Evrensel iletişim yayinlari tüm cevaplari

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde Moderatör Bahadır tarafından paylaşıldı.

?

Bu Cevaplar işinize Yaradımı

  1. Evet Yaradı

    50,0%
  2. Hayır Yaramadı

    oy sayısı 0
    0,0%
  3. Yardımcı Oldu

    50,0%
  4. Yardımcı Olmadı

    oy sayısı 0
    0,0%
  1. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana

    SAYFA 27:
    ÖN HAZIRLIK:
    İnsanların geçmişten bugüne kadar kullandıkları iletişim araçları hakkında bir araştırma yapınız.
    Günümüze kadar kullanılan iletişim araçlarının neler olduğunu yaptığınız araştırmalardan da yararlanarak söyleyiniz. Bu iletişim araçlarından hangilerinin hâlen kullanıldığını belirtiniz
    Geçmişte insanlar, duman, ateş, güvercin gibi çeşitli yollarla iletişim kurmaya çalışmışlardır. İlk Çağ'da insanlar, mağara duvarlarına çizdikleri resimlerle iletişim kurmuşlardır. Yazının icadıyla insanlar yazıyla daha kolay bir şekilde iletişimi sağlamışlardır. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle iletişim çok daha kolay hale gelmiştir. (telefon, televizyon, internet)
    2. Cemal Süreya ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatları ve edebi kişilikleri hakkında bir araştırma yapınız.
    ***Ahmet Hamdi Tanpınar kısaca maddeler halinde...
    3. Özel mektup türünde yazılmış metinler bulunuz. Beğendiğiniz bir metni sınıfınıza getiriniz.
    HAZIRLANALIM

    Atatürk Lisesi Müdürlüğüne,
    ANKARA
    Okulunuzun Hazırlık B sınıfı 368 numaralı öğrencisiyim. Babamın iş yerinden okulunuz öğrencisi olduğuma dair “Öğrenci Belgesi” istenmektedir. Bu belgenin tarafıma verilmesi için gereğini yapılmasını saygılarımla arz ederim.

    Adres:
    Emre sok. Birlik apt. 22.01.2006No:12/17 İMZA:
    ANKARA Yelda KIZILDAĞ


    SAYFA 32

    1.ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat, Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait mektupları ve sınıfa getirdiğiniz
    özel mektuplardan birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları,
    dil, anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak bu tür metinlerin ortak özelliklerini belirleyiniz.
    Belirlediğiniz özellikleri tahtaya yazınız.



    Cemal Süreyya’nın Mektubu
    Azra Erhat’ın Mektubu
    Tanpınar’ın Mektubu
    Yazılış
    Amaçlan
    Eşine duyduğu özlem
    Azra Erhat, çok sevdiği arkada*şına uğrayamadığı için bu mek*tubu yazmıştır.
    Tanpınar yazar arkadaşın*dan yardım istemek için mektubu yazmıştır.
    Dil ve Anlatım Özellikleri
    Sanatlı, şairane bir dil vardır. Şiirsel anlatım, duygular ve imgeler yer alır.
    Mektup, günlük konuşma diliyle yazılmıştır. Edebiyatla ilgili konu ve kavramlar dikkat çeker.
    Mektupta günlük konuşma dili kullanılmıştır. Edebi ve sanatsal bir konu ele alın*mıştır.
    Şekil
    Özellikleri
    Düz yazı biçiminde yazılmıştır. Mek*tupların başlığı sol üst köşede, tarih sağ üst köşede, mektubu yazanın adı soyadı sonunda sağ alt köşededir.
    Mektubun şekil özellikleri mek*tup türünün kurallarına uygun*dur.
    Mektubun şekil özellikleri mektup türünün kurallarına uygundur.

    2. ETKİNLİK
    Cemal Süreya'nın mektubunda tarih sağ üstte, imza sağ alttadır. (sağa yakın)
    ( 3. ETKİNLİK )
    Cemal Süreya’nın mektubunda kağıt düzeni kurallara uygundur. Kağıdın sağ - sol, alt - üst boşlukları uygundur.
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplardaki hitap cümlelerini
    inceleyiniz. Gönderici ve alıcı arasındaki yakınlığın hitap biçimini nasıl etkilediğini belirtiniz.


    Cemal
    Süreyya’nın
    Mektubu
    Azra Erhat’ın Mektubu
    Tanpınar’ın
    Mektubu
    İki eş arasındaki sevgi ve yakın*lığa bağlı olarak “hayatım” şeklin*de hitap ve sa*mimi bir anlatım vardır.
    Yakın bir arkada*şı olan Halikarnas Balıkçısı'na yazdığı bu mek*tupta
    “Canım Balık*çım” hitabını kul*lanmıştır.
    Yakın arkadaşı Bedri Rahmi Eyüboğlu’na yazmış olduğu mektupta “Kar*deşim, aziz kardeşim” gibi hitaplara yer vermiştir.

    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplarını dil ve cümle yapısı
    bakımından inceleyiniz. Gönderici ile alıcı arasındaki ilişki metnin üslubunu etkiliyor mu? Metinlerden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.
    Metinlerin üçünde de açıklayıcı anlatım kullanılmış. Yazarlar ve edebiyatçılar arasında yazılmış bu mektuplarda edebi ve özenti bir dil vardır. Duygu ve düşünceler bir sanatçı üslubuyla aktarılmıştır.
    SAYFA 33
    6. ETKİNLİK
    “Şadan’ın düğününe gelemedim, o sırada seni de göremedim. Ama şimdi evdeymişsin, telefonla da konuşmak olmaz, sevmezsin bari birkaç satır yazayım diyorum. Mavi kâğıt üzerine de olsun, öylesini daha çok seversin, sen canım canım mavi ustam."
    Yukarıdaki ifadelerinden hareketle mektuplaşmanın karşılıklı konuşmalardan farkını belirtiniz.
    Mektuplarda anlatılanlar düşünülerek, mantık ve dil zevkinin süzgecinden geçirilerek yazılır. Karşılıklı konuşmalarda ise ifadeler biraz daha sıradan bir üslupla dile getirilir.
    7. ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait mektupların yazılış amacını ve amacın nasıl gerçekleştiğini yazalım.
    Cemal Süreya'nın mektubu
    Azra Erhat'ın Mektubu
    A. Hamdi Tanpınar'ın Mektubu
    Yazılış amacı ve amacın nasıl gerçekleştiği
    Eşinin yokluğunda hissettiklerini ona anlatmak için yazmış
    Yazar, arkadaşına uğrayamadığı için bu mektubu yazmış
    Yazar, arkadaşından bir tercüme için yardım istemek amacıyla bu mektubu yazmış
    8 ETKİNLİK
    Örnekte de görüldüğü üzere özel mektupların sonuç bölümünde muhatapla ilgili merak edilenler dile getirilir, selam ve iyi dilekler iletilir.
    9 ETKİNLİK
    öZEL MEKTUPLAR: (kısa bilgi)
    Akraba ve dost gibi yakın çevredeki insanlara yazılan mektuplardır. Bu mektuplarda doğal ve samimi bir anlatım yer alır.
    mektup türü ve özellikleri ayrıntılı bilgi:
    10 ETKİNLİK
    Cemal Süreya, Azra Erhat ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektuplarında dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.
    Cemal Süreya'nın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev
    Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev
    Azra Erhat'ın Mektubu: Göndergesel işlev, şiirsel işlev

    11. ETKİNLİK
    Bir yakınınıza istediğiniz herhangi bir konuda özel mektup yazınız.

    SAYFA 34
    12. ETKİNLİK
    Cemal Süreya'nın mektubundan alınan paragrafta dil bilgisi unsurları bağdaşıklık ve bağlaşıklık sağlayacak şekilde kullanılmıştır. Parçada yinelenen sözcükler, eş ve yakın anlamlı sözcükler anlatıma bütünlük katmıştır. Aynı kökten türeyen sözcüklerin tekrarıyla ses ahengi sağlanmıştır.
    13 ETKİNLİK
    Cemal Süreya’nın mektubundan alınan aşağıdaki cümlelerde noktalama işaretlerinin hangi amaçlarla kullanıldığını tabloya yazalım:
    Nokta
    * Bunu bilmeni isterim.
    Yargı bildiren cümlelerin sonuna ko*nur.
    Virgül
    * Ne yumuşak, çağrışımlı, bağışçı, düşçül şeydir ıhlamur.
    * Akşam eve döneyim, kapıyı sen aç.
    * N'olur, akkavakızı, anla beni.
    Eş görevli kelimelr ara*sında, farklı eylem ve yargılar arasın*da kullanılır.
    Tırnak
    İşareti
    * “Dolanırım Paris’imin sokaklarını,
    * Orada ölmeye cesaretim yok.”
    * Hiçbir şey bozamaz beraberliğimizi. “Üçüz, gözüz biz.”
    Alıntı, söz ve cümleler tırnak içinde kullanılır.
    Vurgulanmak istenen sözler tırnak içinde kullanılır.
    İki Nokta
    * Bir de şeyi bilmeni isterim: Benden yanlış yere, yok yere kuşkulanı*yorsun.
    * Şöyle şeyler: “Ankara’ya gelince seni rahatsız ederiz.”
    Açıklama bölümlerinden önce kulla*nılır.
    Noktalı
    Virgül
    * Adamlar geçiyor; yüzsüz, gözsüz, gülüşsüz adamlar.
    Yargıları ve eş görevli kelimeleri bir*birinden ayırmak, gruplandırmak için kullanılır.
    Üç Nokta
    'Gözlerin...
    *Kimin malında gözümüz olmuş. (...) Kime kıl kadar kötülüğümüz olmuş.
    Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur. Anlamı tamamlanacak sözlerin yerine

    Soru
    İşareti
    *Sen de öyle şeyler düşünüyor musun? ’Bana her yönden güveniyorsun, değil mi?
    Soru ifadesi taşıyan cümlelerin so*nunda kullanılır.
    Yay ve Köşeli Ayraç
    *... bir Fransız filmi: adı: “Je Suis un Sentimental" [jö Suin Sentimental (Duygulu Bir Adamım Ben)]
    Bende eski kahvemde oturmaktayım. (...) Karşıda Haydarpaşa Garı, gri bir ev ödevi gibi.
    Açıklama amacıyla kullanılır. Yay ay*raç içinde tekrar açıklama yapmak gerekirse köşeli ayraç kullanılır.
    Ünlem
    İşareti
    ’Zuhal’im, Hayat! *Aşk büyüdü, Aşk!
    Seslenme, duygu ve coşku bildiren kelime ve cümlelerin sonunda kulla*nılır.
    Kesme
    İşareti
    *Gece Memo’yla hep seni konuştuk.
    *Ülkü Tamerler ve Buyrukçu’yla düğün eylemiştik.
    özel isimlere gelen çekim eklerini ayır*mak için kullanılır.
    Düzeltme
    İşareti
    *Hâlâ başım dönüyor şenlen, esrikim şenlen, seviyorum seni.
    Ünlüleri uzatmak için
    Bazı ünsüzlerin ince okunduğunu göstermek için (burada l ünsüzü ince okunur.
    sayfa 35
    14 ETKİNLİK
    Cemal Süreya’nın mektubundan alınan aşağıdaki cümlelerde koyu yazılan sözcükleri inceleyiniz. Bu tür sözcüklerin yazılışıyla ilgili kuralları belirleyip verilen örnekteki gibi tabloya yazınız.


    15. ETKİNLİK

    Cemal Süreya’nın mektubunu akıcılık bakımından inceleyiniz. Metinde ses akışını engelleyen aynı ya da yakın seslerden oluşmuş sözcükler kullanılıp kullanılmadığını; karmaşık, anlaşılması güç cümle kuruluşlarına yer verilip verilmediğini belirleyiniz. Yaptığınız çalışmadan hareketle metnin akıcı olup olmadığını belirtiniz.
    Şiirsel bir üslupla yazılmıştır. Akıcı bir anlatım vardır.
    SAYFA 36
    17. ETKİNLİK


    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve yazılış amacını söyleyiniz.
    Yukarıdaki mektup resmi mektup örneğidir. Gönderici, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, alıcı ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüdür. Yazılışı amacı "Gönül Projesi" adlı etkinliğe öğrencilerin katılmasını sağlamaktır.
    18. ETKİNLİK
    4. metin olarak verilen mektubu şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Sayı, konu, tarih,gönderici, alıcı, isim, imza ve ekler bölümlerinin mektubun hangi kısımlarında yer aldığını belirtiniz. Resmî mektupların şekil özelliklerinin nasıl olması gerektiğini belirtiniz.
    Resmi mektuplarda mektubu gönderen kurumun adı üst ortada yer alır. Başlığın sol alt köşesinde sayı ve konu, sağ alt kısmında tarih bulunur.
    Alıcı olan kurumun adı asıl açıklamanın yapılacağı yere, yazının üst kısmına yazılır. Gönderici olan kurumun en yetkilisi adına mektubun sağ alt köşesinde isim açılır. Yetkilinin imzası bulunur.
    19 . ETKİNLİK
    İncelediğiniz resmî mektubun dil ve anlatım özelliklerini daha önce incelediğiniz özel mektuplarla karşılaştırarak aralarındaki farklılıkları belirtiniz. Resmî mektuplarda özel mektuplardaki gibi samimi bir dil kullanılır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.
    Resmi mektuplarda ciddi ve resmi bir dil kullanılır.
    20 ETKİNLİK
    İncelediğiniz resmî mektupta dilin hangi işleviyle kullanıldığını söyleyiniz.
    Göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    21 ETKİNLİK


    5. Metin
    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve ne amaçla yazıldığını belirtiniz.
    Mektubun göndericisi: Umut Yılmazer
    Mektubun alıcısı: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
    Atatürk Araştırma Merkezi Kitap Satış Bürosu
    Mektubun Yazılış Amacı: Kitap istemek
    22. ETKİNLİK:
    Yukarıdaki mektubu şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Tarih, gönderici, alıcı, isim, imza bölümlerinin mektubun hangi kısımlarında yer aldığını belirtiniz. Sayı ve konu bölümlerinin iş mektuplarında yer alıp almadığını söyleyiniz. İncelediğiniz mektuptan hareketle iş mektuplarının şekil özelliklerinin nasıl olması gerektiğini açıklayınız.
    Mektupta tarih sağ üst köşededir. Tarihten sonra alıcının adresi yazılmıştır. Sonra alıcıya hitaben yazılmış açıklama mektubun yazılış amacını ortaya koyar. Göndericinin adı, soyadı, imzası sağ alt köşede, adresi ise sol alt köşededir. Bu mektup bir iş mektubudur.
    İş mektuplarında sayı, konu gibi bölümler yoktur.
    23. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz metinlerden hareketle resmî mektuplarla iş mektupları arasındaki farklılıkları belirtiniz.
    Resmi Mektup
    İş Mektubu
    Sayı, konu gibi açıklamalar ve özellikler vardır.
    Sayı,konu gibi özellikler yoktur. İş mektuplarında kullanılan dil resmi olsa da günlük konuşma diline biraz daha yakındır.





    24. ETKİNLİK
    İncelediğiniz iş mektubunun dil ve anlatım özelliklerini resmî ve özel mektupların dil ve anlatım özellikleriyle karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.
    Resmi Mektup
    İş Mektubu
    Resmi, ciddi bir anlatım vardır. Üst makamdan alt makama gönderildiği için "rica ederim" ifadesiyle bitirilmiştir.
    Ciddi bir dille yazılır. Dildeki resmiyet ve ciddiyet resmi mektuba göre daha azdır. Kişiden kuruma gönderildiği için "arz ederim" ifadesi kullanılmıştır.







    25. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz resmî mektup ve iş mektubunda hangi anlatım türüne başvurulduğunu belirtiniz. Kullanılan anlatım türü ve mektupların yazılış amaçları arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
    Hem resmi mektupta hem de iş mektubunda açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır. Bu mektuplarda bir görevi bildirme, bir siparişte bulunma gibi durumlar söz konusu olduğu için açıklayıcı anlatım türünün kullanılması gerekir.

    26. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz mektuplardan ve yaptığınız etkinliklerden hareketle iş mektuplarının özelliklerinin neler olduğunu belirtiniz.
    28. ETKİNLİK:
    İş mektuplarında dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.

    6 metin
    DİLEKÇE




    29. ETKİNLİK:
    Yukarıdaki mektubun göndericisini, alıcısını ve ne amaçla yazıldığını belirtiniz.
    Mektubun göndericisi: Ahmet Element
    Mektubun Alıcısı: ASKİ Müdürlüğü
    Yazılış Amacı: Su borusunun patlaması üzerine oluşan problemin çözülmesi
    30 ETKİNLİK:

    31. ETKİNLİK:
    İncelediğiniz dilekçede konu ve istek, kısa ve özlü bir şekilde anlatılabilmiş midir? Dilekçelerde konu ve isteğin kısa ve özlü anlatılması niçin önemlidir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Dilekçelerde istek kısa ve öz biçimde ifade edilmelidir. İsteğin ne olduğu, şikayetin konusu açık, yalın bir ifadeyle anlatılmalıdır.
    33. ETKİNLİK:
    Mektuplar yazılış amaçlarına göre özel mektup, resmi mektup ve iş mektubu olmak üzere üçe ayrılır.
    34. ETKİNLİK:
    “Arızanın giderilmesi hususunda gereğinin yapılmasını arz ederim.” cümlesinde dil hangi işleviyle kullanılmıştır? Dilekçenin yazılma amacı ile metinde kullanılan dilin işlevi arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirtiniz.
    Burada alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılmıştır.
    35. ETKİNLİK:
    Cemal Süreya'nın mektubu- öyküleyici anlatım
    Azra Erhat'ın mektubu - açıklayıcı anlatım
    Resmi mektup - açıklayıcı anlatım
    İş mektubu - açıklayıcı anlatım
    Dilekçe - açıklayıcı anlatım

    SAYFA 39
    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1. İncelediğiniz özel mektuplardan hangisini daha içten buluyorsunuz? Niçin? Konunun, metnin üslubunu etkileyip etkilemediğini açıklayınız.
    Kendiniz cevaplayınız.

    2. “Haydarpaşa garı, gri bir ev ödevi gibi.”, “ Aynı sapta tüveyçlerini birbirine dönmüş iki çiçek gibiyiz, bir de tomurcuğumuz var.” dizelerinde yazar hangi söz sanatlarına başvurmuştur?
    tüveyç: çiçek tacı
    Benzetme sanatı vardır. Haydarpaşa garı, gri bir ev ödevine benzetilmiş. İkinci cümlede yazar, kendisini ve seslendiği kişiyi çiçeğe benzetmiş.

    3. Cemal Süreya hakkındaki araştırmanızı sınıfla paylaşınız.

    4. Cemal Süreya’nın şair olması dilini nasıl etkilemiştir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Cemal Süreya, mektupta günlük yaşam konularını şiirsel anlatımla yazmış.

    5. “Yüzüğünden öperim.” , “Susunca seni sustuk. Uyuyunca seni uyuduk.” cümleleri gerçek anlam mı, yan anlam mı ifade etmektedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Yan anlam ifade etmektedir.

    6. “Epey çalıştım. Şimdi de o meşhur Fellows var ya, Xanthos’u soyup soğana çeviren, onun ilk yolculuğunun güncesiniçeviriyorum.” (Azra Erhat 1915-1982), “Adalet, bildiğin gibi. Şöyle bir sekiz senede Kafka’nın sevgilisi Milena’ya mektuplarını tercüme ediyordu.” (Ahmet Hamdi Tanpınar 1901-1962 ) cümlelerindeki altı çizili kelimeleri anlamları bakımından karşılaştırınız. Aynı yüzyılda yaşayan yazarların dil tercihindeki farklılıkları hangi nedenlerden kaynaklanabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Eş anlamlı sözcüklerdir. Aynı anlama gelen farklı sözcükleri kullanmaları yazarların kültürel ortamıyla ve çevresiyle ilgilidir.

    7. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektubundaki “müsait, neşir, imkân, istida, müracaat, behemehâl, hâletiruhiyenin, izah, kabil, mesele, neşr, vasıta” kelimeleri yerine hangi kelimeler kullanılabilir? Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında yaptığınız araştırmadan yola çıkarak onun dil tercihi ile zihniyeti arasında bir ilişki olup olmadığını açıklayınız.
    müsait- uygun

    imkan-olanak
    neşir-yayın
    istida- dilekçe
    behemehal- mutlaka
    kabil-mümkün
    neşr-yayın
    müracaat-başvuru
    haletiruhiye-psikoloji, ruhsal durum
    izah-açıklama
    mesele-sorun
    vasıta-araç
    8. Tebrik, davetiye, teşekkür, taziye yazıları hangi mektup türü içerisinde değerlendirilebilir?
    Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Özel mektup türü içinde değerlendirilebilir.
    9. Mazeret sınavına alınmanız için okul idaresine bir dilekçe yazınız.

    10. Aşağıdaki mektup üzerinde hitap, gövde, bağlama ve sonuç bölümlerini gösteriniz. Yay ayraç içerisinde verilen tarih ve gönderici adını mektubun uygun yerlerine yazınız (4 Temmuz 1958, Halikarnas Balıkçısı). Ayrıca mektupta adres kısmının nereye yazılması gerektiğini belirtiniz.
    Merhaba canım canım canım, (hitap bölümü)
    Çarçabuk çırpıştırıyorum. (...) “Romanı ver satayım şu sıkıntıdan kurtulayım, sana başka bir tane yazarım.” dedim. Ha meşe odununa konuşmuşsun ha ona. Avukat bir resmî ültimatom yazacaktı. Çünkü üç sene basmayınca editör haklarını kaybediyor. Adam kıvrandığımı görüyor, söylediğim de pek makul fakat oralı değil. Yine çatmak için dün matbaada odasına gittim, kimse yok. Dolapta da bizim roman. Romanı aldım, çıktım. Şimdi İstanbul’a geleceğim, birkaç gün sonra. Romanı satacağım. Ama hâlim fena, sıkıntıdan bütün gövdem ürtiker gibi bir şey oldu. Kaşınmaktan uyuyamıyorum. İstanbul’a beş altı gün sonra geleceğim. Sen gazetelere göz kulak ol. Roman yani “Yol Ver Deniz Uluç Ali Geliyor” cinsinin en iyilerindendir. On ila yirmi bin arasında alabilirim. Akşam’a bak, 200 tefrikalıdır, altı ay sürer. Hâlim ürtiker. Ha, Azra! Guide Blue (Gayd Blu)’yu benim için satın al. Gelince parasını veririm.
    Seni çok öperim. (sonuç bölümü)
    Hitap bölümünden sonraki paragraf gövde ve bağlama bölümü
    yazılış tarihi sağ üst köşeye
    göndericinin adı soyadı sağ alt köşeye
    adres sol alt köşeye yazılmalıdır.
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

    • Mektuplar yazılış amaçları bakımından ÜÇ gruba ayrılır. Bunlar ÖZEL mektuplar,
    İŞ mektupları, RESMİ mektuplar ve .......................(EDEBİ MEKTUPLAR ayrı bir gruba alınabilir. Edebi Mektuplar, özel mektplar içerisinde de sayılabilir.) (Bir de AÇIK MEKTUP vardır.)
    • “Konu” ve “sayı” bölümleri RESMİ mektuplarda yer alır.
    • Kişilerce çeşitli makamlara ya da dairelere bir dileği iletme amacıyla yazılan mektuplara DİLEKÇE denir.
    B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Asıl söylemek istediklerimiz, mektubu bize yazdıran nedenler mektubun gövde bölümünde
    dile getirilir. (D )
    • Mektubun dil ve anlatım özellikleri; mektuplaşanların yakınlıklarına, kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterir. ( D )
    • Dilekçelerde dil, alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılır. ( D )
    • Dilekçeler alt makamdan üst makama yazılmışsa “... rica ederim.” ifadesiyle biter. ( Y)
    • Özel mektuplarda dilin göndergesel ve heyecana bağlı işlevi genellikle bir arada kullanılır. (D )
    • Özel mektuplar el yazısından ziyade bilgisayar veya daktilo gibi araçlarla yazılmalıdır. (Y )
    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Özel mektuplarla ilgili aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
    A) Kâğıdın sağ üst köşesine mektubun yazıldığı yer ve tarih yazılır.
    B) Hitap bölümü, alıcıyla gönderici arasındaki yakınlığın derecesine göre değişebilir.
    C) Hitap cümlesinden sonra satır başı yapılarak gövde kısmına geçilir.
    D) Sonuç bölümünde sevgi, saygı ve iyi dilekler bildiren ifadelere yer verilir.
    E) Kâğıdın sol alt köşesine göndericinin ismi yazılır ve imza atılır.
    cevap E

    2. Aşağıdakilerden hangisi mektupların dil ve anlatımını etkileyen hususlardan değildir?
    A) Mektubun yazılış amacı
    B) Alıcı ve gönderici arasındaki yakınlık
    C) Mektubun konusu
    D) Mektubun planı
    E) Yazarın dil tercihi
    cevap D

    SAYFA 44

    1. ETKİNLİK
    "Paris" adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz güncelerden birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak güncelerin ortak özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahtasına yazınız.

    GÜNLÜK ÖRNEKLERİ

    TURGUT UYAR’DAN

    30.01.1956

    Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.

    27.02.1956

    İzinliyim. Boşum, ilgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.

    3.1.1956

    Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin fırâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?

    Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz, öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.

    (Günlük)



    OKTAY AKBAL'DAN
    28 Aralık Çarşamba

    Ocak’ın 29’unda tam on yıl olacak. Ziya Osman Saba’yı karlı bir havada Eyüp’te toprağa vermiştik. Yıllar çabuk mu geçiyor belirli bir yaştan sonra? Çocuklukta günler, haftalar bitmezdi bir türlü. Ama yolun yarısına gelmeye gör, her şey kopuk bir film gibi akıveriyor... Ziya Osman’ı son görüşümde ince bir dosya çıkarmıştı çekmeceden. “Nefes Almak” yazıyordu üzerinde. Yeni kitabıydı, “ölümümden sonra çıkacak,” demişti. “Haydi haydi,” demiştim, “Okurları o kadar bekletmeye hakkın var mı?” Gülümsemişti. Birkaç hafta sonrasını mı düşünerek. Ben düşünememiştim o günden ötesini. Canlı bir insanın, hele bir dostun, bir sevilenin yok olabileceğini düşleyemiyoruz.

    On yıl geçip gitmiş bile. Şiirlerini karıştırıyorum. Bilmeyen, Ziya Osman’ı yaşamı süresince ölümü özleyerek bekleyen biri sanır. Hep ölüm, hep ölüm düşünceleri. O ölümü değil, dünyada bulunamayacak bir çeşit “yaşam’’ı özlüyordu.

    (Anılarda Görmek)


    HİLMİ YAVUZ’DAN

    Sabah, 24 Mayıs

    Bu kaldırımüstü açık hava kahvesini seviyorum. Sabahları güneş almıyor ve rüzgâr duyumsanabiliyor. İlkyaz sabahları bu kentte, bir ağaç hışırtısıyla, işte buradayım, bu kahvede çayımı içmeye hazırlanıyorken, birden, bir kokuyla, belirsiz, geliveriyor. Kağşamış gövdemi üşütmemeye çalışarak ve onunla, o yaşlı, atık gövdeyle, genç ilkyaz arasındaki karşıtlığı bilincimde kavrayarak; bilincimin, işte bir ince dilim limon koyup, gövdeyle ilkyazın bileşimi olduğunu düşünerek, içiyorum çayımı.

    Eskiden, çok eskiden bir öykü yazmıştım. Malte gibi söyleyeyim: Ah, öyküler yazardım ben, genç kızların mavi kurdelelerinden söz açan, düz pabuçlu ve ince beyaz pardösüleri olan ve yağmurlardan; o öykülerden birinde, akşamları sokağa çıktığımda yüzüme menekşelerin atıldığını yazmıştım; ve ‘ah, cumartesiler başkadır, sokaklar başkadır’ diye yazmıştım. Şimdi burada, bu zarif kaldırımüstü kahvesinde, İstanbul’da, ondan asla kopamadığım için beni izlemeyen bu kentte, (şimdi neler çağrıştırıyor, bu kent, ‘polis seni izliyor’lardan, polis izliyor’a) bu cumartesi sabahı, limonlu çayımı bitirmek üzereyken ve nedense bir çay daha isteyerek gündelik yaşamımı inceltiyorum sanki.

    (...)

    (Geçmiş Yaz Defterleri)



    CEMİL MERİÇ’TEN

    26.2.1963

    Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlarda var...

    Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.

    Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.

    (Jurnal - Cilt 1)

    Günlüklerin Ortak Özellikleri

    • Birinci tekil kişili anlatım vardır.

    • Günlük konuşma diliyle yazılır.

    • Her gün için yazılan kısımların sağ üst köşesine o günün tarihi yazılır.

    • Yazar kendisiyle ya da günlükle konuşuyor gibi yazar.

    • Gerçekler olduğu gibi aktarılır.

    • Anlatıcının amacına, bilgi ve birikimlerine göre dil ve anlatım özellikleri görülür.

    SAYFA 45
    2. ETKİNLİK
    "Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerde, yaşananların veya görülenlerin günü gününe mi yoksa üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra mı yazıldığını metinlerden örnekler vererek belirtiniz.

    Her iki metinde de yaşananlar günü gününe yazılmıştır. Gece Defteri adlı günlükte olaydan çok düşünceler ön plandadır.
    3. ETKİNLİK
    İlhan Berk'in Paris ile ilgili gözlemleri nelerdir? Yazar gözlemlerini anlatırken kendi izlenimlerini de aktarmış mıdır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.

    Yazarın Paris’le ilgili izlenimlerini yansıtan cümleler;

    Paris’te Parisli pek az artık. Bir havaalanı sanki Paris. Salt buna yanıyor. Paris’te gökyüzü yok. Ben de olmayan gökyüzünü düşünüyorum... (Yazar, Paris’te binaların çok fazla ve yüksek olduğunu anlatmak istiyor. Paris'le ilgili gözlemlerinde kendi düşüncelerini de aktarmaktadır.)








    • Salah Birsel ve Oktay Akbal’ın günlük türü ile ilgili açıklamalarında günlük tutmanın bir içtenlik ve cesaret iş olduğu anlatılmaktadır.

    • Günlük türü yazarın kendisiyle hesplaşmasıdır, bir iç dökmedir. Bu nedenle günlük, okuyucuyla paylaşmak için yazılmaz. Günlük yazarı, okuyucu buna şunu der, şu tepkiyi verir diyerek de yazmaz. İçinden geldiği gibi yazar. Yazar günlüğünü yayımlamak istediğinde belki günlüğündeki bazı kısımları çıkarmak isteyebilir. Bu yazara bağlıdır bence. Okuyucuyu ilgilendiren kısımlarını günlüğe almak, diğerlerini çıkarmak isteyebilir.

    SAYFA 53
    1. Anı, kelimesinin sizde uyandırdığı çağrışımlar nelerdir?


    2. Anılarınızı anlatmaktan veya başkalarının anılarını dinlemekten hoşlanır mısınız? Niçin?
    3. Bir olayı, onu yaşayan kişinin ağzından dinlemek olayın inandırıcılığını etkiler mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    Etkiler. Hem daha etkileyici hem de inandırıcı olur.
    1. METİN
    BİR GÖNÜL ADAMI
    1. ETKİNLİK
    Anı türünün özellikleri:

    Sanat, bilim ve meslek dallarında ün yapmış kişilerin kendi hayatını, yaşadığı dönemde başından geçenleri veya tanık olduğu olayları kendi gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak anlattığı yazı türüdür. Anı yazma, insanoğlunun yaşadığı, geride bıraktığı olay ve olguları anlatma, başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur.
    Anı Türünün Özellikleri
    1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
    2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
    3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve
    araştırmalarını anlatır.
    5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
    6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
    8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
    9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.

    Anı türünde kullanılan anlatım biçimleri nelerdir?
    Öyküleyici, açıklayıcı, betimleyici anlatım
    Anıda dilin hangi işlevleri kullanılır?
    Göndergesel işlev, heyecana bağlı işlev.
    Anılarda hangi anlatıcı vardır?
    Kahraman anlatıcı

    2. ETKİNLİK
    Selim İleri “Bir Gönül Adamı” adlı anısında yaşadıklarını günü gününe mi yoksa aradan zaman geçtikten sonra mı yazmıştır? Bu yargıya nasıl vardığınızı metinden örnekler vererek açıklayınız.
    Aradan zaman geçtikten sonra yazmıştır.
    3. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı” adlı anıda olaylar kimin etrafında meydana geliyor? Metindeki cümlelerden örnekler göstererek anlatıcının kim olduğunu belirtiniz. Metindeki anlatıcı ile metnin yazarının aynı kişi olup olmadığını söyleyiniz.
    Bir Gönül Adamı adlı anıda olaylar Haldun Taner'in etrafında geçiyor. Yazar, Haldun Taner'i nerede, nasıl tanıdığını anlatıyor sonra eserlerini ve sanatçı kişiliğini tanıtıyor.
    Metnin anlatıcısı yazarın kendisidir.

    4. ETKİNLİK
    İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması ifadeye neler kazandırır? Düşüncelerinizi açıklayınız.
    İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması anlatılanın içten, gerçekçi ve inandırıcı olmasını sağlar.

    5. ETKİNLİK

    "Bir Gönül Adamı” adlı anıda yazarın, Haldun Taner ve dönemin özellikleri ile ilgili izlenimleri nelerdir? Sizce anılar yazıldıkları dönemle ilgili birer belge niteliği taşır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.
    Metne göre Haldun Taner, sanatçı dostlarını ziyaret eden ölçülü, ağırbaşlı ve nazik bir kişidir. Tiyatro türünde yazdığı eserlerle döneminde tanınmış bir yazardır. Dönemin önemli yazarları arasında Kemal Tahir; tiyatrocular arasında Muhsin Ertuğrul ve Ulvi Uraz gibi isimler vardır.
    Anılar yazıldıkları dönemin sosyal ve siyasi özelliklerini yansıttıklarından belge niteliği taşır.
    6. ETKİNLİK
    Selim İleri "Bir Gönül Adamı” adlı anısında kendi gözlem ve izlenimlerinin dışında hangi kaynaklardan yararlanmıştır? Bu kaynaklardan yararlanarak Haldun Taner’le ilgili hangi bilgileri aktardığını belirtiniz.
    Selim İleri, bu metni yazarken yararlandığı ilk kaynak kendi yaşantılarıdır.
    Haldun Taner'le ilgili yazılardan yararlanmış. (anı, fıkra, biyografi,eleştiri)
    Haldun Taner'in yakın çevresindeki insanlardan yararlanmış.
    Dönemin yazar ve edebiyatçılarından alıntılar yapmış.

    Haldun Taner'le ilgili verilen bilgiler:
    Kemal Tahir'in yakın arkadaşıdır.
    Döneminde tanınmış bir tiyatro yazarıdır.
    yazarlar tarafından beğenilir.
    Dedikoduyu sevmeyen, ölçülü, zarif bir insandır.
    Hoşsohbettir.
    Ömrünün sonlarında yeniden öykü yazmayı denemiştir.
    1966'da vefat etmiştir.

    7. ETKİNLİK
    Anı yazarlarının anlattıkları olay kişi ve zamanla ilgili olarak hangi kaynaklardan yararlanabileceklerini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

    Öncelikle kendi yaşantısı, gözlem ve izlenimleri
    Yazar, anılarını yazarken, anlattığı dönemle ilgili tüm yazılı kaynaklardan yararlanır.
    Canlı kaynaklardan yararlanır.
    Fotoğraf... gibi belgelerden yararlanır.
    Anı türündeki bir yazı tarih bilimine de kaynaklık eder; fakat yazar, yazdıklarını yüzde yüz belgelendirmek zorunda değildir.
    sayfa 62
    8. ETKİNLİK
    "Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” ve “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı anılardan hareketle Atatürk'ün kişilik özellikleri hakkında neler öğrendiğinizi belirtiniz. Metinde dönemin hangi özelliklerinin anlatıldığını açıklayınız.

    Bu metinlerde Atatürk'ün şu kişilik özellikleri öne çıkmıştır:
    İleri görüşlü
    Risk almayı sever.
    Olayların nedenini ve olası sonuçlarını çok iyi tahmin eder.
    En kötü durumda bile umutsuzluğa kapılmaz.
    Vatanını ve milletini sever ve korur.
    Bu metinde anlatılanlardan o dönemde Anadolu'da bir milli mücadele sürecinin yaşandığını görüyoruz. Metinlerde dönemin siyasi ve sosyal gelişmeleri yansıtılmıştır.
    10. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı”, “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar”, “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı metinlerde yazarların; anlattıklarını belgelerle ifade etme, kanıtlama gayreti içine girip girmediklerini belirtiniz. Anı yazarlarının anlattıklarını kanıtlamak zorunda olup olmadıklarını tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.
    • İncelediğiniz metinlerden hareketle anı yazılarının öğretici, bilgi verici metinler içerisinde yer alıp almadığını belirtiniz.
    Bu metinlerde anlatılan olaylarla ilgili yer, zaman ve kişiler belirtilmiş. Yer, zaman ve kişiyi belirtmek anının inandırıcı olması bakımından önemlidir. Anılar dönemin siyasi ve sosyal olaylarını yansıttığı için belge niteliği kazanır; ancak anı yazarı anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir.
    Anılar, öğretici metinler içinde yer alır.
    Anı ( Hatıra ) Türü Özellikleri :
    1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
    2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
    3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve
    araştırmalarını anlatır.
    5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
    6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    12. ETKİNLİK
    “Bir Gönül Adamı” ve “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” adlı anılarda hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirtiniz. Bu anlatım türlerinin metnin yazılma amacıyla ilişkisini açıklayınız.
    Bu metinlerde öyküleyici ve açıklayıcı anlatım türlerine ağırlık verilmiştir.
    14. ETKİNLİK
    Metnin yazılış amacını da dikkate alarak incelediğiniz anılarda dilin hangi işleviyle kullanıldığını belirtiniz.
    Bu metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    Anı ve günlük türlerinin benzer ve farklı yönlerinin tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

    ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI

    1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür
    .2- Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3 - Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler hakimdir.
    4 - Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.

    ANLAMA, YORUMLAMA
    sayfa 64
    6.
    Haldun Bey ağırbaşlıydı, ölçülüydü, zarifti.
    Kişi adı ile birlikte kullanılan unvanlar büyük harfle başlar.
    ……aktörlük için yazılmış bir başyapıttır.
    Baş ile başlayan sıfat tamlaması yoluyla yapılan birleşik isimler bitişik yazılır.
    Haldun Bey tiyatroyu galiba yazı sanatları içinden en yakını hissediyordu kendine.
    Ses türemesi olan birleşik sözcükler bitişik yazılır.
    Kendisi de duygusallığına matematiğin sıkı düzenini denek taşı yaptı
    Bazı birleşik sözcükler bitişik yazılır.
    Galatasaray Lisesinde Parasız yatılı okudum
    Kurum ve kuruluş isimleri büyük harfle başlar, sununa getirilen ekler kesme işareti ile ayrılmaz.
    Ardından Almanya’da ekonomi ve siyasal bilimler konusunda yükseköğrenim çabası
    Öğretim ve öğrenim sözcükleri ile yapılan birleşik isimler bitişik yazılır.
    Olumsuzlukları elbette göz ardı etmiyordu.
    Göz ardı, kulak ardı gibi kalıplaşmış ifadeler ayrın yazılır.
    Yirmi altı yaşındaydım
    Sayı isimleri ayrı yazılır.
    Bir gün Elmadağ’da Divan’ın önünde karşılaşmıştık.
    Kurum ve kuruluş adları büyük harfle başlar, sonuna getirilen ekler kesme işareti ile ayrılır.
    “Zilli Zarife”yi Elhamra’da…
    Lakaplar büyük harfle yazılır.
    16 Mart 1916’da dünyaya gelmiş, İstanbul’da
    Belirli bir tarihi belirten ay ve gün isimleri büyük harfle başlar.
    …maneviyatı kalmamış birtakım insanlardan başka, kuvvet denecek kimse kalmamış.
    Birtakım, birkaç, birçok gibi belgisiz sıfatlar bitişik yazılır.
    Malumunuzdur ki Misak-ı Milli’yi en nihayet Ankara ‘da tespit ettim
    Kongre isimleri büyük harfle başlar.
    Kazım Paşa derhal Limon Von Sonders’le…
    Özel isme bağlı unvanlar büyük harfle başlar
    Bunlar askeri kıyafet taşıyan urban ve Bedevilerdi
    Topluluk isimleri büyük harfle başlar.
    Gayriihtiyari çekildiler, emrettim.
    Kalıplaşmış bazı sözcükler bitişik yazılır
    65 .SAYFA
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
    • Anılarda anlatıcı ile yazar aynı kişidir. (D )
    • Anılarda dil göndergesel işleviyle kullanılır. (D )
    • Anı yazılarında yazar nesnel olmak zorundadır. ( Y)
    • Anı yazarı anlattıklarını belgelemek zorundadır. ( Y)
    B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
    1. Yaşanmakta olanı değil, yaşanılmışı anlatır anıcılar. İster istemez belleklerinde kalanı yansıtırlar. Bunun için de geçmişin tanıklığını yapar anılarını yazan kişiler. Anılarla tarih kesişir. Yalnız tarih değil anıların yaşam öyküleriyle günlüklerle de iç içe girdiği durumlar vardır. Ancak bu türlerden belirleyici yönleriyle ayrılır anı. Söz gelimi tarihlerde gördüğümüz nesnellik, bilimsel doğruluk, anlatılan yer, zaman ve tarih göstererek yüzde yüz kanıtlama gibi bir kaygı yoktur anılarda. Salt anlatıcısının yaşam serüveni içine sıkışıp kalmamış, onun dışına çıkıp o dönemi yansıtmasıyla da yaşam öyküsü ve öz yaşam öyküsünden ayrılır. Güncelere gelince günlüğün oluşması; günü gününe saptanan olaylara, düşüncelere duygulara bağlıdır.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Günlüklerin günü gününe yazıldığına
    B) Anı yazarının geçmişe tanıklık yaptığına
    C) Anılarda anlatılanların belgelenmek zorunda olmadığına
    D) Anıların yaşanılan dönemi yansıttıklarına
    E) Anı yazarının farklı kaynaklardan yararlandığına
    2. (I) Hep pencereden içeri bakıyorum. (II) Duvarda resimler. (III) Resimler eni konu etkiliyor. (IV) Aslında resimler mi renkler mi? (V) Renkler fırtına gibi esiyor.
    Yukarıdaki cümlelerin hangisinde mecazlı anlatım vardır?
    A) I B) II C) III D) IV E) V
    3. Üstadı başında lacivert bir bere, sırtında kaşmir bir ceket, elinde makas, bahçesinde bulurduk. Bir dal, bir gül keserken... Telaşsız, yumuşak adımlarla gelir, pek ölçülü bir nezaketle misafirlerini karşılardı. Birinci katta pencerelerine yapraklar değen büyük bir odada toplanırdık. Hayal ötesi bir çay masası kurulurdu. Fakir mahallelerin sulh günlerinde bile tatmadığı, zengin konakların artık unutmaya başladığı dünya nimetlerine kavuşurduk burada. Çay, süt, sütlü kahve, kakao... Sonra peynirlerin her çeşidi. Reçeller, reçeller, reçeller... Çilek, muz, menekşe kokulu fondanlar... Pastalar, şokolalı, kremli, meyveli pastalar...
    Yukarıdaki parçada kullanılan anlatım türleri seçeneklerin hangisinde doğru verilmiştir?
    A) Öyküleyici anlatım- betimleyici anlatım
    B) Öğretici anlatım- betimleyici anlatım
    C) Açıklayıcı anlatım- öğretici anlatım
    D) Öyküleyici anlatım- öğretici anlatım
    E) Tartışmacı anlatım- açıklayıcı anlatım
    C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.
    1. Anı ve günce türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.
    2. Anı türünde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz.
    3. Anı yazarı anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda mıdır? Niçin?
    CEVAPLAR:
    1. Anıda yaşananlar aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır. Günlüklerde ise yaşananlar sıcağı sıcağına aktarılır.
    Anıda, yaşananlar sıcağı sıcağına anlatılmadığı için yazar, duygusallıktan uzak bir tavır alır. Olayları daha geniş boyutuyla değerlendirir. Bu bakımdan gerçeğe daha yakındır. Anıda ise anlatılan olayların üzerinden fazla bir zaman geçmediği için yazar, duygusal bir tavır takınır. Anlattıklarına kişisel yargılarını fazlaca yansıtabilir.
    2. Anı türünde anlatıcı yazarın kendisidir.
    3. Yazar, anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda değildir. Yazar, belgelere, canlı tanıklara başvurur ancak anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.

    SAYFA 61:
    3.ANI
    HAZIRLIK:
    Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
    İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
    Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
    İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizde:)))
    Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.
    1.ETKİNLİK:
    ANI ÖRNEKLERİ:
    Çanakkale Geçilmez.
    10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
    - Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. "Allah Allah" sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa' ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale' nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
    (Alıntıdır)

    ANI ÖRNEĞİ-2:
    Aa sen çok oruç tutmuşsun!

    Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
    O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz
    ANI ÖRNEĞİ-3
    O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu
    Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
    Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

    ANI ÖRNEĞİ-4
    HİLMİ YAVUZ'DAN YAHYA KEMAL ANISI:
    İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi'nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme 'aylak adamlar' olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir'e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad'ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız'a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi...

    Elbette, Üstad'la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece...
    ilgili bağlantıya buradan ulaşabilirsiniz

    Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar "ben" etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz'un Yahya Kemal'le karşılaşmaları anlatılmıştır.
    Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
    ANI TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ
    1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
    2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
    3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve
    araştırmalarını anlatır.
    5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
    6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
    8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
    9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.
    2.ETKİNLİK:
    Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
    Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk'ün çevresinde gelişmektedir.
    3.ETKİNLİK:
    Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
    Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.
    4.ETKİNLİK:
    Salih Bozok'un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.

    SAYFA 65:
    5.ETKİNLİK:
    Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
    Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir...
    Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
    Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
    "Son" başlık metinde "büyük adamlar", "küçük adamlar" ,"bunalttığı","boyun eğmek" "büyük kelimeler" gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek" vb...Mecaz anlamların kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    6.ETKİNLİK:
    "İzmir'e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak'ta gördüklerimi de yazmak isterim." "Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim."
    "Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular." "....... sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.""Dumlupınar'a karanlıkta geldik." "Ertesi sabah eşyamızı Afyon'dan getirttik." gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
    Bu zarflar metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.
    7.ETKİNLİK:
    Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
    Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.
    8.ETKİNLİK:
    Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için bknz.1.ETKİNLİK
    9.ETKİNLİK:
    Mustafa Kemal Paşa... metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
    Öyküleyici anlatım:"Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik.""Ertesi sabah eşyamızı Afyon'da getirttik." gibi birçok cümle...
    "Betimleyici anlatım": "Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler...
    Öğretici anlatım:"Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara'ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos'ta son bulan muharebeden sonra Ankara'ya bilgi verildi."
    SON metninde

    Öyküleyici anlatım: "İki hikaye işittim."
    Öğretici anlatım:""İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir."

    SAYFA 66:
    10.ETKİNLİK:
    İlk metinde "Esir fırka kumandalarından birisi Paşa'nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi." cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki "olarak" gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
    Metnin ikinci cümlesinde "Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik" cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
    ....bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm" cümlesinde "güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
    "Biz Atatürk'le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik." cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış."le" edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.

    11.ETKİNLİK:Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım."Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.") işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
    Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.
    12.ETKİNLİK:Uşak'ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
    çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
    hat(t)ı > ses türemesi vardır.
    "Mustafa Kemal Paşa...." metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:
    SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
    yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,ocakta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüştü, etti, konuştuktan, çalıştık..." gibi sözcükler...
    Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k'ye dönüşmesidir.
    ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:
    "emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise'nin i'si düşmüş)" gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
    Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.
    SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
    hak(k)ıyla > "k" sesi türemiş
    ileri-y-e
    huzuru-n-a
    anlat-a-y-ım> "y" yardımcı sesi türemiş

    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

    13.ETKİNLİK:
    Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
    Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
    Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.
    Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
    Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

    Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
    1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
    2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
    4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
    5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

    SAYFA 67:
    1. Tema: Atatürk'ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
    2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
    3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
    4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve "ben" etrafında şekillenir.
    5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.
    14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
    mesrur: sevinmiş ,sevinçli
    nizam: düzen, kural
    idadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
    veçhile: yönüyle
    amade: hazır
    fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
    nefer: derecesi olmayan er, asker
    ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
    ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
    refika: eş, karı, zevce 15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
    SAYFA 68:
    1) yaşandıktan sonra
    yazarın hayatından
    göndergesel
    2) (Y) , (D) , (D) (Y)
    3) (D)
    4) (C)
    5)(C)
    6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta 'Mommo-Kız Kardeşim' filminin yönetmeni Atalay Taşdiken'in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
    7) (C)

Sayfayı Paylaş