Eleştiri (Tenkit) ve Özellikleri

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde Moderatör Bahadır tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Bir sanat eserini olumlu ya da olumsuz yanlarını somut verilere dayanarak yargılayıp eserin gerçek değerini ortaya koymak amacıyla yazılan yazı türüdür.


    Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere "otokritik" ya da "özeleştiri" denir.


    Kelime Fransızca "ciritique" kelimesinin karşılığı olarak kullanılır. Tanzimat yazarları kritik kavramı için "muhakeme" terimlerini kullanmışlardır.


    Eleştiri denince, akla eserin olumsuz yanlarının belirlenip okuyucuya aktarılması gelir. Bu yanlış bir düşüncedir. Gerçek bir eleştiride eleştirilen eserin hem olumlu hem de olumsuz yanları bir arada verilir.

    Eleştirinin amacı, iyi ve güzel olan sanat yapıtının değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, eseri kalıcı bir niteliğe kavuşturmaktır. Böyle yaparak sanatçıyı da daha güzel yazmaya, onu olgunlaştırmaya ve daha başarılı eserler vermeye de teşvik etmektir. Eleştiri, bu şekilde okuyucuya ve yazara kılavuzluk yapmaktır.

    Eleştirmenlik zor bir iştir. Her şeyden önce eleştirmenin eleştireceği konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olması gerekir. Aynı zamanda iyi bir eleştirmenin çağdaş sanat akımlarından, düşünce tarihinden, sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi dalların temel kavramlarından haberdar olması gerekir. Kendi kültürünü, sanatını ve meselelerini iyi bildiği gibi, dünya edebiyatından ve meselelerinden de haberdar olmalıdır.

    Eleştiri Türleri

    a. İzlenimsel (empresyonist) eleştiri: Edebî eserlerin okuyucu üzerinde bıraktığı etkilerden, izlenimlerden yola çıkılarak yapılan eleştirilere “izlenimci eleştiri” denir. İlkelerini ünlü Fransız edebiyatçı Anatole France (Anatol Frans)’ın belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk, algılama, değer ölçülerine göre incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel, kişisel yargılar ağırlıktadır. Bu nedenle günümüzde izlenimsel eleştiri edebiyat dünyasından pek rağbet görmez.

    b. Nesnel (bilimsel) eleştiri: Edebî eserlerin içerik, yapı ve üslûpları üzerinde tarafsız olarak yapılan eleştirilere de “bilimsel eleştiri” denir. Bu eleştiri türünde, her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek ölçütler vardır. Eleştirmen, kişisel yargılara varmaktan kaçınmaya çalışır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri tarafsız bir gözle değerlendirir. Eseri, ister beğensin ister beğenmesin, kendi duygularını işin içine katmadan, eserin sanat değerini ortaya koymaya çalışır.

    Dünya Edebiyatında Eleştiri

    Eleştiri uzun zaman, “kusur bulmak” gibi algılanmıştır. Eleştiriyi kişiden kişiye değişen bir zevkin sonucu olmaktan kurtarmak, onu belli prensiplere göre değerlendirmek gerektiği fikri 19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle edebiyat akımları döneminde eleştiri, bir tür olarak karekteristik niteliklerini kazanmıştır. Eleştiri türü Avrupa’da Boielau, Sainte Beuve, Hippolyte Taine, Brunetiere, Jules Lamaitre, Anatole France, Remy de Gourmont, Gustave Lanson, Lessing, Hazlitt, Cariyle, Ruskun ve Belinski gibi sanatçılarla temsil edilmiştir.

    Türk Edebiyatında Eleştiri

    Eleştiri türü Türk edebiyatına makale, fıkra, deneme ve sohbet gibi Batıdan Tanzimat Döneminde geçmiştir. İlk başlarda dil ile ilgili eleştiriler yazılmıştır. Sonra özellikle Namık Kemal ve Recaizâde Mahmut Ekrem, eleştiri türünün sınırlarını genişletmiştir. Türk edebiyatında ilk eleştiri yazısı Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir” adlı yazısıdır. İlk eleştiri eseri ise yine Namık Kemal’e ait olan ve Ziya Paşa’nın “Harabat” şiir antolojisini eleştirdiği eseri “Tahrib-i Harabat”tır. Servet-i Fünun edebiyatı döneminde ise Bat tarzında eleştiriler kaleme alınmıştır. Türk edebiyatında ise eleştiri türünde eserleriyle Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin, Ali Canip, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Mehmet Murat, Vedat Günyol, Tahir Alangu. Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Metin And, Özdemir Nutku öne çıkan isimlerdir.







    Eleştirinin Özellikleri

    • Eleştiri, öznellikten uzak olmalıdır.
    • Eleştiri, doğrudan esere yönelik olmalıdır.
    • Eleştiri yapılırken somut verilerden yararlanılmalıdır.
    • Eserin olumlu ve olumsuz yönleri birlikte ele alınmalıdır.
    • Her eser ya da sanatçı eleştirinin konusu olabilir.
    • Eleştiride daha çok açıklama, tanık gösterme, örnekleme, tartışma gibi anlatım tekniklerinden faydalanılır.
    • Eleştiriye konu olan eser, yalın bir dille anlatılır.
    • Eleştirilen eserin kimin tarafından, hangi zaman ve çevrede, hangi şartlar altında yazıldığı dikkate alınmalıdır. Eserin yerli ve yabancı benzerleriyle karşılaştırması yapılır.
    • Eleştirilen eser konusu, dili, üslubu, tekniği, kahramanları, gözlem ve betimlemeleri bakımından değerlendirilir.





    Eleştirinin Diğer Türlerden Farkı

    Eleştiri, yaratıcı sanatların arasında değildir. Eleştiri, edebi esere veya başka sanatlara bağlı bir türdür. Eleştirinin varlığı, kendisi dışında bir sanatı gerektirir.

    Edebi eserin konusu bütün maddi ve manevi varlığı ile yazar, çevresi ve kâinattır. Eleştirinin konusu ise sanat eseridir, bir başkasının yazdıklarıdır. Yani eleştiri, bir dil yapıtı üzerine ikinci bir dil varlığıdır. Eleştiri, yalnız başına varlığını sürdürebilen bir tür değildir. Eleştiri yazılabilmesi için, ortada eleştirilecek kişi veya eser olmalıdır.

Sayfayı Paylaş