Edep hakkındaki hadisler

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde Moderatör Taner tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara


    Edep Hakkındaki Hadisler
    * Ebu Eyyub el- Ensari anlatıyor: (Bir gün) ey Allah’ın Resulü! Şu selam malum. İsti’zan( izin istemek, kapı çalmak) nedir?” diye sorduk. Şu açıklamayı yaptılar:

    “ (bir başkasının evine girmek isteyen) kimse (varlığını duyurmak için kapıda, sesli olarak) Sübhanallah, allahuekber, Elhamdülillah! Der, öksürüp boğazını temizler (ve içeri girmek istediğini haber verip) ev halkından böylece izin ister”

    * İbni Ömer (r.a.) anlatıyor: Resulallah (s.a.s.) buyurdular ki:

    “Size bir kavmin büyüğü gelince onu büyükleyin, ikramda bulunun”

    * Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Resulallah (s.a.s.) buyurdular ki:

    “Biriniz hapşırınca “Elhamdülillah! Desin. Yanındakiler ona, yerhamukellah! Desinler, hapşıran da onlara “yedikumullah ve yuslihu (Allah size hidayet bulunsun ve halinizi iyi kılsın) desin”

    * Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Resulallah (s.a.s.) bir adama rasladımı onunla konuşur, muhatabı ayrılmadıkça da yüzünü ondan çevirmezdi. Muhatabıyla müsafaha yapsa, elini muhatabın elinden çekmezdi. İlk çeken muhatabı olurdu. Aleyhissalatu vesselam’ın dizlerinin, yanında oturan arkadaşının dizlerinden ileri çıktığı da görülmemiştir.”

    * Büreyde İbnul Husayb (r.a.) anlatıyor: Resulallah (s.a.s.) gölge ile güneş arasında oturmayı nehyetti.

    * Ebu Zer (r.a.) anlatıyor: Ben yüzükoyun yatar vaziyette iken Resulallah (s.a.s.) yanıma geldi. Ayağıyla bana dürttü: “ey Cüneydib, bu yatış, cehennem ehlinin yatışıdır” buyurdu.

    * Hz. Ebu Bekre radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında bir başkasını medh u sena etmişti. "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin" buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler. Sonra da şu açıklamayı yaptılar: "Bir kimse kardeşini illâ da övecekse bari: "Falancayı zannederim, ona Allah kâfidir. Ben Allah'a karşı kimseyi tezkiye etmem (çünkü AIlah herkesi benden iyi bilir). -Ondan (böyle bir fazilet) biliyorsa- falanca şöyle şöyledir" desin."

    * Hz. Aişe (radıyallahu anhâ): "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çirkin isimleri değiştirirdi" buyurmuştur.

    * İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu'l-Hâris'in ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Berre'nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.

    * Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben, haklı bile olsa münâkaşayı terkeden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum."

    * Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den rivâyet olunduğuna göre (bir kere) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e (muayyen bir yaşta) matlubı (olan bir devesi) ni istemek üzere (bedevî ) birisi gelmişti. Ashâb-ı Nebî bu bedevîye (kavlen veya fi'len) haddini bildirmek istemişlerse de Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem:

    - Bu adamı bırakınız (, dokunmayınız!) Her sâhib-i hakkın (edeb dâiresinde) hakk-ı talebi vardır, buyurmuş, sonra da:

    - Devesi yaşta bir deve veriniz! diye emretmiş. Ashâb-ı Kirâm:

    - Yâ Resûla'llah! O yaşta deve bulamıyoruz, ancak onun devesinden daha değerli bir yaşta vardır, demişlerdir. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem:

    - Bunu veriniz!. Sizin en hayırlınız borç verimi en güzel olanınızdır, buyurmuştur.

    * İbn-i Abbâs radiya'llahu anhümâ'dan bâzı ashâbına (ki, 'Atâ' İbn-i Ebî Rebâh'tır) şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ey 'Atâ'! Sana Cennet kadınlarından bir kadın göstereyim mi? Demiştir. O da: Evet gösteriniz, demesi üzerine İbn-i Abbâs şöyle demiştir: Şu (gördüğün iri yapılı ve uzun boylu habeşî) kara kadın yok mu? Bu kadın bir kere Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'e gelip: Yâ Resûla'llah! Ben sar'alanıyorum, sar'alanınca da açılıyorum, Allah'a benim için du'â buyurunuz, dedi. Resûl-i Ekrem: Ey kadın! İstersen hastalığına sabret. Bunun mukabilinde sana Cennet vardır. İstersen âfiyet vermesi için Allah'a du'â edeyim, buyurdu. Kadın: Yâ Resûla'llah! Hastalığıma sabrederim, dedi. Ancak ben açılıyorum. Açılmaklığım için Allah'a du'â buyurunuz, diye ricâ etti. Resûl-i Ekrem du'â etti. (Edeb yerleri açılmaz oldu).

    * 'Âişe radiya'llahu anhâ'dan rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem: İnsanlar ayakkabısız, vücûdu çıplak ve (ilk yaradılışları gibi) sünnetsiz haşrolunacaklar buyurdu. Ben de: Yâ Resûla'llah! Erkek, kadın berâber mi? Bunlar birbirlerine (edeb yerlerine) bakarlar, dedim. Resûl-i Ekrem: Yâ Âişe! Haşir işi çok güçtür, insanların birbirlerine bakmalarına müsâit değildir, buyurdu.

    * Ebû Hüreyre ve Zeyd İbn-i Hâlid Cühenî radiya'llahu anhümâ'dan rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyhimâ demişlerdir ki: Bedevî arablardan bir kişi (hasmı ile birlikte) Resûla'llah salla'llahu aleyhi ve sellem'e gelmişti de:

    - Yâ Resûla'llah! Size Allah nâmına yemîn eder, ve yalnız Allah'ın Kitâbiyle hükmetmenizi dilerim, demişti. Öbür hasım ise daha dirâyetli ve edepli idi. O da:

    - Evet yâ Resûla'llah, aramızda Kitâbu'llah ile hükm ediniz ve (söz söylemek üzere) bana müsâade buyurunuz! dedi
  2. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    682 İbni Ömer radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, utangaç kardeşine bu huyunu terketmesini söyleyen Medine’li bir müslümanın yanından geçerken ona:
    “Onu kendi haline bırak; zira hayâ imandandır” buyurdu

    Buhârî, Îmân 16, Edeb 77; Müslim, Îmân 57–59 Ayrıca bk Tirmizî, Îmân 7; Nesâî, Îmân 27; İbni Mâce, Mukaddime 9, Zühd 17


    683 İmrân İbni Husayn radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Hayâ ancak hayır kazandırır ”

    Buhârî, Edeb 77; Müslim, Îmân 60

    Müslim’in bir rivayetine göre ise:
    “Hayânın hepsi hayırdır”, buyurdu

    Müslim, Îmân 61


    684 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır Utanmak da imanın dallarından biridir ”

    Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Sünnet 14; Tirmizî, Birr 80; Nesâî, Îmân 16; İbni Mâce, Mukaddime 9


    685 Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık

    Buhârî, Menâkıb 23, Edeb 72, 77; Müslim, Fezâil 67 Ayrıca bk İbni Mâce, Zühd 17


    686 Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir ”

    Müslim, Nikâh 123, 124 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Edeb 32


    687 Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Hz Ömer, kızı Hafsa’nın dul kaldığı zamandan bahisle dedi ki:
    – Osman İbni Affân ile karşılaştım ve ona Hafsa’dan söz ederek “İstersen sana Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim Osman:
    – Hele bir düşüneyim, cevabını verdi Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, “Şimdilik evlenemeyeceğim” dedi Sonra Ebû Bekir’e rastladım Ona da:
    – İstersen sana kızım Hafsa’yı nikahlayayım, dedim O ise sustu; ağzını açıp da bir söz söylemedi Bu sebeple ona Osman’a gücendiğimden daha fazla kızdım
    Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hafsa’ya Nebiyy–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem talip oldu Ben de kızımı ona nikâhladım O sıralarda Ebû Bekir’le karşılaştığımızda bana:
    – Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir, dedi Ben:
    – Evet, diye cevap verdim Ebû Bekir şunları söyledi:
    – Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Hz Peygamber’in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir Elbette Resûlullah’ın sırrını ifşâ edemezdim Şayet Nebiyy–i Muhterem Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim

    Buhârî, Nikâh 33, 36, 46, Megâzî 12 Ayrıca bk Nesâî, Nikâh 30


    688 Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları onun yanında otururlarken Fâtıma tıpkı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yürüyerek çıkageldi Resûl–i Ekrem onu görünce sevindi ve “merhaba kızım”diyerek sağ veya sol yanına oturttu Sonra Fâtıma’nın kulağına bir şeyler fısıldadı Fâtıma yüksek sesle ağlamaya başladı Onun aşırı üzüntüsünü görünce kulağına bir şey daha fısıldadı Bu defa Fâtıma güldü Fâtıma’ya:
    – Hanımları yanındayken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece sana bir sır verdi; sen de ağladın, dedim ve Resûlullah kalkıp gidince, ona: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sana ne söyledi?” diye sordum Fâtıma:
    – Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sırrını kimseye söyleyemem, dedi
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince de:
    – Senin üzerindeki analık hakkıma dayanarak Resûlullah’ın sana verdiği sırrı bana söylemeni istiyorum, dedim Fâtıma:
    – Şimdi olabilir, dedi ve şunları söyledi: Resûl–i Ekrem kulağıma ilk defa bir şey söylediğinde, Cebrâil’in nâzil olan Kur’an âyetlerini baştan sona okumak üzere her yıl bir –veya iki– defa geldiğini, fakat bu yıl aynı maksatla iki defa geldiğini söyledi ve “Ecelimin yaklaştığını anlıyorum; Allah’a karşı saygıda kusur etme ve sabırlı ol! Benim senden önce gitmem ne iyi!” buyurdu Bunun üzerine gördüğün gibi çok ağladım Benim çok üzüldüğümü görünce, kulağıma tekrar bir şeyler fısıldayarak: “Fâtıma! Mü’min hanımların – veya bu ümmetin kadınlarının– hanımefendisi olmak istemez misin?” buyurdu O zaman da gördüğün gibi güldüm

    Buhârî, Menâkıb 25, Fezâilü ashâbi’n–nebî 12, Megâzî, 83, İsti’zân 43; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 97–99 Ayrıca bk İbni Mâce, Cenâiz 64


    689 Sâbit el–Bünânî’nin rivayet ettiğine göre Enes İbni Mâlik ona şunları söyledi:
    Ben çocuklarla oynarken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanıma geldi; bize selâm verdi ve beni bir işe gönderdi Bu sebeple annemin yanına geç döndüm Eve varınca annem:
    – Niye geç kaldın? diye sordu
    – Resûlullah beni bir işe göndermişti; onun için geciktim, dedim Annem:
    – Neymiş o iş? diye sorunca:
    – Bu bir sırdır, dedim Bunun üzerine Annem:
    – Resûlullah’ın sırrını kimseye söyleme, dedi
    Enes bu olayı anlattıktan sonra Sâbit el–Bünânî’ye şunları söyledi:
    – Şayet bu sırrı birine açacak olsaydım, vallahi sana söylerdim, Sâbit!

    Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 145, 146


    690 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Münâfığın alâmeti üçtür:
    Konuşunca yalan söyler
    Söz verince sözünde durmaz
    Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder ”

    Buhârî, Îmân 24, Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, Îmân 107–108 Ayrıca bk Tirmizî, Îmân 14; Nesâî, Îmân 20

    Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:
    “Oruç tutsa, namaz kılsa, müslüman olduğunu söylese de”

    (Müslim, Îmân 109–110)


    691 Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Dört huy kimde bulunursa, o adam tam münafık olur Bir kimsede bu huylardan biri bulunursa, o huydan vazgeçinceye kadar onda münafığın özelliklerinden biri var demektir O dört huya sahip olan kimse:
    Kendisine bir şey emanet edilince hiyânet eder
    Konuşunca yalan söyler
    Bir antlaşma yapınca sözünde durmaz
    Düşmanlık yapınca da aşırı gider ”

    Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, Îmân 106 Ayrıca bk Tirmizî, Îmân 14; Nesâî, Îmân 20


    692 Câbir radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana:
    “Eğer Bahreyn’den zekât malı gelirse sana şöyle şöyle şöyle doldurup veririm” buyurdu Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat edene kadar Bahreyn’den mal gelmedi
    Bahreyn’den mal geldiği zaman Ebû Bekir radıyallahu anh:
    – Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in birine va’di veya borcu varsa bize baş vursun, diye ilân etti Bunun üzerine onun huzuruna vararak:
    – Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana böyle böyle demişti, dedim
    Ebû Bekir elini ganimet malına daldırıp bir avuç aldı Bunları sayınca 500 tane olduğunu gördüm O zaman Ebû Bekir bana:
    – Bunun iki mislini daha al, dedi

    Buhârî, Kefâle 3, Hibe 18, Şehâdât 28, Farzu’l–humüs 15, Cizye 4, Megâzî 73; Müslim, Fezâil 60–61


    693 Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Abdullah! Falan adam gibi olma! Çünkü o, gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu ”

    Buhârî, Teheccüd 19; Müslim, Sıyâm 185 Ayrıca bk Nesâî, Kıyâmü’l–leyl 59; İbni Mâce, İkâme 174


    694 Adî İbni Hâtim radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz O kadarını da bulamayanlar, güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar ”

    Buhârî, Edeb 34, Zekât 10, Rikak 49, 51, Tevhîd 36; Müslim, Zekât 66–70 Ayrıca bk Tirmizî, Zühd 37, Kıyâmet 1; Nesâî, Zekât 63–64; İbni Mâce, Mukaddime 13, Zekât 28


    695 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Güzel söz sadakadır ”

    Buhârî, Edeb 34, Cihâd 128, Müslim, Zekât 56

    696 Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme ”

    Müslim, Birr 144 Ayrıca bk Tirmizî, Et`ime 30, Birr 45

    ANLAŞILIR ŞEKİLDE KONUŞMAK

    {KARŞISINDAKİNE SÖZÜ AÇIK SEÇİK SÖYLEMEK VE İYİ ANLAMASI İÇİN GEREKTİĞİNDE TEKRARLAMAK}

    697 Enes radıyallahu anh’in belirttiğine göre:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sözünün iyi anlaşılması için konuşmasını üç defa tekrarlardı Bir topluluğun yanına varıp onları selâmlayacağı zaman üç defa selâm verirdi

    Buhârî, İlim 30, İsti’zân 13 Ayrıca bk Tirmizî, İsti’zân 28
    698 Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in konuşması, herkesin anlayacağı şekilde açık seçikti

    Ebû Dâvûd, Edeb 18


    699 Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh’den:
    Vedâ haccında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
    “Halkı sustur da dinlesinler” dedikten sonra şöyle buyurdu:
    “Benden sonra, birbirinin boynunu vuran kâfirlere benzemeyin”

    Buhârî, İlim 43, Megâzî 77, Diyât 2, Edâhî 5; Müslim, Îmân 118–120, Kasâme 29 Ayrıca bk Buhârî, Hac, 132, Hudûd 9, Tevhîd 24; Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Fiten 28
    ÖĞÜT VERİRKEN **ÇÜLÜ OLMAK

    700 Ebû Vâil Şakîk İbni Seleme şöyle dedi:
    İbni Mes`ûd radıyallahu anh bize perşembe günleri vaaz ederdi Adamın biri ona:
    – Ebû Abdurrahman! Keşke bize her gün vaaz etsen, dedi
    İbni Mes`ûd ona şunları söyledi:
    – Sizi usandırmamak için her gün vaaz etmiyorum Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de, bıkıp usanmayalım diye, dinlemeye istekli olduğumuz günleri kollardı

    Buhârî, İlim 11, 12, Daavât 69; Müslim, Münâfikîn 82, 83 Ayrıca bk Tirmizî Edeb 72
    701 Ebü’l–Yakzân Ammâr İbni Yâsir radıyallahu anhümâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
    “Bir adamın namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesmesi dini iyi bildiğini gösterir Bu sebeple namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesiniz ”

    Müslim, Cum`a 47
    702 Muâviye İbni Hakem es–Sülemî radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kılarken cemâatten biri aksırdı Ben de hemen “yerhamükellah” dedim Cemaat bana dik dik bakmaya başladı Bunun üzerine:
    – Vay başıma gelenler! Yâhu bana niye öyle bakıyorsunuz? deyince de, ellerini uyluklarına vurmaya başladılar Onların beni susturmaya çalıştıklarını görünce kızdım; ama yine de sustum
    Anam, babam Resûl–i Ekrem’e fedâ olsun Ne ondan önce ne de ondan sonra kendisinden daha iyi bir öğretici görmedim Vallahi beni ne azarladı ne dövdü ne de sövdü Namazı kıldırıp bitirince bana:
    – “Bu ibadetin adı namazdır Namaz kılarken dünya kelâmı konuşulmaz Çünkü namaz tesbih, tekbir ve Kur’an okumaktan ibarettir” dedi veya buna benzer bir şey söyledi Ben de:
    – Yâ Resûlallah! Ben yeni müslüman oldum Allah Teâlâ İslâmiyet’i gönderdiği halde hâlâ kâhinlere gidenlerimiz var! dedim Bana:
    – “Sen kâhinlere gitme!” buyurdu Ben tekrar:
    – Aramızda uğursuzluğa inanan adamlar var, deyince de:
    – “Bu onların gönüllerinde hissettikleri bir duygudur Bu duygu onları işlerinden alıkoymasın” buyurdu

    Müslim, Mesâcid 33 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Salât 167
    703 İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı, diyerek devamı ve tamamı “Sünneti Koruma” bahsinde geçen hadisi rivayet etti

    Tirmizî, İlim 16; Ebû Dâvûd, Sünnet 5 Ayrıca bk İbni Mâce, Mukaddime 6
    VAKAR VE AĞIRBAŞLILIK

    704 Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
    Hz Peygamber’in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim O sadece tebessüm ederdi
    Buhârî, Tefsîru sûre (46) 2, Edeb 68; Müslim, İstiskâ 16 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Edeb 104


    NAMAZA, İLİM MECLİSİNE VE BENZERİ İBADETLERE AĞIRBAŞLI VE VAKUR BİR ŞEKİLDE ÇAĞIRMAK


    705 Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi:
    “Kâmet getirildiği zaman namaza koşarak değil, ağırbaşlı bir şekilde yürüyerek geliniz Yetişebildiğiniz kadarını imamla birlikte kılınız; yetişemediğiniz rekâtları da kendiniz tamamlayınız ”
    Müslim’in rivayetinde şöyle bir ilâve vardır:
    “Herhangi biriniz namaz kılmaya karar verdiği zaman artık namazda sayılır ”

    Buhârî, Ezan 20, 21, Cum`a 18; Müslim, Mesâcid 151–155 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Salât 54; Tirmizî, Salât 127; Nesâî, İmâme 57; İbni Mâce, Mesâcid 14


    706 İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre o, Arefe günü Peygamber aleyhisselâm ile birlikte (Arafat’tan Müz****fe’ye) dönüyordu Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem arka tarafta bazı kimselerin bağırıp çağırdığını, devesini dövdüğünü ve develerin böğürdüğünü duyunca, onlara kamçısıyla işaret ederek şöyle buyurdu:
    “İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik yapmakla sevap kazanılamaz ”

    Buhârî, Hac 94; Müslim, Hac 268 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Menâsik 63; Nesâî, Menâsik 203


    707 Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”

    Buhârî, Nikâh 80, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, Îmân 74, 75, 77 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Kıyâmet 50; İbni Mâce, Edeb 4

    708 Ebû Şüreyh Huveylid İbni Amr el–Huzâ`î radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi:
    – “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine câizesini versin”
    Ashâb–ı kirâm:
    – Yâ Resûlallah! Misafirin câizesi nedir? diye sordular
    Peygamber aleyhisselâm da:
    – “Onu bir gün ve bir gece ağırlamaktır Misafirlik üç gündür Misafiri üç günden fazla ağırlamak ise sadakadır ”

    Buhârî, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, Lukata 14 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Et`ime 5; Tirmizî, Birr 43; İbni Mâce, Edeb 5

    Müslim’in bir başka rivayetine göre şöyle buyurdu:
    – “Bir müslümanın din kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar kalması helâl değildir ”
    Ashâb–ı kirâm:
    – Yâ Resûlallah! İnsan din kardeşini nasıl günaha sokar? diye sorunca:
    – “Misafirini ağırlayacak bir şeyi bulunmayan kimsenin yanında oturup kalmakla” buyurdu

    Müslim, Lukata 15, 16


    709 Ebû İbrâhim veya Ebû Muhammed yahut Ebû Muâviye Abdullah İbni Ebû Evfâ radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hatice radıyallahu anhâ’yı cennette, içinde hiçbir gürültünün duyulmayıp hiçbir yorgunluğun hissedilmeyeceği, inciden yapılmış bir köşkle müjdeledi

    Buhârî, Umre 11, Menâkıbü’l–ensâr 20, Nikâh 108, Edeb 23, Tevhîd 32, 35; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe, 71–74 Ayrıca bk Tirmizî, Menâkıb 61; İbni Mâce, Nikâh 56


    710 Ebû Mûsâ el–Eş`arî radıyallahu anh’ın anlattığına göre bir gün evinde abdest alıp dışarı çıkarken kendi kendine: “Bugün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den hiç ayrılmayacağım; hep onun yanında bulunacağım”, dedi Sonra Mescid’e gidip oradaki sahâbîlere Peygamber aleyhisselâm’ın nerede olduğunu sordu Onlar da:
    – Şu tarafa doğru gitti, dediler
    Ebû Mûsâ olanları şöyle anlattı:
    Resûl–i Ekrem’in gittiği yeri sora sora nihayet Eris Kuyusu’nun bulunduğu bahçede olduğunu öğrendim Ben de bahçe kapısının yanına oturdum Peygamber aleyhisselâm tuvalet ihtiyacını giderip abdest aldı Ben de kalkıp yanına vardım Baktım ki Eris Kuyusu’nun kenarındaki taşların üzerine, kuyu ağzındaki bileziğin tam ortasına oturmuş, baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıtmış Kendisine selâm verdikten sonra geri dönüp kapının yanına oturdum Kendi kendime: “Bugün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım”, dedim O sırada Ebû Bekir radıyallahu anh gelerek kapıyı çaldı
    – Kim o? diye sordum
    – Ebû Bekir, dedi
    – Biraz bekle, dedikten sonra Peygamber aleyhisselâm’ın yanına vardım ve: Yâ Resûlallah! Ebû Bekir geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim
    – “İzin ver ve onu cennetle müjdele”, buyurdu
    Geri dönüp Ebû Bekir’e:
    – İçeri gir, Resûlullah seni cennetle müj****yor, dedim
    Ebû Bekir içeri girdi Peygamber aleyhisselâm’ın sağ tarafına geçip onun yanına, kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve tıpkı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıttı
    Ben de geri dönüp yerime oturdum Ben evden çıkarken abdest almakta olan kardeşim arkamdan yetişecekti Onu düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim O sırada birinin kapıyı ittiğini gördüm
    – Kim o? diye sordum
    – Ömer İbnü’l–Hattâb, dedi
    – Biraz bekle, dedikten sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına giderek selâm verdim ve: Ömer geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim
    – “İzin ver ve onu cennetle müjdele”, buyurdu
    Ömer’in yanına dönerek:
    – Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem içeri girmene izin verdi ve seni cennetle müjdeledi, dedim
    Ömer içeri girdi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sol tarafına geçerek kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı
    Ben de dönüp kapının yanına oturdum Kardeşimi düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim Bu sırada biri gelip kapıyı itti
    – Kim o? diye sordum
    – Osman İbni Affân, dedi
    – Biraz bekle, diyerek Peygamber aleyhisselâm’ın yanına gittim ve onun geldiğini haber verdim
    – “İzin ver ve başına gelecek belâ ile birlikte onu cennetle müjdele”, buyurdu
    Geri döndüm ve:
    – İçeri gir, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başına gelecek belâ ile birlikte seni cennetle müj****yor, dedim
    Osman içeri girdi Kuyu bileziğinde oturacak yer kalmadığını görünce, onların karşılarında bir başka yere oturdu
    Saîd İbnü’l–Müseyyeb dedi ki: Ben bu oturuş şeklini onların kabirlerine yordum

    Buhârî, Fezâilü’s–sahâbe 5, Edeb 119, Fiten 17, Ahbâru’l–âhâd 3; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 29 Ayrıca bk Tirmizî, Menâkıb 18

    Buhârî’nin bir rivayetinde şu fazlalık vardır:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana kapıyı korumamı emretti
    O rivayette şu ilave de vardır:
    Osman müjdeyi duyunca Allah’a hamd etti, sonra da: Allah yardımcım olsun, dedi

    Buhârî, Fezâilü’s–sahâbe 6


    711 Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in etrafında, Ebû Bekir ve Ömer radıyallâhu anhümâ’nın da bulunduğu bir grup insanla oturuyorduk Bir ara Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızdan kalkıp gitti Uzunca bir süre dönmeyince, başına kötü bir iş gelmesinden korktuk ve telaşla yerimizden kalktık Bu endişeyi ilk duyan bendim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i araya araya ensardan Neccâr oğullarına ait bir bahçeye geldim Giriş kapısını arayarak bahçenin etrafını dolandım; fakat bir kapı bulamadım Bahçenin dışındaki bir kuyudan içeriye su veren küçük bir ark gördüm ve oradan büzülerek Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdim
    – “Ebû Hüreyre! Sen misin?” diye sordu
    – Evet, yâ Resûlallah! dedim
    – “Ne haber?” dedi
    – Aramızda otururken kalkıp gittin; geri dönmediğini görünce, sana bir kötülük yapılmasından korkup telaşlandık İlk endişe duyan da ben oldum Kalkıp bu bahçeye geldim ve tilki gibi iki büklüm içeri girdim Diğerleri de arkadan geliyor, dedim
    Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
    – “Ebû Hüreyre!” diye seslendikten sonra ayakkabılarını çıkarıp verdi ve şunları söyledi: “Şu ayakkabılarımı alıp geri dön Bu duvarın arkasında, gönülden inanarak “Lâ ilâhe illallah” diyen kime rastlarsan, onu cennetle müjdele!”

    Müslim, Îmân 52


    712 İbni Şümâse şöyle dedi:
    Amr İbni Âs ölüm döşeğindeyken yanına gittik Yüzünü duvara döndü, uzun uzun ağladı Bunun üzerine oğlu:
    – Babacığım! Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sana şu müjdeyi vermedi mi? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem seni şöyle müjdelemedi mi? demeye başladı
    O zaman Amr İbni Âs yüzünü bize dönerek dedi ki:
    – Âhiret için hazırladığımız en değerli azık “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” sözüdür Hayatımda üç devir vardır Bir zamanlar Resûlullah’a benden fazla kin besleyen yoktu Bir yolunu bulup da onu öldürmek benim en çok arzu ettiğim şeydi Şayet bu haldeyken ölseydim, mutlaka cehennemlik olurdum Allah Teâlâ gönlüme İslâm sevgisini koyunca, Peygamber aleyhisselâm’a gelerek: Elini uzat, sana biat edeceğim, dedim O elini uzatınca, ben elimi geri çektim
    Bunun üzerine Resûl–i Ekrem:
    – “Ne oldu, Amr?” diye sordu
    – Şart koşmak istiyorum, dedim
    – “Neyi şart koşacaksın?” buyurdu
    – Bağışlanmamı, dedim
    – “Müslüman olmanın daha önceki günahları silip süpürdüğünü, hicret etmenin daha önce işlenen günahları yok ettiğini, haccetmenin daha önce yapılan günahları ortadan kaldırdığını bilmiyor musun?” buyurdu
    Artık Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den daha çok sevdiğim biri yoktu Gözümde ondan daha büyük biri mevcut değildi Ona duyduğum saygıdan dolayı gözlerimi kandıra kandıra yüzüne bakamazdım Biri bana onu anlatmamı isteseydi, yüzüne doya doya bakamadığım için bunu yapamazdım Şayet bu haldeyken ölseydim, cennetlik olmayı umabilirdim Sonra öyle işlere karıştık ki, o işler karşısında halimin nasıl olduğunu bilemiyorum
    **düğüm zaman arkamdan ne ağıt, ne de ateş yakılsın Beni gömdüğünüz zaman üzerime toprağı yavaş yavaş atınız Sonra bir deveyi boğazlayıp etini taksim edecek kadar bir zaman kabrimin yanından ayrılmayın ki, siz yanımdayken yerime alışayım ve Rabbimin elçilerine nasıl cevap vereceğimi düşüneyim

    Müslim, Îmân 192
    VEDÂLAŞMA

    {YOLCULUK VE BENZERİ SEBEPLERLE AYRILIP GİDECEK KİMSENİN ARKADAŞIYLA VEDÂLAŞMASI, ONA VASİYET VE DUA ETMESİ, ONUN DUASINI İSTEMESİ}

    713 Zeyd İbni Erkam radıyallahu anh, şöyle dedi:
    Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa kalkarak bize bir konuşma yaptı Allah’a hamd ü senâdan sonra bize öğüt verdi Sonra da şöyle buyurdu:
    – “Ey insanlar! Ben de bir insanım Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun davetine uyup gideceğim Size iki önemli şey bırakıyorum Biri, insanı doğruya götüren bir rehber ve nur olan Allah’ın Kitabı Kur’an’dır Allah’ın kitabına yapışın ve sımsıkı sarılın!”
    Peygamber aleyhisselâm Kur’an’a sarılma ve ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulundu Sonra sözüne şöyle devam etti:
    “Size bir de Ehl–i beyt’imi bırakıyorum Allah’tan korkun da Ehl–i beyt’ime saygılı davranın!”

    Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 36
    714 Ebû Süleyman Mâlik İbni Huveyris radıyallahu anh şöyle dedi:
    Biz aynı yaşlarda bir grup genç Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu Biz de kendisine söyledik O zaman şöyle buyurdu:
    “Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en yaşlınız da size imam olsun ”

    Buhârî, Ezân 17, 18, 49, 140, Cihâd 42, Edeb 27, Âhâd 1; Müslim, Mesâcid 292 Ayrıca bk Nesâî, Ezân 8

    Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir:
    “Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın ”

    Buhârî, Âhâd 1



    715 Ömer İbnü’l–Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den umre yapmak için izin istedim İzin verdi ve:
    “Bizi duadan unutma, sevgili kardeşim!” buyurdu Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler, bu kadar sevinmezdim

    Ebû Dâvûd, Vitir 23

    Bir başka rivayete göre şöyle buyurdu:
    “Sevgili kardeşim! Bizi de duana ortak et!”

    Tirmizî, Daavât 110 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 23; İbni Mâce, Menâsik 5
    716 Sâlim İbni Abdullah İbni Ömer’in söylediğine göre, (babası) Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bir yolculuğa çıkacak kimseye şöyle derdi:
    Yanıma gel de, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşalım Resûl–i Ekrem şöyle vedalaşırdı:
    “Dinini koruyup emanetlerini ifa etmen ve amellerini hayırla sonuçlandırman hususunda seni Allah’a emanet ediyorum ”

    Tirmizî, Daavât 44 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Cihâd 73; İbni Mâce, Cihâd 24
    717 Sahâbî Abdullah İbni Yezîd el–Hatmî radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem orduyla vedâlaşmak istediği zaman:
    “Dininizi koruyup emanetlerinizi ifa etmeniz ve amellerinizi hayırla sonuçlandırmanız hususunda sizi Allah’a emanet ediyorum ” derdi

    Ebû Dâvûd, Cihâd 73


    718 Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
    Bir adam Peygamber aleyhisselâm’a gelerek:
    – Yâ Resûlallah! Yolculuğa çıkıyorum; bana dua et, dedi Resûl–i Ekrem de:
    – “Allah sana takvâ nasib etsin” buyurdu Adam tekrar:
    – Bana dua et, deyince:
    – “Allah günahını bağışlasın” buyurdu O yine:
    – Bana dua et, deyince de:
    – “Bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın” buyurdu

    Tirmizî, Daavât 45
    719 Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı öğretirdi Şöyle buyururdu:
    “Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:
    Allahım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, senin gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, senin o büyük kereminden niyaz ederim Çünkü senin gücün her şeye yeter, benimki yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben bilemem Şüphesiz sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin
    Allahım! Eğer bu işin benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı olduğunu biliyorsan (râvi, sözün burasında Hz Peygamber’in hangi ifadeyi kullandığında tereddüt etti Onun şöyle demiş olabileceğini söyledi: “şimdi veya daha sonrası için hayırlı olduğunu biliyorsan”) onu yapmayı nasip et, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl Şayet bu işin benim dinim, dünyam ve âhiretim için kötü olduğunu biliyorsan (yine râvi, sözün burasında Hz Peygamber’in hangi ifadeyi kullandığında tereddüt etti Onun şöyle demiş olabileceğini söyledi: “şimdi veya daha sonrası için kötü olduğunu biliyorsan”) onu benden, beni ondan uzaklaştır Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!” der ve isteyeceği şeyi söylerdi

    Buhârî, Teheccüd 28, Daavât 48, Tevhîd 10 Ayrıca bk Tirmizî, Vitr 18; İbni Mâce, İkâme 188
    BAZI İBADETLERİ YAPMAK İÇİN FARKLI YOLLARI KULLANARAK GİDİP GELMEK

    {BAYRAM NAMAZINA, HASTA ZİYARETİNE, HAC, CİHAD, CENAZE NAMAZI VE BENZERLERİNE, FAZLA SEVAP KAZANMAK MAKSADIYLA BİR YOLDAN GİDİP BAŞKA BİR YOLDAN DÖNMEK}


    720 Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
    Bayram günlerinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem farklı yollardan gidip dönerdi

    Buhârî, Îdeyn 24
    721 İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Medine’den çıkarken) Şecere yolundan çıkar, Mu`arres yolundan dönerdi Mekke’ye de Seniyyetü’l–`ulyâ’dan (yukarı Seniyye yolundan) girer, Seniyyetü’s–süflâ’dan (aşağı Seniyye yolundan) çıkardı

    Buhârî, Hac 15; Müslim, Hac 223 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Menâsik 44
    722 Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi

    Buhârî, Vudû’ 31, Salât 47, Et`ime 5, Libâs 38, 77; Müslim, Tahâret 66, 67 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Libâs 41; Tirmizî, Cum’a 75; Nesâî, Tahâret 90, Gusül 17, Zînet 8, 63; İbni Mâce, Tahâret 42
    723 Yine Âişe radıyallâhu anhâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı

    Ebû Dâvûd, Tahâret 18
    724 Ümmü Atıyye radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Zeyneb radıyallahu anhâ’yı yıkayan kadınlara şöyle buyurdu:
    “Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın ”

    Buhârî, Vudû’ 31, Cenâiz 10–11, Müslim, Cenâiz, 42–43 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Cenâiz 29; Nesâî, Cenâiz 31; İbni Mâce, Cenâiz 8


    725 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Biriniz ayakkabısını giyeceği zaman önce sağ ayağından, ayakkabısını çıkaracağı zaman da önce sol ayağından başlasın Böylece sağ ayak ilk önce giyilen, en sonra çıkarılan ayak olsun ”

    Buhârî, Libâs 39; Müslim, Libâs 67 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Libâs 41; Tirmizî, Libâs 37; İbni Mâce, Libâs 28


    726 Hafsa radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yerken, içerken ve giyinirken sağ elini, diğer işleri yaparken de sol elini kullanırdı

    Ebû Dâvûd, Tahâret 18


    727 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayınız ”

    Ebû Dâvûd, Libâs 41; Tirmizî, Libâs 37 (mânen) Ayrıca bk İbni Mâce, Tahâret 42

    728 Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mina’ya gelince hemen cemreye gitti ve taşları attı Sonra Mina’daki dinlenme yerine gitti ve kurbanını kesti Bu işler bitince berberi çağırdı ve ona önce başının sağ tarafını, sonra sol tarafını göstererek:
    “Buralardan kes!” buyurdu Daha sonra kesilen saçlarını halka dağıttı

    Buhârî, Vudû’ 33 ; Müslim, Hac 323–325 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Menâsik 78

    Diğer bir rivayet ise şöyledir:
    Resûl–i Ekrem cemrede taşları atıp, kurbanını kestikten sonra tıraş olmak istedi Başının sağ yanını berbere uzattı; o da tıraş etti Peygamber aleyhisselâm Ebû Talha el–Ensârî’yi çağırarak kesilen saçlarını ona verdi Sonra başının sol tarafını berbere uzatarak:
    “Tıraş et!” buyurdu Berber de tıraş etti Resûl–i Ekrem kesilen saçları yine Ebû Talha’ya vererek:

    “Bunları halka taksim et!” buyurdu

    Müslim, Hac 326 Ayrıca bk Tirmizî, Hac 73

Sayfayı Paylaş