Divan Edebiyatı(genel bilgiler)

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) tarafından paylaşıldı.

  1. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    GENEL ÖZELLİKLERİ
    Türklerin İslamiyeti benimsedikten sonra Arap ve Fars
    (İran) edebiyatını örnek alarak oluşturdukları edebiyat.
    11. ve 12. yüzyıllarda verilen geçiş ürünlerinden sonra
    13. yüzyılda Anadolu'da verilen ilk ürünlerle başlar ve
    19. yüzyıla, Tanzimat dönemi, kadar devam eder.
    Medrese kültürüyle yetişen aydınların "saray" çevresin-
    de verdikleri "Yüksek Zümre Edebiyatı" dır.
    Önceden belirlenmiş katı kuralları olan bir edebiyattır.
    Sanatçılar Arapça, Farsça ve Türkçenin birleşiminden
    oluşan "Osmanlıca" denilen dili kullanır.
    Bu dil saray çevresinde konuşulan halkın anlamadığı
    ağır bir dildir.
    Yalın sözden çok, süslü, sanatlı, gösterişli bir anlatım
    benimsenmiştir.
    Klişe bir edebiyattır. Kalıplaşmış sözler (MAZMUN) kul-
    lanılır.
    Anlatılan konu değil, konunun anlatılış tarzı çok önemli-
    dir.
    Aşk, şarap, rindlik, hikmet gibi dindışı kunuların yanında
    din ve tasavvuf kunularına da yer verilmiştir.
    Sanatçılar konuları bulmak için: Kuran ayetleri, hadis,
    tefsir,fıkıh, kelam gibi dini bilimler; İslam tarihi, tasavvuf
    İran mitolojisi, pefgamber ve evliya hikayeleri, kimya,
    simya, tıp, astronomi, musiki gibi bilimlerdem yararlanır.
    Nesirden (düzyazı) çok nazım (şiir) önem kazanmış,nesir
    ihmal edilmiş.


    NAZIM ÖZELLİKLERİ
    Arap edebiyatından alınan "aruz ölçüsü" kullanılmış.
    Nazın birimi olarak "beyit ve bend" kullanılmış.
    Göz için kafiye anlayışı benimsenmiş.
    Tam ve zengin uyak kullanılmış.
    Bütün güzelliği yerine parça güzelliği benimsenmiş,
    anlam beyitte tamamlanmıştır.
    Şiirler sanatçıların kendi oluşturduğu "Divan" denilen
    defterlerde toplanmış. Divan oluşturamayanlar şair
    sayılmazmış.
    Şiirlerin belli başlıkları yoktur. Şiirler yazıldıkları tür ve
    kafiyeye göre isimlendirilir. (Kerem redifli gazel gibi)
    Soyut bir anlatım kullanılmış; aşk, aşk acısından duyulan
    mutluluk, kişisel sevinçler...
    Şairler toplumsal konulara girmemiş. Bireysel konulardan
    bahsetmiş.
    Söz oyunlarıyla yüklü, ağır ve sanatlı bir dil kullanılmıştır.
    Mazmunlara oldukça fazla yer verilmiştir.
    İnsanla iç içe insanın iç dünyasını her yönüyle anlatır.
    Şekil güzelliği sağlamak için eşanlamlı sözcükler kullanıl-
    mış.
    Tasavvufla ilgili terimlere yer verilmiştir.
  2. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    NESİR ÖZELLİKLERİ
    Nesir ihmal edilmiş bir türdür; çünkü nesir ürünleri
    edebi eser sayılmamış.
    Eserlerde paragraf kullanılmamış.
    Noktalama işaretleri kullanılmamış.
    Cümleler bağlaçlar kullanılarak çok uzatılmış.
    Nesir yazılarına "münşi", nesir yazmaya "inşa", nesir
    yazılarıyla oluşturulan eserlere "münşeat" denir.

    Divan Nesri



    SADE , SÜSLÜ , ORTA

    Sade Nesir:
    Halkın konuştuğu dilden fazla uzaklaşılmadan oluştu-
    muştur.
    Halk kitapları, Kuran, hadis açıklamaları yazılmış.
    En başarılı örneğini "Kabusname" adlı çevirisiyle
    Mercimek Ahmet vermiştir.

    Süslü Nesir:
    Bu nesir türünde şiirde olduğu gibi hüner göstermek
    amaçlanmıştır.
    Uzun cümlelerin, secilerin, sanatların olduğu nesirdir.
    Başarılı örneğini 15.yy da "Tazarruname" adlı eseriyle
    Sinan Paşa vermiştir. Veysi ve Nergisi'nin de eserleri
    bu türdedir.

    Orta Nesir:
    Yer yer süslü nesre kaçmakla birlikte bir konuyu anlat-
    ma, öğretme amacı güder.
    Tarih, gezi, coğrafya ve din kitaplar bu türde yazılmış.
    Evliya Çelebi, Katip Çelebi, Naima güzel örnekler
    vermiştir.
  3. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    Divan Edebiyatı Akımları




    Türki-i Basit ,, Mahallileşme, Sebk-i Hindi

    Türki-i Basit:
    14. ve 15. yy'larda şiirimizin Arapça ve Farsça sözcük
    ve tamlamaların işgaline uğradığını, bunun sonucunda
    Türk şiir dilinin kimliğini kaybettiğini düşünen
  4. CheLeKeS_qiss

    CheLeKeS_qiss Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ya arkadaşım çok sağolda bana servet-i fünunLa karşılaştırılması lazım :(
  5. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ya arkadaşım çok sağolda bana servet-i fünunLa karşılaştırılması lazım :(
    Genişletmek için tıkla...
    aYrı bir konu açarsan yardımcı olabilirim:) konu içinde soru sormak yasak!
  • seren_gül

    seren_gül Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok sağol ya bizim de yarın sınav vardı hoca da not tutturmuyor buradan çalışıp da sınva gireceğim teşekkürler:eek:
  • yasemin21

    yasemin21 Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2008
    Mesajlar:
    16
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok sağoll..........
  • Lusadris

    Lusadris Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2008
    Mesajlar:
    82
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim :)
  • Cesc

    Cesc Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Çok teşekkürler. Divan Edebiyatı'nı bitirdik gerçi. Anlaması biraz güç ama Halk Edebiyatı'na nazaran daha zevkli ve daha ağır başlı diye düşünüyorum. :rolleyes:
  • Sayfayı Paylaş