Gamze Atal

Konu 'Yazarlar' bölümünde Okeanus tarafından paylaşıldı.

  1. Okeanus

    Okeanus Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    26 Ocak 2010
    Mesajlar:
    901
    Beğenileri:
    635
    Ödül Puanları:
    0

    KÜLTÜR TUFANI

    [​IMG]


    Lügat okuyan yazar Gamze kelimelere âşık
    “Bana kanatlarını verir misin?” adlı kitabında Gamze Atal boş zamanlarında okuduğu Türkçe, Acemce, Arapça, Osmanlıca lügatların içinden bulduğu kelimelere ruhunu verip, bir düşünce fırtınası yaratmış… Sakin sakin okuduğunuzda siz de o ruha ulaşıyorsunuz, bu denemelerde öyle bir efsun var ki tadına vardığınızda vay ki vay…


    [​IMG]


    Diyelim ki kitap okumaya meraklısınız, dahası kitap delisisiniz, daha da dahası kitap kurdusunuz… Hikâye, aşk romanı, polisiye, tarihi veya siyasi elinize geçen her kitabı okuyorsunuz… Kütüphaneniz var, duvarlar duvarlar boyu ama aklınıza sözlük, yani lügat okumak gelir mi hiç? Duyunca şaşırıp kaldım… Ansiklopedi okuyanları biliyorum, ama sözlük okuyanı ilk defa görüyordum. İzmirli yazar Gamze Atal vakit buldukça sözlük okurmuş. Türkçe, Osmanlıca, Farsça, Arapça lügatları başucundan ayırmazmış.

    [​IMG]


    Eh! İnsan kelimelere âşık olursa tabi ki sözlükle yatar, sözlükle kalkar. Kelimelerle bu kadar haşır neşir olunca insan yazmaktan başka ne yapabilir ki… Hele, içinde yazmak eylemi fırtınalar koparıyorsa. Yazdıkça yüreğinde yangınlar çıkıyorsa… Bir de insan Bodrum’da yaşıyorsa yaz Allah yaz… Kim tutar seni… Bodrum’un lacivert denizine karşı kurulmuş bir masada laptopunun başında, yanında bir kadeh de kırmızı şarap olursa bakın Gamze’den çıkan şu ifadeye...


    Aşk-ı Şeyda uğruna yanmayı da biliriz,
    Âlem-i Ekberde taş olup susmayı da…


    Peh, peh, peh… Burada durmak gerek, düşünmek gerek, “vay canına” demek gerek… Yazar Gamze Atal henüz 36 yaşında, yazının esiri olmuş bir ruhu var. Bu kadar genç bir hanım, bu kadar şık, bu kadar ince bir kızdan bu cümleler nasıl çıkıyor diyeceksiniz. Bir, içinden gelen bir dürtü ona yazdırıyor. “Yazmak benim hayat tarzım, yazmazsam ölürüm” diyebiliyor… İkincisi, Bodrum’da yazı yazmak için var olan efsunlu hava… O Bodrum, ne Bodrum’dur insana ne çılgınlıklar yaptırır. Âşık eder, süründürür. Sarhoş eder, konuşturur. Sersem eder insanın kafasını, düşündürür. Ben o Bodrum’dan neler çektim, neler. Belli ki Gamze Hanım da Bodrum’un büyüsüne kapılananlardan. Onda yazıyla tezahür etmiş Karya Kralı Mozelus’un tarihten gelen bilinmeyen etkisi görülüyor…


    Gamze Atal sözlükleri okurken kelimelerin ruhuna giriyormuş. Görünen anlamının altına üstüne girip çıkarak başka başka anlamlar buluyormuş. Onları kullanırken de özenle ustalığını ortaya koyuyormuş. Bakın bir yazısının başlığı şöyle: “Mazeretsiz hayırsız viran olmuş ebruli bir gece”… O yazının başlangıcını okur musunuz?

    [​IMG]

    Başa belâ, yüreğe cefa hüzünlerim ve bilhassa yere batası özlemlerim,
    Hadi gelin..! Cem-i cümlesi,
    Kabülümsünüz.


    Bu cümleyi gördükten sonra o denemenin ta içine içine dalmaz mısınız? Hem de nasıl… İşte Gamze Hanım’ın kelime bilgisi bu işe yarıyor. Yerinde ve zamanında kullanıldığında yazıya değer katıyor. İnsanı fena etkiliyor, cümleler kafanızda akıp gidiyor. Yukarıda başlığını okuduğunuz denemeden bir örnek daha vermek istiyorum… “Evet aldatmıştım. İçler acısı kapana kısılmış çaresizliğimi, fettan bir gecenin koynunda sancılı ve menfur bir halde bırakmıştım”


    Gamze Atal zaman zaman yazdığı kahramanının karakterine bile giriyormuş… Buraya kadar iyi, çünkü pek çok yazar aynı havayı yaşar. Fakat Gamze’nin olayı farklı, yaşattığı karakterin ruhundan kurtulması çok zor oluyormuş. Uzun zaman mücadele etmesi gerekiyormuş. Bunalım geçirdiği bile oluyormuş… Bu durumdan kurtulmak için kendi kendine yöntemler geliştirmiş. Gece vakti çıkıp Halikarnas’ın havasını derin derin içine çekmek, Kale’nin etrafında turlayıp Arşipel’in kadife yumuşaklığını hissetmek gibi şeyler onu rahatlatıyormuş.

    [​IMG]

    Yazı yazmak, hele deneme ortaya çıkarmak vakit ister… Diyeceksiniz ki Bodrum’da vakitten bol ne var? Öyle olmuyormuş işte, gelen giden, telefonlar, davetler, kafa dinlemek için yapılan geziler, yemek davetleri falan da epey zaman götürüyormuş insanın hayatından. Ama Gamze Atal’ın öyle bir disiplin anlayışı var ki, kimse önünde duramaz. O disipliniyle yıkar geçer… Sevgilisi yazı için şu zamanda şu kadar yazacağım diye karar vermişse arkadaşlarını reddediyormuş, telefonları kapatıyormuş. Kırılan kırılsın, alınan alınsın deyip kapanıyormuş odasına yaz babam yaz…


    Bilmiyorum kimin için yazılmış şu cümle “Ey sevgili, duy sesimi. Çarkı devranda arıyorum, su damlacığına benzeyen suretini”… Kimin içinse, kimin için orası önemli değil, beni şaşırtan bir finans uzmanının kaleminden nasıl da böylesine duygusal kelimeler dökülebilir…


    Neticede, Gamze Hanım binbir emek verdiği yazılarını bir kitap haline getirmiş… Kitabı “Bana kanatlarını verir misin?”… Sadece, kitabı çıkarmak uğruna o sihirli dünyadan uzaklaşmış. Bodrum’dan İzmir’e gelmiş… Ama bir Halikarnas’a dönebilsem diye yollarda kendi kendine yeni sözcükler buluyor, yeni cümleler yaratıyormuş. Bakın o hayalinde İzmir’le nasıl cebelleşiyor. “Boşuna değilmiş bu koca şehrin veladdin amin demesi yakarışlarıma, yol verecekmiş vermesine ruhuma ne dese beğenirseniz umarsızca ben istediğimde gidersin benden, boşuna dellenip durma”


    Ama Gamze’nin emeklerini hayata geçiren canı ciğeri kitabı “Bana kanatlarını verir misin?” ancak daha etkin bir çalışmayla yaşabilir diye katlanıyormuş İzmir’in hay huyuna, insanların üstüne üstüne gelmesine… Hatta İzmir’den beteri İstanbul’a bile gitmeyi göze alımış Gamze Atal. O, her an kitabının heyecanını yaşıyor ama şimdi daha büyük bir heyecan daha gerçekleştirdi geçen hafta Cuma günü… Bodrum Marina’da bir kokteyle başlayan imza günü yaptı…


    Bana kanatlarını verir misin?”i bütün kitapçılarda bulabilirsiniz. Köşenize çekilip sakin sakin Gamze’nin ruh verdiği kelimelerin lezzetine vara vara okursanız tadına doyamazsınız.
    Toгgαи bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş