Eşref Ziya & Senai Demirci - Uçurtma

Konu 'Dini Programlar & Videolar' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113


    [FLASH]http://www.youtube.com/v/cOb-3nBQxPU?version=3&hl=en_US[/FLASH]


    Sen hiç ellerindeki uçurtmaların ipine takılıp göklere ağan çocukları gördün mü?

    Bir bebeğin avuçlarında vahaların kokusunu aldın mı hiç?

    Ayrılık çölünün ortasında gül gibi kokladın mı saçlarını yarin ?

    Uzak uçurumların tepesinde kuru dal gibi tutundun mu ihtiyarların benekli ellerine?

    Senin hiç buğulu gözlere banıp banıp ıslanan kirpiklerin göğsünde bıraktığı kılıç yarasını hatırladığın oldu mu?

    Zaman geçip gitti değil mi yüzünü yalayarak?
    Hatırlamadın,durup dinlemedin,varıp görmedin ve tutunamadın zamana.

    Sen iyisi mi dondur karelerini ömrünün…
    Göğe ağan çocuklar, göğüste kılıç yaraları,
    Kuru dallar bir resim olup asılı kalsın odana!!!

    Sen sabahları kaç güneşi karşıladın gözlerinde?

    Kızılca kıyamet ufukları,
    Tomurcuk gibi açılan ışıkları,
    Rengarenk kırlangıçları,
    İlk kez görürmüş gibi gördün mü hiç?

    Puslu aynalarda gençliğini arayan solgun yüzleri hatırladığın olur mu?

    Rüzgâr dokunuşunu yanağında,
    Yağmur çisesini alnında,
    Suyun serin akışını damağında tutabildin mi ?

    Ah yusufçuk kuşu peşinde koşmaları…
    Taze yorun kokusunun ellerinde hatıra defteri gibi dürmek istediğin oldu mu?

    İlk balıkların oltadaki duruşunu,
    Namaz sonrası ilk huzuru bir daha içmek istediğin olmuyor mu?

    Bir kor gibiyim yanarım eririm,
    Bu son demidir ömrümün bilirim,
    Hayallerim ümitlerim geride kaldı,
    Karanlığın ortasında seni beklerim.

    Sancılı günler, sınavlı aylar,
    Hesap sorulan yıllar hemen geçip gitmeliydi.
    Sonralarda saklıydı Mutluluk .
    “Büyük adam” dediğin kişi, ancak yılları yutarak büyüyebilirdi.

    Huzur uzaklardaydı,
    Ertesi günlere pusu kurmuştu huzurun nefesi,
    Sonra, belki daha sonra, belki daha daha sonra
    kusursuz bir kelebek çıkacaktı çocukluğunun kozasından.

    Nereden bilirdin kanatlarını yırtacağını zaman rüzgarının,
    Hiç açmasaydın Keşke kanatlarını .
    Sarılıp bekleseydin İbra’m dedenin boynuna.

    Hayat, içinden bir de sen geçtin diye mutlu mu oldu dersin?

    Üzerinden bir sen daha olunca başı göğe mi erdi dünyanın dersin.
    Bu beden, bu toprak beden seni içinde ağırladı diye topraktan uzak mı kalacak dersin?

    Sonraya sonraya, hep sonraya koştun.
    Şimdinin billur sularına kanmadın.
    Anın senin yamaçlarına yaslanmadın sen!
    Emeller besledin ecelinden habersiz,
    Hırslar büyüttün kalbinde.
    Amansız, boyunun ölçüsünü toprağa bıraktın.
    Sen donup kalmadın sana ait olan an’da.
    Hep acele ettin.

    Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadın,
    Hiç yaşamamış gibi öldün.
    HİÇ YAŞAMAMIŞ GİBİ ÖLDÜN!

    Bir kor gibiyim yanarım eririm,
    Bu son demidir ömrümün bilirim,
    Hayallerim ümitlerim geride kaldı,
    Karanlığın ortasında seni beklerim!..

Sayfayı Paylaş