Dİvan edebiyatından akımlar

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde elcin06 tarafından paylaşıldı.

  1. elcin06

    elcin06 Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.058
    Beğenileri:
    105
    Ödül Puanları:
    36

    TÜRK EDEBİYATINDA AKIMLAR

    Türk edebiyatında akımlar a)Eski Edebiyatta b)Tanzimat’tan sonra olmak ü-zere iki bölümde görülebilir. Eski Edebiyatta Akımlar: Tasavvuf, Türk-i basit, Sebk-i Hindi ve yerlileşme akımlarıdır.

    Tasavvuf:

    Hem bir felsefe, hem inanç sistemi , hem de yaşayış tarzı olan Tasavvuf , 13.yüzyıldan beri Tekke , Divan ve Halk edebiyatlarında geniş yankılar bulmuştur.

    Türki-i Basit:

    15. ve 16. yüzyıllarda, Türk divan şiiri içinde dilde Türkçecilik , biçim ve özde yenilik yapmak isteyen bir akımdır. 14. ve 15. yüzyıllarda az çok sade bir dille yazan divan şairleri, zaman geçtikçe, kaba! ve zevksiz! buldukları Türkçe kelimeleri daha az kullanır oldular;şiirimizi yabancı kelimelerle doldurmaya başladılar.Böylece Klasik İran Edebiyatı uygulanmak istenen Türk şiir dili kendi kişilik ve zenginliğini kaybediyordu.İşte bu hal , o çağlarda pek kuvvetli olmayan, hatta zayıf denebilecek bir tepki ile karşılandı. Bu tepkiden Türki-i Basit Akımı doğdu.Türki-i Basit’çiler , aruz veznini ve Divan Edebiyatını nazım şekillerini kullanmakla birlikte hemen hemen öz Türkçe şiirler yazdılar.Yabancı söz ve tamlamaları şiire sokmadılar.Öz bakımından mazmunlar yerine halk dilindeki mecazları, deyimleri , atasözlerini kullanmaya çalıştılar.Bu akım ne yazık ki , ömürsüz ve süreksiz olmuştur.Çünkü asıl büyük şairler , bu mutlu teşebbüse katılmadığı gibi sonraki yüzyıllarda bunu izleyenlerde görülmemiştir. Türki-i Basit akımının öncüsü 15. yüzyıl sonlarında yaşamış bulunan Aydın’lı Visali’dir.Daha kuvvetli temsilcileri ise 16. yüzyılda yetişen Edirneli Nazmi ile Tatavlalı Mahremi’dir.Adı geçen her üç şairin büyük bir sanat gücünde olmayışları bu akımı ömürsüz kılmıştır.

    Sebk-i Hindi (Hind Tarzı)
    17. yüzyılda Hindistan’a seyahat eden İran şairlerinin açtıkları yeni bir şiir çığrıdır. Bu çığırı 17. ve 18. yüzyıllarda bazı Türk şairlerde benimsemişlerdir.

    İran edebiyatındaki büyük ustaları : Tebrizli Saib ile Buharalı Şevket’tir. Sebk-i Hindi , Türk edebiyatında , 17. yüzyılda bilhassa Neşati ve Naili ve 18. yüzyılda Şeyh Galib ile üstün meyvelerini vermiştir. Bu akımın Divan şiirine getirdiği yenilik ve başkalıklar: söz oyunları yerine anlam derinlikleri ve anlam oyunları koymak. Açık ve düz söyleyişi bırakıp mecazlarla yüklü, müphem ve güç anlaşılır bir şiir yolu tutturmak.İşitilmemiş ve geniş dayanan yeni mecazlar bulmak.Her mısra’a üstün bir iç musikisi , söz ahengi sağlamak... vb. dır. Bu akım , 19 yüzyıl sonlarında Fransa’da görülen ve bizde Ahmet Haşim’intemsil ettiği Sembolizm akımını andırmaktadır. Cenap Şahabettin’in Biz Dekadan değil , Şeyh Galib mektebindeniz sözü burada anılmaya değer ve Sebk-i Hindi ile Sembolizmin akrabalığını gösteren önemli bir sözdür.Sebk-i Hindi akımına örnek beyitler : Bir şülesi var ki şem-i canın Fanusuna sığmaz asmanın. (Şeyh Galib)
    Ettik o kadar ref-i taayyün ki Neşati
    Ayino-i pürtab-ı mücellada nihanız.

    (Neşati)

    Yerlileşme (Mahallileşme) Akımı :
    Divan şiirimizde İstanbul’un fethinden sonra başlayarak gittikçe koyulaşan bir akımdır.Şiirde İstanbul şivesine ve İstanbul tabiatına daha fazla yaklaşmak amacı güden bu akım ilk önce Baki’de görülmüş , 18. yüzyılda en güçlü örneklerini Nedim’le verdikten sonra , 19. yüzyılda Enderunlu Vasıf bu akımı genişletmiştir.Yerlileşme;şuurlu ve düzenli bir akım değildir.Yüzyıllar geçip şairlerimiz İstanbul’a ısındıkça bu kendiliğinden olmuştur.Divan edebiyatının soyut telakkisi içinde İstanbul’un manzaralarına, insanlarına ve başka özelliklerine yer ayırmak oldukça zordur ve arzu edilen genişliği hiçbir zaman bulamamıştır.

    Yerlileşme, gittikçe daha güzel ve daha canlı bir İstanbul halk diline yaklaşan sadelik isteği ile birlikte görülür.18. yüzyılda, bilhassa Nedim’den sonra İstanbul yaşayışından alınmış konu ve temalar çoğalır.İstanbul’un türlü semtleri,köşkle ri , eğlenceleri aşk yaşayışları , insan çehreleri yalnız mesnevilerde değil , şarkı , gazel hatta kaside nesiplerinde en çok da şehrengiz’lerde görülmeye başlar.

Sayfayı Paylaş