EDEBİ SANATLAR (SÖZ SANATLARI) - 2

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    1. TEŞBİH (BENZETME): Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçsüz durumda olanı daha üstün olana benzetmektir. Dört ögesi vardır. (Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı).
    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
    Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
    Askerlerimiz aslan gibi kuvvetlidir.
    A) TEŞBİH-İ BELİĞ (GÜZEL BENZETME): Sadece benzeyen ve benzetilen ögelerle yapılan benzetmedir. Benzetme yönü ve benzetme edatı kullanılmaz.
    Gürz ayaklı
    Kalkan elli
    Sancaktar olduğu
    Sancak tutuşundan belli
    F.H.Dağlarca
    · Divan edebiyatındaki mazmunların çoğu teşbih-i beliği sanatına örnektir.
    Servi boy, elma yanak, gonca ağız, kiraz dudak..........
    B) YAYGIN BENZETME: Benzeyenle benzetilen arasındaki birden çok özelliklerin sıralnmasıyla yapılan benzetmedir.
    Aşağıdaki örnekte “vatan” bir çınara benzetilmiştir.
    ÇINAR
    Hani bir gün seninle Topkapı’dan
    Geliyorduk; yol üstü bir meydan
    Bir çınar gördük; Enli, boylu, vakur
    Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrur
    Koca bir gövde, belki altı asır
    Belki ondan da fazla dalgın, ağır
    Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş;
    Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş,
    Tevfik Fikret
    2) İSTİARE (EĞRETİLEME): Benzetme sanatının temel ögelerinden benzeyen ve benzetilenden sadece birinin kullanılmasıyla yapılan benzetmeye denir. Diğer bir deyişle, bir şeyi kendi adının dışında türlü yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anma sanatıdır. Bu bakımdan istiare hem bir benzetme hem de mecaz sanatıdır.
    A) AÇIK İSTİARE: Benzetme öğelerinden yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir.
    “Aslanlarımız düşmanı denize döktüler”
    “Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.
    Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor”.
    Yukarıdaki örneklerde altı çizili sözcüklerde, askerlerimizle, “aslan” ve “güneş” arasında birer benzetme yapılmıştır. Burada benzeyen (benzetme bakımından zayıf olan öge, yani askerler) söylenmemiş, kendisine benzetilen (benzetme bakımından güçlü olan öge, yani aslan ve güneş) söylendiğine göre bu benzetmeler “açık istiare”dir.
    B) KAPALI İSTİARE: Benzetme ögelerinden sadece benzeyenin bulunduğu (kendisine benzetilenin bulunmadığı) benzetme sanatına “kapalı istiare” denir.
    “Askerlerimiz, kükreyerek düşmana saldırdı”.
    Yukarıdaki örnekte askerler, aslana benzetilmiştir. Güçlü olan öge yani aslan (benzetilen)söylenmemiş, sadece benzeyen söylenmiş olduğundan bu benzetme bir “kapalı istiare”dir. (Kişileştirme sanatının bulunduğu her dizede kapalı istiare de vardır).
    Kıyı takmış yaprağını gülünü
    Mahzun hudutların ötesinde akan sular
    Boynu bükük adalar, tanıyor sanki bizi.
    C) YAYGIN İSTİARE: Benzetmenin temel ögelerinden yalnız biriyle, çok sayıda benzerlikleri sıralayarak yapılan istiaredir. Örneğin Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” adlı şiirinde “ruh” söylenmemiş (benzeyen), Benzetilen yani “gemi” söylenmiştir.
    3) MECAZ: Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatıdır.
    Aşkın aldı benden beni
    Bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü
    Bana seni gerek seni
    Yunus Emre
    Yukarıdaki dörtlükte “yanmak”, aşağıdaki dörtlükte de “deynek” sözcüğü mecaz sanatına örnektir.
    Anavarza at oynağı
    Kana bulanmış gömleği
    Kıyman a zalimler kıyman
    Kör karının bir deyneği
    4) MECAZ-I MÜRSEL (MÜRSEL MECAZ): Bir sözün benzetme amacı gütmeden gerçek anlamının dışında başka bir sözün ya da kavramın yerine kullanılmasıdır. Kavramlar arasında benzetmenin dışında, gerçek veya mecazlı anlamlar arasında parça-bütün, özel-genel, neden-sonuç.....gibi ilgiler bulunur.
    Anadolu, hepimize hınç ve şüpheyle bakıyor.(Anadolu’da yaşayanlar)
    Çankaya, bu gelişmelere sessiz kalamazdı.(Cumhurbaşkanlığı makamı)
    Çatma, kurban olayım çehreni ay nazlı hilâl. (Türk bayrağı)
    Sobayı yaktınız mı?(Odun/kömür)
    O, ülkemizin en güçlü raketlerinden biridir. Tenis oyuncusu)
    Siz, hiç Yaşar Kemal’i okudunuz mu? (eserleri)
    Son günlerde Vivaldi dinliyorum. (eserleri)
    Gökten bereket yağıyor.(yağmur)
    5) KİNAYE: Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanma sanatıdır.
    Ey benim sarı tanburam Ben toprak oldum yoluna
    Sen ne için inilersin Sen aşırı gözetirsin
    İçim oyuk derdim büyük Şu karşıma göğüs geren
    Ben onun’çün inilerim Taş bağırlı dağlar mısın?
    Yukarıdaki dörtlüklerde altı çizili sözcükler hem gerçek hem de mecaz anlamlarını düşündürecek şekilde kullanılmıştır.
    6) TEVRİYE: İki ya da daha çok anlamı olan bir sözün yakın ve uzak anlamlarını birlikte kastetme sanatıdır.
    Bana Tahir Efendi kelp demiş
    İltifatı bu sözde zâhirdir.
    Mâliki mezhebim benim zirâ
    İtikadımca kelp tâhirdir.
    Tahir: 1) Özel isim;2) Temiz
    Kelp: Köpek
    7) TARİZ: Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektir. Genelliklebir kişiyi ya da durumu iğnelemek, alaya almak için yapılır.
    Bir yetim görünce döktür dişini
    Bozmaya çabala halkın işini
    Günde yüz adamın vur kır dişini
    Bir yaralı sarmak için yeltenme
    Huzuri
    8) TEŞHİS VE İNTAK (KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA): İnsana özgü niteliklerin başka varlıklara aktarılmasına, onlara kişilik kazandırılmasına “teşhis”; onların konuşturulmasına da “intak” denir. İntak sanatının bulunduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.
    Ladyblood bunu beğendi.
  2. fastwalk1903

    fastwalk1903 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Ellerine Sağlık Bende Böyle Birşey Arıyordum.İlaç Gibi Oldun...

Sayfayı Paylaş