçadan aşağıdakiler den hangisi çıkarılamaz?
    A) Deneme türü ilk kez Batı edebiyatında ortaya çıkmıştır.
    B) Bu türün öncüsü Motaigne’dir.
    C) Denemeler kurmaca metinler arasında yer almaz.
    D) Denemelerin öznesi nesnel gerçeklik içinde yaşayan insandır.
    E) Denemeler okuyucu tarafından en çok sevilen yazılardır.

    Cevap: E

    2. Yazar bir konuyu işlerken iyi ya da kötü yanlarını kişisel bir tavırla ele alır. Bu tür metin*leri türüne yaklaştıran yön, denemecinin yargı vermekten kaçınmaması, kimi zaman da
    konuyu araştırmacı bir tutumla hatta bilimsel bir bakış açısıyla işlemesidir. Ancak..... denemede
    yazar yargı verirken çözümleyici bir tavır sergiler, katı kesin yargılar vermez.
    Yukarıdaki paragrafta noktalı yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilebilir?
    A) Söyleşi, öğretici B) Eleştiri, eleştirel C) Fıkra, öğretici
    D) Makale, felsefi E) Hikâye, kurmaca

    Cevap: B

    C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.
    Deneme roman, şiir, öykü, tiyatro gibi kurmaca nitelikli edebî türlerle üslubun önem ka*zandığı gezi, anı, eleştiri, mektup ve günlüğün oluşturduğu diğer türler arasında bir ara bölge oluşturması bakımından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bir başka deyişle deneme, kurmaca özellikler taşıyabildiği gibi yazarın ve konuların gerçekliğini de içerir. Bu durum, deneme tü*ründe asli öznenin “insan” oluşundan kaynaklanır. Tabii, kurmaca türlerde de aynı durum söz konusudur ancak denemenin öznesi artık nesnel gerçeklik içinde yaşayan gerçek insandır.
    1. Yukarıdaki parçada denemelerin hangi özelliği üzerinde durulmaktadır?
    Denemeler hem kurmaca hem de gerçeklik özelliğine sahiptir.
    Deneme, kurmaca yönü olduğu için edebi metinlerle temasa geçer, gerçekliği yansıtması bakımından öğretici metinler içindedir Bu bakımdan deneme ara bölgede yer alan bir türdür.
    2. Deneme ve sohbet türü arasındaki farklılıkları belirtiniz.
    Denemede yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi tavır takınır. Sohbette ise okuyucuyla konuşuyormuş tarzda bir anlatım vardır.

    1. Sınıf Dil ve Anlatım Evrensel İletişim Yayınları SAYFA 162

    ÖN HAZIRLIK



    1. Edebiyat, resim, müzik konularında yazılmış eleştiri yazıları bularak sınıfa getiriniz.

    2. Eleştiri türleri hakkında bir araştırma yapınız.

    "Eleştiri (fr. critique), bir sanat ya da düşünce eserinin özünü, yapısını anlatan; onun değerli ve değersiz yanlarım, toplumun sanat ve düşünce gelişimi içindeki yerini, gerektiğinde belgeler ve örnek*lerle belirten yazıdır.
    Eleştirici, incelediği eser karşısında, bir bilim adamı gibi büsbütün yansız kalamaz; belgeleri ve devrin genel kanısını göz önünde bulundurmakla birlikte, eserin güzel, çirkin, güçlü, güçsüz, doğru, yanlış, vb. yanlarını kendi görüşüne göre belirtir.
    Eleştirici, yazısına kendi kişisel düşünce ve duygularını da kattığı için, eleştiri yazıları başlı başına bir düşünce ve didaktik sanat eseri niteliği de kazanır.
    Eleştiri, Batı edebiyatının belli başlı edebiyat türlerinden biridir. Özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarı*sından bu yana büyük bir gelişme göstermiştir. Bu süre içinde, eleştiride iki temel akım oluşmuştur:
    a. Bilimsel (nesnel) eleştiri
    b. izlenimci eleştiri

    a. Bilimsel (nesnel) eleştiri:
    XIX. yüzyılda bilim alanındaki gelişmeler, bilim yöntemlerinin edebiyata da uygulanmasına yol açmış; eleştiri alanında, değer yargılarını gelişigüzellikten kurtarma, eleştiriyi birtakım değişmez yasa*lara, nesnel ilkelere bağlama çalışmalarına girişilmiştir. Fransız edebiyatında bu yolun öncülüğünü eden Hippolyte Taine (1828-1893), ırk, çevre, zaman kuramını öne sürmüş; eserlerin çözümünde, İnsanda doğuşla beliren ve atalardan gelen ruhsal davranışların (ırk), insanların içinde yaşadıkları durum ve koşulların (çevre), oluşum içindeki insan düşüncesinin ulaştığı noktanın (zaman) göz önün*de bulundurulması gerektiğini savunmuştur. Taine, tuttuğu yolu şöyle anlatır:
    "İzlediğim yeni yöntem, insan eserlerine bir olgu, bir ürün gözüyle bakmaya dayanır. Yapıla*cak iş, bu olgularla bu ürünlerin özelliklerini ortaya çıkarmak, var oluş nedenlerini araştırmaktır. Bu açıdan bakılınca, bilimin işinin cezalandırmak ya da bağışlamak değil, meydana çıkarmak ve çözümlemek olduğu anlaşılır. Eleştiri, bitkilere değil, insan eserlerine uygulanan bir çeşit bitkibilimidir."
    Fransız edebiyatında bilimsel (nesnel) eleştirinin bir başka önemli yazan da, Brunetire'dir (1849-1907), Brunetlöre de eleştiri konusundaki görüşlerini şöyle açıklar:
    "Eleştirinin konusu, edebiyat eserlerini yargılamak, sınıflandırmak, açıklamaktır... Açıklamak, bir eserin genel edebiyat tarihi ile türünün kendi öz yasalarıyla, içinde doğduğu çevre ile ve sonunda yazarı ile olan bağlantılarını belirtmektir."
    b. İzlenimci eleştiri: izlenimci eleştiri, sanat eserleri karşısında eleştiricinin tutumunu belirtme yoludur. İzlenimci eleştiriciler göre, insanın huyu ve beğenisi zamanla değiştiği için, sanat eserlerine değişmez kurallar, nesnel ilkeler uygulanamaz; bugün sevilen bir eserin yarın da sevileceği kesin ola*rak söylenemez; sanat eseri sadece dış nedenlerle çözümlenecek şeyler değil, okurlara zevk verecek nesnelerdir; eleştirici, eserden duydu zevki belirtmekle yetinmelidir. Fransız edebiyatın bu yolun önde gelen yazarı Jules Lemaitre (1853-1914), tuttuğu yolu şöyle açıklamıştır;
    "Yazılarım, özenle not edilmiş izlenimlerdir.
    Eleştiri, kitaplardan zevk almak, onlarla duyumları inceltmek ve zenginleştirmek sanatıdır."
    izlenimci eleştirinin bir başka önemli yazarı Anatole France da (1844-1924) bu konuda şöyle de*miştir:
    "Nesnel sanat olmadığı gibi, nesnel eleştiri de yoktur. İyi bir eleştirici, baş eserlerin ortasında kendi ruhunun serüvenini anlatan kişidir. Bir eserin değerinin tek ölçüsü, verdiği zevktir"
    Batı edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır:
    Fransız edebiyatında Sainte-Beuve (1804-1868), Taine (1828-1893), Brunetier (1849-1907), Jules Lemaitre (1853-1914) Anatole France (1844-1924), Remy de Gourmont (1858-1915), Gustave Lanson (1857-1934), vb. Alman edebiyatında, eleştirileriyle Alman tiyatrosuna yön veren Lessing (1729-1781), vb. İngiliz edebiyatında Hazlitt (1778-1830), Cariyle (1795-1881), Ruskin (1819- 1900), vb.; Rus edebiyatına Belinski (1810-1848), vb.
    Türk edebiyatında eleştiri, Tanzimat edebiyatıyla başlamıştır. Eleştiri kavramını karşılamak üzere, Tanzimat edebiyatında muahaze. Edebiyatı Cedide ve daha sonraki dönemde tenkit terimleri kullanıl*mıştır, eleştiricice de münekkit denmiştir.
    Tanzimat edebiyatı döneminde kimi yazarlar eleştiriyi yergiye dönüştürmüş (Namık Kemal Tahrib-i Harabat, vb. Muallim Naci, Demdeme vb.), kimi yazarlar (Muallim Naci, vb.) sadece dil bilgisi açısın*dan sözcük eleştirisi yapmış ( "Cânâ" sözü, eskilerin kullandığı bir sözdür, zamanımız yazarları ara*sında kullanılmaz olmuştur"... "Eserinizde irşad olur isnad olar sözlerine itiraz olunabileceğini pek kolay anlarsınız" vb.), bu dönemde Batı'daki anlamda eleştiri yazısının Recaizade Mahmut Ekrem, özellikle Mehmet Murat yazmıştır.
    Türk edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır: Tanzimat edebiyatında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Mehmet Murat, vb. Edebiyatı Cedide döneminde Hüseyin Cahit Yalçın, vb. Milli Edebiyat döneminde Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin vb.; Cumhuri*yet devrinde Nurullah Ataç, Vedat Günyol, Tahir Alangu, Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Fethi Naci, vb.; tiyatro eleştirisi alanında Metin And, Özdemir Nutku, Atila Sav, vb."

    SAYFA 175
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
    •Esere dönük eleştiride, eleştirmen eserden yola çıkarak metni oluşturan unsurları anlamaya çalışır. Teknik anlamda eserin kurgusunu oluşturan unsurlar, kişiler, mekân, ana olay, ara olaylar ve gerçeğimsi yapıyı hazırlayan unsurların birbiriyle bağlantısını kurup değerlendirmesini yapar. sorucenneti.net
    •Nesnel eleştiride, eleştirmen bir eserin meydana gelmesinde etkili olan toplumsal ve tarihî olaylara yönelip o dönemin şartlarını dikkate alır.

    Eleştirmenin eser karşısındaki tavrına göre eleştiriler öznel ve nesnel eleştiri olarak değerlendirilir.
    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Eleştiri yazarı konusuna olumlu yönden yaklaşmalıdır. (Y )
    • Eleştiri yazarı konuyu öznel açıdan değerlendirmelidir. (Y )
    • Eleştiri yazarı eseri belirli ölçütlere bağlı kalarak eleştirmelidir. ( D)
    • Eleştirilerde terimlerin kullanılmasından kaçınılmalıdır. (Y )
    • Eleştirmen çağdaş sanat akımları hakkında bilgi sahibi olmalıdır. (D )
    • Eleştirmen konuyu edebiyat tarihçisi yaklaşımıyla ele almalıdır. (Y )
    • Eleştiride eleştirilen hususlarla ilgili örnekler verilmemelidir. (Y )
    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
    1. Ben iyi eleştiriyi nesnesiyle örtüşme başarısına göre ölçerim. İyi yapıt ille de iyi eleştiri çağır*maz kuşkusuz. Yazın tarihleri yıllar yılı yanlış yorumlanmış başyapıtlarla doludur ama kötü yapıt iyi eleştiriyi her zaman kovar. İster sevecenlikle yaklaşalım ister öfkeyle kötü yapıt eleştirmenini fazla uzağa götüremez.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Eleştiri ele alınan yapıta bağlı olmalıdır.
    B) İyi yapıtlar hakkında da olumsuz eleştiriler yapılabilir.
    C) Hiçbir kötü yapıt olumlu eleştiri alamaz.
    D) Edebî eserler eleştirmen tarafından yanlış yorumlanabilir.
    E) Eleştirmen eleştirisini yapacağı esere olumlu yaklaşmalıdır.
    CEVAP: E
    2. Eleştirmecinin başlıca görevlerinden biri, yazarın ne yapmak isteğinin ve yapıtı ile bunu ne de*receye kadar başarabildiğinin araştırılması olmalıdır. Eleştirmen, sanatçının eserini yeni baştan yaşayan adamdır. Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan)’a göre: “Eleştirmen, asla edebiyat cumhuriyetinin bir hür vatandaşı olamayacaktır. Çünkü yaratan insan hür, yargılayan insan esirdir.” Peter ise şöyle düşü*nür: “Sanatçı, güzel şeylerin yaratıcısıdır. Eleştirmense güzel şeylerden aldığı izlenimleri başka bir tarz ya da yeni bir malzeme içinde kalıba dökebilen kimsedir.”
    Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?
    A) Tanık Gösterme B) Örnekleme C) Tanımlama D) Açıklama E) Karşılaştırma
    CEVAP: A
    3. (I) Çıplak, sevimsiz, uçsuz bucaksız bir dağ; zaman. (II) Kıracaksın onu, heykelleştireceksin. (III) Kaosu beşerileştiren insan; insan, yani sanatkâr. (IV) Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı bir komedya. (V) Goethe (Göte) bunun için hatıralarına “Şiir ve Hakikat” adını vermiş.
    Yukarıdaki cümlelerin hangisinde kişileştirme veya benzetme sanatına başvurulmamıştır?
    A) I B) II C) III D) IV E) V
    CEVAP: E
    4. Aşağıdakilerden hangisi eleştiri türünde eser vermemiştir?
    A) Fethi Naci B) Berna Moran C) Hilmi Yavuz D) Nurullah Ataç E) Ahmet Hamdi Tanpınar
    CEVAP: C

    SAYFA 176
    2. ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI
    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
    • Özel mektuplarda imza, kâğıdın sağ alt; tarih sağ üst köşesine yazılır.
    • Güncel olayları, siyasal sorunları içeren, gazete ve dergilerin belli sütunlarında yayımlanan, yazı*lara fıkra adı verilir.

    •Otobiyografi bir düşünürün, bir sanatçının kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir.
    • Haber yazıları kaynağına göre resmî haber, ajans haberi ve özel haber olmak üzere üç gruba
    ayrılır.
    • Haber yazıları 5N 1K ilkesi esas alınarak yazılır.
    • Deneme türü ilk kez Fransız yazar Monteigne tarafından yazılmıştır.
    • Gazetelerin birinci sayfasındaki logonun üzerinde kullanılan başlığa sürmanşet denir.
    • Türk edebiyatındaki ilk özel gazete Agah Efendi ve Şinasi tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvâl’dir.

    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    • Fıkra yazarı yazılarında örnekleme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurarak düşüncelerini kanıtlamaya çalışır. ( Y)
    • Öğretici metinlerde ileti dolaylı anlatımla okura aktarılır. (Y )
    • Bir metin türü oluşturulurken farklı metin türlerinden yararlanılabilir. (D )
    • Söyleşileri denemelerden ayıran ön önemli özellik konularının güncel olmasıdır. ( D)
    • Eleştiriler gazetelerde günlük ya da periyodik olarak yayınlanan güncel, sosyal, siyasi konu*ları ele alan yazı türüdür. (Y )
    • Anı yazarı tanıklık ettiği olayları belgelendirmek zorundadır. (D )
    • Edebiyatımızdaki ilk makale İbrahim Şinasi Efendi tarafından yazılmıştır. (D )
    • Günlükleri anı türünden ayıran en önemli özellik günü gününe yazılmasıdır. (D )

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. İlk okuyuşta ayırdına varıyoruz. “Dağ”, “Gizli Sevda”ya benzemiyor, hiç benzemiyor. Belli ki anlamı verili, standart dil düzleminde kurmuyor şiiri. Gerçekliğe yaptığı göndermelerle anlamlan*dırmak öne çıkmıyor bu şiirde. Dil konveksiyonel bağlamından uzaklaşmış bu şiirde.
    Bu parça aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
    A) Deneme B) Fıkra C) Sohbet D) Eleştiri E) Anı

    DOĞRU CEVAP: D

    2. I. Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır
    II. İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır.
    III. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    IV. Geçmiş, birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    Yukarıda verilen özellikler hangi metin türüyle ilgilidir?
    A) Anı B) Haber yazıları C) Deneme D) Gezi yazısı E) Biyografi

    DOĞRU CEVAP: A

    3. Aşağıdakilerden hangisi kişisel hayatı konu alan metin türlerinden değildir?
    A) Anı B) Gezi yazısı C) Biyografi D) Otobiyografi E) Deneme

    DOĞRU CEVAP: E

    SAYFA 177

    4. Hayvanları işlerine yaradıkları için sevenler vardır, ben ona hayvan sevmek demem. Kasa*bın koyunu sevmesi gibi... Buffon, atı anlatırken “İnsanoğlunun en asil tutkusu.” der, ona da kıza*rım. Her şeyi insana göre ölçmenin ne anlamı var? At, insanın eline geçmemiş olsaydı gene sevile*cek bir hayvan olmaz mıydı? Güzelliğini söylemiyorum. Şu hayvanı güzel, bu hayvanı çirkin bulan*lardan değilim ben. Cennet kuşunun parlak tüylerine hayran olup da kargayı küçümseyenleri anla*mam. Daha doğrusu anlarım, ben de insan olduğum için insanların kurdukları ölçülerle düşündü*ğümden birtakım hayvanlara bakmaktan hoşlanır. Birtakımlarından da iğrenirim. Oysaki asıl iş o bi*zim beğenmediğimiz, tiksindiğimiz hayvanların; örneğin, bir karafatmanın, bir tahtakurusunun gü*zelliğini sezebilmektedir.
    Bu paragraf aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
    A) Deneme B) Makale C) Gezi yazısı D) Söyleşi E) Fıkra

    DOĞRU CEVAP: A


    5. Avrupa Birliği üyeliği için müzakere yapan, resmî sloganı “Çağdaş uygarlıkların seviyesini yakalayıp geçmek” olan, 21. yüzyılın bir ülkesinde bilimi savunmak ihtiyacı bile doğmamalı aslın*da. Maalesef Türkiye’de her konuda siyaset bilimin önüne geçiyor, somut bilimsel gerçekler siyasi demeçlerle bulanıklaştırılıyor. Bu, domuz gribi gibi uzun yılların en önemli ve büyük salgınında da böyle, sel felaketinde de böyle...
    Yukarıdaki paragraf aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
    A) Deneme B) Makale C) Gezi yazısı D) Söyleşi E) Fıkra

    DOĞRU CEVAP: E

    12 Ocak Perşembe
    6. Bu gece kızım geliyor. Uçarak gideceğim havaalanına. Uçarak dedim de... Nereden çıktı bu kuş gribi? Kuş sözcüğünün kuş gribi içinde ölümle özdeş bir anlam kazanması ne acı! Mutluluktu, sevinçti, en çok da özgürlüktü kuş düne kadar. Benim de uzak kalmadığım çağrışımlar taşırdı. Adı*nı kuş ve çağrışımlarından alan üç tane kitabım var. Şimdi kuş ölüm demek. 335 bin kuş itlaf edil*miş. İtlaf sözcüğünü de hortlattı kuş gribi.
    Yukarıda verilen metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Anı B) Günce C) Söyleşi D) Fıkra E) Haber yazısı

    DOĞRU CEVAP: B

    7. Aşağıdakilerin hangisinde sadece gazete çevresinde gelişen metin türleri bir arada verilmiştir?
    A) Haber yazıları, makale, günce, deneme B) Makale, deneme, fıkra, eleştiri
    C) Anı, gezi yazısı, deneme, hikâye D) Eleştiri, söyleşi, biyografi, otobiyografi
    E) Eleştiri, makale, mektup, gezi yazısı

    DOĞRU CEVAP: B

    8. Aşağıdakilerden hangisi haber yazılarında bulunması gereken özelliklerden değildir?
    A) Kolay anlaşılır olması B) Konunun güncel olması
    C) Aktarılanların doğru olması D) İlginç ve önemli olması
    E) Okuyucuyu düşünmeye sevk etmesi

    DOĞRU CEVAP: E

    9. "Hepsini birden okumaya çalıştığım için hiçbirini bitiremediğim dört kitap var şu an elim*de." cümlesindeki kelimeler için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) “Hepsini” iyelik ve hâl eki almış belgisiz zamir görevindedir, yapıca basit sözcüktür.
    B) “Okumaya” kaynaştırma sesi ve yönelme hâl eki almıştır, isim-fiil durumundadır.
    C) “Hiçbirini” iyelik, hâl eki ve kaynaştırma ünsüzü almış, yapıca birleşik zamir görevindedir.
    D) “Şu an” zarf tümleci görevinde kullanılan bir sıfat tamlamasıdır.
    E) “Bitiremediğim” türemiş yapılı, iyelik eki almış çekimli bir fiildir.

    DOĞRU CEVAP: E

    10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
    A) Yer yer üç metreyi bulan kar yağışına rağmen maç iptal edilmedi.
    B) Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğreteceğim.
    C) Bu ülke bana yeni olanaklar sağlayacak imkânlar sunmadı.
    D) Kısmen de olsa kendimi tümüyle sorumlu hissediyorum bu olayda.
    E) Göz taramasından geçirilmiş seksen bin hastamız var.

    Cevap: E

    RÖPORTAJ
    SAYFA 180
    ÖN HAZIRLIK
    1. Bir bölgeyi, kurumu, eşyayı veya insanı konu alan röportajlar bularak okuyunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
    2. Röportaj ve mülakat kelimelerinin anlamlarını araştırınız.
    RÖPORTAJ: Bir yazarın ya da gazetecinin herhangi bir olayı, kişiyi kuruluşu veya yeri; kendi anlayışına ve gözlemlerine göre araştırdığı ve değerlendirdiği yazılardır.
    MÜLAKAT: (Görüşme) Kendi alanında uzmanlaşmış ünlü kişileri etraflıca tanıtmak veya toplumu ilgilendiren bir konuyu aydınlatmak amacıyla uzmanlarla veya ünlü kişilerle yapılan görüşmelerin aktarıldığı gazete yazılarıdır.
    Röportaj ve mülakat birbirinden farklıdır. Mülakatta “karşılıklı konuşma, görüşme” vardır. Mülakatta sorular sorularak bilgi toplanır. Röportajda bir gerçeği soruşturma vardır, bir gerçeği ortaya çıkarma amacı vardır. Bunun için görüşmeler yapıldığı gibi ortam tanımlamalarına, gazetecinin izlenimlerine yer verilir.
    3. Röportaj türünün tarihsel gelişimini, Türk edebiyatındaki önemli röportaj yazarları*nı araştırınız.
    Röportaj türü önceleri soru ve cevaplardan oluşmaktaydı ve mülakat türünden farklı bir tür değildi. Gazeteciliğin gelişmesi ve ünlü edebiyatçıların röportaj türünde eser vermeye başlamasıyla araştırma, inceleme, soruşturmaya dayanan ve bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını amaçlayan bir tür haline gelmiştir.
    4. Bir yeri, insanı ve eşyayı birlikte ele alan röportajlar olup olmadığını araştırınız.
    Konusuna göre röportajlar
    a) Bir Yeri Konu Alan Röportajlar: Bu röportajlarda tanıtılan yerin yaşamı her yönüyle anlatılır. Farklı yönleri fotoğraf ve filmlerle ortaya konur.
    b) Eşyayı Konu Alan Röportajlar: Eşyanın dikkat çekici ve düşündürücü özellikleri ele alınır.
    c) İnsanı Konu Alan Röportajlar: Tanınmış kişilerin dikkat çeken ve düşündürücü yönleri üzerinde durulur.
    SAYFA 181
    HAZIRLANALIM
    1. KİM? KİM? KİM?
    Kim yapmış acep ilk kez? Nasıl da bilmiş dut ağacının turna avazı vereceğini, kim denemiş de işte budur demiş tezene için kiraz ağacının kabuğunu. Ülkemizden, ülkelerden yok mu ol*muş kiraz ağacı da plastikten yapar olmuşlar canım tezeneyi, renkleri bile meymenetsiz!
    Fikret Otyam
    Yukarıdaki metinde yazarın amacı konuyla ilgili merakını dile getirmek mi yoksa okuyucu*nun dikkatini ele aldığı konuya çekmek midir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Yazar, okuyucunun dikkatini ele aldığı konuya çekmek istemiştir. Dut ağacından düdük, kiraz ağacından tezene (mızrap, pena) yapılmasının ilginç olduğunu belirterek okuyucunun ilgisini çekmeyi amaçlamıştır.
    2. Herhangi bir yer, kişi veya eşyayla ilgili merakınızı gidermek için neler yaparsınız?
    3. Gezmek amacıyla ilk kez gideceğiniz bir yer hakkında bilgi edinmek için hangi yollara başvurursunuz?
    O yeri tanıtan yazılar okunabilir. Gezilecek yerle ilgili çeşitli kaynaklardan, internetten bilgi edinilebilir.
    4. Röportaj ve mülakat kelimelerinin anlamlarını açıklayınız.
    Röportaj: Soruşturma, araştırma yoluyla bir gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan ga*zete veya dergi yazısı
    Mülakat: 1. Buluşma, görüşme. 2. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendi*leriyle karşılıklı konuşma, görüşme
    SAYFA 183
    1.ETKİNLİK

    “İnsanı Selçuklu Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz röpor*tajları yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Bu tür metin*lerin ortak özelliklerini tartışarak belirlemeye çalışınız. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahta*sına yazınız.
    RÖPORTAJ TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ
    Röportaj, gazeteciliğin başlamasıyla ortaya çıkmıştır.
    Röportaj türünün temel amacı gerçekleri olduğu gibi aktararak okuyucuyu aydınlatmaktır.
    Röportajlarda genellikle toplumu ilgilendiren güncel konular ile sanat, tarih, siyaset, ekonomi, spor vb. alanlarındaki konular ele alınır.
    Röportaj da düşünsel plânla yazılır.
    Anlatılanlar sesli ve görüntülü belgelerle desteklenebilir.
    Röportajların içeriği genişse röportajlar dizi olarak da hazırlanabilir.
    Röportaj yazarı; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır.
    Dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır.
    Açık, akıcı, yalın bir üslup kullanılır.
    Röportajlarda genellikle birinci tekil kişili anlatım vardır.
    Röportaj yazıları zamanla tarihsel belge olabilir.
    Röportaj öğretici yazı türüdür.
    2.ETKİNLİK
    “İnsanı Selçuk Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı röportajı daha önce okuduğunuz “Küçük Tibet Ladahk” ve “Ladahk Brakpa Kabilesi” adlı gezi yazılarıyla karşılaştırınız. Rö*portajları gezi yazılardan ayıran özelliklerin neler olduğunu tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.
    Gezi yazıları ile röportajların karşılaştırılması:
    Benzer yönler:
    Gezi yazılarında ve röportajlarda kullanılan anlatım biçimleri benzerlik gösterir. (açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım biçimleri)
    Dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır.
    Gidilen yerlerin belirgin özellikleri verilir. Gözlem gücü önemlidir.
    Farklılıklar:
    Röportajlarda asıl amaç gidilen yerin tanıtımını yapmak değildir. Röportajlarda bir gerçeğin ortaya çıkarılması amaçlanır. Bunun için farklı yerler gezilip anlatılabilir. Gezi yazılarında ise gezilen görülen yerlerin çeşitli yönleriyle tanıtılması amaçlanır.
    Gezi yazılarında kişilerin konuşmalarına fazla yer verilmez. Röportajlarda yer verilir. Röportajda bir yerin güzelliklerini yansıtmaktan çok o yerde yaşayan insanların sorunlarını deşmek, ortaya çıkarmak ön plandadır.
    3.ETKİNLİK
    “İnsanı Selçuk Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı metni ders kitabınızdaki “Mars Ast*ronotlarının Ruh Sağlığı Mercek Altında” adlı haber yazısıyla yazılış amacı, anlatım özellik*leri ve anlatıcının tavrı bakımından karşılaştırınız. Hangi metinde konunun yazarın kişisel görüş ve düşünceleriyle zenginleştirildiği; birçok kişinin bildiği, gördüğü şeylerin ustaca di*le getirildiğini belirtiniz. Yaptığınız etkinlikten hareketle röportajları gazete haberlerinden ayıran özellikleri açıklayınız.
    Haber yazılarıyla röportaj türünün karşılaştırılması
    Benzerlikler:
    Gazete yazılarıdır.
    İkisinin temelinde de haber vardır.
    Her iki tür de belge niteliği taşır.
    Farklılıklar:
    Haber yazıları nesneldir. Röportajda yazarın yorumu da yer alır.
    Haber yazılarında olaylar ve gelişmeler olduğu gibi verilir. Röportajlarda olay ve kişilerle ilgili çok yönlü, daha detaylı, derinlemesine bir anlatım vardır.
    Röportajların sanatsal yönü vardır.
    Haber yazılarında dilin göndergesel işlevi kullanılır. Röportajlarda ise göndergesel işlevin yanında heyecana bağlı işlev de yer alır.

    SAYFA 193

    Sevgi Özel hakkında bilgi
    Talat Sait Halman hakkında bilgi
    Sevgi Özel, dil alanında birçok çalışması bulunan, aynı zamanda öykü ve romanları olan bir yazardır.
    Sait Talat Helman, Türkiye’nin ilk kültür bakanıdır. Edebiyatla da ilgilenen Helman’ın on ikisi şiir kitabı olmak üzere elliye yakın eseri vardır.
    3. Mülakat türünün Türk edebiyatındaki tarihsel gelişimini araştırınız.
    Edebiyatımızda mülakat türünün ilk örneği Ruşen Eşref Ünaydın’ın 1918 yılında yazdığı “Diyorlar ki” adlı eseridir.
    Türk edebiyatında mülakat türünde yazılmış eserlerden bazıları:
    Hikmet Feridun Es – Bugün de Diyorlar ki (1932)
    Mustafa Baydar – Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar (1960)
    Gavsi Ozansoy – Edebiyatımızda Dünküler mi Bugünküler mi Daha Kuvvetli, Kırk Yıl Sonra Diyorlar ki (1962), Beş Kuşak Konuşuyor (1967)
    Tahir Kutsi - İç Göç (1964)
    Halil Aytekin – Doğuda Kıtlık Vardı (1965)
    Abdi İpekçi – Liderler Diyor ki (1969)
    Yaşar Kemal – Çukurova Yana Yana (1955)
    Nurullah Berk – Ustalarla Konuşmalar (1971)
    Fikret Otyam – Uy Babo (1962)
    Necmi Onur – Mezarlarında Yaşayanlar (1963)
    Yaşar Nabi Nayır – Edebiyatçılarımız Konuşuyor (1976)

    1 “Mülakat” sözcüğünün size çağrıştırdıklarını açıklayınız.
    2 Gazete veya dergilerde sevdiğiniz bir yazar, sporcu, müzisyen, sinema sanatçısı vb. ile ya*pılmış mülakatları okumaktan hoşlanır mısınız? Niçin?
    3 İmkânınız olsa kiminle hangi konuda mülakat yapmak isterdiniz? Niçin?

    SAYFA 194
    1 “Mülakat” sözcüğünün size çağrıştırdıklarını açıklayınız.
    2 Gazete veya dergilerde sevdiğiniz bir yazar, sporcu, müzisyen, sinema sanatçısı vb. ile ya*pılmış mülakatları okumaktan hoşlanır mısınız? Niçin?
    3 İmkânınız olsa kiminle hangi konuda mülakat yapmak isterdiniz? Niçin?
    Yukarıdaki soruları kendinize göre cevaplandırınız.

    NOT: ALINTIDIR TABLOLAR HARİCİ HEPSİ VARDIR.
  3. umutcan997

    umutcan997 Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    19
    Başka istekleriniz olursa yapmaya çalışıcam veya eksik varsa eklerim söylemeniz yeterli.

Sayfayı Paylaş