Fecr-i Ati Edebiyatı

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde _AndromedA_ tarafından paylaşıldı.

  1. _AndromedA_

    _AndromedA_ Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Bazı sorularım var, cevapları için yardımcı olursanız sevinirim.
    Şimdiden teşekkür ederim..:)


    1- Fecr-i Ati kelimesinin anlamı nedir ?
    2- Topluluğun adı Fecr-i Ati olmasaydı ne olurdu ?
    3- Topluluk kaç yılında kimler tarafından kuruldu ?
    4- Topluluk kaç yılında dağıldı ?
    5- Topluluğun dağılma nedenleri nelerdir ?
    6- Topluluğun Türk Edebiyatında "ilk" olan özelliği nedir ?
    7- Topluluğun ilkeleri ve özellikleri nelerdir ?
    8- Ahmet Haşim'in hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgi veriniz ?
    9- Yakup Kadri Karaosmanoğlu topluluğun bireysel edebiyat anlayışını hangi sözleriyle eleştirmiştir ?
    10- Topluluğun edebiyat anlayışını en iyi özetleyen ilke hangisidir ?
    11- Fecr-i Ati Edebiyat Topluluğundan, Milli Edebiyat'a geçiş yapan sanatçılar kimlerdir ?
  2. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Fecr-i Ati Edebiyatının Özellikleri
    - 20 Mart 1909'da Hilal Matbaası'nda toplanan Şahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar. Ahmet Haşim de bu harekete katılır. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910'da yayımlanır. Fecr-i Ati edebiyatı, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan bir bildiriyle başlar.


    - Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (manifesto/ beyanname) yayımlayan topluluktur.

    - Edebiyatımızda ilk edebî topluluktur.


    -Servet-i Fünûn edebiyatına tepki olarak doğmuştur.


    - "Sanat şahsi ve muhteremdir." (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.


    - "Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır." görüşüne sahiptirler.


    - Batıdaki benzerleri gibi dil, edebiyat ve sanatın gelişmesine, ilerlemesine hizmet etmek; gençleri bir araya getirmek; seviyeli fikir münakaşalarıyla halkı aydınlatmak; değerli ve önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak; Batıdaki benzer topuluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatını Batı edebiyatına yaklaştırmak, Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak amacındadırlar.

    - Servet-i Fünûn'a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürürler.


    - Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.


    - Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve subjektiftir.


    - Dil bakımından Servet-i Fünûn'un devamıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.

    - Aruz veznini kullanarak serbest müstezat türünü daha da geliştirmişlerdir.

    - Fecr-i Aticiler tiyatro ile yakından ilgilenmişlerdir.


    - Şiirde özellikle Sembolizmin etkisi söz konusudur. Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich İbsen örnek alınır.

    - Belli bir sanat anlayışında, belli değer **çüleri etrafında birleşmeyi değil, ferdi hürriyeti ve bunun sonucu olarak da çeşitliliği savundukları için kısa sürede dağılmışlardır.

    - Dağılmalarında özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in çıkardıkları Genç Kalemler dergisi etkilidir. Yani Milli Edebiyat hareketinin başlaması Fecr-i Ati'yi bitirir.


    - Fecr-i Ati, Edebiyat-ı Cedide ile Milli Edebiyat arasında bir köprü görevi görür.


    -Fecr-i Ati'nin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim'dir.


    - Fecr-i Ati Beyannamesine imza atanlar: Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Emin Bülent (Serdaroğlu), Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir (Erozan), Doktor Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Refik Halit (Karay), Şahabettin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Ali Canip (Yöntem), Ali Süha (****başı), Faik Ali (Ozansoy), Fazıl Ahmet (Aykaç), Mehmet Behçet (Yazar), Mehmet Rüştü, Mehmet Fuat (Köprülü), Müfit Ratib, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), İbrahim Alaattin.

    - Milli Edebiyat'ın başlamasıyla Hamdullah Suphi, Ali Canib ve Celal Sahir'in bu harekete katılmalarıyla topluluk 1912'de dağılmıştır. Yalnızca Ahmet Haşim Fecr-i Ati edebiyatının temel ilkelerine bağlı kalmış ve Milli edebiyat hareketine katılmamıştır.

    - Fecri Ati'nin görüşlerini, Yakup Kadri, Celal Sahir, Ahmet Haşim, Müfit Ratip, Mehmet Fuat ve Ali Canib Resimli Kitap adlı dergide; Mehmet Rauf, Hüseyin Suat ve Raif Necdet de eleştirilere Servet-i Fünûn'da cevap verdiler.
  3. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Ahmet Haşim
    1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin **ümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu'nun öğrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi'nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir'e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir'de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra İstanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi'nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi'nde, Osmanlı Bankası'nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı.

    1928'de böbrek rahatsızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür.

    Bilinen ilk şiiri "Hayal-i Aşkım"da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet'in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi.

    1921'de basılan ilk şiir kitabı "G** Saatleri"nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir.

    Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib'in parıltısını taşır. "G** Saatleri", "G** Kuşları", "Serbest Müstezatlar" ve "Muhtelif Şiirler" olmak üzere dört b**ümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı'dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı'nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder.

    İkinci ve son şiir kitabı "Piyale"nin girişinde "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" b**ümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı b**ümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü **dürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir.

    "Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. **çü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.


    ESERLERİ
    Şiir:
    G** Saatleri (1921)
    Piyale (1926)

    Fıkra ve Sohbet:
    Bize Göre (1926)
    Gurabahane-i Laklakan (1928)

    Gezi:
    Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
  4. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Edebi kişiliği

    Şiir anlayışını önce Dergâh'ta "Şiirde Mânâ ve Vuzuh" makalesinde, sonra da Piyâle'nin önsözünde "Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar" adıyla açıkladı. Haşim'e göre; şiirin dili "nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakın"dır. Bu dil bir açıklama vasıtası değil bir telkin vasıtasıdır. Şiirde önemli olan "kelimenin mânâsı değil, cümledeki telaffuz kıymetidir" Şiirin anlam bakımından açık olması gerekmez. "En derin ve en müessir (tesirli) şiir herkesin istediği tarzda anlayacağı" şiirdir. Şiirin doğduğu yer şuuraltıdır. Konu ise sadece terennüm için bir vesiledir.

    Bu şiir anlayışıyla sembolistlerin şiir anlayışı arasında yakınlık bulunmaktadır. Ancak sembolist şiirin esas unsuru olan sembol Hâşim'in şiirlerinde yoktur. Dış âleme ait gözlemlerinin iç âlemde yarattığı izlenimleri aksettiren şiirleri onun empresyonist (izlenimci) şiir anlayışından etkilendiğini göstermektedir.

    Şiirlerinde yalnız aruzu kullandı. Çocukluk anıları, aşk ve tabiat şiirlerine hakim olan temalardır. İçine kapanık ve hassas bir insan olan Hâşim'in şiirlerinde gerçek hayattan uzak, hayalî bir âleme sığınma isteği görülür. 1921 e kadar yazdığı şiirlerinin dili Servet-i Fünûn dilinden farksızdır. Bu tarihten sonra yazdıklarında konuşma diline yaklaştığı görülmektedir. Çeşitli nazım şekillerini denedi; daha çok da serbest müstezatı tercih etti.

    Şiir dışında, nesir alanında fıkra, [deneme], gezi notları ve hatıra türünde yazılan yazıları da vardır. Nesir dili şiirlerinden daha sadedir. Nesirlerinde açık, berrak, nükteli, bazen de alaycı ve iğneleyici bir üslûp kullandı.
  5. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    3.soru
    - 20 Mart 1909'da Hilal Matbaası'nda toplanan Şahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar. Ahmet Haşim de bu harekete katılır. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910'da yayımlanır. Fecr-i Ati edebiyatı, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan bir bildiriyle başlar
  6. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    1.soru
    Fecr-i ati'nin kelime anlamı "geleceğin aydınlığı" demektir
    3.1901′de servef- funun deresi kapatıldı.Bu derei etrafında bir araya gelen serveti funun topluluğu değildi.Edebiyat alanındaki bu boşluğu doldurmak amacıyla 1909 da bir araya gelerek genç sanatçılar fecri ati topluluğu nu oluşturdu.
  7. ada58

    ada58 Üye

    Katılım:
    30 Mart 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ***

    arkadaşlar ben aranıza yeni katıldım emeği geçen herkese teşekür ederim :shy::p
  8. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    hoşgeldin Hemşerim ya.rica ederiz.(sivaslı)

Sayfayı Paylaş