Doğal seçilim,adaptasyon ve varyasyona örnekler?

Konu 'Fen Bilgisi 8. Sınıf' bölümünde *By_KinG* tarafından paylaşıldı.

  1. *By_KinG*

    *By_KinG* Üye

    Katılım:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Doğal seçilim,adaptasyon ve varyasyona örnek verebilirmisiniz?
  2. Gardner*

    Gardner* Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Adaptasyon ; 1- Bukalemunun bulunduğu ortama ve duruma göre renk değiştirmesi.
    2- Kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması.
    3- Karanlık ortamda kalan yarasanın sese karşı duyarlı olması. (Gözlerini az kullandığı için iyi görememesi).
    4- Kaplanın ve aslanın keskin dişlerinin ve pençelerinin olması.
    5- Ördek ve kazların suda yüzebilmek için ayak parmaklarının arasında perde bulunması.
    6- Kartal, şahin ve atmaca gibi yırtıcı kuşların gaga ve pençe yapılarının avlarını yakalayacak ve parçalayacak şekilde olması.
    7- Kurbağaların nemli derilerinin olması ve ayak parmaklarının arasında perdelerinin bulunması.
    8- Yunusların vücutlarında yağ depo edebilmeleri. VB.

    Doğal seçilim
    ; Yırtıcı hayvanlardan kaçarken hızlı koşan geyiklerin hayatta kalması dağol seçilime örnektir ;)
    Varyasyon ;
    İnsanda varyosyon örnekleri:
    - Saç rengi
    - Göz rengi
    - Boy uzunluğu
    - Vücut ağırlığı
    - Kan basıncı
    - Kırmızı yeşil renk körlülüğü
    - Bitişik kulak memesi
    – Madde bağımlılığa eğimlilik
    öğrenci kız bunu beğendi.
  3. öğrenci kız

    öğrenci kız Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2010
    Mesajlar:
    172
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    doğal seçilime örnek verebilir misiniz
  4. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Evrim: Biyolojide, çeşitli hayvan ve bitki türlerinin daha önce yaşamış atasal tiplerinden türediği ve bu tipler arasında belirgin farklılıkların kuşaklar boyunca geçirilen değişikliklerden kaynaklandığını öne süren bir kuramdır.

    Doğal Seçilim: Yeryüzünde meydana gelen canlılar değişen iklim koşullarına uymak için çeşitli evrimler geçirmek zorundadırlar. Bu evrimleri geçirip yeni çağa ayak uydurabilenler yaşamlarını sürdürebilirler. Bunu yapamayanların ise soyları tükenir. Doğal sistemin devamlılığı için bu gereklidir. Bu güne kadar yaşamış canlıların %99’unun nesli tükenmiştir.

    Yeryüzü bundan 4.5 milyar yıl önce meydana gelmiştir. İlk canlıların ( İlkel bakterilerin ) oluşumu ise bundan 3.0 milyar yıl önce başlamış, çeşitli evrim ve gelişimlerin sayesinde canlılar bu günkü şekillerini alabilmişlerdir. Bu gelişimi sıralamak istersek tek hücrelilerden sonra oluşan ilk çok hücreli canlıların denizlerde yaşayan deniz anansı gibi ilkel canlılar olduğu bilinmektedir. Eğer günümüze biraz daha yaklaşırsak bizimde içinde bulunduğumuz memeliler grubunun 60-50 milyon yıl önceleri ortaya çıktığını görebiliriz. İnsanlar bundan çok sonra yaklaşık 3 milyon yıl önce oluşmaya başlamışlardır. Oluşmaya başlamışlardır diyorum, çünkü modern insan olan ( yani biz ) homo sapiens verilere göre yaklaşık 10000 ile 7000 sene önce oluşmuştur.

    Evrim Kuramı Tarihi
    Evrim konusu için sanırım ki biyolojinin en tartışmalı konusu diyebilirim. Bazı dinsel insanın evrim geçirmediğini Tanrının direkt olarak insanı yarattı söylemektedirler. Fakat bu bilim adamlarınca böyle olmamıştır. Pek çok konuda olduğu gibi bilim ve din yine birbiriyle çeliştir. Bilim çevreleri insanın çeşitli evrimler geçirerek bu günkü halini aldığını söylemektedirler. İnsanın yanı sıra yaşayan tüm canlı türleri bu günkü hallerini doğal seçilimin olanak çevreler sağladığı evrim sayesinde almışlardır.

    Evrimin tarihine şöyle bir göz atacak olursak bu kuram ile ilgili ilk düşüncelerin İ.Ö'lere dayanmış olduğunu görmekteyiz. İ.Ö 6. yüzyılda Anaksimandros insanın suda yaşamış bir hayvandan ürediğini ileri sürerken, yaklaşık yüzyıl sonra Empedokles bütün canlı ve cansız varlıkların sürekli dönüşüm içinde olduğunu ortaya attı. İ.Ö 4. yüzyılda Aristoteles entelekheia adını verdiği gücü içinde taşıyan cansız maddelerde yaşamın ortaya çıkabileceğini ortaya sürdü. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam gibi büyük dinler, yerin ve tüm canlıların bu günkü şekilleri ile Tanrı tarafından yaratıldıkları inancı üzerine kurulmuştur.

    İnsanın, kendi kökeninin de bütün öbür canlılarınkine bağlı olduğunu , evrenin ve yaşamın temel kuralının durağanlık değil değişkenlik olduğunu kabul etmesi kolay olmadı. Ancak 18. yüzyıla gelindiğinde Yaratılış’ a ilişkin tabular yıkılmaya, bütün canlıların yeryüzünde yaşamın başlangıcından bu yana sürekli değişiklik geçirerek bu günkü biçimlerine ulaştığı görüşü benimsenmeye başlamıştı. Montesquieu ve Diderot gibi Fransız düşünürler, hayvanların ortak birkaç atadan türediğini ve sürekli değişiklikler sonucunda yeryüzünde yeni türlerin ortaya çıktığını öne sürerken, doğa bilimci Georges Buffon at ile eşeğin çiftleşebilmesini, ortak bir atadan gelme akraba türler olduklarının kanıtı olarak görüyordu. Charles Darwin’ in büyükbabası Erasmus Darwin, 18. Yüzyılın sonlarında hayvanların gelişme evreleri, bitki ve hayvan ıslahı, çaprazlama ve karşılaştırmalı anatomi incelemeleri sonucunda, türler arasındaki farklılıkların ancak evrimle açıklanabileceği kanısına vardı.

    Darwin’in Ortaya Çıkışı
    Aslında evrim ile doğru etkenlerin bağlantısını ilk bilim adamı Jean-Baptiste de Lamarck’ dır. Lamarck, çevre koşulları ile canlılardaki değişkenlikler arasındaki bağlantıyı gözlemiştir. Ona göre koşullara uyum sağlayamayan organ yada bölümlerin köreleceğini, yerine uyum gösterebilen yeni organlara bırakacağını ve canlıların vücudundaki bu değişikliklerin gelecek kuşaklara da aktarılacağını savunuyordu. Evrim sözcüğünü ilk kez gerçek anlamıyla kullanan Fransız doğabilimci Etienne tarafından kullanılmıştır. Bu birçok gelişme Darwin’in organik evrim kur***** temel hazırlamıştır.

    1831’ de “Beagle” gemisiyle büyük okyanusa açılan Charles Darwin’in Amerika’nın batı kıyılarındaki gözlemleri, değişik canlı türleri ve fosiller üzerindeki araştırmaları, türlerin sabit olduğu görüşünden evrim düşüncesine geçmesini sağladı. Darwin’i evrim düşüncesine götüren en önemli gözlemleri, bir anakaradan uzaktaki adalarda yaşayan türlerin karaya yakın adalardaki türlere benzemesi ve Galapagos Takım adalarının birbirine çok yakın adalarındaki türler arasında yaşam biçimleri ve beslenme alışkanlıkları açısından farklılıklar olmasıydı. Darwin bütün bu olguların ancak türlerin ayrı ayrı yaratılmadığını, ortak atasal türlerden çıkarak değişe değişe bu güne ulaştığını kabul etmekle açıklanabileceğine inandı. Aynı yıllarda Malay Takımadalarında benzer araştırmalar yapan İngiliz doğabilimci Alfred Russel *****ce da türlerin kökeni konusunda Darwin ile aynı sonuçlara varmış idi. İki bilim adamının çalışmaları 1858’de ortak bir bildiriyle Londra’ da ki Linne Derneği’ ne sunuldu. 1859’ da On the Origin of Species ( Türlerin Kökeni, 1970 ) adlı kitabının yayımlanmasından sonra tutucu bilim ve kilise çevrelerinin bütün yıldırımlarını üstüne çeken Darwin, aslında hiçbir zaman evrime ya da türlerin kökenine ilişkin sağlam kanıtlar getirdiği savıyla ortaya çıkmıştı; onun tek yaptığı, eğer evrim düşüncesi ile yaklaşılırsa, başka hiçbir yoldan açıklanamayan birçok olgunun kolayca açıklanabileceğini öne sürmekti.

    Darwin’in Yaratılış Teorisi
    Darwin yayınladığı türlerin kökeni adlı kitapta anlattığına göre türler yoktan var edilen ve değişmeyen varlıklar değildi, bu çok uzun zaman dilimleri içerisinde farklılaşan ve süreç içinde arada bir yeni bir tanesinin oluştuğu, özünde değişken olan birimlerdi. Tanrının en yüce eseri olan bizlerinde öncül birden türden türeyen ve zaman içinde yavaş yavaş oluşan milyonlarca türden yalnızca bir tanesi olduğu düşüncesiyse, Darwin’ in Victoria dönemi okuyucuları için daha da sarsıcıydı. Çünkü ona göre insanları özel yada kutsal yapan bir şey yoktu: Bizler yalnızca uzun bir maymun soyunun son noktasıydık.

    Darwin’ in bu görüşleri, düşünsel dinamit etkisi yaratmıştı. Ve Darwin daha da ileri giderek, hem evrimin gerçekleşmesine olanak tanıyan bir mekanizma olan doğal seçilimi, hem de bu mekanizmanın işlediğini gösteren çok miktarda veriyi ortaya koydu. Canlıların birbirlerinden farklı olduklarının ve ortamın kaldırabileceğinden daha fazla yavru üretme eğilimde olduklarının ayırdındaydı. Dolayısıyla bir türe ait bireylerin, besin gibi kısıtlı kaynaklar için sürekli rekabet halinde olduklarını biliyordu. Darwin bu koşullar altında gen çeşitliliğinin, bazı bireylerin daha iyi rekabet edebilmesi ve dolayısıyla varlıklarını sürdürüp üreme olasılıklarının daha yüksek olması anl***** geldiğini sezmişti. Böylece, bir sonraki kuşağa katkıda bulunanlar başarılı olan çeşitlemeler olduğu için, o kuşak, başarılı çeşitlemelerin özellikleri açısından bir önceki kuşağa göre zenginleşmiş olacaktı. Tohum yiyen kuşları ele alalım. Hiçbir zaman tüm kuşları besleyecek kadar tohum olmadığından, kuşlar arasında tohumlar için sürekli bir rekabet vardır. Etkili bir tohum kırma aracı olan gagaların bazı bireylerde özellikle güçlü olduğunu ve böylece onları daha güçsüz gagalılara göre daha verimli besin derleyicilere dönüştürdüğünü düşünün. Güçlü gagalı kuşlar varlıkları sürdürme ve üreme konusunda diğerlerinden daha başarılı olacaklardır. Ve güçlü gagalı kuşların genellikle kendileri gibi yavrular ürettiklerini varsayarsak, bir sonraki kuşakta güçlü gagalı bireylerin oranı daha yüksek olacak. Bu basit ama güçlü düşünceye Darwin “Doğal Seçilim” adını vermişti. Yaşadığı dönemde insanların dirençlerinin yavaş yavaş kırılması gerektiğini biliyordu. Bu yüzdende yapay seçilim gibi tanıdık olan konularda yoğunlaştı. Koyunlar ve ineklerden nasıl iyi verim alınması gerektiğini araştırdı ve de güvercinler üzerinde deneyler yaptı.

    Günümüzde yapay seçilimin en önemli örnekleri olarak köpekleri gösterebiliriz. Bu yabanı atın köpeğe dönüşme süreci yaklaşık 10000 yıl önce gerçekleşti. Labrador dan St Bernar’a birçok tür oluştu. Darwin köpekler evrimi üzerini birçok kuram kurdu. Fakat kurduğu bu kuramlar akıllıcaydı ama neredeyse amacına ulaşmasını engelliyecekti. Fakat yinede tezlerin son gelişmeler karşında yıpranmayıp tersine daha da güçleniyor. O her zaman Evrim teorilerinin ilahi olacak.

    Evrim’ in Kanıtları
    Darwin’ in gözlemleri kuşkusuz evrimin dolaylı göstergeleriydi; oysa 19. Yüzyıldan bu yana evrimin doğrudan kanıtı olan birçok olgu gözlenmiştir:
    1.Yapısal Benzerlikler: Karşılaştırmalı anatomi incelemeleri, hayvanlar ve bitkiler aleminde temel yapısal benzerlikler bulunduğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlamışlardır. Bir milyon değişik türü olan tohumlu bitkilerin dörtte biri kök, dallanan gövde, klorofilli yapraklar ve üreme organı olan çiçekler gibi ortak ve temel yapılardan oluşur. Türler arasında ayrıntı farkları olmakla birlikte, bu bitkilerin tümünde yapılar aynı plana göre kurulmuştur ve hepsi kendi besinini fotosentezle üreterek aynı biçimde yaşamını sürdürür. 750 bini aynı böcek türü de, aralarındaki onca farklılaşmaya karşın, üç bölümden oluşan bir gövde, üç çift bacak, iki çift kanat ve ısırıcı ya da emici ağız parçalarıyla aynı yapısal özellikleri taşır.
    2. Embriyon ve gelişme benzerlikleri: Alman embriyoloji bilgini Karl Ernst von Bear’ in, üstünde etiket yapıştırmayı unuttuğu iki embriyon örneğinin kertenkele mi, kuş mu, yada memeli mi olduğunu ayırt edemeyeceğini söylemesi, böylesine değişik türlerin embriyo evresinde iken birbirine çok benzediğinin en açık kanıtıdır. Anatomi ve embriyoloji araştırmaları, evrim süresince yapı ve söylev değişikliğine uğramış organ ve yapıların yüzlerce örneğini ortaya koymuştur. Ayrıca işlevini yitiren organların köreldiği ve atasındaki işlevsel organın bir kalıntısı olarak varlığını sürdürdüğü de bilinen bir olgudur.
    3. Davranış Benzerlikleri: Hayvan davranışlarını inceleyen etolojide, değişik türlerin ortak bir atadan geldiğini gösteren birçok kanıtı ortaya koymuştur. Örneğin arlarında kıtalar gibi büyük farklar bulunan kuş vb. canlıların aynı yöntem ve gereçle yuvalarını yapmaları ancak aynı atadan aldıkları kalıtsal özelliklere dayandırılabilir.
    4. Karşılaştırmalı biyokimya bulguları: canlıların kimyasal özellikleri de, tıpkı yapıları, embriyon gelişmeleri ve davranışları gibi türe özgü değildir. Örneğin pankreastan salgılanan insülin hormonunun yapısındaki 51 aminoasitin dizilişi, bir iki yer değişikliği dışında,akraba memeli türlerin çoğunda aynı kalıba uyar. Sığır, koyun, at ve domuz gibi değişik türlerde insülin molekülünün benzer yapıda olması, bu türlerin ortak bir atadan geldiğinin biyokimyasal kanıtıdır. Değişik türden hayvanların kan serumunda yapılan araştırmalar da, akraba türlerdeki serum tepkimelerinin birbirine çok benzediğini, buna karşılık hayvan arasındaki akrabalık ilişkileri azaldıkça kanlarının kimyasal bileşiminin giderek birbirinden uzaklaştığını gösteren sağlam kanıtlar ortaya koymuştur.
    5. Parazitoloji bulguları: A***** canlıların çoğunun serbest yaşayan bir atadan türediğini, zamanla serbest yaşam ile ilgili organlarının yitirerek başka canlıdan beslenecek biçimde a***** yaşama vardır. Biyologlar birbirinden değişik konakların a*****ları arasındaki yakınlığı, konaklar arasındaki akrabalık ilişkilerinin göstergesi sayarlar.
    6. Biyocoğrafya bulguları: İlk kez bitki ve hayvanların coğrafi dağılımını inceleyen Buffon’ un, Eskidünya ve Yenidünya’ nın flora ve faunası arasındaki önemli farklılıklar olduğunu açıklaması, Darwin’ in Yaradılış inancından evrim düşüncesine geçmesinde etkili olmuştur. Darwin, Cabo Verde adlarında Afrika kıtasındakilerle, Galapagos Adalarında ise Güney Amerika’dakilerle aynı hayvanların bulunması, bu adalardaki türlerin ancak yakın kıtadaki türlerden evrimlenmiş olmasıyla açıklayabilmişti. Gerçekten de her türün sadece bir bölgede evrimlendiği bugün kesin olarak bilinmektedir.
    7. Genetik Bulguları: Bu elimizde evrimle ilgili bulunan en sağlam kanıtlar genetiksel bulgularla elde edilmiştir. Bu çok karışık bir konu ve ayrı bir dal olduğu için pek deyinmeyeceğim. Ama örnek vermek istersek sirke sineğinin bir türünde diziliş ABCDEFGHI şeklinde dizilmişken başka bir türde AEDCBFGHI Biçiminde diziliğini söyleyebiliriz.

    Canlılarda Evrimin İşleyişi ve Tarih Çizelgesi
    Daha önceden de dediğim gibi tüm canlı ve cansız varlık kainat başladığı günden itibaren çeşitli kademelerde değişik boyutlarda evrim geçirmişlerdir. Fakat bu noktada evrimin doğrusal bir mantık sin silesi içinde bulunmadığını belirtmeliyim. Evrim akışının doğal seleksiyon yolu ile olduğu için çeşitli zamanlarda durmuş, çeşitli zamanlarda ise yüksek bir hızla birkaç on bin yıl içersinde de yeni türlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. İklimler bu süreci çok değişik şekillerde etkilemiştir. Dünya bu güne kadar yedi buzul çağı geçirmiştir. Bazı bilim adamlarına göre homo sapiens türünün yok olmasından sonra evrim hızı defalarca kat hızlanacaktır. İnsan bu süreci yavaşlatmaktadır. Bir başka teze göre ise çeşitli evrimler geçirmiş olan insanın beyni yaşam enerjisinin %20 sini tükettiği için bundan sonraki süreçte gelişim ters yönü olacağı belirtiliyor.

    İnsanlarda Evrim
    Fosil kayıtları, hominid adı verilen dik yürüyen, büyük beyinli yaratıkların insansı maymun benzeri atalarından nasıl evrimleştiğine ilişkin açık bir fikir vermektedir. Ara aşamalara ait birçok kafatası ve neredeyse eksiksiz iskeletler bulunmuştur. Bunlar yürümenin ilk aşama olduğunu ve beynin bu aşamadan sonra yavaş yavaş büyüdüğünü gösterir. Moleküler kayıtlar hominidlerle insansı maymunların yaklaşık 5 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldığını gösteriyor. Ne yazık ki, bu canlıların evrimleştiği yer olan Afrika’da, bu döneme ait çok az fosilli kaya parçası vardır. Bulunan en eski hominid fosili 3,5 milyon yıl öncesine aittir. Bu Hominidler çoktan dik yürümeye başlamışlardı. Fiziksel bakımdan modern insana ait fosiller 30.000 yıl öncesinden kalmadır.

    Homo erectus’un ( Bu insanlara neandertal de denmektedir. ) kafa fosili, insan beyninin 2,5 milyon yıl öncesinden başlayarak yavaş yavaş büyüdüğünü gösterir. Bu arada, kaş kemeri, surat ve çene daha az çıkık hale gelmiştir. Zekanın gelişmesi ile daha iyi aletler yapma becerisi arasında doğru bir orantı olduğu anlaşılmaktadır. 2,5 milyon yıl önce Afrika’da yapılmış ilk taş aletler, el arabasından daha basitti. Modern insanın sahip olduğu zeka ve yaratıcı güç, vahşi doğada hayatta kalma becerisinden çok ileri gider. Müzik ve matematiğin doğal seçilimle açıklanması zordur. Aslına bakılırsa, bazı davranışlar iyi yada kötü, doğal seçilime zıttır.

    Burda bulunuyor.
  5. öğrenci kız

    öğrenci kız Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2010
    Mesajlar:
    172
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    Adaptasyon ; 1- Bukalemunun bulunduğu ortama ve duruma göre renk değiştirmesi.
    2- Kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması.
    3- Karanlık ortamda kalan yarasanın sese karşı duyarlı olması. (Gözlerini az kullandığı için iyi görememesi).
    4- Kaplanın ve aslanın keskin dişlerinin ve pençelerinin olması.
    5- Ördek ve kazların suda yüzebilmek için ayak parmaklarının arasında perde bulunması.
    6- Kartal, şahin ve atmaca gibi yırtıcı kuşların gaga ve pençe yapılarının avlarını yakalayacak ve parçalayacak şekilde olması.
    7- Kurbağaların nemli derilerinin olması ve ayak parmaklarının arasında perdelerinin bulunması.
    8- Yunusların vücutlarında yağ depo edebilmeleri. VB.

    Doğal seçilim
    ; Yırtıcı hayvanlardan kaçarken hızlı koşan geyiklerin hayatta kalması dağol seçilime örnektir ;)
    Varyasyon ;
    İnsanda varyosyon örnekleri:
    - Saç rengi
    - Göz rengi
    - Boy uzunluğu
    - Vücut ağırlığı
    - Kan basıncı
    - Kırmızı yeşil renk körlülüğü
    - Bitişik kulak memesi
    – Madde bağımlılığa eğimlilik

    BİR TEŞEKKÜR YETER..
    Ajankedi bunu beğendi.
  6. merve 8/b

    merve 8/b Üye

    Katılım:
    16 Ekim 2011
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar benim fenden ödevim var varyasyon nedir acil cevap verin??
  7. Moderatör Uğur

    Moderatör Uğur Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2010
    Mesajlar:
    329
    Beğenileri:
    494
    Ödül Puanları:
    64
    Aynı türdeki canlılar arasında mutasyon yada çevresel etkiler sonucunda oluşan farklılıklara varyasyon adı verilir.

    İnsanda varyosyon örnekleri:

    - Saç rengi

    - Göz rengi

    - Boy uzunluğu

    - Vücut ağırlığı

    - Kan basıncı

    - Kırmızı yeşil renk körlülüğü

    - Bitişik kulak memesi

    – Madde bağımlılığa eğimlilik
    crasday bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş