Emre Gökçe(yeG)

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde *LoLLipop tarafından paylaşıldı.

  1. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0

    Emre Gökçe'nin şiirlerinden en güzel mısraları paylaşacağım.Umarım Beğenirsiniz :)


    Ben, sana nasıl mahküm olmuşum ki,
    Bir tek rüyamda görüş günü var...



    ‘‘Her gördüğümü sana benzetiyorum!’’ derken,
    Özlediğimi değil de herkesleştiğini hissediyorum artık.



    Geçmişin verilemeyen hesabı, geleceğin ödenmez bedeline doğru ikimizi sürüklerken, dayan!
    Dayanabileceğimiz kadar uzaklaşalım birbirimizden.


    Hiçbir yalnızlık, ‘‘sen’’ kadar pişman edemez beni.
    Sen kimde unuttun ki bana dönmeyi?



    Bir olmak istiyorsan benimle,
    ''Bir''in yarım kalma ihtimalini düşünme!



    Biz, yabancıyken sevdik birbirimizi.
    Can olmuşken, ayrıyız...



    Bensizlik,
    Ait olduğum hiçbir yere varamayışın olsun!
  2. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    Sonra, çengel bulmacalarda çıkıyorsun karşıma.

    Üç harf,
    ‘‘Hayati sıvı’’ diyor.

    Ellerimi, yüreğimi, kalemimi kanata kanata,
    ‘‘Sen’’ yazıyorum.

    O’nlar ‘‘kan’’ diyor.
    Ben zaten kanıyorum!
    Bilmiyorlar, kanıyorum diye, ‘‘sen’’ yazıyorum.

    Kan gibiyim…

    Ömrüm öldürmeye,
    Hayatım yaşatmaya çalışırken,
    Uyuşmuyorum artık kendime bile.




    Kokunu helal et!
    Aşkı zehrettin zaten...

    Emre GÖKCE
  3. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    || ‘‘ÖLÜR!’’ TEŞHİSİ ||

    Kan sızıyor hâlâ, eski ve kullanılmayan bir yaradan…

    Bir şarkı ağrıtıyor kalbi,
    Birkaç tuhaf harf makamından…
    Gittiğin yeri anlatan,
    Sadece yalnızken çalan…

    Kalp bu kışları yalnız ağırlamaktan yorulan…

    Hiçbir yanımıza benzer kalmamış hiçbir şeyimiz…
    Aşk,
    Bir an.
    Bir anı.
    Bir iz…

    Uzun ve derin bir gece yarısında,
    Gülebilmek zor böyle, her yaşayan diri biri gibi…
    Cehennemi odalarda barındıran günlerde, korumak sensizliğimi…
    Akılda kalan her ne varsa,
    Sahip çıkmak yeniden…

    Uzak kalmak,
    Uzak uyanmak kahır,
    Ölesiye el ve uzak teninden…

    Sadece seni hatırlaması, her şarkının…
    Sadece bende olmayanı çağırması…
    El vardığında,
    Parmakların ürkmesi, canın yanması telefon tuşlarında…

    Vazgeçememek hâlâ,
    İzlemekten gelmeyişini ve düşünmekten gözlerini…

    Aşk,
    Beklemekten, vazgeçmeme eylemi…

    Her derin gece yarısında,
    ‘‘Geçmeli!’’yi düşünerek,
    ‘‘Geçecek!’’ten geçmek…

    ‘‘Geçsin’’le geçen, sancı saydıran o geçersiz gerçek,
    Hiçbir şeyi geçirmeyecek biliyorum…

    Susarak, unutmaya çalışmak zor…
    Zorluyor beni,
    Zamanın durmaması ve kesmemesi içimdeki yuvalı ağrıların şiddetini…

    Sonrası, telaş.
    Hâlâ, telaş.

    Her derin gece,
    Gemileri, bir bir yakmak…
    Girdaplara kapılması aşkın…

    Sesimin çıkmaması,
    Çıkılamaması sessizliğinden her türlü yanlışın…

    Aşk, hâlâ sevebilmek seni…
    Sonra hâlâ, düşünebilmek sevebilmeyi…

    Sonu, hazin olması tüm geçirdiğimiz vakitlerin.
    Denizimin yarasına basman, kin dolu tuzunu denizinin…

    Olur ya ansızın,
    Seni hatırlamak gün ortasında…
    Bazen bir akşamüstü sonrasında,
    Bir derin gece yarısında,
    Hiç aklımda yokken, hiçbir şeyin…

    Aşk,
    Hastalık gibi her gün daha çok azması, dilimdeki isminin…

    Kendime iyi bakamayışımın gerekçesi,
    Yüreğimden kalkmayan sisin ve izi sensizliğin…

    Sancılı ve derin bir gece yarısında,
    Bulmak çekmecelerde her şeyi parça parça…
    Bir yakınlığın olabilmesi ihtimali hâlâ aramızda, paramparça…
    Vedalar savurduğun anları kabullenmek yine, sözlerinin her gelişinde aklıma…

    Yakın sayarak sonra,
    El çekenin, elini tutar gibi hâlâ…
    Karar vererek sonra ayrı durmaya…
    Yol demek ve yürümek, ayağımızın tozuyla toy bir yabancılığa…

    Şubatta…

    Dağılmak, damla damla…
    Toz toza, savrulmak hatta…
    Kol kola yürünen yollara, dökülmek tutam tutam…
    Senin, seninle gitmiş olman,
    Benim farkımın olmaması, hâlâ yarımdan…

    Dağılmak öyle,
    Bir yerden, her yere…
    Her yerden, herkese…
    Belki her şeye böyle…

    Ayrılık,
    Gidenin, her şeyin üzerine yemin ederek, gitmesi…
    Kalanın, gidenin ardından sessizce kabrine sinmesi…

    Âşığın:
    ‘‘Yerden kalkıp kanı sildiğim gün,
    Zaman koymalıydım bu yaraların adını.
    Geçerdi belki…’’diyebilmesi, kendine…
    Kimseye öldüğünü söyleyememesi, söylenemeyen onca şeyle birlikte…

    Konuşuyor musun şimdi seninle doyasıya?

    Bir derin gece yarısında,
    Hiçbir şeye ya da uzaklara daldığın anlara,
    Gözlerimin önünde basmana yeryüzüne,
    Gökyüzüne bakmana, çok oldu bakmayalı yanında…

    Yanında olduğumu hatırlatmanı, çok oldu duymayalı…
    Çok oldu, el ele geçmeyeli bir kaldırımdan diğer bir kaldırıma.
    Birlikte doymayalı,
    Çok oldu durmayalı, yan yana.

    Hatırlarsın sende aslında:
    Eylül ay'ı
    Gece yarısı, o yağmurlu pazarı…
    ‘‘Uzak’’ demiştik,
    Sadece bir karış mesafe kaplıyordu aramızı…

    Düşünmüyorduk:
    Kentlerden, kilometrelerden, dertlerden sıralı mesafelerle, bir karış öte arasındaki kıyası…

    Buraları ve beni, unuttun belki de…
    Hiç karşılaşmadım, unutulmaya yüz tutmuş yüzünle.
    Ama sürüyorsun,
    Yüreğimin saklı odasına saplı kalan,
    Öl öl bitmeyen bir yaşam.

    Ölüp ölüp yeniden delirmenin,
    Delirdikçe düşünmenin pahası, acı.
    Hatırlamak buna rağmen seninle olan güzel anları…

    Severken yâr,
    Sevişirken ar bilmek seni…
    Şairken,
    Dokunmak sana, dokunur gibi bir kâğıda…

    Geceyken, seninle her şeyken…

    Geceleyin çıldıran sahipsizliği, her gece yarısının…
    Uyku kaçıran sesi ve uyutmayışı sessizliğin…
    Bir hazin gece yarısında,
    Sefilken,
    Şiirken,
    Zamanla geçmiyorken hiçbir şey,
    Her şey acıtıyorken yeniden.

    Sensizliğin yazgısında, kimsesizliğin kuması olmak…
    Bazen, sensizliğin suçunu üzerine alman;

    Bir cinayetin şahidi,
    Aynı cinayetin azmettireni olman,
    Sevebilmeyi beceren bir katili oynaman…

    Hâlâ, şubat sabahlarında ölüme rastlamak,
    Yalnızlıkla takas edilen bir kimliğin sahibi olmak, yıllar sonra da kanatır kullanılmayan bir yarayı…

    Günaydırmayan tarihleri çentiklemesi zamanın.
    Avuç içlerime yokluğunu zerk etmesi, dişlerini batıra batıra bir yılanın…

    Vaktin geçmesi…
    Sonra yeniden seninle karşılaşmak geceleri…

    Hayalinin rüyalarıma gelip koyduğu,
    ‘‘Ölür!’’ teşhisi,
    Hâlâ sonuç vermedi.

    Korkuyorum, birbirimizin mezarlığı olmaktan…
    Aydınlanmayan karanlıktan,
    Bu tufanın geçmeyecek olduğuna inanmaktan,
    Korkuyorum…

    Sen, kalbimi kıran…
    Aşk, kalbimi ağrıtan…
    Kan sızıyor hâlâ, eski ve kullanılmayan bir yaradan…

    Artık gücüme de gidiyor inan,
    Seni hâlâ sevebilmek, fotoğraflarından…


    ----------------------------------------------------


    Sen’in sadece bir kelime olduğun,
    Sadece bir kelime ettiğin zamanları da bilirim ben...
    Kattığım anlamların, katili etme beni!


    -------------------------------------------

    Cehennem olsan, dibine düşerdim.
    ‘‘Beni saçlarındaki cennete göm!’’ diye diye.

    İlle de ‘‘sen!’’ diyen sesimi Azrail’le de yüzleştirsen,
    Beni milyon kere unutsan,
    Bir kere sevdin ya sen beni,
    ‘‘Unutmam!’’

    -----------------------------------------------

    ‘‘Sensiz ölürüm!’’ deyişin geldi aklıma...
    Biliyorum, artık kaçınılmaz olan bu.
    Ömrünü geçirip uzağımda, bensiz ölürsün bir başkasının yanında...


    --------------------------------------------------------------

    Ne acı, ne kadar usul bir sancı...
    Zamanla anlayacağız, birbirimizi unutmak için yeterince vaktimizin olacağını...


    -------------------------------------------------

    Ne acı, ne kadar usul bir sancı...
    Zamanla anlayacağız, birbirimizi unutmak için yeterince vaktimizin olacağını...
  4. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    Rastlaşırsak bir gün,
    Biliyorum, konuşmamamız gereken şeyler olacak...
    Ama olmalı...
    Bizi susturmayan bir şeyler de kalmalı.

    -------------------------------------------------

    Herkes gibi, her şey gibi, bir gün biz de kavuşuruz seninle.
    Belki, yer ile yeksan öpüştüğü gün.
    Belki de intihar ettiğinde bir ölünün...


    -------------------------------------------------------

    Şimdi
    Söndü ışık.
    Sustu dudağımdaki sen çalan ıslık...

    Sen,
    Dünya ahret acımsın artık!



    -----------------------------------------


    Gözlerime ad koysan;
    ‘‘Kör’’ olurdu.

    Can çekişirken de bu can seni çekerdi.
    Kül oldu kor,
    Ve bitti.

    Şimdi,
    Bana benzemeyecek çocuğun bile
    Ne kadar sevebilir ki seni?


    ------------------------------------------


    Çok kırıldım aşk uğruna...
    Çoğaldı kayıp yanlarım.

    Eksiğim, paramparçayım...

    Kollarımda uyumak istiyorum artık.
    Kimse dokunmasın!


    --------------------------------------

    Ben sana nasıl mahkum olmuşum ki,
    Bir tek rüyamda görüş günü var...
  5. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    Beni bu kadar hatırlamayışının sebebi,
    Seni severken, unuttuklarımın bedelidir, belki...

    -------------------------------------------------

    ‘‘Çok yorgunum, sevemem kimseyi...’’ diyenlerin tam aksi,
    ‘‘Çok yorgunum, bırakamam seni!’’ der mi bir gün birisi?

    Emre GÖKCE

    ------------------------------------------------------

    Âşığın, yârla açıksa arası,
    Gece; yaraların açık arttırması...


    -------------------------------


    Değdi mi gittiğine?

    Elin...
    Gözün...
    Tenin...

    Değdi değil mi gittiğine?


    ---------------------------------------

    ‘‘Yeni bir sayfa açtım!’’ dediğin defterin arasına koy bu aşkı ve kurut!

    Elime değdiğinde yanan o ellerini,
    Sana başkasından gelenin avuçlarında soğut!


    --------------------------------------------

    Keşke,
    Parçalanmak yerine, herkes gibi ayrılsaydık biz de seninle...


    ---------------------------------------------

    ‘‘İnsanlar, ikiye ayrılır...’’

    Peki ya ‘‘Biz?’’

    Sen ve Ben olarak,
    ‘‘Biz’’ler de ikiye ayrılır.
    İki beden, iki ruh, ayrı yerlere böyle uzaklaşır.

    Sonra,
    Kimi iz olup kalır, zamanla ve acıyla dokunursun o’na.
    Kimileri toz olur uçar, gider, kaybolur hiç olmamışçasına...


    ------------------------------------------------

    Kokun, bir yabancının sana benzeyen tek özelliği.
    Gerisi, kilise bahçesinde musalla taşı aramak gibi...
  6. *LoLLipop

    *LoLLipop Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2011
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    Gidenlerinin yerine, yer olmaya değil,
    Yanında yâr diye durmaya gelmiştim...

    Tadını, acınla göstermemeliydin bana!


    ------------------------------------------


    Ne zaman yolum düşse, sokağından ne zaman geçsem,
    Nasıl öne eğdinse bilmem, kaldıramam bu başımı.
    Bakamam, korkarım iki karış pencereden...

    Göz seni görmek ister, gönülse sana görünmemek...


    ---------------------------------------------

    Aşk’ın bu kadar tutsaklık olmasını yadırgamayın!
    Yürek, göğüs kafesine doğuştan kapatılmıştır.


    -------------------------------------------------

    Seninle olmuyorsa, sen o'nu, oluruna bırak!
    Bırak bitsin her şey, gitsin herkes, yitsin hepsi.
    Bırak tutma kimseyi! Olacağına varsın yüreği!


    ----------------------------------------

    Şimdi de sen bulama beni...
    Ancak, nerede olmadığımı bilmek istersen, söyleyebilirim sana...


    ----------------------------------------------

    Şimdi de sen bulama beni...
    Ancak, nerede olmadığımı bilmek istersen, söyleyebilirim sana...


    ----------------------------------------------------------

    Ben sevdiysem,
    Haram et kendini, sevdirme sana kimseyi!

    --------------------------------------------------------

    '' Her acı tam, hepsi her şey tamam. Ama mutluluğunu, senin eksikliğinle tamamlayan birisi için üzülmemeyi de öğretmeli bazen ayrılık .. ''

    ---------------------------------------------------------

    ‘‘Yatcaz kalkcaz!’’
    ‘‘Yatcaz kalkcaz!’’
    ‘’Sana kavuşcam!’’ derdi.

    Şimdi uykularımı kimler nereye kaçırmış?
    Kim nerde, kimlerin uykusuna yâren?
    Soran, bilen, gören, duyan yok!
    Gecelerim sabaha kadar kanıyor.
    Kan ağlayıp
    Kan ağırlıyorum yüreğimde.

    Saçlarında uyuduğum,
    Tenindeki toprakta uyandığım kadın;
    Senden sonra nasıl düşmüşüm ki hiç kalkamadım ben.

    Dilimde sürekli aynı şey,
    ‘‘Yatcaz kalkcaz!’’
    ‘‘Yatcaz kalkcaz!’’

    Aynaya her baktığımda gözlerimde seni görüyorum hâlâ.
    Ve açılıyor gözbebeklerimdeki soğuk kundaklarım...

    Kavuşamayız seninle bir daha ama
    Çınlıyor mudur ki kulakların?

    -----------------------------------

    Giderken, ardında kovanını bırakan bir mermiyi anımsatıyorsun hepsi bu.
    O kadar iç içeyken,
    Şimdi bu kadar ayrı.

    ‘‘Sol taraf sağ bırakılmazmış aşkta.’’

    Batıl olsan, yine inanırdım.
    Senin sahteliğin, onların aslından bile daha sahici gelirdi bana...

Sayfayı Paylaş