Eşcinsellerin Yaratılmasındaki Hikmet Nedir?

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]

    Kur’an’da çeşitli vesilerle insanlar ve diğer canlılardaki cinsiyet farklılıklarına vurguda bulunulmakta ve bütün canlıların çift yaratıldığı haber verilmektedir. Konu ile ilgili ayetlerden bazılarının mealleri şöyledir:

    Ey insanlar, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun...” (Nisa, 4/1)

    Allah önce sizi topraktan, sonra nutfe(sperm)den yarattı, sonra sizi çift çift yaptı.” (Fatır, 35/11)

    Her şeyden iki çift yarattık ki düşünüp öğüt alasınız.”(Zariyat, 51/49)

    Ne yücedir O ki toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır.” (Yasin, 36/36)

    Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Size kendinizden çiftler, hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. Bu (düzen içi)nde sizi üretiyor.” (Şura, 42/11)

    Kur’an ayetlerinde farklı cinste yaratılışa ve bunun hikmetlerine vurgu yapılarken, sorumluluk, ceza ehliyeti ve irade hürriyeti konusunda bütün insanlar eşit kabul edilerek, cinsler arası bir ayırım yapılmamıştır.

    Rableri onlara karşılık verdi: Ben, sizden kadın erkek, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz...” (Al-i imran, 3/195)

    şeklindeki ayet meali bu gerçeği dile getirmektedir.

    İslam’da kadın veya erkek olarak yaratılan her cinsin, kendilerine has özelliklerini korumaları önemle istenmiş, ayrıca her cinsin kendi fıtri yapısını sürdürmesi, kadının erkekleşmemesi veya erkeğin kadınlaşmaması şeklinde doğuştan getirdiği fıtri özelliğini devam ettirmesi için gerekli ahlaki ve hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bu cümleden olarak Hz. Peygamber (s.a.v.), kadına benzemeye çalışan erkekleri ve erkeğe benzemeye çalışan kadınları lanetle anmış(Buhari, Libas 61-62), bir defasında huzuruna getirilen ve kendini kadınlara benzeten (muhannes) bir şahsı Nakinam mevkine sürgüne göndermiştir.(Ebu Davud , Edeb 61).

    Yine livata olarak tabir edilen homoseksüellik (eşcinsellik) hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadislerde çirkin bir fiil olarak nitelendirilerek şiddetle yasaklanmıştır. Ayrıca Lut kavminin akibeti, ibret alınması için örnek gösterilmiştir.

    Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz? Ve Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan kavimsiniz.” (Şuara, 26/165,166)

    ayetinde bu husus anlatılmaktadır. Livata konusunda Hz. Peygamber (s.a.v.) de,

    Her kimi Lut kavminin amelini işler bulursanız, hem faili, hem mefulü öldürün.”(Tirmizi, Hudud 24; Ebu Davud, Hudud 28)

    buyurarak, bu fiilin ne denli çirkin bir suç olduğunu ifade etmiştir.

    Yukarıdaki ayet ve hadislerde de görüldüğü üzere gerek livata suçunu işleyen, gerekse kendisini karşı cinse benzetmeye çalışan kimselerde fizyolojik ve biyolojik bir kusur bulunmamaktadır. Bu itibarla bu kimselerin kendi cinsleri için tertip edilen hükümlerden başka hükümlere tabi olmaları düşünülemez. Şu kadar var ki, bu kimseler bir takım nedenlerle ahlaki ve psikolojik sapkınlık içerisine bilinçli olarak girmişler, dolayısıyla kendi fıtri ve asli hüviyetlerini inkar anlamı taşıyan fiiller sergilemişlerdir. Hal böyle olunca bu kişiler için bazı caydırıcı önlemler alınması doğal ve kaçınılmazdır.

    Fıtrat kanunlarına uygun olarak her cinste olduğu gibi, insan cinsinin de erkekli ve dişili olmak üzere farklı cinsiyet kimliğine haiz bir şekilde dünyaya gelmesi esastır. Ancak insanların kadın ve erkek olarak çiftler halinde yaratılmasının istisnaları da vardır. Her türlü yaratmayı bilen Allah Teala, insanların bir kısmının cinsiyetlerini, anlayabileceğimiz veya anlayamayacağımız hikmetler sebebiyle müşkil olarak yaratmıştır. Bu tür yapısal bozukluklar İslam geleneğinde tabii karşılanmış ve durumlarına göre bir takım dini ve hukuki hükümler düzenlenmiştir.

    Cinsel gelişme düzensizlikleri tıbbın sadece bir alanıyla ilgili olmayıp birçok branşını (Biyokimya, Patoloji, Genetik, Endokrin,Üroloji, Kadın Doğum, Pediatri, Çocuk Cerrahisi, Psikiyatri, Plastik Cerrahi) ilgilendiren bir konudur. Bu açıdan bütün bunlar göz önünde bulundurulma, ancak kişi açısından bir imtihan olduğu asla unutulmamalıdır.

    Diğer taraftan, hünsa (hem erkek hem dişi) olarak yaratılmanın, normalde insanların iki el, iki ayak, on parmak, iki kulak, bir burun, bir ağız ile yaratılırken çeşitli sebeplerden dolayı bu yaratmanın istisnası olarak bu organlardan birisinin eksik veya fazla veya sakat olarak yaratıldığı gibi, bir yaratılma olduğunun kabullenilmesi gerekir. Daha sonra, mümkünse bu konuyu ilgilendiren çeşitli branşlardaki doktorlara gidip durumunu tespit ettirmeleridir.

    Allah Teala’nın bu gibi kullarına muamelesi, şüphesiz adalet, rahmet ve muhabbet çerçevesinde olacaktır; yeter ki, onlar da diğer kullar gibi iradeleri dahilinde bulunan alanda Allah’a itaat ve kulluktan ayrılmasınlar. Ayrılmaları halinde ise yine muamele, normal olup da günah işleyen kullarınkine eşit olacaktır.


    - Biyolojik ve fizyolojik özellikleri itibariyle kadın olan bir kimse ameliyatla erkek, erkek olan bir kimse de ameliyatla kadın olamıyor; yani bazı organların kestirip aldırsa ve bazı organlarında değişiklik yaptırsa da bütün fonksiyonlar ve özellikleri ile cinsiyet değiştiremiyor ve hele hele erkek iken kadına dönüştürülüp de çocuk sahibi asla olamıyor, keza kadın iken erkeğe dönüştürülüp de bir kadını hamile bırakamıyor.

    - Erkek ve kadın cinsiyetini belirleyici organ ve işaretlerini birlikte taşıyanlar (hünsa), ikisine birden sahip olanlar, bir manada fıtrata aykırı, fazlalıklı veya eksiklikli doğanlar gibidir. İnsanın iki kulağı, bir burnu, iki ayağı, on parmağı… vardır; bir çocuk bu organlarında bir fazlalık veya eksiklik ile doğarsa, sebeplerini keşfederek -veya keşfetmeyi bekleyerek- anormal kabul etmek gerekecektir.

    - Yaratılış itibariyle kadın olan kendini kadın gibi, erkek olan da erkek gibi hisseder. Eğer bu hissediş ve karşı cinse yönelik alakada bir değişiklik, bir terslik varsa yine bunu yaratılışa değil, hastalığa, sakatlığa, irsiyet veya eğitimden gelen bir bozukluğa bağlamak ve tedavisi için çareler aramak gerekir. Çünkü normale uymayan anormaldir, düzeltilmesi gereken bir durumdur.

    - İslam, canlı varlıkların yaratılıştan var ve normal olan özelliklerinin, organlarının, şekillerinin değiştirilmesine izin vermemekte, bunu “Allah’ın yaratışını değiştirmeye kalkışma” olarak değerlendirmekte ve lanetlemektedir. Şayet normal dışı bir eksiklik, fazlalık, çirkinlik, arıza var ise bunun düzeltilmesi (bu manada estetik ameliyat) caizdir, tedavi olarak kabul edilmektedir. Bu genel hükme ve kurala göre biyolojik ve fizyolojik olarak erkek veya kadın olan bir insanın, sırf kendisini karşı cinsten gördüğü, böyle hissettiği, bu yüzden bunalıma girdiği için ameliyat edilerek karşı cinsin bazı özelliklerine ve organlarına kavuşturulması asla caiz değildir; bu tedavi değil, bozma ve dejenere etmedir.

    - Doğuştan iki cinsin de bazı organlarını taşıyan kimselere bakılır; bunlardan hangisi fonksiyonlar itibariyle güçlü ve etkili ise kişi o cinsiyette ve o sıfatta kabul edilir. Bu durumda diğer fazlalıklar anormal sayılarak ameliyat yoluyla giderilir ve bu, altıncı parmak, üçüncü ayak gibi anormal bir fazlalık olduğundan giderilmesinde dini bir sakınca bulunmaz.

    - Gerçekte var olup olmadığını bilmemekle beraber her iki organ ve özelliği eşit olarak taşıyan (hunsay-i müşkil) bir insan bulunursa onun psikolojisi, kendini hangi cinsten gördüğü, saydığı, hissettiği esas alınır ve buna göre işlem yapılır; yani dini bakımdan kendisine böyle davranıldığı gibi tedavi ve ameliyat bakımından da buna göre hareket edilir.

    - Günlük hayat, kılık kıyafet, tesettür, haklar ve borçlar… bakımından da hunsalara yapılacak muamele, yukarıdaki maddelerde açıklanan sonuçlara, işlemlere ve kabullenişlere göre olacaktır.

Sayfayı Paylaş