Divan Edebiyatı

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde ceylan tarafından paylaşıldı.

  1. ceylan

    ceylan Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    438
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    16

    Türklerin İslâmiyeti kabulünden sonra Arap ve İran Kültürünün etkisiyle medreseden yetişme aydın kimselerin yarattığı, öz ve biçim olarak ortak temalar, belli ilkeler çevresinde gelişen edebiyata "Divan Edebiyatı" adı verilmiştir. (Klasik Türk Edebiyatı)

    Şairlerin, şiirlerini "divan" adı verilen bir kitapta toplamalarından dolayı bu adı almıştır. Divan edebiyatı İslâm dünyasının ortak konuları ve temaları etrafında Arap ve özellikle İran edebiyatının nazım biçimlerini, ölçüsünü ve söyleyiş tarzını temel alan bir edebiyattır. Bu edebiyat şiir (nazım) ve nesir (düz yazı) alanlarında gelişme göstermiştir.


    DİVAN EDEBİYATI ŞİİRİ


    Divan edebiyatı şiiri, Anadolu'da 13. yüzyılda başlamış, 16. ve 17. yüzyıllarda en kuvvetli şairleri ve en mükemmel örnekleriyle olgunluk dönemini yaşamıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru etkisini ve gücünü kaydetmiştir.

    Bu şiirin özelliklerini konu, dil, söyleyiş, nazım birimi nazım biçimleri ve ölçü olarak inceleyebiliriz:


    Divan Edebiyatının Genel Özellikleri


    * 13. yüzyılda gelişmeye başlamış, 19. yüzyılın sonuna kadar sürmüştür.

    * Arap ve İran edebiyatlarından etkilenerek oluşmuş; şairler, bu edebiyatlardaki mükemmelliğe ulaşmaya çalışmıştır.

    * Din etkisinde şekillenmiştir. Çoğunlukla gerçek yaşamdan uzak soyut konular işlenmiştir.

    * Söz ve anlam sanatlarına çok yer verilmiş, sanat yapmak amaç olmuştur.

    * Düşünceler ve kavramlar şairler tarafından ortaklaşa kullanılan mazmunlarla anlatılmıştır.

    * Konudan çok konunun işlenişine önem verilmiştir.

    * Medrese kültüründen geçmiş aydınlar tarafından yürütülmüş, saray ve çevresine seslenilmiştir

    * Nazım birimi genelde beyittir. Anlam büyük çoğunlukla beyittte tamamlanır. Bu yüzden bütün güzelliginden çok, parça güzelliğine önem verilmiştir.

    * Arap ve Fars edebiyatının nazım şekilleri (gazel, kaside, mesnevi...) kullanılmıştır.

    *Dili Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı olan Osmanlıcadır.

    *Nazım ölçüsü, aruzdur.

    *Şiirlerde tam ve zengin uyaklara yer verilmiş; redif çok sık kullanılmıştır.

    *Şiirler nazım şekilleri ve redifleriyle adlandırılmıştır.

    *Düz yazı alanında tarih, tezkire, seyahatnâme, münşeat (mektuplar), ahlakî ve felsefî yazılar yazılmıştır.

    *Nesirde sanat yapmak amaç hâline gelmiş, söz ve anlam sanatlarına, secilere yer verilmiştir.


    Divan Şiirinde Konu

    Divan şiiri konu olarak oldukça sınırlıdır: İslâm mitolojisi, klasik aşk hikâyeleri, sembolize edilmiş kadın, şarap, din ve tasavvufla ilgili konular, felsefî düşünceler işlenmiştir. Toplumla ilgili konulara hemen hemen hiç yer verilmemiştir.

    Toplumla ilgili bazı konular, şairlerin yaşamıyla ilgili sorunlar olarak çıkar karşımıza. Şeyhi'nin "Har-nâme"si; Fuzûli'nin "Şikâyet-nâme"si gibi.


    Divan Şiirinde Dil

    Divan şiirinde Arapça, Farsça ve Türkçe sözcüklerden oluşan karma bir dil kullanılmıştır. Bu dile Osmanlıca adı da verilir.

    13. ve 14. yüzyıllardaki şiirlerde Türkçe sözcükler çoğunluktadır. 16. yüzyıldan sonra şiir di büyük çoğunlukla Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşmuştur. Ancak cümle kuruluşu ve yapısı Türkçenin özelliklerini taşır.


    Divan Şiirinde Anlatım

    Konudan çok konunun işlenişine önem verilmiştir. Aynı konu birçok şair tarafından ele alınmış, ustaca söyleyiş temel anlayış olmuştur. Düşünceler ve duygular her şair tarafından kullanılan mazmunlarla anlatılmıştır. Söz ve anlam sanatları ustalık göstermenin bir ölçüsü kabul edilmiş ve sıkça kullanılmıştır. Anlamın beyitte tamamlanacağı düşüncesi, şiirde konu bütünlüğünün önemsenmemesini getirmiştir.


    Divan Şiirinde Nazım Birimi

    Divan şiirinin nazım birimi beyittir. Beyit, aynı ölçüde, anlamca birbirine bağlı iki dizenin oluşturduğu bütündür.

    Divan şiirlerinin uzunlukları beyit sayısı ile ölçülür. Divan şiirinde tek satırdan oluşan, bir manzum parça içinde olmayan bağımsız dizeler de bulunur. Bunlara "azade mısra" adı verilir. Tek satırlık şiir sayılan bu mısralar kimi divanların sonunda yer alır.

    · Ne ararsan bulunur derde devadan gayri


    Divan Şiirinde Ölçü

    Divan şiirinde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Bu ölçü, İslâmiyetten önce Araplar arasında doğmuştur. İranlılar kendi dilleri ve zevklerine göre aruz ölçüsünü düzenlemişlerdir. Türkler, İranlıların aruz ölçüsünü benimsemişler, zamanla ufak tefek değiştirmeler ve eklemelerle yerli malı hâline getirmişlerdir.

    Aruz ölçüsü, hecelerin uzun ya da kısa oluşuna dayanır. Bu hecelerin yan yana gelmesiyle birtakım küçük kalıplar doğar. Bu kalıplardan daha büyük kalıplar oluşturulur. Amaç, söze ahenk kazandırmaktır.


    Divan Şiirinde Nazım Şekilleri

    Her edebiyatın kendi yapısına ve özelliklerine uygun nazım şekilleri vardır. Türkler, İslâmiyeti kabul ettikten sonra Türk edebiyatı, Arap ve Fars edebiyatları etkisi altına girmiş, bu arada iki edebiyatın nazım şekillerini de kullanmaya başlamıştır. Bunun dışında edebiyatımıza ait nazım şekilleri az çok değiştirilerek yeni adlarla kullanılmıştır.

    Divan edebiyatında kullanılan nazım şekillerini dize sayıları bakımından iki bölümde inceleyebiliriz:

    1) Beyitlerden oluşan nazım şekilleri

    2) Bentlerden oluşan nazım şekilleri



    1) Beyitlerden Oluşan Nazım Şekilleri

    Bu nazım şekilleri, beyit sayıları, uyak düzenleri, bölümleri ve ele aldıkları konulara göre ayrılır. Bunların başlıcaları şunlardır:

    * Gazel * Kaside

    * Kıt'a * Müstezat

    * Mesnevi


    Gazel

    Konusu: Gazelin asıl konusu "aşk" ve "sevgili" dir. Sevgili ile ilgili olarak şarap ve doğadan söz edilir. Gazelde bir felsefî düşünce, bir hayat görüşü, kaderden yakınma gibi konular da işlenmiştir. Bunlar, başka nazım sekililerinin de konusu olmuştur.

    Beyit sayısı:
    5 ile 15 beyit arasındadır.

    Uyak düzeni: İlk beyit kendi arasında uyaklıdır. Sonraki beyitlerin dizeleri serbest, ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklıdır.

    aa/xa/xa/xa.......

    Gazelde adlandırma:
    Gazelin ilk beyitine "matla” (doğuş), son beyitine "makta" (kesiş) en güzel beyitine "beyt-ül gazel" adı verilir. Şairin takma adı (mah*las) son beyitte bulunur. Bir gazelde beyitler anlarr bakımından birbirine bağlanmış, yani bütünüyle bir konu ele alınıp işlenmişse bu gazellere "yek - ahenk gazel" bütün beyitler aynı güçte ve güzellikte söylenmişse bunlara da "yek - avaz gazel" adı verilir.


    Kaside

    Konusu: Kaside, önemli kişileri övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. İşledikleri konular bakımından adlandirilir. Tanrı birliğini anlatan kasidelere "tevhit", Tanrı'ya yakarıp günahların bağışlanması için yazılanlara "münâcaat". Hz. peygamber için yazılanlara "naat" ı padişah, sadrazam, vezir gibi devlet büyüklerini övmek için yazılanlara "methiye" denir.

    Beyit sayısı:
    En az 33, en çok 99 beyitten oluşur (Daha kısa ve daha uzun kasideler de vardır.)

    Uyak düzeni: Kasidenin uyak düzeni gazel gibidir aa/xa/xa/xa...

    Kasidede adlandırma: Kasidenin en güzel beyi*ne "beyt-ül kasid", şairin mahlasının bulunduğu beyte "taç beyit" adı verilir.

    Kasideler nesib kısmında işlenen konulara ve rediflerine göre adlandırılmıştır. Nesibleri baharı anlatanlara Bahariye, kışı anlatanlara Şitaiye, bayram ve düğün gibi konuları ele alanlara lydiye, adı verilmiştir.

    Rediflerine göre ise "Su Kasidesi", "Sözüm Kasidesi" gibi adlar almıştır.


    Kaside altı bölümden oluşur:

    Nesib (Teşbib): Şairin, asıl konudan önce genellikle sevgiliyi ve doğayı tasvir ettiği bölümdür. Bu bölümde değişik konular da işlenir. Kasideler bu bölümde işlenen konuya göre adlandırılabilir.

    Girizgâh: Nesib bölümünden asıl konuya geçişi sağlayan, ustalıkla söylenmiş beyittir.

    Methiye: Şairin, kasideyi sunduğu kişiyi övdüğü bölümdür.

    Tegazzül: Methiye bölümünden sonra gelen, kasideyle aynı ölçü ve uyaktaki gazeldir. Her kasidede bulunmayabilir.

    Fahriye:
    Şairin kendisini ve sanatını övdüğü bölümdür.

    Dua: Kasidenin son bölümüdür. Bu bölümde şair, övdüğü kişiye dua eder. İyi dileklerde bulunur.


    Kıt'a

    Konusu: Felsefî, tasavvufî düşünceler, bir hayat görüşü, bir kişiyi övme ya da yerme, bir olaya tarih düşürme kıt'anın konusu olabilir.

    Beyit sayısı: En az iki beyitten oluşur. Genelde 9-10 beyit olur. 30 - 40 beyte kadar uzanan kıt'alar yazılmıştır.

    Uyak düzeni: Uyak düzeni xa / xa / xa ... biçimindedir.


    Müstezat

    Müstezat, gazelden türemiş bir nazım şeklidir. Uzun dizelere kısa dizeler eklenerek yazılır. Müstezat, bir uzun, bir kısa; bir uzun, bir kısa olmak üzere dört dizeden oluşur. Uyak düzeni, gazeldeki gibidir. Uzun dizeler kendi aralarında, kısa dizeler kendi aralarında uyaklıdır.


    Mesnevi

    Konusu: Mesnevi nazım şekliyle işlenen konular; cenk destanları, aşk hikâyeleri, dinî-tasavvufî konular, öğretici ve ahlâki konular, şehirlerle ilgili hikâyeler ve şehrin güzellikleridir.

    Beyit sayısı: Beyit sayısı mesnevilerde sınırsızdır. 20 - 30 beyitten oluşan mesneviler görüldüğü gibi binlerce beyit süren mesneviler de yazılmıştır.

    Uyak düzeni: Mesnevilerde her beyit kendi arasında uyaklıdır: aa / bb / cc / dd / ee ...

    Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye "hamse" adı verilir. Ali Şir Nevayi ve Taşlıcalı Yahya tanınmış hamse yazarlarıdır.

    2) Bentlerden Oluşan Nazım Şekilleri

    Bent, birbirine ölçü ve uyakla bağlanmış dört, beş, altı, yedi ... dizenin oluşturduğu bütündür.

    Bentlerden oluşan nazım şekilleri tek bentli ya da birden çok bentli olmak üzere ikiye ayrılır. Bentleri beyitlerden oluşan terkib-i bent, terci-i bent gibi şekiller de vardır.

    Tek bentli nazım şekilleri:

    * Rubai

    * Tuyuğ


    Çok bentli nazım şekilleri:

    * Musammat

    * Şarkı

    * Terkib-i Bent

    * Terci-i Bent


    Rubai

    İran edebiyatının nazım şeklidir. Rubai vezinleri denilen özel aruz kalıplarıyla yazılır. Rubaiye "dübeyt" ya da "terane" de denir.

    Konusu: Felsefî, tasavvufî düşünceler, bir dünya görüşü; yergi ya da nükteli olarak söylenir.

    Dize sayısı ve ölçüsü:
    Rubai, dört dizeden oluşan bir nazım şeklidir. Özel aruz kalıpları vardır. Her dize ayrı bir aruz kalıbıyla yazılabilir.

    Uyak düzeni: Genellikle 1. 2. ve 4. dizeler birbiriyle uyaklı olup 3. dize serbesttir. Uyak düzeni bakımından halk edebiyatındaki maniye benzer: aaxa

    Manideki gibi asıl söylenmek istenen düşünce son iki dizede çarpıcı bir biçimde söylenir.

    Türk edebiyatında Azmizâde Haleti rubaieriyle ünlüdür. Fuzûli, Bağdatlı Ruhî, Nâbi, İbrahim Hakkı ve Şeyh Galip'in de rubaileri vardır. İran edebiyatında Ömer Hayyam dünyaca tanınmış rubai yazarıdır.

    ÖRNEK SORU

    Çepçevre bahar içinde bir yer gördük

    Ferhad ile Şirin'i beraber gördük

    Baktık geceden fecre kadar ellerde

    Yıldızlara yükselen kadehler gördük

    Bu dörtlüğün nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?



    A) Rubai B) Mani C) Şarkı D) Murabba E) Türkü


    (1992 / II)


    ÇÖZÜM: Bir şiirin nazım şeklini ölçüsüne, uyak düzenine, dize ve bend sayısına, bazen ezgi ve konusuna göre belirleyebiliriz. Seçeneklerde verilen nazım şekillerinin hepsi dört dizeden oluşabiliyor. Bundan dolayı, arayacağımız ikinci özellik, ölçü olacaktır. Dörtlükte aruz ölçüsü kullanılmıştır. Ancak bu ölçüyü belirleyemezsek hecelerini sayabiliriz. Dörtlükte on iki hece var. O zaman bu mani olamaz. Çünkü mani yedili hece ölçüsü ile söylenir. Diğer özellik ise uyak düzenine bakmaktır. Dörtlük aaba örgüsüne sahip. Murabbanın örgüsü "aaaa" dır. Şarkının ilk dörtlüğünde de "aaba" örgüsü kullanılmaz. Bu dörtlüğü türküden de konusu ile ayırabiliriz. Felsefî düşünceler türkülerin konusu değildir.

    YANIT : A


    Tuyuğ

    Türklere özgü bir nazım şeklidir. Rubaiden etkilenen Türk şairleri koşuk, mani gibi halk edebiyatı nazım şekillerini aruzla ve cinaslı olarak söylemeye başlamışlar, tuyuğ adı verilen yeni bir nazım şeklini ortaya çıkarmışlardır. Bu nazım şekli daha çok Azeri ve Çağatay edebiyatlarında kullanılmıştır. Genelde tasavvufî konular işlenmiştir.

    Dize sayısı ve ölçüsü: Rubai gibi dört dizeden oluşur. Aruzun "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılır.

    Uyak düzeni: Rubai dizeler vardır: aaxa


    Musammat

    Divan edebiyatında üç ya da daha çok dizeli Denelerden oluşan nazım şekillerinin genel adıdır. Ayn bir nazım şekli değildir.

    Dört dizeli bentler murabba

    Beş dizeli bentler ..... muhammes

    Altı dizeli bentler ..... müseddesy

    Yedi dizeli bentler ..... müsebba

    Sekiz dizeli bentler.................. müsemmen

    Dokuz dizeli bentler................. mütessa

    On dizeli bentler ..... mu'aşşer

    Musammat konuları geniştir. Hemen hemen her konuda yazılabilir: Övgü, yergi, birinin ölümünden duyulan üzüntü, dinî ve öğretici konular, manzum mektuplar ...


    Murabba

    Her konuda yazılabilen, dört dizelik bentlerden oluşan musammattır. Bent sayısı 3 - 7 arasında değişir.

    Uyak düzeni, birinci bentinde bütün dizeler birbiriyle uyaklıdır. Diğer bentlerin ilk üç dizesi kendi aralarında uyaklı, dördüncü dizeleri ilk bentle uyaklıdır.

    aaaa, bbba, ccca...

    Uyak düzeni halk edebiyatındaki koşmaya benzer.


    Şarkı

    Yalnız Türk edebiyatında görülen nazım şeklidİr. Şarkı, divan edebiyatında murabbaya, halk edebiyatında türküye benzer.

    Konusu: Genellikle aşk ve sevgilinin güzelliğidir. içki meclisi ve eğlence konularında da yazılmıştır.

    Dize ve Bent Sayısı:
    Genellikle dört dizeden o şan bentler biçiminde yazılır. Az olmakla birlikte, üç, beş, altı dizeli bentlerden oluşan şarkılar da yazılmıştır. Bestelenmek amacıyla yazılmış olduğundan e-çok 3 - 4 bentten oluşur. Bent sonlarında tekrar ediler dizelere "nakarat" adı verilir. Şair, genellikle, son bentte mahlasını söyler.

    Uyak Düzeni: Dize sayısına ve nakaratlarına göre uyak düzeni değişebilir. Dört dizeden oluşan şarkının uyak düzeni genellikle şöyledir.


    Divan edebiyatında en önemli şarkı yazarı Nedim'dir. Nailî, Şeyh Galip ve Enderunlu Vasıf da bu nazım şeklini kullanmıştır.


    Terkib-i Bent

    Konusu: Terkib-i bent edebiyatımızda çok kullanılmıştır. Bu nazım şekliyle dini ve felsefî konular, övgü ve yergiler, yaşamdan ve felekten yakınma, aşk konuları işlenmiştir.

    Dize ve Bent Sayısı: Genelde 5-10 beyitten oluşan bendlerle yazılır. Bentlere "hane" ya da "terkib-hane" adı verilir. Bentleri birbirine bağlayan beyitlere "vasıta" denir. Bent sayısı, genellikle, 5 - 7 arasında değişir.

    Uyak Düzeni: Bentlerin uyak düzeni ya gazeldeki gibidir ya da bütün dizeler birbiriyle uyaklıdır. Her ben-tin vasıta beyti bentten ve öteki vasıta beyitlerinden ayrı uyaklıdır.


    En tanınmış terkib-i bentler arasında Bağdatlı Ruhi’ninki, Baki’ nin Kanuni Sultan Süleyman için yazdığı mersiye ve Ziya Paşa’ nınki vardır.


    Terci-i Bent

    Biçim bakımından terkib-i bente benzer. Aralarındaki tek fark, vasıta beytinin terkib-i bentte, her bentte değişmesine karşın, terci-i bentte değişmeden aynen tekrarlanmasıdır.

    Beyit ve bent sayıları, uyak düzeni -vasıta beyti dışında- terkib-i bent gibidir.


    Terci-i bentlerde genellikle Allah'tan, evrenden söz açan konular işlenmiştir.


    DİVAN EDEBİYATINDA EDEBÎ TÜRLER - KONULAR

    Divan edebiyatında nazım şekilleri ile bu nazım şekillerinin işlediği konular iç içe girmiş ve bir karışıklığa yol açmıştır. Bazı kaynaklarda nazım şekilleri ile konular aynı grup içinde ele alınıp işlenmiştir. Biz hangi nazım şekliyle işlenirse işlensin divan edebiyatının bazı konularını ayrı bir başlık altında belirtmeyi gerekli gördük. Bu konular şunlardır:


    a) Tevhit

    b) Münacaat

    c) Naat

    d) Mersiye

    e) Methiye

    f) Hicviye

    g) Fahriye



    a) Tevhit

    Tanrı'nın birliğini, kuvvet ve kudretini konu edinen şiirlere tevhit denir. Genellikle kaside, terkib-i bend ve terci-i bentlerde işlenmiştir.


    b) Münacaat

    Tanrı'ya yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere münacaat denir. Genelde kasidelerde işlenmiştir.


    c) Naat

    Hz. Muhammed hakkında yazılan şiirlere naat denir. Hz. Muhammed'in övgüsü yapılır. Genelde kaside nazım şekliyle işlenmiştir.


    d) Mersiye

    Tanınmış, büyüklüğü kabul edilen bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçiminde yazılmıştır.

    Divan edebiyatında en ünlü mersiye, Bâki'nin "Kanuni Mersiyesi" dir.


    e) Methiye

    Bir kimseyi övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Övgüsü yapılan kişinin özellikleri, yaptıkları çoğunlukla abartılarak anlatılır. Padişahlar, vezirler, hatta, emirler için bile methiye yazılmıştır. H. Erdoğan Cengiz, "Nazım şekli olarak gazel, mesnevi tarzında methiyeler gösterebilir ise de methiye ile kaside birbirinden ayrılmaz ve methiyeler kaside tarzında yazılır." demektedir.

    Şairler, sunduğu kaside karşılığında "caize" adı verilen para ya da hediyelerle ödüllendirilmişlerdir.


    f) Hicviye


    Birini yermek amacıyla yazılan şiirlerdir. Methiyelerde olduğu gibi hicviyede de abartma söz konuşudur. Söz ve anlam sanatları hicviyenin temelini oluşturur.

    Divan edebiyatında Nef'î, hiciv ustası olarak kabul edilmektedir.


    g) Fahriye

    Şairlerin kendilerini ve sanatlarını övdüğü şiirlerdir. Şairler kendileriyle ilgili düşüncelerini kaside nazım şekliyle verirler. Böylelikle hem methiye bölümünde övgüsünü yaptıkları kişiyi daha da yüceltirler hem de kendilerine yapılan eleştirilere yanıt verirler.


    DİVAN EDEBİYATI NESRİ VE ÖZELLİKLERİ


    Divan nesri üçe ayrılır:

    1) Sade nesir

    2) Süslü nesir

    3) Orta nesir


    Sade Nesir

    Halkın konuştuğu dili esas alan, halk için Türkçe bir anlatımla yazılan nesirdir. Bu nesir, süslü nesirden etkilenmiştir. Süslü nesrin sözcük, deyim ve kalıplaşmış ifadeleri az çok sade nesre girmiştir.

    Kur'an tefsirleri, hadis kitapları, menkıbeler İslâm tarihlerinin çoğu, dini ve destani halk kitapları, halk hikâyeleri ahlâk ve siyaset kitapları bu nesir ile yazılmıştır. Evliya Çelebi'nin Seyahat-nâmesi ile Katip Çelebi, Peçevi, Silahtar Mahmut Ağa'nın bazı eserleri sade nesir örnekleridir.


    Süslü Nesir

    Arapça ve Farsça sözcüklere, dil kurallarına ağırlık veren Türkçe sözcüklerin ise çok az kullanıldığı Divan şiirinin söz sanatlarına ve düz yazıda uyak demek olan "seci"ye dayalı nesirdir. Bu nesri kullananların amacı ustalık göstermektir.


    Orta Nesir

    Konu ve anlam ikinci plana itilmiştir. Bu nesir dili bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle, halk dilinde-büsbütün ayrılmıştır. Dar bir çevre içinde de olsa uzu-yıllar sürüp gitmiştir. Süslü nesrin ilk temsilcisi Tazarru-nâme yazarı Sinan Paşa'dır. XVII. yüzyıl yazarla*rından Veysi ve Nergisi de süslü nesri aşırı bir noktaya ulaştırmıştır.

    Aydınların kullandığı nesirdir. Bu nesir de konuşma dilinden epey uzaklaşılmıştır. Ancak amaç, söz sanatları ile ustalık göstermek değildir. Yazar, asıl anlatmak istediğini başkalarına iletmek düşüncesindedir. Öğretici bir amacı olan bilim ve kültür konularında yazılmış eserlerin çoğu orta nesir niteliği taşır. Naima, Katip Çelebi ve Koçi Bey'in eserleri bu nesir örnekleridir.

    Divan Edebiyatında Nesir Türleri

    Tarih


    19. yüzyıla kadar tarih bir edebiyat türü sayılmaktaydı. Anlatımda ustalık amaç edinilir, arada şiirlere, fıkralara yer verilirdi. 19. yüzyıldan sonra tarih bilimsel bir yazı niteliğine kavuştu.

    Münşeat

    Divan edebiyatında inşa, mektup ve benzeri düz yazıların bir araya getirildiği kitaplara denir. Bu tür yazılar ustalık göstermek amacıyla yazılırdı.

    Tezkire

    Divan edebiyatında şairlerin yaşamını anlatan, şiflerinden örnekler veren ve edebiyat tarihi yerini tutan eserlerdir.


    DİVAN EDEBİYATININ ÖNEMLİ SANATÇILARI

    13.YÜZYIL

    ÂŞIK PAŞA


    Anadolu Türkleri arasında tasavvufu yaymak amacıyla yazdığı "Garib-nâme" adlı mesnevi tarzındaki tasavvufî, didaktik eseriyle ün kazanmıştır. Garib-nâme aruz ölçüsüyle yazılmış ve on iki bin beyit «dar tutan on bölümden oluşmuştur. Her bölümde on hikâye vardır. Her hikâyede tasavvufla ilgili ayrı bir konu ele alınmıştır. Âşık Paşa, Garip-nâme adlı mesnevisinde Mevlana'nın, diğer şiirlerinde Yunus Emre'nin etkisinde kalmıştır. Âşık Paşa, hece ölçüsüyle de sürer yazmıştır.


    HOCA AHMET FAKİH

    13. yüzyılın ilk yarısında yetişmiş, mutasavvıf şairlerdendir. Kaside biçiminde tasavvufî, dinî, ahlâkî öğütler veren "Çarh-nâme" adlı bir eseri ve bir mesnevisi vardır. Hece ölçüsünü de kullanmıştır.


    ŞEYYAD HAMZA

    13. yüzyılın ortalarında yaşadığı sanılan, gezgin dervişlerdendir. Dinî ve tasavvufî konularda yazılmış lirik gazelleri vardır. Hece ölçüsüyle de şiirler yazmıştır. "Yusuf u Züleyha" adlı bir mesnevisi vardır.


    MEVLÂNA CELALEDDİN RUMİ

    Türk tasavvuf edebiyatının en önemli isimlerindendir. Mevlevi tarikatının kurucusudur. "Mesnevi" adlı eseri İslâm dünyasını derinden etkilemiştir. Divan -ı Kebir, Fihî Ma Fih, Mektuplar, Rubailer, Mecâlis-i Seb'a adlı eserlerini Farsça yazmıştır. Ancak "Mesnevi" ve "Divan-ı Kebir"de yer yer Türkçe söz*cüklere, ve şiirlere rastlanır.


    SULTAN VELED

    Mevlana'nın oğludur. Mevleviliği halka yaymak için Türkçe şiirler yazmıştır. Mesnevi biçiminde İbtidâ - nâme, Rebab-nâme, İntiha-nâme adlı eserleri vardır. Düz yazı olarak kaleme aldığı eseri Maarifnâ-me'dir.


    HOCA DEHHANİ

    Anadolu'daki din dışı konularda gazeller, kasideler yazmış ilk divan şairi olarak bilinmektedir. Şairin 6 gazeli ile 1 kasidesi ele geçmiştir.


    14.YÜZYIL

    KADI BURHANETTİN


    Sivas sultanlığı da yapan, yaşamı siyasal mücadelelerle geçen, bilgili bir hükümdar şairdir. Aruz ve bir kısmını hece ile yazdığı şiirlerinde Azeri lehçesini kullanmıştır. Gazel ve tuyuğları ile ün kazanmıştır. Arapça, Farsça şiirleri yanında Türkçe Divan'ı vardır.

    NESÎMİ

    Tasavvuf şairidir. Hurufilik tarikatının en önemli savunucularındandır. Şiir ve düşüncelerinin şeriata aykırı görülmesi yüzünden Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüştür. Zamanına göre oldukça düzgün ve ahenkli bir dil kullanmıştır. Son derece coşkun, lirik bir üslubu vardır. Farsça ve Türkçe Divan'ı bulunan Nesîmi Azeri Türkçesiyle yazmıştır.

    15.YÜZYIL

    ŞEYHİ

    Divan şiirinin gelişip kurulmasında en etkili şairdir. Divan şiirinin ortak malzemesini ustalıkla kullanmış, bu şiirin kuralları, karakteristik özellikleri onun eserlerinde belirgin bir hâle gelmiştir. Şiirlerinde tasavvufun büyük etkisi görülen Şeyhi, çağın adalet anlayışını eleştiren "Har-nâme" adlı bir mesnevi de yazmıştır. Bu eser Çelebi Sultan Mehmet'i tedavi ettiği için kendisine tımar olarak verilen Tokuzlu köyünde karşılaştığı güçlükleri fabl türünde mizahi bir biçimde anlatır. Har-nâme'nin toplumsal bir eleştiriden ziyade, mizahi bir şikâyet-nâme, bir hiciv örneği olduğu görüşü, edebiyat tarihçileri tarafından öne sürülmektedir.

    Şeyhi'nin bir Divan'ı ve Hüsrev ü Şirin adlı bir mesnevisi de bulunmaktadır.


    SÜLEYMAN ÇELEBİ

    Hz. Muhammed için yazdığı Vesiletü'n - Necat (Kurtuluş Yolu), (Mevlid) adlı eseriyle tanınmıştır. Mevlid, mesnevi şekliyle yazılmış dini bir destan olup, Müslüman Türk dünyasında en çok okunan dinî eserdir.


    ALİ ŞİR NEVAYİ

    Türk edebiyatının Çağatay sahasında yetiştirdiği en büyük şairdir. Ali Şir Nevayi, sanatıyla bütün divan şairlerini etkilemiş, bu etki yüzyıllarca sürmüştür. Şair, bilgin, büyük bir devlet adamı olarak kabul edilen Ali Şir Nevayi, diğer yandan bilinçli bir dil milliyetçisidir. Muhakemetü'l - Lugateyn adlı eserinde Türkçe-nin, Farsçadan daha üstün bir dil olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Türkçe şiirlerini dört divanda, Farsça şiirlerini ise bir divanda toplamıştır. Hamse sahibidir. Hamsesinde yer alan mesneviler arasında Ferhad ü Şirin, Leylî ü Mecnun, Sedd-i İskender vardır. Türkçe ilk tezkire olan Mecalisü'n - Nefais'i de yazan Ali Şir Nevayi, Mizanü'l - Evzan adlı eserinde aruz ölçüsünü sistemleştirme çalışmasının ilk örneğini verir.


    AHMED PAŞA

    Şeyhi ile Necati arasında yetişen şairlerin en büyüğü olarak kabul edilmektedir. Dinî ve tasavvufî konulara eserlerinde pek yer vermeyen şair, kaside ve gazelleriyle tanınmıştır. Fatih'e yazdığı şiirlerle dikkati çeker. Tek eseri Türkçe Divan'ıdır.


    NECATİ

    Necati, 15. yüzyılın en başarılı şairidir. Dile ve şiir tekniğine hakimdir. Sade, içten, duygulu gazelleriyle birçok şairi etkilemiş, her devirde sevilen beğenilen bir şair olmuştur. Türkçe mazmunları ve atasözlerini şiirlerinde başarıyla kullanmıştır. Elde bulunan eseri Divan'ıdır.


    16.YÜZYIL

    FUZULİ

    Türk edebiyatının Azeri alanında yetişen, en tanınmış ve en büyük şairidir. Fuzûli; bilgisi, dünya görüşü, şiir anlayışı ve şiirdeki ustalığı ile her dönemde geniş halk kitleleri tarafından sevilmiş, benimsenmiş bir şairdir. Türk edebiyatının genelinde, en içten, en lirik, en içli şairi kabul edilir.

    Şiirlerinde karamsar bir dünya anlayışıyla karşımıza çıkan Fuzûli’ye göre, gerçek şiir, elemden ve dertten söz eden şiirdir.

    Geniş bir tasavvuf kültürüne sahip olan Fuzûli, şiirlerinde tasavvuf inançlarına yer vermiştir. Ancak Fuzûli'nin bütün aşk şiirlerini tasavvufi açıdan değerlendirmek yanlış olur.

    Fuzûli, şiirlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır; ancak devrinin Anadolu Türkçesinden büyük ayrılıklar göstermez. Türkçenin bütün olanaklarından yararlanmış olmasına rağmen, manzumelerinde Arapça ve Farsça tamlamalar ağırlık taşır. Düz yazı alanında ise dili ağırdır. Bu yazılarda ince bir alay ve eleştiri göze çarpar.

    Divan şiirinin mazmunlarını kişisel bir üslupla istemiştir. Türk edebiyatında kendine özgü bir söyleyiş bir eda yaratmıştır.

    Türkçe, Arapça ve Farsça divanlarından başka aynı konuyu işlemiş mesnevilerin en güzeli sayılan Leyla vü Mecnun en tanınmış eseridir. Şikâyet-nâme'si, divan edebiyatının başarılı bir hiciv örneği kabul edilen düz yazı biçimindeki mektubudur. Su Kasidesi de en tanınmış kasideler arasındadır.

    Diğer eserleri:
    Hadikatü's Sueda, Beng ü Bade, Enisü'l Kalb, Hadis-i Erbain


    ÖRNEK SORU

    Aşağıdakilerden hangisi edebiyatımızda önemli bir mektuptur?

    A) Har-nâme B) Şikâyet-name

    C) İskender-nâme D) Garip-nâme

    E) Zafer-nâme

    (1991 / II)

    ÇÖZÜM : Har-nâme, çağın adalet anlayışını eleştiren bir mesnevidir. İskender-nâme, Büyük İskender'e ait efsaneleri Firdevsi ve Nizami'nin bu konuda yazılmış eserlerine fazla bağlanmadan genişleterek yazan Ahmedî'nin bir eseridir.

    Garip-nâme, Âşık Paşa'nın didaktik tasavvufî mesnevisidir. Zafer-nâme, Ziya Paşa'nın nazım ve nesir karışık olarak yazdığı yergi eseridir.

    Şikâyet-nâme, Fuzûli'nin Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi'ye, emekli ödeneğini almak için gittiği Evkafta memurların kendisine çıkardığı güçlükleri anlattığı mektubudur.

    YANIT :
    B



    BÂKİ


    Divan edebiyatının, din dışı konularda yazdığı gazel ve kasideleriyle tanınan en usta şairlerindendir.

    Dünya anlayışıyla çarpıcı bir örnek oluşturan Bâki'ye göre aşk, bu dünyanın bir sorunudur. İnsan, gelip geçici bu dünyanın nimetlerinden yararlanmayı, zevk almayı bilmelidir. Bu açıdan şiirlerinin ana konusu aşk, tabiat ve eğlencedir.

    Devrinde "şairler sultanı" olarak kabul edilen şair, şiirlerini bir kuyumcu titizliğiyle işlemiş, söz sanatlarını ustaca kullanmıştır. Şiirlerinde Fuzûli kadar ince bir duyarlılık göstermemiş, duygudan ziyade düşünceye ağırlık vermiştir. Ancak dile çok hakim olan, biçim ve içerik uyumunu başarıyla sağlayan şair, özgün bir söyleyişe ulaşmıştır. Türk dilini aruza başarıyla uygulamış, aruz hatalarına çok az düşmüştür. Dili oldukça ağırdır. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalara çok yer vermiştir.

    Ustalığını daha çok kaside ve gazellerinde göstermiştir. Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üzerine yazdığı terkib-i bent biçimindeki Mersiyesi çok tanınmıştır. Türkçe bir Divan'ı vardır.


    ÖRNEK SORU

    Fuzûli, Leylâ ve Mecnun'u ile bütün edebiyatımız boyunca tek başına kalmış bir eserin sahibidir. Bâki'nin Mersiye'si gibi, onun Mesnevi'si de uzun zamanı kapatan eserlerdendir. Çağdaşı Yahya Bey gibi, Atai gibi bu yola heves edenler az çok bölgesel konuları ele almışlar ya da çeviriye özenmişlerdir.

    Parçaya göre Fuzûli'nin Mesnevi'si ile Baki'nin İ Mersiyesi'nin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    A)Uzun zaman, eş değerde benzerlerinin yazılmamış olması

    B) Şairlerinin bu türlerden başka eser vermemiş olması

    C) Bu eserlerle "mesnevi" ve "mersiye" devrinin kapanmış olması

    D) Türlerinin ilk örnekleri sayılmaları

    E)İki büyük çağdaş şair tarafından yazılmış olmaları

    (1985/II)



    ÇÖZÜM : Fuzûli'nin Leyla ve Mecnun adlı eserinin bütün edebiyatımız boyunca tek kalmış olması, aynı edebî değerde benzerinin yazılmamış olması demektir. Baki'nin Mersiye'sinin, Fuzûli'nin Leyla ve Mecnun'unun uzun bir zamanı kapatması, bu eserlerin sanatsal değerine ulaşacak eserlerin yazılmadığı anlamındadır.

    YANIT : A

    BAĞDATLI RUHİ


    Asker şairlerdendir. Yaşamı savaşlar içinde geçmistir. Divan edebiyatının topluma ve toplum olaylarına dönük şairlerinden biridir. En ünlü eseri, o dönem
    toplumunun aksayan yönlerini ortaya koyduğu Terkib-i Bent'idir.

    Halk diline, konuşma diline yakın bir dil kullanmıştır. Söz ve anlam sanatlarına pek yer vermemiştir. İçten bir üslubu vardır.

    Ünlü Terkib-i Bent'ine Tanzimat Dönemi şairi Ziya Paşa nazire yazmıştır.

    17.YÜZYIL

    NEF'Î

    Divan edebiyatının en ünlü övgü ve yergi şairidir. Abartma hem övgülerinde hem de yergilerinde hakimdir. Gazel özellikle de kaside nazım şekliyle yazdığı şiirlerinde başarılıdır. Kendine ve sanatına güvenen bir insanın edası, söyleyiş biçimi şiirlerine sinmiştir. Nef'î, saltanatları döneminde yaşadığı dört padişahtan en çok IV. Murat'a kasideler yazmıştır. Övülmeye değer bulmadığı için I. Mustafa için kaside yazmamıştır. Bu açıdan Nef'î çıkarlarına uygun bir davranışa girmediğini belli etmiştir. Aynı anlayışını şiirlerinde de gösteren Nef'î, devrinin devlet adamlarına ve şairlerine en sert sözleri söylemekten çekinmemiştir. IV. Murat veya Bayram Paşa'ya yazdığı sanılan bir hicvi yüzünden boğularak öldürülmüştür. Siham-ı Kaza adlı eseri güçlü bir hiciv örneği olarak kabul edilmektedir. Türkçe ve Farsça Divan'ı olan Nef'înin dili oldukça ağırdır.


    NÂBİ

    Nâbi'nin yaşadığı devir, toplumsal kargaşalıkların, huzursuzlukların var olduğu bir devirdir. Şair, karakteri ve devrin olayları yüzünden didaktik bir şiir anlayışına yönelir. Bu bakımdan divan edebiyatında yeni bir çığır açmış, yeni bir tarzın öncülüğünü yapmıştır.

    Nâbi'nin şiirlerinde duygu ve hayalden ziyade, düşünce hakimdir. Çağının çirkin ve acı yönlerini ince bir dille yermiştir. Nâbi'de Baki ve Nef'îdeki gibi söz oyunları olmamakla birlikte şiiri kuru değildir. Din, töreler ve sosyal yaşamla ilgili öğütler verir, atasözlerinden, hikmetlerden yararlanmıştır.

    Nâbi'nin Divan'ından başka didaktik ve ahlâki öğütler veren Hayriye, Hayrabat adlı iki mesnevisi vardır. Konya'dan Kudüs üzerine yaptığı yolculuğu anlatan Tuhfet'ül-Harameyn düz yazı biçimindeki seyahat-nâmesidir.


    NEDİM

    Türk tarihinde Lale Devri diye adlandırılan dönemde yaşayan Nedim, bu dönemin zevk ve eğlence hayatını gazel ve şarkılarıyla yansıtmıştır.

    Din ve tasavvuf anlayışından uzak, içten, coşkun bir üslupla aşkı ve yaşamı şiirlerinde işlemiştir.

    Soyuta yönelik divan şiirine somut yaşantıyı ustalıkla sokmayı bilmiştir. Kendine özgü mecazları, mazmunları ve halkın konuşma diline yaklaşan söyleyişle divan şiirinde ölümsüz bir yer edinmiştir.

    Şiirlerinin çoğunda İstanbul'u ve İstanbul yaşantısını anlatan Nedim, bir İstanbul şairi sayılır. İstanbul Türkçesini de şiirlerinde başarıyla işlemiştir.

    Mahallileşme akımının önderi kabul edilen şair. halk edebiyatından da etkilenmiş, hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.

    Gazelleri ve özellikle şarkılarıyla ünlüdür. Şairin bir Divan'ı vardır.

    Patrona Halil Ayaklanması sırasında sarayın damından düşerek ölmüştür.


    ÖRNEK SORU

    Kasidelerinde kullandığı ağır dil, gazellerinde özellikle şarkılarında oldukça sadeleşir. Farsça ve Arapça şiirleri de olmakla birlikte şiirlerinin çoğu Türkçedir. Kasidelerinden çok yeni buluşlarla süslediği şarkı ve gazelleriyle ünlüdür. Gazellerine, "Malûmdur benim sühanım mahlas istemez" diye haklı olarak övünecek derecede kişiliğinin damgasını vurmuştur.

    Bu parçada tanıtılan divan şairi aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Fuzûli B)Baki C)Nedim D)Nef'î E) Nâbi

    (1992 / II)

    ÇÖZÜM :
    Divan edebiyatının en ünlü şarkı yazan Nedim'dir. Seçeneklerde verilen şairlerin (Fuzûli, Baki. Nef'i, Nâbi) şarkı biçiminde yazılmış şiirleri yoktur. Nedim'i bu şairlerden ayıran en önemli özelliklerinden biri de dilinin (özellikle şarkılarda) oldukça sade olmasıdır.

    YANIT:
    C



    ŞEYH GALİP

    Mevlevi çevrelerinde yetişen şair, Galatasaray Mevlevihanesi'nde şeyhlik yapmıştır.

    Dinî ve tasavvufî bir anlayış içinde yazan Şeyh Galip'in şiirlerinde dil oldukça ağırdır. Şiirleri yabancı sözcük ve tamlamalarla doludur. Sade söyleyişlere, halk deyimlerine pek rastlanmaz. İnce, zengin hayalleri olan bir şairdir.

    Nâbi'nin "Hayrabat'ından daha üstün bir eser yazabileceğini kanıtlamak amacıyla genç yaşında Hüsn ü Aşk mesnevisini yazmıştır. Hüsn ü Aşk, ilahî aşka ulaşmanın güçlüğünü anlatan tasavvufî bir aşk hikâyesidir. Bu eserinde sembolik bir anlatım kullanmıştır. Sebk-i Hindi (Hint üslubu) tarzının en başarılı temsilcisidir.

    ÖRNEK SORULAR

    1. Aşağıdaki özelliklerden hangisi divan nesrinde yoktur?

    A) Dilin, yabancı kelime ve tamlamalarla yüklü olması

    B) Söz ve ses sanatlarına önem verilmesi

    C) Söyleyiş güzelliğinden çok düşünceye önem verilmesi

    D) Kullanılan cümlelerin çok uzun olması

    E) Noktalama işaretlerine yer verilmemesi

    ÇÖZÜM: Divan edebiyatında nesir de şiir gibi süslüdür. Söyleyiş güzelliğine önem verildiği için seci denilen uyaklar kullanılmış, hüner gösterme amacı güdülmüştür. Anlamdan çok anlatıma önem verildiğinden C seçeneğindeki bilgi yanlıştır.

    YANIT : C


    2. Aşağıdakilerden hangisi divan şiirinin belirleyici özelliklerinden biri değildir?

    A) Aruz vezniyle yazılmış olma

    B) Kaside, gazel, mesnevi ve rubai gibi belli nazım şekilleri içinde yazılma

    C) Parça güzelliğine değil, bütün güzelliğine önem verme

    D) Duygu ve düşünceleri kalıplaşmış birtakım söz sanatlarıyla anlatma

    E) Yabancı sözcüklerle ve dil kurallarıyla fazlaca yüklü olma

    (1988/11)

    ÇÖZÜM:
    A, B, D, E seçeneklerinde verilenler, divan şiirinin belirleyici özelliklerindendir. Fakat C'de söylenenin tersi ancak divan şiiri için doğru sayılabilir. Çünkü kısa bir gazelde bile konu bütünlüğü ya da güzellikte bütünlük yoktur. Her beyit ayrı bir bütündür. Gazelde en güzel beyte "beytül - gazel" denmesi de C'deki yargının yanlışlığını daha iyi belirtmektedir.

    YANIT : C



    3. Aşağıdakilerden hangisi Nedim ile Şeyh Galip'in ortak özelliklerinden biri değildir?

    A) Her ikisi de mahallileşme akımının temsilcisidir.

    B) Her ikisi de hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.

    C) Her ikisi de 18. yy.da yaşamıştır.

    D) Her ikisi de hep din dışı konularda yazmıştır.

    E) Her ikisi de halk söyleyişlerinden, deyimlerden yararlanmışlardır.


    ÇÖZÜM: Nedim, divan edebiyatındaki din dışı konularda şiir yazmış, şarkılarıyla ünlü bir sanatçıdır. Şeyh Galip ise, dini mesnevilerin en ünlüsü olan Hüsn ü Aşk mesnevisini yazmıştır. Yani dini konularda şiir yazmıştır. Ortak olmayan özellik D'dir.

    YANIT : D
  2. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    ÇOK SAOL CEYLAN
    ÇOK İŞİME YARADI.
  3. elcin06

    elcin06 Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.058
    Beğenileri:
    105
    Ödül Puanları:
    36
    teşekkürler baya bi kapsamlıydı valla ;)
  4. apo alemdar

    apo alemdar Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    25 Mart 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    thanks

    çok teşekkür ederim saol ya
  5. ceylan

    ceylan Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    438
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    16
    önemli değil..;)
  6. adige.higeps

    adige.higeps Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok saol ceylan vallla benmde çok işime yaradı...
  7. ceylan

    ceylan Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    438
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    16
    rica ederim..:)
  8. love_metal

    love_metal Üye

    Katılım:
    22 Mart 2008
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    6
    çok teşekkürler bana da çok yaradı güzeldi notlar ellerine sağlık:)
  9. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    Paylaşım için sağol ;)
  10. legolas_20

    legolas_20 Üye

    Katılım:
    25 Aralık 2007
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    1
    saol çok işime yaradı!!!

Sayfayı Paylaş