Edebiyat Fırat yayıncılık 159-161 cevapları

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde Junq tarafından paylaşıldı.

  1. Junq

    Junq Üye

    Katılım:
    25 Aralık 2012
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    2

    Edebiyat Fırat yayıncılık 159-161 cevapları elinde olan varsa paylaşabilirmi ?
  2. enveravseren

    enveravseren Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2013
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    B. Âşık Tarzı Halk Şiiri (koşma, semai)
    sayfa 158

    HAZIRLIK

    1.

    KOŞMA: Âşıkların en çok kullandıkları nazım biçimidir.
    Aşk, sevgi, doğa güzellikleri, türlü acılar, ölüm, insanlık sevgisi, yiğitlik gibi konuların işlendikleri şiirlerdir.
    Bu türün İslamiyet Öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “koşuk” Divan edebiyatındaki karşılığı ise “gazel”dir.
    Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı genellikle 3-5 arasındadır.
    11 hece ölçüsüyle genellikle 6+5 duraklı şeklinde söylenir.
    Kafiye düzeni abab, cccb, dddb, eeeb… şeklindedir.
    Son dörtlükte şairin adı geçer.

    Koşma Türleri:

    1- Güzelleme: Doğa güzelliklerini sevgiyle içe içe işleyen lirik şiirlerdir. Kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için söylenen koşmadır. Bu türün en başarılı örneklerini “Karacaoğlan“ vermiştir.

    2- Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık, vuruşma konularını işleyen ve bu kavramları öven, koşma nazım şekliyle söylenen şiirlerdir. Bu tür şiirler, tür olarak epik şiir gurubunda yer alır. Köroğlu ve Dadaloğlu bu türün en önemli temsilcileridir.

    3- Taşlama: Toplumdaki bozuk yönleri, kişilerin eksikliklerini, zaafları eleştirmek için söylen koşmalardır. Bu şiirlerde şair son derece acımasızdır. Aksak ve eksik yönler açıkça eleştirilir. Seyrani ve Bayburtlu Zihni bu türün en başarılı sanatçılarıdır. Konu bakımından taşlamanın Divan Edebiyatındaki karşılığı hicviyedir. Bu tür şiirler satirik şiir grubuna girer.

    4.Ağıt: Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır. Ağıta İslamiyet öncesi Türk edebiyatında “sagu” divan edebiyatında ise “mersiye” adı verilir. Anonim halk edebiyatında ağıtların kim söylediği belli değilken halk edebiyatında kimin söylediği bellidir.

    SEMAİ

    Aşk, doğa, doğa güzellikleri, ayrılık acıları, özlem, ölüm gibi konularının işlendiği şiirlerdir. 8’li hece ölçüsüyle söylenir.
    Uyak düzeni koşma gibidir.( abab, cccb, dddb…)
    Dörtlük sayısı en az 3 en çok 5-6 ‘dır.
    Kendine özgü bir ezgisi vardır.
    Koşmadan ayrı yönü ezgisi ve ölçüsüdür.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah vermiştir.

    VARSAĞI:

    Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkmenlerine ait halk şairleri tarafından söylenen şiirlerdir.
    Kendine özgü bir ezgiyle söylenir.
    “Bre, behey, hey” gibi ünlemlere yer verilir.
    8′li hece ölçüsü ile söylenir.
    Varsağıda hayattan ve talihten şikâyet gibi konular da işlenir.
    Şiirin sonunda ozanın mahlası kullanılır.
    Yaygın olmayan bir nazım şeklidir.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir.

    Not: Semai ile benzerlik gösterir. Varsağının semaiden farkı, ezgisi ve “Bre, hey” gibi ünlemler kullanılarak erkekçe, yiğitçe bir söyleyişe sahip olmasıdır.

    DESTAN

    Toplumu derinden etkileyen olayların- savaş, deprem, bulaşıcı hastalıklar, yangınlar, değişik felaketler- dile getirildiği uzun şiirlerdir. Yapısal yönden koşmayla aynı olan destan, konusu, dörtlük sayısı, anlatım ve ezgiyle koşmadan ayrılır. Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı sınırlı değildir. Hece ölçüsünün 11′li kalıbı kullanılır. Bu türe en güzel örneklerden biri; Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı’dır. Halk Edebiyatındaki en uzun nazım şeklidir. Bazı destanlarda dörtlük sayısının yüzü geçtiği görülür. Koşmadan farkı; uzun oluşudur.

    Not: Âşık Edebiyatı nazım şekillerinden olan destan, milletlerin tarihine ait kahramanlıkları konu edinen halkın ortak malı olan destanlarla karıştırılmamalıdır.

    2-)

    Âşık Veysel ŞATIROĞLU:

    Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, Şarkışla, Sivas – ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.

    Âşık Veysel, 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü kaybetti. Diğer gözünü ise bir değneğin batması sonucunda kaybetti. Babasının, Âşık Veysel’e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer’in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.

    Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır.

    Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.



    Karacaoğlan:

    Koşma türündeki şiirleriyle özellikle de güzellemeleriyle tanınmıştır. 17.yy halk şairidir. Âşık edebiyatının en büyük şairidir. Kendisinden sonra gelen halk şairlerinin üzerinde etkisi olmuştur. Aşk ve doğa şairidir. Dili sade, arı ve duru bir Türkçedir. Tasavvufa hiç yer vermemiştir. Divan şiirinden hiç etkilenmemiş, bütün şiirlerinde Halk şiirinin şekil ve söyleyiş özelliklerine bağlı kalmıştır.

    3)

    Halk şairleri genellikle okuryazar değildir; çoğu şiirlerini sazla çalıp söyler. Kalem ve kâğıt kullanarak yazan şairlere kalem şairleri denir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen, divan şiirinden etkilenmiş kişilerdir.

    4) …



    5)

    Dadaloğlu ve Erzurumlu Emrah şiirleri ölçü olarak 11 hece ölçüsüyle yazılmıştır ve dili sade, halk dilidir. Tema olarak Dadaloğlu’nun şiiri Koçaklama( yiğitlik), Erzurumlu Emrah’ın şiiri ise güzelleme( sevgili) dir

    1. METİN:

    1-

    Asonans a,o,i,e sesi ile aliterasyon s, t, d, k sesi ile

    Ölçü, duraklar: 11’li hece ölçüsü Duraklar (4+4+3 ve 6+5 )

    Uyak: Benim sadık yârim kara topraktır: Cümle düzeyinde rediftir.

    Dörtlük : –ıldım ve –uldum redif –r sesi yarım uyaktır.
    Dörtlük : –dım/–dum/–dım rediftir –l sesi yarım uyaktır.
    Dörtlük: verdi redif –t yarım uyak
    Dörtlük : -irdi/ -irdi / -ürdü redif -t sesi yarım uyak
    Dörtlük : -inen/ -inen /-ünen redif –l sesi yarım uyak
    Sayfa 159

    2-a Dörtlüktür. Beş dörtlükten oluşmuştur.

    2.b.

    2.c. şiirin teması: toprağa duyulan sevgi ve saygı

    Birimlerin ortak özelliği: dörtlük ve hece ölçüsü

    Mısra örgüsü: abab cccb dddb eeeb fffb

    2.ç. KOŞMA: Âşıkların en çok kullandıkları nazım biçimidir.
    Aşk, sevgi, doğa güzellikleri, türlü acılar, ölüm, insanlık sevgisi, yiğitlik gibi konuların işlendikleri şiirlerdir.
    Bu türün İslamiyet Öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “koşuk” Divan edebiyatındaki karşılığı ise “gazel”dir.
    Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı genellikle 3-5 arasındadır.
    11 hece ölçüsüyle genellikle 6+5 duraklı şeklinde söylenir.
    Kafiye düzeni abab, cccb, dddb, eeeb… şeklindedir.
    Son dörtlükte şairin adı geçer.

    2. d.

    SABAHTAN KALKTIM GÜZELE UĞRADIM

    Sabahtan kalktım güzele uğradım,
    Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
    Hayli zaman ilinizden gideli,
    Senin gönlün başkasına düştü mü?

    Oturmuş hocalar ismini yazar,
    Söylemen ağyara değmesin nazar.
    Geyinmiş kuşanmış salınır gezer,
    Nazlı yârim badeleri içti mi?

    Kaşları benzer de eğri kaleme,
    El pençe de divan duram selama.
    Bilmem ay mı doğdu, gün mü aleme?
    Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü?

    Karac’oğlan der ki: Yol büke büke,
    Yönümü döndürdüm çağırdım Hakk’a.
    Elinde bir deste gül koka koka,
    Nazlı yarim yaylasına göçtü mü?

    Taşlama

    Ormanda büyüyen adam azgını
    Çarşıda pazarda seyran beğenmez
    Medrese kaçkını softa bozgunu
    Selam vermek için insan beğenmez

    Alemi tan eder yanına varsan
    Seni de yanıltır mesele sorsan
    Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
    Meclise gelir de erkân beğenmez

    Her çeşit insandan birkaç eşi var
    Mektepten kovulmuş günah işi var
    Rabbi yesirde dört yanlışı var
    Tahsil etmek için irfan beğenmez

    Ellerin evinde çul fîraş olur
    Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
    Bayramdan bayrama bir tıraş olur
    Gider berbere de dükkân beğenmez

    Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
    İnsanlar içine çıkmayan hödük
    Bir elife dili dönmeyen ******
    Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

    Yayladan yaylaya konup göçer de
    Arpayı buğdayı ekip biçer de
    Mısır yaprağın kıyıp içer de
    Tütünü bulunca duman beğenmez

    Bir odası vardır gayet küçücek
    Kendi aklı sıra keyf yetirecek
    Bir çanağı yoktur ayran içecek
    Kahveyi bulunca fincan beğenmez

    Seyranî söyledi bu doğru sözü
    Haddeden çekilmiş doğrudur özü
    Şehre gelin gitse bir köylü kızı
    Lal ü güher ister mercan beğenmez



    3.a Kara toprak sadık bir yâre benzetilmiştir. Buna teşbih-i beliğ denir. Benzetme ana öğeleriyle(kendisine benzetilen ve benzeyen) yapılan benzetmedir.

    3.b. Yazarlar eserlerinde sözcüklerle anlam ve çağrışım ilgileri kurmak; söze güzellik katmak ve sözü daha etkili kılmak için söz sanatlarına başvurur.

    4. Yöresel deyişlere yer vermiştir: Yetirdi (ye*tiştirdi), merhem çalmak (merhem sürmek), tırnağınan (tırnak ile), kazmayınan (kazma ile), belinen (bel ile), elinen (el ile).

    Bu özellik, şiire içtenlik ve akıcılık kazandırmıştır. Konuşma dili ile halk dili arasında yöresel farklılıklar oluşur. Halkın dili zaten konuşma dilidir.

    5.a Halk şairleri genellikle okuryazar değildir; çoğu şiirlerini sazla çalıp söyler. Kalem ve kağıt kullanarak yazan şairlere kalem şairleri denir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen, divan şiirinden etkilenmiş kişilerdir.

    5b Halk şairleri halkın içinden gelen halkı daha iyi anlayan, sorunlarını daha iyi dile getiren ve hepsinden önemlisi daha içten oldukları için halk şairleri daha etkilidir.

    6. Toprak bir imgedir; çünkü ozan bunu bir sadık dost olarak kullanmıştır. Koşma halk edebiyatı geleneğindendir. Şiir dili ile konuşma dili farklıdır. Günlük hayatta kullandığımız birçok kelime şiirde farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılır. Bu da imgelerin doğması sağlamıştır. Toprak gerçekte üzerine ekilen bir yerken şiirde sadık bir dost olarak kullanılmıştır.

    7. Toprağın insan için değeri ve önemidir.

    8. Koşmada anlatılar aslında Anadolu insanın yaşamıdır. Koyun verdi, süt verdi, kuzu verdi yemek verdi gibi sözcüklerin toprağın Anadolu insanı için ne kadar önemli olduğunu dile getirir.

    Aşık Veysel halkın içinden yetişen bir Anadolu köylüsüdür. Dolayısıyla halkın beğenisi ile kişisel beğeniler aynıdır. Halkın toprağa bakışını bir anlamda halkın bakış açısıyla dile getirmiştir.

    9.

    10. Aşık Veysel ŞATIROĞLU:

    Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, Şarkışla, Sivas – ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.

    Âşık Veysel, 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü kaybetti. Diğer gözünü ise bir değneğin batması sonucunda kaybetti. Babasının, Âşık Veysel’e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer’in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.

    Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır.

    Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.

    Sayfa 160

    10.b.

    10 c Evet yansımıştır. Şair yaşadığı toplumdan kendini soyutlamaz, kendini halkın içinden görür. Ozan eserlerinde de kendi ile eseleri arasında hep bir bağ kurar.

    11a. 1- Güzelleme: Doğa güzelliklerini sevgiyle içe içe işleyen lirik şiirlerdir. Kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için söylenen koşmadır. Bu türün en başarılı örneklerini “Karacaoğlan “ vermiştir.

    SABAHTAN KALKTIM GÜZELE UĞRADIM

    Sabahtan kalktım güzele uğradım,
    Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
    Hayli zaman ilinizden gideli,
    Senin gönlün başkasına düştü mü?

    Oturmuş hocalar ismini yazar,
    Söylemen ağyara değmesin nazar.
    Geyinmiş kuşanmış salınır gezer,
    Nazlı yârim badeleri içti mi?

    Kaşları benzer de eğri kaleme,
    El pençe de divan duram selama.
    Bilmem ay mı doğdu, gün mü aleme?
    Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü?

    Karac’oğlan der ki: Yol büke büke,
    Yönümü döndürdüm çağırdım Hakk’a.
    Elinde bir deste gül koka koka,
    Nazlı yarim yaylasına göçtü mü?



    2- Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık, vuruşma konularını işleyen ve bu kavramları öven, koşma nazım şekliyle söylenen şiirlerdir. Bu tür şiirler, tür olarak epik şiir gurubunda yer alır. Köroğlu ve Dadaloğlu bu türün en önemli temsilcileridir.

    Benden selam olsun Bolu Beyine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir

    Köroğlu

    3- Taşlama: Toplumdaki bozuk yönleri, kişilerin eksikliklerini, zaafları eleştirmek için söylen koşmalardır. Bu şiirlerde şair son derece acımasızdır. Aksak ve eksik yönler açıkça eleştirilir. Seyrani ve Bayburtlu Zihni bu türün en başarılı sanatçılarıdır.

    Not: Konu bakımından taşlamanın Divan Edebiyatındaki karşılığı hicviyedir. Bu tür şiirler satirik şiir grubuna girer.

    Ormanda büyüyen adam azgını
    Çarşıda pazarda seyran beğenmez
    Medrese kaçkını softa bozgunu
    Selam vermek için insan beğenmez

    Alemi tan eder yanına varsan
    Seni de yanıltır mesele sorsan
    Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
    Meclise gelir de erkân beğenmez

    Her çeşit insandan birkaç eşi var
    Mektepten kovulmuş günah işi var
    Rabbi yesirde dört yanlışı var
    Tahsil etmek için irfan beğenmez

    Ellerin evinde çul fîraş olur
    Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
    Bayramdan bayrama bir tıraş olur
    Gider berbere de dükkân beğenmez

    Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
    İnsanlar içine çıkmayan hödük
    Bir elife dili dönmeyen ******
    Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

    Yayladan yaylaya konup göçer de
    Arpayı buğdayı ekip biçer de
    Mısır yaprağın kıyıp içer de
    Tütünü bulunca duman beğenmez

    Bir odası vardır gayet küçücek
    Kendi aklı sıra keyf yetirecek
    Bir çanağı yoktur ayran içecek
    Kahveyi bulunca fincan beğenmez

    Seyranî söyledi bu doğru sözü
    Haddeden çekilmiş doğrudur özü
    Şehre gelin gitse bir köylü kızı
    Lal ü güher ister mercan beğenmez



    4.Ağıt: Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır. Ağıta İslamiyet öncesi Türk edebiyatında “sagu” divan edebiyatında ise “mersiye” adı verilir. Anonim halk edebiyatında ağıtların kim söylediği belli değilken halk edebiyatında kimin söylediği bellidir.

    Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş
    Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
    Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
    Sakiler meclisten çekmiş ayağı

    Hangi dağda bulsam ben o maralı
    Hangi yerde görsem çeşm-i gazali
    Avcılardan kaçmış ceylan misali
    Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı

    Laleyi sümbülü gülü har almış
    Zevk u şavk ehlini ah u zar almış
    Süleyman tahtını sanki mar almış
    Gama tebdil olmuş ülfetin çağı

    Zihni dert elinden her zaman ağlar
    Sordum ki bağ ağlar bağ u ban ağlar
    Sümbüller perişan güller kan ağlar
    Şeyda bülbül terk edeli bu bağı

    Bayburtlu Zihni

    11b. Sırasıyla güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıti 2. METİN
    (SAYFA 161)

    SEMAİ
    1. aliterasyon: Şiirin tamamında sırasıyla “l” “n” “m” sesleriyle
    asonans : “ö”, “e”, “a” sesleriyle
    ölçü ve duraklar : 4+4 duraklı 8’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
    kafiye (uyak) :
    1. Dörtlük: –e karşı: redif / –l : yarım uyak
    2. Dörtlük : —gelir : redif / –n : yarım uyak
    3. Dörtlük : —-larım var/–larım var/–lerim var : redif / –z yarım uyak
    4. Dörtlük : Burada sadece son dizede diğer dörtlüklerin son dizeleriyle aynıdır. –a karşı redif –l yarım uyak

    2. a. Dörtlüktür ve 4 dörtlükten oluşmuştur.

    b. Sevgilisinin özellikleri
    Birimlerin ortak özelliği: dörtlük ve hece ölçüsü
    Mısra örgüsü: abcb dddb eeeb fgfb

    c. Halk edebiyatının genel özellikleri taşımaktadır. Hece ölçüsü ve dörtlüklerle yazılması ve dörtlükler arasında tema yönüyle bir bütünlük olması şiirin birimleri ile bağlantıyı sağlamıştır.

    ç. SEMAİ :
    Aşk, doğa, doğa güzellikleri, ayrılık acıları, özlem, ölüm gibi konularının işlendiği şiirlerdir.
    8’li hece ölçüsüyle söylenir.
    Uyak düzeni koşma gibidir.( abab, cccb, dddb…)
    Dörtlük sayısı en az 3 en çok 5-6 ‘dır.
    Kendine özgü bir ezgisi vardır.
    Koşmadan ayrı yönü ezgisi ve ölçüsüdür.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah vermiştir.
    Not: Koşmadan farkı hece ölçüsü ve kendine has ezgisidir.

    d. Semai örnekleri

    Elif elif (Karacaoğlan)

    İncecikten bir kar yağar
    Tozar Elif Elif diye
    Deli gönül abdal olmuş
    Gezer Elif Elif diye

    Elif’in uğru nakışlı
    Yavru balaban bakışlı
    Yayla çiçeği kokuşlu
    Kokar Elif Elif diye

    Elif kaşlarını çatar
    Gamzesi bağrıma batar
    Ak elleri kalem tutar
    Yazar Elif Elif diye

    Evlerinin önü çardak
    Elif’in elinde bardak
    Sanki yeşil başlı ördek
    Yüzer Elif Elif diye

    Karac’oğlan eğmelerin
    Gönül sevmez değmelerin
    İliklenmiş düğmelerin
    Çözer Elif Elif diye

    Gönül Gurbet Ele Çıkma (Erzurumlu Emrah)

    Gönül gurbet ele çıkma
    Ya gelinir ya gelinmez
    Her dilbere meyil verme
    Ya sevilir ya sevilmez

    Yöğrüktür bizim atımız
    Yardan atlattı zatımız
    Gurbet ilde kıymatımız
    Ya bilinir ya bilinmez

    Bahçemizde nar ağacı
    Kimi tatlı kimi acı
    Gönüldeki dert ilacı
    Ya bulunur ya bulunmaz

    Deryalarda olur bahri
    Doldur ver içem zehri
    Sunam gurbet elin kahrı
    Ya çekilir ya çekilmez

    Emrah der ki düştüm dile
    Bülbül figan eder güle
    Güzel sevmek bir sarp kale
    Ya alınır ya alınmaz

    SAYFA 162

    3. Karacaoğlan, bu semaisinin ilk dörtlüğünde su kenarında yeşillikler içerisinde yabani ördeklerle beraber olan sevgili tasviri yapmıştır. Burada sevgili kastedilir. Bu sanata istiare denir. İstiare benzetme ana öğelerinden ( kendisine benzetilen ve benzeyen) sadece biriyle yapılan sanattır.

    Telli turna ve gövel ördek kelimeleri ile şair bunları” sevgili” yerine kullanarak istiare sanatına başvurmuştur.

    Yazarlar eserlerinde sözcüklerle anlam ve çağrışım ilgileri kurmak; söze güzellik katmak ve sözü daha etkili kılmak için söz sanatlarına başvurur.

    4. diyemiyom - diyemiyorum
    elvan elvan - renk renk

    Konuşma dili ile halk şiiri dili arasında yöresel farklılıklar oluşur. Halk şiiri dili zaten konuşma dilidir. Tamamen halkın dilidir.

    5. Halk şairleri halkın içinden gelen halkı daha iyi anlayan, sorunlarını daha iyi dile getiren ve hepsinden önemlisi daha içten oldukları için halk şairleri daha etkilidir.

    6. a. Karacaoğlan sevdiği güzelleri renk, şekil ve hareket bakımlarından çevresindeki hayvanlara, özellikle ördeklere benzetir. Tabiatın en sevimli yaratıklarından olan kuşlar, şairin dikkatini çeker. Bunların bir kısmı, özellikle yabani ördekler su kenarlarında, yeşillikler arasında yaşamayı tercih ederler. Divan edebiyatında da “servi” sevgilinin boyu için kullanılan bir imgedir. Halk şairleri tabiatta daha içli dışlı oldukları için” yeşil başlı gövel ördek” “sevgili” yerine imge olarak kullanmıştır.

    6.b. Telli turnam , yeşil başlı gövel ördektir. Halk edebiyatı geleneği ile şiirde kullanılan dil arasında birebir ilişki vardır; çünkü tabiatla iç içedir.

    7. Sevgilisinin özellikleri

    8. Karacaoğlan’ın kendi kişisel beğenisiyle halk beğenisi aynıdır. Çünkü ozan halkın içinden yetişen bir kişidir. Halkın dilekleri, düşünceleri, tabiata karşı bakış açıları ile halk şairlerin düşünceleri aynı doğrultudadır.

    9.

    10.a. Karacaoğlan:

    Koşma türündeki şiirleriyle özellikle de güzellemeleriyle tanınmıştır. 17.yy halk şairidir. Aşık edebiyatının en büyük şairidir. Kendisinden sonra gelen halk şairlerinin üzerinde etkisi olmuştur. Aşk ve doğa şairidir. Dili sade, arı ve duru bir Türkçedir. Tasavvufa hiç yer vermemiştir. Divan şiirinden hiç etkilenmemiş, bütün şiirlerinde Halk şiirinin şekil ve söyleyiş özelliklerine bağlı kalmıştır.

    b.

    c. Şşiire yansımıştır. Adı üzerinde bunlar halkın içinden çıkan, köy köy kasaba kasaba gezen halk şairleridir.

    11.a. VARSAĞI:

    Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkmenlerine ait halk şairleri tarafından söylenen şiirlerdir.
    Kendine özgü bir ezgiyle söylenir.
    “Bre, behey, hey” gibi ünlemlere yer verilir.
    8′li hece ölçüsü ile söylenir.
    Varsağıda hayattan ve talihten şikayet gibi konular da işlenir.
    Şiirin sonunda ozanın mahlası kullanılır.
    Yaygın olmayan bir nazım şeklidir.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir.

    Not: Semai ile benzerlik gösterir. Varsağının semaiden farkı, ezgisi ve “Bre, hey” gibi ünlemler kullanılarak erkekçe, yiğitçe bir söyleyişe sahip olmasıdır.

    Bre ağ(a)lar bre beyler
    Ölmeden bir dem sürelim
    Gözümüze kara toprak
    Dolmadan bir dem sürelim ( Karacaoğlan )

    Aman ey Allah’ım aman
    Ne aman bilir ne zaman
    Üstümüze çayır çimen
    Bitmeden bir dem sürelim

    Buna felek derler felek
    Ne aman bilir ne dilek
    Ahır ömrümüzü helak
    Etmeden bir dem sürelim

    Karacaoğlan der ki canan
    Güzelim sözüme inan
    Bu ayrılık bize hemen
    Ermeden bir dem sürelim
    DESTAN

    Toplumu derinden etkileyen olayların- savaş, deprem, bulaşıcı hastalıklar, yangınlar, değişik felaketler- dile getirildiği uzun şiirlerdir. Yapısal yönden koşmayla aynı olan destan, konusu, dörtlük sayısı, anlatım ve ezgiyle koşmadan ayrılır. Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı sınırlı değildir. Hece ölçüsünün 11′li kalıbı kullanılır. Bu türe en güzel örneklerden biri; Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı’dır. Halk Edebiyatındaki en uzun nazım şeklidir. Bazı destanlarda dörtlük sayısının yüzü geçtiği görülür. Koşmadan farkı; uzun oluşudur.

    Not: Âşık Edebiyatı nazım şekillerinden olan destan, milletlerin tarihine ait kahramanlıkları konu edinen halkın ortak malı olan destanlarla karıştırılmamalıdır.

    Genç Osman

    Genç Osman dediğin bir küçük uşak,
    beline bağlamış ibrişim kuşak,
    Askerin içinde birinci uşak,
    Allah Allah deyip geçer genç Osman…

    Genç Osman dediğin bir küçük aslan,
    Bağdat’ın içine girilmez yastan,
    her ana doğurmaz böyle bir aslan,
    Allah Allah deyip geçer genç Osman…

    Bağdat’ın kapısını Genç Osman Açtı,
    Düşmanın cümlesi önünden kaçtı,
    Kelle koltuğunda üç gün savaştı,
    Allah Allah deyip geçer Genç Osman…

    b. sırasıyla … Destan (Erzincan Destanı) aaaa / ……Koşma – zelzele- aaab / Varsağı – abab – aşk

    sayfa 163

    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1- Halkın yaşayışı, kültürü, sosyal hayatı, köy yaşamı, aşk, sevgilinin özellikleri gibi etkenler aşık tarzı edebiyatı zihniyetinin oluşmasını sağlamıştır.

    2- Halkın içindeki her şey halk şiirinin temelidir.

    3- Onların devamını ve unutulmaması sağlar.

    4- Ürünlerini sözlü olarak köy köy, kasaba kasaba gezerek köy meydanlarında, köy kahvehanelerinde aktararak sözlü edebiyatımızı yaşatmışlardır.



    Sayfa 164

    5-

    Ölçütler Anonim Halk Şiiri Aşık Tarzı Halk Şiiri Divan Şiiri Günümüz Şiiri
    Yapı 3 dizeli bir kavuştaklı türkü Dörtlük Beyit Serbest
    Ahenk Unsurları Redif, kafiye, asonans, aliterasyon Redif, kafiye, asonans, aliterasyon Redif, kafiye, asonans, aliterasyon Redif, kafiye, asonans, aliterasyon
    Dil ve Anlatım Halk dili, konuşma dili, sade bir dil Halk dili, konuşma dili, sade bir dil Süslü ve sanatlı bir dil Sade bir dil
    Tema Ölüm, ayrılık, aşk, sevgili,vb. Ölüm, ayrılık, aşk, sevgili,vb. Aşk,kadın,şarap Arayış (her şey konu olabilir.)
    Benzerlikler: Tema ve ses uyumlarının olması yönüyle benzerdir.
    Farklılıklar: Nazım birimleri, ölçüleri, gelenekleri farklıdır.

    6.

    Sayfa 165

    DEĞERLENDİRME

    1. D-Y-D

    2. SEMAİ- GÜZELLEME

    3. E ŞIKKI

    4. D ŞIKKI (MANİ)

    5. B ŞIKKI (VARSAĞI)

Sayfayı Paylaş