ece ayhan şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Moderatör Gül tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0

    AÇIK ATLAS
    Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran
    Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya
    Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi
    Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti

    Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte
    Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını
    Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru
    Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?

    En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne
    İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar
    Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas
    Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz

    Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş
    İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
    Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
    Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

    Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama

    Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların
    Bir cenaze töreninde daha ölümlü karşılamaya götürüleceğiz

    Efendiler! Eşekler susabilirler
    Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?


    AKDENİZ PENCERELERİ
    Açın pencereleri açın
    akdeniz'de sabah oluyor
    küçük harfli musa
    hep böyle gökyüzünde

    Kıvanç duyuyorum bu akçalı güneşten
    çürümüş bankalar borsalar
    birazdan açılacak yeryüzüne
    ayaklarımız altında kezlerce deniz çayımızı içerken

    On beş kuruş uzattı seninki
    on beş kuruş bir gazete
    aydınlık yüzlü bir kadn bize sesleniyor
    birdendire

    Akdeniz akdeniz'de çay içerken yaratılıyor
    şu bizim dev dudaklı
    ve küçük harfli musa için
    açın pencereleri açın.


    Red bunu beğendi.
  2. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    ANAHTARLAR
    Çünkü kapıları
    götürüyorlar (öyle yanlış ki)
    Cam kırıkları üzerinde
    Gülüyor ve
    Gülen artık çingene değildir
    Değil mi değil
    Bilmem şu uzakta odaların
    Pancurlarını açmışlar
    Açmışlar mı açmışlar
    Denize karşı
    (deniz yoktur ya)
    İçerdekiler içerlerde
    Dışardakiler dışarlarda kalmışlar
    Kalmışlar mı kalmışlar
    Anahtarları çalan bir çingenedir
    Bir çingene mi bir çingene bire



    APAŞ PAŞA ŞAPA OTURDU
    Merhaba diyoruz ölü teyzelerimize çocuklar
    merhaba diyorlar o şiirlerimizin eşikleri

    Mum tacirlerinin kızları ne temiz porselen
    yüz çiçeğe yüz ay çıkarırmış bu tabaklar

    Yüzüklerinde altın parmaklar takılıymış ve
    çarşılar grevsiz **** olurmuş yalnızlık işte.



    BENARESİN **ÜNMÜŞ KADINLARI
    Sanskrite çekilmiş atlar gibi geceleri
    o geceleri soyutlanmış uykular
    ağdı durdu parmaklarından estamplara

    Şarkıları ****ndiler sokaklarında
    ve çarşambaları ırmakta
    boğulup gittiler hep
    çamaşırların üstünde uzanan bulutlar

    Şimdi benares'in
    en eski ******ları gibi bayramlarda
    birdenbire sanskrit ölümlere çarpıp
    şarkılara şarkılara düşen kadınlar var şarkılarında
  3. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    BİR ELİŞİ TANRISI İÇİN AĞIT
    Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğunu
    nasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun

    Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır
    bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını ******lar eksiliyor

    Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok
    şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak

    Kantocu peruz sahiden yaşadı mı patron?



    ÇAPALI KARŞI
    Kollarında eski balık dövmeleri
    teodor kasap perhiz ahali içmez
    ey türkçe rakı çıkmıştır kapalı
    ve geniş muhlis sabahattin'den
    ayşe opereti ne güzel bir hiç

    Üç yıllar var ki minyatürlere mahkum
    teodor'un o eski balık dövmeleri
    ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
    ve korkunç taş gülmekler muhlis'te
    gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
    çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
    atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

    İşte o biçim gecelerde kucaklamış
    getirir enflasyon arkadaşlarını
    kova abdülhamit akşam gazeteleri
    dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç



    DENİZİN ALTINDAKİ BANDOLARİşte ölüm şu derin taçlı şiirdir bak
    Duman adamları maskeli katanalarıyla geçiyor
    Çalan bir bandonun eşliğinde
    Şimdiye dek ölünmeyen kentimizin üzerinden
    Hiç değilse sokaklarında

    - Sayın padişahım muhbir
    Denizin altındaki bandolar da çalıyor muydu?

    Parmak çocuk sorusu karşılığını da içinde taşır

    - Ama şurasını unutuyorsun hep
    Boğuldukları zamanki yaşlarıyladır çalgıcılar

    Herhalde böyle bir şiire başlayan onu bütünler
    .​
  4. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    FAYTON
    O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
    incecik melankolisiymiş yalnızlığının
    intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
    caddelerinden ölümler aşkı pera'nın

    Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam
    çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş
    tüllere sarılmış mor bir karadağ tabancasıyla
    zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekânda

    Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem
    intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte
    cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın



    GÖKYÜZÜNDE BİR CENAZE TÖRENİ
    Düşmemiş Hezarfen Efendi'yle karşılaşır mı acaba?

    Bir bakmışım baloncusu uçmuş kan mavisi balonlar
    Kuşların vurulduğu mevsim Üsküdar iskele alanında

    Bir bakmışım gökyüzünde gömülmez bir cenaze töreni
    Ve aşağıda, yıkanmış balonlar demetinin başında

    Kurşun ayaklı bir parmak çocuk, kırılır ağlamaz
    **ümü ustaca oyalayan babam öldürülmüş ben satarım

    Kopmuş bir kocakarının da eteklerinde azat kuşları
    Oğlum öldürülmüş ben satarım Üsküdar iskele alanında



    KAPALI ÇARŞI
    Kollarında eski balık dövmeleri
    teodor kasap perhiz ahali içmez
    ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
    ve geniş muhlis sabahattin'den
    ayşe opereti ne güzel bir hiç

    Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm
    teodor'un o eski balık dövmeleri
    ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
    ve korkunç taş gülmekler muhlis'te
    gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
    çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
    atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

    İşte o biçim gecelerde kucaklamış
    getirir enflasyon arkadaşlarını
    kova abdülhamit akşam gazeteleri
    dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.
  5. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    KINAR HANIMIN DENİZLERİ
    Bir çakıl taşları gülümseyişi ağlarmış karafaki rakısıyla
    şimdi dipsiz kuyulara su olan kınar hanım'dan
    düz saçlarıyla ne yapsın şehzadebaşı tiyatrolarında şapkalarını
    tüketemezmiş hiç

    İşte kel hasan bu kel hasan karanlığı süpürürmüş
    ters yakılmış güldürmemek için serkldoryan sigaralarıyla
    işte masallara da girermiş bir polis o zamanlardan beri sürme
    kirpiklerini aralayarak insanları çocukların

    Ve içinde birikmiş ut çalan kadın elleri olurmuş hep
    gibi bir üzünç sökün edermiş akşamları ağlarken kuyulara kınar
    hanım'ın denizlerinden.



    KUDÜS FARELERİ
    Dördüncü konuşmamızda
    (ben neredeyim?)
    isa'dan önce bu kentte
    bir karınca taciri

    Günahkar bir hayalet için
    (biraz ölüm)
    uyluk kemiğiyle acı çekecek
    saraylarında

    Beşinci konuşmamızda
    (anlatmak diye bir şey yoktur burada)
    arsenik götüren bir uşak
    efendisine

    Vebalı gecelerden
    (makasla kesilmiş sarı bir ay)
    kurtulacaklarına
    inanırlardı

    Biz vaktinde ölmüş olduğumuz için
    (satranç taşları gibi)
    kireçlerden korkmuyorduk
    bir de kudüs fareleri
    bir de kudüs fareleri

    Bir öyle fareler
    bir öyle fareler



    MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI
    Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
    Bir teneffüs daha yaşasaydı,
    Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
    Devlet dersinde öldürülmüştür.

    Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
    - Maveraünnehir nereye dökülür?
    En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
    - Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

    Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
    Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
    Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

    O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
    Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:
    Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

    Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
    Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
    Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır
    Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar
  6. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    MEKTUP NADAJLIDIR DOM !
    1. Diyorlar, korkutarak karaşın kıldığımız sarı
    'Dağlar gibi gençler âlemde perişan oldular'

    2. Giyinmiştir bir mitrak, baba, bir göl ve kıyamet

    3. Bir sultan daha yere oturur, biz oturtuyoruz
    Kadife istemezmiş, taht istemez saf bir ipek

    4. Anladık ki yüreklilik belirli bir sillenin rengi
    Külbastısız sayfaları karıştırırken serüven

    5. Nadaj'ın alınmayışını dört yüzyıl sonra İskele'de
    duyduk; 'Sen insanoğlunu öperek mi ele verirsin? 'i de

    6. Biz bir şairi şiir yazsın için ölümle korkuturuz dom!




    MISRAYİM
    Kaçtığı bilinmeyen bir ülkesinde cinler padişahının, bir
    yeniyetme. Değiştirmiştir adını, saçlarını kazıtmıştır. Soğuk bir
    tabanca yastığının altında, uyuyabilir ancak. Bir yelek giymiştir
    dimi; kuşbilime çalışır, omuzunda simruğ kuşu, eskiden
    ötermiş.

    Bir tehlikeye yaslanmıştır; uçurtma uçurur, yüzlüğü düşmüş.
    Yakalanır ming izleyicilere, bileği incecik. Bir kılıçla keserler
    kirpiklerini uzun. Kırarlar eklemlerini, pantolonunu sıyırıp gümüş
    bir şamdana oturturlar, ziftle boğarlar teknede, damgalarlar.

    Uçsuz bucaksız kucağındadır barbar anasının, bir yeniyetme.
    Büyük bir alınla karşılar ölümü de, alkışlayarak karşılar; unutbeni
    mavisinden bir yelkenliye binmiştir. Hamsin yelleri eser
    Mısrâyim'den, kırk gün. Saçlarını uzatmıştır, yalnızlığı sever.
  7. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    MOR KÜLHANİ
    1 Şiirimiz karadır abiler

    Kendi kendine çalan bir davul zurna
    Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
    Taşınır mal helalarında kara kamunun
    Şeye dar pantolonlu kostak ****kanlıların şiiridir

    Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

    2. Şiirimiz her işi yapar abiler

    Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
    Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
    Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
    Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

    Dirim kısa ölüm uzundur cehennemde herhal abiler

    3. Şiirimiz gül kurutur abiler

    Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
    Taşınmaz kum taşır manavlarla Karabiga'ya kaçan
    Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
    Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

    Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler.

    4. Şiirimiz erkek emzirir abiler

    İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
    Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
    Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
    Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir.

    Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

    5. Şiirimiz mor külhanidir abiler

    Topağacından apartmanlarda odası bulunamaz
    Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
    Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
    Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

    Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

    6. Şiirimiz kentten içeridir abiler

    Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
    Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

    Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler




    ORTA İKİDEN AYRILAN ÇOCUKLAR İÇİN ŞİİRLER
    Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler
    arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar.
    Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce
    ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine
    ****kanlı kostaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır.

    Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
    dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın"dan.
    Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
    bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
    burunları çekmek üzre, ince çağrışımlıdır.

    Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
    askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler?
    süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.
  8. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    SADRAZAM ALAYI
    1. Bir sadrazam ölmüş; faytonu yokuş aşağı Sirkeci’ye götürülüyor eller üzerinde. Kara bir gemiyle Eyüp Sultan’a gömülecektir.
    2. Yerine atanan bir istimbot da rıhtıma yanaşmış sarı şeritli ak. Yukarı hükümete iktidara çıkıyor.
    3. İki alay karşılaşır yol ortasında. Bir gelgit. Ağır ve sert bakarlar birbirlerine durmak eylemi



    SONRALARI SANSKİRİTÇE
    Sanskritçeye çekilmiş atlar gibi geceleri
    o geceleri soyutlanmış uykular ağıyor parmaklarından

    Ve ıtır çiçekleri tükenirlerdi çivit rengi sokaklarında
    şarkıları ****nirler çarşambaları ırmakta boğulurlardı

    Sonraları benares'in tüm eski ******ları gibi bayramlarda
    sanskritçe ölümlere çarpıp şarkılara şarkılara düşerlerdi.




    ŞİİRİN DENİZ KIYISINDAKİ SESİ
    Denize atılmış şiirdir bence
    Yurtsayan, yurdu bilinmeyen bir yıldız

    Şiirin deniz kıyısındaki sesine bırakılmış ölümdür
    yanacak sarayların kestiği bir, yarım ay
  9. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    USTA İŞİ
    Kollarında eski balık dövmeleri
    teodor kasap perhiz ahali içmez
    ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
    ve geniş muhlis sabahattin'den
    ayşe opereti ne güzel bir hiç

    Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm
    teodor'un o eski balık dövmeleri
    ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
    ve korkunç taş gülmekler muhlis'te
    gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
    çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
    atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

    İşte o biçim gecelerde kucaklamış
    getirir enflasyon arkadaşlarını
    kova abdülhamit akşam gazeteleri
    dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.



    UT..
    Üner Birkan'a

    Rakı içilir mi hiç çiçeksiz
    çiçeksiz ölürüm dükkanları
    hem kim olsa ölür ispatinin ebesi
    zulmü ilan edilmiş sokağa çıkar
    yalnızlığının ut sesi bir fonograf
    tanzimat fermanında unutulmuş hacivat
    gelip kahkahalar tarafından iğne ister

    Yalnız belki çocuklar için atlı
    gülen tramvayı ölümün cumhuriyete
    enflasyonu sekiz memeli bir zenne
    o çirkinim tasviri efkar bir zindan
    vakitlere açıktır kepengi aşkı memnu
    ölü teyzesine yazlığa giden kim çocuk
    pire kasketini deve kimler giyer acaba
    zehir dükkanları çiçek çiçekçi pera'da

    Benim ut teyzem de öldü galiba hacivat
    şimdi şu rakıdan ne diye vergi alırlar sanki





    VİŞNEÇÜRÜĞÜ ŞİİRLER
    1. Kapkaragümrüklü ölçüsüz ayaksız Ali çocuklar
    Asılmak bilirsiniz kesin tehlikeli ve yasaktır
    Edirnekapı - Bahçekapı sarı kamu tramvaylarına

    Haramiler Durağı'ndan Beyoğlanları öne alır
    Ve ****p geçer yedi kenti saatlerin en köründe
    Halk kipiyle voyvooo! **üm! - **üm! tramvayları
    Ardınca siz vişneçürüğü şiirlerimi bırakmıştır

    2. Duyduk duymadık demeyin ha altıparmak çocuklar
    Tam da kalfalığa giderken lekelenir çıraklar
    Uyurlarken dahi o parmaklarındadır yüksükleri
    Parça başı dikişler çıkabilir diye düşlerde

    Kim bilir kaç şiirdir kamburu göğsünde bir çocuk
    Bir silkinecek ve bütün askeri okullara girecek
    Karartma benizli bir roman çocuğu arkadaşı da
    Demirkapı dolaylarında asker - sivil terzisi olur

    3. Ali Korna kağıdına basılmış parlak çocuklar ise
    İstanbul padişahlarına çıkartırlar beş numara - iyi mi?
  10. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    VİŞNEÇÜRÜĞÜ ŞİİRLER
    1. Kapkaragümrüklü ölçüsüz ayaksız Ali çocuklar
    Asılmak bilirsiniz kesin tehlikeli ve yasaktır
    Edirnekapı - Bahçekapı sarı kamu tramvaylarına

    Haramiler Durağı'ndan Beyoğlanları öne alır
    Ve ****p geçer yedi kenti saatlerin en köründe
    Halk kipiyle voyvooo! **üm! - **üm! tramvayları
    Ardınca siz vişneçürüğü şiirlerimi bırakmıştır

    2. Duyduk duymadık demeyin ha altıparmak çocuklar
    Tam da kalfalığa giderken lekelenir çıraklar
    Uyurlarken dahi o parmaklarındadır yüksükleri
    Parça başı dikişler çıkabilir diye düşlerde

    Kim bilir kaç şiirdir kamburu göğsünde bir çocuk
    Bir silkinecek ve bütün askeri okullara girecek
    Karartma benizli bir roman çocuğu arkadaşı da
    Demirkapı dolaylarında asker - sivil terzisi olur

    3. Ali Korna kağıdına basılmış parlak çocuklar ise
    İstanbul padişahlarına çıkartırlar beş numara - iyi mi?​




    ÜÇ GENCİN KALBİ
    Bir gemici tanırım
    Kalbini bir limanda bırakmış
    Ya kaybolursa?
    Ağlar çocukluğundaki gibi
    Kalbini almaya gidecek hâlâ

    Bir oğlan tanırım
    Derin yeşil gözlü
    Gönlü güney denizlerinin dibi
    Kalbi ise yerinde
    Birine vermeye gidecek
    Bir gemi arar durur
    Bulutlardan.

    Bir şair tanırım
    Onunki içler acısı
    Kalbini asla vermemiş
    Çalmışlar
    Kalbi eski bir efsanede saklı.

Sayfayı Paylaş