dilin insan ve toplum hayatındaki yeri ve önemi?

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde erbay41 tarafından paylaşıldı.

  1. erbay41

    erbay41 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bu konuda bilgisi olan varsa paylaşabilirmi lütfen.net birşey bulamıyorum.ayrıca edebiyatın bilimlerle ilişkisinide araştırmam lazım.yardımcı olursanız sevinirim.
  2. erbay41

    erbay41 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    EDEBİYATIN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ

    Edebiyatın temel öğesi olan dil diğer bilim dallarının da anlatım aracıdır. Bundan dolayı felsefe, psikoloji, sosyoloji, hatta tarih, coğrafya, ekonomi vb. diğer bilim dallarıyla yakından ilişkisi vardır.Araştırmacılar da edebiyat araştırmalarında yazarın biyografisini yazarken tarih biliminden,yaşadığı ortamı yazarken sosyoloji biliminden,yazarın içinde bulunduğu ruhsal durumu anlatırken ise psikolojiden faydalanırlar.
    Yazarı etkileyen toplumsal,siyasal ve felsefî görüşleri de diğer sosyal bilimlerin yardımıyla ortaya koyarlar.

    Edebiyat Tarihi ve Önemi

    Bir ulusun çağlar boyu yarattığı sözlü ve yazılı dil ürünlerini ve onların yazarlarını bilimsel bir yöntemle tarihi akış içinde inceleyen bilim dalına edebiyat tarihi denir.Edebiyat tarihi bir ulusun geçmişteki düşünce yapısını, dünya anlayışını, kültür ve uygarlık birikimini yeni kuşaklara aktarır.Böylece kuşaklar arasında köprü kurarak yeni kuşakların daha iyiyi, doğruyu, güzeli bulmalarına yardımcı olur.Bizde Tanzimat dönemine kadar edebiyat tarihi tezkirelerden ibaretti.
    Tezkire: Şairlerin hayat hikayelerini anlatan biyografi türünden eserlere denir.
    Başlıca edebiyat tarihi yazarlarımız şunlardır: Ziya Paşa,M. Fuat Köprülü,Agah Sırrı Levend,Ahmet Hamdi Tanpınar,Nihat Sami Banarlı

    DİLİN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDAKİ YERİ

    Dil-Kültür-Edebiyat İlişkisi

    Dil, insanların duygu düşünce ve düşlerini; özlem ve isteklerini anlatma aracıdır . Kültür ise;dil,din,ülkü gibi ortak duygu ve düşüncelerin bizde yarattığı değişim ve bileşimdir.Bu nedenle dil bir ulusun temel taşıdır.Dil kültür değerlerimizi geleceğe taşır ve edebiyatın da temel öğesidir.
    Dil, edebiyatın temel öğesi; edebiyat, kültür birikiminin kendisidir. Görüldüğü gibi dil,kültür ve edebiyat birbirinin tamamlayıcısıdır
    beerin bunu beğendi.
  3. xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    .Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içerisinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir sosyal kurum; seslerden örülmüş bir ağ; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemidir.

    Dil, diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde bize aracılık eden, sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıta olarak hayatımızın her safhasında mevcuttur. Evde, okulda, sokakta, çarşıda, iş yerinde ve her yerde onunla beraber yaşıyoruz. İnsan konuştuğu dili doğduğu günden itibaren hazır bulur. Fakat dil doğuştan bilinmez. İlk aylarda ağlamalar, taklit, birtakım hareketlerle anlaşma sağlamaya çalışır. Çocuk içinde yaşadığı topluluğun dilini, anadilini uzun bir çıraklık devresi süresince öğrenir. Daha sonra kulağına gelen seslerin belli kavramlara, hareketlere, varlıklara karşılık olduğunu anlamaya başlar.
    Dil insan benliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan zekasının, insanda sınırı çizilemeyen duygu ve düşünce kabiliyetinin sonuçları kendi benliğinin dışına ancak dille aktarılabilir. Bu bakımdan dil ile düşünce iç içe girmiş durumdadır. İnsan dil ile düşünür. Dilin gelişmesi düşünmeyi düşünceye, düşüncenin gelişmesi de dile bağlıdır. Çeşitli medeniyetlerin meydana getirilmesini sağlayan düşünce, gelişmesini dile borçludur.

    Dil her şeyden önce sosyal ve millî bir varlıktır. Fertlerin üstünde, bir milleti ilgilendirir. Bütün bir milletin duygu ve düşünce hazinesini teşkil eder. Bir milleti ayakta tutan, fertleri birbirine bağlayan, sosyal hayatı düzenleyen ve devam ettiren, millî şuuru besleyen bir unsur olarak dilin oynadığı rol çok büyüktür. Bağımsızlığın temeli millî şuurdur. Millî şuurun en kuvvetli kaynağı ise dildir.
    Belli ses öbeklerinin insanlar arasında danışıklı bir değer kazanarak birer kavrama karşılık olmaları dilin oluşmasında esas sayılabilir. Bunun gibi onların çeşitli kullanışları da ortak değerler bağlayarak dilin kurallarını meydana getirmiş olmalıdırlar. bunlar üreyip genişlemiş ve az çok titizlikle korunarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Ses kanunlarına uyup zamanla değişmelere uğramış olmaları da tabiidir.
    Dil ile düşünce organı olan insan beyni destekleşe oluşmuş olmalıdır. Öyle ki sonuçta dil düşünmenin de bir vasıtası olmuştur. Ana dilimizden cümleler kurarak düşünürüz. Bunları dile getirdiğimizde adına konuşma deriz. Dil olmasa düşünce ve duygu da gelişmezdi, insan topluluğu ilerlemez, bir medeniyet oluşturamazdı. Yine insanoğluna bahşedilen din hayatı ile sanat hayatı da dil temeli üzerine kurulmuşlardır.
    beerin ve erbay41 bunu beğendi.
  4. erbay41

    erbay41 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar şimdi siteden bunu buldum farklı bilgiye sahip olanlar varsa paylaşsın
  5. erbay41

    erbay41 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    paylaşımın için sağol
  6. xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    inş yardımcı olabilmişimdir ;)
  7. beerin

    beerin Üye

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    19
    xqyzm tşk ederim ama çok uzundu...;):330::p

Sayfayı Paylaş