Dİlsİz aŞk .. !!

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde daddu.cadı tarafından paylaşıldı.

  1. daddu.cadı

    daddu.cadı Üye

    Katılım:
    14 Ocak 2009
    Mesajlar:
    151
    Beğenileri:
    56
    Ödül Puanları:
    0

    NOT: Yazmış olduğum hikayeyi okurken bazı yerlerden esinlenmiştim, inşallah beğenirsiniz.. Ve böyle tesadüflerle bağlı bir aşk yaşama şansı dileklerimle :)


    Hikayemizin baş kahramanı olan adam dilsiz... Fakat dilsiz olduğuna bakmayın; gerçekten hayal edebileceğiniz iyilikte ve güzel bir hayat süren bir adam bu kişi...

    Yine sıradan bir gün arabasına atlayır işyerinin yolunu tutmuşken her zaman durup bir kahve içtiği kafeye yine kırmızı arabanın arkasına park ettiği arabasından inerek girmişti bugünde, ancak bu kafenin karşısına açılan bar bu aralar o mekanı serserilerinde yeri yapmıştı artık... O kahvesini yudumlarken bugünün ne kadar güzel olduğunu düşünüyordu ve son yudumunuda içip garsona bahşiş bıraktıktan sonra arabasına binince farketti o günün mutluluğunu ziyan eden olayı... Arabasının lastiği söndürülmüştü tahmini sokak serserilerinin yapmış olduğuydu her ne sebepten olsa bile söndmüştü işte, elden gelecek birşey yoktu bunu oda biliyodu ve sinirlenmeden parkın karşısındaki oto tamircisine giderse sorununu hallettirebileceğini düşündü.

    Parka girmişti şimdi, o güzel günün bütün hevesi kaçtığı için bırakmıştı etrafını incelemeyi dimdirek yoluna bakıyordu artık. Bu yüzden geç fark edebildi beline kadar uzanan buğday saçlı spor yapan güzel kızı... Artık ne arabası vardı aklında ne de lastik...

    Tek düşüncesi o kıza yetişebilmekti, birkaç saniye sonra farkına vardı koştuğunun... Ona yetişmeye çalışıyordu, midesinde dört nala koşan atlar hissder gibiydi, kulakları çınlıyordu, ayakları bira dursa uyuşuyor gibiydi, boğazında bir çok söz çoğalmıştı yumru gibi, işte bunu düşününce üzüldü, çünkü o dilsizdi. Beyni bunları düşünüken gözleri bir tek şeye odaklanmıştı, o güzel saçlı kıza... Bu hislerin hiçbirini önceden hatırlamıyordu bu sadece okuduğu kitaplarda gördüğü cümlelerdi; ama onlar aşık olduğu kişiye duyarlardı bu hissi. Yoksa o da mı aşık oluyordu, işte şimdi durdu. O ilk defa aşık olmuştu üzülse mi sevinse mi bilmiyordu ama bedeni artık kalbinin isteklere odaklanmaya başlamıştı bile, sadece bedenimi; ruhu, düşüncesi...

    Bundan sonra birbirini izleyen günler hep o kızı izlemeye başlamıştı platonik bir şekilde seviyordu o kızı. Haftalar sonra açılmak için bütün cesaretini toplamıştı. İşte o kız geliyordu yan taraftan, saçları rüzgarda ne güzelde uçuşuyordu öyle, ona yetişmeliydi. Arabasını her zamanki gibi kırmızı arabanın arkasına hızlıca park ederken daldığı düşünceler öndeki arabaya çarpmasına sebebiyet vermişti bu sefer. Ama acelesi vardı onun hemen cebinden bir kağıt çıkartıp " adım rıdvan, şuanaşık olduğum kıza yetişmeye çalışıyorum, gelince beni ararsınız" diyerek altına telefon numarısını not ederek kırmızı arabanın cam.ına sıkıştırdı. Koştu koştu ama hiç yetişemedi; ya çocuklar ya seyyar satıcalar ya da yaşlı genç insanlar çıkıyordu yoluna... Bir yandan koşarken öbür yandan söylemek istediği şeyleri yazıyordu kağıda; "platonik aşkınız rıdvan" yok olmadı, "güzel saçlarınıza vurulmuş yabncı bir genç" buda olmadı... "sizi seviyorum" buda çok sade, "ben dilsizim" olmuyor! "yazarak anlaşabilirmiyiz" işte bu kağıtta karıştı parkın seslerine...
    "aylardır sizi düşünmekten kendimi alamıyorum, farkettimki sizi seviyorum..."

    İşte şimdi kız koşmayı bırakmıştı, adam nefes nefese kalmıştı. -Ama platonik aşkım niye benim arabamın önünde durmuştu, yoksa kazamı ilgisini çekmişti? Ama bu her gün karşılaşılan küçük bir olaydı. Her zaman park ettiği kırmızı renkli arabanın arkasına fakat bu sefer kötü park etmişti o kadar...- Adam durup arabasınıa yaslandı ve kız ona bakıp cama sıkıştırılan kağıdı eline alınca anladı ki her zaman karşılaştığı arabanın sahibi o kızmış. Kız notu okudu ve adamın nefesinden bir süredir peşinde koştuğunu anladı. Yani nottaki acele yetişmesi gereken platonik aşkı kendisiydi. Genç adam ona biraz önce yazdığı notuda uzatıp okumasını bitirince kızın güzel gülüşüyle beraber ışıl ışıl parlayan, ilkbaharı anımsatan yeşil gözlerinide fark etti. Ardından tam kız bir şey söylicekmiş gibi gül rengi dudaklarının çevirdiği ağzını açarken "dilsizim ama iyi yazabilirim" notunuda uzattı rıdvan. Bu tesadüfle birlikte kız adamın şaşkınlıktan elleri titreyen ve içinde "gözlerinde saçların kadar büyüleyici" yazılı elini tutarak elindeki kağıdı alır ve içine 2 kelime yazar: "bende dilsizim"

    Hani derler ya aşkın gözü kördür. Demek ki seside yok olabiliyormuş bazen...



    :shy::330:

Sayfayı Paylaş