ekoyay 61-69 ARASI CEVAPLARIDIR

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde Özel Üye Elif tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0

    SAYFA 61:
    3.ANI


    HAZIRLIK:

    • Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
    • İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
    • Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
    • İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizde:)))
    • Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.
    1.ETKİNLİK:
    ANI ÖRNEKLERİ:


    Çanakkale Geçilmez.
    10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
    - Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. "Allah Allah" sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa' ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale' nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
    (Alıntıdır)

    ANI ÖRNEĞİ-2:
    Aa sen çok oruç tutmuşsun!

    Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
    O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz
    ANI ÖRNEĞİ-3
    O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu

    Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
    Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

    ANI ÖRNEĞİ-4
    HİLMİ YAVUZ'DAN YAHYA KEMAL ANISI:
    İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi'nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme 'aylak adamlar' olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir'e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad'ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız'a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi...

    Elbette, Üstad'la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar "ben" etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz'un Yahya Kemal'le karşılaşmaları anlatılmıştır.


    • Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
    • 1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
      2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
      3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
      4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve
      araştırmalarını anlatır.
      5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
      6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    • 7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
    • 8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
    • 9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.
    2.ETKİNLİK:

    • Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
    • Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk'ün çevresinde gelişmektedir.
    3.ETKİNLİK:

    • Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
    • Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.
    4.ETKİNLİK:
    Salih Bozok'un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.

    SAYFA 65:
    5.ETKİNLİK:

    • Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
    • Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir...
    • Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
    • Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
    • "Son" başlık metinde "büyük adamlar", "küçük adamlar" ,"bunalttığı","boyun eğmek" "büyük kelimeler" gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    • İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek" vb...Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    • 6.ETKİNLİK:
    • "İzmir'e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak'ta gördüklerimi de yazmak isterim." "Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim."
      "Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular."
      "....... sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.""Dumlupınar'a karanlıkta geldik." "Ertesi sabah eşyamızı Afyon'dan getirttik." gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
    • Bu zarflar metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.
    7.ETKİNLİK:

    • Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
    • Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.
    8.ETKİNLİK:


    • Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için bknz.1.ETKİNLİK
    9.ETKİNLİK:

    Mustafa Kemal Paşa... metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
    Öyküleyici anlatım:"Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik.""Ertesi sabah eşyamızı Afyon'da getirttik." gibi birçok cümle...
    "Betimleyici anlatım": "Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler...
    Öğretici anlatım:"Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara'ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos'ta son bulan muharebeden sonra Ankara'ya bilgi verildi."
    SON metninde

    Öyküleyici anlatım: "İki hikaye işittim."
    Öğretici anlatım:""İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir."

    SAYFA 66:
    10.ETKİNLİK:
    İlk metinde "Esir fırka kumandalarından birisi Paşa'nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi." cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki "olarak" gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
    Metnin ikinci cümlesinde "Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik" cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
    ....bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm" cümlesinde "güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
    "Biz Atatürk'le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik." cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış."le" edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.


    • 11.ETKİNLİK:Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım."Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.") işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
    • Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.
    12.ETKİNLİK:Uşak'ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
    çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
    hat(t)ı > ses türemesi vardır.

    • "Mustafa Kemal Paşa...." metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:
    SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
    yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,ocakta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüştü, etti, konuştuktan, çalıştık..." gibi sözcükler...
    Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k'ye dönüşmesidir.
    ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:


    "emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise'nin i'si düşmüş)" gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
    Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.
    SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
    hak(k)ıyla > "k" sesi türemiş
    ileri-y-e
    huzuru-n-a
    anlat-a-y-ım> "y" yardımcı sesi türemiş

    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

    13.ETKİNLİK:
    Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
    Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
    Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.
    Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
    Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

    Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
    1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
    2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
    4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
    5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

    SAYFA 67:
    1. Tema: Atatürk'ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
    2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
    3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
    4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve "ben" etrafında şekillenir.
    5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.
    14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
    mesrur: sevinmiş ,sevinçli
    nizam: düzen, kural
    idadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
    veçhile: yönüyle
    amade: hazır
    fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
    nefer: derecesi olmayan er, asker
    ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
    ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
    refika: eş, karı, zevce 15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
    SAYFA 68:

    • 1) yaşandıktan sonra
    • yazarın hayatından
    • göndergesel
    2) (Y) , (D) , (D) (Y)
    3) (D)
    4) (C)
    5)(C)
    6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta 'Mommo-Kız Kardeşim' filminin yönetmeni Atalay Taşdiken'in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
    7) (C)
    look, suLt., _özlem_ ve diğer 12 kişi bunu beğendi.
  2. suLt.

    suLt. Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Çok çok çok Teşekkür Ederim...
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş