Efendi İle Uşak Kitap Özeti (TOLSTOY)

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde acun97 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. acun97

    acun97 Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    131
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0


    Arkadaşlar Lev Nikolayeviç Tolstoy adlı yazarın Efendi ile Uşak adlı kitabının özetini bulabilecek bir arkadaşımız var mı???


    Bulup yazana + teşekkür :rolleyes:

    :shy:


    Performans ödevi değildir.

  2. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    698
    Beğenileri:
    678
    Ödül Puanları:
    94
    Efendi ile Uşak'ta insanoğlunun birbirine zıt iki uç noktasındaki iki adam, küçük bir at, bir kızak ve insanın dizginlenemeyen hırsı, doğanın muazzam kudretiyle bütünleşiyor.
    acun97 bunu beğendi.
  3. acun97

    acun97 Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    131
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    sağol bilgi için... ama ben tam olarak kitabın özeti var mı diye sormuştum :/
  4. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.055
    Beğenileri:
    878
    Ödül Puanları:
    113

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    sağol bilgi için... ama ben tam olarak kitabın özeti var mı diye sormuştum :/
    Genişletmek için tıkla...
    Nikita, elindekiyle yetinmesini bilen, hoş görülü, hayatı boyunca hep başkalarının işinde çalışmış, yaşlı, yorgun bir köylüdür. Her zaman efendisine sadık davranan, sorumlu bir uşaktır. Efendisi ise istediği birçok şeye sahiptir. Ama hep daha fazlasını elde etmek ister ve bunu başarır da. Ta ki komşu çiftlikteki koruyu satın almak isteyene kadar…
    Kış, geldiğini iliklerine kadar hissettirir. Vasiliy Andreiç, istediği koruyu alabilmek için erkenden yola çıkması gerektiğinin bilincinde. Hazırlıklar tamamlanır. Vasiliy yola koyulmaya hazır. Fakat karısı, yanında uşak Nikita’nın da gitmesini ister. Vasiliy, bu fikre olumlu bakar. Koru için kar, kış demeden at Doru’nun arkasından yola koyulurlar. Oraya diğer alıcılardan önce yetişmek için, erken varmak şöyle dursun, gidecekleri yönü bile daha yolun ortasında iken kaybederler.



    Tabelalar kardan görünmemektedir. Efendi, uşak ve Doru At korkutucu karın içinde yalpalamaktadırlar. Bir müddet sonra Doru At’ın içgüdüsüne ve Nikita’nın gözlemlerine dayanarak bir yol bulurlar. Fakat buldukları bu yol; istedikleri çiftliğe değil, Grişkino köyüne çıkar. Köylülerden yardım isterler. Yolu tarif eden köylüler bu arada evlerine davet ederler efendi ile uşağı. Fakat acele etmeleri gerektiğini söyler Vasiliy. Vakit kaybetmeden tarife göre yol alırlar. Hava kararmaya başlar. Vasiliy, o soğuk ve karanlıkta, ondan önce koruyu satın almaya gelen olmamasını temenni eder. Nikita ise, yolu yine kaybettiklerini tabelaları göremeyince anlar.

    Atın arkasına bağlanmış olan kızağa, ayakları dışarıda yarım oturarak, üzerindeki ince paltoyla ısınmaya çalışan Nikita, yanına kurulmuş kızağı kaplayarak rahat bir şekilde oturan ve katlarca giyinmiş efendisine, yolu yine kaybettiklerini söyler. At arkasında nereye gittiklerini bilmeden ilerlemeye devam ederler. Rastlantı bu ya! Tekrar Grişkino köyüne gelirler. Hava artık iyice bozmuş, zaman da epey geçmiştir. Bu soğuk ve karanlıkta sıcak bir eve girmek için can atarlar. Öyle de yaparlar. Misafir oldukları evde, ne kadar ısrar etseler de durmaya niyeti olmaz Efendi Vasiliy’ in. Votka ve sıcak çay servisi yapıldıktan sonra kalkılacaktı. Efendisi içerken Nikita’ya da sunarlar votkayı. Fakat o, votka yüzünden, beş parasız kaldığı günleri ve ettiği yeminleri hatırlar. İradesi ile girdiği savaşı güçlükle atlatmıştır. Sadece sıcak çayını yudumlar.

    Vasiliy, karanlıkta da olsa, bu soğuk onu ne kadar etkilese de yine yola çıkmakta kararlıdır. Yaşlı ev sahibinin yol tariflerini dinler, lakin aynı hatayı bir daha tekrarlamamak için gelebildiği yere kadar yanına birisini ister. Evin küçük oğlu yanına atını da alarak, bu işi zevkle yapar. Belli bir yere kadar getirdikten sonra nereden gideceklerini anlatır. Yaptığı yol tarifi çok açıklayıcıdır. Bu karda ve karanlıkta yol bulmanın çok zor olduğunu söyleyen ev sahibi haklı çıkmıştır. Yönlerini tekrar kaybederler. Gerek esen fırtınanın şiddeti, gerekse atın çok yorulmuş olması, kar yığınının içinde duraklamalarına sebep olur. İncecik kıyafetiyle Nikita, burada sabahlamanın doğru olacağını söyler. Vasiliy, çaresiz ona hak verir. Bu dondurucu soğukta, karda ve tipide geceyi geçireceklerdir. Vasiliy çok pişman olmuştur sıcak köy evini bırakıp yola koyulduğu için.

    Zaman ilerlerken Nikita, sanki bütün bu olanları unutmuşçasına uykuya dalar. Vasiliy’in ise aklında bin türlü düşünce vardır. Bu sebeple gözüne uyku girmez. Bugüne kadar neler kazandığını, ne kazanacağını, başarılarını düşünüp kendisiyle övünür. Pişmanlığı, o soğukta bile yüreğini kavuruyordu. O efendiydi, bu soğukta donamazdı. Nikita burada ölebilirdi, çünkü onun kaybedeceği hiçbir şeyi yoktu efendiye göre. Geceyi köyde geçirememenin pişmanlığını duyan Vasiliy Andreiç, Nikita’ yi bu soğukta bırakarak, atı da alıp yeni pişmanlıklara yelken açar. Efendi, Grişkino Köyü’ ne gitmek için yola çıkarken alacakaranlıkta Nikita uyanır. Efendisinin gittiğini gördüğü halde gitme demez. Nikita’ nın bakışındaki sözcükleri hiçe sayan efendi, atı sürmeye devam eder. Nikita ise karşı koymaksızın gözlerini yumar…

    Vasiliy, gittiği yönün doğru olduğunu sanmaktadır. Ta ki sonu olmayan bir yola girdiğini anlayana kadar. Pişmanlık üzerine pişmanlık yaşayan Vasiliy; hem korkmakta, hem de uşağının yanında olmak için can atmaktadır. Mucize gibi, at onu Nikita’nın yanına kadar götürür. Fakat döndüğünde gördüğü manzara içler acısı. Nikita kıvrılıp yatmaktadır. Vasiliy’le konuştuğunda, sanki öleceğini anlamış ve bundan pek memnunmuş gibi bir görüntü sergilemektedir tebessümlü dudakları ve ıslak gözleri…

    Vasiliy’in yüreğine o an öyle yüce bir merhamet tohumu serpilir ki; kazançları, maddiyatı bir anda kafasından silinir. O an sadece uşağı Nikita’nın yaşaması için ne yapabileceğini düşünür. Hemen uşağın üzerine atılarak ona sıcaklık vermeye çalışır. Her ikisi de durumdan memnunlar. Saatlerce bu böyle sürer. Artık Vasiliy sıcaklığını verememektedir. Çünkü o da üzerindekilere rağmen, can yakıcı soğuktan çok etkilenmiştir. Nikita, rüyasında sanki bu yaşadıklarını görmektedir, efendi ile uşağı… Artık sabah olmuştur. Nikita, ölümle pençeleştiği ve hiç unutamayacağı bu gecenin ardından, güneşin aydınlığına kavuşur. Uyandığında, üzerinde hissettiği taşı andıran soğuk cismin efendisi olduğunu anlayınca, tüm bu yaşadıklarına anlam verircesine soğukkanlılıkla doğrulur. Efendisinin gittiği sonsuz başlangıca, tereddütsüz o da gitmek için gözlerini yumar…

    Çok zaman geçmeden köylüler görünen kızağa yaklaşırlar. İki ölünün olduğunu görürler. Bunlar Efendi Vasiliy Andreiç ve Doru At’ dır. Nikita ise hala yaşamaktadır. Soğuktan parmaklarını hissedememektedir. Daha sonra üç parmağı kesilir.


    Satın almak istediği korunun ardında kalanlardı bunlar… Kazandıkları, başardıkları ve ailesi geride kalır Efendi Vasiliy Andreiç’in. Yaşadığı sürece, hatalarından zaman zaman pişmanlık duyan Vasiliy’i, sonunda merhamet duyguları yüceltmişti…




    Bu işini görür mü?
    acun97 bunu beğendi.
  • acun97

    acun97 Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    131
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    Çok teşekkür ederim sağolasın :)
  • Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.055
    Beğenileri:
    878
    Ödül Puanları:
    113
    Rica ederim.. :)
    acun97 bunu beğendi.
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş