felsefe ve sanat,felsefe ve metafizik,felsefenin fonksiyonu,felsefenin gereği

Konu 'Felsefe' bölümünde Happy. tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Happy.

    Happy. Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    1)Felsefe sanat ilişkisi
    2)Felsefenin gereği
    *Geçmişten geleceğe felsefenin fonksiyonu
    * Felsefe ve metafizik
    bu konuları kısa notlar halinde açıklarmısınız...

  2. _TutsaK_

    _TutsaK_ Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    281
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    16
    soru 1


    FELSEFE SANAT İLİŞKİSİ

    Felsefe gibi sanatta insana özgü bir etkinliktir. Ancak, felsefe yapabilmek için toplumun belli bir kültür düzeyine erişmiş, ayrica özgürlükçü bir düzeye kavuşmuş olmasi gerekmektedir. Nitekim felsefenin ne zaman dogup geliştigi ve ilk filozoflarin kimler oldugu bilinmesine karşilik, sanatin nasil dogdugu ve ilk sanatçilarin kimler oldugu bilinmemektedir. Kimi düşünürlere göre sanat büyüden doğmuştur. İlk sanat etkinlikleri tarih öncesi dönemlerde yaşamış olan insanların mağara duvarlarına yaptıkları resimlerle başlamıştır.
    Felsefe ili sanat işlevleri bakimindan birbirlerine çok yakindir. Filozof evren, bilgi, eylem vb. ile ilgili “doğruları”arar. Sanatçı ise “güzel”i, “hoşa giden”i bulmaya çalışır; hatta daha da ileri gider.
    Acaba sanat veya sanatçı herkesin anlayabileceği bir biçimde duygu veya düşüncelerini dile getirdiğinde bize bir şey bildirir mi ? Başka deyişle sanatçının verdiği bilgi ne tür bir bilgidir, daha doğrusu o bir bilgi midir? Bilimden ve hatta felsefeden farklı olarak sanat yapıtı, normal algılanan dünya ile, nesneler dünyası ile ilgili olarak bize bir şey bildirmez. Onda yine felsefe ve bilimden farklı olarak hiçbir olay veya yasa ileri sürülmez ve yine bilim ve felsefeden farklı olarak onda hiç bir şey doğru veya yanlış değildir. Sanat, sanatçının dünyasını onun gerçeğini bize anlatır. Bu gerçek şüphesiz bilim ve felsefede alışılagelen anlamda nesnel veya evrensel bir gerçek değildir, öznel ve kişisel bir gerçektir. Öte yandan ama amacıda zaten bize bir şey söylemek değil , bir şey telkin etmek veya bizde bir şey, özellikle bir duygu, bir heyecan uyandırmaktır. Bundan dolayı onun dili bilim veya felsefenin diline en fazla yaklaştığı durumda bile alışılagelen anlamda normal bir dil değildir, özel bir dildir. Bununla birlikte iyi kurulmuş bir felsefi sistem bizde, iyi düzenlenmiş bir roman veya iyi yazılmış bir şiir kadar estetik bir duygu veya heyecan uyandırdığı da bir gerçektir.
    Her ikiside varlığı, hayat ve insanı yaratıcı bir zeka ile kavrar ve yorumlar.Ancak filozofun amacı yalnızca doğru olanı aramak ve kavramak iken sanatçının amacı güzeli bulmak, duymak ve yasamaktır.
    sanatçı sezgi ve çoskuyu kullanırken felsefe ise akıl ve mantık ilkeleri ile hareket eder.
    her ikisi de dış olayların objektif gerçekliğini ferdi duyuş ve görüslerle aşmak ister.
    her ikisi de evrenin temelindeki ahenk ve bütünlüğü bulmaya, varlığın sırlarını açmaya çalışırlar.
    sanat ruh ve duygu dünyamızı kendi bilincimizde derinlestirir. felsefe ise zihin ve düşünce dünyamizi derinleştirir

    felsefe ve metafizik


    Terim olarak metafizik kavramını ele alacak olursak; Yunanca sonra, öte anlamlarına gelen meta sözcüğü ile doğa maddesel olan anlamlarına gelen phusika sözcüklerinden meydana gelmiştir.

    Bizim dilimizde fizikötesi veya metafizik kavramları ile ifade edilir.

    Metafizik terimini M.Ö. 1. yy'da Rodos'lu Andronikos kullanmıştır.Andronikos, Aristoteles'in ders kitaplarını sıralarken doğa bilgisi derslerinden sonra gelen ondört kitabına Yunanca Meta Phusika yani doğa bilgisi kitaplarından sonra gelen kitaplar adını vermiştir.Aristoteles bu kitaplarına duyular yoluyla kavranan bilginin ötesinde akılla kavranan bilgiyi kapsadıklarından dolayı ilk felsefe adını vermiştir.

    Metafizik , duyu organlarımızla algılayamadığımız deney dünyasının dışına taştığı varsayılan varlığın özüne ve anl***** ilişkin bilgi dalına verilen isimdir

    felsefenin gereği

    Felsefenin Gereği
    Felsefe öğrenmenin bilimler gibi insan yaş***** doğrudan katkısı olmayabilir ancak dolaylı olarak insan yaşamını etkiler.
    Bilgi pratik yaşamda kullanıldığı oranda önem kazanır.
    Felsefi bilgi:
    1-insanın dünyaya bakış açısını değiştirir olaylara eleştirici ve sorgulayıcı yaklaşmamızı sağlar.
    2-Hoşgörü kazandırır ve insanı olgunlaştırır.
    3-İnsanın anlama ve gerçeği görme ihtiyacını karşılar.İnsanın çevresinde olup bitenleri körü körüne kabullenmeyip her şeye eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşmasını ve böylece kendi akıl ve düşünce gücüyle olayları anlamasını sağlar.
    4-Kişiye kendi görüşlerinden başka görüşlerin de olabileceğini, başkalarının da doğru düşünebileceğini gösterir başkalarının görüşlerine saygı duymayı onlara karşı hoşgörülü olmayı kazandırır.Düşünceyi ifade etme özgürlüğünün önemini kavratır.
    5-Evreni ve insanı düşünce temelinde sorgularken,bilimlere ışık tutar bilimlerin gelişmesine yol gösterir.Bilimlerin gelişmesinin dinamiğini oluşturur.
    6-Bilgi toplumu haline gelmemizde, bilginin üretilmesinde katkıda bulunur.
    7-Toplumsal yaşam içerisinde başka insanlarla iletişim kurma, onları anlama ve sorunlarını paylaşmada yardımcı olur
    Kısaca Felsefe; evrende düşünen, anlamaya çalışan, sorgulayan, eleştiren, yorumlayan bir varlık olmamızın ayrıcalıklı onurunu hissettirir
  3. _TutsaK_

    _TutsaK_ Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    281
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    16
    a. Geçmişten Geleceğe Felsefenin İşlevi :

    İnsanoğlu, düşünen tek varlıktır. Bu itibarla, felsefenin tarihi bugün çok daha eskile-re uzanır. Felsefeyi, felsefe tarihçilerinin Eski Yunan’dan başlatmalarının sebebi ilk siste-matik felsefi düşüncenin bu dönemde ortaya çıkmış olmasıdır. İlk sistematik felsefenin baş-langıcından bu yana felsefenin konuları varlık, evren, insan, bilgi gibi temel sorunlar olmuş-tur. Ancak felsefe, bilim gibi sadece herhangi bir olayla ilgili bilgi üretmekle kalmamıştır. Denilebilir ki felsefe, bilgi üzerine bir bilgidir. Yani, sadece bilgi ortaya koymakla kalmayıp, ‘bilgi’nin kendisini de kritiğe tabi tutmuştur. Bu şekliyle de felsefe, bir tür eleştiri (tenkit, kritik) tarzıdır da. Ancak bu eleştiri, gün****k şekliyle tek tek durumlara yapılan bir eleştiri değil, olgular ve kavramlar üzerinedir.

    Peki, bu konular aynı mı kalmıştır ? Diğer bir ifadeyle felsefe gelişmemiş midir ? Hep, bir laf kalabalığı mı yapılmıştır ? Tarih boyunca insanın akli etkinlikleri çok çeşitli şe-killerde ortaya çıkmıştır. Aynı konu hakkında her birimiz (çok sıradan dahi olsalar) aynı fik-re sahip değilizdir. Felsefi yaklaşımların bu kadar fazla olmasının temel sebebi de buradan kaynaklanır. Ayrıca, insan etkinlikleri ve ürünleri açısından bakıldığında, bilgi hiç bir konuda yerinde durmamış, hep artmıştır. Böylece de felsefenin uğraştığı kavramlar genişlemiş, yeni durumlarla ilgili tartışmalar ortaya çıkmıştır. Bu durumu dinlerle de karşılaştırabiliriz. En eski dinlerle bugünküler arasında konu itibariyle pek fark olmamasının sebebi de bazı temel tartışmaların ve olguların hala gündemde olmasıdır.

    Felsefe, bu şekilde düşünüldüğünde bitmemiş ve sonu gelmez bir insan etkinliği ola-rak, değişik şekillerde ve görüşlerde var olacaktır. Bütün dinler gibi felsefe
    Happy. bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş