Dini Hikayeler

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde kılıçkalkan tarafından paylaşıldı.

  1. kılıçkalkan

    kılıçkalkan Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2009
    Mesajlar:
    106
    Beğenileri:
    154
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bulduğunuz güzel dini hikayeleri yazarmısınız
    size zahmet:)
    mysterious girl bunu beğendi.
  2. Moderatör Muhammet

    Moderatör Muhammet Muhammet Dilmaç Yönetici Moderatör

    Katılım:
    22 Şubat 2010
    Mesajlar:
    828
    Beğenileri:
    565
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Karabük
    Dini hikaye derken tam olarak ne tarz bir hikaye istiyorsunuz?
  3. beni_bırakma

    beni_bırakma Üye

    Katılım:
    29 Nisan 2009
    Mesajlar:
    902
    Beğenileri:
    248
    Ödül Puanları:
    0
    ^^Gönül Dili ^^

    Seyyide Tün Nefise

    Allah dostlarından.... Seyyide Tün Nefise Bir akşam vakti. Kapısı çalınıyor. Komşuları, gayrimüslim bir çift. Bir ricaları var.

    -Komşu, sende biliyorsun, bizim felçli bir kızımız var. Önemli bir işimiz çıktı, sabaha kadar gelemeyebiliriz. Biz gelene kadar Allah için... kızımıza bakabilirmisin?


    İşi gücü ibadet ve gözyaşı olan ulvi kadın:


    - Ne demek, siz işinize bakın evladınızı düşünmeyin.


    Anne baba işlerine, Seyyide Tün Nefise felçli kızın yanına gider.


    Saatler saatler... Allah dostunun gözleri, kızın üzerinde, sevgi dolu bakışlar ve kızdan sevgi dolu karşılıklar...


    İçi bir an bir garip bir garip oluyor.


    Gönül diliyle:


    - Allahım Allahım, şu güzel kızı şu güzel kızı ayağa ayağa kaldır ve ona hak yolu nasip et.


    Anne ve baba dönüyorlar. Hasta kızları komşularının ayağının dibinde oturmakta. Büyük bir mutluluk içersinde. Kapının açılmasıyla birlikte ayağa fırlıyor...

    ... ve hepsi artık, Allah'ın razı oldukları içersinde, İslamın içinde.



    ^^ İki Avuç Hurma ^^


    Ashâb-ı kiramdan, Beşir bin Sa'd'ın kızı ve Nûman bin Beşir'in kız kardeşi (r. anhüm) anlatıyor:

    -Annem Amre bint-i Revâha (r.a.), beni çağırdı. Eteğime iki avuç hurma koyduktan sonra,

    -Kızcağızım! Git de, baban ile dayın Abdullah bin Revâha'nın gıdâlarını kendilerine ver, dedi.

    Giderken, Resûlüllah (s.a.v.)'a rastladım. Babamla dayımın nerede olduklarını sordum. O bana,

    -Kızcağızım, beri gel, yanındaki nedir? diye sordu.

    -Yâ Resûlellah, dedim, bu hurmadır. Annem bunu, yesinler diye, babam Beşir bin Sa'd ile dayım Abdullah bin Revâha'ya gönderdi.

    Resûlüllah sallallâhü aleyhi vesellem,

    -Getir onu, buyurdu.

    Ben de onu, Resûlüllah'ın iki avucuna döktüm. Avuçlarını doldurmadı. Sonra, bir örtü getirilmesini emr etti. Örtü getirilip serildi. Hurmayı ona koyduktan sonra, örtünün üzerine yayıp dağıttı. Yanındakilere;

    -Gıdâya, kumanyaya geliniz!' diyerek hendek halkına sesleniniz, buyurdu.

    Hendek halkı toplanıp ondan yemeğe koyuldular. Hurmalar yendikçe artmış, örtünün etrafından dökülüp taşmıştı.

    (umarım işine yarar )
    kılıçkalkan bunu beğendi.
  4. Gamze-o7

    Gamze-o7 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    30 Ekim 2009
    Mesajlar:
    460
    Beğenileri:
    212
    Ödül Puanları:
    0
    Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu. \"Gel seni camiye götüreyim\", dedim. \"Bugün Cuma biliyorsun.\" \"Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun,\" dedi. \"Biliyorum ama,sebebini gerçekten merak ediyorum.\" \"Ne bileyim olmuyor işte, dedi. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.\" Gayri ihtiyari gülmeye başladım. \"Herhalde şaka yapıyorsun,\" dedim. \"Bunun için cami terk edilir mi?\" \"Ciddi söylüyorum,\" dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.\" Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı. \"Peki, dedim. Hayatında hiç camiye gitmedin mi?\" \"Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim,\" dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum. Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra,kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı. Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle: \"Hani, dedim.Camiye gelmeyecektin?\" Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu. \"







    Allah yardımcımız olsun. Öyle kullarından uzak tutsun bizi :)
    kılıçkalkan bunu beğendi.
  5. kılıçkalkan

    kılıçkalkan Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2009
    Mesajlar:
    106
    Beğenileri:
    154
    Ödül Puanları:
    0
    pardon görmemişim

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Dini hikaye derken tam olarak ne tarz bir hikaye istiyorsunuz?
    Genişletmek için tıkla...
    yani kıssadan hisse gibi...
  • Moderatör Muhammet

    Moderatör Muhammet Muhammet Dilmaç Yönetici Moderatör

    Katılım:
    22 Şubat 2010
    Mesajlar:
    828
    Beğenileri:
    565
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Karabük
    Hah şöyle s**e :)
  • Moderatör Muhammet

    Moderatör Muhammet Muhammet Dilmaç Yönetici Moderatör

    Katılım:
    22 Şubat 2010
    Mesajlar:
    828
    Beğenileri:
    565
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Karabük
    İmanı olmayanın hayrı

    Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) bir kış gününde bir mecûsînin kuşlara yem dağıttığını görür ve aralarında şöyle bir konuşma geçer:

    - Sen hayır yapıyorum diye kendini boşuna aldatıyorsun. Allah evvelâ îmanı farz kılmış, geri kalan hayır-hasenatı ondan sonra emretmiştir. İman etmedikçe senin bu yaptığın iyilik Allah indinde makbule geçmez
    - Ben de biliyorum kabul olunmıyacağını. Fakat Allah bu yaptığımı görmez, bilmez mi? dedi.
    - Elbette görür ve bilir.
    - Öyleyse o da bana yeter, der ve bildiğine devam eder.

    Aradan zaman geçer. Cüneyd-i Bağdadî Hazretler bir hac mevsiminde Mescid-i Haram'ı tavaf ederken bir adamın ellerini açmış Allaha yalvarmakta olduğunu, hatta gözlerinden sel gibi yaşlar akıttığını görür. İyice dikkat eder, o zatın karlı bir havada kuşlara yem veren mecûsî olduğunu anlar. Tavaftan sonra yanına yaklaşıp hemen kollarından yakalar. Mecûsîde onu tanır ve şçyle der:
    - İşte Allah gördü ve bildi, deyip kelime-i şehadet getirip ruhunu oracıkta teslim eder.

    O anda Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) Allah tarafından şöyle hitap olunur:
    - Ya Cüneyd! Sen Beytimi arzu ederek geldin ona kavuştun. O ise beni arzu ederek geldi bana kavuştu.

    Bir mecûsînin bile mubarek bir ayda Allah rızası için hayırda bulunması nelere vesile oluyor ....
    Allah cümlemizin sonunu hayreyleye!..
    kılıçkalkan bunu beğendi.
  • Sayfayı Paylaş