FELSEFE BİLGİSİ

Konu 'Felsefe' bölümünde aygül_aygül tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. aygül_aygül

    aygül_aygül Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.188
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    36

    I. FELSEFEYE GİRİŞ


    A.FELSEFENİN ANLAMI

    Bugünkü bildiğimiz anlamda, felsefeyi ilk olarak ortaya koyan eski Yunanlılar olmuştur. Böyle bir felsefe, Klasik Çağ ya da Antik Çağ adı verilen, yalnız Yunan ve Roma kültürlerini içine alan M.Ö. 8. yüzyılda başlayıp M.S. 5. yüzyılda sona eren bir tarih aralığının ürünüdür. Bundan dolayı bu dönemdeki felsefeye Antik Felsefe de denir.
    Antik çağdan önce de felsefeye benzer şeyler bulunuyordu. O toplumların (Yunan öncesi) bir takım dini tasarımları- mythosları, efsaneleri-, diğer taraftan da bir takım bilgileri vardır. Bu mythoslar, bilinçsiz olarak çalışan kollektif hayal gücünden doğmadırlar. Bunlar gelenekle kuşaktan kuşağa geçerler. Bu bilgilerin köklerinin Tanrı’da olduğuna inanılır, onun için bunlara olduğu gibi inanılır. Diğer bilgiler ise tek tek kişilerin ya da kuşakların görgülerinden, pratik amaçlar bakımından doğa üzerinde düşünmelerinden kaynaklanmaktadır.
    Mythoslarda: “Bu evren nereden gelip, nereye gidiyor:”, “Bu dünyada insanın yeri ve yazgısı nedir?” sorularına bir cevap vardır. Bu cevaplar da oldukları gibi benimsenirler, bunlara hiçbir kuşku duymadan inanılır, bunlar yalnız inanç konusudurlar.
    Ancak öyle bir zaman gelir ki, insan bu cevaplarla yetinmez, bu sorular üzerine kendisi de düşünmeğe başlar. Mythos ile geleneğin verdiği cevaplarla yetinmemeye başlar. Bilmek, anlamak istediğine kendi aklıyla, kendi görgüleriyle ulaşmaya çalışır. Pratik bilgiler açısından da durum böyledir. Burada da öyle bir an gelir ki, insan bilgilerini ve görgülerini kendi varlığını ayakta tutmak için gerekli pratik- teknik bilgiler için kullanmakla yetinmez olur. Yalnız bilmek için de bilmek ister. Yani sadece salt bilmek peşinde olur. İşte felsefe böyle bir durumda doğmuştur.
    M.Ö. 6. yüzyılda Yunan kültürü, Yunan felsefesi böyle bir durumu yaşamıştır. Bu yüzyılda Yunanlılarda kutsal geleneğe bağlı açıklamalar bir kenara bırakılarak, tek kişinin kendi aklıyla, kendi görgüleriyle kurmağa çalıştığı bilime dayanmak isteyen tasarımlar üretilmeye başlandı.
    İşte böyle bir noktada Thales: “Varlığın ana maddesi, her şeyin kendisinden meydana geldiği varlık (arche) nedir?” sorusuna, kendinden önceki mitolojik, dinsel açıklamalardan farklı olarak, yine bu evrende varolan bir varlıkla cevapladı. Thales’e göre, ilk varlık (arche) “Su”dur.
    Bugün bizim de kullandığımız felsefe kavramı, Yunanca philosophia kelimesinden gelir. philosophia kelimesi, philia= sevgi, sophia= hikmet, bilgelik anlamına gelir. buna göre philosophia, bilgeliği sevme, bilgeliğe ulaşma çabası demektir.
    Platon’un öğrencilerinden Herakleides Pontikos’un söylediğine göre philosophia kelimesini ilkin kullanan Pythagoras’tır. Pythagoras kendine philosaphos (filozof) dermiş. Çünkü ona göre bilgelik, tam ve eksiksiz doğru yalnız tanrılara yakışır. İnsan bilgeliğe ulaşamaz, ancak onu sevebilir, sadece ona ulaşmağa çalışır.
    Buna göre philosophia durup dinlenmeden bilgiyi, doğruyu arama işidir. Düşünme ile olsun deney ile olsun burada varılmak istenen şey, “doğru”dur, “hakikat”tir. Felsefe doğruya ulaşmak ister, bunun için uğraşır. Eldekilerini bu amacı bakımından sürekli sorgular eleştiren bir süzgeçten geçirir. Kısaca philosophia bilgiyi bir sevmedir, ona varmak özleyişiyle yola düşme, onu elde etmek için bir çabadır.
    Felsefenin anlamını daha iyi kavrayabilmek için felsefenin diğer özelliklerine ve ana konularına geçmeden önce bilginin ne olduğunu, bilgi türlerinin açıklanması yararlı olacaktır.

    1. Bilginin Tanımı:
    Bilgi, suje ile obje arasındaki ilişkiden doğan ürüne denir. Burada suje= özne, bilen yani insandır. Obje= nesne ise bilinen yani varlıktır. Buna göre insanın, varlığı tanıma, anlama ve bilme çabası sonucu ortaya çıkan ürüne bilgi denir.
    Bilgi elde etme insana özgüdür. İnsan dış varlığa yönelir, onlardan gelen algıyı düşünme yoluyla bilgiye dönüştürür. Düşünme insanın zihin analında, objelerin bırakmış olduğu izler üzerinde sürdürdüğü bir etkinliktir.
    İnsan zihninde bilginin oluşmasını sağlayan obje ile suje arasındaki ilişkiyi kuran bağlara “bilgi akt”leri denir. Başlıca bilgi aktleri: Algılama akti, düşünme akti, anlama akti ve açıklama akti.
    2. Bilgi Türleri :
    Bilgi, araştıranın tutumuna, kullandığı yönteme, konunun niteliğine göre değişik adlar alır. Bunlar: “Gündelik bilgi, dini bilgi, teknik bilgi, Sanat bilgisi, bilimsel bilgi ve felsefi bilgi.

    a) Gündelik Bilgi (Empirik bilgi)
    İnsanın, günlük yaşamında karşılaştığı problemin çözümüne ilişkin denemelerden, problemin çözümüne ilişkin birkaç denemeden genellemelere ulaşması şeklinde ortaya çıkan bilgidir.

    Örneğin, kekik suyunun mide ağrısına iyi geldiği, papatya suyunun öksürüğe iyi geldiği şeklindeki bilgiler.

    *Özellikleri:

    -Özeldir. Kişinin kendi deneyimleri olduğu için, diğer insanlar için geçerli olmayabilir.
    - Genel geçerliği yoktur. Bir durum için geçerli olan, benzer durumlar için geçerli olmayabilir.
    - Düzensizdir. Belli bir yöntem izlenmeden ulaşılan bilgilerdir.

    b) Dini Bilgi:
    Tanrının, insanlara peygamberler aracılığıyla ve vahiy yoluyla bazı emir ve yasaklar bildirmesi sonucu ortaya çıkan bilgidir. Dini bilgi, kutsal olanla bunun karşısındaki insanın ve evrenin konumunu, durumunu ve görevini belirleyen bir bilgidir.

    Dini bilgide Tanrının bildirdiklerine kesin bir iman ile inanılır. Dini bilgi kaynağı bakımından İlahidir. Dini bilgi eleştirilemez ve değiştirilemezdir.

    c) Teknik Bilgi:
    İnsanın günlük yaşamı kolaylaştırmak için bazı araç, gereçler yapması ile ilgili bilgidir. Teknik bilgide temel amaç yarar sağlamaktır. İki türlü teknik bilgiden söz edilebilir.

    1)Gündelik bilgiye dayalı teknik bilgi: İnsanın, pratik olarak işleri kolaylaştırmak amacıyla gündelik deneyimlerine dayalı olarak ortaya konan teknik bilgidir. Örneğin, tulumba yapılması, el arabası yapımı gibi.

    2)Bilimsel bilgiye dayalı teknik bilgi: Bilimsel buluşlar, yasalar ya da ilkelerden yararlanılarak araç gereç yapılmasıdır. Örneğin, uçak yapımı, otomobil yapımı, röntgen cihazı yapımı vb.

    d) Sanat Bilgisi:
    Sanatçının çevresindeki olaylar ya da varlık karşısındaki heyecanlarını, duygulanımlarını sanat alanlarından birinde ifade etmesi sonucu ortaya çıkan bilgidir.
    Sanat bilgisi, özne nesne ilişkisinde, özneye sıkı sıkıya bağlıdır. Sanatçı, bilgiyi sadece “kendine özgü” olarak ortaya koyar. Örneğin, yeşil buğday tarlaları içindeki kırmızı lalelerin resmini yapan iki ressamın yorumlamaları, algıları birbirinden farklı olacaktır.

    e) Bilimsel Bilgi:
    Bilimsel yöntem ve akıl yürütme yoluyla varlıklar hakkında edinilen bilgidir. Belli bir alanda yoğunlaşan düzenli ve sistemli hale getirilmiş bu bilgiler, çeşitli bilim dallarını oluştururlar.
    Bilimsel bilgiler, ele aldıkları konularına, kullandıkları yöntemlerine ve amaçlarına göre üç gruba ayrılır: Formel bilimler, doğa bilimleri, insan bilimleri.

    1)Formel Bilimler
    Konusu duyularla kavranamayan, ancak zihinsel olarak varolduğu kabul edilen ilke ve sembollerin oluşturduğu bilimlerdir. Bunlar mantık ve matematiktir.
    Formel bilimler, genel olarak tümdengelim (dedüksiyon) yöntemini kullanır.

    2)Doğa Bilimleri
    Doğayı ve doğada yer alan varlıkları, doğada gerçekleşen olayları inceleyen bilimlerdir. Örneğin, fizik, kimya, astronomi ve biyoloji gibi bilimlerdir.
    Doğa bilimleri de genel olarak tümevarım yöntemini kullanırlar.

    3)İnsan Bilimleri

    İnsanla ilgili olayları, insanın değişik yönlerinin ve insanların bir arada yaşamalarından meydana gelen olayları inceleyen bilimlerdir. Örneğin, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, tarih, hukuk vb.



    Bilimsel Bilginin Özellikleri:

    a)Nesnellik: Bilimsel bilgi bireyden bireye değişmeyip herkes için aynı olan bilgidir.
    b)Evrensellik: Bilim, herhangi bir milletin, ırkın, dinin malı değildir. Her milletten insanlar bilimsel çalışma yapabilir. Örneğin, Amerikalı bir bilim adamının fizik alanındaki bir çalışmasını Japon bir bilim adamı devam ettirebilir.
    c)Akla dayalı olması: Bilimsel bilgi insan aklının bir ürünüdür. Akıl ve mantık ilkelerine uygundur.
    d)Merak ve hayret: Bilim, insanın çevresindeki olayları veya varlıkları merak etmesi ve bunlar karşısında duyduğu hayret sonucu ortaya çıkmıştır.
    e)Birikimli olarak ilerleme: İlk bilimsel çalışmalardan günümüze kadar bilimsel bilgiler birikerek gelmiştir. Ancak her defasında biraz daha ileriye götürülerek ilerlemiştir.
    Örneğin, ilk astronomi gök sistemi olan Batlamyus sisteminde yer merkezde, güneş, ay ve diğer gezegenler onun etrafında dairesel olarak hareket ederler. Daha sonra Kopernik yerin merkezde olamayacağını, ancak güneşin merkezde olabileceğini, yaptığı çalışmalarla ortaya koymuştur. Kepler de yörüngenin dairesel olamayacağını; gezeğenlerin, odaklarından birinde güneş bulunan elips yörünge çizdiklerini ortaya koymuştur. Bu şekilde astronomi sistemleri ile ilgili bilgilerde ilerleme olmuştur.
    Burada ilerleme, olaylar hakkında elde edilen bilginin nesnel gerçekliğine en uygun hale gelmesidir.
    f)Olgusallık: Bilimsel bilgi, yargıları doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir olayları dile getirir.
    Ayrıca bilim olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini inceleyerek yasalara ulaşmaya çalışır.

    f- Felsefe Bilgisi:

    Felsefi düşünce yoluyla gelen geçer ve kesinlikten uzak, ama önyargısız, iyi temellendirilmiş güvenli ve tutarlı bilgilerden oluşan bilgiye felsefe bilgisi denir.

    3- Felsefe Bilgisinin Özellikleri

    Felsefenin ve dolayısıyla felsefe bilgisinin ne olduğunu daha iyi anlamak için şu özelliklerin bilinmesi uygun olacaktır.

    a) Felsefe sürekli soru sorma faaliyetidir. Felsefe ele aldığı konular üzerine sorular sorar. Sürekli araştırmaya dayanan eleştirili bir tutumun sonucu olarak ortaya çıkar. Felsefe problemleri bir defa çözüldüler mi felsefe olmaktan çıkar. Bunlar bilimin konusu haline gelir. bir filozofun dediği gibi: “Felsefe çözülmemiş problemlerin disiplinidir.”

    b) Felsefe bilgi üstüne bilgi faaliyetidir. Buna göre felsefe, kendi dışındaki bilgi dallarının ortaya koyduğu verileri de sorgular, eleştirir, yorumlar. Örneğin bilime dayanarak yapılan bilim felsefesi ya da sanat verilerine dayanarak yapılan sanat felsefesi gibi.

    c) Felsefi bir sistemin doğruluğu ya da yanlışlığı araştırma konusu yapılamaz. Ancak kendi içinde tutarlı olup olmadığına, çelişkili yargılarda bulunup bulunmadığına bakılır.

    d) Felsefe bilgisi insan, varlık, bilgi ve değer hakkında oluşturulan sistemli ve düzenli bir bilgidir. Filozof, ele aldığı konuları mantık ilkelerine son derece uygun, düzenli olarak inceler.

    e) Felsefe bilgisi yığılan, birikimsel bir bilgidir. Buna göre filozofların akıl yürütme ile ulaştığı sonuçlar üst üste birikerek bir bütün oluşturur.

    f) Felsefe bilgisi aklı temel alan bir soruşturma ve genel araştırmanın sonucu olan bilgidir.

    e) Felsefe bilgisi yığılan, birikimsel bir bilgidir. Buna göre filozofların akıl yürütme ile ulaştığı sonuçlar üst üste birikerek bir bütün oluşturur.

    f) Felsefe bilgisi aklı temel alan bir soruşturma ve genel araştırmanın sonucu olan bir bilgidir.

    g) Felsefe bilgisi birleştirici ve bütünleştiricidir. O varlığı ve yaşamı bir bütün olarak ele alır.

    h) Felsefe diğer bilimlerde olduğu gibi ilerleme özelliğine sahip değildir. Felsefe tarihinde, sonra gelen filozof, önce gelen düşünürleri aşmış, onların çözemediği problemleri çözüme kavuşturmuş değildir.

    ı) Felsefe bilgisi, doğruluğu açıkça saptanabilen bir bilgi değildir. Felsefe, bir konu hakkında filozofun düşüncelerini içeren bilgiler şeklindedir. Dolayısıyla doğruluğunu ispatlamak gibi bir durum söz konusu değildir.

    i) Felsefe bilgisi, filozofun kişiliğini yansıtan bilgiler ortaya koyar. Felsefede bilimlerde olduğu gibi objeye bağlı kalan bir objektiflik yoktur.

    j) Filozofun içinde yaşadığı toplumsal koşullar onun felsefesini etkiler. Filozof da sosyalleşmiş bir varlık olarak toplumun özelliklerinden etkilenir.

    k) Ayrıca filozof içinde yaşadığı toplumu da etkiler. Filozoflar düşünceleriyle toplumsal koşulların değişmesinde de önemli rol oynayabilir.

    l) Felsefe bilgisi evrenseldir, çünkü insan yaşantısına giren her şey felsefe konusu olabilir.

    4- Felsefenin Konuları
    Temelde, felsefenin konularını varlık, bilgi ve değerler oluşturur. Bunun yanında ele alınan problemler ve konulara bağlı olarak ortaya çıkan felsefenin alt dalları da vardır. Bunlar;

    ·Bilgi felsefesi
    ·Bilim felsefesi
    ·Varlık felsefesi
    ·Ahlak felsefesi
    ·Siyaset felsefesi
    ·Sanat felsefesi
    ·Din felsefesidir.

    - Bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini, değerini, insan aklının neyi, nasıl bilebileceğini araştıran Bilgi felsefesi felsefenin temel konularındandır.
    - Bilim rasyonel bir faaliyet midir? Tümevarım yöntemi temellendirilebilir mi? Bilimlerin kullandığı yöntemler sağlam ve kesin yöntemler midir? İşte bu sorulara cevap bulmaya çalışan Bilim felsefesidir.
    - Varlığın gerçekten var olup olmadığı, görünüşlerin ötesinde gerçek bir varlık alanı var mıdır? Varlık ne olarak vardır? türünden problemlerin disiplini Varlık felsefesidir.
    - İnsan eylemlerinin ahlaksal bakımdan temelleri nedir? İnsan eylemlerinde neyin doğru, neyin yanlış olduğu, evrensel ahlak yasasının varlığı, insan için en yüksek mutluluk neden meydana gelir? İnsan mutluluğa nasıl erişebilir? türünden problemlerle ilgili disiplin Ahlak felsefesinin konularını oluşturur.
    - İnsan, insan grupları içinde yaşar. Bu nedenle insan amaçlarını bir toplum içinde gerçekleştirebilmek için, genelin iyiliğini gözeten yasalara ve yönetim biçimine ihtiyaç duyar. İşte Siyaset felsefesi, insan davranışlarını doğrudan etkileyen yasaları, yönetim biçimlerini konu alır. Yasaların kaynağını, insan için en iyi yönetim biçiminin ne olduğunu araştırır.
    - Güzellik nedir? Sanatın kaynağı nedir? Sanat eseri nasıl oluşur şeklindeki soruları konu alan Sanat felsefesi ya da Estetik felsefenin konularından bir başkasıdır.
    - Tanrı’nın varlığı, insanın evrendeki yazgısı, ruhun ölümsüzlüğü gibi problemleri alan Din felsefesi de diğer bir temel felsefe konusudur.

    Felsefenin bu konuları çağlara, tarihsel ve toplumsal koşullara göre değişmiş, biri diğerlerine göre öne çıkmıştır. Örneğin ilk çağda varlık felsefesi önem kazanmış, filozoflar doğaya ilişkin araştırmalar yapmış, felsefenin öncelikli problemi varlığı meydana getiren ana madde (arche) nedir? sorusu olmuştur. İki yüzyıl kadar sonra insana yönelinmiş, insan ve toplumla ilgili problemler ön plana çıkmış ahlak ve bilgi felsefesi önem kazanmış. Yine ortaçağda ağırlık kazanan din felsefesi, rönesanstan sonra akla ve bilime yönelmiş, dolayısıyla bilgi felsefesi önem kazanmıştır. 19 ve 20. yüzyıllarda bilimlerdeki olağan üstü ilerlemelerle bilim önem kazanmış, bilim felsefesi ön plana çıkmıştır.
    Fakat bütün bunlara rağmen, felsefenin bu dallarından üç tanesi tarihsel süreç içerisinde, kendilerini felsefenin hiç değişmeyen dalları olarak göstermiştir. Bunlar varlık felsefesi, bilgi felsefesi, ve ahlak felsefesidir.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş