FIkRA ARşİVİ

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde REVŞEN tarafından paylaşıldı.

  1. REVŞEN

    REVŞEN Üye

    Katılım:
    10 Kasım 2008
    Mesajlar:
    335
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0

    :shy:
    Büyük şirketlerden birinin patronu ,bilgisayar sistemleriyle
    ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der. Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak
    istemeyen patron sorar "Baban evde mi?"

    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet"

    Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?"

    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır"

    Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?"

    Çocuk fısıldayarak "Evet"

    Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?"

    Çocuk yine fısıldayarak "Hayır"

    Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir
    büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar , "Orada başka kimse var mı?"

    "Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var"

    Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar "Memur beyle konuşabilir miyim?"

    "Hayır" der ufaklık , "Şu anda meşgul"

    İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?"

    Çocuk fısıldayarak cevaplar:" Annemle babamla ve itfaiyeci
    amcalarla konuşuyor"

    Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar.

    "Bir helikopter" der çocuk , hala fısıldayarak.

    Panikleyen patron:"Neler oluyor orada" diye sorar

    Cocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi"

    Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: "İyide neyi arıyorlar"

    Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir "Beni"

    ANNELER HERŞEYİ BİLİR

    Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş. Yemek sırasında anne hep Hasan�ın ev arkadasının ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek boyunca ogluyla kız arasında neler oldugu konusunda meraktan çıldırıyormuş. Bunu farkeden Hasan �Anneciğim Ayse ile aramızda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev arkadasıyız� demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan�a sormus:
    � Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mı? Sence annen almış olabilir mi?�
    Hasan cevap vermis �Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım� ve annesine şöyle yazmıs:
    �Annecigim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gercek şu ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayıp�
    Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis:
    � Sevgili oğlum, sana Ayse ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yatagında uyuyor olsaydı simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmalıydı..�

    MAFYA BABASI



    Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni

    bir tetikci buldu.Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin

    polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini

    dusunuyordu boylece..

    Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini

    gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun

    uzerine Baba sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi

    bilen tercuman buldular.

    Tercuman isaretle sordu:

    "Para nerde?.."

    Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:

    "Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi

    anlamiyorum."

    Tercuman tercume etti.

    "Neden bahsettiginizi anlamiyormus .."

    Baba 38?ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine

    dayadi..

    "Simdi sor bakalym, para nerde?.."

    Tercuman i aretle sordu:

    "Para nerede?."

    Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:

    "Central Park?ta, Bati 78?inci Caddeye acilan kapidan girince soldan

    ucuncu agacin kovugunda 100 bin dolar var."

    Baba ofkeyle gurledi:

    "Ne dedi?.."

    Tercuman yanitladi:

    "Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi

    cekmeyi de kiciniz yemezmis!.."

    CUMA GÜNLERİNİ SEVECEĞİNİ SANMIYORUM

    Çok günahkar bir adam ölmüş ve kendini cehennemde bulmuş... Şeytanın
    karşısına geçmiş, şeytan ona sormuş;
    - Niye titriyorsun, korkuyor musun?
    - Tabi ki korkuyorum, cehenneme düştüm..!!!
    - Aaa korkma, cehennem size anlatıldığı gibi bi yer diil, göreceksin...

    Meselaaaaa... Sen içki sever misin?
    - Severim hem de çok
    - Harika... O zaman Pazartesileri de çok seveceksin.. Pazartesi burada
    İÇKİ GÜNÜ'dur.. Bütün gün viski, tekila, bira, şarap servisi yapılır...

    İstediğin kadar içeceksin ve asla sarhoş olmaycaksın..... nasıl?
    - Waowwwww bayıldım...!!!
    - Peki sigara içer misin?
    - Evet çok fazla içerim..
    - Harika.. o zaman Salıları da çok seveceksin...
    Salı burada SİGARA GÜNÜ'dür... Bütün gün dünyanın en kaliteli
    sigaralarını tutturebiliceksin, ciğerlerin patlamaycak, öksürük
    krizleri
    yok,
    kanser de yok, nasılsa ölüyüz di mi... Nasıl??
    - Aman tanrım insan daha ne ister ki..!!!!
    - Peki kumar oynar mısın??????
    - Evet !! Hayattayken **** gibi kumar oynardım...
    - Harika..... O zaman Çarşambaları da çok seveceksin...
    Çarşamba burada KUMAR GÜNÜ'dür...
    Sabahtan akşama kadar blackjack, poker, rulet, ne ararsan...
    İflas etmek yok, hep kazanmak var, kazandıkça oynamak var... Nasıl?
    - İNANILMAZ... TEK KELİMEYLE İNANILMAZ...!!!
    - Ya uyuşturucularla aran nasıl???
    - Aaah sorma, ben iflah olmaz bir uyuşturucu bağımlısıydım...
    - Sen çok şanslısın ahbap... Perşembelere de bayılacaksın demektir...
    Perşembe burada UYUŞTURUCU GÜNÜ'dür... Bütün bir gün eroin, kokain,
    marijuhana, hangisini istersen ne şekilde istersen alabiliceksin...
    Kafayı bulmak yok, zehirlenmek yok, bütün gün uçuş halindesin...
    Hoşuna gitti mi????
    - BUNLARA İNANAMIYORUM CENNETTE BU KADAR MUTLU
    OLAMAZDIM HERHALDE...!!!
    - Peki eşcinsel misin?
    - Hayır...
    - Hmmmm.. O zaman Cumalardan nefret edeceksin..

    Sarışın
    Kör bir adam yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar. Biraz oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir: "Hey, bir sarışın fıkrası duymak ister misin?" Birden bar, bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında oturan kadın, tok bir sesle: "Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey var.

    Birincisi, barmen sarışın bir kız.

    İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda
    karatede siyah kuşaklı bir sarışınım.

    Dördücüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve sarışın.

    Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın.

    Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?"

    Kör adam bir kaç saniye düşünür, sonra başını sallar: "Hayır, hiç sanmıyorum. Beş defa anlatamam."

    EINSTEIN VE SÖFÖRÜ==
    >>
    >> Einstein konferaslarina hep özel soförü ile giderdi. Yine bir
    >>konferansa
    >> gitmek üzere yola çiktiklari bir gün soförü
    >> Einstein'a, "Efendim, uzun zamandir siz konusmanizi yaparken ben
    >>de arka
    >> siralarda oturup sizi dinliyorum ve artik neredeyse
    >> söyleyeceginiz her seyi kelimesi kelimesine biliyorum" dedi.
    >> Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulundu:
    >> "Peki, simdi gidecegimiz yerde beni hic tanimiyorlar" dedi. "O
    >>halde bugün
    >> palto ve sapkalarimizi degistirelim, benim yerime sen yap
    >>konusmayi, ben de
    >> arka sirada seni dinlerim." Soför, gercekten cok basarili bir
    >>konusma yapti
    >> ve sorulan tüm sorulari dogru yanitladi.
    >> Tam yerine oturacagi sirada bir kisi, o güne kadar konferansta
    >>sorulmamis
    >> bir soru sordu. Soför, hic duraksamadan soruyu soran kisiye döndü
    >>ve
    >> "Böylesine basit bir soruyu sormaniz gercekten cok garip" dedi.
    >> Sonrada
    >> Einstein'i isaret ederek söyle devam etti:
    >> "Simdi size arka sirada oturan soförümü cagiracagim ve sordugunuz
    >> soruyu, göreceksiniz, o bile yanitlayacak."


    8 Nolu Kutu
    >DOKTORUN biri yeni bir muayene açmış. Kapıya yazmış...
    >"Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştirmediğimiz hastaya beş mislini geri
    >veriyoruz..."
    >
    >Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor...
    >Her gelen hasta iyileşip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün
    >artıyormuş...
    >Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri
    >alacak
    >ya, kapıyı çalmış...
    >"Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını
    >alamıyorum..."
    >Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş:
    >"Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin"
    >Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında
    >tükürmüş...
    >"Ama Bu ***!!!!!"
    >Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.."
    >Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş...
    >Aradan birkaç ay geçmiş. büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış
    >doktorun
    >..
    >"Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!"
    >Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz
    >numaralı kutuyu getirir misin?" demiş.
    >Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda *** var!"...
    >Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...."
    >Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı...
    >Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra..
    >"Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey
    >yapamıyorum..."
    >Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz numaralı
    >kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "S.kecem, seni
    >de
    >sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış..
    >Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!"

    Kaçakçı
    Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.

    Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.

    Juan, "Yalnızca kum" diye yanıt verince polis,



    "Aç bakalım çantaları" der.

    Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada ! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur ! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.

    Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.

    Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder !

    Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;



    "Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin."

    Juan gülümseyerek yanıtlar, "Motosiklet"

    Cesaret
    Bir gün havacilarin karacilarin ve denizcilerin en yüksek komutanlari
    > askerlerinin cesaretlerini birbirlerine ispatlamak için toplanmislar.
    > Karacilarin komutani bir asker çagirmis.
    > Asker "emret komutanim" diyerek yanina gitmis. Komutani yere
    yatmasini
    istemis.
    > Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermis.
    > Asker kilini bile kipirdatmadan yattigi yerde beklemis ve malumunuz
    ezilmis.
    > Komutan digerlerine dönerek 'iste cesaret' demis.
    > Havacilarin komutani bir asker çagirmis. Asker yine 'emret komutanim'
    diyerek
    > komutaninin yanina gitmis. Komutani helikoptere binmesini emretmis.
    > Asker helikoptere binmis ve havalanmis. Daha sonra komutani askere
    asagiya
    > parasütsüz atlamasini emretmis.
    > Asker de emre itaat etmis ve atlamis. Yere çakilmis ve can vermis.
    Komutan da
    > digeri gibi dönerek 'iste cesaret' demis.
    > Sira gelmis denizci komutana. Denizci komutan askerini çagirmis.
    Asker
    'ne var
    > lan' demis. Komutan 'gel buraya' emrini vermis. Asker ona 'hade len'
    demis.
    > Komutan diger komutanlara dönerek 'iste cesaret' demis.

    Baltacı
    >Birgün ormancinin biri dallari nehrin üzerine sarkan agacin dallarin keserken baltasini suya düsürür. "Aman tanrim" diye bagirdiginda tanri hemen bir melek gönderir. Melek "ne diye bagiriyorsun?" der. Ormanci baltasini suya düsürdügünü ve yas***** sürdürebilmek için o baltaya ihtiyaci oldugunu söyler.
    >
    >Melek suya dalar ve elinde bir altin balta ile tekrar belirir. "Baltan bu muydu?"
    >
    >diye sorar. Ormanci "hayir" diye cevaplar. Melek suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüs bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" ormanci yine "hayir" diye cevaplar. Melek suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" ormanci "evet" der. Ormancinin dürüstlügü tanrinin çok hosuna gider ve melege baltalarin üçünü de ormanciya vermesini emreder. Ormanci mutlu bir sekilde evine döner. Bir zaman sonra ormanci esiyle birlikte nehir boyunca yürürken karisi suya düser. Ormanci "Aman tanrim" diye bagirir. Tanri yine bir melek gönderir. Melek sorar.
    >
    >"Ne diye bagiriyorsun?"
    >
    >Ormanci "karim suya düstü" der. Melek suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner.
    >
    >"Senin karin bu mu?" diye sorar. Ormanci "evet" der. Melek sinirlenir.
    >
    >"Yalan söylüyorsun.Gerçek bu degil" der. Ormanci "Özür dilerim." der.
    >
    >"Ortada bir yanlis anlasilma söz konusu. Eger jennifer lopez için hayir deseydim bu sefer catherine zeta-jones ile geri dönecektin.
    >
    >O na da hayir deseydim karimla dönecektin ve sonunda da tanrim her üçünü de bana verecekti. Ben fakir bir adamim ve üç karimin sorumlulugunu tasiyabilecek durumda degilim.
    >
    >jennifer lopez e evet dememin sebebi budur."
    >
    >*******
    >
    >Bu hikayeden alinacak ders : Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygin bir nedeni vardir ve bu baskalarinin yarari içindir.Kendimiz için bisey istiyosak ekmek, musaf çarpsin!!


    Maria
    Ispanya'da Maria adinda bir kadinin ilk evliliginden 12 tane

    cocugu olur. Gel zaman git zaman derken esi vefat eder.Belli bir

    süre

    geçtikten sonra Maria yeniden evlenir ve bu evliliginden 15 tane

    daha cocugu olur.

    Aradan on yil geçtikten sonra ikinci esi de Allah'in rahmetine

    kavusur.

    Esinin vefatinin üstünden fazla bir zaman geçmeden Maria da

    ölür.

    Cenazesinde rahip konusmaya baslar: "En sonunda Allah

    Ahiret'te onlari bir araya getirdi."Maria'nin çoçuklarindan biri:

    "Peder hangi esinden bahsediyorsunuz. Birincisi mi yoksa ikincisi mi?"Peder:




    "Hayir, ben bacaklarindan söz ediyorum."


    İtiraf
    Ferit ölüm dösegindedir.

    Karisi Cavidan da bu son anlarinda onun

    yanindadir ve çok üzgündür.

    Kocasinin elini tutar ve gözlerinden

    yaslar bosalir. Ferit son gücüyle fisildar .

    "Cavidan!"

    Cavidan yasli gözlerle;

    "Sus sevgilim!" der.

    Ferit;

    "Cavidan sana itiraf etmem gereken bir

    sey var" der.

    Cavidan;

    "Kendini yorma sevgilim. Itiraf edecek

    hiçbir sey yok!" der.

    Ferit israrla;

    "Hayir var! Huzur içinde ölmek

    istiyorum" der

    Cavidan susar ve dinler.

    Ferit devam eder;

    "Kizkardesinle yattim. En iyi arkadasin

    ve

    annenle de yattim" der.

    Cavidan sukuneti bozmadan ve kocasinin

    elini

    birakmadan cevaplar;

    "Biliyorum sevgilim. Seni o yüzden

    zehirledim zaten"

    Kafir

    Neyzen Tevfik sivri dilliliği ve içmesiyle bilinen bir sofuymuş.Yine herzamanki mekanında arkadaşlarıyla içiyormuş Oradan geçmekte olan katı dindar bir başka sofu arkadaşı Neyzen'i görmüş.Söylene söylene yanına gelmiş ve şöyle demiş:
    -Ah Neyzen! iyi adamsın hoş adamsında, bbirde şu kafiri içmesen
    Neyzen sofuya bıyık altından gülerek:
    -Sen hiç merak etme aziz dostum. Ben bu kafiri önce ehli müslim yapıyorum, sonra içiyorum


    İş iştir

    Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu:
    - Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş een büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı İsa.
    - Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarrını.
    Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu.
    - Öğretmenim, aslına bakarsanız bence düünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir...
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2009
  2. eva_girl

    eva_girl Üye

    Katılım:
    15 Ocak 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    0
    emeğine sağlık çok güzel olmuş :)
  3. REVŞEN

    REVŞEN Üye

    Katılım:
    10 Kasım 2008
    Mesajlar:
    335
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    emeğe saygı:(
  4. rockmania

    rockmania Üye

    Katılım:
    11 Şubat 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    paylaşımın için çok teşekkürler :)

Sayfayı Paylaş