Fcm yayınları sayfa 61,62

Konu 'Din Kültürü 9. Sınıf' bölümünde skyangel. tarafından paylaşıldı.

  1. skyangel.

    skyangel. Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2011
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    mekkeli müşriklerin müslümanlara karşı tavırları nasıldı?
  2. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
    İslâm'ın Mekke'de yayılmaya başlaması ile Mekke halkı iki kısma ayrıldı l) Müslümanlar, 2) Müslümanlığı kabûl etmeyen müşrikler

    Müşriklerin, Müslümanlara karşı davranışları, sırasıyla beş aşama geçirdi: Alay, hakaret, işkence, ilişkileri kesme (boykot), memleketten çıkarma ve öldürme (şiddet politikası)

    1 Alay ve Hakaret Dönemi

    Kureyşliler başlangıçta Hz Muhammed sas)'in Peygamberliğini önemsememiş göründüler İmân etmemekle beraber, putlar aleyhine söz söylemedikçe, Hz Peygamber (sas)'in çağrısına ses çıkarmadılar Yalnızca, Peygamberimizi gördüklerinde, "İşte gökten kendisine haber geldiğini iddia eden" diyerek eğlendiler Müslümanları alaya alıp küçümsediler Böylece "alay devri" başlamış oldu

    Kurân-ı Kerîm, onların bu tutumlarını bize bildirmektedir

    "Günahkarlar, inananlara gülerlerdi Yanlarından geçtiklerinde, birbirlerine göz kırpıp, kaş işâretiyle alay ederlerdi İnananları gördüklerinde, ‘bunlar gerçekten şaşırmış kimseler’ derlerdi (Mutaffifîn Sûresi, 29-32)

    Putlarla ilgili, "Siz de, Allah'ı bırakıp tapmakta olduğunuz putlar da, Cehennem odunusunuz" (Enbiya Sûresi, 98) anlamındaki âyet inince, müşrikler son derece kızdılar Artık Müslümanlara düşman olup, hakaret ettiler Böylece, "hakaret devri" başladı

    Kureyş’in Putlardan Kazancı

    Kureyş'in puta tapıcılıkta yararı vardı Mekke puta tapıcıların merkezi durumundaydı Kâbe’deki putları ziyâret için gelenlerle Mekke her gün dolup taşıyor, bu yüzden Kureyş, hem para, hem itibâr kazanıyordu Mekke'de Müslümanlık yayılırsa bütün bu çıkarlar elden gideceği gibi, diğer kabîleler Kureyş'e düşman olabilirlerdi Üstelik Müslümanlık herkesi eşit sayıyor, soy-sop, asâlet, zenginlik-fâkirlik farkı gözetmiyordu Bu yüzden Kureyş’in ileri gelenleri Müslümanlığı kendi çıkarları için tehlikeli gördülerMüslümanlığın yayılmasını önlemek ve ortadan kaldırmak için her çâreye başvurdular

    2 İşkence Dönemi

    a) Kureyş'in Ebû Tâlip'e Başvurması:

    Kureyş'in ileri gelenlerinden Utbe, Şeybe, Ebû Cehil, Ebû Süfyan, Velîd, Âs bin Vâil ve Âs bin Hişâm'dan oluşan bir topluluk Hâşimoğullarının reisi Ebû Tâlip'e gelerek:

    "Kardeşinin oğlu ilâhlarımıza hakaret ediyor, dinimizi kötülüyor, bizi *****, dedelerimizi sapık gösteriyor Bu işten vazgeçsin, veya sen onu korumaktan vazgeç… Biz onun hakkından gelmesini biliriz!" dediler Ebû Tâlip onları sakinleştirerek savdı Hz Peygamber (sas)'in eskisi gibi görevine devam ettiğini görünce yeniden Ebû Tâlip'e geldiler

    "Artık sabır ve tahammülümüz kalmadı Ne olacaksa olsun, iki taraftan biri yok olsun, diğeri kurtulsun" diye tehdit ettiler Ebû Tâlip durumun nâzik olduğunu gördü Bütün Kureyş'e karşı koyamazdı Yeğeni Hz Muhammed (sas)'e durumu anlatarak:

    -"Bak oğlum, akraba arasında düşmanlık sokmak iyi olmaz Sen yine dinine göre hareket et, ama onların putlarını aşağılama, onlara sapık deme Kendini de , beni de koru, bana gücümün üstünde yük yükleme" dedi Hz Peygamber (sas) üzüldü Artık amcası da kendisini koruyamayacaktı Müslümanlar henüz sayıca az ve zayıftı Mübârek gözleri yaşlarla dolarak:

    -"Ey amca, Allah'a yemin ederim ki, onlar sağ elime Güneş'i, sol elime de Ay'ı koysalar, ben yine görevimi bırakmam" diyerek ayrılmak üzere yerinden kalktıYeğeninin gücenmesine dayanamayan Ebû Tâlip:

    -"Ey kardeşimin oğlu, istediğini söyle, yemin ederim ki, seni hiç bir zaman, hiç bir şey karşısında himâyesiz bırakacak değilim" dedi Daha sonra Ebû Tâlib, Hâşimoğullarını toplayarak durumu anlattı ve Kureyş'e karşı âile şerefi adına Hz Peygamber (sas)'in korunmasını istedi Ebû Leheb'den başka bütün âile fertleri, Müslüman olsun, olmasın, bu teklifi kabûl ettiler

    b) Kureyş'in HzPeygamber'e Başvurması

    Ebû Tâlib'e yaptıkları mürâcaatlardan bir sonuç alamayınca Kureyş uluları bizzât, Hz Peygember (sas)'e geldiler:

    -"Yâ Muhammed! Sen soy ve şeref yönünden hepimizden üstünsün Fakat Araplar arasında, şimdiye kadar hiç kimsenin yapmadığını yaptın; aramıza ayrılık soktun, bizi birbirimize düşürdün Eğer maksadın zengin olmaksa, seni kabîlemizin en zengini yapalım Reislik istersen, başkan seçelim Evlenmeyi düşünüyorsan, Kureyş'in en asil ve en güzel kadınları ile evlendirelim Eğer cinlerin kötülüğüne kapılmışsan, seni tedâvî ettirelim İstediğin her fedakârlığa katlanalım Bu davâ'dan vazgeç, düzenimizi bozma" dediler Peygamberimiz:

    -"Söylediklerinizden hiç biri bende yok Beni Rabb'ım size Peygamber gönderdi, bana kitâp indirdi Allah’ın emirlerini size tebliğ ediyorum İmân ederseniz, dünya ve âhirette mutlu olursunuz İnkâr ederseniz, Cenâb-ı Hak aramızda hükmedinceye kadar sabredip bekleyeceğim Putlara tapmaktan vazgeçip, yalnızca Allah'a ibadet ediniz" diye cevâp verdi

    - "Bizim 360 tane putumuz Mekke'yi idâre edemezken bir tek Allah dünyayı nasıl idâre eder" diyerek gittiler Bu olay Kur’an’da şöyle anlatılır:

    "O kâfirler, içlerinden bir uyarıcının (Peygamberin) geldiğine şaştılar 'Bu yalancı bir sihirbâzdır' dediler O (Peygamber) bütün ilâhları tek bir Tanrı mı yapmış? Bu cidden şaşılacak birşey dediler" (Sa'd Sûresi, 4-5)

    c) İlk Müslümanların Gördükleri Eziyetler

    Müşrikler, Ebû Tâlip ve Hz Peygamberle yaptıkları görüşmelerden netice alamayınca Müslümanlara ezâ ve işkenceye başladılar

    Hz Ebû Bekir, Hz Osman gibi kuvvetli ve itibârlı bir âileye mensup olanlara pek ilişemiyorlardı Fakat kimsesiz, fakir Müslümanlara, özellikle köle ve câriyelere cihân târihinde eşine rastlanmayan vahşet derecesinde işkenceler yapıyorlardı Ebû Füheyke, Habbâb, Bilâl, Suhayb, Ammâr, Yâsir ve Sümeyye bunlardandı

    Safvân b Ümeyye'nin kölesi olan Ebû Füheyke, efendisi tarafından her gün ayağına ip bağlanarak, kızgın çakıl ve kumlar üzerinde sürükletilirdi

    Demirci olan Habbâb, kor hâlindeki kömürlerin üzerine yatırılmış; kömürler sönüp kararıncaya kadar, göğsüne bastırılarak kıvrandırılmıştı

    Ammâr'ın babası Yâsir, bacaklarından iki ayrı deveye bağlanıp, develer ters yönlere sürülerek parcalanmış, kocasının bu şekilde vahşice öldürülmesine dayanamayıp müşriklere karşı söz söyleyen Sümeyye, Ebû Cehil'in attığı bir ok darbesiyle öldürülmüştü


    Halef oğlu Ümeyye, kölesi Habeşli Bilâl'i hergün çırılçıplak kızgın kumlar üzerine yatırır, göğsüne kocaman bir taş koyarak güneşin altında saatlerce bırakır; Hz Peygamber (sas)'e küfretmesi, Müslümanlığı terk etmesi için ezâ ederdi Birgün, ellerini ayaklarını sımsıkı bağlayarak boynuna bir ip geçirmiş, sokak çocuklarının eline vererek çıplak vücûdunu kızgın kumlar üzerinde Mekke sokaklarında sürütmüştü Sırtı yüzülüp kanlar içinde kalan Bilâl, bu durumda yarı baygın halde bile "Ehad, Ehad" (Allah bir, Allah bir) diyordu

    Anne ve babası vahşice öldürülen Ammâr, gördüğü işkencelere dayanamamış, müşriklerin istedikleri sözleri söylemişti Ellerinden kurtulunca, ağlayarak Hz Peygamber (sas)'e durumu anlatmış, Rasûlullah (sas)'de: "Sana tekrar eziyet ederlerse; kurtulmak için yine öyle söyle" demişti"

    Hz Ebû Bekir, müşrik sâhiplerinin işkencelerinden kurtarmak için, yedi tane Müslüman köle ve câriyeyi büyük bedeller ödeyerek satın alıp âzâd etmişti Rasûlullah (sas)'in müezzini Bilâl bunlardandı

    Hâşimîlerden çekindikleri ve Ebû Tâlip'in himayesinde olduğu için önceleri Peygamberimizin şahsına dokunamıyorlardı Zamanla "mecnûn, falcı, şâir sihirbaz" gibi sözler söylemeğe başladılar En sonunda fırsat buldukça O'na da hakaret, işkence ve her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmediler Geçeceği yollara dikenler döküyorlar, üzerine pis şeyler atıyorlar, kapısına kan ve pislik sürüyorlar, evinin önüne pislik atıyorlardı Bir defa Harem-i Şerifte namaz kılarken "Ukbe b Ebî Muayt" saldırıp boğmak istemiş, HzEbû Bekir kurtarmıştı Başka bir zaman, Kâbe'nin yanında namaz kılarken, Ukbe b Ebî Muayt Ebû Cehil'in teşvikiyle yeni kesilmiş bir devenin iç organlarını, secdeye vardığında üzerine atmış; kızı Fâtıma yetişip üzerindeki pislikleri temizledikten sonra, başını secdeden kaldırabilmişti Müşriklerin kötülükleri giderek dayanılmaz bir duruma gelmiş Müslümanlar Mekke'de barınamaz hâle gelmişlerdi



    skyangel. bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş