Fikret Başkaya

Konu 'Yazarlar' bölümünde anti yazılı tarafından paylaşıldı.

  1. anti yazılı

    anti yazılı Üye

    Katılım:
    14 Haziran 2010
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    18
    Ödül Puanları:
    0

    1940 yılında Denizli'de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nü bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurda döner dönmez askere gitti. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi oldu. ‘Paradigmanın İflası’ adlı kitabından dolayı, Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezasını, Haymana Kapalı Cezaevi'nde çekti. Özgür Üniversite’nin kurucusu.

    ESERLERİ:
    Çevre Kapitalizmi ve Azgelişmişlik Süreci Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına
    Borç Krizi Üzerine Bir Deneme
    Paradigmanın İflası
    Kalkınma İktisadının Yükselişi ve Düşüşü
    Azgelişmişliğin Sürekliliği
    Yenilgi Tuzağı

    KİTAP-AYRINTI

    Yenilgi Tuzağı
    Fikret Başkaya
    Ütopya Y.
    İstanbul 2001

    Türkiye, "Nizam-ı Cedit"ten "Güçlü ekonomiye geçiş programı"na kadar iki yüz yıldır bir yenilgi tuzağına düşmekten yakayı kurtaramadı. Bütün bu zaman zarfında üretilen tüm kavramlar veya hakim retorik, hep aynı anlama gelen şeylerdi. Hepsinin ortak paydasında Batı'da ortaya çıkan kapitalizme "uyum sağlamak" vardı. Nizam-ı cedit, asrileşme, muasırlaşma -daha sonra bu kavram çağdaşlaşma olarak yeniden sahneye çıkacaktı-, batılılaşma, modernleşme, kalkınma, "istikrar", "yapısal uyum", şimdilerde "güçlü ekonomiye geçiş" vb... esas itibariyle sömürgeleşmenin başka kavramlarla ifadesinden ve başka araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey değildi. Velhasıl, kapitalist gelişmenin farklı evrelerine "uyumu" ifade eden, olup-bitenleri meşrulaştıran, kavramın gerçek anlamında bir "retorikti".

    Dünya'nın geri kalanının da kapitalizmin ilk defa ortaya çıktığı ve ortaya çıkar çıkmaz hakim duruma gelen emperyalist ülkeler gibi olması, onlara benzemesi, iki bakımdan olanaksızdır: Birincisi, kapitalist üretim tarzı kutuplaştırıcıdır, hiyerarşi üretmeye mahkumdur; İkincisi de, herkesin Batı gibi "zengin" ve "müreffeh" olması ekolojik sınırlılık nedeniyle olanaksızdır. Artık iflas eden, iflası sürekli tekrarlanan bu yenilgi tuzağından kurtulmanın, paradigmanın iflas ettiğini kabullenmenin, velhasıl paradigmayı değiştirmenin zamanı gelmiş olmalıdır.
    (Arka Kapak)


    KİTAP-AYRINTI

    Paradigmanın İflası
    Batılılaşma, Çağdaşlaşma, Kalkınma
    Resmi İdeolojinin Eleştirisine Giriş
    Fikret Başkaya
    Doz Y.
    İstanbul 1997

    Türkiye iki yüzyılı aşkın bir zamandan beri Batı gibi olmak için onu taklit ediyor. Küçük bir azınlığın "refahı" pahasına, giderek insanlığın varoluş koşullarını ortadan kaldıran burjuva uygarlığının "ayrıcalıklı" ülkelerine benzemek istiyor. Öyle bir burjuva uygarlığı ki: "Sahiplerinin çıkarına olarak sermayenin genişletilmiş yeniden üretimini sağlıyor da, bir bütün olarak toplumun basit yeniden üretimini sağlıyamıyor."
    (Kitabın İçinden)

Sayfayı Paylaş