Fiziğin uğraş alanları

Konu 'Fizik 9. Sınıf' bölümünde me.Like tarafından paylaşıldı.

  1. me.Like

    me.Like Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    "Fiziğin uğraş alanları nelerdir?"
    Sorusuna cevap bulamadım.
    Yardım edebilir misiniz?
    Ayrıca bu sorunun cevabı 9.sınıf Fizik Kitabında bulunan;
    "Fiziğin Alt Alanları" şeması değilmiş malesef...
    Ben bulamadım.Yardımcı olur musunuz?
    Şimdiden teşekkürler...
  2. babygirl->seda

    babygirl->seda Üye

    Katılım:
    1 Mart 2009
    Mesajlar:
    657
    Beğenileri:
    235
    Ödül Puanları:
    44
    1 - Fiziğin Uğraş Alanı


    * Mekanik, elektrik, manyetizma, optik, termodinamik, atom fiziği, nükleer fizik ve katıhal fiziği ile sınırlandırılmalıdır. Alt alanların ayrıntılı açıklamalarına girilmeyecektir.



    Auguste Comte'un pozitivizminden miras kalan, Fransız kültürüne özgü bir önyargı. 19. yüzyılda yaşamış olan bu filozof bilimleri sınıflandırarak ün kazandı. Bu hiyerarşinin tepesine matematik, aşağısına ise " ona göre, zar zor bilim adını hak eden " ( ! ) kimya yı yerleştirdi. Bu sınıflandırmada, somut ve betimleyici bilim dalları olan coğrafya ve mineraloji büyük ölçüde dışlanmış ve yalnızca kuramsal, soyut ve genel bilime yer verilmişti.

    Bilim öğretimi, bilimsel konular ve bilim insanları hala " Auguste Comte önyargısı " ndan zarar görüyorlar. Bu görüş aynı zamanda elle yapılan işleri küçümseyen düşünce biçiminin tohumlarını atmıştır. Bu küçümseyici tutum, bu mesleklerin ve onlara giden aşamaların değer kazanmasına yönelik reformları yıllardan beri sınırlamaktadır.

    Fizik ve diğer bilimlerde alt alanlara ayrılarak Auguste Comte'nun yaydığı zehirden payını almaktadır. Bir termodinamikçinin mekanik bilgisi olmamalı mıdır? Enerjiden anlamasa da olur mu? Fiziğin alt alan ya da üst alanları yoktur. Atom nasıl ki elektron, proton olmazsa olmaz, fizikte sözü edilen bu konularla vardır. Bu konuların arasında asla keskin çizgiler yoktur. Fizikle diğer bilimler ya da diğer bilimlerle fizik arasında olduğu varsayılan çizgilerde yoktur.

    * Fen ve teknoloji dersi kapsamında ve/veya güncel yaşamdan örnekler verilir.



    Fizik en eski ve şüphesiz en ilginç bilim dalıdır. Temel amacı, doğayı incelemek ve doğal olayları anlamaktır. Nitekim, fizik sözcüğü eski Yunancada " doğa " sözcüğüne karşılık gelir. Daha sonraki yıllarda karşımıza doğa bilimlerini inceleyen " Doğa Felsefesi " olarak çıkar. Fizik, ölçmeye dayanan bir bilim dalı olduğu için olsa gerek, modern fiziği izleyen yıllarda bazı ülkelerde " **çüm Teknolojisi " adıyla da bilinmeye başlanmıştır.



    Fizik; beş harften oluşan bir sözcük. Ancak öğrencilere sorduğumuzda üstlerinde büyük bir etkisi var. Bu etkinin adını koymaya kalktığımızda “ KORKU “ ile karşılaşıyoruz. Öğrencilerin genellikle büyük bir bölümü lise ikinci sınıf da fizik dersini tercih etmiyor. Bunun nedenlerini sıralamaya kalktığımızda birinci nedenin, ailelerin dahası toplumun bilime vermesi gereken önemi yeterince vermediğini görüyoruz. Okulda akarsuyun ****** taşıdığını öğrenen öğrenci bu bilgiyi ailesi ile paylaşmaya kalktığında “ Hadi oradan böyle şey olur mu? “ etkisi ile karşılaşabiliyor. Öğrendiği bilginin günlük yaşamda hiçbir işe yaramadığını düşünüyor. O zaman bu ders sadece okunup geçerli notun alınması gereken bir zorunluluğa dönüşüyor.

    İkinci neden; bir üst sınıfa geçmiş öğrencilerin zor dersler listesinde fizik dersinin ilk sırayı almasından kaynaklanıyor. Liseye yeni başlamış öğrenci bir üst sınıftaki arkadaşına dersleri sorduğunda zor ders olarak fizikle tanışıyor. Fizik dersi ile tanışmadan onun “ZOR” olduğu ile tanışıyor.

    Üçüncü neden ; Fen ve Teknoloji ile fizik öğretmenlerinin yaklaşımlarından kaynaklanıyor. Fizik çok kolaylıkla matematik dersi ile karıştırılabilen bir ders. Konunun açıklanması, yaşamdaki, teknolojideki yeri detaylandırılmadan konu ile ilgili çok şıklı problem çözümlerine girmeleri, öğrencileri bu dersten soğutabiliyor.

    O zaman öncelikle öğrencilerimizin bilmesi gereken “ Fizik nedir? “ sorusunun cevabıdır.

    Fizik, yaşamın ta kendisidir.

    Yaşarken yaptıklarımızı şöyle kaba başlıklarla anımsarsak fiziğin yaşamın ta kendisi olduğunu da görmüş oluruz.

    Yaşamak için yaptıklarımıza baktığımızda. Soluk alıp vermek, beslenmek, hareket etmek, iş yapmak, enerji harcamak ve diğerleri ile gündemdeki konular, global ısınma, nehirlerin, denizlerin kirlenmesi, cep telefonu, yazıcı, bilgisayar, uydular, uzay araçları ve daha nice aklınıza gelen konu fiziğin de konusudur. Fizik konularını canlı ve cansız doğadan alır. Doğada gerçekleşen olayların nasıllarını matematiksel ifadelendirmeye çalışır.

    Okula ulaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak için hareket ederiz, bunların dışında da hareket olayları gerçekleştirilir, bunu hepiniz bilirsiniz. Fizik tüm bu hareket olaylarının neden ve niçin ini “ Mekanik “ başlığı altında inceler. Şimşeğin çakması, ampulün yanması, elektrik yükü gibi günlük yaşam olaylarını “ Elektrik “ başlığı altında inceler. Işığın aynadaki, merceklerdeki hareketlerini, gökkuşağının oluşumunu, ışığın camı kırmadan nasıl geçtiğini “ Optik “ başlığı altında inceler. Sıcaklık, ısı, rüzgâr, buhar kazanları, termometreler “ Termodinamik “ başlığı altında inceler. Maddeyi, maddeyi meydana getiren atomu ve atomun içerisindeki parçacıkları “ Atom Fiziği “ başlığı altında inceler. Metallerin özellikleri, kristal yapılı maddeleri “ Katıhal Fiziği “ başlığı altında inceler.

    Yukarıda sayılanlara baktığınızda bunların hiç birinin yaşamın dışında konular olmadığını sanırım fark etmişsinizdir.

    Çeşmemizden su akmasının nedeni su kaynağı ile evimizin musluğu arasındaki basınç farkıdır. Bunun araştırmasını fizikçiler yapar ve biz günlük yaşantımızda bilmeden de olsa bunları kullanırız. Cep telefonlarımız, bilgisayarlarımızı severek kullanırız ve bunların çalışma prensiplerini geliştirenler de fizikçilerdir.

    Sıcaklığı ölçmek için kullandığımız termometrede cıva ya da alkolün ısındıkça hacminin genişlediğini saptayanlar da fizikçilerdir. Bu termometrelere bakar ve günün sıcaklık değerini anlarız. Sıcaklık değerine göre giyeceklerimize, günlük işlerimizin planlanmasına karar veririz.

    Maddelerin kapladığı yeri merak eden de fiziktir. Bu maddelerin hacminin hesaplanması ile ilgilidir. Bize ne diyebilirsiniz. Günlük yaşamda hacım hesabı yapmıyoruz ki diyebilirsiniz. Birlikte günlük yaşamda ne kadar çok hacım hesabı yaptığınızı bilmek ister misiniz? Ayakkabı alırken ne dar, ne de bol ayakkabı almak istemezsiniz. Elinize kağıt kalem almaksızın yaptığınız şey, ayağınızla alacağınız ayakkabının hacimlerini karşılaştırırsınız. Ailenizin size almak istediği çantaya neden itiraz ettiğini bir düşünün. Birinci neden beğenmemekse ikinci neden ya çok küçük olması ya da çok büyük olmasıdır. Yine yaptığınız şey hacım hesabıdır. Kıyafet alırken, arabaya bir kişi daha alacağınız zaman, ev tutacağınız zaman ve bu böyle gider. Yaptığınız şey hacım hesabıdır. Bu birkaç basit örnekten de anladığınız gibi fizik yaşamla ilgilenir ve konuları sizin yaşamda bilmeden kullandığınız her şeydir.


    Fizikçiler en genel anlamda " herhangi bir şeyin neden öyle olduğunu " ya da " herhangi bir şeyin nasıl başka bir şey olabileceğini " anlamak için kendi kendilerine sorular sorar ve bu soruların yanıtlarını bilimsel yöntemler kullanarak ararlar.

    Fizikçiler belki de tüm bilim insanları içinde " esnekliği " en fazla olanlardır. En ileri ve çağdaş araştırma laboratuvarlarında aletleri ya da denklemleri arasına gömülmüş tipik fizikçiler olduğu gibi, ticaret borsalarında, Albert Einstein'ın moleküllerin hareketini incelediği yayılma ( difüzyon ) denklemlerini kullanarak, fiyatların zaman içinde nasıl hareket edeceğini tahmin etmeye çalışanlar da vardır.

    Fizikçiler yalnızca bilimsel ve ekonomik değil aynı zamanda sosyal, teknolojik ve pratik problemleri de çözmeye çalışırlar. Günümüz fizikçilerinin doğrudan uğraştığı bu tür problemlerden bazılarını şöyle özetleyebiliriz:



    I. İletişim sistemleri; optik iletişim, uydu iletişimi. Bu sistemlerde kullanılacak opto elektronik aygıtların araştırılması, tasarımı ve geliştirilmesi.

    II. Enerji üretimi; nükleer enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve halen kullanılmakta olan enerji üretme yöntemlerinin etkinliğinin artırılması.

    III. Evrenin doğuşu ve gelişiminin anlaşılması; Büyük Patlama ( Big Bang ), kara ****kler, nötron yıldızları, galaksiler, kozmoloji, astronomi, uzay fiziği gibi dallar.

    IV. Maddenin yapısını anlama yoluyla yeni çok küçük ve çok hızlı elektronik aygıtların keşfedilmesi ve bu aygıtların kullanılmasıyla küçük ve çok hızlı bilgisayarların yapılması.

    V. Özellikle havacılık ve uzay sanayinde, x ışınları, sesötesi gibi yöntemler kullanarak maddeye zarar vermeden, maddenin içinde bulunabilecek çatlak, kırık ve yabancı maddelerin belirlenmesi.

    VI. Elektronik, optik, tıp, inşaat, havacılık gibi çok geniş alanlarda kullanılan dayanıklı, güvenilir, uzun ömürlü, ucuz ve hafif malzemelerin araştırılması ve geliştirilmesi.

    VII. Çevre kirliliği, hava kirliliği ve bunların ozon tabakası üzerine dolayısıyla Güneş'ten artarak gelen morötesi ışınların insan sağlığına etkileri, sera olayının incelenmesi.

    VIII. Tıpta; x ışınları, sesötesi, Nükleer Manyetik Rezonans ( NMR ) gibi temel fizik ilkelerini kullanarak insan vücudunun taranması, bulguların belirlenmesi ve tedavide kullanılması.

    IX. İnsan sağlığını etkileyen gürültü kirliliğinin giderilmesi için yapılan çalışmalar.

    X. Adli Tıp alanında; elektron mikroskopları ve güçlü bilgisayar kullanarak, cinayet ya da silahlı soygun gibi olayları çözmek için polise yardım.

    XI. Savunma sanayinde; mikrodalgalar, lazerler, kızılötesi ışınlar ve uydular kullanarak savunma sistemlerinin araç ve gereçlerinin araştırılması ve geliştirlmesi.

    XII. Biyofizik ve tıp araştırmalarında özellikle insan fizyolojisinin işleyişini anlamak için yapılan çalışmalar. Nükleer fiziğin tıptaki uygulamaları ve bunun gibi irili ufaklı yüzlerce konu.
    me.Like bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş