Etik Uzerine

Konu 'Felsefe' bölümünde Moderatör Gül tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0

    Etik; tamamen bir insanoglu urunu ve ortaya koyumu olup, sadece insanoglu mono dialogunun kendi turu icin/adina/eliyle/ait soyut degerler butunudur.




    Felsefenin, metafizigi ile etigi, insanoglunun "birarada yasam" degerlerini, verilerini, tabularini, kanun ve kurallarini; icinde bulundugu cografyanin ve o cografyada yasayan toplumlarin tarihi sureci icinde nesillerden nesillere aktarilan bir yonlendirim ve yaptirim degerleridir.




    Insanoglu yasam ve iliskilerinde kendisini yoneten ve yonlendiren bu verilerle, sistemini ve duzenini kurar. Sosyal, siyasal, toplumsal, dini, milli, ahlaki, geleneksel, toresel tum soyut degerler etigin konusudur.




    Etik, ayni metafizik gibi; ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. evrensel ortak bir onayi olmadigi gibi, yanlislanamaz da. Sadece icinde bulundugu toplumun ideolojik inancsal dogrusu olarak o toplumu baglar.




    Ayni cografyanin ayni toplumunda bile, kisilerin; bilgi, bilinc, birikim, v.s. deneyleri temelinde; hem etiksel degerler, hem de bu degerlere verilen icerik ve baglar farklilik gosterir.




    Etigin bu degiskenligi ve goreceliliginden dolayi, evrenselligi soz konusu degildir. Etiksel olarak bilhassa ideolojik inancsal dogrular kavram ve izm olarak evrensel olsa bile, bu izm ve inancsal dogrulara verilen icerik ve kurulan baglar; sadece parcasaldir. Yani insanoglu turunun butununu kapsayan herhangibir etik algisi yoktur.




    Herhangibir insanoglu dusunce ve davranisinin, etiksel bir icerik alabilmesi icin, toplumu yonlendiren ve yapilandiran bir icerigi olmasi gerekir.




    Bu da tarihler boyu, insanoglunun icinde bulundugu duzen ve sistemini yonetmek ve yonlendirmeye paralel olarak; hem icerik degistirir, hem de bag kurumu farklilasir.




    Her bilinc duzeyinin kendi bunyesinde bir etiksel algisi vardir ve bu etiksel algilari; dogumdan itibaren kisiye ve topluma verilen degerler, tabular belirler.




    Oyuzden etiksel yanasimda, onemli olan herhangibir soyut degere bir icerik verirken; negatif ya da pozitif bir icerikten ziyade notr algi temelli bir icerik vermektir.




    Etiksel degerlerin mimari insanoglu oldugunu dusunur ve bu insanoglunun hem yonlendiren hem de yonlenen hem etiksel degerleri veren, hem de uzerine etiksel degerler verilen olan oldugunu algilarsak; etigin tek gordugu islev, toplumlari biribirinden ayirmaktan ve en onemlisi kisinin yas*****n onune bu degerleri koymasindan baska bir icerik tasimaz.




    Oyuzden herkes kendi bilinc v.s. yuzeyinde bu etiksel degerleri uygularken, kendisine ters dusebilecek ayni etiksel degerlerin farkli uygulamalarini da notr algilamalidir.




    Sonucta "bu konuda boyle dusunmeli/davranmalidir" icerikli bir mudahelenin kimseye bir yarari olmaz. Sonucta zaten boyle bir mudahele, bir ideolojik inancsal dogru gucu ve otoritesi anl***** tasir. Bu da farkli algiya sahip kisilerin, birbirleriyle "Iideolojik, inancsal etik dogru" mucadelesine iter ki, bunun da bir sonucu yoktur ve kisir dongudur.




    Toplumlarin cografi ve tarihsel yapilanisindan dolayi, kisinin ideolojik inancsal dogrusu ne olursa olsun, yani farkli dogrular tasisa bile; toplumda yerlesmis ve otomatiklesmis ortak etiksel algilarin dusunce ve davranislari mevcuttur.




    Oyuzden metafizik ile birlikte, insanoglunun soyut yonlendiricisi, yaptirimcisi bu etiksel degerleri, iyi algilamali ve onlarin bizleri degil, bizlerin onlari kontrol edebilmesini saglamaliyiz.




    Sonucta insanoglunun en buyuk sorunu; kendi yarattigi soyutlari, kendisinin somutlastirmasi, sistemlestirmesi ve inancsal ideolojik dogrular eliyle ayristirmasi ve ustelik bu soyutlara yasam ve iliskisini teslim etmesi ve bunlara sahiplenip, sabitliyerek; insanoglu butunu bunyesinde ideolojik inancsal dogru ayrimciligi yapmasidir.




    Ayrica bir kisinin kendi ideolojik inancsal etiksel dogrusunu baska birine empoze etmesi ve mudahelesi; bireysel hak ve ozgurluklerle de celisir. Insan haklarina da yapilmis bir mudaheledir.




    Evet, etiksel degerlerimizle yasayip, iliski kuralim, ama; hic bir zaman bu soyutlarin bizleri idare etmesine ve bu soyutlara teslim olmamiza izin vermeyelim.




    Madem bu soyutlari biz yarattik, o zaman onlarin kontrolunun de, bizlerin insiyatifinde olmasi gerekir.




    Aksi; bir bakarsiniz, yas*****z ve iliskileriniz size ait degil; deger verdiginiz etiksel verilere ait olur.




    Etik felsefenin bir dalidir ve icerdigi konular sifat olarak; milli, dini, sosyal, siyasal, toplumsal, ahlaki, toresel, tarihi, kulturel, geleneksel deger, veri ve tabulardir.




    Bu konuda bilimsel olabilmek demek, insanoglunun birlikte yasamindaki iliski, duzen, sistem ve etik yonlendirim ve yaptirimlarin,nasil toplumlari biribirinden ayirdigini, cikarciligini ve yonlendirim yaptirim adina yapilan her turlu baskiyi, zorlamayi, mucadeleyi v.s. insanoglunu numenal insanlastirmayan bir sorun olarak gozlem temelinde ortaya koymaktir.




    Ayrica dunyanin hangi cografya ve toplumunda olursa olsun, bu etik degerler; kisi ve toplumlarin kisilik ve kimlik degeri haline geldigi icin, buradaki onem kazanan konu da, insan haklari, evrensel hukuk ve farkli halklarin ve kisilerin farkli hak ve ozgurluklerinin, hic biri one cikarilmadan, hicbiri digerine ustun kilinmadan ve hicbirinin fark penceresinden bakilmadan taninmasi, temsili ve esitligidir.




    Bu da her etik farkin, kendi farkini korurken, diger farklari da icsellestirmesi ve saygi gostermesi anl***** gelir. Hic bir etik fark, sadece kendi farkini korumak ile kalmaz, kendi farkini baskasina empoze etmemeli ve kendi farkini diger farklar uzeriunde bir baski araci olarak kullanmamali ve bilhassa politika olarak belirli bir amac adina, arac haline ve duygu somurusu haline getirmemeli ve toplumlari surulesmekten ve baski altindaki korku felsefesinden korumalidir.




    Gerci bu bireyi olan ve bireyi icin var olan toplumun devletleri ile mumkundur.




    Sonucta toplumsal kisilik temelli vatandas devletleri, vatandasina sadece kendi inandigi dogrunun verimini ve bunun tek duzeligini saglar. Cunku boyle toplumlarda devletler parti ve politik devletlerdir. Oyuzden de sadece kendi inandiklari dogrularina izin vardir, baska inanc temelli ideolojik ve etik dogrular ya inkara,ya gormemeye ya da yasaga maruz kalir.

Sayfayı Paylaş