Ezgin Kılıç ~

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Hera. tarafından paylaşıldı.

  1. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.

    AFORİZMALAR

    *Kıyamet değil, içimden “o” kopuyor yalnızca…

    *Şimdi yoksun diye krallıktan alıp soytarı yapacak değilim seni. Soytarılar gülümserken en çok kralına küfrederler. Seni hala gülümseyerek anıyorum sevgili…
    Kralsın…

    *Korkuyorum sana sormaya beni seviyor musun? diye
    Ya düşünürsen bir kaç saniye...

    *İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi...

    *Biz seninle aynı tavla tahtasında farklı iki renk pullar gibiyiz. Zarlar sallandıkça birbirimizi kırmadan asla oyunu bitiremediğimiz…

    *Adın batsın olmuştu dudakların arasından yüzüme kustuğun son sözün.Gittiğin yerde adımı duyduğunda hiç battı mı?

    *Hişt, yalan konuşma
    Allah aşık eder bak sonra…

    *Ankesörlü telefona atılmış çeyreklik jeton kadar konuşturamadı aşk bizi. Tam seni seviyorum diyecekken kesildi sesin. Aşk yuttu galiba kalbimizi...

    *Hadi beni yüreğine yerleştir. Sensiz bana her yer leştir…

    *Bilim adamları ilimden aşka zaman ayırabilseydiler keşke!
    O zaman da reddebilirler miydi evrimi?
    Görseydiler,
    Her aşktan sonra insanların şekil değiştirdiğini…

    *Ş.erefsizim seni seviyorum demiştin ya hani.
    Hangisine inanacağımı gerçekten şaşırmıştım sevgili...

    *Hani diyorsun ya, aşk göreceli.
    Ama gelmezsen diyorum… İşte sen o zaman gör eceli…

    * Çektiğin acı kadar olgunlaşırsın diyorlar. Olgunlaşa olgunlaşa çürüdük bilmiyorlar....

    *Bazen “seni sevmiyorum” cümlesini duymak gerek. “seni seviyorum” demenin ne kadar değerli olduğunu anlayabilmek için…

    *O benden başkasıyla yapamazmış asla.
    Ha s*ktirin!
    Teninin teri kurumamış daha…

    *Ah be anne
    Cıss diye hep ateşi işaret edeceğine
    Biraz da aşkı gösterseydin ya keşke…

    *Benim aşkımı boşver ama Allah aşkına dön…

    *Haklısın, biraz düz mantık biri olabilirim
    Sıkça ütülediğin kafamdan bilirim…

    *Yine de günahımı alır mıydın, işlediğim tek günah sen olmasaydın?

    *Ernesto!
    Sen de bilirsin ya hani, insanlar öylesine pis öylesine kirli ki…ve ne yazık bir çoğu amaçsız, öylesine yaşıyor desem yalanım da olmaz hani…

    *Bana saçını süpürge etmiş falan filan.
    Edeceksin tabi,
    Aşkı b.ok mu götürseydi ulan!

    *Şimdi bütün ayrılıkların ebesinin kulağını rahmetle çınlatıyorsam
    Bana değil,
    Sana teşekkür etsinler…

    *O kadar yalnızım ki, aynada bile kimsem yok…

    *Kendine ölümlerden ölüm beğen dedi
    Ben onu sevmeyi tercih ettim…

    *Gitme dur!
    Vallahi söz,
    Kalırsan eğer en sevdiğim oyuncağım senin olur…

    *Sanırım Aşk’ta senkron kayması var
    Hep bir şeyler olup bittikten sonra anlayabiliyoruz birbirimizi

    *Otobüste çişi gelen bir çocuğun pet şişeye işetilmesi kadar üşendik tuvalete.ufak bir özürdü klozete düşürdüğümüz.bu aşkında ettik içine…

    *Eşeğe altın semer vurunca eşek yine eşek değil işte!
    Makyajlıyken,
    Çok daha kaliteli bir şerefsiz oluyorsun nihayetinde…

    *Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezmiş.
    Söylesene sevgili
    Hangi kaz’dan esirgemedin beni?

    *Bizler aynı mahallenin çocuklarıydık aslında. Senin topun kaçmadan önce bir inşaata…

    *Tanrım onun suçu yok! Ben sevdim, o yalnızca teşebbüs etti…

    *Evet, ben de 250 gram peşindeyim. Verseydin ya kalbini biraz sevineyim…

    *Benim aşkımı boş ver ama Allah Aşkına dön…

    *Pardon?
    Sizi deli gibi sevebilir miyim acaba? Biraz g*tünüz kalkar, sonra terk edersiniz falan. Ayrılması da kolaydır hem benden, çok çabuk ölürüm içimden biri çekip giderken…

    *Burçlardan falan pek anlamam ama yükselenim sensin. Gönül işte, alçalışlarında bile başımın üstündesin…

    *Cennetin canı cehenneme. Gözlerinin bedeli kaç sevap onu söyle…

    Ezgin Kılıç
    baysedef ve Özlem bunu beğendi.
  2. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Ben en çok ellerini özledim senin…

    Gülümseyebilmek şimdilerde yalancı bir bahar yüzümde… Önce biraz tebessüm, ardından parçalı aşklar ve yüzümü yıkayan bir yağmur…

    Gitmek ne kadar kolaydı. Arkana bile bakmadan, el sallamadan ve bir zamanlar bana ait dediğin tene hiç dokunmadan gitmek… Vebalı bir aşkın vedaları kaldı şimdi avuçlarımdan. Düşlerim gülümseyişlerinin tam ortasından kırık ve boğuluyor yüzme bilmeyen umutlarım gözyaşlarımda.
    Kal demedi belki dilim, keşke biraz da yüreğimi dinleseydin…

    Bir mutfak masasının tam ortasında yalnız duran bir çatal kadar anlamsızım şimdi. Kaldırıp bir çekmeceye atasım geliyor kendimi, tırnaklarımı kemiren dişlerimden asılasım var…

    Mutlu ol…
    Gülümse her şeye rağmen nereye gittiysen ve kimdeysen onunla… Yarın sabah yine gülümseyecek şimdi içi kararmış gecenin inadına. Ve sesini duymuyorum diye sağır olmayacak hiçbir bestekar. Biz ayrıldık diye deniz maviye sırt çevirmeyecek. Yine sarılacaklar birbirlerine huzurun en koyu rengiyle. Biz hüzünlü bir hikayenin sonunda dökülen iki damla yaş ve mutlu son yalnızca masallarda var, unutma. Sen hayata kaldığın yerden yaşamaya, ben eksildiğim yerden toparlaya devam edeceğim hayatı…

    Yalanım yok, en çokta ellerini özledim. Sigaranı yakarken rüzgara siper ettiğin o incecik parmaklarının yüzümde gezinmesini… İşaret parmağına saçlarımın dolanması ve en soğuk havalarda eldiven yerine birbirimizin ellerini giymesini özledim ellerimizin.
    Ve ben ne kadar isterdim bir bilsen,
    Giderken ‘elveda’ demek için bile sallamayan ellerinin ‘gel’ diye sallanmasını…
    Bil, sen…

    Küfretmeyeceğim artık yaşamadıklarıma ve iç geçirmeyeceğim içimden gelip geçen hiçbir aşka. Alışamaz da gidersin diye hiç söylemedim seni çok sevdiğimi, sevilmediğini sanıp gidileceğini hiç düşünemedim.
    Çocukluğumun ayakları kırılsın işte, koşarken düşmekten dizlerim böyle paramparça. Yarayı sarmayı hiç öğrenemedim, hep üfledim yalnızca…

    Sen hiç bilmedin seni nasıl sevdiğimi, oysa Allah...
    O çok iyi biliyordu, kabul olmayan dualarımdan…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  3. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Beynime Bir El'Veda Sık, Öldür Beni Rose

    Bir ikindi vakti öldür beni Rose!
    Gün batarken batır sözlerini göğsüme.
    İki şarjör bakış boşalt üzerime, beynime bir el veda sık!

    Rose, yıldırımlar çarpışıyor.
    Martılar atlıyor kentin en yüksek minarelerinden.
    Bütün kaldırımlardan kaldırmış ayak izlerini yağmur.
    Çekme sakın nefesini tenimden üşürüm,
    Biraz daha dur!
    Gitme Rose,
    Yoksa kıracağım içimdeki çocuğun kalbini…

    Biz seninle bir elmanın iki yarısı olmayalım Rose, ayrılmasın bedenlerimiz.
    Biz seninle,
    Aynı elmanın merkezinde iki çekirdeğiz…

    Beni öldür Rose!
    Dudakların dudaklarımı hedef alsın.
    Tırnaklarını sapla omuriliğime, sırtımdan vur beni!

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  4. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Dudak Payı Bırakır Her Veda

    Ne zaman eşini kaybeden bir melek hüzünlense, matem siyahı giyer gökyüzü ve sırılsıklam ıslanır kent…

    Aşağılık, yobaz; sadizmin doruklarına ulaşan bir bulutun terlemesiyle yeniden yeşerir bitki örtüsü.
    Ve gökyüzü tanrılarının kılıç sesleri değildir yıldırımlar,
    Onlar terk edilen bir meleğin ağlarken dudakları arasından düşürdüğü kanlı öksürüğü…

    Ah Rose!
    Sevişmek vardı şimdi seninle, kumsalı döven dalgaların feryatlarını bir deniz kabuğundan dinleyerek.
    Aldırmadan medcezirin bize tepeden bakan ispiyoncu bakışlarına.
    O da her gece ay ışığıyla sevişmiyor mu zaten?
    Bilirsin sen de,
    En az benim kendimden bildiğim kadar bilirsin.
    Dalgaların kayalarda parçalanması bir okyanusun intihar biçimidir…
    Aldırma sen, soluğumu nefesinde boğabilirsin.
    Kumdan kaleler yapıp, kurşun askerlerin başına kurşun sıkacağım tek tek!
    Söz veriyorum sana, kimse duymayacak bizi…

    Ölü toprağı mı serptiler üzerine kadın!
    Yoksa sen mi öldürdün içindeki için için yanan beni, bir damla yağmur için.
    Ölüler ölümüne sevmiş olsalar da öpemezler, bilirsin.
    Sen gem vurma yalnızlıktan morarmış dudaklarına ve dudaklarımı bağışlamadan önce bir organ nakli için toprağa.
    Çekinme, öpebilirsin.
    Unutma,
    Dudak payı bırakır mutlaka edilen her veda…

    Çok mu sevdik dersin acaba?
    Yıpratacak kadar çok,
    Ve severken açtığımız yaraları, birbirimizi sevmekten zaman ayırıp kapatamayacak kadar hatta!
    O kadar çok sevmiş olabilir miyiz ki?
    Yoksa çok mu incittim yüreğimin zincirlerine vurup, her gittiğim yere sürüklerken ruhunu?

    “Üstüne basa basa sevmiyorum” diyordun.
    Hayır sevgilim hayır!
    Kalbime basa basa gidiyordun…

    Sen kördün o vakit,
    Bırak ayakların altında ezilen kalbi, en az kendi gözkapaklarını göremeyecek kadar kör hem de.
    Görmüyordun…
    Ama sağır mıydın da sevgili?
    Kırılan bir kalbin hiç’kırıklarını hiç mi duymuyordun…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  5. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Düş'eş Sancılar

    Çok asil bir hoşçakalın kortejinde geldi ayrılık
    Gayet net ve kararı kati veda cümleleri
    Anlamadığım bir dilin son sözlerine kulak veriyorum
    Her biri ustaca hazırlanmış ayrılığın milli marşı gibi
    Ondandır bu ayrılığa saygı duruşum
    Ve sen eski sevgilim!
    Babil’in asma bahçelerinde asarken gözünü kırpmadan kalbimi
    Hangi üvey sevgilinin merhametine emanet edeceksin
    İllegal yollardan evlat edindiğimiz bu aşkı…

    Bir genel evin üzerime yürüyen iltihaplı duvarları gibi sensizlik
    Kırık yaylı,rahatsız bir yatak misali gıcırtılı son sözlerin
    Şeytan geliyor yine soldan soldan
    Solum boş,geç diyorum anlamıyor
    Göğüs boşluğumu dolduruyorum söylediğin yalanlarla
    Biz ikimiz biz olmaktan çıkıyoruz
    Aldattıkça seni,aldatıldığımı düşünüyorum bir yabancıyla
    Zihnim dudakların arasında ki “seni seviyorum” kadar ucuz…

    Tenin tedirginliğini kapatmak için biraz fondöten
    Kırmızı ojeyle kamufle olmuş iki yüzlü tırnaklar
    Dudakların çatlağını kapatan macun gibi simli bir ruj
    Gıyabında dava açılmış bir aşkın katil zanlısı tutuklular…
    Sallandırmalı bunların bi kaçını
    Sallandıkça sarsılmalı içimde büyüttüğüm günahlar
    Ve
    Terk edişinin kalbimde çıkardığı sivri başlı sivilce
    Sıksam diyorum
    Bir kalbimi sıksam
    Bir de beynime
    Biraz acı ve biraz daha…

    Düş’lerim var artık benim sayısız!
    Kısırlaştırılmış duygularımın yaptığı son düş’ük mutluluklar
    Düş’tüğüm yerde bıraktığım kan damlaları
    Kanayan dizimden çok acıyan avuç içlerim var
    Tümör gibi kafatasıma yerleşmiş sen çıkmaz düş’üncelerim
    Ve her sarsılışta olasılıksız gelen düş’eş sancılar…
    Artık benim
    Nur topu gibi bir sensizliğim var…

    İçinden çıkamadığım bir yangının içlemiydi gözlerin.
    Dayanırım sandım.
    Şimdi her zerrem kan revan yara bere ve her biri birinci dereceden derin.
    Zamanla alışacağını düşünürken zamanı kendime yonttum.
    Ağladı bir martı,
    boğuldum…
    Bitirilmiş bir aşkı keşkelerle tokatlamanın bir anlamı yok şu saatten sonra
    Bir hırsızın
    dolunaysız geceye imanı kadar minnettarız artık pahalı yalnızlıklara…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  6. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Elimi Sallasam; El, Veda Eder Aşka

    Yabana atma bu aşkı.
    Ya içine at, ya bana…

    Seni seviyorum,
    Yasak bir dinin günah emirleri gibi inanıyorum gözlerine.
    Ben en çokta bu yüzden yanacağım, biliyorum.
    İman kemiğine alnımı koymak isterim yine de,
    Yüreğinde kopan kıyamete kulak vermek istiyorum.
    Ve benim yatacak bir yerim bile yok ölünce,
    Göğsünün soluna gömülmek istiyorum…

    Boynundan öpüyorum asi kadın her gidişini,
    Büktüğün boynumun acısını boynundan çıkarır gibi
    Kirpiklerinden,
    Parmaklarını açtığında düştüğüm o avuç içlerinden,
    Ve ısmarlaşır gibi uğurlayarak birbirimizi ısmarlama aşklara,
    Son kez alnından öpüyorum kadın, seni…

    Soluyorum…
    Suya doymuş ama ışığa aç bir çiçek gibi saksısında.
    Renklerim birbirine karışıyor, bulanıklaşıyorum.
    Soluyorum,
    Enseme bıraktığın o son nefesi son kez.
    Kokunu bıraktığın yerden kokmaya başlıyor ölü tenim.
    Yavaşça solunumum duruyor,
    Sen solum oluyorsun.
    Ve sonra sağ kalıyorsun iç savaşlarımda.
    Beynime sokuyorum gittiğin o yolların en uç noktalarını.
    Beyin ölümüm gerçekleşiyor ardından, bakarken.
    Susuyorsun,
    Doğmamış bütün aşklar hayat suyunda boğulurken…

    Elimi sallasam; el, veda eder aşka.
    Bir ülkenin bayrağı yarıya iner apansız,
    Ve harfsiz kalır tüm dillerin alfabesi bir konuşsam.
    Ağlasam,
    Bir ağlasam kıskanır Kızılırmak gözlerimden dudaklarıma uzanan,
    Dünyanın en uzun akarsuyunu,
    Ve utanır Kızıldeniz göz çukurlarımın kızıllığından.
    Ağlasam ışık kırılır gözyaşımda,
    Gök, kuşağını reddeder evlatlığından…

    Tüm gazetelere manşetlik bir ‘ah çektim’ sen gidince.
    Terk edişmiş bir şekilde bulunursa bir gün cesedim,
    İşte o gazetelerden örtülsün üzerime…
    Ve teşhisim,
    ‘terk edilmiştir’ diye geçsin belgelere…

    Titreyişinden öpüyorum kadın seni,
    ‘üzgünüm’ diyişinden…
    Üzüldüğün,
    Ve üzüldüğünü söylediğin yerden öpmek isterken…
    Bu yüzden nefesim ılıman bir iklim şimdi,
    Dudaklarım olabildiğine kurak.
    Gecelerin bu kadar karanlık oluşunun nedeni olmayışın aslında,
    Canımın canına karışmadığından ar damarım böyle çatlak…
    Güçsüzlüğüm elimden tutmadığından,
    Ve kaldırmadığından düşüşlerimde,
    Bu yüzden kirpiklerim okyanuslar kadar ıslak.
    Yüzünün eksikliğinden çirkinim.
    Hep bu yüzden,
    Çaresizliğim…

    Onca şeyden sonra,
    Bana yaşattığın ne varsa, özetliyorum.
    ‘Özlüyorum…’

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  7. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Gidişin Değil, Kırılmışlığım Batıyor Avuçlarıma

    Tam da alıştığını düşündüğünde, biri anar o’nu ansızın.
    Ve yeniden öldürmeye başlar seni onun adını duyduğun an, sızın…

    Yalnızca ‘sol’ anahtarı olanlar mı kalp çalabilir?
    Seviyorum anlıyor musun?
    Kırgınım.
    Gidişin değil, kırılmışlığım batıyor avuçlarıma.
    Üzgünüm,
    ‘Biraz daha kal’ diyemediğim için sana.
    Yalnızım, anlayabiliyor musun korunmasızlığımı?
    Ve hissedebilir misin hiç sarılmadan savunmasızlığımı?
    Ö(z) lüyorum sadece,
    Aldırma…

    Yüzsüzdüm…
    Milyonlarca yüz arasından yüzünü süzdüm yüzüme.
    Gittin ya kim bilir,
    Tüm aynalarda bu yüzden yüzüm, anlamsız bir hüzündür belki de…

    Kimse anlamıyor beni.
    Aşklar gibi elvedalar da hayatın bir parçasıdır, diyorlar.
    Her ayrılığın bir merhabaya gebe kaldığını anlatıyorlar.
    Seviyorum işte ulan,
    Tükürmekle söner mi hiç can yangını?
    Anlayın işte artık,
    İçsel bir olay bu ve bu yüzden gözden çok iç sel.
    Yalnız’ca kalbim kırık...

    Gitti de kıyamet mi koptu sanki, üzülme diyorlar.
    Benim çocuklarımın cennetini de götürdü ayakları altında diyorum.
    Anlamıyorlar…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  8. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Gözler Sevişirken Veda Edilmez

    Kaç kere ölebilir bir insan?
    Kaç kez yeniden doğduğunu hissedişi yeni bir sonun başlangıcı olabilir?
    Gerçekleşmeli mi sanıyorsun soğuması için tenin,
    Beyin ölümünden önce ruhun bedeni terk edişi!
    Can ecelden merhamet dilenircesine sığınırken kaburgalar arasına,
    Aşk yetmezliğinden kalp ölümü gerçekleşemez mi?
    Unut gitsin!
    Bir köşeye savur sancılarımızı
    Ne varsa bizi acıtan,
    Acıttıkça hiç dokunmadan bile kanatan ne varsa unut…
    Ve af dileme sakın giderken
    Kırgınlığım bir af peydahlayacak kadar kızgın değil sana
    Ama sen kızabilirsin yeniden dilediğince
    Alıştım,
    Ezberledim tattırdığın acıyı nasılsa
    Vur etimde bilediğin küfürlerini şah damarıma
    Titrek sesle veda etme sevgilim gözlerimiz sevişirken
    Bakışlarımız sakat doğabilir
    Bakışlarımız engelli,engellendikçe dengesizleştirebilir sözlerimizi
    Sen aldırmadan çak sinirlerime İsa’dan ödünç aldığın çivileri
    Kanayana aşk olsun…

    Şimdi geri verebilir misin benden aldıklarını?
    İlk öpüşümü mesela,
    Umutlarımdan arta kalanları,
    Sil avuç içimden parmak izlerini
    Ve kokunu boynumdan kazı!
    Her şey bitti!
    Bütün gemileri yaktım diyorsun.
    Ben o gemilerde uğurladım zaten seni!
    Bilmiyor musun?
    Sen bana aldırma!
    Tanrı doğarken öğretti ustaca ağlamayı.
    Nasılsa gözyaşlarımın cinayetini üstlenecek yalancı bir toz bulunur.
    Sen gitmene bak sevgili,
    Benim gözyaşlarım yoluna kırmızı halı olur…

    Gidişin ustaca planlanmış bir cinayet komplosuydu bu aşkta.
    Ruhum bile duymadan,
    Tereyağından kıl çeker gibi öldürdün beni.
    Oysa her maktül,son kez göz göze gelmek isterdi katiliyle…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  9. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Kalbimin Kiracısı

    Kıştı,
    Hazandı!
    Ne çok aştan kovulmuştun sayısız
    Ellerin buz kesmiş kaskatıydı
    Yepyeni bir yürek açmıştım sana
    Çözüldü parmaklarının buzulu,ısındı
    Parçalamışsın duvarlarını kalp odalarımın
    Sessizce çıkmışsın bir sabah
    Sen tanıdığım en yüzsüz kiracısın…

    B pozitif kan bankasıydım sana
    Seninse sıfırdı(0) kan grubun
    Tek farkımız buydu işte
    “Sadece” sen herkese veriyordun! ...

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.
  10. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Müsait bir aşkta bırakır mısın?

    Sanırım zamanla alışıyoruz ayrılığa.
    Anlık “seni seviyorum”larla sevilmediğini öğreniyoruz.
    Gidersen yaşayamam der gibi!
    ve her seferinde gidildiğini aslında.
    ve hiç ölünemediğini…

    Senden gitmek kadar kolay olmayacak kendime gelişim
    İki sana bir bana bölüşülecek bu aşktan kalanlar
    Paylaşamadıkça küçülttüğümüz sevgi değildi üvey evladımız
    Eski bir kitap arasında kurutulmuş kelebek gibi yalanlar
    Ne ayrılıkların ortasından geçtik farkında mısın?
    Öyle yoğun ki trafik sol yanında
    Müsait bir aşkta bırakır mısın? ...

    Adresine teslim edilemeyen bir mektup gibisin sen.
    Ne zaman bir yere gitsen geri dönmek zorundasın bana.
    Kimde olduğunun önemi yok.
    Zarfı kapatan benim nasılsa…

    Ezgin Kılıç
    Özlem bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş