edebiyat sayfa 45-53 arası burada!!!

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde ali410 tarafından paylaşıldı.

  1. ali410

    ali410 Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2010
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    18
    Ödül Puanları:
    0

  2. ali410

    ali410 Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2010
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    18
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 45:


    B.OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER(DESTAN)

    HAZIRLIK:
    İlk Türk Destanları
    1.Altay - Yakut
    Yaradılış Destanı
    2.Sakalar Dönemi
    a.Alp Er Tunga Destanı
    b.şu Destanı
    3.Hun Dönemi
    Oğuz Kağan Destanı
    4.Köktürk Dönemi
    a.Bozkurt Destanı
    b.Ergenekon Destanı
    5.Uygur Dönemi
    a. Türeyiş Destanı
    b. Göç Destanı
    c.Mani Dininin Kabulü Destanı
    İslamiyetin Kabulunden Sonraki Türk Destanları :
    1.Karahanlı Dönemi
    Satuk Buğra Han Destanı
    2.Kazak-Kırgız Kültür Dâiresi
    Manas
    3.Türk-Moğol Kültür Dâiresi
    Cengiz-name
    4.Tatar-Kırım
    Timur ve Edige Destanları
    5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri
    a. Seyid Battal Gazi Destanı
    b. Danişmend Gazi Destanı
    c.Köroğlu Destanı
    • Türk destanlarında yer alan kişi, zaman, mekan ve mitolojik ögeler günümüz edebiyatında kullanılmaktadır.Örneğin Nihal ATSIZ’ın “Bozkurtların Ölümü" Göktürk Kağanlığı tarihinden bir bölümü ve Kür Şad Destanı'nı anlattığı romanıdır.Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölümü’nde romanında roman kişileri gibi zaman ve mekân algısı da hep düş, rüya, fantezi hurafe, gibi olağanüstü ögelerle sürekli iç içelik arz eder.Rasim Özdenören’in “Hastalar ve Işıklar” romanında “ışık” miti canlı şekilde anlatılır.Örnek metin:
    Yüzbaşı Yağlaklar üç yaşında Ötüken’e getirilmiş bir Kırgız’dı. Kaç yıldır, bir fırsat bulup Kögmen
    Dağı’nı aşarak atasının yurduna gitmeği, baba ocağını görmeği tasarlıyor, fakat her yıl bir
    engel çıkıyordu. Bu buyruğu alınca artık Kögmen’i aşmak umutlarını bırakmak gerektiğini anladı.
    Çünkü kendi yüz atlısıyla bir tümen Çinliyi oyalamak pek yakında Uçmağa varmak demekti. Fakat
    pek yakında öleceğini düşünmek onu asla yüksündürmedi. Koca Kırgız yüzbaşı, içinde dirliğe veda
    etmenin garipliği de çınlıyan çok gür ve heybetli bir sesle erlerini çabucak çevresine topladıktan
    sonra yüz kişiyle on bin Çinliye daldı. Yağlakar, her kılıç vuruşta bir Çinli deviriyor ve : “Al! Kögmen
    Dağı aşkına...” diye bağırıyordu, erleri de coşmuşlardı. Onlar da Çinlileri ikiye biçen vuruşlarını
    “Ötüken aşkına”, “Kara Kağan aşkına”, “İ-çing Katun aşkına”, Şen-king aşkına” diye bağırarak
    yapıyorlar, bir yandan da güneş görmüş kar gibi eriyorlardı.(Hüseyin Nihal ATSIZ “BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ ROMANINDAN alınmıştır.)
    • İnsanlar kendisini etkileyen kendilerinde şaşkınlık uyandıran kişi ya da olayları olağanüstü unsurlar ekleyerek ve abartarak anlatmaya yatkındır.Bu şekilde çekirdek gerçekliği olan bir olay zamanla kulaktan kulağa aktarılarak gerçeklikle ilişkisini kaybeder.
    • SAYFA 46
    1) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır.
    • Olay örgüsü:
    • İskender’in Semerkand’ı alıp Türk illerine doğru ilerlemesi
    • Türk hükümdarı “Şu”nun Hucend vadisinin kıyılarına 40 öncü kumandan göndermesi
    • Halkın Şu’nun hazırlıksız olduğunu düşünmesi ve karamsarlığa kapılması
    • İskender’in ırmağı geçmesi,Şu’nun ise onunla savaşmak yerine doğuya çekilmesi
    • 22 ailenin doğuya gidenlere katılmaması
    • İskender’in bu 22 kişiyi görmesi ve onlara bir şey yapmaması
    • Doğu’ya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılması
    • Şu’nun Çin tarafına geçmesi
    • Şu ile Zülkarney’nin savaşması
    • Türk kolunun İskender’in askerlerini bozguna uğratması
    • Zülkarneyn ve Şu’nun barışması
    • İskender’in Uygur şehirlerini yaptırıp geri dönmesi
    • Şu’nun Balasagun’a gelip Şu şehrini kurması ve buraya tılsım koydurması
    Kişiler:
    Zülkarneyn(İskender), Şu ,Türklerden geriye kalan 22 kişi, diğer iki kişi, vezir
    Zaman estanda belirsiz bir zaman söz konusudur.””Geceleyin, sonra, sabah olunca,ertesi gün , sonra” gibi yaklaşık zaman ifadeleri vardır.
    Mekan: Semerkand,Balasagun, Şu Kalesi, çadır,Çin,Uygur yakınları, Altın Han dağı…”
    4) Metnin yapı unsurları tasvir edilmeden anlatılmıştır.Olayın geçtiği mekanlar sadece yer adı olarak yer almış,bu mekanlarla ilgili betimleme yapılmamıştır.Zaman ifadeleri de belirsizdir, kişiler belirgin ve ayırt edici özellikleriyle anlatılmamıştır.
    SAYFA 47
    5) Metnin yapı unsurları temayı(iletiyi) vermede ve somutlaştırmayı gerçekleştirmede birer araç işlevi görmektedir.
    6) Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Destandaki olay ve kişiler zamanla halkın ağzında dolaşa dolaşa olağanüstülükler kazanmış ve bugünkü halini almıştır.
    7)Şu denilen şehri yaptı.Oraya bir de tılsım koydurdu.Bugün leylekler o şehrin kapısına kadar gelir,fakat şehri geçip gidemezler.Bu tılsımın tesiri bugüne kadar sürmektedir.Bu ve benzeri olağanüstülükler metnin destan olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.Çünkü destanlar çekirdek bir gerçekliğin zamanla halkın hayal gücünün etkisiyle olağanüstülük kazanıp yayılması ve sonrasında yazıya geçirilmesiyle oluşur.
    8)”Şu Destanı” bir edebiyat metnidir.Kurmacadır.
    9)Destanda hem öğretici hem de sanat metni işlevi bir aradadır.
    SAYFA 48:

    10)
    Deli Kurt’un analığından dinlediği masalın etkisinde kalması
    Gökçen kızın pınardan su almak için gelmesi, Deli Kurt ve yanındakilere yaklaşması
    Deli Kurt’un Gökçen isimli kızı görünce onun güzelliğinden adeta büyülenmesi
    Gökçen’in pınara gelmesi
    Gökçenle Satı Kadın’ın konuşmaları
    Gökçen kızın pınardan uzaklaşması Deli Murat’ın kızın etkisinden kurtulamaması
    Kişiler:
    Deli Kurt,Gökçen kız,Satı Kadın, üç sipahi, Çakır
    Zaman: Belirgin zaman ifadeleri yoktur.
    Mekan: Pınar başı
    11) Her iki metin de anlatmaya bağlı metin olduğu için yapı unsurları olay örgüsü, kişiler yer ve zaman ögelerinden oluşmuştur.”Deli Kurt” romanında kişi ve olaylar canlı bir şekilde tasvir edilmiştir,bu durum Şu Destan’ında yoktur.
    12)Destanda kullanılan dil romandaki gibi edebi değildir.Deli Kurt romanında yazar son derece akıcı ve yalın Türkçe’yle bir aşkı oldukça çarpıcı canlı tasvirlerle ve dilin inceliklerini kullanarak anlatmıştır.Destanda ise dil son derece basit ve genelde göndergesel işlevde kullanılmıştır.
    13) “Şu Destanında her şeyi öncesi ve sonrasıyla bilen ilahi bakış açılı (hakim) anlatıcı vardır.Anlatıcının hedeflediği kitle halktır.
    14) Şu destanı, M.Ö. 330-M.Ö. 327 yıllarındaki olaylarla bağlantılı olan eski bir Türk destanıdır.
    Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran'ı ve Türkistan'ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı Şu idi. Bu Destanda Türklerin İskender'le mücadelelerini ve geriye çekilmelerini anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır.
    Deli Kurt, Yıldırım Beyazıd’ ın oğlu isa bey in hiç göremediği çocuğudur. isa bey hamile olan hatununu en çok güvendiği sipahilerden biri olan Çakır’a emanet eder, o da bala hatun’u tımarının yakınındaki anasının obasına götürür ve yerleştirir. bala hatun’un murad adında bir oğlu olur, obada Murad’a “ deli kurt” lakabı takılır...Deli kurt gün geçer gerçek bir sipahi olur, orduya girer, ağasıyla tımar komşusu olur... Bir gün Gökçen adında bir kız görür, bu kız oba halkı tarafından pek tekin görülmez. peri kızıdır diye konuşurlar, doğaüstü güçlerini bilirler, uğraşmazlar. Deli kurt bu kıza gönlünü kaptırır, bir sipahiye yakıştıramaz ama yine de onu düşünmeden edemez...aşkıyla yanar tutuşur, en sonunda aşkını itiraf eder karşılıkda bulur, fakat deli kurt un savaşa gittiği bir sırada obayı sel basar, hem analığı, hem gökçen kızı sel alır gider. savaş dönüşü bunu duyan deli kurt atına atlar ve evini yurdunu bırakarak hiç bilmediği bir yere doğru gider, uzaklaşır...
    15) Şu Destanı’nda Şu ve Zülkarneyn destanın baş kişileridir.Olaylar bunların etrafında şekillenir.Deli Kurt’ta ise Deli Kurt ile Gökçen kız romanın baş kahramanıdırlar.Olaylar bu kişilerin etrafında şekillenir.Diğerleri yardımcı karakterdirler…
    1.etkinlik: bknz.Hazırlık bölümü
    SAYFA 51:
    16) Her iki destanın teması da kahramanlıktır.Kahramanlık teması evrenseldir

    2.ETKİNLİK:
    Şu Destanı Odysseia
    Kişiler Şu, İskender …
    Kişiler: Odysseia , Kikonlar,Lotofaglar,Kirke,Kaly psoPenelope,Laertes,Antinoos
    Tema: Kahramanlık Kahramanlık
    Kişiler bakımından her iki destanda da olağanüstü güçlere sahip kahramanlar bulunmaktadır.
    18) Mitolojik unsurlar,hayatla mücadele, dini inançlar ve musiki destan dilinin oluşmasını sağlayan unsurlardır.Destan dili bu ögeler üzerine kurulur.
    • 19) Destan dili şiirsel bir yapıya sahiptir, doğal dil değildir.
    • Destan dili ahenklidir, doğal dil değildir.
    • Destan dilinde sanatsal işlev vardır, doğal dilde genelde göndergesel işlev kullanılır.
    • Destan dili mitolojik unusurları barındırır, doğal dil barındırmaz.
    • Destan dilinin coşkulu, epik bir anlatımı vardır, doğal dilin genelde yoktur.
    • Doğal dil destan diline göre daha akıcıdır.
    • Destan dili abartılıdır, doğal dil daha yalın ve sadedir.
    • Doğal dildeki göstergelerin karşılama gücü belli yere kadardır.Fakat insanların hayal dünyası sınırsız olduğu için göstergeleri belli bir noktaya kadar kullanabilir.Bu nedenle göstergeleri bir noktaya kadar kullanabilir.Destan dilinin olağanüstülükleri karşılaması ancak bununla mümkün olur.
    • 3.etkinlik: bknz. Hazırlık çalışması
    20) Oluşumu:
    * Halkı derinden etkileyecek bir olayın yaşanması
    * Bu olayda öne çıkan bir kahramanın olması
    * Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun yayıl¬ması
    * Güçlü bir şairin toplum içinde anlatıla anlatıla zenginleştiril¬miş hikâyeleri derleyerek yeniden yazması.
    Destanların bir ozan tarafından son hâli verilinceye kadar olan süreçte halkın hayalleri destanlara katılır, zamanla destanlara yeni olaylar da eklenir. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, ortak bir eser haline gelir.
    Tema: Bir milleti derinden etkileyen millet hayatında derin izler bırakan kişi ya da olaylar
    Dil-anlatım : Şiirsel ve manzum bir yapı söz konusudur.Anlatıcı her şeyden haberdar olan ilahi bakış açılı anlatıcıdır.Ahenk için genelde devrik cümle kullanılır.
    Olağanüstülük: Destanlardaki olay örgüsü hayal gücü ile zenginleştirilmiş ve olağan üstü nitelik kazanarak gerçeklikle bağını koparmıştır.
    21.
    • Anlatımı sözlüdür.
    • Din törenlerinde(şölen,sığır,yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir.
    • Edebi ürünler manzumdur.(şiir şeklindedir)
    • Edebi ürünler anonimdir, bunlara milli özellikler hakimdir.
    • Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır,ÖZTÜRKÇEDİR
    • Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış.
    • Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir.
    • Bu dönemde “sav, sagu, koşuk, destan” nazım şekilleri görülür.
    • Genellikle aşk,tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
    • 22.Bknz.hazırlık soruları
    SAYFA 52:
    4.etkinlik:
    Destan parçalarındaki ortak motif “SU” motifidir. Su: Türkler arasında temizleyici, kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olarak kabul edilmiş, ateşe bağlı olarak birçok inancın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Türklerin Müslüman olmalarından sonra da ateşle ilgili inanışlar devam etmiş; ateş üzerine tükürmek, ateşi su ile söndürmek, ateşe karşı küfretmek günah kavr***** dâhil edilmiştir.

    1.) Zülkarneyn’in 22 kişiyi görerek “Bunlarda Türk alametleri var ;bunları görünce kimseye sormadan bunlar için “Türk manend” dedi ki manası “Türk’e benziyorlar” demektir.Bu ad o adamlar için bugüne kadar kaldı.”Diğerleri Altın Kan ve Şu şehrinin adı…(Metinden bulunuz)
    Günümüzde de yer adlarının verilişi ile ilgili benzer anlatımlar vardır. Örneğin Tavşanlı ilçesinin adı: Yıldırım Bayezıd yanında bulunan diğer görevlilerle birlikte Bursa’dan Kütahya’ya Germiyan Beyinin kızını görmeye gelirken Tavşanlı sahrasından geçer.O zamanlar buraları fundalık-çalılıktır.Yıldırım Bayezıd,burada avlanır ve tavşanların bol olmasından dolayı da “Buranın tavşanı çok” der.O günden bu güne burası “Tavşanlı”olarak kalır.
    2)Her iki destanda da “su” motifi kullanılmıştır.Her iki destanda da Kalaç soyunun etnik kaynağının etimolojik yönden destan yapısı içinde yer alır.Oğuz Kağan Destan’ında daha çok olağanüstülük vardır.
    3) Oğuz Kağan da Hakan Şu da Türk hükümdarıdır.İkisi de olağanüstülükler gösteren bir yapıya sahiptir.Mücadeleleri şahsi değil millidir.
    SAYFA 53:
    DEĞERLENDİRME:
    1) 1- Doğuş (oluşum) aşaması:
    Bu aşamada milletin hayatında iz bırakan önemli tarihî ve sosyal olaylar, bu olaylar içinde yüceltilmiş efsanevî kahramanlar görülür.
    2- Yayılma aşaması:
    Bu safhada, söz konusu olay ve kahramanlıklar, sözlü gelenek yoluyla yayılır. Böylece bölgeden bölgeye ve nesilden nesle geçer.
    3- Derleme (yazıya geçirme) safhası:
    Bu safhada, sözlü gelenekte yaşayan destanı, güçlü bir şair, bir bütün halinde derleyip manzum olarak yazıya geçirir. Çoğu zaman bu destanların kim tarafından derlendiği ve yazıya geçirildiği belli değildir.
    2) (D)
    3) (D)
    4) (D)
    5) Bozkurt ve Ergenekon Destan’ıdır.
    6) Destan
    7) (A
    Kubracakmak, winx_gizem, rvyd29 ve diğer 15 kişi bunu beğendi.
  3. Sefikking

    Sefikking Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2010
    Mesajlar:
    34
    Beğenileri:
    16
    Ödül Puanları:
    0
    güzel paylaşım ellerin dert gürmesin can
  4. bbahadir

    bbahadir Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2009
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler ..... hepinize
  5. FACUNDA

    FACUNDA Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok tşk............
  6. Yağmur 'G

    Yağmur 'G Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    harika yaaa çok ama çok teşekkür ederiim hatta ederiz :) eminim herkesin işine yaramıştır çünkü..
    hazal95 bunu beğendi.
  7. semabasmakci

    semabasmakci Üye

    Katılım:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok güzel olmuş ellerine sağlık çok teşekkür ederim..
  8. 1914a1914

    1914a1914 Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Ali kanka sağolasın bizim piskopat edebiyatçı versin artık ödevleri vız gelir :D:D:D
  9. edebissei

    edebissei Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2010
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    ANLAMA VE YORUMLAMA SORULARI (21 ile 24 arası)

    1 - Bozkurt Destanı : İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Sözlü gelenek
    Vesiletü’n Necat’tan : İslâmî Dönem Türk Edebiyatı , Divan Edebiyatı geleneği
    İntibah’tan : Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı , Tanzimat geleneği’ne ait metinlerdir.
    2 - İslâmiyet Öncesi dönemde göçebe hayattan yerleşik hayata geçişte din değişmiş Şamanizm ve Maniehizm dinleri yaygınlaşmıştır. Verilen edebi eserlerde de değişiklikler olmuştur ; ancak günümüze gelen Budist metin sayısı çok fazla değildir. Sade bir Türkçe ile eserler verilmiştir. İslâmî Döneme geçildiğinde dilde değişmeler olmuş Arapça , Farsça sözcükler dilimize girmeye başlamıştır.Yazılan eserlerin türleri değişmiş özellikle Farsça’dan pek çok edebi tür edebiyatımıza geçmiştir. ( gazel , kaside mesnevi , rubai vb.) Bazıları Arap edebiyatının nazım türleri olsa da edebiyatımıza Fars edebiyatından geçmiştir. Modern Döneme geçildiğinde dinde değişiklik olmamış ancak edebi eserlerde kullanılan dil değişmeye başlamış Sade ve halkın anlayabileceği bir dil kullanılmaya başlanmıştır . ( Milli edebiyat dönemi ve sonrasında ) Edebi türlerde değişmeler olmuş Divan edebiyatının türleri zamanla bırakılmış yerine Batı edebiyatının nazım ve nesir türleri kullanılmaya başlanmıştır.
    3 – Hangi edebi dönemde olursa olsun ortaya koyulan edebi eserler Trük halkının edebi zevkini , yaşam biçimini , dünya görüşünü yaratma gücünü ortaya koyar. O dönemlerdeki Türklerin duygu ve hayal dünyasını yansıtır.
    Kaynak: Bydigi Forum

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    DEĞERLENDİRME

    1 – Destan döneminde sade bir Türkçe ile eser verilir , Kullanılan sözlü edebiyat türleri sav , sagu , koşuk ve destandır.Dini dönemde dilde Arapça ve Farsça’nın etkisi görülür. Kullanılan türlerde de değişiklikler olmuştur. Destan dönemindeki türler değişerek Halk edebiyatı geleneğinde devam etmiştir : sagu- ağıt , koşuk – koşma olmuştur. Bunun yanında Divan geleneğinde gazel , kaside mesnevi , rubai , murabba , terkib-i bend , terci-i bend gibi türler kullanılmıştır. Modern dönemde dil halkın anlayabileceği bir Türkçeye dönmüş şiirde ve düz yazıda kullanılan türler de Batı edebiyatından alınan türler olmuştur. Roman , hikaye , fıkra makale , gezi yazısı , deneme , serbest koşuk , sone vb.
    2 – YANLIŞ
    3 – DOĞRU
    4 – DOĞRU
    5 – C
    6 – B

    ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRME

    1 – Edebi eserler yazıldığı dönemden izler taşır bu sebeple de eserlerden yazıldığı dönemlerle ilgili bilgiler çıkarmak mümkündür.Destanlar ve tarihi metinler de uygarlık tarihinin aydınlatılmasına yardımcı olurlar.Edebiyat uygarlık tarihine kaynaklık eder. Toplumuları etkileyen her şey edebiyatın konusu olmuştur.Edebiyat uygarlığın ilerlemesini sağlayan önemli bir etkendir.
    2 - D
    3 – Y
    4 – Y
    5 - … DESTAN …. , DİNİ …. MODERN ..
    6 – Edebiyat tarihi
    7 - İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı , İslâmî Dönem Türk Edebiyatı , Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı
    8 – B
    9 – E
    10 – A
    11 - E
  10. edebissei

    edebissei Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2010
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 28
    1.) İslamiyetten önceki sözlü edebiyat dönemine aittir.
    2.)
    Yaşayış özellikleri: Yarı göçebe hayatı yaşıyorlar ve avcılıkla uğraşıyorlar. Savaşçı ve cesurdurlar.
    Irki Özellikler: Savaşçı,cesur, özgürlüğüne düşkün,Tabiat ve olağanüstü güçlerle mücadele
    İnanç özellikleri: Gök Tanrı inancı vardır.

    3.)
    ağaç : Ağaç miti Türk düşüncesinde yaratılış nedeninin başlıca motiflerinden biridir. Bu düşünceye göre ilk insan 9 budaklı bir ağacın altında yaratılmıştır.

    su : Türkler arasındaki temizleyici kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olarak kabul edilmiştir. Ateşe bağlı olarak birçok inanca zemin hazırlamıştır.

    toprak :

    ışık : Kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Kahramanların anneleri de ilahi bir ışıktan doğar.

    bozkurt : Diğer adı da "Asena"dır. Neslin devamını sağlamak, Türklere rehberlik etmek, Türkleri felaketlerden kurtarmak.

    SAYFA 29
    4.) Bu sorunun cevabı metnin çoğunda yer almaktadır.
    Kaynak: Bydigi Forum

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    5.) Olağanüstü olaylara ve kişilere yer verilir.
    Destanların söyleyeni belli değildir.
    Bir milletin ulusal törelerini,inançlarını ve değerlerini yansıtır.
    Destan kahramanlarına tarih sayfalarında rastlanabilir(Oğuz Kağan Destanı-Mete Han)

    SAYFA 30 - ANLAMA VE YORUMLAMA
    1.) Göçebe bir hayat yaşadıkları ve avcılıkla uğraştıkları için, güçlü ve cesurdur.
    Oğuz Kağan için söylenenler eskiden övgü anlamı taşırken, günümüzde yergi (eleştiri) anlamı taşımaktadır. ( Ayakları öküz ayağı gibi, beli kurt beli gibi,...)

    2.) Bütün dünyaya hakim olma düşüncesindedir.
    "Güneş tuğumuz olsun gök çadırımız."

    3.) Oğuz Kağan kurultay toplayarak halkına yaptığı işler hakkında hesap vermektedir. Bugünkü demokrasiden farkı yoktur.

    4.) Her milletin milli destanı vardır. Bilimin hakim olmadığı zamanlarda ortaya çıkmıştır.

    5.) Destanlar bilimin hakim olmadığı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Günümüzde milli destanlar gerçekleştirilemez.

    1. Etkinlik: Atatürk Türk milletindeki bağımsızlık aşkını mitolojik ögelerle anlatmaktadır.

    SAYFA 31 - DEĞERLENDİRME

    1.) Eski çağlarda (İslamiyetten önceki Türk Edebiyatı - Sözlü Edebiyat) bilimin hakim olmadığı devirlerde ortaya çıkmıştır. Deprem,savaş, yangın ve yıldırım düşmesi gibi olaylar karşısında insanlar aciz kalmış. Bunları açıklayabilmek için
    destanlar oluşturulmuştur.

    2.) D
    3.) D
    4.) D
    5.) olağanüstü
    6.) mitolojik
    7.) E
    8.) c

Sayfayı Paylaş