El Sanatımız Yemeni

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    GAZİANTEP EL SANATLARINDAN YEMENİ

    Gaziantep'te bir, Kilis'te bir sanatkâr olmak üzere, yörede halen 2 ustadan başka hiç ustasının bulunmadığı bu ata sanatı neredeyse unutulmak üzere!.


    Bu 2 ustanın, yüreklerini koyarak yürüttükleri Gaziantep'in Geleneksel El Sanatlarından olan, "yemenicilik sanatı" Gaziantep'te çok eskilere dayanmaktadır. Şimdi yalnız Halk Oyunları ekiplerinin kullandığı yemeninin minyatür örneklerini bazı kuyumcu dükkanlarında, antik eşyalar arasında seyirlik olarak görüyoruz.




    Gaziantep Üniversitesi olarak 1992'de kurduğumuz Gaziantep El Sanatlarını Koruma ve Geliştirme Merkezi'nin bünyesine aldığımız Sedef Kakmacılık, Kutnu Dokumacılığı ve Aba Dokumacılığı ile birlikte, yemeniciliği de yaşatmaya ve ileri nesillere tanıtmaya çaba gösteriyor olmanın huzurunu duyuyorum.



    Yemeninin bize, Halep'ten, oraya da Yemen'den geçtiği bilinmektedir. İlk defa Yemen Ekber adında birisi tarafından yapılmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Oldukça sağlıklı bir ayakkabı olan yemeniyi, diğer ayakkabılardan ayıran özellik, taban ile yüzünün birleştiği yerin tamamı ile dikişli ve dönme olmasıdır. Yani yemeni önce dikilmekte, sonra çevrilerek içi dışına getirilmekte ve asıl giyiliş şeklini almaktadır. Diğer bir özelliği ökçesiz oluşudur.



    Yemeni yapımında taban olarak; tabaklanmış sığır ve manda derisinden yapılan ve "gön" ismi verilen deri kullanılır. Sığır derisi boyalı, manda derisi ise kendi renginde, boyasızdır. Yemeninin yüzü ise "sahtiyan" denilen tabaklanmış keçi derisidir. Sahtiyan adı verilen derinin dört rengi vardır. Bunlar siyah, gül şeftali denilen parlak kırmızı ve annabi adı verilen mor ile, yalnızca "edik" cinsinde (çizmenin kısa şekli) kullanılan sarı renktir.




    Yemeninin içinde "meşin" denilen tabaklanmış koyun derisi kullanılır. Tabaklanmış oğlak derisinden yapılan sızı kayışı, yemeninin sahtiyan ile meşin kısmını birleştirmeye yarar. Yemeninin dikiminde kullanılan iplik ise; "gön sızı" veya "saya ipliği''dir. Bu ipliğin, gön ve meşin içinden kolayca geçmesi ve zaman içinde çürümemesi için, ipe balmumu sürülür. Yemeninin yüzündeki sahtiyan ile, iç kısmındaki meşin, sızı ile birbirine dikildikten sonra kalan kısmını yapıştırmaya yarayan maddeye "çiriş" adı verilir. Çiriş su ile yoğrulup hamur haline getirilerek kullanılır.




    Yemeninin şekil bakımından ise beş çeşidi vardır. Bunlar; "Halebi", "Merkup", "Burnu sivri","Kulağı uzun" ve "Eğri simli" adlarını alır.

    Halebi mo**** Halep'ten gelmesi nedeni ile bu adı almıştır ve ilk kullanılan modeldir. Yüz kısmı ayağın iki yanına doğru girintilidir. Burnu yüze doğru kıvrık, kulağı uzundur. Annabi (Mor) ve gül şeftali renginde olur. Daha çok köylerde kullanılmıştır.




    Merkup ise, Halep ve Arap menşeilidir. Halebinin yüzü, ayağı bileğe kadar örttüğü halde, merkubun yüzü kısadır. Arka ve yanları aynı hizadadır ve kulaksızdır. Burnu değirmi (yuvarlak) ve düzdür. Şehirde, sosyal durumu iyi olanlar tarafından kullanılmıştır.
    Burnu sivri mo****nin, burnu kıvrıktır. Halebinin yalnız gön kısmı kıvrık olduğu halde, burnu sivri mo****nde yüzün sahtiyan kısmı da birlikte kıvrılmıştır. Yüzü, kulağı ve rengi halebi gibidir. Köylerde kullanım alanı bulmuştur.

    Kulağı uzun mo****nin yüzü, halebi de olduğu gibi girintili değildir. Burnu sivri gibi ayağı tam örtmez ve merkup gibi ayak yüzünü açık bırakacak şekildedir. Siyah, annabi (mor) ve gül şeftali (parlak kırmızı) renginde olur. Bu model şehirde kullanılmıştır.

    Eğri simli mo****nin ise, yüzü merkup gibi kısadır. Burnu sivri gibi yukarı kalkık ve kıvrıktır. Gül şeftali renginde olur ve gümüş telle işlemelidir. Köylerde, kadınlar ve gelinler giymiştir.

    Yemeninin bir de, köylerde çiftçilerin, dağlarda çobanın ve bekçinin giydiği "Postal" cinsleri vardır ki, bunlar da; bekçi haydesi, çiftçi haydesi adlarını alır. Ayrıca "Edik" denilen ve sadece sarı renkte olan, köylerde gelinlerin giydiği kısa çizme mo****ni görüyoruz.



    Şimdi seyirlik olan bu otantik ayakkabının oldukça sağlıklı bir giysi olduğunu, kışın ayağı sıcak, yazın serin tuttuğunu da belirterek, Gaziantep'in tüm Geleneksel El Sanatlarına sahip çıkılması gerektiğini ve halen bir çok dalında çok az ustası kalmış elleri öpülesi zenaatkârlarımızın, Yerel İdarelerce maddi ve manevi desteklenmesi ve bu kişilerin birer kültür elçileri olarak değişik platformlarda yer almalarının sağlanması gerektiği görüşündeyim.

    Kültürümüzün gelecek nesillere tanıtılarak aktarılması en içten dileğimdir.


    Yazı-E.Niğar Ulcay Uçarer
    Fotoğraflar-Metin Karadağ





    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]






    [/CENTER]
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

Sayfayı Paylaş