'Felsefe neden gereklidir' konulu komozisyon

Konu 'Felsefe' bölümünde bermal tarafından paylaşıldı.

  1. bermal

    bermal Üye

    Katılım:
    1 Ekim 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    ya arkadaşlr felsefe nden gereklidir knulu bi kompozisyon yazmm lazım yardın ederseniz sevinirim:97:
  2. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    İnsan yaşamını yönlendirebilen varlıktır. Bu yönlendirmede bilme ve bilinç önemli rol oynar. Bilinçli bireyler yaşamının yol haritasını kendileri çizerler. İnsanın varoluşunu gerçekleştirme sürecinde Felsefenin payı nedir? İnsanın öncelikle kendini tanıması, bilmesi gerekir. Yetenekleri, ilgi alanı, bilgi donanımı gibi. Sonrasında hedeflerini amaçlarını bilmeli ve o amaca götürecek araçlar saptamalıdır. Bütün bunlar bilinç ister düşünme ister yani felsefe ister.

    Niçin Felsefe sorusunu öncelikle kendi adıma kendimde yanıtlamak istiyorum. Bu yanıt akademik olmaktan ziyade daha çok yaşamsal çıkarımlardır. Ben lise fen alanı mezunu olduğum halde ilk tercihimle felsefe bölümüne girdim. Uluğ hocamın büyük desteği ve katkısı ile mezun olup 21 yıldır da felsefe öğreticiliği yapıyorum. Dershanede felsefe eğitimi vermenin zorluğu düşünülürse bunun telafisini işte felsefe kulübümüzdeki söyleşilerle yapıyoruz, yapmaya çalışıyoruz. Ancak liselerimizde de dershanelerimizde de öğrencilerimiz, gençlerimiz ‘’Bundan nasıl soru çıkar, kaç soru çıkar?’ yararcılığı ile bakıyorlar olaya... Bu durumda özellikle bu sınav sistemi ile de felsefenin durumu içler acısıdır. Oysa ki felsefi düşünmeye sahip olmamış, felsefi düşünmeyi öğrenmemiş gençler diğer sorularda da kolay hata yaparlar. Özellikler ÖSS türü sınavlarda okuduğunu anlama ve doğru yorumlama gereklidir. Ezbere dayalı bilgi yüklenmesi başarı sağlamayacaktır. Gençlerin felsefeye ihtiyacı var. Çünkü okuduğuna ve dinlediğine körü körüne inanmadan, sorgulayarak, eleştirisel yaklaşımla yorumlamak ve anlamlandırmak ancak felsefe bilmekle mümkündür. Az gelişmiş toplumların hastalığı olan Fanatizm hem dinsel hem töresel hem töresel hem sportif fanatizm , bağnazcılık ancak felsefe ile yenilebilir. Bu nedenle gençlerimiz için felsefe gereklidir. Sonuçta üniversite bir araç. Temel amaç mutlu ve anlamlı yaşamaksa bu felsefe bilmekle sağlanacaktır.

    Dünya üzerinde gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerin ayrımı kesinlikle temelde felsefeye sağlanan destek, gösterilen ilgi ile yakından ilgilidir. Örneklemek çok kolay. Batı ülkelerini ele alalım. Aydınlanmayı sağlamış, ortaçağ din bağnazlığını yıkmış, kul yerine birey olmayı başarmış bireyler çağdaş toplumları oluşturmuştur. Bireyler , doğru düşünebilen, önceliklerini ve seçimlerini saptayabilen insanlardır. Komşumuz Yunanistan’da bile felsefe derslerine diğer derslerden ayrı ve özel bir önem verildiğini biliyoruz. Doğu ülkelerine baktığımızda Batı ile çağdaş olmalarına karşın Doğu, ortaçağı yaşamakta, dinsel fanatizmin ve bağnazlığın pençesinde kıvranmaktadır. Afganistan, Suudi Arabistan toplumlarını medyadan izliyoruz. Ortaçağdan fırlamış gibi ekranlara yansıyan bu insanların böyle olmalarının nedeni yaşamlarını, öğretilenleri, törenlerini sorgulamamaları, eleştirisel düşünememeleridir. Olayın ekonomik, siyasi gibi çeşitli etkenleri olmakla birlikte asıl sorun eğitimde özellikle de felsefe eğitimindedir.

    Özetle ‘kul’ insan ile ‘birey’ insan arasındaki farkı yaratan felsefedir dersek abartmış olmayız. Kul için her şey önceden saptanmış soru ve sorun yok yanıt var. Yanıtlar mutlak ve değişmezdir. Birey için ise soru ve sorun var, yanıt yok. Yanıt araştırılacak, sorgulanacak,değişecek ve yenilenebilecektir .

    İnsanlığın barış içinde, çağcıl değerlerin yönlendirdiği bir toplumda yaşayabilmesi, bireylerden oluşan, kendisi ve çevresi ile barışık, kendine göre bir dünya görüşü olan, olaylara gelişmelere sağlıklı bilimsel yöntemlerle bakabilen ve algılayabilen insanlarla oluşacaktır. Bu toplumlarda hoşgörü, eşitlik, özgürlük gibi değerlerin etkili olabilmesi yine iyi yetişmiş bilinçli insanlarla mümkündür. Yani insanlara ‘ Siz demokrasi ile yönetiliyorsunuz, bu rejimde de sizler eşitsiniz, hoşgörü ve özgürlükler var.’ Demekle toplum çağcıl olamıyor. İnsanların o toplumsal değerlere uygun eğitim almaları özellikle siyasi bilincinin, felsefi bilincinin tam olması gerekmektedir. Aksi halde insan, sürü insanı olmaya mahkumdur.

    Eğitimde, siyasette, sporda, sağlıklı düşünebilen, aynı olaya saplantıya dönüşmeden farklı açılardan bakabilen insanlar başarılı olacak ve toplumlarını çağcıl değerlere sürükleyeceklerdir.

    İnsanın birey olarak geleceğini belirleyebilmesinde önemli kararlarını önceliklerine göre verdiği ve seçimlerinin de yaşamını yönlendirdiğini biliyoruz. Seçimlerimiz bizim geleceğimizdir. Seçimlerin sağlıklı olması iki faktöre bağlıdır. Seçim yapan kişinin, bilinçli sağlıklı düşünebilen birey olması, bu olgunluğa erişmiş olması gereklidir. İkinci boyutta seçilecek seçeneklerin iyi tanınması, iyi bilgi donanımına sahip olunması gerekmektedir. İşte bütün bunlar göz önüne alındığında basit bir seçimden toplumsal seçimler ve önceliklere kadar tüm seçimlerimizde Felsefeye, felsefi düşünme disiplinine gereksinimimiz vardır. Bunun somut örneklerini ilkçağdan günümüze bulmak çok zor değildir.

    Olayın bir başka boyutu ise felsefe, insanların kafasında farklı çağrışımlar yaratıyor. Özellikle bu etkinliklerden nasibini almamış insanlar felsefenin diğer bilimlerden farklı bir uğraş alanı olduğunu düşünürler. Bu yargılamada birazda geçmişte felsefenin, sırça köşklerde küçük bir azınlığın anlayabileceği dille yapılmasının da rolü olmuştur. Felsefecinin biraz garip olmasının nedeni herkesten farklı düşünmesi ve düşündüğü gibi yaşamak istemesidir. Olaylara farklı açılardan bakabilmesidir. Sporda, dinde, siyasette hatta bilimde bile fanatik, dogmatik olmayışındandır.

    Felsefeci metafizik kavramlarla ya da boş laf kalabalığı ile uğraşan kişi değildir. Aksine düşünen, düşüncesini yaşama aktarabilen insandır. Toplumun lokomotifidir. Fransız ihtilalinde olduğu gibi toplumu yönlendirendir. Aydınlanma felsefesinin (J.J. Ruso – Voltair - Monteskiyö gibi düşünürlerin) Fransız İhtilalinde ve onun getirdiği toplumsal değişimlerde payı büyüktür. Felsefeciler Server Tanilli hocamızın söylediği gibi savaşların olmadığı, halkların ve kültürel kimliklerin saygı gördüğü gerçekten barışçı bir dünya kuracaklardır. Aynı zamanda emeğin ve alın terinin sömürülmediği kadının erkeğe oranla geri sayılıp ezilmediği, insanların tüm yeteneklerini özgürce sergileyip gelişebildiği, insanın kendisini insan olarak gerçekleştirebileceği bir toplum düzenine kavuşmasında etkili olacaklardır. Buna yürekten inanıyorum.

    Filozoflar bugüne kadar dünyayı hep yorumlarken artık değiştirme zamanı, hareket zamanıdır. Düşünce eyleme dönüştüğünde niçin felsefenin yanıtı daha somut görülecektir.

    *Daha mutlu, umutlu, çağcıl, barış içinde bir dünya için felsefe

    *Kul insandan birey insana evrensel insana geçiş için felsefe

    *Evrensel dilin sevgi ve müzik olduğu savaşların sömürülerin olmadığı bir dünya için felsefe

    *İnsan için insanca olan için felsefe

    Niçin Fizik, niçin Kimya, niçin Biyoloji, niçin jeoloji sorularının yanıtı ne ise, niçin felsefe sorusunun yanıtı da en az odur. Bütün bu yanıtlara ek olarak felsefe, bilimlerden farklı olarak evreni bütünsel açıklamak ister. Pozitif ya da somut bilimlerin de felsefeye gereksinimi vardır. Sorgulayıcı ve eleştirisel düşünmeyen bilim adamı olamaz. Metodik şüphenin bilimlerin gelişmesine katkısı büyük olmuştur. Bilimler, bilimsel etkinliklerinin sonucuna bakarlar, sonuç, doğrulanabilir ve kanıtlanabilir ise bilimsel sayarlar. Aksi halde saymazlar. Oysa felsefe bilimsel olmanın ölçütünde paradigmayı da kullanır. Önemli olan yapılan etkinlikteki paradigmadır yani bakış açısıdır. Bunu somut örneklere indirgemek mümkündür. Üniversiteye hazırlanan öğrencilere sınav sonrasında tek soru sorarlar, ‘Kazandın mı?’ Nereyi kazandın sorusu bile sonradan gelecektir. Oysa sınav sonucu ile birlikte öğrencinin sınava hazırlanırken izlediği yol doğru ise yani öğrenci üzerine düşeni yapmış ise sonucun algılanmasında ve yorumlanmasında göz önüne alınması gerekir. Bu ancak felsefi bakış açısıyla ya da empatik düşünebilme ile mümkündür.

    *Bilimin bilimsel sonuçların değerlendirilmesi yorumlanması işinde felsefeye gereksinim vardır.

    *Teknolojinin hızla geliştiği toplumlarda insan ilişkileri de değişmekte buna bağlı olarak sosyal değerlerde değişmektedir. Bu durumda değer felsefesine ihtiyaç vardır. İyi – kötü kavramlarının içi ancak etik ile doldurulabilir.


    *En iyi toplum yönetim biçimi için siyaset felsefesine gereksinim var ütopya felsefenin işidir.

    *Güzel ve Çirkinin sorgulanması insanın yüceliği olan sanat için felsefeye gereksinim vardır.




    uzun ama yardımcı olur..;)

Sayfayı Paylaş