Dini Hikayeler.

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde kitapkurdu tarafından paylaşıldı.

  1. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113

    Bir kiz isteme olayinda, kizin babasi erkek tarafina söyle der. Efendi benim kizi isteyen Çok sizin neyiniz var neyiniz yok.
    Delikanli girer söze: Rahim ve Rahman olan Allah aÇ birakmaz kendisini zikredeni. O Alim dir.
    Günaha düstügümüzde ve pisman oldugumuzda Gaffarligini gösterir.
    Gece Çalistigim yere El Hafiz der öyle girerim.
    Neyiniz var diyeceksiniz.
    HiÇbir seyim yok Çünkü O dur Malik-ül Mülk.
    Ya paran biterde karanlikta kalirsaniz diyeceksiniz, En Nur deriz aydinlanir Beytimiz.
    Kizimi asla birakmayacaksin derseniz, söz veremem Çünkü kullar degil, Haliktir Baki olan. Varsin kimse sevmesin bizi Vedud kafidir.
    Kizim senden birsey gizlerse naparsin demenize gerek yok.
    Yüregi el veriyorsa istedigini yapsin Rabbim Basirdir es Sehid dir. Her seyi bilir.
    Yani kisacasi bir Rabbim var birde Rabbimin en sevgilisi s.a.v. benimde kizinizdan isteklerim var.
    Nur süresi 31. Ayeti yasayacak. Edepli olacak. El Haya-ül Minel inandir cunki.
    Beni sevecek, ölene kadar ellerimi birakmayacak. benim uykum agirdir.
    Sabah namazina kalktiginda beni gerekirse vura vura uyandiracak.
    Baba girer söze: iyisin hossun, peki basinizi sokacak bir eviniz varmi?
    Delikanli cevap verir: yok dersem kizinizi vermeyecekmisiniz?
    Baba: hayir evlat, ben ev yaptiracagim yeterki sen kizimi al..​
    HaYaT SéRSéRi ve Moderatör Latif bunu beğendi.
  2. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113
    Soyle anlatiyorlar;

    Bizim mahallede inşaat ustalığı yapan, orta yaşlarda çok fazla sigara içen caminin önünden dahi geçmeyen bir arkadaşı, bir gün kahvede yakaladım.

    -Neden hiç camiye gelmiyorsun? dedim.

    -Ben namaz kılmıyorum dedi.

    -Fazla sigara içiyorsun herhalde?dedim.

    -Evet, çok içiyorum dedi.

    -En pahalı sigara hangisi? Ben pek fiyatları bilmiyorum dedim.

    -O da, Şu marka... Dört milyon küsûr dedi.

    -Eğer vaktin varsa, istersen konuşalım dedim;

    -Müsaitim, buyur konuşalım dedi. Kahveciye, İki çay getir bize dedim, kahveci çayları getirdi, içiyoruz...

    Buna; Farzet bir sigara bayiinin önünden geçiyorsun. Biraz önce söylemiş olduğun o en pahalı ... marka sigarayı
    istedin. Adam sigarayı sana verdi. Sen tam paraya davrandın ki, adam Yok,
    istemez, benden olsun dedi. Sigaranın parasını senden almadı.

    Sen, ikinci defa o sigara bayiinin önünden geçerken nasıl geçersin?

    Dört milyon küsûr para almadı diye, elini göğsünün üstüne koyarsın da geçersin değil mi? dedim.

    Bu, Tabii dedi.

    Peki, yarın Cenab-ı Hak, huzuru
    ilahide; Kulum, ben seni yokluk âleminden varlık âlemine getirdim.

    Seni ağaç yapmadım, taş yapmadım, hayvan yapmadım, insan yaptım.

    Bahusus Müslüman anne-babadan dünyaya getirdim.

    Dağlarda koyunlara, keçilere ot
    yedirdim, ama sütünü, yoğurdunu,peynirini sana yedirdim.

    Akşama kadar ineklere saman
    yedirdim, yağını peynirini, çökeleğini sana yedirdim.

    Kulum, akşama kadar tavuklar gübre deşti, ama doğurduğu yumurtayı ona değil de sana yedirdim.

    Bir paket sigara verip de para almayan o adamın önünde eğilerek geçmeyi aklın kabul etti de, bu kadar nimet
    veren Rabbine karşı niçin Ezan-ı
    Muhammedî okunduğu zaman namaz kılıp benim huzurumda eğilmedin ? derse, yüzün kızarmayacak mı ?

    Ben böyle söyleyince; adam,

    -Bu söz ciğerime işledi. Ben bir daha namazımı geçirmem deyip bir eve gidiyor, gidiş o gidiş.

    O günden sonra Allah'ın izniyle beş vakit namaza başlıyor....
    Moderatör Latif bunu beğendi.
  3. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113
    ANNE kızına sorar
    - Beğendin mi dün seni istemeye gelen çocuğu ?
    - Evet Anne
    ...-Sen kolay kolay beğenmezdin.
    - Bu beğenilmeyecek gibi değil ki. ANAHTARI var
    - Ev'i mi yani ? - Hayır.
    ... - Arabası ? - Hayır.
    - o Zaman Bankada Kasa'sı - Hayıır , Hayııır. Olan varlığı 5 vakit kıldığı Namazı...
    -Ne alaka Anahtar canım ?
    - Aaaa bilmiyor musun ? NAMAZ ; CENNETin Anahtarı. Gözü yükseklerde !
    Maksadı ; CEMAL'e erişmek boşvermiş Dünya'yı.
    -Nerden anladın canım ?
    - Lisanından dökülen sözler İman kokuyordu. Mesela ;Beğendin mi beni dedim ?
    Başını yerden kaldırdı ve dedi ;
    ''RABBİM siretini ve suretini yüreğime ISINDIRDI.."​
    HaYaT SéRSéRi ve Moderatör Latif bunu beğendi.
  4. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113
    ÜÇ SORU ÜÇ CEVAP

    Genç bir delikanlı senelerce yurt dışında okuduktan sonra vatanına ateist olarak geri döner.

    Üç sorusuna hiç kimse cevap veremediğinden dolayı canı gayet sıkıntılıdır.

    Ebeveyni oğullarına yardım etmek niyetiyle büyük ilim sahibi olan köyün hocasına götürürler.

    Hoca ve delikanlının arasında geçen dialog şöyle devam eder.

    Delikanlı: Kimsin sen? Sorularıma cevap verebilecek misin?

    Hoca: Allah'ın bir kuluyum ve Onun izniyle sorularına cevap verebileceğim.

    Delikanlı: Emin misin? Profesörler bile cevap veremedi bana.

    Hoca: Allah'ın izniyle cevap vermeye çalışırım.

    Delikanlı: 3 sorum var.

    1. Allah yaşıyor mu? öyle ise, şeklini bana göster.

    2. Takdir (kader) nedir?

    3. Eğer şeytan ateşten yaratıldıysa neden cehenneme yollanıyor, cehennemde ateş dolu değil mi?

    Ateş ateşi nasıl yaksın.

    Tanrı bunu düşünemedi mi?

    Bu arada, aniden bizim hocamız delikanlının başı üzerinde bir saksı kırar.

    Delikanlı canı yana yana sorar: Neden sinirlendin ki?

    Hoca: Sinirlenmedim. Bu benim üç soruna bir cevabım der.

    Delikanlı: Hiç bir şey anlamadım.

    Hoca: Nasıl hissetin kendini saksıyı başında kırınca.

    Delikanlı: Tabii ki, fena bir acı hissettim.

    Hoca: Yani, acının varlığına inanıyor musun?

    Delikanlı: Evet.

    Hoca: Bana bu acının şeklini göster o zaman!

    Delikanlı: Gösteremem.

    Hoca: Bu benim ilk cevabım. Herkes Allah'ın varlığını hisseder ama Allah'ı göremez.

    Hoca: Dün gece rüyanda benim başında saksı kırdığımı gördün mü?

    Delikanlı: Hayır.

    Hoca: Bugün böyle bir şey ile karşılaşacağını hiç düşündün mü? aklından geçti mi?

    Delikanlı: Hayır.

    Hoca: Bu işte takdir dir (kader).

    Hoca: Biz neyden yaratıldık? topraktan yaratılmış değil miyiz?

    Delikanlı: Evet böyle denir.

    Hoca: E o zaman ? Saksıda topraktan yapılmadı mı?

    Allah isterse ateşten yaratılan şeytanı ateşin içinde cezalandıramaz mı ? ​
    HaYaT SéRSéRi ve Moderatör Latif bunu beğendi.
  5. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Ebu Kilabe anlatıyor:
    Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.
    Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:
    Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?
    Çalışırdık.
    Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!
    Sen ona buğz etmiyor musun?
    Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

    kitapkurdu bunu beğendi.
  6. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

    Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

    Adam şu güzel cevabı verdi:

    "Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."
    kitapkurdu bunu beğendi.
  7. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Bir gün İbn Sina, bir münazara sırasında Ebu Said Ebu’l Hayr’a: ‘’Allah kâinatın neresinde?’’ diye bir soru sorar. Ebu Said bu soruya, Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna bir misal olarak şu cevabı verdi:

    ‘’Ey İbn Sina! Sen hekimsin. Ruhun vücudunun neresinde olduğunu söyle, ben de sana Allah’ın kâinatın neresinde olduğunu söyleyeyim.’’


  8. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Erdeşir adında bir zat Arap hekimlerinden birine yemek yemekle ilgili olarak:
    “Efendim bir günde ne kadar yemek yemek gereklidir,” diye sorunca, hekim:

    “Yüz dirhem kâfidir,” diyerek cevap verir.

    Erdeşir :

    “İyi de efendim, bu kadarı insana nasıl kuvvet verir ki,” deyince hekim:

    “Bu kadar yemek seni sırtında taşır ki bu da senin yaşaman için gerekli olandır. Ancak bundan fazlasını yersen, bu sefer sen onu sırtında taşımış olursun,” diye cevap vermiş.
    “Ey yemek adabını bilmeyen kişi! Bilesin ki yemek; yaşamak ve Allah’ın nimetlerini şükür ile anlamak içindir. Oysa sen yaşamayı, yemek içindir diye düşünüyorsun.”


  9. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.
    Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

    Hz. Hüseyin de şöyle der:

    “Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”
  10. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

    Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

    İbn Mübarek:

    İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

    Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

    Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

    Peki, sefil olanlar kimlerdir?

    İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

    İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.


Sayfayı Paylaş