Garipçiler

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde Murat AKSOY tarafından paylaşıldı.

  1. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38

    GARİPÇİLER

    Türk Edebiyatında 1940'lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin tutkusu tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Sonradan Birinci Yeni olarak adlandırılacak Garip akımı bu ortamda doğar.
    Eski şiire tepki olan Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1911). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu gibi, dönemin ünlü ozanlarını da etkiler. Orhan Veli'nin yazdığı "Garip" önsözü bir bakıma bu yeni şiir deviniminin bildirisidir. Ama üç ozanın birlikteliği uzun sürmez. Kitabın ikinci basımı yalnız Orhan Veli'nin şiirleriyle yayımlanır (1945). Ayrıca Orhan Veli, kitabına "Garip İçin" başlıklı ikinci bir önsöz eklemek gereğini duyar. Nitekim Garip devinimi sonraları, gerek bu nedenle, ama asıl Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ı şiiri ayrı bir çizgide sürdürmeleri sonucu Orhan veli'nin adına bağlanmıştır.
    Garip Akımı;
    1-Vezin ve kafiyeye karşı çıkmışlardır
    2-Günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır
    3-Mecaza,süse ve suniliğe karşı çıkıp;yalnızlığa önem verdiler
    4-Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar
    5-O güne kadar şiirimizde kullanılmayan bir takım sözcükleri kullandılar
    6-Sıradan insanlar şiire konu olmuştur.
    7-Yaşama sevinçlerini fazlasıyla şiire yansıtmışlardır
    8-Kaynağını batı şiirinden alan Garip akımı eskiye ait olan her şeyin karşısında olup özellikle şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır.
    9-Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.
    Ama Orhan Veli'nin kendisi de kitabının ikinci basımında sanat anlayışını gözden geçirmek gereğini duyacaktır. Özellikle şiirsel gelenek, biçim konularında daha esnek bir tutuma girmiştir. Nitekim ikinci kitabı Vazgeçemediğim'den (1945) başlayarak şiirini değiştirdiği görülür. "Kimi şiirlerde akıl çizgisinden duygu çizgisine kayılır, mizah ve şaşırtma bırakılır, yer yer uyağa ve sıfata başvurulur, sözcük tekrarlarından, müzikten yararlanılır. Hepsinden önemlisi, halk şiirinin dil ve deyişine özenilir" (Asım Bezirci). En ilginç gelişme ise özdedir: Toplumcu şiire yaklaşır Orhan Veli de.
    Garip akımı, gerek ilk yıllarında, gerekse sonraları, değişik sanat anlayışlarına bağlı olanlarca değişik biçimlerde değerlendirilmiştir. Geleneğe bağlı olanlar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlarken; toplumcular, Garipçileri, toplumcu şiiri engelleyen, yozlaştırmayı amaçlayan ve küçük burjuva duyarlığını geliştirmeye çalışan bir devinimin başlatıcısı olarak gördüler. Yazın tarihçileri ise, Garip akımını genellikle yeni şiirin başlangıcı saydılar.
    Bugün de bu tutumların pek değiştiği söylenemez. Ama nesnel bir değerlendirmeyle, Garip deviniminin Türk şiirinin gelişim sürecinde önemlice bir yeri olduğunu söylemek gerekmektedir. Orhan Veli ve arkadaşlarının "serbest nazım" anlayışıyla şiirler yazmaları, bu alanda en çok Nurullah Ataç'tan destek görmeleri sanatın siyasal dışı tutulması eğiliminin iktidarca da desteklenmesi sonucudur. Türk şiiri yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleştirilmiş, sokaktaki insanın duyarlılığına açılmıştır.
    Garip Akımının Şairlerinin hayatlarını,eserlerini ve birer şiirini görelim

    CEMAL SÜREYA
    ________________________________________
    1931'de Erzincan'da doğdu. Asıl ismi Cemalettin Seber. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevlerinde bulundu. 1982'de müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Ağustos 1960'ta başladığı ve yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47, 1980-81 arası iki sayı daha çıkardı. 1978'de Kültür Bakanlığı'nda Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yapan Cemal Süreya, emekli olduktan sonra, yayınevlerinde danışman ve ansiklopedilerde redaktör olarak çalıştı. Birçok dergide yazıları ve şiirleri yayımlandı. Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergileri ile Saçak dergisinin kültür-sanat bölümünü bir süre yönetti. Politika, Aydınlık ve Yeni Ulus gazeteleri ile Yazko Somut ve 2000'e Doğru dergilerinde köşe yazıları yazdı. İkinci Yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı-beyaz", Ocak 1953'te Mülkiye dergisinde yayımlandı. 9 Ocak 1990'da İstanbul'da ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu.

    ESERLERİ
    ŞİİR
    Üvercinka (1958)
    Göçebe (1965)
    Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)

    Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984)
    Sıcak Nal ve Güz Bitiği (1988)
    Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s. 1995)



    DÜZYAZI

    Şapkam Dolu Çiçekle (1976)
    Günübirlik (1982)
    Onüç Günün Mektupları (1990, ö.s. 1998)
    99 Yüz (1991)
    999. Gün / Üstü Kalsın (1991)
    Folklor Şiire Düşman (1992)
    Uzat Saçlarını Frigya (Günübirlik'in yeni basımı: 1992)
    Aydınlık Yazıları / Paçal (1992)
    Oluşum'da Cemal Süreya (1992)
    Papirüs'ten Başyazılar (1992)
    Günler (999. Gün'ün genişletilmiş basımı 1996)
    Güvercin Curnatası (Cemal Süreya ile konuşmalar 1997)
    Toplu Yazılar 1 (Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar 2000)



    ANTOLOJİ:
    Mülkiyeli Şairler
    100 Aşk Şiiri

    ÖDÜLLERİ
    1959 Yeditepe Şiir Armağanı
    1966 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
    1988 Behçet Necatigil Şiir Ödülü



    8:10 VAPURU


    Sesinde ne var biliyor musun
    Bir bahçenin ortası var
    Mavi ipek kış çiçeği
    Sigara içmek için
    Üst kata çıkıyorsun

    Sesinde ne var biliyor musun
    Uykusuz Türkçe var
    İşinden memnun değilsin
    Bu kenti sevmiyorsun
    Bir adam gazetesini katlar

    Sesinde ne var biliyor musun
    Eski öpüşler var





    Banyonun buzlu camı
    Birkaç gün görünmedin
    Okul şarkıları var

    Sesinde ne var biliyor musun
    Ev dağınıklığı var
    İki de bir elini başına götürüp
    Rüzgarda dağılan yalnızlığını
    Düzeltiyorsun

    Sesinde ne var biliyor musun
    Söylemediğin sözcükler var
    Küçücük şeyler belki
    Ama günün bu saatinde
    Anıt gibi dururlar

    Sesinde ne var biliyor musun
    Söyleyemediğin sözcükler var

    ECE AYHAN
    ________________________________________
    1931 yılında Muğla Datça'da doğdu. Asıl adı Ece Ayhan Çağlar. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da gördü. 1959'da Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra Gürün, Alaca, Çardak ilçelerinde bir süre kaymakamlık yaptı. 1966'da memurluktan ayrıldı İstanbul'a gelerek Sinematek'te, Meydan Larousse'da, e Yayınları'nda çalıştı. Üç yıl süre ile İsviçre'de tedavi gördü. Dönünce bir süre İstanbul'da ve Bodrum-Gümüşlük'te yaşamını sürdürdü. Çanakkale'ye yerleşti. İlk şiiri 1954'te "Türk Dili"nde yayımlandı. Türk Dili, Varlık, Yenilik dergilerinde çıkan (1954-55) birkaç şiirinden sonra Seçilmiş Hikâyeler, Pazar Postası, Yeditepe dergilerinde yazdı. Kendine özgü çağrışımlar ve göndermelerle örülü şiirleriyle hem Türk şiirinde hem de İkinci Yeni'nin içinde kendine farklı bir kanal açtı. 1965'te yayımladığı Bakışsız Bir Kedi Kara ve 1968'de yayımlanan Ortodoksluklar'la neredeyse bütünüyle "özel bir dil" halini alan bu şiir, 1973'te yayımladığı ve daha geniş bir okur kitlesince alımlanan Devlet ve Tabiat'ıyla birlikte bu kez de "Sokağın diliyle" okurunu (ve izleyicilerini) oluşturdu. 1977'de yayımlanan ve kitapla aynı adı taşıyan ünlü şiirini ve ilk dört kitabını içeren Yort Savul ise şiirinin kendisinden sonraki kuşaklar üzerindeki gücünün belki de topluca aynalbelgelenişi idi. 1981'de Zambaklı Padişah, 1982'de de "tarihin düzünden okunduğu" Çok Eski Adıyladır'ı yayımladı. Ece Ayhan'ın şiiri üzerinde Enis Batur, Tahta Troya'yı (1981), Ender Erenel Ece Ayhan Sözlüğü'nü, Kemal Yangın-Orhan Alkaya ikilisi ise Çok Eski Adıyladır Sözlüğü'nü yayımladı.


    ESERLERİ
    Kınar Hanımın Denizleri (1959)
    Bakışsız Bir Kedi Kara (1965)
    Ortodokslular (1968)
    Devlet ve Tabiat ya da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler (1973)
    Yort Savul (Toplu Şiirler, 1977)
    Zambaklı Padişah (1981)
    Çok Eski Adıyladır (1982)
    Çanakkaleli Melahat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (1991)
    Sivil Şiirler (1993)
    Bütün Yort Savullar (1993
    Bütün şiirleri), Son Şiirler (1993)






    ORTA İKİDEN AYRILAN ÇOCUKLAR İÇİN ŞİİRLER

    Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler
    arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar
    Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce
    ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine
    delikanlı kostaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır

    Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
    dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın"dan
    Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
    bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
    burunları çekmek üzre, ince çağrışımlıdır

    Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
    askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler
    süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için



    EDİP CANSEVER
    ________________________________________
    8 Ağustos 1928'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. Kapalıçarşı'da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı. 1976'dan sonra ise yalnızca şiirle uğraştı. Gençlik şiirlerini İkindi Üstü (1947) adlı kitapta topladı. İlk kitabından 7 yıl sonra yayımladığı Dirlik Düzenlik'te kendisine özgü bir şiir evreni kurduğu görüldü. Sürekli yazan, yayımlayan bir şair olarak 30 yıla yakın bir süre ilgileri hep üstünde tuttu. 28 Mayıs 1986'da İstanbul'da öldü. Çağdaş şiir akımlarındaki gelişmelerle birlikte, yazdıklarının büyük oranda aydınlığa çıktığı görülerek bir düşünce şairi olarak nitelendi.

    ESERLERİ
    ŞİİR

    İkindi Üstü (1947)
    Dirlik Düzenlik (1954)
    Yerçekimli Karanfil (1957)
    Umutsuzlar Parkı (1958)
    Petrol (1959)
    Nerde Antigone (1961)
    Tragedyalar (1964)
    Çağrılmayan Yakup (1966)
    Kirli Ağustos (1970)
    Sonrası Kalır (1974)
    Ben Ruhi Bey Nasılım (1976)
    Sevda ile Sevgi (1977)
    Şairin Seyif Defteri (1980)
    Yeniden (1981)
    Bezik Oynayan Kadınlar (1982)
    İlkyaz Şikayetçileri (1984)
    Oteller Kenti (1985)

    DÜZYAZI
    Gül Dönüyor Avucumda (Ölümünden sonra 1987)

    ÖDÜLLERİ
    Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağını
    Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
    Yeniden ile 1982 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü


    SENİ GÜNLERE BÖLDÜM
    Seni günlere böldüm, seni aylara
    Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
    Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
    Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
    Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.

    Şiirler söylenir, şiirler biter
    Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
    Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
    Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

    Bütün günler yenileşir her bekleyişte
    Ve bütün dünler, bütün geçmişler
    Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
    Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

    Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
    Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
    Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.



    İLHAN BERK
    ________________________________________
    1918 yılında Manisa'da doğdu. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu'nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü'nü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptı (1945-55). Ankara'da Ziraat Bankası Yayın Bürosu'nda çevirmenlik yaptı (1956-1969) ve emekliye ayrıldı. Kendini şiire ve yazıları verdi. Başlangıcından bugüne, yazdığı şiirlerle hep "günümüzün en ilginç ve en genç" şairlerinden biridir. İlk yazıları, ilk şiir kitabı Güneşi Yakanların Selâmı (1935)'nı da yayımlayan Manisa Halkevi dergisinde çıktı. Destansı yönünün ağır bastığı, adeta bir Türk Walt Whitman'ı olarak adlandırıldığı dönemde İstanbul 1939-47 (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu (1955)'nu yayımlamıştı. Sonrası, İkinci Yeni'den eski şiirimize, kendi Atlası'nı kurmaktan düzyazı şiirlere, aforizmalarından harfleri, nesneleri ve semtleri sevmeye dek genişleyen çok kollu bir şiir ırmağı.

    ESERLERİ
    ŞİİR

    Güneşi Yakanların Selamı (1935)
    İstanbul (1947)
    Günaydın Yeryüzü (1952)
    Türkiye Şarkısı (1953)
    Köroğlu (1955)
    Galile Denizi (1958)
    Çivi Yazısı (1960)
    Otağ (1961)
    Mısırkalyoniğne (1962)
    Âşıkane (1968)
    Taşbaskısı (1975)
    Şenlikname (1976)
    Atlas (1976)
    Kül (1978)
    İstanbul Kitabı (1980)
    Kitaplar Kitabı (1981)
    Deniz Eskisi-Şiirin Gizli Tarihi (1982)
    Delta ve Çocuk (1984)
    Galata (1985)
    Güzel Irmak (1988)
    Pera (1990)
    Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum (1993)
    Avluya Düşen Gölge (1996)
    Şeyler Kitabı Ev (1997)
    Çok Yaşasın Sayılar (1998)

    DÜZYAZI

    Şifalı Otlar Kitabı (1982)
    Bir Uzun Adam (1982)
    El Yazılarına Vuruyor Güneş (1983)
    İnferno (1994)
    Kanatlı At (1994)
    Logos (1996)
    Poetika (1997)


    ÖDÜLLERİ
    1979 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Kül ile
    1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü İstanbul Kitabı ile
    1983 Yeditepe Şiir Armağanı Deniz Eskisi ile
    1988 Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Güzel Irmak'la (Ferid Edgü ile paylaştı)


    NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR


    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm

    Her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz
    Alır beni

    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum dağları.




    KEMAL ÖZER
    ________________________________________

    İstanbul'da 1935 yılında doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. Edebiyat Fakültesi'ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştı. İlk şiirlerini 1952'de yayınlanmaya başladı. İkinci Yeniciler'i biraraya getiren "Seçilmiş Hikayeler" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. Daha sonra "Şiir Sanatı" adında aylık bir dergi çıkardı.

    ESERLERİ


    Gül Yordamı (1959)
    Ölü Bir Yaz (1960)
    Tutsak Kan (1963)
    Kavganın Yüreği (1973)
    Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (1974)
    Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1975)
    Geceye Karşı Söylenmiştir (1978)
    Kimlikleriniz Lütfen (1981)
    Araya Giren Görüntüler (1983)
    Çağdaş ve Boyun Eğmeyen (Seçmeler) (1985)
    Sınırlamıyor Beni Sevda (1987)
    İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle (1990)
    Sanatçılarla Konuşmalar (İnceleme) (1979)
    Güldeki Şafak (Gezi izlenimleri) (1979)
    Nasrettin Hoca (1975)
    Tatil Köyünden Öyküler (Çocuk kitabı)(1981)
    Trenler Ne Güzeldir (çocuk kitabı) (1983)
    Şiirlerle İstanbul (Antoloji) (1993)


    ÖDÜLLERİ

    1976 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya ile
    1982 Toprak Şiir Ödülü Kimlikleriniz Lütfen ile
    1991 Yunus Nadi Şiir Ödülü İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle ile



    SEN VE İSTANBUL
    Ben
    Sana türkülerden sesleniyorum
    Bir akşam vakti ve uzak
    Deniz bütün ürperişleriyle kapında
    Ayaklarını bekliyor küçük çakıl taşları
    Ve gönlüm
    Bir akşam vakti ve uzak

    Ben
    Sana türkülerden sesleniyorum
    Bir sabah erkenden
    Sisli ve yakın
    Sancısı ellerinde başlıyor yalnızlığın
    Kimsesizlik dilinmiş bir yürek gibi
    Ellerini bekliyor
    Uzanıp tutmuyorsun
    Uzanıp tutmuyor parmakların
    Sisli ve yakın






    Ben
    Sana türkülerden sesleniyorum
    Dilimde semt semt dolaşıyor İstanbul
    İki güzellik önündeyim
    Biri o biri sen
    İki güzellik önünde çırpınıyor bu yürek
    Bu arzular böyle döküm saçım
    Ve boynuma düğüm atan kadar
    Sen ve İstanbul

    Ben
    Sana türkülerden sesleniyorum
    Türkülerde öğreniyor İstanbul seni
    Sesimde titreşiyorlar birer yaprak gibi
    Enlem ve boylam daireleri
    Yitirilmiş rüzgarı bulup çıkarıyorum

    Diriliyor bütün bayrakları dünyanın
    Bütün yüzyılları birden
    Bir arada yaşıyor gönlüm
    Ve türkülerde öğreniyorlar İstanbul'u
    Türkülerde öğreniyorlar İstanbul seni



    MELİH CEVDET ANDAY
    ________________________________________

    1915 yılında İstanbul'da doğdu. 1938 yılında sosyoloji öğrenimi için Belçika'ya gitti. II. Dünya Savaşı nedeniyle yurda döndü. 1942'den başlayarak Ankara Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü'nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı'nda memurluk, gazetecilik yaptı. "Tercüman", "Büyük Gazete", "Tanin" ve "Cumhuriyet" gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954'te başladığı İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü fonetik-diksiyon öğretmenliğinden 1977 yılında emekli oldu. 1964-69 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu'nda çalıştı. 1979'da UNESCO Genel Merkezi Kültür Müşaviri olarak Paris'e gitti.

    ESERLERİ

    ŞİİR

    Garip (Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte)1941
    Rahatı Kaçan Ağaç 1946
    Telgrafhane 1952
    Yanyana 1956
    Kolları Bağlı Odysseus 1962
    Göçebe Denizin Üstünde 1970
    Teknenin Ölümü 1975
    Sözcükler 1978
    Ölümsüzlük Ardında Gılgamış 1981
    Tanıdık Dünya 1984
    Güneşte 1989
    Yağmurun Altında 1995


    ROMAN

    Aylaklar 1965
    Gizli Emir 1970
    İsa'nın Güncesi 1974
    Raziye 1975
    Yağmurlu Sokak 1991
    Meryem Gibi 1991

    TİYATRO
    İçerdekiler 1965
    Mikado'nun Çöpleri 1967
    Dört Oyun 1972



    ÖDÜLLERİ
    Mikado'nun Çöpleri adlı oyunuyla 1967-68 İlhan İskender Armağanı
    Gizli Emir adlı romanıyla TRT 1970 Sanat Ödülleri Roman Armağanı
    Tarjel Vesaas'dan çevirdiği Buz Sarayı romanıyla TDK 1973 Çeviri Ödülü
    Teknenin Ölümü şiir kitabıyla 1976 Yeditepe Şiir Armağanı
    Sözcükler şiir kitabıyla 1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
    Ölümsüzlük Ardında Gılgamış şiir kitabıyla 1981 İş Bankası Büyük Ödülü


    TEK BAŞINA


    Ölürken çocuklarımı unuttum
    Küçük deniz kiprikleriyle sabah
    Denedim bütün sabahları

    Sana sürgünümün şarabını bıraktım al
    Mumlarını güzelliğin ve hiçliğin
    Bir de kaygumun soluk ellerini

    Denedim bütün ölümleri
    Ama görmedim büyülü ağaç
    Ezilmiş sevdaların giysileri

    Sana ayrılığın yayını bıraktım al
    Bir de adını bilmediğim bir gökyüzünü
    Lamalar gibi koşar bozkırda

    Oysa ölümsüzlük şuracıkta, kar
    Güneşi gibi doldurmuş odayı, basit
    Anlamsız ve tek başına

    Ayaklarım hayvan, üstüm başım bitki
    Denedim bütün vakitleri al
    Başka türlü geçmeyen bir vakitti



    OKTAY RIFAT
    ________________________________________

    10 Haziran 1914'te Trabzon'da doğdu. 18 Nisan 1988'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Paris'e doktora için gitti. 2. Dünya savaşı nedeniyle tamamlayamadan döndü. Maliye Bakanlığı'nda çalıştı. 1955'te İstanbul'a yerleşti. Serbest avukatlık yaptı. Devlet Demir Yolları'ndan emekli oldu. 16 şiir kitabı, 3 romanı yayınlanmıştır.




    ESERLERİ
    ŞİİR

    Garip 1941
    Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler 1945
    Güzelleme 1945
    Aşağı Yukarı 1952
    Karga ile Tilki 1954
    Perçemli Sokak 1956
    Aşık Merdiveni 1958
    Elleri Var Özgürlüğün 1966
    Şiirler 1969
    Yeni Şiirler 1973
    Çobanıl Şiirler 1976
    Bir Cigara İçimi 1979
    Elifli 1980
    Denize Doğru Konuşma 1982
    Dilsiz ve Çıplak 1984
    Koca Bir Yaz 1987


    ROMAN

    Bir Kadının Penceresinden 1976
    Danaburnu 1980
    Bay Lear 1982


    OYUN
    Birtakım İnsanlar 1961
    Kadınlar Arasında 1966
    Yağmur Sıkıntısı, Toplu Oyunlar 1988

    ÖDÜLLERİ

    Karga ile Tilki kitabıyla 1955 Yeditepe Şiir Ödülü
    Şiirler kitabıyla 1970 TDK Şiir Ödülü
    Bir Cigara İçimi kitabıyla 1980 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
    Dilsiz ve Çıplak kitabıyla 1984 Behçet Necatigil Şiir Ödülü
    Danaburnu romanıyla 1981 Madaralı Roman Ödülü

    MOR KALEM


    Her koşmana bir öpücük var dedi
    Yaktı beni canevimden sürmelim
    Durulur mu bunu bize yâr dedi
    Haydi kalem nazlı kalem mor kalem


    Boş kağıdı çizik çizik çizersin
    Güzelleri övmesini bilirsin
    İsteyince bülbül olur ötersin
    Haydi kalem nazlı kalem mor kalem


    Ela gözlüm sonra bize darılır
    Bir koşmaya boynumuza sarılır
    Has bahçenin gülü böyle derilir
    Haydi kalem nazlı kalem mor kalem

    Oktay der ki mor kalemim bir tane
    Güzeller emrine gelmiş cihana
    Gayri ela gözlüm olsun bahane
    Haydi kalem nazlı kalem mor kalem



    ORHAN VELİ KANIK
    ________________________________________
    13 Mayıs 1914'te İstanbul'da doğdu. 14 Kasım 1950'de yine İstanbul'da yitirdik onu. Babası Veli Kanık Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefiydi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirmeden ayrıldı. PTT memurluğu yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı tercüme bürosunda çalıştı. 1 Ocak 1949'da yayınlamaya başladığı Yaprak dergisini 15 Haziran 1950'ye değin çıkardı. Ankara'da bir çukura düşüp yaralandı. Getirildiği İstanbul'da kurtarılamadı, 14 Kasım 1950'de yaşamını yitirdi.

    ESERLERİ
    ŞİİR

    Garip 1941
    Vazgeçemediğim 1945
    Destan Gibi 1946
    Yenisi 1947
    Karşı 1949
    Nasrettin Hoca Hikayeleri 1949
    Bütün Şiirleri 1951


    DÜZ YAZI

    Nesir Yazıları 1953
    Edebiyat Dünyamız 1975
    Sanat ve Edebiyat Dünyamız 1982
    Bindiğimiz Dal 1982


    ANLATAMIYORUM


    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum



    ÖZDEMİR İNCE
    ________________________________________
    1 Eylül 1936'da Mersin'de doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü'nü bitirdi. Lise öğretmenliği yaptı. Ardından Pariste Sorbonne Üniversitesi'nde eğitim gördü. Bir süre öğretmenlik yaptı ve 1969'da TRT'ye girdi. 1982'de kurumdan "gönülsüz" emekli oldu. Çeviri yaparak hayatını kazandı. 1989'da İstanbul'a yerleşti. Can Yayınları'nda editörlük yaptı. 1996'dan sonra Telos Yayınları'nda editör ve genel yayın yönetmeni.

    ESERLERİ


    Kargı 1963
    Tutanaklar 1967
    Kiraz Zamanı 1969
    Karşı Yazgı 1974
    Rüzgara Yazılıdır 1979
    Elmanın Tarihi 1981
    Kentler 1981
    Yedi Deryalar Geçsen 1983
    Siyasetname 1984
    Eski Şiirler 1985
    Hayatbilgisi 1986
    Zorba ve Ozan 1987
    Başak ile Terazi 1989
    Burçlar Kuşağı 1989
    Can Yelekleri Tavandadır 1989
    Gürlevik 1990
    Gündönümü Gündönümü 1992
    Yazın Sesi 1994
    Uykusuzluk 1996
    Mani-Hayy 1998


    ÖDÜLLERİ
    1978 TDK çeviri ödülü
    1968 May Edebiyat ödülü
    Fransa Hükümeti Officier Nişanı 1990


    ÖLÜMÜ DENEYEN KÜÇÜK KIZA


    Bir anıt düşledim senin için
    mor bir tanyerinin kıyısına diktim
    geldi saçlarına yuva yaptı ay
    kuşlar, çiçekler seninle konuştular
    sen anladın onların yarasını
    Sabahın beşi kardeşin senin
    çakıltaşları da kardeşin
    gün batarken menekşe olacaklar

    ve basma gömlekler giyecekler
    bir sen anladın onların yarasını
    Yeni bir sözlük yarattın kendin için
    kuşlara, çiçeklere, çakıltaşlarına da öğrettin
    sizin için bir dünya kuruldu sözcüklerden
    ev: soluksuz bir at
    okul: sürgün yeri
    Gökyüzü: yok
    Sokak: çıkmaz
    Dünya: surlar
    Düşler: sığınak
    - Ölümden korkmadın mı küçük
    - Hayır çok ölü gördüm ben
    Gökten yağan kuşları
    can çekişen kediyi
    sesi kesilen ağaçları görmüştür
    bir kentin öldüğünü görmüştür
    ölümün öldüğünü görmüştür
    Bir anıt düşledim senin için
    Mor bir tanyerinin kıyısına diktim




    SEZAİ KARAKOÇ
    ________________________________________

    1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü bitirdi. 1956-1965 arasında Maliye müfettiş yardımcılığı ve gelirler kontrolörlüğü görevlerini yaptı. İstifasının ardından gazetecilik ve yayıncılık işlerine girişti. Sonra yeniden gelirler kontrolörlüğündeki görevine döndü. 1974 sonrası yeniden devlet memurluğu görevinden ayrılarak gazetecilik ve yayıncılığa başladı. İkinci Yeni akımı doğrultusunda geleneksel İslam kültürü ile eski Türk ve Ortadoğu uygarlıklarından beslenen çarpıcı, mistik, özgün şiirler yazdı.

    ESERLERİ


    Körfez (1959)
    Şahdamar (1962)
    Hızırla Kırk Saat (1967)
    Sesler (1968)
    Taha’nın Kitabı (1968)
    Kıyamet Aşısı (1968)
    Gül Muştusu (1969)
    Zamana Adanmış Sözler (1970)
    Şiirler (1975)
    Ayinler (1977)
    Leyla ile Mecnun (1981)
    Ateş Dansı (1987)
    Alınyazısı Saati (1989)


    ÖDÜLLERİ
    1968 Milli Türk Talebe Birliği Milli Hizmet Madalyası
    1970 Sürgündeki Macar Yazarları Gümüş Madalya Ödülü
    1982 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü
    1988 Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü
    1991 Dünya Sanat ve Kültür Akademisi Ödülü


    MONNA ROSA

    I. Aşk ve Çileler
    Monna Rosa, siyah güller, ak güller;
    Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister;
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
    Monna Rosa, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar.

    Zeytin ağacının karanlığıdır
    Elindeki elma ile başlayan...
    Bir yakut yüzükte aydınlanan sır
    Sıcak ve minnacık yüzündeki kan
    Zeytin ağacının karanlığıdır.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi...
    Ellerinden belli olur bir kadın.
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların.

    Açma pencereni, perdeleri çek:
    Monna Rosa, seni görmemeliyim.
    Bir bakışın ölmem için yetecek;
    Anla Monna Rosa, ben öteliyim...
    Açma pencereni, perdeleri çek.

    Zaman çabuk geçiyor Monna;
    Saat on ikidir, söndü lambalar.
    Uyu da turnalar gelsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
    Zaman çabuk geçiyor Monna.

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konarlar bahçenin incirlerine;
    Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
    Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
    Akşamları gelir incir kuşları...

    Ki ben, Monna Rosa bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında.
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar... Su kenarında
    Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
    Henüz dinlemedin benden türküler.
    Benim aşkım uymaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    Bir gün gözlerimin ta içini bak:
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı.
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı.

    Altın bilezikler, o korkulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
    Bir tüy ki, can verir gülümsesen
    Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
    Altın bilezikler, o korkulu ten!

    Monna Rosa, siyah güller, ak güller
    Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister;
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Monna Rosa, siyah güller, ak güller!




    TURGUT UYAR
    ________________________________________

    1927'de Ankara'da doğdu. Babası subaydı. Bursa Işıklar Lisesi'ni (1946) ve Askeri Memurlar Okulu'nu (1947) bitirdi. Bir süre orduda subay olarak görev yaptı. 1958'de ordudan ayrıldı. Çeşitli devlet memurluklarında çalıştı. Emekliye ayrıldı. Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. İlk şiiri 1947'de Yedigün dergisinde çıktı. Kaynak dergisinin bir şiir yarışmasında Arz-ı Hal şiiri ikincilik kazanınca Nurullah Ataç'ın güvendiği şairler arasına girdi. İkinci Yeni Şiir akımının önde gelen şairlerindendir. 22 Ağustos 1985'te İstanbul'da öldü.

    ESERLERİ
    ŞİİR

    Arz-ı Hal (1949)
    Türkiyem (1952-1963)
    Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959)
    Tütünler Islak (1962)
    Her Pazartesi (1968)
    Divan (1970)
    Toplandılar (1974)
    Kayayı Delen İncir (1982)
    Dün Yok mu (1984) Büyük Saat (Son yazdıklarıyla birlikte bütün şiirleri 1984)


    ÖDÜLLERİ

    1963 Yeditepe Şiir Armağanı Tütünler Islak ile
    1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Kayayı Delen İncir ile
    1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Büyük Saat ile
    Turgut Uyar Şiir


    SEVDA ÜSTÜNE

    Küçücük pencerem bahçeye bakar
    Bademler, erikler geceye bakar
    Bir ışık dökülür yapraklardan şıkır şıkır
    Filizler susmuş, tohumlar uyumuş;
    Bir an durmuş, genişlemiş büyümüş
    Bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz
    Vakit nisan ortasında bir akşam...

    Bu şiirde sevda sevda üstüne
    Senelerdir veda veda üstüne
    Yareli yüreğimde dağ dağ üstüne
    Vakit nisan ortasında bir akşam.
    Mehtap ettiğinden bihaber
    Kuşlarla, çiçeklerle, balıklarla beraber
    İki tel kumral saç olsa avucumda şimdi
    Ağlayıp ağlayıp avunsam...



    ÜLKÜ TAMER
    ________________________________________

    20 Şubat 1937 tarihinde Gaziantep'te doğdu. Robert Kolej'i bitirdi. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde okudu. Çevirmenlik, aktörlük, yayın yönetmeliği yaptı. A, Gösteri, Kaynak, Papirüs, Sanat Olayı, Yeditepe, Yelken, Yeni Dergi, Varlık dergilerinde şiirlerini yayımladı. İkinci Yeni ile başladığı şiirinde, her zaman kendine özgü olmayı başardı. Türkü, koşma tadında, masalların, doğa görüntülerinin, çocuksu duyarlığını yansıtan özgür çağrışımların beslediği neşeli, humor yüklü şiirler yazdı.

    ESERLERİ


    Soğuk Otların Altında (1959)
    Gök Onları Yanıltmaz (1960)
    Ezra ile Gary (1962)
    Virgülün Başından Geçenler (1965)
    İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür (1966)
    Sıragöller (1974)
    Seçme Şiirler (1981)
    Yanardağın Üstündeki Kuş (1986, toplu şiirler)


    ÖDÜLLERİ

    1967 Yeditepe Şiir Armağanı





    ÜŞÜR ÖLÜM BİLE


    Bir ormanda tutup onu
    Bağladılar ağaca
    Yumdu sanki uyur gibi
    Gözlerini usulca.

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile.
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle.

    Diz çöktüler karşısına
    Sonra ateş ettiler.
    Parcalanan yüreğine
    Yuva kurdu mermiler.

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile.
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle.

    Gelip kondu bir güvercin
    Ellerine o gece
    Kırmızı bir çelenk oldu
    Bileğinde kelepçe.

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile.
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle.

Sayfayı Paylaş