Felatun Bey'le Rakım Efendi - özeti

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Brendy tarafından paylaşıldı.

  1. Brendy

    Brendy Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2008
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1


    Felatun Bey'le Rakım Efendi - roman'nın özetini verebilirmisiniz

  2. kara_ozmo

    kara_ozmo Üye

    Katılım:
    27 Eylül 2008
    Mesajlar:
    85
    Beğenileri:
    124
    Ödül Puanları:
    6
    FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ - Özet

    Mustafa Merakî Bey, Beyoğlu civarında oturan 45 yaşlarında bir beydi. 27 yaşlarında Felatun Adlı bir oğlu,15 yaşlarında Mihriban idi.
    Mustafa Merakî Bey’in hanımı ilk gebeliğini 15 yaşında yaşadığı için diğer gebeliklerinde hep düşük yaptı. Doktorlar ilgilenmediği için, iç ebelere kaldı. Ebeler bez bağlayarak çocuğu düşürmediler ve çocuk düşürmediler. Mustafa Merakî Bey’in hanımı loğusalık hastalığından öldü.
    Mustafa Merakî Bey, çocuklu olduğu için evlenmedi. Alafranga hayranı olduğu için kendine alafranga bir ev y yaptırdı. Evde bakıcılığı Rum bir kadın yapardı.
    Mustafa Merakî Bey, Felatun’u mektebe verdi. Memur oldu, kaleme giderdi. Cuma günleri eş dost ziyareti, Cumartesi cumanın yorgunluğunu atar, Pazartesi alafranga yerlere gider, pazarın yorgunluğunu Pazartesi atar, Salı günü kaleme gidecek olsa havayı iyi görür Beyoğlu’na gider, Çarşamba günü kaleme gitse bile 9’dan 3’e kadar hafta içi ne yaptığını anlatırdı. Çarşamba akşamı iki şaklaban arkadaşla gelir, sabahlardı ve perşembeyi uyuyarak geçirirdi. Böylece yine Cuma gelirdi. Bu haftalar diğer haftalar gibi olurdu.
    Rakım Efendi, Tophane kavaslarından birisinin oğlu olup, bir yaşarında iken babası ölmüştü. Annesi ile kaldı.
    Rakım büyüdü mektebe gitti. Felatun’un tam tersine çalışırdı. Arapça ve Farsçayı rahatça biliyordu. Hadis-i şerif ve Tefsiri çok iyi öğrendi. Matbaada çalışmaya başladı. Bir gün Rakım’ın arkadaşlarında birisi gelerek Fransızca bir kitabı Türkçeye çevirmek suretiyle 20 altın vereceğini söyledi. Rakım bu teklifi kabul etti. Kitabı Türkçeye çevirince dadı kalfaya söyleyerek 20 bin lirasını alarak eve geldi.
    Gazetelerde makale yazmaya başladı. Bu işi parasız gördüğü için arkadaşları ellerine para sıkıştırırlardı. Rakım evini onardı. Bu kadar masrafa rağmen parasız kalmazdı. Dadısı Rakım’ı birçok kez evlendirmeye kalkıştı. Ama Rakım beğenmedi. Rakım bir gün gezerken bir yaşlı adamın yanında güzel bir kız gördü. Onları takip ederek kapıyı çaldı. Yaşlı adama kızın satılık olup olmadığını sordu. Yaşlı adam kızın satılık olduğunu söyledi. Adama kız için 100 altın istedi. Rakım yanında 80 altın olduğunu söyledi. Ama 20 altını senet yaparak kızı eve getirdi. Kızı dadı kalfa görünce sevindi. Adını Canan koydu.
    Canan eğitilip öğrenmeye başlatıldı. Rakım da İngiliz kızlarına ders vermeye başladı. Ders için Cuma gününü seçti.
    Bu kızlar birbirine çok benziyordu. Rakım bir kâğıda bir kalemle alfabeyi yazdı. Bir hafta ezberlemelerini istedi. Bu arada Canan’ı da okumaya başlattı. Her zaman eve geldiğinde onu dadısı karşılardı. Ama bu gün Canan karşıladı.
    —Dadı, her zaman seni ben karşılarken bu gün neden Canan karşıladı.
    —Bizim beyaz bir cariyemiz var, benim kara yüzümü görmektense
    -Yok yok dadıcığım senin yüzün ana yüzü gibidir, bilirim.
    Yine bir gün dersten sonra eve geldi. Evde olağan üstü bir şey gördü. Canan evde yoktu.
    —Dadı; Canan nerede?
    —Buradayım beyim.
    —Evin her yerinde aradım ama bulamadım.
    —Geliyorum deyip
    -Ne oldu?
    —Bir şey olduğu yok
    -Cariyen piyano öğrenmek istiyormuş bir de adam tutmuştu. Sana söyledik izinin olmaz diye.
    —Hala da izinim yoktur. Canan sessiz dışarı çıkarak diyerek dadısını uyardı.
    Bir yarım saat sonra Canan geldi. Evde beyinin olduğunu görünce korktu. Rakım :
    - Gel yavrum korkacak bir şey yok. Bundan sonra dadısız dışarı çıkmayacaksın. Piyano mu istediniz. Alırız. Öğrenmek istedin, öğretmen tutarız. Canan bu sözleri duyunca çok sevindi.
    Öğretmenin istediği piyano alındı ve derslere başlandı. Öğretmen Canan’ın azmini beğendi.
    Kış gelmiş günler kısalmıştı. O yüzden ders saatlerini akşam saat 2 den 3 buçuğa belirlemişti.
    O, akşam Tophane’den Taksim’e çıkarken bozacıların olduğu yere gelince Felatun Beyle karşılaştı.
    — Bu ne hal üzerine boza mı döküldü? Desem bozahaneye yeni giriyorsun.
    — Sorma birader aşçı dükkânında geçerken aşçının cama koyduğu mayonezle süslü balık tabağı, ayağım takılarak üstüme döküldü, tüm mayonez.
    — İyi ki cam bir yerime batmamış.
    — Evet efendim.
    Rakım Efendi sözü kesip oradan ayrıldı. Ev halkı Rakım’ı bekliyordu. Hemen oturuldu. Çorbalar içildi, sonra mayonezli balığın getirilmesi için aşçıya emretti. Aşçıdan mayonezin döküldüğünü duyunca aşçıya sinirlendi. İngiliz kızları Felatun Beyi sevmediklerinden gelmeyişinden sevindiler.
    — Felatun Bey de mi gelecekti. Gelirken onu görmüştüm dedi. Yemek yenip şarkılar eşliğinde şarkılar söylendi. Rakım Efendi eve döndü. O gün Perşembe günü olduğundan 10 buçuk sularında öğretmen geldi.
    — Sizde buralarda rast gelir miydiniz?
    — Bir adam evine gelmez mi?
    - Her adam gelir ama sizi aylardır göremedik.
    — İşlerin çokluğundan.
    — Haftada iki defa Beyoğlu’na geldiğiniz halde dostunuzun evine bir selam vermiyorsunuz.
    — Daha evinizin adresini sormayı unuttum.
    — Size ne ceza vereyim şimdi.
    — Evet, efendim ne ceza verirseniz razıyım.
    — Vereceğim cezayı kararlaştırdım, zamanı gelince veririm.
    Ertesi gün Rakım, öğretmenin evine gideceği için erkenden kalkıp Beyoğlu’na çıktı, öğretmen Rakım’ı evde bekliyordu. Selamlaştıktan sonra dereden, tepeden konuşmaya başladılar.
    Derken konu açıldı.
    — Rakı içer misin Rakım?
    — Bazen içerim, bazen içmem.
    — Ben çok seviyorum.
    — Az içilirse güzeldir.
    — Ismarlayayım.
    — Siz bilirsiniz efendim.
    Rakı içildikten sonra, öğretmen gitar çalarak romans denen şarkıdan söyledikten sonra; öğretmenin vereceği ceza aklına gelir. Rakım’ı arzulu bir şekilde öper.
    Rakım İngilizlere ders okutmak için acele acele geldi. Aşçı kapıyı vurup, Rakım’ın boynuna atlayınca, sımsıkı sıktı. Aşçı durumu anlayınca Rakımdan özür diledi. Böylece mayonez meselesi açığa vurdu. Aşçıya ve Felatun’a tüm olanlar anlattırıldı ve bunlar evden kovuldular.
    Rakım eve dönünce evden piyano sesleri geliyordu.
    — Sen yatmadın mı?
    — Sizi bekledim efendim.
    — Sana öğretmeninden selamı var. Artık gücenmez.
    - …………………………….
    — Canan evde canın sıkılıyor mu?
    — Hayır efendim.
    — Bak! Dadı kalfaya gezmek istersen söyle seni gezdirsin.
    — Dadı kalfa bana gezme teklif etti de ben kabul etmedim.
    — Aferin Canan. Diye kızın arkasını sıvazladı.
    Kışa doğru Rakım yine ders için öğretmenin evine gitti.
    - Rakım! Benim senin dostum olduğundan şüphen var mı?
    — Yok
    - Canan’a bir alıcı çıktı.
    — Çıkabilir.
    — Hem de nasıl müşteri.
    — Canan bilir.
    Oradan ayrılıp İngiliz kızların evine gittiğinde evde kimse yoktu. Sadece kızlar vardı. Bu kızların Osmanlı şiirinden aldıkları tada şaşıyorlardı.
    — İngiliz şiirleri hoşuma gitmez. Fransız şiirlerini severim.
    — Siz de duymadığım sözler duyuyorum. Niçin?
    — Biz odundan mı yaratıldık?
    — Siz de haklısınız, mademki şiir istiyorsunuz, öyleyse dinleyin.
    Çok güzel Hoca Hafız gazelini okuduktan sonra, anlamını bitirmek üzereyken anne ve babaları geldi.
    Kızlar bu şiirden çok etkilendi.
    Rakım eve gitti.
    —Canan senin hiç haberin yok. Alıcı çıktı sana.
    — Alıcı mı çıktı, Efendim?
    — Evet, görünüşte çok yağlı.
    — Beni satacak mısın efendim?
    — Sen ne dersin?
    — Siz bilirsiniz efendim.
    — Hayır, ben seni yanlış tanımışım.
    — Beni satacak mısın?
    — Hayır satmayacağım.
    Bahar gelmişti. Yine günlerden bir gündü, Rakım yine öğretmeni ziyarete gitti.
    O günkü sohbet Kâğıthane’den açıldı.
    — Gerçi Kâğıthane dünyanın en güzel yeridir. Ama başka türlü gidilir.
    — Nasıl gidilir?
    — Gider misin?
    — Yalnız mı gideceğim?
    — Yok, benimle beraber.
    — İstersen Canan’ı da alırız, isterseniz dadı kalfayı da alırız.
    — Ne zaman gidelim? Hazırlık yapalım.
    — Siz ne derseniz o zaman, ama Pazartesi günü Kâğıthane’ye gidildi. Rakım, Canan ve öğretmeni gezdiler ve Dadı kalfa orada kaldı.
    Canan ve öğretmeni çocuklar gibi eğlendiler. İkindiye doğru yemek yendi. Çay içildi. İsteyen rakı içti.
    Güneşin son ışıklarına doğru eve döndüler.
    Rakım İngiliz kızlarına doğru gitti. Derslerine başladıktan sonra sohbete başladılar ve Cuma günü Rakım’a gidilmeye karar aldılar.
    Cuma günü gelip çattı. İlk olarak ev gezdirildi. Canan konukları karşıladı. Bahçeyi gezdirdi. Bahçedeki tavuk, horoz, kuşlar ve kuzuyu görünce kızlar.
    — Bizden fazla olmalarına rağmen bizden daha iyi ve güzel bir bahçe olduğunu söylediler.
    O gün bitti. Eve gidildi. İngiliz kızlar sohbete daldılar.
    — Canan bize Rakım’ın kendisini kız kardeşi gibi sevdiğini söyledi.
    — Hiç kız kardeşi gibi sevme olur mu?
    Can Rakımı sevdiği için bunu duyunca deliye döndü. Can iki gün içinde yataklara düştü. Doktor çağırıldı. Doktor hastalığı tam çözemediği için bir test yapmak zorunda kaldı. Babaya Can’ın sevdiği dört kişi getirin dedi. İngilizleri babası üç tane en sevdiği arkadaşını ve Rakım’ı getirdi. Hepsi teker teker içeri girdi. Hiçbir farklılık yoktu. Rakım içeri girdiğinde, Rakım Can’ın hal ve hatırını sorar ve odadan çıkar. Doktor bu hastalığın aşk olduğunu söyledi.
    Baba Rakım’dan Can ile evlenmesini ister. Rakım’da Can ‘ı sevdiği için,ben Can’ı kardeşim gibi sevdim. Bu yüzden evlenemem dedi.
    Kız doktorun demesine göre ölümüne iki gün vardı. Ama babadan yazılan mektupta Can’ın iyileşmeye ve acısının artmaması için buraya uğramamasını rica etti. Can, artık sağlıklıydı, kararını verdi. Almanya’daki halasını oğluyla evlenecekti.
    Rakım Canan nikâhlandı ve nur topu gibi bir evlat verdi.


    Başarılar arkadaşım... ;)
  3. Brendy

    Brendy Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2008
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    teşekkür ederim
  4. kaypaq

    kaypaq Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    özet anlayışın bu mu ***:S yinede sağol
  5. sheima

    sheima Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2008
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Felatun Bey ile Rakım Efendi- kitap özeti

    Arkadaşlar kapsamlı bir özet ve romanın tahlili lazım bana. Yardımcı olursanız sevinirim :)
  6. ceyda19

    ceyda19 Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    FELÂTUN BEY İLE RAKIM EFENDİ

    I. OLAY ÖRGÜSÜ

    Romanın kahramanlarından Felatun Bey ile Rakım Efendi aynı yaşlarda, aynı derecede eğitim görmüş yakın iki arkadaştır. Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Hararetli bir kitap toplayıcısıdır. Yeni çıkan ilmi eserlerin hepsini üzerine adının ilk harflerini yazdırmak suretiyle ciltlettirip getirterek kitaplığına koyar. Fakat o, aldığı kitapları hiçbir zaman açıp okumaz. Kendileri büyük bir devlet dairesinde çalışmakla birlikte, buraya pek uğramayıp her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.
    Rakım Efendi ise tam tersi, ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi de gezip eğlenmeyi, çalgılı alemleri sevmektedir ama, ona göre her şeyin bir ölçüsü vardır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Onun bu özelliği, Asmalımescit semtinde oturan İngiliz ailenin dikkatini çeker ve evin kızlarının babası Bay Ziklas, Rakım Efendi'den, kızlarına ders vermesini ister. İngiliz kızlarına ders vermeye başlayan Rakım Efendi, bu kızlardan birinin kendisine aşık olduğunun farkında değildir. Kendisi de ev işlerine yardım etmesi için alınan güzel hizmetçisi Canan'a âşık olmuştur. Çaresiz fakat, temiz aşklar ile karşı karşıya kalan Rakım Efendi ile menfaatler üzerine kurulu ilişkiler içinde yaşayan Felatun Bey'in maceralarını okurken, bir dönemin yaşantı biçimini oluşturan değer yargılarının panoramasıyla karşılaşacaksınız.
    Bu romanda A.Mithat'ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey’le Rakım Efendi'nin temsil ettikleri tembellikle israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. A.Mithat, batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey'in karşısına doğru anlayan Rakım Efendi'yi koyarak ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı efendisi çizer. Romanda Felatun'dan daha çok üzerinde durulan Rakım para işlerinde dikkatli,çalışarak kazanan,fakirken durumunu düzeltebilen başarılı bir adamdır.Rakım'ın biraz da A.Mithat'ın kendisi olduğu ortadadır.Bu iki adamı karşılaştırmak amacı romanın konusunu da belirler.Felatun ile Rakım'ı benzer olaylar ve durumlar içerisine yerleştirerek aralarındaki farkı belirler.

    II. TEMALAR

    Ferdi Tema

    Eserde en çok dikkat çeken ferdi temaların başında aşk konusu gelmektedir.Rakım ile Canan arasında yaşanan saf ve temiz aşk, bu duygunun kural ve sınıf tanımadığını ortaya koyması bakımından önemlidir.Öyle ki biri kültürlü öbürü ise para karşılığı satın alınan cahil birisidir, ancak bunun yanında Canan zamanla Rakım tarafından- bir nevi yazarın isteğiyle diyebiliriz- kendisine layık bir duruma getirilince bu fark ortadan kalkmıştır.Diğer yandan İngiliz kızlarının özellikle Can’ın Rakım’a karşı beslediği karşılıksız aşk duygusu da dikkate değer bir olaydır.
    Eserde şehvet duygusuna da yer verilmiştir.Josefino’nun kendinden yaşça küçük olmasına rağmen Rakım’a karşı hissettiği cinsel duygularla karışık insani sevginin romanda önemli bir yeri vardır.
    Kıskançlık duygusuna da az da olsa aşk duygusu dahilinde yer verilmiştir.Bu daha çok paylaşmaya karşı duruş şeklindeki bir histir.Bu duyguyu da gerek Canan’da gerek İngiliz kızlarının her ikisinde de birbirlerine karşı kendini göstermektedir ki bu da yine Rakım’a karşıdır.
    Ayrıca acıma duygusu da güçlü bir şekilde hissettirilmiştir.Rakım Can’ın kendisine karşı beslediği tek taraflı aşk yüzünden düştüğü amansız hastalık nedeniyle her geçen gün daha da erimesini görünce ona çok acımaktadır.Ancak bu hastalığın sebebinin kendisi olduğunu öğrenince, üzüntüsü ve acıma duygusu onda adeta ıstırap haline gelmiştir.

    Sosyal Tema

    Eserde sosyal tema ferdi temaya göre daha arka planda kalmıştır.Aslında yazar ağırlıklı olarak tek bir sosyal temayı işlediği için eserin bütününden bu konuyu çıkarmak pek kolay değildir.Bu konu ise “Batılılaşma” konusu ve batılılaşma karşısında bizim toplumumuzun ve kültürümüzün nasıl etkilendiği meselesidir.Eserde Rakım Efendi ve Felatun Bey, iki örnek tip ele alınarak batılılaşmayı nasıl anladığımız masaya konmaya çalışılmıştır.Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda Avrupa’dan yalnız bilim ve teknik yönünden faydalanmamız gerektiği gerçeği okuyucuya verilmek istenmiş.Bunun dışında kalan yaşam biçimi, milli zevklerimiz, milli kültürümüz asırların birikimiyle zaten bizde en özgün biçimde mevcuttur düşüncesi dile getirilmiştir.
    Eserde bunun yanında o zamanların amansız hastalığı olan “Verem” konusu da işlenmiştir.Bu hastalık o zaman için tedavisi olmayan ve kurtuluşu zor olan bir hastalık olduğu için halk arasında korku duyulan bir durumdur.

    III. KİŞİLER

    A.Fonksiyonları Bakımından Kişiler
    a.Birinci Derecedeki Kişiler

    Rakım Efendi: İki zıt tipin karşılaştırılması şeklinde oluşturulan bu romanda en çok konu edilen kişi Rakım Efendi ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Bu özellikleriyle Rakım Efendi kültürlü, bilgili, çağdaş ve batılılaşmayı doğru anlayan bir tip olarak göze çarpmaktadır. Aynı zamanda o,ahlaklı ve iyi huy olarak gördüğümüz tüm davranışları üzerinde toplamıştır ki bu yönüyle tam bir Osmanlı beyefendisi özelliği göstermektedir.
    Rakım Efendi saydığımız özellikleriyle adeta okuyucunun zihninde bir melek olduğu düşüncesini uyandırmıştır. Ancak yazar bu durumda romana müdahale ederek Rakım Efendi’nin sonuçta bir insan olduğu gerçeğini okuyucuya göstermektedir. Bunu da roman içerisinde gerek Josefino ile girdiği gizli, ancak pek de fena sayılmayacak ilişkiden gerek ev içinde Canan ile girdiği ilişkiden gerekse de çok nadir de olsa Felatun Bey hakkında zihninden geçirdiği haklı ve olumsuz düşüncelerden yararlanarak okuyucuya göstermektedir.

    Felatun Bey: Romandaki zıt kişiliklerden olumsuz tarafı temsil eden Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Kendileri her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.
    Yazar bu tip sayesinde okuyucuya yapmaması gereken davranışları açık bir şekilde söylemekte ve okuyucunun Rakım Efendi ile bu tip arasında bir seçim yapmasını istemektedir, ancak Felatun Bey’in çirkin taraflarını göstererek seçimi okuyucuya bırakmıştır. Ayrıca zamanın genel düşünce yapısı Felatun Bey üzerinde toplanarak taklitçiliğin etkisiyle kişinin yozlaşması okuyucuya çok çarpıcı bir şekilde verilmiştir.


    b.Hasım veya Karşı Gücü Temsil Eden Kişiler

    Romanda varlığını açık olarak hissettiğimiz düşman veya karşı gücü temsil eden bir tip bulunmamaktadır, ancak bu bahiste Rakım Efendi’nin tam zıttı davranışlar sergilemesi bakımından Felatun Bey’i zikredebiliriz.

    c.Arzu Edilen ve Korku duyulan Kişiler ya da Kavramlar

    Burada Canan’ın adını verebiliriz. Rakım Efendi Canan’ı satın aldığı ilk sıralarda bu kızın sağlıksız ve bakımsız durumda olması sebebiyle Canan’a herhangi bir ilgi duymamıştır, fakat Canan’daki zarifliği ve güzelliği daha ilk bakışında fark etmiştir. Dadı Kalfa’nın iyi bakıcılığı ve Rakım’ın da çok yakın olarak ilgilenmesi sonucunda adeta Canan’ın içindeki cevher ortaya çıkmıştır. İleride yönlendirici kişiler bahsinde sayacağımız Josefino’nun etkisi yardımıyla da Rakım bu çekiciliğe daha fazla karşı koyamamıştır.Bunun yanında Dadı Kalfa da Canan’ı etkilemekte ve ona Rakım’ı nasıl etkileyeceği konusunda taktikler vermektedir.Gerek Dadı Kalfa gerek Josefino mükemmel kişiliklere sahip olan bu iki çocuğun birbirine çok yakışacağını düşünmekte ve her ikisi de bu çocukları etkilemek ve birbirine kavuşturmak için başarılı olana kadar büyük çaba harcamışlardır.

    d.Yönlendirici Kişiler

    Josefino: Bu kişi roman içerisinde büyük bir etkiye sahip olması sebebiyle önemli bir yere sahiptir. Bir arkadaş toplantısında Rakım’la tanışan Josefino Rakım’la daha yakın bir ilişki kurmak için özel bir çaba harcamış, Canan’a ders vermeyi sadece Rakım’ın dostluğu karşısında kabul etmiş, kısa süre sonra Beyoğlu’ndaki kendi evinde Rakım’la bir muhabbet içerisine isteyerek girmiştir ve böylece kendi egosunu tatmin etmiştir. Belki bu tatminlikten dolayıdır ki yaşça küçük olmasına rağmen çok beğendiği Rakım’ı en az Rakım kadar sevdiği Canan’a daha layık gördüğünü söylemiştir.Bu yolla Canan’la Rakım’ın mutluluğuna büyük katkıda bulunmuştur.

    Dadı Kalfa(Fedayi):Yönlendirici özelliği Canan üzerinde ağır basan Fedayi eve ilk geldiği sıralarda toy ve eğitimsiz olan Canan’ın yetişip serpilmesinde büyük etki yapmış, Rakım’ın gözü önünde Canan’ın yeniden doğmasını sağlamıştır. Bunu yaparken de bu iki çocuğu birbirine çok yakıştırdığı için kızın içine Rakım’a karşı aşk tohumunu kendisi serpmiştir. Bu kişinin evde yapılması gereken bazı işlerin ve halledilmesi gereken eksiklerin tamamlanması için Rakım’ı uyarması bakımından da bir yönlendirici tarafı bulunmaktadır.

    Doktor Z: Doktor İngiliz kızın Rakım’a karşı duyduğu derin aşk sebebiyle ince hastalığa düştüğü sırada romana girmiştir. Yaptığı ilginç muayene sonunda teşhisi koymuş ve kızın dermanının da Rakım Efendi’de bulunduğunu belirtmiştir. Burada Mister Ziklas’ı kızla Rakım’ın evlenmesi gerektiğine inandırması bakımından yönlendirici bir kimliğe sahiptir.

    e.Alıcı Kişiler

    Can: Bu romanda alıcı kişi olarak en başta Can’ı sayabiliriz. Rakım bu İngiliz kızlara ders vermeye başladıktan ilk zamanlardan beri her ikisini de büyük ölçüde etkilemiştir, ancak bunun farkında değildir. Gerek düzgün bir fizik ve yüz yapısına gerek iyi huy ve ahlaka sahip olması bakımından kızlara kendisini sevdirmiştir.Öyle ki, Can aradan geçen yaklaşık bir sene sonra devasız bir derde tutulmuş,günden güne erimeye başlamıştır.Tabii ki Rakım’ın bu durumdan haberi ancak bu anda oluyor.Ancak anlaşılmaz bir şekilde Can yakalandığı bu amansız hastalıktan kurtuluyor ve tekrar hayata dönüyor.Bu olayda Can’ın rolüne bakacak olursak Can kendi kendini böyle bir derde düşürüyor ve sonunda da akıl almaz zararlar görüyor.

    Margrit: İngiliz kızlardan Margrit kardeşi Can kadar etkilenmese de roman içinde Rakım’dan o da etkilenmiş ve hayatından eskisi kadar zevk almamaya başlamıştır. Zira Margrit de babası tarafından bu olaylarda daha fazla zarar görmemesi için İstanbul’dan başka bir yere gönderilmiştir. Kısaca Margrit için de Rakım’la yakınlaşması sonucu onun da olumsuz yönde etkilenen kişilerden olduğunu söyleyebiliriz.

    Polini: Bu kişilik romanda para ve zevk düşkünü olan ve varlıklı erkekleri sömüren bir özellikte verilmiştir. Bu kadın alafranga kültürünün tipik bir örneği olarak görünmekle beraber hafiften de meşrep biridir. Roman içerisinde Felatun’a kumar gibi kötü bir alışkanlık karşısında destek olmakta onu teşvik etmektedir.Gece alemlerinde,kumar masalarında Felatun’un serveti tükenince Polini Felatun’u terk etmiş,ancak Rakım’ın tüm uyarılarına rağmen Felatun bu olaydan sonra durumu anlayabilmiştir.Bu özellikleriyle Polini çıkarcı ve şeytan kadın olarak karşımıza çıkmaktadır.

    f.Yardımcı Kişiler

    Mister ve Misters Ziklas: Bu iki kişilik sadece Rakım Efendi’nin iyi özelliklerini dile getirme, okuyucuya sunma, aynı zamanda Felatun Bey’in çirkinliklerini de hatırlatarak bu iki kişilik arasındaki farkın hatırda kalmasını sağlamak amacıyla romanda yer almaktadır. Aslında iyi ile çirkin olanın karşılaştırılmasının yapıldığı romanda gerçekte yazarın düşünceleri olan iyi huy ve erdemlerin savunulması çoğunlukla bu iki kişinin ağzından verilmek istenmiştir.Bu kişilerin romandaki rolleri bundan ibarettir ve yardımcı kişi olarak gözümüze çarpmaktadırlar.

    Dekoratif unsur Durumundaki Kişiler ve Kavramlar

    Mihriban Hanım: Roman içerisinde pek bir görevi olmamakla beraber Felatun Bey’in kardeşi olarak ara sıra hatırlanmaktadır. Mihriban Hanım alafranga hayatı seçmiş olan bir aileden gelmiş olmasına rağmen babasının ölümünden sonra Felatun Bey kendisiyle ilgilenmemiş, kendisi de orta halli biriyle evlenerek alaturka hayata mahkûm olmuştur. Bilgisiz ve narin yetiştirildiği için bu evlilikten sonra kocası tarafından bir eğitime tutulmuştur. Kişinin aslına dönmeye mecbur kalmasını göstermesi bakımından romanda önemli bir yere ve role sahiptir.

    B. Tipleri Bakımından Kişiler
    B.1. Toplumsal Tipler
    B.1.1. Kadın Tipleri
    B.1.1.a. Orta Halli ve Koruyucu Kadın Tipi

    Dadı Kalfa(Fedayi): Bu romanda Fedayi koruyucu kadın tipine en iyi örnek olarak görünmektedir. Rakım Bey’in babası öldükten sonra Rakım’ın annesiyle beraber bu çocuğa annelik yapmış, annesi öldükten sonra da Rakım’a adeta can yoldaşı olmuştur. Kendi çocuğu yerine koyduğu Rakım’ın mürüvvetini görmeyi tam bir anne edasıyla istemiştir. Rakım’ın Canan’ı satın almasından sonra da Canan’ı kızı yerine koymuş ve Rakım’a karşı sergilemiş olduğu koruyuculuk görevini Canan’a da göstermiştir.Romanda almış olduğu isim de bu özelliğine uygunluk göstermektedir.

    B.1.1.b. Düşmüş Kadın Tipi

    Polini: Bu tipe birebir uymamakla beraber Polini’yi, Felatun Bey’in serveti tükenince onu terk etmesi bakımından bu bahiste yazabiliriz.Polini bir hayat kadını değildir ancak yiyici bir kadın olarak görünmektedir.Onun bu durumu ise Felatun hariç bütün Beyoğlu ahalisi tarafından bilinmektedir ve Rakım tarafından da uyarılmasına rağmen Felatun kendini bu gafletten kurtamaya bile çalışmamıştır.Bu tipin romandaki bir başka özelliği de erkeği avucunun içine almayı çok iyi beceren bir karaktere sahiptir.

    B.1.2. Genç Kız Tipleri
    B.1.2.a Duygulu(Onurlu) Genç Kız Tipi

    Can: Bu romanda Can kendi içinde yaşadığı fırtınaları dışa vurmayan veya vuramayan, hislerini içine atarak sonunda kendi çöküşünü hazırlayan, ancak ölüm döşeğinde duygularını dışa vurabilen bir tip olarak karşımıza çıkmaktadır.Tüm bu iç fırtınalarına rağmen kalbinde başkası olduğuna inandığı Rakım’ı kendisi gibi feci bir sona mahkum etmemek için reddetmiştir.Anlaşılmaz bir şekilde hayata tekrar döndükten sonra da neredeyse kendi sonuna sebep olacak olan aşkını kalbine gömmeyi başarmıştır.

    Margrit: O da kardeşi gibi duygulu bir kişiliğe sahiptir.En az Can kadar Rakım’dan etkilenmiş ve kardeşi hayattan kopmaya başladıktan sonra da onun gibi olmamak için duygularına esir olmadan onları bastırmayı başarmıştır.Fakat İstanbul’dan ayrılırken o da sırrını Rakım’a açmıştır.

    B.2. Fırsatçı Tipi

    Rakım Efendi: Rakım Efendi genç yaşta olmasına rağmen büyük bir olgunlukla kendi durumunu düzeltmek ve ailesi saydığı iki kişiyi daha rahat yaşatmak için eline geçen fırsatları değerlendirmeyi bilmesi bakımından fırsatçı bir kişiliğe sahiptir.

    Felatun Bey: Bu kişi ise romanda fırsatçı özelliğini Rakım Efendi gibi iyiliği ve refahı için kullanmamış, tersine servetini ve şerefini azaltacak yerlerde fırsatçılığını konuşturmuştur.Hele günü birlik ilişkiler bulmakta onun üstüne yoktur.

    B.3. Ruhsal Tipler

    Felatun Bey: Felatın Bey’in ruhsal yapısı romanda işlenmemekle beraber aslında kendi içinde bir çelişki yaşadığı açık olarak görülmektedir.Asıl bağlı olduğu kültürel yapıyı göz ardı ederek aslında yabancı olduğu bir yaşama kendini dahil etmiş olması bakımından ruhsal ve düşünce yapısında bazı bozukluklar var diyebiliriz.

    B.4. Esir Tipler

    Canan: Bu romanda dönemin sosyal yapısı hakkında da bilgi alabileceğimiz bu bahiste en iyi örnek olarak Canan’ın adını verebiliriz.Rakım Efendi bu kızı satın aldıktan sonra onu sanki esir değil de evlatlık almış gibi davranmış, sonraları ise onunla evlenmeyi bile gerçekleştirmiştir.Canan da bu kaderine karşı gelmemekte, efendisine ve dadına karşı görevini layıkıyla yerine getirmektedir.
    Bunun dışında gerek Ziklas ailesinin gerek Josefino’nun hizmetçileri de roman içerisinde yer yer ortaya çıkmaktadırlar.Onlar da bu kavrama dahil oldukları için bu bahiste söylenebilirler.

    IV. ZAMAN

    A.Sosyal Zaman

    Bu romanda zaman kavramı belirtilmemiş, olayların gerçekleştiği ve kişilerin bulunduğu zaman tam olarak verilmemiş, bu kavramın okuyucunun kendisi tarafından anlaşılması sağlanmaya çalışılmış.
    Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda olaylar XIX. yy.’ın sonları ve XX. yy.’ın başlarında geçtiği anlaşılmaktadır.Bu da Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya yüz tuttuğu için aydınların devleti kurtarma çabasına düştüğü, türlü fikirlerin ortaya atıldığı yıllara denk gelmektedir.Bu dönemde Türk aydınlar Avrupa’ya gitmiş, orada gördükleri yenilikleri kendi vatanlarına getirmeye çalışmışlardır.Bu çabalar sonucunda birçok yenilik yapılmış, her alanda iyileştirmeye gidilmiştir. Ancak kültürümüzde görülen aşırı yozlaşma, dilimize giren aşırı fazla yabancı sözcük, batılılaşmayı ve gelişmeyi yanlış anlamayla gelen taklitçilik nedeniyle yenilik hareketleri amacını bulamamıştır.
    Romanda da gördüğümüz alafranga kültüre özenti ve kendi benliğine giderek uzaklaşma olgusuna bakacak olursak romanda sosyal zamanın 1870 ve 1880’li yıllar olduğu anlaşılmaktadır.Aynı zamanda Rakım Efendi’nin Fransızca tercümeler yapmasına bakacak tahminimizin doğru olduğu anlaşılmaktadır.Çünkü Batıdan yapılan çeviriler ilk defa Tanzimat yıllarında yoğun ve sağlıklı olarak yapılmıştır.

    B.Ferdi Zaman

    Ahmet Mithat Efendi’nin bu eserinde ferdi zaman sosyal zamana göre daha belirgin bir haldedir.Roman kişilerinin yaşadığı olaylar belli bir kronolojik sıraya konmuştur, ancak yazar yer yer geriye dönerek belli bir zamandır unutulan kişiler hakkında bilgi vermiş ve o anda ne halde olduklarını okuyucuya bildirmiştir.
    Yazar olayları anlatmaya geriden başlamış, ana kişilerin öz geçmişlerini ve hayatlarını okuyucuya anlatmıştır.İlk iki bölüm Felatun Bey ve Rakım Efendi’nin böylece aile hayatlarının ve geçmişlerinin anlatılmasıyla geçmiştir.Romanın asıl bölümleri ise üçüncü bölümde başlar.
    Buna rağmen ikinci bölümde Rakım’ın eğitimine kendi çabasıyla dört yıl faydalı bir şekilde devam ettiği söylenmiştir.
    Üçüncü bölümde Rakım İngiliz kızlara derse gitmeye başlar, aynı zamanda da Canan’a ders vermeye başlar.Bir ay sonra Canan Türkçe’yi öğrenmedeki başarısıyla İngiliz kızları geçer.Canan Rakım’ın evine geleli üç ay olmuştu ki Canan’ın iyileştiği her geçen gün daha da belli olmakta,güzelleşip serpilmeye başlamıştır.
    İngiliz kızlara ders vermeye başlayalı altı ay olmuştu ki kızlar Türkçe’yi iyi öğrenmişler, okuyup yazmakla kalmamış ve düzgün cümleler kurmaya başlamışlar, dili yanlışız kullanmaya başlamışlardır.
    Eserde bir ara unutulmuş olan Feletun Bey aradan geçen üç ay içerisinde Polini’nin nasıl biri olduğunu anlamış, paraların suyu çektiğini görünce aklı başına gelmiştir.Artık boş yere yapılan masraflar ona ağır gelmeye başlamıştır.Polini bu arada Felatun’u terk etmiş ve Felatun bu olayları Rakım’a anlatmıştır.
    Rakım’ın Canan’ı satın almasının üzerinden bir seneden fazla süre geçmişti ki bu iki genç olayların sonunda evlendiler.
    Can’ın ise iyileşmeye başlayıp da ilk olarak ayağa kalkmasının ardından iki buçuk,üç ay kadar geçmişti ki Margrit İskenderiye’den ve Can’ın yavuklusu İzmir’den ve Margrit ile evlenmesi yine bu aralık kararlaştırılan bir yeğeni de Halep’ten gelip kasım üzeri bunların evliliği yapılmıştır ve düğünde Rakım bile oynamıştır.
    Bu düğünün üzerinden de altı ay geçmişti ki Canan ile Rakım’ın bir erkek çocukları oldu ve bu mutlu haberle yazar sözlerine son vermektedir.

    V. MEKÂN

    Geniş Mekânlar

    Romanda geniş mekân fazla önem taşımamakta, ancak yaşanılan yerin büyük bir şehir olduğu hemen okuyucu tarafından anlaşılmaktadır.Romandaki geniş mekân Osmanlı’nın dışa açılan penceresi olan İstanbul gibi büyük bir şehirdir.
    İstanbul Türk halkı için daima çok önemli bir merkez olmuştur. Türk milleti gerek Anadolu’ya girdikten sonra gerek Osmanlı kurulduktan sonra her zaman İstanbul’a ulaşmaya çalışmıştır.Halk yüzyıllar boyunca oradan yönetilmiş, bütün yenilikleri ilk İstanbul halkı görmüş, orası Türk milletinin adeta vitrini olmuştur.
    Romanda da gördüğümüz gibi şehir hayatı çok hareketli verilmeye çalışılmış ve büyük kentlerin mozaik olma özelliği başarılı bir şekilde işlenmiştir.Romandaki İngiliz ailesine, Çerkez esire(CANAN),Rakım’ın Rum dostlarına ve Fransız Josefino’ya bakacak olursak bunu daha iyi anlayabiliriz.

    Ana Mekânlar

    Bu romanda ana mekânlar sınırlıdır.Romanda ana mekânın sınırlı oluşu, romanın bütününün belli birkaç farklı alanda başlayıp bitmesi , olayların sınırlı bir çevrede gelişmesinden ve kişilerin de az olmasından dolayıdır.Ancak romanın böyle olması kişiler arasındaki ilişkilerin daha açık ve daha ayrıntılı olarak verilmesine zemin hazırlamıştır.
    Romanda olaylar en çok Rakım’ın evinde gerçekleşmektedir.Bunun dışında Mister Ziklas’ın evi ve Josefino’nun evi eserde yer almakta ve bazı kısımlarda önemli sayılabilecek olaylar bu mekânlarda geçmektedir.Romanda Rakım’ın evi çok ziyaret edildiği için yazar orayı tasvir etme ihtiyacı duymuştur: Ev bir katlı idi.Zemide mutfak,kiler,odunluk ve ev altı vardır.Ev üç odalı ve bir salonlu, duvarları kağıtlı ve boyalıdır.Yerlerde güzel halılar döşelidir.Bu özellikleriyle tam bir Türk evi görüntüsündedir.
    Bunun dışında fazla ve gereksiz mekân tasvirlerine yer verilmemiştir.

    İç Mekânlar

    İç mekân romanda olayların çoğunlukla gerçekleştiği yerler olmasına rağmen kişilerin ruh hallerine fazla etki etmediği için tasvire de gerek duyulmamıştır.Bu iç mekânlarda da olaylar belli bölümlerde sınırlı kalmış, genellikle evlerin salonlarında geçmiştir.Sadece birkaç bölümde: Canan’ın bir defa Rakım’ı bir defa da Josefino’yu yatırmak için Rakım’ın odasına girilmiş, yine Rakım’ın evinde İngilizlere verilen davette diğer odalara geçilmiştir.

    Dış Mekânlar

    Dış mekânlar da eserde sıkça yer bulmuş,ancak bunlar hep Rakım Bey bir yerden bir yere giderken sadece adı geçen yerlerdir.Buralar Beyoğlu, Posta Sokağı, Postabaşı, Tophane, Salıpazarı gibi yerlerdir.Bu yerler devamlı Rakım’ın yol güzergahını belirtmek için anılmıştır.
    Ayrıca bir de hep beraber gittikleri Kağıthane’deki kır gezintisi vardır.Bir günlerini burada geçirdikleri için yazar da bu tabiat parçasının o anki durumunu biraz okuyucuya verme ihtiyacı duymuştur.

    Mekân-İnsan İlişkisi

    Eserde mekânın insan üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.Bu yüzden tasvire de çok yer verilmemiştir.Ancak evlerin genel durumunun aile yaşantısına uygunluğu bakımından bazı değerlendirmeler eser içerisinde kişilerin ağzından yapılmıştır.Örneğin Rakım’ın evi tam olarak Türk ev yaşantısına uymaktadır.Bunun yanında Felatun Bey’in babasının kendi evlerini alafranga yaşantısına göre düzenlemesi önemli bir ayrıntıdır.

    Mekân-Eşya İlişkisi

    Eserde mekân-eşya ilişkisi de kişilerin yaşam biçimlerine göre dikkate alınmış, yaşadığı yerler kültür farklarına göre döşenmiştir.Eşyalar da kişiler üzerinde etki bırakan unsurlar olmadığı için eşyaların ev içindeki dizilişleri, mekânla olan uyumlulukları ve eşya tasvirleri gibi konulara önem verilmemiştir.


    VI. BAKIŞ AÇISI VE ANLATICI


    A.Anlatıcının Konumu

    Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda gözlemci anlatıcı (yazar Anlatıcı) tekniği kullanılmıştır. Bu tekniğe göre anlatıcı olaylara görgü tanığı konumundadır ve olaylara belli bir mesafede durur. Yazar gördüklerini ya nesnel olarak anlatır ya da etken bir biçimde olaylara kendi düşüncelerini de katar.
    Gözlemci anlatıcı bu romanda da olduğu gibi bazen kendini açıkça belli eder, olayları keserek araya girer ve kendi fikrini söyleyerek okuyucuya kendi tercihini sorar.Diğer taraftan anlatıcı hakim bir konumdadır ve olayların öncesini sonrasını ve o anını bilir.O her zaman her yerde ve her olup biteni bilir, yeri gelince her şeyden haber verir.
    Diğer yandan olaylara müdahalesi, kişileri yönlendirmesi, soru sorması ve yanlı tutumuna bakacak olursak yazar anlatma yöntemini kullanmıştır.Esere baktığımız zaman olayların geçmiş zamanda gerçekleştiği ve sonradan anlatıcı yazar tarafından okuyucuya bildirildiği görülür ki bu da anlatma tekniğinin bir özelliğidir.

    B.Anlatıcının Tutumu

    Ahmet Mithat Efendi’nin bu eseri romantizmin etkisinde yazılmış bir eserdir.Yazarın kendi tasarrufu eserde baya etkili bir şekilde kendini göstermektedir ve yazarın yanlı tutumu etkisiyle okuyucu yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
    Romanda iyi ile kötünün karşılaştırılması yapılmış iyinin yanında kötü olan da açık olarak gözler önüne serilmektedir.Burada yazarın düşünceleri gerçekçi bir tutumla verilmek istenmiş iyinin savunuculuğu yapılmıştır.
    Felatun Bey’in yozlaşmış kişiliği ve taklitçiliği eserde yerilmiş, okuyucuya “Kendi özüne sahip çık.” denilerek Rakım Bey övülmüştür.

    Yazarla Eseri Arasındaki İlişki

    Eser yazarın, kalemine ne derece hakim biri olduğu konusunda bir kanıt niteliğindedir.Düşüncelerini halka ifade etmek için bir araç olarak kullandığı romanı eğitici bir unsur olarak görmüştür.
    Anlatma tekniğini kullandığı bu eserinde yazar, halka sunmak istediği düşüncelerini Rakım Bey’in ağzından vermiştir.Bu duruma bakacak olursak yazar bu romanda bir nevi kendini anlatmıştır.Belki de bundan dolayı olayların geçmişini ve geleceğini bilmektedir ve hakim bir bakışla esere dahil durumdadır.



    C.Anlatım Açısı

    Yazar eserinde bir fikrin savunmasını yaptığı için kişilerden ve anlatım biçiminden ziyade olayları öne çıkarmaya çalışmıştır.Kişiler arasındaki etkileşim, kişilerin iyi ve kötü tarafları çerçevesinde doğru ve yanlış olanın değerlendirmesi, kişilerin birbirini yönlendirmesi gibi unsurlar eserde yazarın istediği şekilde kullanılmıştır.
    Esere farklı kişilerin gözüyle baktığımız zaman olayları bazen dıştan içe bazen de içten dışa olarak gözlemleriz.Bu bakımdan eserin baş kahramanlarından Rakım Efendi yeri geldiğinde yönlendirici yeri geldiğinde yönlendirilen kişi olabilmektedir.
    Eserde aslında içten dışa dönük anlatım fazla yer almamaktadır, ancak gerçekte yazarın düşünceleri olan Rakım’ın Felatun hakkındaki düşünceleri ve bunun tam tersi Felatun’un Rakım hakkındaki düşünceleri iç konuşmaları şeklinde verilmiştir.
    Felatun Bey ile Rakım Bey metninde hangi olay ya da kişi romantizm akımının özelliklerini en iyi ifade eder? neden??


    Felatun Bey. Çünkü babasının servetini fütursuzca harcayan, gösteriş meraklısı bir concon; kadın düşkünü, kumarbaz, alafranga yaşayışı tatbikinde dejenerasyona sapmış, işsiz güçsüz madara bir adamdır. Rakım Efendi ise alın teriyle para kazanan ve bencil olmayan bir insandır.Mr.Ziklas adlı biR adamın kızlarına ders verir.


    Felatun Bey ve Rakım Efendi romanı metin okuyucu ilişkisi bakımından nasıl bir nitelik taşır?


    Felatun Bey ile Rakım Efendi romanı okuyucuyu bilinçlendirmek için ahlaki ve sosyal sorunlarla ilgili fikirler veya dersler içermektedir yazar kahramanlar arasında taraf tutarak okuyucuyu bilinçlendirmek ister bunu yaparkende sürekli felatun beyin hatalarına odaklar okuru, okur romandaki kötü olayların merkezinde onu gördüğünden iyiyi sembolize eden rakım efendi karekteri okurları olumlu yönde etkiliyebilmektedir.



    Felatun Bey ve Rakım Efendi romanına ait metinde temel çatışmayı ifade eden 2 kavram nedir ve temel çatışmanın oluşturduğu tema nedir?


    zenginlik fakirlik çatışması değil mi?.çünkü biri zengin ve şımarık ,diğeri ise fakir birisi.

    Felatun ßey ile Rakım efendi romanında ele alınan toplumsal sorunlar nelerdir?


    Emek harcamadan babasının mirasına konan, bu serveti kötü yolda harcayan yanlış batılılaşmış bir kişilik olan felatun bey karakteriyle bu kötü özellikler eleştirilmektedir devrin sosyal yaşantısın da batılaşmayı yanlış kavrayıp uygulamaya kalkan insanların başlarından bu tür pek çok olayın geçtiğini pek çok insanın bundan zarar gördüğünü söylemek çok da yanlış olmaz felatun bey gibi karakterler ahlak bakımından da zayıf olduklarından ve söz dinlemediklerinden sonuçta zarar gören hep bu tip karakterler olmuştur devri için önemli bir diğer sorun da kötü kadınlarla arkadaşlık kurmasının vahim sonuçlarıdır. felatun bey böyle bir kadınla ilişki kurmuş ve kumarda bütün servetini kaybetmiştir. rakım efendi ise kumara bulaşmayan ahlaklı çalışkan dürüst ve bu olumlu niteliklerinin yanı sıra fransızca' ya olan hakimiyeti dolayısıyla da doğru batılaşmanın sembol şahsiyetidir onun roman boyunca yazar tarafından övülmesi romandaki diğer kahramanların onu haklı bulmaları eserin batılılaşmanın nasıl olması gerektiği konusunda yazılmış olabileceği sonucuna bizi götürür roman da işlenen toplumsal sorunlar günümüzde de yaşanmaktadır ahlaksız bilgisiz söz dinlemeyen insanların başlarından geçen kötü olaylara yazılı ve görsel basında sıkça karşılaşmaktayız yüzyıllar öncesinde ki sorunların günümüzde de benzerlerine rastlamaktayız.
    Sizce felatun bey ile rakım efendi neden iyi(mutlu)bir sonla bitiyor


    romantizm akımının etkisinden dolayı mutlu sonla biter..
    aysegul_bjk bunu beğendi.
  7. ceyda19

    ceyda19 Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    FELATUN BEY ile RAKIM EFENDİ
    Ahmet Mithat Efendi
    Özet
    Mustafa Merakî alafrangalık meraklısıdır. Biri kız, biri erkek iki çocuğu vardır. Bunları çok şık giydirir, fakat öğrenimlerine o kadar önem vermez. Oğlu Felatun Bey büyüyünce kalemlerden birine memur olur, fakat işe gidecek yerde vaktinin çoğunu eğlence yerlerinde, ahbapları ziyaretle filan geçirir. Babası ölünce payına on altı bin liralık bir miras düşer. Polini adli bir aktriste âşık olur. Sonunda âşık olduğu aktris uğrunda bütün servetini tükettiği gibi bin beş yüz lira da borca girer, tanıdıklarından birinin yardımıyla Akdeniz adalarından birinde bir mutasarrıflık elde ederek İstanbul’dan uzaklaşır.
    Rakım Efendi ise eski Tophane kavaslarından birinin oğludur. Daha bir yaşında iken babası ölmüştür. Annesiyle Arap dadısı Fadayi’nin çalışmaları sayesinde öğrenimini tamamlar; hariciye kalemlerinden birine memur olur, buraya önce parasız, sonra da ufak bir aylıkla gidip gelir. Fransızca öğrenir, bir matbaacıya kitap çevirir, yabancılara Türkçe dersi verir, böylece epey para kazanır ve Canan adlı küçük bir cariyeyi satın alarak ona okuma yazma öğretir, piyano dersi aldırır. Sonunda, iyice yetişmiş bulunan Canan ile evlenir.

    Roman Kahramanları:
    Felatun Bey, giyime kuşama çok düşkün biridir. Varlıklı bir aile çocuğu olduğu için su gibi para harcar. Ona göre Batılılaşmak, lüks yaşamak, şık giyinmek ve eğlence yerlerinde gezip tozmaktır. Felatun Bey, yarım yamalak Fransızcasıyla yabancı aileler arasında dolaşmaktan zevk almakta, belli bir iş tutmamakta, zamanı mağazaları dolaşmakla, elbise provaları yaptırmakla, eş dost ziyaretleriyle geçirmektedir. Babası ölünce büyük bir mirasa konar; ancak varını yoğunu tanıştığı bir İtalyan kadın oyuncuya yedirir. Baba mirasını hepten tüketince, eski aile dostları yardımına koşar, ona İstanbul dışında bir iş bulurlar. Felatun Bey, büyük bir utançla İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır. Felatun Bey Avrupa uygarlığının yalnız kabuğunu görmüş, Avrupalıların yalnız süs ve giyiniş tarafını taklit etmiştir.

    Rakım Efendi, Felatun Bey’in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır; kişilikli bir insan olur. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan’ı eğitir, yetiştirir ve sonunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar.

    Canan, esir bir kızdır. Fedai kalfa tarafından eve getirilmiş ve iyi bir şekilde eğitilmiştir. Josefino’dan piyano dersleri de almıştır. Daha sonra Rakım Efendi’yle evlenmiştir.

    Josefino: Serbest bir hayat yaşayan iyi kalpli bir kızdır. Rakım’ı sever ve onun metresi olmak ister. Piyano hocalığı yapar.

    Polini: İtalyan bir aktristir. Zengin adamlarla birlikte olarak onların paralarıyla lüks bir hayat yaşar.

    Romanın ana fikri:
    Eser, Avrupa uygarlığı çevresine girmeğe başlayan Türkiye’de bu yeni uygarlığı hazmedemeyerek türemeğe başlayan züppe tipini anlatmaktadır.





    Romanla İlgili Önemli Notlar
    Yazar, züppe tipini daha iyi anlatabilmek için, onun karşısına erdemli bir insan tipin Rakım Efendi’yi, çıkarır. Bu karşıtlık, Romantizmin bir özelliğidir. Yazarın yer yer romanın akışını keserek bilgi vermesi, romanın teknik olarak zayıflığındandır. Yine romandaki tabiat ve eşya tasvirlerinin gerçekçi olamaması romanın teknik yönden zayıf olasına neden olmuştur.

    Yazarın hayranlıkla tasvir ettiği ve yücelttiği Rakım Efendi birçok bakımdan Ahmet Mithat Efendi’nin kendisidir. O da Ahmet Mithat Efendi gibi çalışarak alnının teriyle başarı kazanmış, başarı ve saadete kavuşmuştur. Romanda anlatılan çevre, Felatun Bey, İngiliz aile, Josefino muhtemelen yazarın tanığı kişilerdir. İşte Romanı inandırıcı yapan taraf, bu romancı ile eseri arasındaki hayati münasebettir.

    Felatun Bey ile Rakım Efendi bir karakter romanıdır. A.Mithat Efendi burada, birisi gülünç, ötekisi takdire şayan ve örnek tutulmağa değer iki insan tipinin portresini çizer. Bu iki tip yaşadıkları devir ve sosyal çevreyle yakından ilgilidirler. Felatun Bey, Tanzimat’tan sonra Türk toplumunda türeyen alafranga tipini temsil eder. Rakım Efendi ise doğu kültürünü özümsemiş fakat batıyı da ihmal etmemiş “ Avrupalı müsbet yeni Osmanlı” bir tiptir.

    Ahmet Mithat Efendi Kahramanlarına şahsiyet ve karakterlerine uygun adlar verir. Mustafa Merakî Efendi’nin (Merakî) adını almasının nedeni mizacını belirten bu kelimeyi (merak) sık sık tekrarlamasıdır. Felatun adı Felatun Bey’e kendisini Eflatun kadar akıllı zannetmesinden dolayı verilmiştir. “**çülü” ve “yazı yazan” anlamlarına gelen “Rakım” adı, onun karakter ve mesleğine uygundur. Fedai Kalfa kendisini Rakım uğruna feda etmeğe hazır bir kadın olduğundan bu ismi almıştır.
    nur_doqan94 ve aysegul_bjk bunu beğendi.
  8. ceyda19

    ceyda19 Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    FELATUN BEY ile RAKIM EFENDİ
    Ahmet Mithat Efendi
    Özet
    Mustafa Merakî alafrangalık meraklısıdır. Biri kız, biri erkek iki çocuğu vardır. Bunları çok şık giydirir, fakat öğrenimlerine o kadar önem vermez. Oğlu Felatun Bey büyüyünce kalemlerden birine memur olur, fakat işe gidecek yerde vaktinin çoğunu eğlence yerlerinde, ahbapları ziyaretle filan geçirir. Babası ölünce payına on altı bin liralık bir miras düşer. Polini adli bir aktriste âşık olur. Sonunda âşık olduğu aktris uğrunda bütün servetini tükettiği gibi bin beş yüz lira da borca girer, tanıdıklarından birinin yardımıyla Akdeniz adalarından birinde bir mutasarrıflık elde ederek İstanbul’dan uzaklaşır.
    Rakım Efendi ise eski Tophane kavaslarından birinin oğludur. Daha bir yaşında iken babası ölmüştür. Annesiyle Arap dadısı Fadayi’nin çalışmaları sayesinde öğrenimini tamamlar; hariciye kalemlerinden birine memur olur, buraya önce parasız, sonra da ufak bir aylıkla gidip gelir. Fransızca öğrenir, bir matbaacıya kitap çevirir, yabancılara Türkçe dersi verir, böylece epey para kazanır ve Canan adlı küçük bir cariyeyi satın alarak ona okuma yazma öğretir, piyano dersi aldırır. Sonunda, iyice yetişmiş bulunan Canan ile evlenir.

    Roman Kahramanları:
    Felatun Bey, giyime kuşama çok düşkün biridir. Varlıklı bir aile çocuğu olduğu için su gibi para harcar. Ona göre Batılılaşmak, lüks yaşamak, şık giyinmek ve eğlence yerlerinde gezip tozmaktır. Felatun Bey, yarım yamalak Fransızcasıyla yabancı aileler arasında dolaşmaktan zevk almakta, belli bir iş tutmamakta, zamanı mağazaları dolaşmakla, elbise provaları yaptırmakla, eş dost ziyaretleriyle geçirmektedir. Babası ölünce büyük bir mirasa konar; ancak varını yoğunu tanıştığı bir İtalyan kadın oyuncuya yedirir. Baba mirasını hepten tüketince, eski aile dostları yardımına koşar, ona İstanbul dışında bir iş bulurlar. Felatun Bey, büyük bir utançla İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır. Felatun Bey Avrupa uygarlığının yalnız kabuğunu görmüş, Avrupalıların yalnız süs ve giyiniş tarafını taklit etmiştir.

    Rakım Efendi, Felatun Bey’in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır; kişilikli bir insan olur. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan’ı eğitir, yetiştirir ve sonunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar.

    Canan, esir bir kızdır. Fedai kalfa tarafından eve getirilmiş ve iyi bir şekilde eğitilmiştir. Josefino’dan piyano dersleri de almıştır. Daha sonra Rakım Efendi’yle evlenmiştir.

    Josefino: Serbest bir hayat yaşayan iyi kalpli bir kızdır. Rakım’ı sever ve onun metresi olmak ister. Piyano hocalığı yapar.

    Polini: İtalyan bir aktristir. Zengin adamlarla birlikte olarak onların paralarıyla lüks bir hayat yaşar.

    Romanın ana fikri:
    Eser, Avrupa uygarlığı çevresine girmeğe başlayan Türkiye’de bu yeni uygarlığı hazmedemeyerek türemeğe başlayan züppe tipini anlatmaktadır.





    Romanla İlgili Önemli Notlar
    Yazar, züppe tipini daha iyi anlatabilmek için, onun karşısına erdemli bir insan tipin Rakım Efendi’yi, çıkarır. Bu karşıtlık, Romantizmin bir özelliğidir. Yazarın yer yer romanın akışını keserek bilgi vermesi, romanın teknik olarak zayıflığındandır. Yine romandaki tabiat ve eşya tasvirlerinin gerçekçi olamaması romanın teknik yönden zayıf olasına neden olmuştur.

    Yazarın hayranlıkla tasvir ettiği ve yücelttiği Rakım Efendi birçok bakımdan Ahmet Mithat Efendi’nin kendisidir. O da Ahmet Mithat Efendi gibi çalışarak alnının teriyle başarı kazanmış, başarı ve saadete kavuşmuştur. Romanda anlatılan çevre, Felatun Bey, İngiliz aile, Josefino muhtemelen yazarın tanığı kişilerdir. İşte Romanı inandırıcı yapan taraf, bu romancı ile eseri arasındaki hayati münasebettir.

    Felatun Bey ile Rakım Efendi bir karakter romanıdır. A.Mithat Efendi burada, birisi gülünç, ötekisi takdire şayan ve örnek tutulmağa değer iki insan tipinin portresini çizer. Bu iki tip yaşadıkları devir ve sosyal çevreyle yakından ilgilidirler. Felatun Bey, Tanzimat’tan sonra Türk toplumunda türeyen alafranga tipini temsil eder. Rakım Efendi ise doğu kültürünü özümsemiş fakat batıyı da ihmal etmemiş “ Avrupalı müsbet yeni Osmanlı” bir tiptir.

    Ahmet Mithat Efendi Kahramanlarına şahsiyet ve karakterlerine uygun adlar verir. Mustafa Merakî Efendi’nin (Merakî) adını almasının nedeni mizacını belirten bu kelimeyi (merak) sık sık tekrarlamasıdır. Felatun adı Felatun Bey’e kendisini Eflatun kadar akıllı zannetmesinden dolayı verilmiştir. “**çülü” ve “yazı yazan” anlamlarına gelen “Rakım” adı, onun karakter ve mesleğine uygundur. Fedai Kalfa kendisini Rakım uğruna feda etmeğe hazır bir kadın olduğundan bu ismi almıştır.
    esmac ve aysegul_bjk bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş