Dostluk

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Berkay VARANGEL tarafından paylaşıldı.

  1. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29

    Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
    “Nereden çıktın bu vakitte”dememeli,
    Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
    “Gözünün dilini”bilmeli;
    Dinlemeli sormadan,söylemeden anlamalı…
    Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
    Köklenmeli hayatında;
    Sen,her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
    İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli.
    Kovuklarına saklanabilmelisin.
    Kucaklamalı seni güvenli kolları.
    Dalları bitkin başına omuz,
    Yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
    En mahrem sırlarını verebilmeli,
    En derin yaralarını açıp gösterebilmelisin;
    Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
    Onca dalkavuk arasında bir tek o,
    Sözünü eğip bükmeden söylemeli,
    Yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
    Alkışlandığında değil sadece,
    Asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
    Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli
    Ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
    Övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin,
    “Hak ettim” diyebilmelisin.
    Teklifsiz kefili olmalı hatalarının;
    Günahlarının yegane şahidi…
    Seni senden iyi bilen,sana senden çok çok güvenen bir sırdaş…
    Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
    Ve sen ağladığında,onun gözünden gelmeli yaş…

    CAN DÜNDAR
  2. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    AÇ GÖZLERİNİ
    En sevdigin elbiseni giydim
    Bu gece kokunu sürdüm
    Solgun yüzünü oksadim
    Sessizce saçlarindan öptüm
    Yazdigin mektuplari okudum
    Kana kana su içer gibi
    Plaklarini çaldim ah!
    En çok o sarkida özledim seni.



    Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum
    gece yarisi
    Sehir uykuya daldi, baktim disariya
    katran karasi
    Rüzgar telasla kokunu getirdi bana
    aldim koynuma
    Buseni hafizamdan koparip
    ilistirdim dudaklarima
    Üsüdüm karanlikta
    Tenine dokundum hissetsin diye
    Aç gözlerini



    Erguvanlarina su verdim
    Içerken benimle konustular
    Yastigini oksadim, kokladim
    Anilar uçustular
    Solugun saçlarimi yaladi sanki yine
    bir meltem gibi
    Teninin kokusu karisti kokuma
    Yakistilar



    Boguldum karanlikta
    Yani basimdasin benden çok
    uzaklarda
    Ellerimi tut dokun bana
    Aç gözlerini.



    Attim kendimi caddelere
    Yesil ceketin sardi beni
    Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz
    Tuttum ellerini.


    CAN DÜNDAR
  3. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    YALANCI BAHAR

    Yalancı bahar Kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize… Kaçına’Nihayet’
    hasretle kucak açtık ve kaçında yanıldık…
    Kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz söndü. Yine de uslanmadık.
    Yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara…
    Yine yanıldık.
    Peşinden bastıran tipiyle ayıldık.
    Ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir tomurcuk gibi susamıştık ilkyaza…
    Kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp,
    ormanda yayılan kekik kokularıyla sarhoş olmayalı…
    Tahmin ediyorduk, üzerimize katran rengi bir
    kafes gibi çöken bulutların ardında güneşin gülümsediğini…
    Daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumuzun
    pencerelerini…


    Bahar öyle kolay gelmezdi aslında; biliyorduk; yanlış
    baharlarda az mı ayaz yemiştik.
    Kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden…
    Bahar, ilan ı aşk mevsimiydi, astık aşklarımızı ilan
    panolarına, sevdalar yasakken daha…
    Bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konuşurken hâlâ…
    Söyledik, ancak yazın söylenecekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken…
    cemreler düşmemişken ilkyazın koynuna…
    Yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da…
    Güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların…İyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk ‘İşte bahar’ derken, ardından gelecek ayazı…
    Yalan bu çıkma demişti temkinliler, tedbirliler, ‘çıkarken üstüne kalın bir şey al’anlar,
    ‘başına bir iş gelmesin’den ürkenler…
    Ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu.
    Aşk, ilan panosuna asılmayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi…
    ‘Erken mi geç mi’ hesabına gelmezdi ikisi de… Peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli,
    müjdelenmeliydiler.
    Güneşi görür görmez seranada ve barış türkülerine başladık. Vakti gelmeden açıldık,
    geç kalmadan davranma telaşında…
    Erkenmiş.
    Kursağımızda kaldı bahar sevinçleri…
    Erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük.
    Yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza…Ama itirafçı olsak da pişman olmadık.
    Az da olsa ısındık hiç olmazsa… Vakitsiz de olsa söyledik, söylenmesi gerekeni…
    Bahar yalan mıymış gerçek mi dinlemedik. Güneşin ilk dokunuşuyla haber verelim dedik,
    ardından gelecek müjdeyi…
    Aşk için erkendi belki, barış henüz uzak…
    ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda…
    Hep bildik ki, habercisidir yalancı bahar, sahicisinin…
    Bazen vaat, hediyeden de kıymetlidir.
    Kesilmeyi göze alıp erken ötmek yeğdir çoğu zaman, susup doğru zamanı kollamaktan…
    Sonunda olan yalana kananlara olur, onlar müjdeledikleri şeyi göremeden giderler.
    Lakin çoğu buna gönüllüdür.
    Güneşe en erken onlar dokunmuşlardır, elbet en erken yanan onlar olacaktır.
    Belki ‘İkinci Bahar’ı yaşayanlar bilir kıymetlerini…

    CAN DÜNDAR
  4. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    ZORDUR KÖPRÜLERİ YAKMAK

    Zordur köprüleri yakmak…
    Siradan sabahlarin mahmurluguna alismislar için,
    bir safak vakti aniden geçmisinden ve bugününden vazgeçmek,
    ve içinde her nasilsa saklamayi basarmis bir yarin heyecaninin kanadina
    tutunarak havalanmak cesaret ister.
    Kurulu düzen öylesine rahat, öylesine huzur doludur ki,
    ruhuna gömülü çocugu, yillarca kininda beklemis keskin bir kiliç gibi
    uyandirip dort nala ilerlemek, yaman bir karara dönüsür.
    Zordur insanin onca zaman bunca emekle kurdugu ne varsa hiçe sayip, maglup
    ama magrur bir komutan edasiyla yeni seferlere niyetlenmesi…
    Bugüne yenik düsenler, yarini sadece hos bir hayal olarak düsleyip, dünde
    yasarlar.
    Bedel ödemeyi göze alanlar ise, yelkenleri atlastan gemilerle, arkalarinda
    külden köprüler birakarak, meçhul bir istikbale dogru dümen kirarlar….
    Yikilan sirat köprüsüdür….
    Geçer ve orada kalirsiniz:
    cennetse cennet, cehennemse cehennem…
    Dönüsü yoktur….

    CAN DÜNDAR
  5. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    Unutma su hayattır.
    Hayatta Yaşam...
    Yaşam kardeşlik,
    Kardeşlik arkadaşlık,
    Arkadaşlık dostluk,
    Dostlukta paylaşmaktır...
    ______________________

    Dostlar ırmak gibidir
    Kiminin suyu az, kiminin çok.
    Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
    Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya...
    _______________________

    Dost; bazen minik bir kuş
    Bazen saksıda bir çiçek
    Bazende ;var olmayan sevgidir.
    Ama gerçek dost ;
    Seni senden çok sevendir...

    ***
    Bunlarda benden... :)
  6. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    Güzelmiş . Ellerine sağlık :)
  7. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim...:) sağolasın senin şiirlerde güzelmiş...:) emeğine sağlık...:D

Sayfayı Paylaş