doğada tükenmeyen enerji kaynakları

Konu 'Coğrafya 11. Sınıf' bölümünde huysuzzz tarafından paylaşıldı.

  1. huysuzzz

    huysuzzz Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2008
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar doğada tükenmeyen enerji kaynakları hakkında sunum hazırlamam gerek nitelikli bilgiye mümkünse sunu örneklerine ihtiyacım var yardımcı olurmusunuz ???

  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.180
    Ödül Puanları:
    36
    Tükenmeyen Enerji Kaynakları ve Önemi
    Klasik enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan kaynaklardır. Güneş, rüzgar, hidrojen, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar buna örnektir. Doğada sürekli var olan faktörlere dayalı olan bu kaynakların en önemli özelliği ise yenilenebilir olmaları ve doğaya zarar vermemeleridir.
    Güneş
    Güneş enerjisi de hidrojen gibi yenilenebilir kaynaklardan bir tanesidir. Güneş enerjisini toplayıp ısı ve elektriğe dönüştürebilen güneş kolektörleri güneş enerjisinin kullanımındaki aracı elemandır. Genelde, evlerin çatılarına yerleştirilen bu kolektörlerin yanında bir de su deposu bulunur. Depoda bulunan su ısıtılarak, ya evin sıcak su ihtiyacı karşılanır ya da sıcak su, evin ısıtma tesisatına verilerek ısınma ihtiyacı giderilmiş olur.
    Çevreye hiçbir zararı olmaması, sürekli ve yenilenebilir olması güneş enerjisini çok cazip kılar. Şüphesiz güneş enerjisinin önündeki en önemli engel, Güneş'ten yararlanma süresi çok fazla olmayan ülkelerde bu enerji tipinden yararlanılabilen gün sayısının az olmasıdır. Ayrıca, elde edilen enerjinin depolanması da bir diğer engeldir.Günümüzde Güneş enerjisini çok iyi kullanan ülkeler vardır.Örneğin.Fransa’da Güneş enerjisiyle çalışan demir-çelik fabrikası bulunmaktadır.Ülkemizde güney bölgelerimizde Güneş enerjisiyle çalışan su ısıtma sistemleri geliştirilmiştir fakat,enerji santrali için gerekli çalışma yapılmamıştır.
    Rüzgar Enerjisi
    Dünya’nın her yerinde, enerji krizi hızla artıyor ve yeni enerji kaynakları aranıyor. Son yıllarda Güneş enerjisinden sonra adından en fazla bahsedilen bir enerji de rüzgar enerjisidir.
    Rüzgar enerjisi, Güneş enerjisi gibi bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerden biridir. Faydalanma anında bu enerjinin çevreyi kirletmemesi en büyük avantajdır .Dünya’daki toplam enerjinin miktarını değiştirmemektedir.Rüzgar santrallerinin ilk kuruluş masraflarından başka ve işçilik hariç işletme masrafları da yok denecek kadar azdır.
    Yaratanın bazen Celal isminin belirmesi ile fırtınalar, hortumlar ve kasırgalar haline çevrilen rüzgar,yine O’nun rahmetiyle bitkileri aşılar.Bulutları da birbirine katarak aşılar ve böylece yağmur ile kuru toprak birleşerek yeryüzünü canlandıran rengarenk bitki örtüsü kaplar.Asrımızda da rüzgar enerji haline çevrilerek yerin derinliklerinde biriken sular yukarı çıkartılır.
    Diğer taraftan evimize de ışık halinde girerek bizi aydınlatır. Sonuç olarak, rüzgar eliyle bizlere; Yaratanın sonsuz ihsanları ve nimetleri takdim edilirken, bunlara şükür edilmediği zamanlarda bu nimetlerin korkunç azaba döndürülebileceği de hatırlatılıyor.**

    Rüzgar enerjisi, temiz, bol, yenilenebilir olmasının yanısıra hemen hemen tüm Dünya genelinde faydalanma olanağı olan bir kaynaktır. Rüzgar türbini adı verilen çok büyük pervaneli, yüksek kuleler aracılığıyla rüzgar enerjisi elektriğe dönüştürülür. Az sayıda, büyük enerji üretim merkezleri kurmak yerine, ülke geneline küçük üniteler halinde yayılmış rüzgar türbinleri kurmak çok daha avantajlıdır. Rüzgar, elektrik üretiminin yanısıra hidrojen üretiminde de söz sahibi olabilir. Rüzgardan elde edilecek elektrikle suyun elektroliz edilmesi sonucunda; su, oksijen ve hidrojen elementlerine ayrılarak çok ucuz bir yolla hidrojen elde edilmiş olacaktır.
    1990'lı yıllarda kullanımı en hızlı artan enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi, bu avantajları sayesinde tüm Dünya’nın dikkatini çekmeye devam ediyor. Danimarka toplam elektrik enerjisinin yaklaşık %15'ini rüzgardan elde ederek oran olarak Dünya’da birinci sıradayken, Almanya da 2000 yılındaki verilere göre, yıllık yaklaşık 6.000 megawatt elektrik üretimiyle rüzgar enerjisi kullanımında en ön sıralardadır. Almanya'yı en yakından takip eden ABD'nin yıllık üretimi ise 2.500 megawatt civarındadır.Ülkemizde son yıllarda rüzgar enerji santralleri ile ilgili önemli projeler çizilmiştir.Yalnız bu konuda TEK ‘in teknolojik açıdan kendini yenilemesi ve özel sektöre yatırım için kredi sağlanması gerekmektedir..Çünkü,ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada ülkesidir.Kıyılarında rüzgar potansiyeli kullanılabilecek düzeydedir.
    Jeotermal enerji
    Jeotermal enerji, yeryüzünün kabuğunda bulunan ısıdır. Bu enerjiden, yer yüzeyine çıkan sıcak sular aracılığıyla yararlanılır. En eski çağlardan bu yana kullanılan kaplıcalar jeotermal enerjinin ilk kullanım alanlarıdır. Jeotermal enerjiden, kaynağın sıcaklığına bağlı olarak ısıtma uygulamalarında kullanılabilir ya da elektrik üretiminde yararlanılır. Elektrik enerjisi üretimi amaçlı santrallar 20. yüzyılın başlarından itibaren kurulmaya başlanmıştır.

    Jeotermal enerji; kaynağın, Dünya enerji tüketimine kıyasla çok büyük olması nedeniyle ve kullanılan sıcak suyun reenjeksiyon ile tekrar yeraltına verilmesi koşuluyla yenilenebilir enerjiler arasında sayılır. İzlanda’da fışkırarak yeryüzüne çıkan sıcak sular olan gayzerlerin boru hattı sayesinde seralarda dolaştırılmasıyla sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Ülkemizde ilk kurulan jeotermal enerji kaynağımız Denizli-Sarayköy’dür.Bu santralleri Aydın-Germencik ve İzmir –Balçova izlemiştir.Yatırım yapıldığı taktirde bu enerji kaynağından ülkemizde üst düzeyde yararlanabilir.Çünkü, ülkemiz sıcak su kaynakları bakımından oldukça zengin bir deprem ülkesidir.

    Dalga ve gelgit enerjileri

    Okyanus veya denizler gibi büyük su kütlelerinde meydana gelen dalgaların enerjisinden yararlanabilmektir. Yenilenebilir enerji formlarından bir tanesidir.ABD ve Japonya bu konuda Dünya’da en çok faydalanan ülkelerdir. Çünkü,okyanus kıyıları veya bunlara komşu kenar denizlerde hem sürekli rüzgar etkisiyle oluşan dalgalar zengindir,hem de Ay’ın ve Güneş’in çekim kuvvetiyle oluşan gelgitler zengindir.

    Yeryüzünde birbiriyle komşu kıtalar,(ve onlarda) üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki( bunların hepsi) bir tek su ile sulanır.Halbuki meyvesinde( ki tat bakımından) onların bir kısmını diğerlerinden üstün tutuyoruz.Doğrusu bunda aklını kullanacak bir toplum için elbette(birçok)ayetler(****l ve ibretler) vardır.**

    Ra’d -4.ayet

    Hidrojen

    Hidrojen birincil enerji kaynaklarından üretilen bir yakıt olup temiz bir enerji kaynağı olarak kullanılabilecek önemli bir elementtir. Fakat dünyada tek başına bulunmadığından önce üretilmesi gerekir. Halihazırda çok pahalı olan bu üretim, su ve doğalgaz gibi elementlerdeki hidrojenin ayrıştırılmasıyla yapılır. Bu şekilde elde edilen hidrojen pillerine yakıt hücresi adı verilmektedir. Şu anda bazı otomobiller hem benzin, hem de hidrojenin kullanıldığı hibrid (melez) yakıt yöntemiyle çalışmaktadır. Böylece açığa çıkan kirli havanın miktarı %30–40 oranında azaltılabilmektedir.

    Hidrojenin, 20 yıl içersinde çok daha aktif olarak kullanılması planlanmaktadır. Şu anda hidrojen yakıt konusunda elde edilen en önemli ilerleme İzlanda’da yaşanmaktadır. 1999 yılında, akaryakıt firması Shell ve otomobil firması Daimler-Chrysler ile İzlanda hükümeti arasında imzalanan anlaşma, İzlanda'yı hidrojen yakıtlı bir ülke haline getirmeyi amaçlamaktadır. Daimler-Chrysler İzlanda için, hidrojenle çalışan otobüs ve otomobiller üretirken, Shell de İzlanda genelinde hidrojen istasyonları açmayı planlamıştır. İzlanda'da elde edilecek muhtemel bir başarı, hidrojenli otomobillerde seri üretime geçilmesini son derece hızlandıracaktır.


    Alternatif kaynakların faydaları

    Alternatif enerji kaynakları kullanılarak, karbon temelli bir enerji yapısından, hidrojen temelli bir yapıya geçilmesi amaçlanıyor. Bu sayede çevre kirliliğinin önüne geçilirken, enerji maliyetleri de büyük oranda azalacak. Ayrıca, hazırda enerji ithal eder durumda olan ve bu yüzden Dünya’nın belli ülkelerine enerji bakımından bağımlı olarak varlığını sürdüren devletlerin birçoğu kendi enerjisini kendi üretir hale gelecektir. Bu da Dünya genelinde gözle görülür bir siyasi ve ekonomik rahatlama sağlayacaktır.***

    Sonuç itibariyle, fosil yakıtlarının soluduğumuz havayı ne kadar çok kirlettiği dünyamızda, nüfusun artması enerji ihtiyacını artırmaktadır. Bu yüzden tükenmeyen enerji kaynaklarının özellikle kullanılması ve çevrenin bozulmadan kullanılması biz insanların en önemli görevi olmalıdır.Çünkü,küresel ısınma için bir araya gelen 2500 bilim adamının ortak görüşü dünyayı biz insanların yaşanmaz hale getiriyor olmasıdır.

Sayfayı Paylaş