Edebiyat (Karşılaştırma)

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde koyuncu7171 tarafından paylaşıldı.

  1. koyuncu7171

    koyuncu7171 Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0

    Tanzimat Şiiri ile Servet-i Fünun'un Farklılıkları örnek şiirlerle incelenmesı

    Arkadaşlar yardımcı olursanız sevınırım karşılaştırmam gerek farklılıklarını buldum ama örnek şiirlerle karşılaştırmma gerek bu konuda yardımcı olursanız sevınırım arkadaşlar...
    kübra963 bunu beğendi.
  2. xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    TANZİMAT ŞİİRİ ve SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI


    TERKÎB-İBEND (Tanzimat Şiiri)

    Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

    İnşâna sadakat yakışır görse de ikrah

    Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

    (Ziya Paşa)



    Kelimeler:

    Rütbe-i akıl: Aklın derecesi

    İkrah: Tiksinme, nefret, küçük görme, zorla bir işe yaptırma



    TEMÂŞÂ-Yİ LEYAL (Servet-i Fünun Şiiri)


    Gel bu akşam da ser-be-ser güzelim

    Levha-i kâinatı seyredelim:

    Gölge, hep gölge, her taraf gölge,

    Gölgelerle bütün zemîn mestur

    Asman yalnızca riim manzûr

    Görülen başlıyor görülmemeğe;

    Bir dumandan kefenle cism-i cihan

    Kalıyor ka'r-ı leyi içinde nihan...

    (Cenap Sahabettin)



    Günümüz Türkçesiyle


    GECE İZLENİMLERİ

    Gel bu akşam da baş başa güzelim

    Evrenin levhasını seyredelim

    Gölge, hep gölge, her taraf gölge

    Bütün yer gölgelerle örtülü

    Yalnız gök yarı görünüyor

    Görülen görülmemeye başlıyor

    Dumandan bir kefenle, cihanın vücudu

    Kalıyor gecenin derinliğinde gizli














    "Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" kalıbıyla yazılan birinci metin, Ziya Paşa'nın en ünlü şiirlerinden biridir. Tamamı on iki beyittir. Bu şiir, Bağdatlı Ruhi'nin "Terkîb-i Bend"ine benzetilerek (nazire olarak) yazılmıştır

    Ziya Paşa, yukarıda bir parçası verilen şiirin bütününde kişisel davranışlarla toplumsal gerçeklere değinmektedir. Hiciv (yergi) özellikleri taşıyan şiirde şair, öğüt niteliğinde olan yargılara varmaktadır. Yani bu şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışına uygundur.

    Bu şiiriyle Ziya Paşa, Tanzimat döneminde, devlet yönetimine getirilen yetersiz kişilerden, yolsuzluk ve ahlaksızlıklardan, hain ve haksız davranışlardan, altüst olan toplum düzeninden söz etmektedir.



    Şair, bu şiirini klasik edebiyatın (Divan edebiyatı) nazım şekillerinden olan "terkibi bend" ile yazmıştır. Şekil ve konu bakımından Bağdatlı Ruhi'yi izlemiştir. Bunlar, Ziya Paşa'nın şekil ve içerik bakımında eski şiire bağlı olduğunu ortaya koyar. "Rütbe-i akıl", "ikrah" gibi sözcükler Ziya Paşa'nın dil bakımından da eskiye bağlı olduğunu gösterir. Beyitlerdeki özdeyiş niteliği, Ziya Paşa'nın güçlü üslubunun yansıması olarak değerlendirilebilir. Şiirdeki beyitlerde anlam bütünlüğü sağlanmıştır. Bu da Tanzimat döneminde beyitlerin anlam bütünlüğünün, Divan edebiyatındaki şekliyle korunduğunu gösterir.

    Cenap Şahabettin'in "feilâtün (fâilâtün) mefâilün feilün (fa'lün)" kalıbıyla yazdığı ikinci metnin bütününde, vezin nedeniyle bazı sözcüklerin doğal söylenişleri bozulmuştur. Şair, bu şiirin bütününde daha önce hiç kullanılmamış "dumandan kefen", "hıyabân-ı târ-ı nâim" (uyuyan karanlık hıyabanı), "gecenin tûde-i buharı" (gecenin buhar yığını), "bir hilâlin nigâh-ı tannâzı (bir gecenin alaycı bakışı)" gibi tamlamalar kullanmıştır. İkinci metin, beyitlerden oluşmamaktadır. Şiirdeki dizelerde anlam bütünlüğü yoktur. Dizelerin anlam bütünlüğü diğer dizelere sarkmaktadır. Dil oldukça ağır ve süslüdür. Biçim olarak eski edebiyata uymayan bir yapı kullanılmıştır. Şiirde tabiat anlatılmaktadır. Bu da kişisel bir bakış açısıyla sembolik bi*çimde yapılmaktadır. Öyleyse bu şiir "Sanat, sanat içindir." görüşüne uygun olarak kaleme alınmıştır. Şair dış dünyayı bir resim gibi sunmamış, onu kendi üzerinde bıraktığı izlenimler*den hareketle yansıtmıştır. Bunu da bol mecazlarla yapmıştır.
    Bütün bunlar, şairin Fransız edebiyatının etkisinde kaldığını göstermektedir.

    İki metni karşılaştırdığımızda Tanzimat birinci dönem şiiri ile Servet-i Fünûn şiirinin farkı bütünüyle anlaşılacaktır. İlk şiir Batıya yönelmenin ilk aşaması olan Tanzimat edebiyatını yansıtmaktadır. İkinci şiir ise Batı tarzında tam bir değişimi yakalamış olan Servet-i Fünûn şiirini temsil etmektedir, iki şiir biçim, içerik, sanat anlayışı, sözcük seçimi, kalıp, kafiye örgüsü gibi bakımlardan birbirinden tamamen farklıdır. İlk şiirde şair toplumsal sorunları işlerken, ikinci şiirde şair bireysel bir konuyu ele almıştır. İlk şiir beyitlerden oluşurken, ikinci şiirde yeni bir biçim kullanılmıştır. İlk şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışını yansıtırken ikinci şiire "Sanat, sanat içindir." anlayışı egemendir. Birinci şiirin şairi siyasal konulara değinirken, ikinci şiirin şairi tamamen bireysel bir konuyu işlemiştir. İlk şiir didaktik bir niteliğe sahipken, ikinci şiirde estetik bir amaç güdülmüştür. Bütün bunlar Tanzimat şiirinin eski edebiyatın etkisinden tam olarak kurtulamadığını, ikinci şiirin ise Servet-i Fünûn anlayışına göre yazıldığından tamamıyla yeni şiir anlayışını yansıttığını söyleyebiliriz, ilk şiirde Divan edebiyatının, ikinci şiirde ise Fransız edebiyatının açık etkisi vardır. İlk şiir konu bakımından eski şiirden ayrılırken, ikinci şiir bütünüyle eski şiirden farklıdır.
    koyuncu7171 ve kübra963 bunu beğendi.
  3. koyuncu7171

    koyuncu7171 Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Çok Teşekkür Ederimmmm....

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    TANZİMAT ŞİİRİ ve SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI


    TERKÎB-İBEND (Tanzimat Şiiri)

    Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

    İnşâna sadakat yakışır görse de ikrah

    Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

    (Ziya Paşa)



    Kelimeler:

    Rütbe-i akıl: Aklın derecesi

    İkrah: Tiksinme, nefret, küçük görme, zorla bir işe yaptırma



    TEMÂŞÂ-Yİ LEYAL (Servet-i Fünun Şiiri)


    Gel bu akşam da ser-be-ser güzelim

    Levha-i kâinatı seyredelim:

    Gölge, hep gölge, her taraf gölge,

    Gölgelerle bütün zemîn mestur

    Asman yalnızca riim manzûr

    Görülen başlıyor görülmemeğe;

    Bir dumandan kefenle cism-i cihan

    Kalıyor ka'r-ı leyi içinde nihan...

    (Cenap Sahabettin)



    Günümüz Türkçesiyle


    GECE İZLENİMLERİ

    Gel bu akşam da baş başa güzelim

    Evrenin levhasını seyredelim

    Gölge, hep gölge, her taraf gölge

    Bütün yer gölgelerle örtülü

    Yalnız gök yarı görünüyor

    Görülen görülmemeye başlıyor

    Dumandan bir kefenle, cihanın vücudu

    Kalıyor gecenin derinliğinde gizli














    "Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" kalıbıyla yazılan birinci metin, Ziya Paşa'nın en ünlü şiirlerinden biridir. Tamamı on iki beyittir. Bu şiir, Bağdatlı Ruhi'nin "Terkîb-i Bend"ine benzetilerek (nazire olarak) yazılmıştır

    Ziya Paşa, yukarıda bir parçası verilen şiirin bütününde kişisel davranışlarla toplumsal gerçeklere değinmektedir. Hiciv (yergi) özellikleri taşıyan şiirde şair, öğüt niteliğinde olan yargılara varmaktadır. Yani bu şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışına uygundur.

    Bu şiiriyle Ziya Paşa, Tanzimat döneminde, devlet yönetimine getirilen yetersiz kişilerden, yolsuzluk ve ahlaksızlıklardan, hain ve haksız davranışlardan, altüst olan toplum düzeninden söz etmektedir.



    Şair, bu şiirini klasik edebiyatın (Divan edebiyatı) nazım şekillerinden olan "terkibi bend" ile yazmıştır. Şekil ve konu bakımından Bağdatlı Ruhi'yi izlemiştir. Bunlar, Ziya Paşa'nın şekil ve içerik bakımında eski şiire bağlı olduğunu ortaya koyar. "Rütbe-i akıl", "ikrah" gibi sözcükler Ziya Paşa'nın dil bakımından da eskiye bağlı olduğunu gösterir. Beyitlerdeki özdeyiş niteliği, Ziya Paşa'nın güçlü üslubunun yansıması olarak değerlendirilebilir. Şiirdeki beyitlerde anlam bütünlüğü sağlanmıştır. Bu da Tanzimat döneminde beyitlerin anlam bütünlüğünün, Divan edebiyatındaki şekliyle korunduğunu gösterir.

    Cenap Şahabettin'in "feilâtün (fâilâtün) mefâilün feilün (fa'lün)" kalıbıyla yazdığı ikinci metnin bütününde, vezin nedeniyle bazı sözcüklerin doğal söylenişleri bozulmuştur. Şair, bu şiirin bütününde daha önce hiç kullanılmamış "dumandan kefen", "hıyabân-ı târ-ı nâim" (uyuyan karanlık hıyabanı), "gecenin tûde-i buharı" (gecenin buhar yığını), "bir hilâlin nigâh-ı tannâzı (bir gecenin alaycı bakışı)" gibi tamlamalar kullanmıştır. İkinci metin, beyitlerden oluşmamaktadır. Şiirdeki dizelerde anlam bütünlüğü yoktur. Dizelerin anlam bütünlüğü diğer dizelere sarkmaktadır. Dil oldukça ağır ve süslüdür. Biçim olarak eski edebiyata uymayan bir yapı kullanılmıştır. Şiirde tabiat anlatılmaktadır. Bu da kişisel bir bakış açısıyla sembolik bi*çimde yapılmaktadır. Öyleyse bu şiir "Sanat, sanat içindir." görüşüne uygun olarak kaleme alınmıştır. Şair dış dünyayı bir resim gibi sunmamış, onu kendi üzerinde bıraktığı izlenimler*den hareketle yansıtmıştır. Bunu da bol mecazlarla yapmıştır.
    Bütün bunlar, şairin Fransız edebiyatının etkisinde kaldığını göstermektedir.

    İki metni karşılaştırdığımızda Tanzimat birinci dönem şiiri ile Servet-i Fünûn şiirinin farkı bütünüyle anlaşılacaktır. İlk şiir Batıya yönelmenin ilk aşaması olan Tanzimat edebiyatını yansıtmaktadır. İkinci şiir ise Batı tarzında tam bir değişimi yakalamış olan Servet-i Fünûn şiirini temsil etmektedir, iki şiir biçim, içerik, sanat anlayışı, sözcük seçimi, kalıp, kafiye örgüsü gibi bakımlardan birbirinden tamamen farklıdır. İlk şiirde şair toplumsal sorunları işlerken, ikinci şiirde şair bireysel bir konuyu ele almıştır. İlk şiir beyitlerden oluşurken, ikinci şiirde yeni bir biçim kullanılmıştır. İlk şiir "Sanat, toplum içindir." anlayışını yansıtırken ikinci şiire "Sanat, sanat içindir." anlayışı egemendir. Birinci şiirin şairi siyasal konulara değinirken, ikinci şiirin şairi tamamen bireysel bir konuyu işlemiştir. İlk şiir didaktik bir niteliğe sahipken, ikinci şiirde estetik bir amaç güdülmüştür. Bütün bunlar Tanzimat şiirinin eski edebiyatın etkisinden tam olarak kurtulamadığını, ikinci şiirin ise Servet-i Fünûn anlayışına göre yazıldığından tamamıyla yeni şiir anlayışını yansıttığını söyleyebiliriz, ilk şiirde Divan edebiyatının, ikinci şiirde ise Fransız edebiyatının açık etkisi vardır. İlk şiir konu bakımından eski şiirden ayrılırken, ikinci şiir bütünüyle eski şiirden farklıdır.
    Genişletmek için tıkla...
  • xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    Rica ederim :)
  • Sayfayı Paylaş