ekonomi,göç ve yerleşme

Konu 'Coğrafya Ders Notları' bölümünde mehmet_emin tarafından paylaşıldı.

  1. mehmet_emin

    mehmet_emin Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bu üç konuyla ilgili elinizde bilgi belge var mı acaba?
  2. Yeditepeist

    Yeditepeist Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Ekonomi
    Ekonominin çeşitli tanımları vardır :
    1. Ekonomi, para kullanılarak ya da para kullanılmadan insanlar arasında değişim işlemlerine neden olan faaliyetlerin incelenmesidir.
    2. Ekonomi, insanların çeşitli mallar (buğday, sığır, pardesü, konser, yol, bombardıman uçakları ve yat gibi) üretmek ve bunlan tüketmek üzere toplumun çeşitli üyelerine bölüştünnek için kıt ya da sınırlı üretim kaynaklannı (toprak, işgücü, makine gibi sermaye malları ve teknik bilgi) hangi biçimde kullandıklannı inceler.
    3. Ekonomi, insanı, günlük geçimini kazanırken ve yaşamından zevk alırken inceler.
    4. Ekonomi, insanlığın tüketim ve üretim etkinliklerini nasıl düzenlediğini inceler.
    5. Ekonomi servetin incelenmesidir.
    Bugün iktisatçılar aşağıda tanım üstünde anlaşmış görünüyorlar. “Ekonomi, insanların ve toplumların para kullanarak ya da para kullanmadan zaman içinde çeşitli mallar üretmek ve bunları bugün ve gelecekte tüketmek üzere, toplumdaki bireyler ya da gruplar arasında bölüştürınek için, kıt üretim kaynakları kullanmak konusundaki tercihlerini inceler."
    Ekonomi, tarih incelemelerinden geniş ölçüde yararlanır. Kristof Kolomb’un altın dolu Amerika’yı keşfinden sonra İspanya ve Avrupa da yüzyıllarca fiyatlann yükselmesi bir raslantı eseri miydi? Buhar ve demiryolu devri neden Londra daki gecekondu sakinlerine yararlı oldu? Tarihin yorumu için analiz araçlan gereklidir. Çünkü, olaylar kendi açıklamalarını getirmezler.
    Modern ekonomi biliminin ilk görevi, üretimin, işsizliğin, fiyatların ve bunlara benzer olayların davranışını tanımlamak, açıklamak ve aralarındaki ilişkiyi saptamaktır.
    "Neden ekonomi okumalı?" sorusunun en iyi yanıtını Lord Keynes birçok tartışmaya neden olmuş klasik kitabımn sonunda şöyle verir :
    "İktisatçıların ve siyasi yazarların düşünceleri, doğru olsun olmasın, genellikle sanıldığından çok daha etkilidir. Diyebiliriz ki, dünyayı bu düşünceler yönetmektedir. Her türlü entellektüel etkiden uzak olduğunu sanan pratik insanlar, genellikle artık hayatta olmayan bir iktisatçının esiridir. İktidarda bulunan ve havadan sesler işiten çılgınlar, birkaç yıl önce yazı yazmış akademik bir yazardan ilham alırlar. Eminim ki, edinilmiş çıkarlann gücü, düşüncelerin dolaylı etkisinden çok daha zayıftır. Bu hemen kendisini göstermez, belirli bir gecikmeye bağlıdır zira iktisadi ve siyasi felsefe alanında 25-30 yaşlarına geldikten sonra yeni teorilerin etkisi altına girenler çok değildir. Bu nedenle memurların ve siyaset adamlannın hatta ihtilalcilerin olaylara bakarak uyguladıkları düşünceler o kadar yeni olmayabilir. İyilik ya da kötülük için er geç tehlikeli olan, edinilmiş çıkarlar değil, düşüncelerdir".



    Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerle insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Ferdi sebep ve maksatlarla yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.

    Bir tarih nazariyesine göre, M.Ö. 3000-4000 yıllarında Orta Asya'da yaşayan kavimlerin şiddetli ve uzun süren kuraklık sebebiyle doğuya, kuzeye, batıya ve güneye gitmelerine; Kavimler Göçü denmektedir. Bu göçün siyasi, sosyal ve kültürel neticeleri üzerinde uzun durulmaktadır.Aynı bölgede M.S. 6. yüzyıldan itibaren başlayan ve asıl ağırlığı batı istikametinde olan Türk göçleri, 17. yüzyıla kadar devam etmiş; İran,Anadolu ve Balkanlardan geçerek Avrupa ortalarına ulaşmıştır. Türkler, geçtikleri yerlerde birbirlerinin devamı olan devletler kurmuşlar, böylece Orta Asya içlerinden Avrupa ortalarına uzanan kültür ve medeniyet mirasları ve yerleşik Türk boyları ile bir Türk dünyası meydana getirmişlerdir. Bu göçler sırasında Türklerin bir kolu, Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Avrupa ortalarına gelmiş, burada Avrupa Hun Devletini kurup, bir müddet yaşadıktan sonra diğer yerli kavimlerin arasında Hıristiyanlaşarak, eriyip gitmiştir.

    Ortadoğu üstünden Mısır'a doğru yol alanlar da, kurdukları çeşitli devletlerden sonra Osmanlı Devleti içinde yer almışlardır. Gerek bunların ve gerekse Anadolu'ya gelen Türk boylarının en büyük talihi, İslamiyeti kabul etmeleridir. 9. ve 10. yüzyıllardan itibaren boylar ve kitleler halinde Müslüman olan Türkler; bugünkü İran, Azerbaycan, Hindistan, Irak ve Anadolu'da kurdukları güçlü devletlerle, hem kendi hayatiyetlerini korumuşlar, hem de kazandıkları zaferlerle İslam dünyasına yeni bir çehre kazandırmışlardır. Böylece başlayan Türk-İslam devletleri devri, Osmanlı Devleti bünyesinde bütün İslam dünyasının tek ve birleşik devleti, haline gelerek 20. yüzyıl başlarına kadar devam etmiştir. Osmanlı Devletinin son zamanlarında, Doksanüç Harbi adıyle meşhur 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları esnasında, Tuna boylarında, Balkanlarda ve Kırım'da yaşayan Türklerin eşi görülmemiş Rus ve Hıristiyan zulmü, vahşeti karşısında Anadolu'ya yaptıkları toplu göç, 93 Muhaceratı olarak bilinir ve teessürle hatırlanır. 1950'li yıllarda, Komünist İdarelerin şiddetli tazyik ve zulmüne dayanamayan Müslüman Türklerin, Balkan ülkelerinden (Romanya, Yugoslavya,Bulgaristan) ve Rusya'dan Türkiye'ye toplu olarak yaptıkları göçler de son yılların hafızalarda yaşayan göç hadiselerindendir.

    Vietnam'ın komünist kuvvetlerce işgalini müteakip başlayan göç hareketi, Afganistan'ın Rusya tarafından işgali ile 2,5 milyon Afganlının başta Pakistan olmak üzere çeşitli İslam ülkelerine göçü, Filistinlilerin İsrail tarafından vatanlarından zorla çıkarılıp, göçe mecbur bırakılması, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin (1989) ve Kuzey Iraklıların vatanlarından çıkarılarak göçe zorlanmaları (1991) olayları da siyasi göçlerin en manidar örnekleridir.

    İşsizlik, daha iyi şartlarda yaşama gibi sebeplerle, ülkeler arasında ve bir ülkenin kendi içinde de çeşitli göçler olmaktadır. Bunlar, zamanla çözümü zorlaşan büyük problemler ortaya çıkarmakta ve ülkelerin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel dengelerini bozmaktadır. Türkiye, köyden şehire büyük oranlara ulaşan göçler sebebiyle bu problemleri en çok yaşayan ve halletmeye çalışan ülkeler arasındadır.

    Bir de kıtalararası göçler vardır. Bunun en tipik misali Amerika kıtasına yapılan göçtür. 16. yüzyıldan itibaren bu yeni kıtaya, önce Avrupa milletlerinden başlayan göçler, gittikçe azalmasına rağmen halen devam etmektedir. Önceleri serseri, başı bozuk, kanun kaçağı ve maceraperest Avrupalıların itibar ettikleri bir ülke olan Amerika kıtası, 19. yüzyılın ikinci yarısında, gene bu ülkelerden şiddetli göç dalgalarına sahne oldu. Kıtanın iskan ve imarı tamamlanıp ilmi, teknik ve ticari zenginlikler ortaya çıkınca, bütün milletler için en cazib ülkelerden biri oldu. Bu durum, düyanın her yerinden ve her seviyede insanların buraya göç etmelerine sebeb oldu.


    Üzgünüm, sadece yerleşimle ilgili bilgi bulamadım :(
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  3. afrabetül

    afrabetül Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler bunlar bnmde çok işime yaradı :)
  4. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29

Sayfayı Paylaş