edebiyat sayfa 40 -50 yama şansınız varmı?

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde .mustafa. tarafından paylaşıldı.

  1. .mustafa.

    .mustafa. Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2010
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    :shy: edebiyat kitabı 40-50 yapma olanağımız varmı?
  2. ben95

    ben95 Üye

    Katılım:
    11 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    85
    Ödül Puanları:
    0
    ya arkadaşım burası dil ve anlatım bölümü neden edebiyat sayfalarını edebiyat bölümünden aramıyorsun?
  3. şindar tekin

    şindar tekin Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    1.etkinlik: Bknz.Hazırlık çalışması
    SAYFA 42:

    1. İslam öncesi Türkler arasında , bir kahraman, bir devlet büyüğü öldüğünde bunlar için yapılan yuğ adı verilen yas törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlere sagu denir.
    a. Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir. “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.
    b. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.
    c. Koşuk nazım şekliyle söylenir.
    d. Dörtlükler halinde söylenir.
    e. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.
    f. Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir
    g. Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.
    h. Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.


    2. Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.
    Kopuz eşliğinde söylenir.
    Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.
    Nazım birimi dörtlüktür.
    Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca. (aaab cccb dddb)
    Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma'dır.
    Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.
    3:Destan döneminin zihniyeti:

    Destan döneminde ırka(kavmi) özgü özellikler hayata hakimdir.
    Göçebe bir yaşam sürüyorlardı.
    Avcılık, hayvancılık önemli geçim kaynaklarıdır.
    Pagan inanışı, Şamanizm ve GökTanrı inancı Türklerin ilk dinî inancını oluşturuyordu
    Türkler, ehlîleştirdikleri atlarla akıncılık yapmışlar, çiftçilikle uğraşan kavimler üzerinde üstünlük sağlamışlardır…
    Destan döneminin temel zihniyeti olağanüstü varlık ve figürlerin hayata hakim olmasıdır.
    Destan döneminde şimşek, rüzgar, yankı ve yağmur gibi doğal olaylara doğa üstü nitelikler kazandırılmıştır.
    4: Sözlü edebiyat döneminde nazım(şiir) en geniş yeri tutar.kopuz denilen bir çalgı eşliğinde söylenirdi.O dönemde şiir yazılmaz ,söylenirdi.Bu yüzden akılda daha iyi tutulması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının daha kolay olması sebebiyle nesirden ziyade ezberlenmesi daha kolay olan nazım tercih edilmiştir.


    5. Ölen kağanları için verilecek en özel hediyenin saçları olduğu
    Cesedin için boşaltılıp bahar yastıklarıyla doldurulması
    Ölenin önce altın tabuta sonra da ince işlemeli tahta bir tabuta konması
    Tam bir hafta boyunca davulların çalması
    Şamanların sagu söylemesi, genç kız ve kadınların ağlaması, şarkılar söylemesi
    Tabutun önünden geçen herkesin kağanın ismini mırıldanması
    6) Her iki saguda ölenin ardından duyulan acı çeşitli şekillerde ifade ediliyor.Alp Er Tunga sagusunda da ölen kağanları için ağlayan , kurt gibi uluyan yakalarını yırtan sagular söyleyen insanlar vardır.
    7) Sagular yuğ törenlerinde koşuklar ise sığır adı verilen sürek avı törenlerinde söylenen şiirlerdir.Sagu acının bir ifadesi koşuklar ise daha çok aşk, ayrılık, tabiat gibi durumlardaki duyguların ifadesidir.
    8) Oğullar adlı metinde insanlar üzüntülerini ağlayarak, şarkılar söyleyerek, çığlıklar atarak davul çalıp dans ederek ortaya koymuşlardır.Benzer adetler günümüzde yapılmamaktadır.Günümüzde insanlar cenazelerde ağlayarak ya da ağıt yakarak üzüntülerini gösterirler.
    9) Günümüzde incelediğimiz şiir beznerleri doğum ölüm ve eğlence gibi ortamlarda söylenmemektedir.Ama yöreden yöreye de değişen adet ve gelenekler yok da değildir.
    SAYFA 44
    DEĞERLENDİRME
    1.Sagu bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir, koşuk ise doğa sevgisi, aşk, kahramanlık, yiğitlik konularının işlendiği şiirlerdir.
    Sagu “yuğ” törenlerinde koşuk ise “sığır” ve “şölen” adı verilen törenlerde söylenir.
    Temaları farklı olduğu için söyleyişleri vurgu ve tonlamaları da farklıdır.
    2.(Y)
    3.(Y)
    4)(D)
    5. dörtlük
    6)Alp Er Tunga
    7) (A) şıkkı
    8)(B)
    9) Bence soru hatalı;çünkü “dı-m ve di-m “ ekleri aynı görevde(di'li geçmiş zaman ve 1.tekil şahıs eki) olduğu için rediftir.kelimelerin kökünde de benzer ses olmadığı için uyak kullanılmamıştır. Yine de zorlarsak D şıkkı denebilir.(edebiyat fatihi) .
    mehmetyagız bunu beğendi.
  4. şindar tekin

    şindar tekin Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    :shy: sadece bi tşk
  5. şindar tekin

    şindar tekin Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 38
    A.COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER(ŞİİRLER)
    HAZIRLIK SORULARI:

    Eski Türk topluluklarında da ozan ya da kam, baksı gibi adlarla anılan Halk şairleri, söz söylemeye, saz / kopuz / davul çalma gibi yeteneklerin yanı sıra, büyücülük, hekimlik vb. çeşitli görevleri de üzerlerinde toplamışlardır. Bu bakımdan da toplum üzerinde oldukça etkindirler. Kam, Baksı, Şaman, Ozan gibi halk şairlerinin görevleri, destanların müzik melodileri yardımıyla okunmasını ve dilden dile dolaşarak akılda kalmasını sağlamışlardır. Ayrıca başka tür görevlerde de bulunan bu halk şairleri, dinsel törenler için din adamları, sağaltım için hekim, vb. meslekler gelişmiştir.
    kam:büyü yapan.
    baksı:ağır hastaları tedavi eden bir hekimdir.
    ozan:sadece insanları eğitmez aynı zamanda eğlendirir.
    şaman:alt ve üst dünyada yardım eder.



    Şamanlar


    İnsanlar sevindikleri zaman dışa dönük olurlar. Mutluluklarını jest ve mimiklerle belli ederler.Yüzleri güler. Ölüm karşısında ise üzülürler ve içlerine kapanırlar.İnsanlar duygularını çok çeşitli yollarla anlatabilirler.Bazen duygularını şiir yazarak bazen şarkı söyleyerek vb. şekilde ifade ederler.Eski çağlarda insanlar da duygularını ifade etmek için şiir yazmışlar, bir ölünün ardından ağıtlar yakmışlar, aşk ve sevgi gibi duygularını da şiirle yansıtmışlardır.



    ALP ER TUNGA SAGUSU
    a----Alp Er Tunga/ öldi mü “dimü”ler redif
    a----Isız ajun/ kaldı mu “l” yarım uyak
    a---Özlek öçin/ aldı mu
    b---Emdi yürek/ yırtılur

    c---Ögreyüki /mundağ ok “ok” redif
    c----Munda adın/ tigdağ ok
    c----Atsa ajun /uğrap ok
    b----Tağlar başı/ kertilür

    d-----Begler atın/ argurup “up” redif
    d------Kagdu anı/ turgurup “r” yarım uyak
    d------Menğzi yüzü/ sargarup
    b------Körküm ağnar/ türtülür



    e---Ulşıp eren/ börleyü “leyü” redif
    e----Yırtıp yaka/ urlayu “r” yarım uyak
    e----Sıkrıp üni/ yurlayu
    b-----Sıgtap közi /örtülür

    f--Könğlüm için/ örtedi “di” redif
    f---Yitmiş yaşığ /kartadı
    f--Keçmiş özüg /irtedi
    b---Tün kün keçüp/ irtelür

    SAYFA 39:
    ALPE ER TUNGA SAGUSU
    AHENK UNSURLARI:

    Ölçü: 4+3 7’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.(/) durakları gösterir.
    Uyak: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb… düz kafiye vardır.Genelde yarım kafiye kullanılmıştır.
    Redif: Yukarıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: “t,g,k” seslerinin sık tekrarlanmasıyla ali terasyon, “”a,u” seslerinin tekrarıyla asonans yapılmıştır.

    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb (düz kafiye örgüsü)
    Tema:Ölümün ardından duyulan acı (ağıt)
    Nazım türü: Sagu
    Ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimler “ağıt” teması etrafında bir araya gelmiştir.

    2) “Alp Er Tunga öldü mü?” denilerek tecahül-i arif (bilip de bilmemezlikten gelme sanatı)
    “Felek öcünü aldı mı?” felek’e insani özellik kazandırılarak teşhis (kişileştirme)
    “Şimdi yürek yırtılır.” Mübalağa
    “Felek niyet edip ok atarsa” teşhis
    “Safran sürülmüş gibi” teşbih(benzetme) yüz rengi safrana benzetilmiş…
    “Erkekler kurt gibi uluyorlar” teşbih (benzetme)
    “Kalbimin içi yandı” mübalağa (abartma)
    Metinde kullanılan bu sanatlar anlatımı güçlendiriyor.
    3) Bu ifade tarzları ölümün ardından duyulan acıyı daha güçlü anlatmak için kullanılmıştır.
    4) Teması: Ölümden duyulan acı (ağıt)Bu tema şiirin daha hüzünlü ve acıklı olmasını sağlıyor.
    5) Temalar şiirin söyleyiş vurgu ve tonlamasını belirler.Şiir bu temaya uygun şekilde okunur.
    6)”Alp Er Tunga, ısız ajun, felek,ok atmak,kurt gibi,yaka yırtıp çığlık atmak” gibi söz ve söz grupları dönemin yaşantısını yansıtmaktadır.Eski Türkler “yuğ” adı verilen törenlerde ölenin ardından onun yiğitlik ve kahramanlıklarını anlatarak ölen kişinin ardından duyulan acıyı canlı bir şekilde ifade etmişlerdir.Okuduğumuz sagu her yönüyle dönemin zihniyetini yansıtmaktadır. Eski Türklerde önemli bir kişi öldüğünde ceset bir çadıra konur, ölen kişinin akrabaları kurbanlar keserek bu kurbanları çadırın önüne koyar, sonra hep birlikte atlara biner. Çadırın çevresinde yedi defa dönerlerdi.Ölüyü gömmek için uğurlu bir gün beklenir, ölü gömüldükten sonra da benzer törenler yapılarak kurbanlar kesilir ve mezarın etrafında yedi kez dönülürdü.Gömülen kahramanın mezarı çevresine balbal denilen taşlar dikilirdi.Türkler arasında yazı yaygınlaşınca böyle taşlar üzerine kitabeler dikilmeye başlandı. Köktürk Kitabeleri bu işlevle dikilmiş balballardır. Saz şairleri bu yas törenlerinde çeşitli şiirler söylerdi.

    SAYFA 41:
    7.AHENK UNSURLARI

    Ölçü: 4+3 7’li hece ölçüsü

    Uyak ve redifler:
    a……..esneyu “yu” redif
    a……..osnayu
    a……..kasnayu
    b……..kükreşür

    c…….ıngraşu “şu” redif
    c……möngreşü
    c…..tanglaşu
    b……mangraşur

    d……yaşnadı “dı” redif
    d…….tuşnadı
    d……kişnedi
    b……okraşur

    e……yagmurın “ın” redif , “r” yarım uyak
    e……torın
    e……..karın
    b…….engreşür

    f…….erüşdi “di” redif “ş” yarım uyak
    f…….akışdı
    f……..örüşdi
    b……..ügrişür

    g……..kölerdi
    g…….ilerdi “di” redif “r” yarım uyak
    g…….yılırdı
    b……çergeşür


    h….saçıldı
    h…..suçuldı “dı” redif “l” yarım uyak
    h….açıldı
    b….yugruşur

    ı…..tizildi
    ı……yazıldı
    ı…….özeldi “dı” redif “l” yarım uyak
    b…….adrışur

    Sese dayalı edebi sanatlar: Her birimde (dörtlükte) tekrar eden ünsüz harflerle aliterasyon; ünlü harf tekrarlarında ise asonans vardır.

    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 8
    Uyak şeması: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb/gggb/… (düz kafiye örgüsü)
    TEMA:Bahar
    Nazım türü: Koşuk

    8) Edebi sanatlar:
    1.birimde Rüzgar kar tipisine benzetilerek teşbih
    5.birimde bulutlar kayığa benzetilmiş teşbih
    6.birimde dünyanın nefesi denilerek teşhis
    7.birimde çiçekler inciye benzetilerek teşbih
    8.birimde çiçeklerin sıkılması teşhis
    Bu sanatlar anlatımı güçlendirmektedir.

    9)”Kuydı bulıt yagmurın” “tümen çeçek tizildi” “kökşin bulut örüşdi” “ajun tını yılırdı” tü tü çeçek çergeşür” gibi ifade kalıpları şiirin temasına uygun şekilde baharın gelişini canlı bir şekilde tasvir edilmesini sağlıyor…
    10) Koşuk bahar teması etrafında ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.Tema şiiri ifade ederken vurgu ve tonlamayı belirleyen en önemli faktördür.
    11) “Bulutlar gürleyip insanlar bağrışıyor” “Halk soğuktan titreşerek evlerine girdi.” İfadeler dönemin yaşantısını yansıtmaktadır.Halkın sağanak yağmurlar karşısında hayret etmesi ve bağrışması o dönemki insanların tabiat olaylarına takındığı tavrı da gösteriyor…Hayvancılık ve doğayla iç içe yaşıyor olmaları o dönem halkının yaşam tarzı hakkında bilgi veren örneklerdir.


    1.etkinlik: Bknz.Hazırlık çalışması
    SAYFA 42:

    1. İslam öncesi Türkler arasında , bir kahraman, bir devlet büyüğü öldüğünde bunlar için yapılan yuğ adı verilen yas törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlere sagu denir.
    a. Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir. “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.
    b. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.
    c. Koşuk nazım şekliyle söylenir.
    d. Dörtlükler halinde söylenir.
    e. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.
    f. Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir
    g. Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.
    h. Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.


    2. Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.
    Kopuz eşliğinde söylenir.
    Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.
    Nazım birimi dörtlüktür.
    Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca. (aaab cccb dddb)
    Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma'dır.
    Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.



    3:Destan döneminin zihniyeti:

    Destan döneminde ırka(kavmi) özgü özellikler hayata hakimdir.
    Göçebe bir yaşam sürüyorlardı.
    Avcılık, hayvancılık önemli geçim kaynaklarıdır.
    Pagan inanışı, Şamanizm ve GökTanrı inancı Türklerin ilk dinî inancını oluşturuyordu
    Türkler, ehlîleştirdikleri atlarla akıncılık yapmışlar, çiftçilikle uğraşan kavimler üzerinde üstünlük sağlamışlardır…
    Destan döneminin temel zihniyeti olağanüstü varlık ve figürlerin hayata hakim olmasıdır.
    Destan döneminde şimşek, rüzgar, yankı ve yağmur gibi doğal olaylara doğa üstü nitelikler kazandırılmıştır.
    4: Sözlü edebiyat döneminde nazım(şiir) en geniş yeri tutar.kopuz denilen bir çalgı eşliğinde söylenirdi.O dönemde şiir yazılmaz ,söylenirdi.Bu yüzden akılda daha iyi tutulması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının daha kolay olması sebebiyle nesirden ziyade ezberlenmesi daha kolay olan nazım tercih edilmiştir.


    5. Ölen kağanları için verilecek en özel hediyenin saçları olduğu
    Cesedin için boşaltılıp bahar yastıklarıyla doldurulması
    Ölenin önce altın tabuta sonra da ince işlemeli tahta bir tabuta konması
    Tam bir hafta boyunca davulların çalması
    Şamanların sagu söylemesi, genç kız ve kadınların ağlaması, şarkılar söylemesi
    Tabutun önünden geçen herkesin kağanın ismini mırıldanması
    6) Her iki saguda ölenin ardından duyulan acı çeşitli şekillerde ifade ediliyor.Alp Er Tunga sagusunda da ölen kağanları için ağlayan , kurt gibi uluyan yakalarını yırtan sagular söyleyen insanlar vardır.
    7) Sagular yuğ törenlerinde koşuklar ise sığır adı verilen sürek avı törenlerinde söylenen şiirlerdir.Sagu acının bir ifadesi koşuklar ise daha çok aşk, ayrılık, tabiat gibi durumlardaki duyguların ifadesidir.
    8) Oğullar adlı metinde insanlar üzüntülerini ağlayarak, şarkılar söyleyerek, çığlıklar atarak davul çalıp dans ederek ortaya koymuşlardır.Benzer adetler günümüzde yapılmamaktadır.Günümüzde insanlar cenazelerde ağlayarak ya da ağıt yakarak üzüntülerini gösterirler.
    9) Günümüzde incelediğimiz şiir beznerleri doğum ölüm ve eğlence gibi ortamlarda söylenmemektedir.Ama yöreden yöreye de değişen adet ve gelenekler yok da değildir.
    SAYFA 44
    DEĞERLENDİRME
    1.Sagu bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir, koşuk ise doğa sevgisi, aşk, kahramanlık, yiğitlik konularının işlendiği şiirlerdir.
    Sagu “yuğ” törenlerinde koşuk ise “sığır” ve “şölen” adı verilen törenlerde söylenir.
    Temaları farklı olduğu için söyleyişleri vurgu ve tonlamaları da farklıdır.
    2.(Y)
    3.(Y)
    4)(D)
    5. dörtlük
    6)Alp Er Tunga
    7) (A) şıkkı
    8)(B)
    9) Bence soru hatalı;çünkü “dı-m ve di-m “ ekleri aynı görevde(di'li geçmiş zaman ve 1.tekil şahıs eki) olduğu için rediftir.kelimelerin kökünde de benzer ses olmadığı için uyak kullanılmamıştır. Yine de zorlarsak D şıkkı denebilir.(edebiyat fatihi)

    SAYFA 45:


    B.OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER(DESTAN)

    HAZIRLIK:
    İlk Türk Destanları
    1.Altay - Yakut
    Yaradılış Destanı
    2.Sakalar Dönemi
    a.Alp Er Tunga Destanı
    b.şu Destanı
    3.Hun Dönemi
    Oğuz Kağan Destanı
    4.Köktürk Dönemi
    a.Bozkurt Destanı
    b.Ergenekon Destanı
    5.Uygur Dönemi
    a. Türeyiş Destanı
    b. Göç Destanı
    c.Mani Dininin Kabulü Destanı
    İslamiyetin Kabulunden Sonraki Türk Destanları :
    1.Karahanlı Dönemi
    Satuk Buğra Han Destanı
    2.Kazak-Kırgız Kültür Dâiresi
    Manas
    3.Türk-Moğol Kültür Dâiresi
    Cengiz-name
    4.Tatar-Kırım
    Timur ve Edige Destanları
    5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri
    a. Seyid Battal Gazi Destanı
    b. Danişmend Gazi Destanı
    c.Köroğlu Destanı


    Türk destanlarında yer alan kişi, zaman, mekan ve mitolojik ögeler günümüz edebiyatında kullanılmaktadır.Örneğin Nihal ATSIZ’ın “Bozkurtların Ölümü" Göktürk Kağanlığı tarihinden bir bölümü ve Kür Şad Destanı'nı anlattığı romanıdır.Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölümü’nde romanında roman kişileri gibi zaman ve mekân algısı da hep düş, rüya, fantezi hurafe, gibi olağanüstü ögelerle sürekli iç içelik arz eder.Rasim Özdenören’in “Hastalar ve Işıklar” romanında “ışık” miti canlı şekilde anlatılır.Örnek metin:
    Yüzbaşı Yağlaklar üç yaşında Ötüken’e getirilmiş bir Kırgız’dı. Kaç yıldır, bir fırsat bulup Kögmen
    Dağı’nı aşarak atasının yurduna gitmeği, baba ocağını görmeği tasarlıyor, fakat her yıl bir
    engel çıkıyordu. Bu buyruğu alınca artık Kögmen’i aşmak umutlarını bırakmak gerektiğini anladı.
    Çünkü kendi yüz atlısıyla bir tümen Çinliyi oyalamak pek yakında Uçmağa varmak demekti. Fakat
    pek yakında öleceğini düşünmek onu asla yüksündürmedi. Koca Kırgız yüzbaşı, içinde dirliğe veda
    etmenin garipliği de çınlıyan çok gür ve heybetli bir sesle erlerini çabucak çevresine topladıktan
    sonra yüz kişiyle on bin Çinliye daldı. Yağlakar, her kılıç vuruşta bir Çinli deviriyor ve : “Al! Kögmen
    Dağı aşkına...” diye bağırıyordu, erleri de coşmuşlardı. Onlar da Çinlileri ikiye biçen vuruşlarını
    “Ötüken aşkına”, “Kara Kağan aşkına”, “İ-çing Katun aşkına”, Şen-king aşkına” diye bağırarak
    yapıyorlar, bir yandan da güneş görmüş kar gibi eriyorlardı.(Hüseyin Nihal ATSIZ “BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ ROMANINDAN alınmıştır.)


    İnsanlar kendisini etkileyen kendilerinde şaşkınlık uyandıran kişi ya da olayları olağanüstü unsurlar ekleyerek ve abartarak anlatmaya yatkındır.Bu şekilde çekirdek gerçekliği olan bir olay zamanla kulaktan kulağa aktarılarak gerçeklikle ilişkisini kaybeder.
    SAYFA 46
    1) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır.

    Olay örgüsü:
    İskender’in Semerkand’ı alıp Türk illerine doğru ilerlemesi
    Türk hükümdarı “Şu”nun Hucend vadisinin kıyılarına 40 öncü kumandan göndermesi
    Halkın Şu’nun hazırlıksız olduğunu düşünmesi ve karamsarlığa kapılması
    İskender’in ırmağı geçmesi,Şu’nun ise onunla savaşmak yerine doğuya çekilmesi
    22 ailenin doğuya gidenlere katılmaması
    İskender’in bu 22 kişiyi görmesi ve onlara bir şey yapmaması
    Doğu’ya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılması
    Şu’nun Çin tarafına geçmesi
    Şu ile Zülkarney’nin savaşması
    Türk kolunun İskender’in askerlerini bozguna uğratması
    Zülkarneyn ve Şu’nun barışması
    İskender’in Uygur şehirlerini yaptırıp geri dönmesi
    Şu’nun Balasagun’a gelip Şu şehrini kurması ve buraya tılsım koydurması
    Kişiler:
    Zülkarneyn(İskender), Şu ,Türklerden geriye kalan 22 kişi, diğer iki kişi, vezir
    Zaman:Destanda belirsiz bir zaman söz konusudur.””Geceleyin, sonra, sabah olunca,ertesi gün , sonra” gibi yaklaşık zaman ifadeleri vardır.
    Mekan: Semerkand,Balasagun, Şu Kalesi, çadır,Çin,Uygur yakınları, Altın Han dağı…”
    4) Metnin yapı unsurları tasvir edilmeden anlatılmıştır.Olayın geçtiği mekanlar sadece yer adı olarak yer almış,bu mekanlarla ilgili betimleme yapılmamıştır.Zaman ifadeleri de belirsizdir, kişiler belirgin ve ayırt edici özellikleriyle anlatılmamıştır.
    SAYFA 47
    5) Metnin yapı unsurları temayı(iletiyi) vermede ve somutlaştırmayı gerçekleştirmede birer araç işlevi görmektedir.
    6) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Destandaki olay ve kişiler zamanla halkın ağzında dolaşa dolaşa olağanüstülükler kazanmış ve bugünkü halini almıştır.
    7)Şu denilen şehri yaptı.Oraya bir de tılsım koydurdu.Bugün leylekler o şehrin kapısına kadar gelir,fakat şehri geçip gidemezler.Bu tılsımın tesiri bugüne kadar sürmektedir.Bu ve benzeri olağanüstülükler metnin destan olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.Çünkü destanlar çekirdek bir gerçekliğin zamanla halkın hayal gücünün etkisiyle olağanüstülük kazanıp yayılması ve sonrasında yazıya geçirilmesiyle oluşur.
    8)”Şu Destanı” bir edebiyat metnidir.Kurmacadır.
    9)Destanda hem öğretici hem de sanat metni işlevi bir aradadır.
    SAYFA 48:

    10)
    Deli Kurt’un analığından dinlediği masalın etkisinde kalması
    Gökçen kızın pınardan su almak için gelmesi, Deli Kurt ve yanındakilere yaklaşması
    Deli Kurt’un Gökçen isimli kızı görünce onun güzelliğinden adeta büyülenmesi
    Gökçen’in pınara gelmesi
    Gökçenle Satı Kadın’ın konuşmaları
    Gökçen kızın pınardan uzaklaşması Deli Murat’ın kızın etkisinden kurtulamaması
    Kişiler:
    Deli Kurt,Gökçen kız,Satı Kadın, üç sipahi, Çakır
    Zaman: Belirgin zaman ifadeleri yoktur.
    Mekan: Pınar başı
    11) Her iki metin de anlatmaya bağlı metin olduğu için yapı unsurları olay örgüsü, kişiler yer ve zaman ögelerinden oluşmuştur.”Deli Kurt” romanında kişi ve olaylar canlı bir şekilde tasvir edilmiştir,bu durum Şu Destan’ında yoktur.
    12)Destanda kullanılan dil romandaki gibi edebi değildir.Deli Kurt romanında yazar son derece akıcı ve yalın Türkçe’yle bir aşkı oldukça çarpıcı canlı tasvirlerle ve dilin inceliklerini kullanarak anlatmıştır.Destanda ise dil son derece basit ve genelde göndergesel işlevde kullanılmıştır.
    13) “Şu Destanında her şeyi öncesi ve sonrasıyla bilen ilahi bakış açılı (hakim) anlatıcı vardır.Anlatıcının hedeflediği kitle halktır.
    14) Şu destanı, M.Ö. 330-M.Ö. 327 yıllarındaki olaylarla bağlantılı olan eski bir Türk destanıdır.
    Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran'ı ve Türkistan'ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destanda Türklerin İskender'le mücadelelerini ve geriye çekilmelerini anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Deli Kurt, Yıldırım Beyazıd’ ın oğlu isa bey in hiç göremediği çocuğudur. isa bey hamile olan hatununu en çok güvendiği sipahilerden biri olan Çakır’a emanet eder, o da bala hatun’u tımarının yakınındaki anasının obasına götürür ve yerleştirir. bala hatun’un murad adında bir oğlu olur, obada Murad’a “ deli kurt” lakabı takılır...Deli kurt gün geçer gerçek bir sipahi olur, orduya girer, ağasıyla tımar komşusu olur... Bir gün Gökçen adında bir kız görür, bu kız oba halkı tarafından pek tekin görülmez. peri kızıdır diye konuşurlar, doğaüstü güçlerini bilirler, uğraşmazlar. Deli kurt bu kıza gönlünü kaptırır, bir sipahiye yakıştıramaz ama yine de onu düşünmeden edemez...aşkıyla yanar tutuşur, en sonunda aşkını itiraf eder karşılıkda bulur, fakat deli kurt un savaşa gittiği bir sırada obayı sel basar, hem analığı, hem gökçen kızı sel alır gider. savaş dönüşü bunu duyan deli kurt atına atlar ve evini yurdunu bırakarak hiç bilmediği bir yere doğru gider, uzaklaşır...
    15) Şu Destanı’nda Şu ve Zülkarneyn destanın baş kişileridir.Olaylar bunların etrafında şekillenir.Deli Kurt’ta ise Deli Kurt ile Gökçen kız romanın baş kahramanıdırlar.Olaylar bu kişilerin etrafında şekillenir.Diğerleri yardımcı karakterdirler…
    1.etkinlik: bknz.Hazırlık bölümü
    SAYFA 51:
    16) Her iki destanın teması da kahramanlıktır.Kahramanlık teması evrenseldir

    2.ETKİNLİK:
    Şu Destanı Odysseia
    Kişiler Şu, İskender …
    Kişiler: Odysseia , Kikonlar,Lotofaglar,Kirke,KalypsoPenelope,Laertes,Antinoos
    Tema: Kahramanlık Kahramanlık
    Kişiler bakımından her iki destanda da olağanüstü güçlere sahip kahramanlar bulunmaktadır.
    18) Mitolojik unsurlar,hayatla mücadele, dini inançlar ve musiki destan dilinin oluşmasını sağlayan unsurlardır.Destan dili bu ögeler üzerine kurulur.

    19) Destan dili şiirsel bir yapıya sahiptir, doğal dil değildir.
    Destan dili ahenklidir, doğal dil değildir.
    Destan dilinde sanatsal işlev vardır, doğal dilde genelde göndergesel işlev kullanılır.
    Destan dili mitolojik unusurları barındırır, doğal dil barındırmaz.
    Destan dilinin coşkulu, epik bir anlatımı vardır, doğal dilin genelde yoktur.
    Doğal dil destan diline göre daha akıcıdır.
    Destan dili abartılıdır, doğal dil daha yalın ve sadedir.
    Doğal dildeki göstergelerin karşılama gücü belli yere kadardır.Fakat insanların hayal dünyası sınırsız olduğu için göstergeleri belli bir noktaya kadar kullanabilir.Bu nedenle göstergeleri bir noktaya kadar kullanabilir.Destan dilinin olağanüstülükleri karşılaması ancak bununla mümkün olur.
    3.etkinlik: bknz. Hazırlık çalışması
    20) Oluşumu:
    * Halkı derinden etkileyecek bir olayın yaşanması
    * Bu olayda öne çıkan bir kahramanın olması
    * Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun yayıl*ması
    * Güçlü bir şairin toplum içinde anlatıla anlatıla zenginleştiril*miş hikâyeleri derleyerek yeniden yazması.
    Destanların bir ozan tarafından son hâli verilinceye kadar olan süreçte halkın hayalleri destanlara katılır, zamanla destanlara yeni olaylar da eklenir. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, ortak bir eser haline gelir.
    Tema: Bir milleti derinden etkileyen millet hayatında derin izler bırakan kişi ya da olaylar
    Dil-anlatım : Şiirsel ve manzum bir yapı söz konusudur.Anlatıcı her şeyden haberdar olan ilahi bakış açılı anlatıcıdır.Ahenk için genelde devrik cümle kullanılır.
    Olağanüstülük: Destanlardaki olay örgüsü hayal gücü ile zenginleştirilmiş ve olağan üstü nitelik kazanarak gerçeklikle bağını koparmıştır.
    21.

    Anlatımı sözlüdür.
    Din törenlerinde(şölen,sığır,yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir.
    Edebi ürünler manzumdur.(şiir şeklindedir)
    Edebi ürünler anonimdir, bunlara milli özellikler hakimdir.
    Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır,ÖZTÜRKÇEDİR
    Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış.
    Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir.
    Bu dönemde “sav, sagu, koşuk, destan” nazım şekilleri görülür.
    Genellikle aşk,tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
    22.Bknz.hazırlık soruları
    SAYFA 52:
    4.etkinlik:
    Destan parçalarındaki ortak motif “SU” motifidir. Su: Türkler arasında temizleyici, kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olarak kabul edilmiş, ateşe bağlı olarak birçok inancın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Türklerin Müslüman olmalarından sonra da ateşle ilgili inanışlar devam etmiş; ateş üzerine tükürmek, ateşi su ile söndürmek, ateşe karşı küfretmek günah kavr***** dâhil edilmiştir.

    1.) Zülkarneyn’in 22 kişiyi görerek “Bunlarda Türk alametleri var ;bunları görünce kimseye sormadan bunlar için “Türk manend” dedi ki manası “Türk’e benziyorlar” demektir.Bu ad o adamlar için bugüne kadar kaldı.”Diğerleri Altın Kan ve Şu şehrinin adı…(Metinden bulunuz)
    Günümüzde de yer adlarının verilişi ile ilgili benzer anlatımlar vardır. Örneğin Tavşanlı ilçesinin adı: Yıldırım Bayezıd yanında bulunan diğer görevlilerle birlikte Bursa’dan Kütahya’ya Germiyan Beyinin kızını görmeye gelirken Tavşanlı sahrasından geçer.O zamanlar buraları fundalık-çalılıktır.Yıldırım Bayezıd,burada avlanır ve tavşanların bol olmasından dolayı da “Buranın tavşanı çok” der.O günden bu güne burası “Tavşanlı”olarak kalır.
    2)Her iki destanda da “su” motifi kullanılmıştır.Her iki destanda da Kalaç soyunun etnik kaynağının etimolojik yönden destan yapısı içinde yer alır.Oğuz Kağan Destan’ında daha çok olağanüstülük vardır.
    3) Oğuz Kağan da Hakan Şu da Türk hükümdarıdır.İkisi de olağanüstülükler gösteren bir yapıya sahiptir.Mücadeleleri şahsi değil millidir.
    SAYFA 53:
    DEĞERLENDİRME:
    1) 1- Doğuş (oluşum) aşaması:
    Bu aşamada milletin hayatında iz bırakan önemli tarihî ve sosyal olaylar, bu olaylar içinde yüceltilmiş efsanevî kahramanlar görülür.
    2- Yayılma aşaması:
    Bu safhada, söz konusu olay ve kahramanlıklar, sözlü gelenek yoluyla yayılır. Böylece bölgeden bölgeye ve nesilden nesle geçer.
    3- Derleme (yazıya geçirme) safhası:
    Bu safhada, sözlü gelenekte yaşayan destanı, güçlü bir şair, bir bütün halinde derleyip manzum olarak yazıya geçirir. Çoğu zaman bu destanların kim tarafından derlendiği ve yazıya geçirildiği belli değildir.
    2) (D)
    3) (D)
    4) (D)
    5) Bozkurt ve Ergenekon Destan’ıdır.
    6) Destan
    7) (A)
    sadece bir tşkler yeterli
    akadir21 bunu beğendi.
  6. tAtLı Kıss...

    tAtLı Kıss... Üye

    Katılım:
    3 Mart 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    bu cevaplar geçen senenin edebiyat kitabı cevapları :( yeni lazım bana
  7. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Konu yanlış yere açılmış
    Konu taşınmıştır..
    ;)
  8. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    SAYFA 39:
    ALPE ER TUNGA SAGUSU
    AHENK UNSURLARI:

    Ölçü: 4+3 7’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.(/) durakları gösterir.
    Uyak: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb… düz kafiye vardır.Genelde yarım kafiye kullanılmıştır.
    Redif: Yukarıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: “t,g,k” seslerinin sık tekrarlanmasıyla ali terasyon, “”a,u” seslerinin tekrarıyla asonans yapılmıştır.

    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb (düz kafiye örgüsü)
    Tema:Ölümün ardından duyulan acı (ağıt)
    Nazım türü: Sagu
    Ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimler “ağıt” teması etrafında bir araya gelmiştir.

    2) “Alp Er Tunga öldü mü?” denilerek tecahül-i arif (bilip de bilmemezlikten gelme sanatı)
    “Felek öcünü aldı mı?” felek’e insani özellik kazandırılarak teşhis (kişileştirme)
    “Şimdi yürek yırtılır.” Mübalağa
    “Felek niyet edip ok atarsa” teşhis
    “Safran sürülmüş gibi” teşbih(benzetme) yüz rengi safrana benzetilmiş…
    “Erkekler kurt gibi uluyorlar” teşbih (benzetme)
    “Kalbimin içi yandı” mübalağa (abartma)
    Metinde kullanılan bu sanatlar anlatımı güçlendiriyor.
    3) Bu ifade tarzları ölümün ardından duyulan acıyı daha güçlü anlatmak için kullanılmıştır.
    4) Teması: Ölümden duyulan acı (ağıt)Bu tema şiirin daha hüzünlü ve acıklı olmasını sağlıyor.
    5) Temalar şiirin söyleyiş vurgu ve tonlamasını belirler.Şiir bu temaya uygun şekilde okunur.
    6)”Alp Er Tunga, ısız ajun, felek,ok atmak,kurt gibi,yaka yırtıp çığlık atmak” gibi söz ve söz grupları dönemin yaşantısını yansıtmaktadır.Eski Türkler “yuğ” adı verilen törenlerde ölenin ardından onun yiğitlik ve kahramanlıklarını anlatarak ölen kişinin ardından duyulan acıyı canlı bir şekilde ifade etmişlerdir.Okuduğumuz sagu her yönüyle dönemin zihniyetini yansıtmaktadır. Eski Türklerde önemli bir kişi öldüğünde ceset bir çadıra konur, ölen kişinin akrabaları kurbanlar keserek bu kurbanları çadırın önüne koyar, sonra hep birlikte atlara biner. Çadırın çevresinde yedi defa dönerlerdi.Ölüyü gömmek için uğurlu bir gün beklenir, ölü gömüldükten sonra da benzer törenler yapılarak kurbanlar kesilir ve mezarın etrafında yedi kez dönülürdü.Gömülen kahramanın mezarı çevresine balbal denilen taşlar dikilirdi.Türkler arasında yazı yaygınlaşınca böyle taşlar üzerine kitabeler dikilmeye başlandı. Köktürk Kitabeleri bu işlevle dikilmiş balballardır. Saz şairleri bu yas törenlerinde çeşitli şiirler söylerdi.

    SAYFA 41:
    7.AHENK UNSURLARI

    Ölçü: 4+3 7’li hece ölçüsü

    Uyak ve redifler:
    a……..esneyu “yu” redif
    a……..osnayu
    a……..kasnayu
    b……..kükreşür

    c…….ıngraşu “şu” redif
    c……möngreşü
    c…..tanglaşu
    b……mangraşur

    d……yaşnadı “dı” redif
    d…….tuşnadı
    d……kişnedi
    b……okraşur

    e……yagmurın “ın” redif , “r” yarım uyak
    e……torın
    e……..karın
    b…….engreşür

    f…….erüşdi “di” redif “ş” yarım uyak
    f…….akışdı
    f……..örüşdi
    b……..ügrişür

    g……..kölerdi
    g…….ilerdi “di” redif “r” yarım uyak
    g…….yılırdı
    b……çergeşür


    h….saçıldı
    h…..suçuldı “dı” redif “l” yarım uyak
    h….açıldı
    b….yugruşur

    ı…..tizildi
    ı……yazıldı
    ı…….özeldi “dı” redif “l” yarım uyak
    b…….adrışur

    Sese dayalı edebi sanatlar: Her birimde (dörtlükte) tekrar eden ünsüz harflerle aliterasyon; ünlü harf tekrarlarında ise asonans vardır.

    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 8
    Uyak şeması: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb/gggb/… (düz kafiye örgüsü)
    TEMA:Bahar
    Nazım türü: Koşuk

    8) Edebi sanatlar:
    1.birimde Rüzgar kar tipisine benzetilerek teşbih
    5.birimde bulutlar kayığa benzetilmiş teşbih
    6.birimde dünyanın nefesi denilerek teşhis
    7.birimde çiçekler inciye benzetilerek teşbih
    8.birimde çiçeklerin sıkılması teşhis
    Bu sanatlar anlatımı güçlendirmektedir.

    9)”Kuydı bulıt yagmurın” “tümen çeçek tizildi” “kökşin bulut örüşdi” “ajun tını yılırdı” tü tü çeçek çergeşür” gibi ifade kalıpları şiirin temasına uygun şekilde baharın gelişini canlı bir şekilde tasvir edilmesini sağlıyor…
    10) Koşuk bahar teması etrafında ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.Tema şiiri ifade ederken vurgu ve tonlamayı belirleyen en önemli faktördür.
    11) “Bulutlar gürleyip insanlar bağrışıyor” “Halk soğuktan titreşerek evlerine girdi.” İfadeler dönemin yaşantısını yansıtmaktadır.Halkın sağanak yağmurlar karşısında hayret etmesi ve bağrışması o dönemki insanların tabiat olaylarına takındığı tavrı da gösteriyor…Hayvancılık ve doğayla iç içe yaşıyor olmaları o dönem halkının yaşam tarzı hakkında bilgi veren örneklerdir.


    1.etkinlik: Bknz.Hazırlık çalışması
    SAYFA 42:

    1. İslam öncesi Türkler arasında , bir kahraman, bir devlet büyüğü öldüğünde bunlar için yapılan yuğ adı verilen yas törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlere sagu denir.
    a. Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir. “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.
    b. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.
    c. Koşuk nazım şekliyle söylenir.
    d. Dörtlükler halinde söylenir.
    e. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.
    f. Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir
    g. Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.
    h. Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.


    • 2. Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.
    • Kopuz eşliğinde söylenir.
    • Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.
    • Nazım birimi dörtlüktür.
    • Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca. (aaab cccb dddb)
    • Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma'dır.
    • Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.
  9. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    3:Destan döneminin zihniyeti:

    • Destan döneminde ırka(kavmi) özgü özellikler hayata hakimdir.
    • Göçebe bir yaşam sürüyorlardı.
    • Avcılık, hayvancılık önemli geçim kaynaklarıdır.
    • Pagan inanışı, Şamanizm ve GökTanrı inancı Türklerin ilk dinî inancını oluşturuyordu
    • Türkler, ehlîleştirdikleri atlarla akıncılık yapmışlar, çiftçilikle uğraşan kavimler üzerinde üstünlük sağlamışlardır…
    • Destan döneminin temel zihniyeti olağanüstü varlık ve figürlerin hayata hakim olmasıdır.
    • Destan döneminde şimşek, rüzgar, yankı ve yağmur gibi doğal olaylara doğa üstü nitelikler kazandırılmıştır.
    4: Sözlü edebiyat döneminde nazım(şiir) en geniş yeri tutar.kopuz denilen bir çalgı eşliğinde söylenirdi.O dönemde şiir yazılmaz ,söylenirdi.Bu yüzden akılda daha iyi tutulması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının daha kolay olması sebebiyle nesirden ziyade ezberlenmesi daha kolay olan nazım tercih edilmiştir.


    • 5. Ölen kağanları için verilecek en özel hediyenin saçları olduğu
    • Cesedin için boşaltılıp bahar yastıklarıyla doldurulması
    • Ölenin önce altın tabuta sonra da ince işlemeli tahta bir tabuta konması
    • Tam bir hafta boyunca davulların çalması
    • Şamanların sagu söylemesi, genç kız ve kadınların ağlaması, şarkılar söylemesi
    • Tabutun önünden geçen herkesin kağanın ismini mırıldanması
    6) Her iki saguda ölenin ardından duyulan acı çeşitli şekillerde ifade ediliyor.Alp Er Tunga sagusunda da ölen kağanları için ağlayan , kurt gibi uluyan yakalarını yırtan sagular söyleyen insanlar vardır.
    7) Sagular yuğ törenlerinde koşuklar ise sığır adı verilen sürek avı törenlerinde söylenen şiirlerdir.Sagu acının bir ifadesi koşuklar ise daha çok aşk, ayrılık, tabiat gibi durumlardaki duyguların ifadesidir.
    8) Oğullar adlı metinde insanlar üzüntülerini ağlayarak, şarkılar söyleyerek, çığlıklar atarak davul çalıp dans ederek ortaya koymuşlardır.Benzer adetler günümüzde yapılmamaktadır.Günümüzde insanlar cenazelerde ağlayarak ya da ağıt yakarak üzüntülerini gösterirler.
    9) Günümüzde incelediğimiz şiir beznerleri doğum ölüm ve eğlence gibi ortamlarda söylenmemektedir.Ama yöreden yöreye de değişen adet ve gelenekler yok da değildir.
    SAYFA 44
    DEĞERLENDİRME
    1.Sagu bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir, koşuk ise doğa sevgisi, aşk, kahramanlık, yiğitlik konularının işlendiği şiirlerdir.
    Sagu “yuğ” törenlerinde koşuk ise “sığır” ve “şölen” adı verilen törenlerde söylenir.
    Temaları farklı olduğu için söyleyişleri vurgu ve tonlamaları da farklıdır.
    2.(Y)
    3.(Y)
    4)(D)
    5. dörtlük
    6)Alp Er Tunga
    7) (A) şıkkı
    8)(B)
    9) Bence soru hatalı;çünkü “dı-m ve di-m “ ekleri aynı görevde(di'li geçmiş zaman ve 1.tekil şahıs eki) olduğu için rediftir.kelimelerin kökünde de benzer ses olmadığı için uyak kullanılmamıştır. Yine de zorlarsak D şıkkı denebilir.(edebiyat fatihi)

    SAYFA 45:


    B.OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER(DESTAN)

    HAZIRLIK:
    İlk Türk Destanları
    1.Altay - Yakut
    Yaradılış Destanı
    2.Sakalar Dönemi
    a.Alp Er Tunga Destanı
    b.şu Destanı
    3.Hun Dönemi
    Oğuz Kağan Destanı
    4.Köktürk Dönemi
    a.Bozkurt Destanı
    b.Ergenekon Destanı
    5.Uygur Dönemi
    a. Türeyiş Destanı
    b. Göç Destanı
    c.Mani Dininin Kabulü Destanı
    İslamiyetin Kabulunden Sonraki Türk Destanları :
    1.Karahanlı Dönemi
    Satuk Buğra Han Destanı
    2.Kazak-Kırgız Kültür Dâiresi
    Manas
    3.Türk-Moğol Kültür Dâiresi
    Cengiz-name
    4.Tatar-Kırım
    Timur ve Edige Destanları
    5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri
    a. Seyid Battal Gazi Destanı
    b. Danişmend Gazi Destanı
    c.Köroğlu Destanı


    • Türk destanlarında yer alan kişi, zaman, mekan ve mitolojik ögeler günümüz edebiyatında kullanılmaktadır.Örneğin Nihal ATSIZ’ın “Bozkurtların Ölümü" Göktürk Kağanlığı tarihinden bir bölümü ve Kür Şad Destanı'nı anlattığı romanıdır.Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölümü’nde romanında roman kişileri gibi zaman ve mekân algısı da hep düş, rüya, fantezi hurafe, gibi olağanüstü ögelerle sürekli iç içelik arz eder.Rasim Özdenören’in “Hastalar ve Işıklar” romanında “ışık” miti canlı şekilde anlatılır.Örnek metin:
    Yüzbaşı Yağlaklar üç yaşında Ötüken’e getirilmiş bir Kırgız’dı. Kaç yıldır, bir fırsat bulup Kögmen
    Dağı’nı aşarak atasının yurduna gitmeği, baba ocağını görmeği tasarlıyor, fakat her yıl bir
    engel çıkıyordu. Bu buyruğu alınca artık Kögmen’i aşmak umutlarını bırakmak gerektiğini anladı.
    Çünkü kendi yüz atlısıyla bir tümen Çinliyi oyalamak pek yakında Uçmağa varmak demekti. Fakat
    pek yakında öleceğini düşünmek onu asla yüksündürmedi. Koca Kırgız yüzbaşı, içinde dirliğe veda
    etmenin garipliği de çınlıyan çok gür ve heybetli bir sesle erlerini çabucak çevresine topladıktan
    sonra yüz kişiyle on bin Çinliye daldı. Yağlakar, her kılıç vuruşta bir Çinli deviriyor ve : “Al! Kögmen
    Dağı aşkına...” diye bağırıyordu, erleri de coşmuşlardı. Onlar da Çinlileri ikiye biçen vuruşlarını
    “Ötüken aşkına”, “Kara Kağan aşkına”, “İ-çing Katun aşkına”, Şen-king aşkına” diye bağırarak
    yapıyorlar, bir yandan da güneş görmüş kar gibi eriyorlardı.(Hüseyin Nihal ATSIZ “BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ ROMANINDAN alınmıştır.)




    • İnsanlar kendisini etkileyen kendilerinde şaşkınlık uyandıran kişi ya da olayları olağanüstü unsurlar ekleyerek ve abartarak anlatmaya yatkındır.Bu şekilde çekirdek gerçekliği olan bir olay zamanla kulaktan kulağa aktarılarak gerçeklikle ilişkisini kaybeder.
    • SAYFA 46
    1) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır.

    • Olay örgüsü:
    • İskender’in Semerkand’ı alıp Türk illerine doğru ilerlemesi
    • Türk hükümdarı “Şu”nun Hucend vadisinin kıyılarına 40 öncü kumandan göndermesi
    • Halkın Şu’nun hazırlıksız olduğunu düşünmesi ve karamsarlığa kapılması
    • İskender’in ırmağı geçmesi,Şu’nun ise onunla savaşmak yerine doğuya çekilmesi
    • 22 ailenin doğuya gidenlere katılmaması
    • İskender’in bu 22 kişiyi görmesi ve onlara bir şey yapmaması
    • Doğu’ya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılması
    • Şu’nun Çin tarafına geçmesi
    • Şu ile Zülkarney’nin savaşması
    • Türk kolunun İskender’in askerlerini bozguna uğratması
    • Zülkarneyn ve Şu’nun barışması
    • İskender’in Uygur şehirlerini yaptırıp geri dönmesi
    • Şu’nun Balasagun’a gelip Şu şehrini kurması ve buraya tılsım koydurması
    Kişiler:
    Zülkarneyn(İskender), Şu ,Türklerden geriye kalan 22 kişi, diğer iki kişi, vezir
    Zaman:Destanda belirsiz bir zaman söz konusudur.””Geceleyin, sonra, sabah olunca,ertesi gün , sonra” gibi yaklaşık zaman ifadeleri vardır.
    Mekan: Semerkand,Balasagun, Şu Kalesi, çadır,Çin,Uygur yakınları, Altın Han dağı…”
    4) Metnin yapı unsurları tasvir edilmeden anlatılmıştır.Olayın geçtiği mekanlar sadece yer adı olarak yer almış,bu mekanlarla ilgili betimleme yapılmamıştır.Zaman ifadeleri de belirsizdir, kişiler belirgin ve ayırt edici özellikleriyle anlatılmamıştır.
    SAYFA 47
    5) Metnin yapı unsurları temayı(iletiyi) vermede ve somutlaştırmayı gerçekleştirmede birer araç işlevi görmektedir.
    6) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Destandaki olay ve kişiler zamanla halkın ağzında dolaşa dolaşa olağanüstülükler kazanmış ve bugünkü halini almıştır.
    7)Şu denilen şehri yaptı.Oraya bir de tılsım koydurdu.Bugün leylekler o şehrin kapısına kadar gelir,fakat şehri geçip gidemezler.Bu tılsımın tesiri bugüne kadar sürmektedir.Bu ve benzeri olağanüstülükler metnin destan olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.Çünkü destanlar çekirdek bir gerçekliğin zamanla halkın hayal gücünün etkisiyle olağanüstülük kazanıp yayılması ve sonrasında yazıya geçirilmesiyle oluşur.
    8)”Şu Destanı” bir edebiyat metnidir.Kurmacadır.
    9)Destanda hem öğretici hem de sanat metni işlevi bir aradadır.
    SAYFA 48:

    10)
    Deli Kurt’un analığından dinlediği masalın etkisinde kalması
    Gökçen kızın pınardan su almak için gelmesi, Deli Kurt ve yanındakilere yaklaşması
    Deli Kurt’un Gökçen isimli kızı görünce onun güzelliğinden adeta büyülenmesi
    Gökçen’in pınara gelmesi
    Gökçenle Satı Kadın’ın konuşmaları
    Gökçen kızın pınardan uzaklaşması Deli Murat’ın kızın etkisinden kurtulamaması
    Kişiler:
    Deli Kurt,Gökçen kız,Satı Kadın, üç sipahi, Çakır
    Zaman: Belirgin zaman ifadeleri yoktur.
    Mekan: Pınar başı
    11) Her iki metin de anlatmaya bağlı metin olduğu için yapı unsurları olay örgüsü, kişiler yer ve zaman ögelerinden oluşmuştur.”Deli Kurt” romanında kişi ve olaylar canlı bir şekilde tasvir edilmiştir,bu durum Şu Destan’ında yoktur.
    12)Destanda kullanılan dil romandaki gibi edebi değildir.Deli Kurt romanında yazar son derece akıcı ve yalın Türkçe’yle bir aşkı oldukça çarpıcı canlı tasvirlerle ve dilin inceliklerini kullanarak anlatmıştır.Destanda ise dil son derece basit ve genelde göndergesel işlevde kullanılmıştır.
    13) “Şu Destanında her şeyi öncesi ve sonrasıyla bilen ilahi bakış açılı (hakim) anlatıcı vardır.Anlatıcının hedeflediği kitle halktır.
    14) Şu destanı, M.Ö. 330-M.Ö. 327 yıllarındaki olaylarla bağlantılı olan eski bir Türk destanıdır.
    Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran'ı ve Türkistan'ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destanda Türklerin İskender'le mücadelelerini ve geriye çekilmelerini anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Deli Kurt, Yıldırım Beyazıd’ ın oğlu isa bey in hiç göremediği çocuğudur. isa bey hamile olan hatununu en çok güvendiği sipahilerden biri olan Çakır’a emanet eder, o da bala hatun’u tımarının yakınındaki anasının obasına götürür ve yerleştirir. bala hatun’un murad adında bir oğlu olur, obada Murad’a “ deli kurt” lakabı takılır...Deli kurt gün geçer gerçek bir sipahi olur, orduya girer, ağasıyla tımar komşusu olur... Bir gün Gökçen adında bir kız görür, bu kız oba halkı tarafından pek tekin görülmez. peri kızıdır diye konuşurlar, doğaüstü güçlerini bilirler, uğraşmazlar. Deli kurt bu kıza gönlünü kaptırır, bir sipahiye yakıştıramaz ama yine de onu düşünmeden edemez...aşkıyla yanar tutuşur, en sonunda aşkını itiraf eder karşılıkda bulur, fakat deli kurt un savaşa gittiği bir sırada obayı sel basar, hem analığı, hem gökçen kızı sel alır gider. savaş dönüşü bunu duyan deli kurt atına atlar ve evini yurdunu bırakarak hiç bilmediği bir yere doğru gider, uzaklaşır...
    15) Şu Destanı’nda Şu ve Zülkarneyn destanın baş kişileridir.Olaylar bunların etrafında şekillenir.Deli Kurt’ta ise Deli Kurt ile Gökçen kız romanın baş kahramanıdırlar.Olaylar bu kişilerin etrafında şekillenir.Diğerleri yardımcı karakterdirler…
    @slann bunu beğendi.
  10. @slann

    @slann Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Valla buravo sana teŞekkÜrlerİ hak ettİn bence

Sayfayı Paylaş