Felsefe Üzerine: Popüler Felsefe!

Konu 'Felsefe' bölümünde EsrarLı_GözLer tarafından paylaşıldı.

  1. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36

    Günümüzde felsefe(!?) oldukça popüler; pek çok yerde karşımıza bir felsefe adı çıkagelir oldu. Bugünlerde sosyâlbilimcilerden fizikçilere iktisatçılardan biyologlara sporculardan işadamlarına pek çok haber spikerinden “köşe yazarları”na varıncaya kadar pek çok kişi felsefesiz(!?) bir iş yap(a)maz hâle geldi. Bundan uzun yıllar önce bir kimse “derin mevzularda fikir beyânı”nda bulunacak olursa edebiyat yapma denerek küçümsenirdi, daha sonraları bu edebiyat yerini felsefeye bıraktı ve felsefe yapanlara(!?) hoş gözle bakılmamaya başlandı. Oysa ki günümüzde felsefe yapmak(!?) çok önemli bir iş olarak görülmekte.


    Ne var ki bu felsefe yapanlardan(!?) gerçekte pek azının yaptığı işin Felsefe’yle bir ilgisi var. Felsefe’yle bir ilgisi olmayan felsefelerin(!?) insanları nasıl yanılttığını ortaya koymak ve bunu yapabilmek için ilk önce Felsefe’den olan ile olmayanı ayırt etmek günümüzde Felsefe’yle uğraşanların boynunun borcu olsa gerek. Bu borç ödendiğinde nasıl olup da bu kadar çok felsefe yapan(!?) varken ve felsefe sözcüğü bu kadar dolaşımdayken büyük filozoflar hakkında bilinenlerin liselerde okutulan felsefe ders kitaplarında anlatılanlar düzeyinde kalmasının ve bâzen bu kadarına bile sâhip olmak istenmemesinin nedenlerini görebiliriz.


    Günümüzde popüler kavramını dert edinenlere baktığımızda ise bu kavrama olumlu ve olumsuz olmak üzere iki farklı perspektiften yaklaşılmakta olduğunu görüyoruz. Kimileri popülerliği tukaka ilân ederken, kimileri de göklere çıkartıyor. Günümüzde popülerlikle ilgili araştırmalar da çoğu zaman sosyolojinin bakış açısıyla şekillendiriliyor. Sosyolojide kullanılan yöntem Felsefe’dekinden farklı olduğu içindir ki popülerliğin ne olduğu bir türlü aydınlatılamıyor. Popülerliğin neliğiyle hesaplaşmadan bu konularda bir çalışma yapmaya kalkışmak ise havanda su dövmekten farksız. İmdi popüler felsefe hakkında konuşmak için birincileyin şu sorulara cevap aramak gerek: “Popüler nedir?”, “Bir şey nasıl popüler olur?” ve “Popüler olanla neden ilgileniriz?”. İşte bu soruları sormak ve araştırmaya buradan başlamak bize sağlam bir zemin verir.


    İmdi günlük dile baktığımızda popülerin beğenilen, aranılan, sevilen, yaygın olan, tercih edilen gibi semantik karşılıkları olduğunu görürüz. Bir objenin başka bir objeye tercih edilmesi veya ondan daha fazla beğenilmesi, sevilmesi, yaygın olması o objenin farklı birtakım özellikler taşıdığını gösterir. Bu durumda ilk olarak bu objenin neliğiyle hesaplaşmak gerekir ki ancak neliği serimlenen bir objenin popülerliği ve bu popülerliğin çeşitli yansımaları eşelenebilsin.


    Popülerlere günümüzde en bilinen örnek de popüler kültür olsa gerek. Ancak bununla hemen eşdeğer bir biçimde sosyolojinin, psikolojinin, târihin ... de önüne popülerin getirildiğini görüyoruz. Ne var ki örneğin popüler sosyolojiyi veya popüler târihi incelemek bu çalışmanın sınırlarının çok ötesinde. İmdi popüler olmayı aydınlatmak ve tartıştığımız konudan da uzaklaşmak için Felsefe’nin neliğine ve popüler felsefeyi popüler olan yapanın ne olduğuna şöyle bir bakalım. Böylelikle hem bu sorularımıza cevap arayalım hem de bu araştırmamız boyunca kullanacağımız terimleri realiteyi temele koyarak oluşturalım:


    Felsefe kadar fazla sayıda semantik karşılığa sâhip bir sözcük olmasa gerek. Buna kuşkusuz “felsefe”den beklenen görevlerin faklı olmasına bağlı olarak ona yüklenen ödevlerin farklı olması neden olmakta. Felsefe sözcüğü Arapça bir sözcüktür; Eski Yunancadaki philosophia (φilosoφia) sözcüğünün karşılığıdır, anlamı ise bilgelik sevgisidir. Bu sözcük günlük dilde doktrin, sistem, ekol-okul, yöntem vb. anlamlarda kullanılıyor. Öte yandan bir terim olarak kullanıldığında ise şu anlamları taşıyor: eleştirel düşünme, doğruyu araştırma, bilimlere giriş yapma; tanrı, din, ruh gibi metafizik(!?) konularda insanları aydınlatma, insanları ölüme ve sonrasına hazırlama, deney-gözlem-sezgi verilerinden ussal bir sistem kurma, metafizik(!?) olan ile olmayanı birbirinden ayırma, bilimlerin artıklarını insanın bilme merâkını tatmin edecek şekilde yeniden gözden geçirme, değerleri yeniden değerlendirme, bilimlerde kullanılan kavramları çözümleme ve dilsel çözümlemeler yapma.


    Bütün bu çeşitlilik felsefe sözcüğünün aslında özgün bir anlamı olmadığı yollu bir görüş ortaya çıkartmamalı; nitekim iki bin beş yüz yıldır hakîki anlamda felsefe yapanlara baktığımızda bu çeşitliliğin ardında aslında hep aynı yere ulaşıyoruz: objesine nedir sorusunu soran bir etkinlik. İmdi Felsefe bir nelik araştırması etkinliğidir, objesinin aslında ne olduğunu araştırmaya çalışır. Bu iş, araştırma ve akılyürütme yöntemleriyle sürdürülür. Felsefe belirli bir objenin neden başka bir şey değil de tam da o olarak ele alındığına bakar. Kendinden önceki filozofların nelik araştırmalarında ortaya koyduğu görüşleri inceleyen bir filozof bu araştırmalarda varılan yerlerin farklı olması durumunda bu farklılığın nereden ve nasıl ortaya çıktığını çözümlemekle işe başlar. Nelik araştırmalarında ortaya konan bilgi felsefî bilgidir ve bu bilgiler ışığında filozof objesi hakkında belirli bir tutarlılık ve geçerlilikle aydınlatıcı bilgiler ortaya koyar. Bu bilgilerin objesi düşünsel bir objedir, bunun terminolojideki adı aykırılıktır. Filozof bir aykırılık görmeye başladığı zaman felsefe yapmaya başlar ve bu aykırılıktan hareketle birtakım ayrımlar yapar, sınırlar çizer ve/veya daha önce yapılan birtakım ayrımları ve sınırları değerlendirir.


    Ne var ki günlük kullanımlardan yapılabilecek kuşbakışı bir gözlem felsefeyi daha başka biçimlerde karşımıza çıkartıyor: “hayat felsefesi”, “para kazanma felsefesi”, “üretim felsefesi” vb. felsefe kullanımları Felsefe’ye yabancı ve hattâ ona zıttır. Felsefe önünde sonunda soru soran, sorgulayan, objesiyle didişen bir etkinliktir. “Hayat felsefesi” veya diğerleri ise ahkâm keser: ‘Ey insanlar! Şöyle şöyle yapın, yaşayın.’ der, belli bir norm koyar, standartları saptar ve kendi meşruluklarını(!?) da bunlara uyanların başarılarından(!?) alır(!?). Bu tür “felsefe”lerde ortaya konan şey de kimi zaman bir bilgi(!?) olarak görülebilir; ne var ki bu bilgiler(!?) Felsefe’nin ortaya koyduklarından farklıdır: onlar hayat bilgisi(!?) ortaya koyar ve bu bilgileri tartışmaya açmazlar ki bu da Felsefe’nin -veya filozofun- tutumuna ters. “Hayat felsefesi”, “para kazanma felsefesi”, “üretim felsefesi” vb. “felsefe”ler dünyâ görüşleri alanına girer. Felsefe’de ise nedir’li sorular sorulagelir. İmdi felsefe târihini uyanık gözlerle didiklediğimizde bu tür “felsefe”leri felsefe sözcüğünün yanlış kullanımı olarak tanımlayabiliriz.


    Böylelikle felsefe târihinde yapılagelen işi temele alarak Felsefe ile “felsefe” arasında objelerine yaklaşımları ve bunlar hakkında aslında ne yaptıkları ve sordukları sorular îtîbârîyle bir ayrım yaparak Felsefe’den olan ile olmayanı ayırdık. İmdi Felsefe’nin neliğiyle bu şekilde hesaplaştıktan sonra popüler felsefeye şöyle bir bakalım:


    Popüler felsefenin iki temel bölümü olduğunu görebiliriz: ben bunlara popülerleştirilen Felsefe ve light felsefe diyeceğim. İmdi realitede olup bitenlere baktığımızda popülerleştirilen Felsefe’nin a) kimi toplumcu filozofların topluma karşı duyduğu sorumluluk duygusu ve Felsefe’nin boş lâf etme etkinliği olmadığını tanıtlama kaygısıyla, b) Felsefe çalışmalarının daha fazla kişiye hitâp edebilmesini sağlama istemi-özlemiyle ve c) bu yolla felsefî bilgi hakkındaki birtakım önyargıların kırılabileceğine olan inançla gündeme geldiği ortaya çıkar. İmdi bunlar Felsefe’nin popülerleştirilmesi çabalarının temel belirleyicileri olarak da düşünülebilir. Nitekim popülerleştirilen Felsefe’nin, Felsefe’nin çeşitli disiplinlerinde sorulagelen nedir’li sorulara verilen cevapların ilgi-merak uyandırıcı olanlarının veya bu cevapların ilgi-merak uyandırıcı kısımlarının öne alınmasıyla oluşan bir alan olduğunu söyleyebiliriz. Burada artık nedir’li sorular ikinci plândadır ve bu sorulara verilen cevapların veya bu cevapların belirli kısımlarının kabûl edilmesi durumunda içinde yaşadığımız dünyâ ve onda olup bitenler hakkında nelerin kabûl edilmesi veveya reddedilmesi gerektiği sunulur. Popülerleştirilen Felsefe’de sunulanlarda bilgisel bir ilgi-merak işin içindedir ki bu da popülerleştirmenin ölçüsü olur. İmdi ilgi-merak birtakım biopsişik yaşantılardan besleneceğinden popülerleştirilen Felsefe -başka deyişle Felsefe’yi popülerleştirmek isteyenler- bunları hesâba katar. Böylelikle popüler olanla ilgilenmemizin temel nedeni de ortaya çıkmış olur: biopsişik gereksinmelere en iyi biçimde cevap vermesi.


    Yine realitede olup bitenlere bakarak konuştuğumuzda light felsefeyi de popülerleştirilen Felsefe’nin sulandırılmış biçimi olarak tanımlayabiliriz. Light felsefe popülerleştirilen Felsefe’yi kısa zaman içinde ucuz bir tüketim nesnesi hâline getirdi, Felsefe’nin salt filozoflarınfelsefecilerin yürütegeldiği bir etkinlik olmadığını ileri sürdü. Popüler felsefenin bir bölümü olarak light felsefe günümüzde kapitalist pazar ekonomisinin dişlileri arasında bunalan sermâyedarların can simididir; örneğin matriks felsefesi veya felsefe taşı gibi “felsefe”ler dev bütçeli prodüksiyonların ortaya çıkarttığı birer tüketim nesnesidir; başka deyişle kapitalist Hollywood prodüktörlerinin ürettiği birer metâdır.


    Popülerleştirilen Felsefe’ye hemen her çağda şu ya da bu şekilde rastlamak mümkün: yukarıda sıraladığım bu temel belirleyicilerden ya hepsinin ya bir kısmının ya da birinin üzerinde etkide bulunduğu bir filozofla karşılaşmamak felsefe târihinin hiçbir kesitinde mümkün değil. Light felsefe ise felsefe târihinin yirminci yüzyıl kesitinin öncesinde yeri olmayan bir fenomen. İmdi popüler felsefenin bir bölümü olan light felsefeyi anlamak ve popülerleştirilen Felsefe’den farkını daha açık bir biçimde ortaya koymak günümüzde felsefe yapmak ile geyik muhabbeti yapmak arasındaki ayrımları dert edinenler için kaçınılmaz. Bu durumda ilk olarak yirminci yüzyılda neler olup bitti de light felsefe günümüzde her taşın altından çıkar oldu sorusuna bir cevap aramak için yine realiteyi temele koyarak ve yukarıdaki ayrımları da hesâba katarak yirminci yüzyılda bu bağlamda olup bitenlere şöyle bir bakalım:


    Yirminci yüzyıl insanlık târihi açısından çok büyük felâketlerin yüzyılı oldu. Savaşlar, ideolojik dalaşmalar, ekonomik bunalımlar; vahşî kapitalizmin ekonomik, siyâsî ve sosyâl sömürüsü bu felâketlerden birkaçı. İmdi bu felâketler düşün yaşamını da doğrudan etkiledi: yirminci yüzyılda bu olup bitenlere neden olan çevreler tüm dünyâ kaynaklarından en fazla payı almak için birbirleriyle ölesiye didişirken insan dünyâsında değerlerin yeniden değerlendirilmesine giden yolu da açmıştı. İki dünyâ savaşının etkisiyle ahlâk sistemleri bilimin indirdiği darbelerin de katkısıyla birer çöküntü hâline gelmişti. Böylelikle târihsel-toplumsal varlık alanında birtakım çözülmelerin ve büyük boşlukların yaşanmasına kapı aralanmıştı: insanları ancak ahlâk sistemleri bir arada tutabilirdi. Bu boşluğu doldurmak için ilk büyük hamle Felsefe’den geldi. Ne var ki Felsefe’nin gündemine gelen değerler öğretileri geniş bir tabana hitâp edemedi. Ancak bu öğretiler çözümün Felsefe’de aranması gerektiği yollu fikirsel bir temel oluşturdu.


    SSCB’nin dağılmasının ardından şu yaşlı dünyâmız artık tek kutuplu olma yoluna girdi. Bildirişme alanında yaşanan gelişmeler Batı kültürünün ve kültür nesnelerinin yer yüzünün hemen her köşesine ulaşmasını sağladı. İmdi bu nesneler millî kültürleri çepe çevre sarmalamaya başlamıştı. Soğuk Savaş döneminde millî kültürleri korumak için yoğun çaba sarf eden devletler ve devletçikler artık bu sisteme yaranabilmek için bu olup bitenlere karışmamak gibi bir politika değişikliğine gitti. Amerika’nın küresel iletişim olanaklarıyla kendi kültür nesnelerini dünyânın dört bir tarafına yayma uğraşısı aynı zamanda tüm dünyâda yükselegelmekte olan Amerikan karşıtlığını ortadan kaldırmak veveya en alt seviyeye çekmek yollu bir ihtiyâca da dayanmaktaydı. Amerikanlaştırılan bir dünyâ tüm pazarın Amerika kontrolüne geçmesini sağlayacağı gibi, aynı zamanda “Amerikan hayat felsefesi”nin(!?) meşruluğunu(!?) da onaylamış olacaktı(!?). Bunu başarmak için Amerika kökenli uluslararası sermâye elindeki hemen tüm olanakları seferber etti. Meydanı boş bulan bu sermâye Felsefe’yi (de) artık bir tüketim nesnesi hâline getirebilirdi(!?).


    Başlangıçta çağcıl insanın Felsefe’ye olan ilgisi pek çok çağcıl filozofa heyecan verdi; ne var ki sonunda Felsefe belirli bir tüketim nesnesi hâline geldi. Nitekim Felsefe’den artık popülerleştirilen Felsefe’den değil; salt light felsefeden beklenenler beklenir oldu. Light felsefeciler uluslararası sermâyenin çıkarları doğrultusunda yeni felsefî metâlar yaratıp milyon dolarlar kazanırken, iki bin beş yüz yıldır birçok örneğine rastlayabileceğimiz gibi günümüzde de hakîki anlamda felsefe yapanlar ekonomik sıkıntılar çekiyor. İmdi Harry Potter’ın felsefe taşı ve matriks felsefesi gibi Felsefe’yle bir alâkası olmayan ve bana sorarsanız iki bin beş yüzyıldır felsefe yapanlara bir anlamda küfür eden light felsefe ürünlerinin popülerliğini daha yakından kurcaladığımızda işte bunlar karşımıza çıkıyor. Ne var ki bu durum sâdece günümüzde hakîki anlamda felsefe yapanları rencide etmekle kalmıyor, aynı zamanda Felsefe hakkında çok ciddî birtakım önyargıları da kurumsallaştırıyor. Söz gelişi kitapçı vitrinleri hakîki filozofların veya felsefecilerin çağlara ışık tutan değerli kitaplarından değil; bu felsefî metâlardan geçilmiyor. İmdi bütün bunlar Felsefe’nin geleceği hakkında beni çok ciddî kaygılar duymaya itiyor!..


    Böylelikle popüler felsefeyle realiteyi temele koyarak ve gerekli ayrımları da yine bu temele oturtarak bu şekilde bir hesaplaşma yürüttük. Günümüzde felsefe yapmak adına geyik muhabbeti yapmak istemeyenlerin dikkatine!..


    ***
    Gün Dönümü I; Amor Fati’den

    Alkım Saygın


    alıntıdır...

Sayfayı Paylaş