Filozof ; Allah var mı

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde !!emine!! tarafından paylaşıldı.

  1. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul

    Bir grup filozof Mevlana Celaleddin Rumi’ye (k.s) gelerek birkaç sual sormak istediklerini bildirdiler. Niyetleri, bir şeyler öğrenmek değil, Müslümanları dinleri hakkında şüpheye ve fitneye düşürmekti. Hz. Mevlana, adamların halini hiç beğenmedi, onları üstadı Şems-i Tebrizi’ye(k.s) gönderdi. Bunun üzerine gruptakiler onun yanına gitti.
    Şems-i Tebrizi mescitte talebelere ders veriyordu. Konu teyemmüm abdestiydi; talebelere bir kerp,içle teyemmüm abdestinin nasıl alınacağını gösteriyordu. Gelen grup üç sual sormak istediğini belirtti. Şems-i Tebrizi,
    “Sorun” dedi. Adamlar içlerinden birini sözcü seçtiler. Ada ilk olarak şunu sordu:
    “Siz Müslümanlar Allah var dersiniz, ama Allah'ı göstermezsiniz; varsa gösterin, görelim ki inanalım” dedi. Şems-i Tebrizi (k.s),
    “Öbür sorunu da sor!” dedi. Filozof,
    “Sizler şeytanın ateşten yaratıldığını söylüyor, sonra da onun ahirete cehenneme atılıp ateşle azap edileceğine inanıyorsunuz. Hiç ateş ateşe azap eder, acı verir mi?” diye sordu. Şems-i Tebrizi,
    “Peki, diğer sorunu da sor!” dedi. Filozof,
    “Sizler ‘Herkes dünyada yaptıklarının cezasını ahirette çekecek, orada mahkeme kurulacak, hesap sorulacak’ diyorsunuz. Bırakın insanları, nasıl isterlerse öyle yaşasınlar, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ayrıca mahkemeye ne gerek var?” dedi.
    Adam sorularını tamamlamıştı. Şimdi bunların cevabını istiyordu. Kendine göre cevap verilmeyecek sorular sormuştu. Herkes Şems-i Tebrizi Hazretlerine bakıyordu. O ise gayet sakindi. Yerinden kalktı, Filozofun yanına geldi ve elindeki kerpici adamın başına vurdu. Filozof “Vah başım” diyerek başına sarıldı. Şems-i Tebrizi Hazretleri çok şiddetli vurmamış olsa da adamın canı yanmış ve başı biraz şişmişti, Adam bir sağa bir sola baktı, bu kadar insana birkaç kişi ile yapacağı bir şey yoktu. Hemen dışarı çıktı, başını tutarak o bölgedeki mahkemeye gitti. Şems-i Tebrizi’yi hâkime şikâyet etti.
    Hâkim, “Bu nasıl olur” diyerek Şems-i Tebrizi’yi mahkemeye çağırttı. Durumu sordu. Şems-i Tebrizi,
    “ Ben ona kötülük etmedim, sadece sorduğu sorulara cevap verdim” dedi. Hâkim,
    “Bu nasıl cevap vermektir. Adam acı içinde kıvranıyor, senden şikâyetçidir, işin aslı nedir, diye sordu.
    Şems-i Tebrizi şöyle anlattı:
    “ Efendim, bu adam bana ‘Allah varsa göster, göreyim ki inanayım’ dedi. Ben de buna, ‘Olan her şey baş gözü ile gözükmez, işte misali’ dedim; başına darbe vurup acıttım. Şimdi bu felsefeci, başındaki acıyı göstersin de görelim. Eğer başında bir acı yoksa niçin beni şikâyete geldi? Varsa göstersin!” dedi. Filozof, şaşırarak,
    “Başımda acı var ama gösteremem” dedi. Şems-i Tebrizi de, ‘İşte bu acı gibi, Allah Teala da vardır, fakat kafa gözüyle görülmez, O ancak akılla bilinir, kalple tanınır, ruhla sevilir, ahirette nurla görülür” dedi.
    Şems-i Tebrizi ikinci soruya verdiği yanıtı şöyle açıkladı:
    “Bu adam, sizler ‘ Şeytan ateşten yaratıldı, ahirette ateşe atılacak ve ateşle azap görecek’ diyorsunuz; ateş ateşe ne zarar verir ki?’ dedi. Ben de topraktan yaratılan bu insana topraktan yapılmış bir ker***le vurdum. Ona, ‘Bak toprak toprağa nasıl acı veriyor, biraz daha hızlı vursaydım öldürürdü, demek ki ateş ateşe azap eder demek istedim’ dedi.
    Şems-i Tebrizi üçüncü sorunun cevabını şöyle açıkladı:
    “ Bu adam bana, ‘ Bırakın insanları dünyada herkes istediğini yapsın, niçin ahirette mahkeme, hesap ve ceza var?’ dedi. Ben de onun başını vurmak istedim ve vurdum. O niçin hemen mahkemeye koştu? Ben ona şunu demek istedim:
    “ Bu dünya da herkes istediğini yaparsa âlemi zulüm kaplar. Kendisine zulüm yapılan çok insan var ki zayıftır, zalimden hakkını alamaz. Herkes mahkeme bulamaz. İşte Allah ahirette mahkeme kurup herkese yaptığının hesabını soracak, zalimden mazlumun hakkını alacak, gereken cezayı verecek ve adalet yerini bulacak” dedim.
    Felsefeci bu güzel cevaplar karşısında hayret etti, mahcup oldu söz söyleyemez hale düştü. Hâkime dönüp,
    “Ben sorduğum soruların cevaplarını şimdi anladım” dedi.
    abdulmelik ve vulnerable bunu beğendi.
  2. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    Bu yazıyı daha önce okumuştum... Çok güzel bir paylaşım Emine cim ,teşekkür ederim ...
  3. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    yinede baktığın için sağol.......
  4. vulnerable

    vulnerable Üye

    Katılım:
    27 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    644
    Beğenileri:
    299
    Ödül Puanları:
    0
    Şemsi Tebrizi .. Hayranım buna ben valla.. Elif Şafak'ın Aşk kitabında zaten başladı ilk hayranlığım :D.. Süperdi Emine , sagol :)
    !!emine!! bunu beğendi.
  5. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    Farklı birşey okumak ümidiyle tıkladım ama okuduğum yazıymış sadece isimler değişik
    Yine de teşekkürler :)
    !!emine!! bunu beğendi.
  6. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    okudunuğuz için sağolun betül,ilknur,abdulmelik..........

Sayfayı Paylaş