FeLseFe SoruLar

Konu 'Felsefe' bölümünde FıRTıNa-uA tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. FıRTıNa-uA

    FıRTıNa-uA Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    1

    1-Felsefe nasıl ortaya çıktı
    2-bilimsel olan ve bilimsel olmayan bakış açıları arasında ne tür farklar vardır
    3-Doğru düşünmeyi yanlış düşünmeden ayıran temel özellikler nelerdir

    arkadaşlar bu soruların cewaplarını en geç yarına bulabilirmisiniz.. ?
  2. FıRTıNa-uA

    FıRTıNa-uA Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    1
    yau kimse bulamadı cvpları cok lazımdı..... :S
  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    1-Bugünkü anlamıyla felsefe, nerede ve nasıl başladı?

    Felsefeye ve düşünce tarihine ilişkin bugünkü bilgilerimiz, felsefenin eski Yunanistan’da başlamış olduğunu söylememizi gerektiriyor. Gerçekten de, felsefenin cevap vermeye çalıştığı «evrenin kaynağı ve temeli nedir? », «İnsan yaşamının anlamı ve amacı nerededir?» gibi sorulara, akla dayanarak karşılık bulmaya çalışan ilk düşünürlere, eski Yunanistan’da rastlıyoruz. Bu düşünürler, dinlerin ve mitosların (efsanelerin), bu çeşit sorulara verdikleri cevaplarla yetinmemişler; akla ve kavramlara dayanan felsefi-bilimsel karşılıklar bulmaya çalışmışlardı. ister Çin’den, Hint’ten, Önasya’dan, ister Yunanistan’dan kaynaklanmış olsunlar, mitoslar, bu çeşit sorulara cevap verirken dinsel düşüncenin kendine özgü özelliklerinden kurtulamıyorlardı. Mitoslarda ele alınan en genel sorulara (örneğin, «evrenin kaynağı nedir? » sorusu) verilen karşılıklar inanca dayanıyor; inanç üzerinde temelleniyordu. Başka bir deyişle, mitoslarda, akla dayanan özgür düşüncenin işleyişi görülmüyordu. Üstelik mitoslarda, kavramlar değil imgeler (imajlar) ağır basıyordu. Yani sundukları açıklamaların temelinde, kavram (genel ve soyut düşünceler) değil, somut varlıklar ve bunların insan zihnindeki yansıları yer alıyordu. Demek ki mitoslar, insan gibi tasarladıkları (insan suretinde ve kişi olarak kavradıkları) bazı güçleri, yani çeşitli tanrıları işin içine sokarak, evrenin ve insanoğlunun ortaya çıkışını açıklamaya çalışıyorlardı. Evrenin kaynağında (kökünde) “ne vardır?”, diye sormuyorlardı; “kim vardır?” diye soruyorlardı. Mitoslar, evreni ve tüm doğa olaylarını, kişi olarak tasarlanan ve inanç konusu olan güçlerle açıklama çabasından başka şey değildi. Örneğin Türk mitolojisi evrenin yaradılışını şöyle açıklıyordu: “Daha gök ve yer yaratılmadan önce her şey sudan ibaretti. Ne toprak, ne güneş, ne de ay vardı. Bütün tanrıların en büyüğü; her varlığın başlangıcı ve insanoğlunun atası Tanrı Kara-Han, önce kendisine benzer bir mahluk yarattı ve ismine Kişi dedi. Kara-Han ve Kişi, iki siyah kaz gibi rahatça, su üzerinde uçuşuyorlardı. Fakat Kişi, bu mesut sükunetten memnun değildi. O, Kara-Handan daha yükseğa -uçmak istiyordu” (Behçet Necatigil-Mitoloji Sözlüğü)

    İşte Türkistan’da, Çin’de, Hint’te, Mısır’da, eski Yunanistan’da ve başka birçok yerde örneklerine bol bol rastladığımız imgeye dayanan bu mitosçu düşüncenin eleştirilmesinden ve imgelerin yerine inanca değil akla dayanan felsefi bilimsel kavramların ve açıklama yapmaya çalışılmasından doğmuştur. Demek ki felsefe, dinlere kaynaklık etmiş olan ve özü bakımdan dinden farklı olmayan mitosların aşılmasıyla; evrenin kaynağı ve insan yaşamının anlamı gibi en genel sorunlara, dinsel düşüncenin etkisinden sıyrılarak kavramlarla ve akıl yürütmeyle cevap verme çabasıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Bu türden ilk cevaplara ise. yukarda belirttiğimiz gibi eski Yunanistan’da rastlıyoruz.
  4. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    diğerlerini bilemiyorum malesef
  5. semih1903

    semih1903 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Felsefede eğitimin amacı nedir??
    Felsefe neden gereklidir??
    Felsefenin hayatımızdaki yeri nedir??


    Sorularının cevaplarını alabilirmiyim mümkünse!!
  6. semih1903

    semih1903 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    cevap verebilçek var mıı????
  7. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
  8. semih1903

    semih1903 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekürler :)
  9. FıRTıNa-uA

    FıRTıNa-uA Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    1

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    1-Bugünkü anlamıyla felsefe, nerede ve nasıl başladı?

    Felsefeye ve düşünce tarihine ilişkin bugünkü bilgilerimiz, felsefenin eski Yunanistan’da başlamış olduğunu söylememizi gerektiriyor. Gerçekten de, felsefenin cevap vermeye çalıştığı «evrenin kaynağı ve temeli nedir? », «İnsan yaşamının anlamı ve amacı nerededir?» gibi sorulara, akla dayanarak karşılık bulmaya çalışan ilk düşünürlere, eski Yunanistan’da rastlıyoruz. Bu düşünürler, dinlerin ve mitosların (efsanelerin), bu çeşit sorulara verdikleri cevaplarla yetinmemişler; akla ve kavramlara dayanan felsefi-bilimsel karşılıklar bulmaya çalışmışlardı. ister Çin’den, Hint’ten, Önasya’dan, ister Yunanistan’dan kaynaklanmış olsunlar, mitoslar, bu çeşit sorulara cevap verirken dinsel düşüncenin kendine özgü özelliklerinden kurtulamıyorlardı. Mitoslarda ele alınan en genel sorulara (örneğin, «evrenin kaynağı nedir? » sorusu) verilen karşılıklar inanca dayanıyor; inanç üzerinde temelleniyordu. Başka bir deyişle, mitoslarda, akla dayanan özgür düşüncenin işleyişi görülmüyordu. Üstelik mitoslarda, kavramlar değil imgeler (imajlar) ağır basıyordu. Yani sundukları açıklamaların temelinde, kavram (genel ve soyut düşünceler) değil, somut varlıklar ve bunların insan zihnindeki yansıları yer alıyordu. Demek ki mitoslar, insan gibi tasarladıkları (insan suretinde ve kişi olarak kavradıkları) bazı güçleri, yani çeşitli tanrıları işin içine sokarak, evrenin ve insanoğlunun ortaya çıkışını açıklamaya çalışıyorlardı. Evrenin kaynağında (kökünde) “ne vardır?”, diye sormuyorlardı; “kim vardır?” diye soruyorlardı. Mitoslar, evreni ve tüm doğa olaylarını, kişi olarak tasarlanan ve inanç konusu olan güçlerle açıklama çabasından başka şey değildi. Örneğin Türk mitolojisi evrenin yaradılışını şöyle açıklıyordu: “Daha gök ve yer yaratılmadan önce her şey sudan ibaretti. Ne toprak, ne güneş, ne de ay vardı. Bütün tanrıların en büyüğü; her varlığın başlangıcı ve insanoğlunun atası Tanrı Kara-Han, önce kendisine benzer bir mahluk yarattı ve ismine Kişi dedi. Kara-Han ve Kişi, iki siyah kaz gibi rahatça, su üzerinde uçuşuyorlardı. Fakat Kişi, bu mesut sükunetten memnun değildi. O, Kara-Handan daha yükseğa -uçmak istiyordu” (Behçet Necatigil-Mitoloji Sözlüğü)

    İşte Türkistan’da, Çin’de, Hint’te, Mısır’da, eski Yunanistan’da ve başka birçok yerde örneklerine bol bol rastladığımız imgeye dayanan bu mitosçu düşüncenin eleştirilmesinden ve imgelerin yerine inanca değil akla dayanan felsefi bilimsel kavramların ve açıklama yapmaya çalışılmasından doğmuştur. Demek ki felsefe, dinlere kaynaklık etmiş olan ve özü bakımdan dinden farklı olmayan mitosların aşılmasıyla; evrenin kaynağı ve insan yaşamının anlamı gibi en genel sorunlara, dinsel düşüncenin etkisinden sıyrılarak kavramlarla ve akıl yürütmeyle cevap verme çabasıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Bu türden ilk cevaplara ise. yukarda belirttiğimiz gibi eski Yunanistan’da rastlıyoruz.
    Genişletmek için tıkla...

    teşekkür ederim arkadaşım....
    dierinide buldum fakat bi bu kaldı.. bulabilen warsa buraya yazın Ltfn....
    2-bilimsel olan ve bilimsel olmayan bakış açıları arasında ne tür farklar vardır
  • last91

    last91 Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    16
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    1
    bilimsel olan kanıtlanabilendir sonuç kesindir kimse aksini savunamaz bilimsel olmayan ise herkes tarafından farklıdır daha özneldir diyebiliriz. (benim fikrim tabi umarım doğrudur )
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş