Edebiyat, siyasi ve sosyal hayat ilişkisi

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde byrock tarafından paylaşıldı.

  1. byrock

    byrock Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2009
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaslar daha ilk günden hocamız bunu bir araştırın gelin dedi.Ben baktım fazla birşey bulamadım. Bu konuda siz de bana birazda kendi bilgilerinizden esinlenerek yardımcı olabilecek misiniz?
  2. Lizard King

    Lizard King Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.291
    Beğenileri:
    444
    Ödül Puanları:
    36
    Edebiyat; duygu, düşünce ve hayallerin sözlü ya da yazılı olarak, güzel ve etkili bir biçimde anlatılması sanatıdır. Edebiyatın temel aracı dildir. Dil ile birlikte gelişir, yayılır. Edebiyat, duygu, düşünce ve hayalleri insanlarda güzellik duygusu bırakacak biçimde dile getirir. Edebiyat; şiir, müzik, resim, heykel, sinema gibi bir güzel sanat dalıdır. Üstelik edebiyat; şiir, resim, heykel gibi güzel sanatlardan yararlanan, hatta bunları bünyesinde barındıran bir sanattır. Bu yönüyle edebiyat, daha kapsayıcıdır. Edebiyat, güzellikleri, insanların edindiği kazançları kuşaktan kuşağa aktarır. Bir toplum, kendi kültürel değerlerini, deneyimlerini, tarihini edebiyat sayesinde gelecek kuşaklara aktarır. Dolayısıyla geçmiş ve gelecek arasında bağlantı kurar. Edebiyatın amacı, doğayı, evreni, insanı anlatmaktır. Dolayısıyla edebiyat, yaşamdan beslenen bir sanat koludur, insanı ilgilendiren her şey edebiyatta kendine yer bulmuştur. Sanat kaygısıyla yazılan, okuyanda güzellik duygusu uyandıran hemen her edebî eser, yaşamdan beslenir, malzemesi yaşamdır.

    Edebiyatin sosyal ve siyasi hayatla ilişkilerini anlamak için birkaç örnek de verebiliriz.
    Örneğin: Nazım Hikmet kendi ideolojisi ve dönemin siyasi görüşleri nedeniyle hatırladığım kadarıyla belli bir müddet hapishanede kalmıştır.
    Mehmet Akif Ersoy'dan Istiklal Marşını yazması istenmiştir ve sosyal hayatımıza Istiklal Marşı girmiştir.Yahya Kemal Beyatlı hitabeti kuvvetli olduğundan ve yazılarında çok güzel bir şekilde dönemin siyasi ve sosyal hayatını yansıttığından dolayı tek partiden çok partili sisteme geçildigi bir dönemde milletvekilliği yapmıştır.
    Zaten kitaplarında da o döneme dair birçok bilgiyi anlayabiliyoruz.
    Bunun haricinde mesela Mehmet Akif Ersoy'a Mısır`a gittiği esnada Diyanet Işleri Bakanlığından Elmalılı Hamdi Yazarla Kuran tercümesi görevi veriliyor.O bunun çok ağır olduğunu söyleyip kabul etmek istemiyor.Ama daha sonra Elmalılı'nın yumuşatmasıyla kabul ediyor. Fakat daha sonra o dönemde Mehmet Akif namaz dualarının Türkçe yapılacağını duyuyor bunun üzerine meallerini vermek istemiyor. Bir arkadaşına emanet edip Ona "dönersem alırım", "dönmezsem yak" diyor.Tercüme umduğundan daha güzel olduğundan ve dualar namazda Türkçe okunacak eğer böyle olursa Allah'ın ve Resulü'nün karşısına nasıl çıkarım diyor. Bu sadece o dönemin sosyal ve siyasi hayatında yapılmaya çalışılan yeni işlerle alakalı olarak verilmiş bir örnekti.
    Bunlara baktığımız zaman her dönemin şairlerinin de yazarlarının da ve onların kaleme aldikları yazıların da şiirlerinde bulundukları sosyal ve siyasi hayatla bir alakaları olmuştur.
    benqiSu, ipeq, P!NqUeEn <3 <3 ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  3. byrock

    byrock Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2009
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkürler...
  4. yigitserifoglu

    yigitserifoglu Üye

    Katılım:
    10 Nisan 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    -

    peki bunun tanzimat dönemi nasıl bulamadım cok acıl
  5. Naklow

    Naklow Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bu kadarı da olmaz bizim de edebiyat , dil anlatım hocamız aynı ve yanında 2 soru daha sordu bu sabah cevap için teşekkürler :) .. bu hocaların 6. hissi mi var yoksa anlaşmalılar mı ? :ninja:
  6. ayse_gul

    ayse_gul Üye

    Katılım:
    5 Mart 2009
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    70
    Ödül Puanları:
    0
    Milletlerin edebiyatları, sosyal ve siyasal yapılarının bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Sosyal ve siyasal yapıdaki değişme ve gelişmeler en belirgin şekilde edebî ürünlerle dile getirilmektedir. Çünkü şair ve yazarlar eserlerinde, genellikle ait oldukları toplumun yaşayış biçimini konu alır.

    Düşünceler evrensel olabilir, fakat duygular daha çok toplumlara özgüdür. Toplumların en içten, en karmaşık duygularının, şuurlu bir şekilde ifadesini bulduğu sanat dalı genellikle edebiyattır. Şair ya da yazar, okuyucularıyla, birçok duygu ve düşünceyi paylaşan kişidir.

    Sosyal yapı dinamiktir. Bugünkü dünya görüşümüz, hayata bakış açımız, başka toplumlarla aynı olmadığı gibi birkaç yüzyıl önce yaşamış olan atalanmızınkinden de farklıdır. Çevremizde sürüp giden maddî, manevî değişmenin baskısı altında yaşayış şeklimiz, dilimiz ve edebiyatımız değişmeye devam etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu değişim sürecinden dolayı edebiyatımızın sosyal yapıdan uzaklaşması ya da gelişimini sürdürememesi, toplumumuzun sağlıklı bir şekilde kendini yenilemesini engeller. Çünkü sağlıklı bir toplumun unsurları arasında sürekli ve karşılıklı bir etkileşim vardır.

    İnsanın bir fert olarak toplumdan, sosyal hayattan tecrit edilmesi nasıl mümkün değilse, insan elinden çıkan edebî eserler de ortaya çıktığı toplumun sosyal yapısından ayrı düşünülemez. En ferdî düşünen, tamamen şahsî duygularını, kendi iç âlemini dile getiren şair ve yazarların eserlerinde bile dikkatle incelendiği zaman içinde yaşadıkları toplumun derin izleri görülebilir.

Sayfayı Paylaş