Gazlar

Konu 'Kimya 10. Sınıf' bölümünde (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    GAZLAR

    • GAZLAR
    Maddeler tabiatta katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç halde bulunurlar.
    Gaz hali genel olarak molekül ve atomların birbirinden uzak olduğu ve çok hızlı hareket ettiği bir haldir.
    Gaz molekülleri birbirine uzak olduğu için aralarında etkileşim yok denecek kadar azdır. Bu sebeple gaz molekülleri birbirinden bagımsız hareket ederler.
    Gazların hacim ve şekilleri işgal ettikleri kaba göre değişir. Bulundukları kabı doldururlar.
    Gazlar kolaylıkla sıkıştırılabilirler.
    Gazlar birbiriyle her oranda karışarak birinin yalnız başına işgal ettiği hacmi bu sefer beraberce doldururlar.
    Gazlar hızlı hareket ettiklerinden bulundukları kabın çeperine çarparlar ve bu çarpma neticesi kaba basınç uygularlar.
    Bulundukları kap içerisinde bütün yönlerde aynı basıncı uygularlar.
    Yoğunlukları katı ve sıvıya göre çok küçüktür.
    Isıtıldıklarında bütün gazlar sıcaklık değişimi karşısında aynı oranda genleşirler.
    Kolaylıkla bir ortamda yayılırlar.
    Gazların taneciklerinin oluşturduğu hacim, moleküller arasındaki boşluk yanında ihmal edilebilecek kadar küçüktür.
    Gaz molekülleri sabit bir hızla hareket ederken birbiriyle ya da bulundukları kabın duvarlarıyla çarpışırlar. Bu çarpışmalarda taneciklerin hızı ve doğrultusu değişebilir. Fakat çarpışmalar esnek olduğundan kinetik enerjide bir değişme olmaz.
    Gaz taneciklerinin sıcaklık değişimi ile hızları değişeceğinden ortalama kinetik enerjileri de değişir.
    Sıcaklıkları aynı olan bütün gazların ortalama kinetik enerjileri birbirine eşittir.
    Gaz molekülleri yüksek basınç düşük sıcaklıklarda sıvılaştırılabilirler.
    İDEAL GAZ
    Öz hacmi olmayan, moleküller arasında hiçbir itme ve çekme kuvveti bulunmayan ve gaz moleküllerinin birbiriyle çarpışmasında hiçbir kinetik enerji kaybı olmayan bir hayali gaz örneğine ideal gaz denir.
    Tabiattaki gazlar gerçek gazlardır. Gerçek gazlar yüksek sıcaklık ve düşük basınçta ideale yaklaşırlar.
    Farklı gazların ideal olmaları karşılaştırmasında ise;
    Yoğunlaşma noktası düşük olan, molekül ağırlığı küçük olan gazlar diğerlerine göre daha idealdir, yorumu yapılabilir.

    GAZLARIN ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ
    Bir gazın herhangi bir sıvıdaki çözünürlüğü;
    Gazın cinsine bağlıdır.
    Sıcaklık arttıkça azalır.
    Basınç arttıkça artar.
    GAZ BASINCININ **ÇÜLMESİ
    Gaz basıncını ölçmeye yarayan aletlere manometre denir.
    Toriçelli deniz seviyesinde civa kullanarak yapmış olduğu deney sonucu açık hava basıncını hesaplamıştır.

    Sıvılar, basıncı her tarafa eşit olarak iletirler. Sıvı basıncı sıvının yüksekliğine ve yoğunluğuna bağlıdır. Cıvanın yoğunlugu 13,6 g/cm3, suyun yoğunluğu 1 g/cm3 tür.
    Yukarıdaki deney civa yerine su kullanarak yapılsaydı,
    Borudaki su yüksekliği: 76.13,6 = 1033,6 cm olurdu.
    76 cm Hg = 760 mm Hg = 1 atm

    1. Kapalı Manometre


    2. Açık Manometre
    a.


    Cıva seviyelerinin eşit olması X gazının basıncının açık hava basıncına eşit olduğunu ifade eder.
    b.

    X gazının basıncı açık hava basıncından h cm daha fazladır.
    c.


    X(g) nın basıncının açık hava basıncından daha küçük olduğu görülmektedir.


    İDEAL GAZ DENKLEMİ
    P.V=n.R.T

    P:

    Basınç (atm),
    76 cm Hg = 760 mm Hg = 1 atm eşitliği unutulmamalıdır.
    V:
    Hacim (ℓt)
    n:
    Mol sayısı
    R:
    Raydberg gaz sabiti olup bütün gazlar için
    litre.atm/mol.°K

    T:
    Sıcaklık birimi olarak daima kelvin kullanılır.
    Kelvin = °C + 273eşitliği vardır.


    Örnek - 1
    2 mol H2 gazının 5,6 lt'lik bir kapta 8 atm. basınç yapması için sıcaklığı kaç °C olmalıdır?


    Çözüm:
    P.V = n.R.T denkleminden;

    T= 273 °K çıkmalıdır.
    Kaç °C olduğu sorulduğundan °K = °C + 273 eşitliğinden gazın sıcaklığı 0°C olacaktır.


    GAZLARIN YOĞUNLUĞU
    Gazların yoğunluğu basınç ve sıcaklık değişimi ile değişir.
    P . V = n . R . T denkleminde;
    Mol sayısını gram cinsinden yazarsak,
    gazın mol sayısı; gaz kütlesinin, gazın mol ağırlığına oranına eşittir.



    p.MA = d.R.t formülü çıkarılabilir.
    Yoğunlukla ilgili sorularda bu eşitlik kullanılmalıdır.


    Örnek - 2
    N2 gazının normal koşullarda yoğunluğu 1,25 g/lt dir.
    N2 gazının 0,2 atmosfer 273 °C’deki yoğunluğu kaçtır? (N : 14)


    Çözüm :
    P.MA = d.R.T denklemindeki sabit olan

    Şartlar değişsede R değişmeyeceğinden,


    Aynı gaz olduğu için MA’lar sadeleşir. Verilenler yerine yazılırsa



    GAZLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
    Farklı gazlar birbiriyle karşılaştırıldığında ya da herhangi bir gazın farklı ortamlardaki halleri birbiriyle kıyaslandığında;





    Buradan genel olarak aşağıdaki formül çıkarılır.

    Formül karşılaştırma sorularında kullanılacaktır.


    Örnek - 3
    2 litre hacimli kapta mutlak sıcaklığı T olan m gram CH4 gazı, 3 litre hacimli kapta mutlak sıcaklığı 2T olan 2m gram SO2 gazları vardır.
    SO2 gazının basıncının CH4 gazı basıncına oranı kaçtır?
    (H : 1, C : 12, O : 16, S : 32)


    Çözüm
    CH4 gazı için basınç : , hacim 2 litre, sıcaklık T dir.

    SO2 gazı için basınç : , hacim 3 litre sıcaklık 2T dir.




    Örnek - 4
    Aşagıdaki grafiklerden hangisi yanlış çizilmiştir?



    Çözüm:
    P.V = n.R.T denklemi esas alınarak yorumlanırsa A, B, C, E şıklarında çizilmiş olan grafikler doğru çizilmiştir. D şıkkında ise basınç, °C grafiği, gazın sıcaklığı 0 °C iken
    273°K'dır. Basıncı sıfır olamaz. Yani grafik sıfır noktasından başlayamaz.
    Cevap D


    GAZLARIN KARIŞTIRILMASI
    Farklı kaplarda bulunan gazların yeni bir kapta karıştırılması ya da musluklarla birbirine bağlı olan kapların musluğunun açılması ile gazların birbirine karıştırılması şeklindeki soru tipleri bu başlıkta incelenecektir. Karıştırılan gazlar birbiriyle reaksiyon verebilir ya da vermeyebilir.
    Gazlar sabit sıcaklıkta karıştırılıyorsa;
    P.V = n.R.T denklemine göre;
    T sabit ise, P.V değeri, mol sayısı (n) ile doğru orantılıdır.
    Gazlar karıştırıldığında;
    Pson.Vson =P1.V1.+P2.V2+...............Pn.Vn

    formülünden yararlanarak işlemler yapılır.
  2. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    KISMİ BASINÇ
    Kısmi basınçtan bahsedilebilmesi için aynı kap içerisinde birden fazla gazın bulunması gerekir. Kapta bulunan bütün gazlar için hacim (V) ve sıcaklık (T) aynı olacağından, basınç mol sayısıyla doğru orantılı olacaktır.

    PA : A gazının kısmi basıncı
    nA : A gazının mol sayısı
    nT : Toplam mol sayısı
    PT : Toplam basınç
    Kısmi basıncı, karışımdaki herbir gazın tek başına o kabı doldurduğunda yapacağı basınç olarak da tarif edebiliriz. Herbir gazın yapmış olduğu kısmi basınçların topl***** ise toplam basınç denir.


    Örnek- 5
    4 mol H2, 3 mol CO2 ve 2 mol He gazının bulunduğu kabın toplam basıncı 1,8 atm.'dir.
    Buna görenin kısmi basıncı nedir?


    Çözüm:
    Kısmi basınç sorularında aynı kapta birden fazla gazın bulunması söz konusudur. Dolayısıyla herbir gaz için hacim (V) ve sıcaklık (T) aynıdır.




    GAZLARIN KİNETİĞİ VE DİFÜZYON HIZI
    Gazlar uzayda birbirinden oldukça uzak mesafelerde hareket eden moleküller topluluğu olup, gaz taneciklerinin öz hacmi gazın kapladığı toplam hacim yanında yok denecek kadar azdır.
    Gaz molekülleri sabit bir hızla hareket ederler ve bu hareketleri sırasında birbirleriyle ve içinde bulundukları kabın çeperiyle çarpışırlar. Bu çarpışmalar esnek olup çarpışma sırasında kinetik enerji değişmez.
    Gaz molekülleri ısı enerjisini kinetik enerjiye dönüştürürler. Sabit sıcaklıkta bütün gazların ortalama kinetik enerjileri aynıdır.
    Yani kinetik enerji yalnızca sıcaklığa bağlıdır.


    Difüzyon hızı için;
    Aynı basınç ve sıcaklık altında X ve Y gazlarını özdeş bir kaba koyalım. Bu iki gazın ortalama kinetik enerjileri birbirine eşittir.


    Molekül ağırlığı küçük olan gazlar hızlı, büyük olan gazlar yavaş hareket ederler.
    Aynı formülden hız ile yoğunluk arasında; eşitliği de çıkarılabilir.


    Kinetik enerjisinin sıcaklık ile ilişkisi şeklindedir.


    İki denklem birleştirilirse,

    eşitliğide çıkarılır. Yani mutlak sıcaklık 4 katına çıkarıldığında hız 2 katına çıkar.


    SIVI-BUHAR BASINCI
    Sıvıların her sıcaklıkta buharlaşabildiklerinden sıvı buharlasının bu sıcaklıklarda yapmış olduğu basınca sıvı-buhar basıncı denir.
    Sıvı - buhar basıncı, sıvının cinsine ve sıcaklığına baglıdır. Sıvı miktarına bağlı değildir.
    Sıvı - buhar basıncı, açık hava basıncına eşit olduğunda sıvı kaynamaya başlar.
    Sıvı - buhar basıncı büyük olan sıvıların kaynama noktaları düşüktür.
    Sıvı - buhar dengesinde iken sıvı buharları sıkıştırılırsa ya da genleştirilirse basıncı değişmez.
    Uçucu sıvıların sıvı - buhar basınçları daha yüksektir ve bu sıvılar daha düşük sıcaklıkta kaynar.
    Bir sıvı içinde herhangi bir katı madde çözülürse, sıvı - buhar basıncı düşer dolayısıyla kaynama noktası yükselir.
    Sıcaklık arttıkça sıvı - buhar basıncı artar.
  3. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    ÇÖZELTİLER

    • ÇÖZELTİ
    Fiziksel özellikleri her yerde aynı olan (homojen) karışımlara çözelti denir.
    Bir çözeltiyi oluşturan her bir maddeye çözeltinin bileşenleri denir.
    Örneğin; su içerisinde NaCl tuzu çözülmesiyle oluşan çözeltinin bileşenleri su ve tuzdur.
    Genel olarak bir çözelti çözücü ve çözünenden oluşmaktadır.





    Çözeltiler çözünmenin şekline göre ikiye ayrılır;
    a. İyonlu çözeltiler
    Çözünen madde iyonlarına ayrışarak çözünüyorsa bu çözeltilere iyonlu çözeltiler denir.
    Asit, baz, tuz çözeltileri iyonlu çözeltilerdir. Bu çözeltiler hareketli iyon bulundurdukları için elektrik akımını iletirler.


    b. Moleküllü çözeltiler
    Çözünen madde moleküler olarak çözünüyorsa bu çözeltilere moleküler çözelti denir. Şekerin suda çözünmesi bu çözeltilere örnek olarak verilebilir. Bu çözeltiler elektrik akımını iletmezler.


    Çözeltiler kendi aralarında üçe ayrılırlar;
    a. Doygun çözelti
    Çözebileceği maksimum maddeyi çözmüş olan çözeltiye denir.


    b. Doymamış çözelti
    Çözebileceği kadar maddeyi çözmemiş olan çözeltiye denir.


    c. Aşırı doymuş çözelti
    Bazı durumlarda çözeltinin derişikliği doygunluk sınırını aşabilir. Bu gibi çözeltilere aşırı doymuş çözeltiler denir. Bu çözeltiler oldukça kararsızdır. Küçük bir etki ile fazlalıklar çöker ve doygun bir çözelti elde edilir.


    Çözeltiler çözünenin miktarına göre ikiye ayrılırlar;
    a. Derişik çözelti
    Belli bir miktar çözücüde, fazla miktarda çözünen içeren çözeltilere derişik çözelti denir.


    b. Seyreltik çözelti
    Belli bir miktar çözücüde, az miktarda çözünen içeren çözeltilere seyreltik çözelti denir.


    ÇÖZÜNÜRLÜK
    Belli bir sıcaklıkta 100 gram çözücüde gram olarak çözünebilen maksimum madde miktarına ÇÖZÜNÜRLÜK denir. Çözgen H2O olduğunda 100 gram yerine 100 ml değeri ile de karşılaşabilirsiniz.
    Örneğin,25°C’de KNO3'ün çözünürlüğü,
    (60 gram/100 ml su’dur). Yani 25°C’de 100 ml su en fazla 60 gram KNO3 çözebilir.


    Çözünürlüğe Etki Eden Faktörler
    Çözücü cinsi
    Çözünenin cinsi
    Sıcaklık
    Basınç
    Ortak iyon
    ÇÖZÜCÜ VE ÇÖZÜNENİN CİNSİ
    Genel manada polar maddeler polar çözücülerde, apolar maddeler apolar çözücülerde daha iyi çözünür.
    Örneğin; NaCl tuzu suda çok iyi çözünürken, karbon tetra klorür (CCl4) sıvısında çözünmez.
    I2 molekülleri ise suda çözünmezken, CCl4'te iyi çözünür.


    SICAKLIK
    Sıcaklık değişimi çözünürlüğü değiştirir. Katıların sıvı içerisindeki çözünürlüğü sıcaklık arttıkça genellikle artar. Gazların sıvıdaki çözünürlüğü ise sıcaklık arttıkça azalır.


    BASINÇ
    Katıların çözünürlüğü basınç ile değişmez. Gazların sıvıdaki çözünürlüğü ise basınç arttıkça artar.


    ORTAK İYON
    Herhangi bir katının ortak iyon bulunduran çözeltideki çözünürlüğü saf çözücüdeki çözünürlüğünden daima daha küçüktür.


    DERİŞİM (KONSANTRASYON)
    Bir çözeltide birim hacimdeki çözünmüş olan çözünen miktarına derişim (konsantrasyon) denir.
    Belli başlı derişim birimleri; yüzde derişim, molar derişim (molarite), normal derişim (normalite) dir.


    Yüzde Konsantrasyon
    100 gram çözeltideki (çözücü + çözünen) çözünmüş olan madde miktarına yüzde konsantrasyon denir.
    Örneğin; 80 gram su içerisinde 20 gram şeker çözülerek hazırlanan çözelti %20'lik bir çözeltidir.


    MOLARİTE: (Molar Konsantrasyon)
    1 lt. çözeltide çözünmüş olan maddenin mol miktarına molarite denir.


    M : Molarite
    n : Mol sayısı
    V : Hacim (litre)


    NORMALİTE (Normal Konsantrasyon)
    1 lt’de çözünmüş eşdeğer gram sayısına denir.
    Kısaca Normalite = Molarite x Tesir Değerliği N = Mx TD ile bulunur.
    Tesir değerligi asit ya da bazın değerliğine tuzun ise + yük topl***** eşittir.


    ÇÖZELTİLER ARASI REAKSİYONLAR
    (Denklemli molarite problemleri)
    İyon içeren iki çözelti karıştırıldığında bazen çökelme olmaz, bazende iyonlar suda az çözünen bir katı oluşturuyorsa bir çökelme olur. Yani iyonlar arasında bir tepkime gerçekleşir.
    1A grubunun tuzları ve yapısında NO3- iyonu bulunduran tuzlar suda çok iyi çözünür. Diger tuzlar için bir genelleme yapmak mümkün degildir.


    Örnegin : AgNO3 çözeltisi ile NaCl çözeltileri karıştırıldığında bir çökelme gözlenir. Burada iyonlar yeniden düzenlenerek AgCl ve NaNO3 bileşikleri oluştuğu düşünülebilir. NaNO3 suda çok iyi çözündüğüne göre çöken tuz AgCl'dir.


    İyon Denklemi: Ag+(**) + Cl-(**) ® AgCl(k)
    şeklinde olur.
    Karıştırılan iki çözeltiden biri asit çözeltisi, diğeri baz çözeltisi ise mutlaka nötürleşme tepkimesi olacaktır.

    Nötürleşme denklemi:
    H+ + OH– ® H2O şeklindedir.



    ÇÖZELTİLERİN ÖZELLİKLERİ
    Çözeltinin kaynama noktası, saf maddenin kaynama noktasından yüksektir.
    Çözeltinin donma noktası, saf maddenin donma noktasından düşüktür.
    Çözeltinin buhar basıncı, saf maddenin buhar basıncından düşüktür.
    Çözeltilerin yoğunlukları çözeltilerde çözünen madde miktarına göre değişir.
    Bütün bu değişmeler (Katı + Sıvı) çözeltileri için düşünülebilir. Bu değişme miktarları iyon derişimine bağlıdır.
    Aşağıda saf su ile tuzlu suyun ısıtılması sırasında zamanla sıcaklık değişim grafikleri verilmiştir.

    Grafiklere dikkat edilirse kaynama sırasında saf suyun sıcaklığı sabit kalırken, tuzlu suyun sıcaklığı devamlı artmıştır.
    Alkol-su karışımının ısıtılması sırasında zamana bağlı sıcaklık değişim grafiği çizilseydi aşağıdaki gibi olurdu.

    Grafige göre;
    bölgesinde alkol - su karışımı vardır. Zamanla karışımın sıcaklığı artmaktadır.
    bölgesinde 78 °C’de alkol kaynamaktadır. Verilen ısı alkolün buharlaşması için kullanılır. Sıcaklık alkolün tamamı tükeninceye kadar sabit kalır.
    bölgesinde yalnız su vardır. Suyun sıcaklığı zamanla artar.
    bölgesinde su 100 °C’de buharlaşmaktadır. Su tükeninceye kadar sıcaklık sabit kalır.
    Saf maddelerin donma noktaları sabittir. Donma müddetince sıcaklık değişimi yoktur. Ancak çözeltilerin donma noktası çözünenin miktarına bağlı olarak değişir. Donma süresince sıcaklık düşer.

    --------------------------------------------------------------------------------
  4. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    RADYOAKTİFLİK

    • RADYOAKTİFLİK
    Kendiliğinden ışıma yapabilen maddelere radyoaktif maddeler denir. Radyoaktiflik çekirdek yapısıyla ilişkilidir. Radyoaktif bir atom hangi bileşiğin yapısına girerse o bileşiği radyoaktif yapar.
    Radyoaktif elementler kuvvetli birer enerji kaynağıdır. Radyoaktif elementler bu enerjiyi kendiliklerinden yayınlarlar ve bu olayı hiçbir şekilde durdurmak mümkün değildir.
    Radyoaktif elementin tek başına bulunması, bileşik içinde bulunması, katı, sıvı, gaz, iyon halinde bulunması radyoaktif özelliğini etkilemez.
    Atomun radyoaktif özellik göstermesinde çekirdekteki proton sayısının nötron sayısına oranı etkilidir. Kararlılık kuşağı dediğimiz, aşağıdaki diyagramda görülen p/n oranı 1 ve 1'e yakın olan atomlar kararlıdır. Yani radyoaktif değildir.
    Grafikte de görüldüğü gibi hafif atomlarda, (kütle numaraları düşük) çekirdekte, aşağı yukarı eşit sayıda proton ve nötron bulunduğu halde, ağır elementlerin kararlı yani radyoaktif olmayan çekirdekleri protondan daha çok nötron bulundurur.
    Kararlılık kuşağı içerisinde bulunmayan çekirdekler radyoaktiftir. Bu şekilde olan atomlar daha kararlı hale gelmek için ışımalar yaparlar. Işıma yapan atomlara radyoaktif atomlar denir.


    RADYOAKTİF IŞIMALAR
    Işıma; atomun yapısından bazı parçaların atılmasıdır.
    a. Alfa (a) Işıması
    şeklinde olduğu bilinmelidir.
    a tanecikleri (+) yüklü taneciklerdir.



    a ışıması

    b. Beta (b–) Işıması
    şeklinde olduğu bilinmelidir.
    b tanecikleri (–) yüklü taneciklerdir.



    b– ışıması
    Beta ışımasında bir nötron bir protona dönüşür. Yani,

    Bu esnada çekirdekten bir elektron kütlesine eşit ağırlıkta bir parçacık fırlatılır. Buna b denir.
    Beta ışıması b veya b– şeklinde gösterilir.

    c. Gama (g) Işıması
    Yükü ve kütlesi olmayan ışınlardır. Enerjisi fazla olan atomlar g ışıması yaparak kararlı hale geçerler. g ışınları saf enerjidir.
    g ışıması mutlaka bir başka çekirdek tepkimesinden sonra gerçekleşir.

    d. Pozitron ( b+ ) Işıması
    Pozitronun kütlesi, elektronun kütlesine eşit +1 yüklü bir parçacıktır.
    Bir protonun bir nötrona dönüşmesiyle oluşur.


    e. Elektron Yakalama
    Kararsız olan çekirdeğin 1s orbitalinden bir elektron almasına denir. Elektron -1 yüklü, çekirdekteki proton +1 yüklü olduğundan çekirdeğe elektronun girmesi ile bir proton bir nötrona dönüşür.



    f. Nötron Işıması



    n ışıması
    nötron ışımasıyla atom izotopuna dönüşmüş olur.

    Bahsedilen bu ışımalar sonucu atom kararlılık kazanırsa radyoaktiflik özelliği de
    sona erer.


    RADYOAKTİF BOZUNMALARIN HIZI
    Yarılanma Süresi
    Radyoaktif maddeler kendilerine has hızlarla parçalanırlar. Parçalanma hızı sıcaklığa, basınca, maddenin fiziksel haline bağlı değildir.
    Radyoaktif bozunma hızı, oluşan çekirdeğin kararlılığı için bir ölçüdür ve genellikle yarılanma süresi olarak verilir. Yarılanma süresi demek, maddenin başlangıç miktarı ne olursa olsun, maddenin yarısının bozunması için geçen zamandır ve her izotop için ayrı ayrıdır.
    Bir radyoaktif element atomlarının parçalanarak yarıya inmesi için geçen zamana yarılanma süresi veya yarı ömür denir. Radyoaktif bozunmalarda atom parçalanarak başka atoma dönüşecektir.
    Mesela; 10 gramlık yarı ömrü t yıl olan radyoaktif madde, t yıl sonra 10 gramdan 5 grama, 2t yıl sonra 2,5 grama düşecektir.
    Bir atoma ait birden fazla izotopun her biri radyoaktif olabilir. Fakat bu radyoaktif atomların kararlılıkları farklı farklıdır. Yarılanma süresi uzun olan radyoaktif maddeler yarılanma süresi kısa olan radyoaktif maddelere göre daha kararlıdırlar.

    YAPAY RADYOAKTİFLİK
    Eğer kararlı bir çekirdek bazı taneciklerle bombardıman edilirse yapay radyoaktiflik meydana gelir. Bombardımanı yapan taneciklerin enerjisi yeteri kadar büyükse çekirdek bunlarla birleşerek yeni bir çekirdek oluşturur. Eğer bu yeni oluşan çekirdek kararsızsa radyoaktif bozunmaya uğrar. Mesela 12C çekirdeği enerjisi arttırılmış protonlarla bombardıman edilirse radyoaktif hale gelir.

    Yeni oluşan çekirdeği radyoaktiftir. atomu radyoaktif
    bozunmaya uğrayacaktır.

    Yapay çekirdek tepkimeleri şu özellikleriyle kimyasal tepkimelere benzer.
    a. Tepkime sırasında enerji alınır ya da verilir.
    b. Tepkimelerin genellikle belirli bir aktifleşme enerjisi vardır.

    Yapay çekirdek tepkimeleri, kimyasal tepkimelerden farklı olarak;
    a. Atomdaki proton, nötron sayıları değişir.
    b. Toplam madde miktarında çok az olsa ölçülecek kadar değişme olur.
    c. Tepkimeler yalnızca o izotopa özgüdür.
    Çekirdek tepkimeleri ile tabiatta bulunmayan elementlerin izotopları sentezlenebilir.

    Fisyon (Bölünme) Tepkimeleri
    Kararlılığı az ve büyük olan çekirdeklerin kararlı küçük çekirdeklere dönüşmesine fisyon tepkimesi denir.
    Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar.

    Bölünme tepkimeleri atom bombalarının yapımında kullanılmıştır.

    Füzyon (Kaynaşma) Tepkimeleri
    Hafif ve kararlılığı az olan çekirdeklerin, birleşerek ağır ve kararlı çekirdek oluşturmasına füzyon tepkimesi denir.
    Bu olayda da çok enerji açığa çıkar. Hidrojen bombasının temeli bu tepkimedir.

    Bu tepkimenin güneşte de olduğu kabul edilmektedir. Kaynaşma tepkimeleri çok yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle hidrojen bombasının yapılması atom bombasındaki çekirdek tepkimesinden elde edilen enerji ile gerçekleştirilebilmektedir.
  5. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    REAKSİYON ENTALPİSİ

    • REAKSİYON ENTALPİSİ (ISISI)
    Reaksiyonlar ısı yönüyle ikiye ayrılır.
    1. Ekzotermik reaksiyonlar (ısı veren)
    2. Endotermik reaksiyonlar (ısı alan)
    Bir kimyasal reaksiyon söz konusu ise mutlaka enerji değişimi olur. Ya dışarıya ısı verilir ya da çevreden ısı alınır.
    H2+ 1/2 O2 ® H2O + 68 k.kal (Ekzotermik reaksiyon)
    N2 + O2 + 42 k.kal ® 2NO (Endotermik reaksiyon)

    ENTALPİ (DH)
    Herhangi bir madde bir kimyasal reaksiyonda dışarıya enerji vererek başka bir maddeye dönüşüyorsa, açığa çıkan enerji önceden başlangıçtaki maddede depo edilmiş halde bulunmalıdır.
    Aynı şekilde oluşan maddeler de, başka bir maddeye dönüşürken gene enerji verebildiklerine göre bu maddelerde depo edilmiş enerji vardır denilebilir.
    Herhangi bir maddenin kimyasal yapısına bağlı olarak depo edilmiş olan bu enerjiye ısı kapsamı denir. Sabit basınçta H ile gösterilir.
    İç enerji değişimine entalpi adı verilir. Her maddenin kendi içinde bulundurduğu bir iç enerjisi vardır.
    DH ile gösterilir.
    Bir maddenin katı, sıvı, gaz hallerinde entalpi değerleri farklıdır.

    Entalpi;
    a. Madde miktarına
    b. Maddenin fiziksel haline
    c. Basınca bağlıdır.
    DH : (+) işaretli ise ya da DH > 0 ise olay endotermiktir.
    DH : (-) işaretli ise ya da DH < 0 ise olay ekzotermiktir.



    OLUŞUM ENTALPİSİ (ISISI)
    Elementlerin ve tabiatta bulunan halleri ile tek cins atomdan oluşmuş moleküllerin
    (Na, Fe, H2, O2…) entalpileri sıfır kabul edilmiştir.
    Elementlerin bir araya gelerek 1 mol bileşik oluştururken kullanılan ısıya ya da açığa çıkan ısıya oluşum entalpisi denir.
    C + O2 ® CO2 DH = -94 k.kal
    C ve O2'nin entalpisi sıfır olduğundan CO2'nin oluşum entalpisi -94 k.kal/mol'dür.
    2Fe + 3/2 O2 ® Fe2O3 + 190 k.kal
    denklemine göre Fe ve O2'nin entalpileri sıfır olduğundan Fe2O3'ün oluşum entalpisi
    –190 k.kal/mol' dür denilir.

    REAKSİYON ENTALPİSİ

    DH = DHürünler- DHgirenler
    Ürünlerin oluşum entalpileri toplamından, girenlerin oluşum entalpileri toplamı çıkarılarak reaksiyonun DH'ı hesaplanır.

    HESS KANUNU
    (Reaksiyon Isılarının Toplanabilirliği)
    Bir reaksiyon ister tek kademede oluşsun, isterse birden fazla tepkimenin toplamından oluşsun neticede ısı değişimi aynı olur.
    Bir tepkimenin entalpisi, tepkimenin izlediği yola (kademe sayısı) bağlı değildir.
    Reaksiyon ters çevrilince DH işaret değiştirir.
    Reaksiyon herhangi bir katsayı ile çarpılırsa DH'da çarpılır.
    Reaksiyonlar toplanırsa DH'lar da toplanır.
    şeklinde sıralanır.

    Örnek
    2A + 3B ® 4C + 3D DH=+a k.kal
    A + 3E ®2C + 3D DH= - b k.kal
    olarak verildiğine göre;
    B+D ® 2E
    tepkimesinin DH değeri a ve b cinsinden nedir?

    Çözüm
    Verilen denklemler yardımıyla bilinmeyen denklemin DH'ı hesaplanacaktır.
    Bu işlem için I. denklem 1/3 ile çarpılmalıdır.
    Çünkü sorulan denklemde B bir mol'dür.
    denklemin DH değeri a/3 olur.
    denklem ters çevrilmeli ve 2/3 ile çarpılmalıdır.
    ters çevrildiği için -b değeri b ye ve 2/3 b olur. tepkimeler toplandığından DH'lar da toplanır.



    HAL DEĞİŞMELERİ
    Bir maddeye verilen enerji maddenin sıcaklığını artırıyorsa maddeye verilen enerji
    Q = m.c. Dt formülüyle hesaplanır. Maddeye verilen enerji maddenin sıcaklığını değiştirmeden fiziksel halini değiştiriyorsa maddeye verilen enerji Q = m.l formülü ile hesaplanır.
    Katı bir maddenin ısıtılması sırasında erime noktasına kadar maddenin sıcaklığı artar ve katının ısınması sırasında aldığı ısı;

    formülüyle bulunur.
    Erime noktasına gelmiş olan katının erime süresince sıcaklığı değişmez, fakat maddeyi eritmek için ısı verilmektedir. Bu verilen ısı maddenin katı halden, sıvı hale geçmesini sağlamaktadır.
    Q = m.le
    le: Bir maddenin 1 gramının katı halden sıvı hale geçebilmesi için verilmesi gereken ısı miktarıdır.
    Tamamen sıvı hale dönüşmüş olan maddeye ısı verilmeye devam edilirse sıvı ısınmaya başlar ve kaynama noktasına kadar sıcaklığı artar.
    Q = m.c.Dt ile sıvının aldığı ısı bulunur.
    Sıvı kaynamaya başladığı andan, tamamen buharlaşıncaya kadar geçen zaman içerisinde sıcaklığı değişmez.
    Verilen ısı Q = m.lb (lb: 1 gram maddenin sıvı halden, gaz hale geçmesi için verilen ısıdır.)
    Tamamen gaz haline geçen maddeye ısı verilmeye devam edilirse gazın sıcaklığı artacaktır ve gazın aldığı ısı Q = m.c.Dt formülü ile bulunur.
    Bir maddeye verilen ısı, o maddenin ya sıcaklığında bir değişiklik yapar ya da halinde (durumunda) bir değişiklik yapar. Bir madde erime noktasına kadar ısıtıldıktan sonra erimesi tamamlanıncaya kadar verdiğimiz enerji sıcaklık değişimine sebep olamaz. Dolayısıyla verilen enerji maddenin hal değişimine uğramasına yol açmıştır.


    (Buz için ısınma eğrisi)
    Not: Farklı sıcaklıklarda iki madde karıştırıldığında sıcaklığı fazla olandan düşük olana ısı geçişi olacaktır.
    Her zaman Q verilen=Q alınan

    BAĞ ENERJİLERİ
    İki atom arasındaki bağı koparabilmek için verilmesi gereken enerjiye bağ enerjisi denir.
    Bağın koparılması endotermik bir olay olduğuna göre bağın oluşumu ekzotermiktir.
    Bağ oluşurken koparmak için verdiğimiz enerji kadar ısı açığa çıkar.
    Bağ enerjisi ne kadar fazla ise bileşik o kadar kararlıdır.
    Bağ enerjileri kullanılarak reaksiyonun DH'ı hesaplanabilir.


    NOT : Herhangi bir kimyasal reaksiyon oluşması için reaksiyona giren maddelerin belirli bir enerjiye sahip olmaları gerekir. Bu enerji bağı koparmak için verilmesi gereken enerjidir.
  6. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    REAKSİYON HIZI

    • REAKSİYON HIZI
    Birim zamanda reaksiyona girenlerin yada ürünlerin miktarlarındaki değişmeye reaksiyon hızı denir.
    N2 + 3H2 ® 2NH3 reaksiyona göre;

    Hızlar arasındaki ilişki

    Potansiyel Enerji Tepkime Koordinatı Grafikleri
    Bir tepkimenin gerçekleşebilmesi için,
    Reaksiyona giren moleküller çarpışmalıdır.
    Her çarpışma reaksiyonla sonuçlanmaz, uygun çarpışma olması gerekir.
    Çarpışan moleküllerin belirli bir enerjiye sahip olmaları gerekir. Bu enerji reaksiyonunun gerçekleşebilmesi için gerekli olan minimum enerjidir. (Aktifleşme enerjisidir.)


    Grafiğin yorumu
    Reaksiyona girenlerin enerjisi 0 k.kal’dir.
    Ürünlerin enerjisi -50 k.kal’dir.
    Eai = 70 k.kal Eag = 120 k.kal’dir. DH = -50 k.kal’dir.
    DH = Eai - Eag
    Yüksek sıcaklıkta girenler kararlıdır. Düşük sıcaklıkta ürünler kararlıdır.
    Hız İfadesi ve Hıza Etki Eden Faktörler
    Tek kademede gerçekleşen bir reaksiyonun hızı reaksiyona girenlerin derişimlerine göre yazılır. Her reaksiyonun aktifleşme enerjisi farklı olacağından her reaksiyon için farklı bir sabit kullanılmalıdır.
    N2(g) + 3H2(g) ® 2NH3(g)

    V = k. [N2] . [H2]3

    2X(g) + Y(s) ® Z(g) + T(k)

    V= k . [X]2





    Not : Katı ve saf sıvıların derişimleri sabit olduğundan hız ifadesinde yazılmazlar.
    k: Her reaksiyon için farklı olan bir sabittir.
    Derişim : Reaksiyona giren maddelerin derişimleri değiştirilirse hız da değişir.
    Basınç - Hacim : Basıncın değişmesi hacmin değişmesine bağlı olarak düşünülmelidir. Hacim değişirse reaksiyona giren tüm madde derişimleri değişeceğinden hız da değişir.
    Sıcaklık : Sıcaklığın arttırılması bütün tepkimelerin hızını arttırır.
    Sıcaklık artarsa;
    Moleküllerinin hareket hızı artar.
    Çarpışma sayısı artar.
    Ortalama kinetik enerji artar.
    Aktifleşmiş kompleks sayısı artar.
    k sabiti büyür.
    Not : Sıcaklığın değişmesi ile aktifleşme enerjisinin değeri değişmez.
    Bir tepkimenin farklı iki sıcaklıktaki tanecik sayısı kinetik enerji dağılım grafiği şekildeki gibidir.


    Katalizör : Başlamış bir reaksiyona herhangi bir anda girerek reaksiyonun aktifleşme enerjisini düşürüp reaksiyonu hızlandıran daha sonra kendisinde hiçbir değişiklik olmadan elde edilen maddeye katalizör madde denir.

    Katalizörler bir tepkimeyi başlatamazlar, başlamış tepkimeyi durduramazlar. tepkimenin yönünü değiştiremezler, ürün miktarına etki etmezler, tepkimenin DH’ını değiştiremezler. Ancak; tepkimenin aktifleşme enerjisini değiştirirler, k sabitini değiştirirler ve tepkimenin mekanizmasını değiştirebilirler.
    Not : Canlı organizmalarda katalizör görevi yapan enzimler vardır, bu arada reaksiyonu yavaşlatan inhibritörler vardır.
    Temas Yüzeyi : Reaksiyona giren katı yada sıvıların temas yüzeyini arttırmak, reaksiyonun hızlanmasına sebep olur. Temas yüzeyini arttırmak derişimleri değiştirmeyeceğinden k sabitinin değişmesine sebep olur.
    Maddenin Cinsi
    İyon reaksiyonları diğer reaksiyonlara göre daha hızlı gerçekleşir.
    Organik reaksiyonlar diğer reaksiyonlara göre daha yavaş gerçekleşir.
    Reaksiyona giren madde çeşidi ve katsayı arttıkça reaksiyon daha yavaş gerçekleşir.
    Kademeli (Mekanizmalı) Reaksiyon Hızı
    Bir tepkime tek basamakta değil de birden fazla basamakta oluşuyorsa böyle tepkimelere kademeli reaksiyonlar denir. Kademeli reaksiyonlarda her basamağın kendine göre bir hızı vardır. Ancak net reaksiyonun hızını en yavaş kademe belirler.

    Örnek
    Kademeli olarak yürüyen OCl– + I– ® Cl– + OI–
    tepkimesinin ara basamakları
    OCl– + H2O ® HOCl + OH– (hızlı)
    I– + HOCl ® HOI + Cl– (yavaş)
    HOI + OH– ® H2O + OI– (hızlı)
    şeklindedir.

    Aşağıdaki soruları yanıtlayınız?
    a. Ara ürünler hangileridir?
    b. Katalizör hangi maddedir?
    c. Reaksiyonun hız denklemi nasıldır?
    d. Ortama saf H2O ilave edilirse hız nasıl değişir?

    Çözüm
    Ara ürün reaksiyonun birisinde ürün iken diğerinde reaktif konumun da olan maddelere denir. HOCl, OH–, HOI ara üründür.
    Katalizör reaksiyona girip değişikliğe uğramadan çıkan maddelere denir.
    H2O katalizördür.
    Kademeli reaksiyonlarda hız denklemi yavaş basamağa göre yazılır.
    Hız denklemi J = k. [I–] . [HOCl] dir.

    Kademeli reaksiyonlarda hızı, yavaş basamaktaki maddelerin derişimlerinin değiştirilmesi sonucunda değişir. Ancak saf H2O ilavesi çözeltisinin hacmini artıracağından yavaş basamaktaki I– ve HOCl derişimleri azalır ve hız küçülür.
    Hızın Takip Edilmesi ve **çülmesi
    Renk değişimi olan reaksiyonlarda renk değişimiyle hız takip edilebilir.
    İyon reaksiyonlarında elektrik iletkenliği ölçülerek hız takip edilebilir.
    Gaz reaksiyonlarında ise reaksiyon giren mol sayısı ürünlerin mol sayısından farklı ise basınç değişimiyle ölçülebilir.
  7. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    KİMYASAL DENGE

    • KİMYASAL DENGE
    Bu bölüme kadar kimyasal olayları tek yönlü reaksiyonlar olarak düşünmüştük. Gerçekte ise çoğu kimyasal olaylar iki yönlü tepkimelerdir.
    Örnek olarak sabit sıcaklıkta kapalı bir kapta :

    tepkimesini inceleyelim. Kaba önce bir miktar X ve Y koyalım. Zamanla X ve Y nin reaksiyona girmesinden dolayı miktarı azalacak, Z ve T nin miktarı artacaktır. Oluşan Z ve T reaksiyona girip tekrar X ve Y oluşturacaktır. Bir müddet sonra X ve Y’den Z ve T oluşma hızı ile, Z ve T den X ve Y oluşma hızı birbirine eşit olur. Bu duruma denge durumu denir.
    Bu sırada maddelerin konsantrasyonu değişmemekle birlikte her iki yönde reaksiyon eşit hızda sürmektedir. (Dinamik denge) Denge tepkimelerinin çift okla gösterilmesinin sebebi budur.
    Her iki yöndeki reaksiyon için hız bağıntısını yazalım.
    İleri yöndeki RH1 = k1 [X] . [Y]
    Geri yöndeki RH2 = k2 [Z] . [T]
    Denge durumu RH1 = RH2 dir. Değerleri yerine koyup düzenlersek;
    k1 [X] . [Y] = k2 [Z] . [T]

    K’ya kimyasal denge sabiti denir.
    Bu eşitlik sözle aşağıdaki şekilde ifade edilir.

    NOT : Denge sabitine katı ve sıvı fazdaki maddeler yazılmaz, gaz fazındaki ve suda çözünmüş durumdaki maddeler yazılır.


    Bazı reaksiyonlar için denge sabitini yazalım.







    NİÇİN DENGE?
    Bazı reaksiyonlar tek yönlü bazı reaksiyonlar çift yönlüdür. Bunun izahını şöyle yapabiliriz:
    Maksimum düzensizliğe eğilim.
    Minimum enerjiye eğilim.
    Bir kimyasal reaksiyonda minimum enerjiye eğilim ilkesi denklemi bir tarafa, maksimum düzensizliğe eğilim ilkesi diğer tarafa destekliyorsa bu tür reaksiyonlar genellikle denge reaksiyonudur.
    Maksimum düzensizlik: Sıvılar katılara göre daha düzensiz, gazlar sıvılara göre daha düzensizdir. Mol sayısı fazla olan gaz, az olan gaza göre daha düzensizdir. Bir katı bir sıvıda çözünürse düzensizliği artar. Bir gaz bir sıvıda çözünürse düzensizliği azalır.
    Minimum Enerji: Bir reaksiyonda ısının bulunduğu taraf (endotermikte sol, ekzotermikte sağ taraf) minimum enerji eğiliminin olduğu taraftır.



    denklemine göre; Maksimum düzensizlik sola doğru eğilimli ve minimum enerji sağa doğru eğilimlidir.

    denklemine göre; Maksimum düzensizlik sola doğru eğilimli ve minimum enerji sağa doğru eğimlidir.

    DENGE SABİTİ İLE İLGİLİ HESAPLAMALAR
    Denge sabiti ile ilgili hesaplamalar yapılırken reaksiyona giren maddelerin başlangıç miktarları yazılır, dengeye ulaşıldığında harcanan ve oluşan maddeler hesaplanarak denge anındaki derişimler hesaplanır.

    Örnek - 1

    tepkimesine göre 1 lt'lik bir kapta 4 mol N2 ve 7 mol H2 alınarak dengeye ulaşıldığında kapta 4 mol H2 bulunuyor.
    Buna göre reaksiyonun denge sabiti Kd'nin değeri kaçtır?

    Çözüm





    KISMİ BASINÇLAR TÜRÜNDEN DENGE SABİTİ (Kp)

    Kp ile Kd arasında Kp = Kd.(RT)Dn ilişkisi vardır.
    Dn : (Ürünlerin mol sayısı - Girenlerin mol sayısı)
    R : Gaz sabiti
    T : Mutlak sıcaklık (°K)

    DENGE SABİTİNİN DEĞİŞİMİ
    Bir denge reaksiyonu ters çevrilirse, K denge sabiti olarak alınır.

    tepkimesinin denge sabiti 25 ise

    tepkimesinin denge sabiti 1/25'tir.

    Bir tepkimenin katsayıları n ile çarpılırsa, K'nın n'ninci kuvveti alınır.

    tepkimesinin denge sabiti 4 ise

    tepkimesinin denge sabiti (4)2 = 16'dır.

    Herhangi bir tepkime diğer tepkimelerin toplamından oluşuyorsa, bu tepkimenin
    K (denge sabiti), diğer tepkimelerin denge sabitlerinin çarpımına eşittir.



    DENGEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
    Dengedeki bir sisteme dışarıdan herhangi bir etki yapıldığında denge reaksiyonu sağa veya sola kayarak tekrar dengeye gelmek ister. Yani dışarıdan yapılan etkiye ters şekilde etki verir. Buna Le Chatelier prensibi denir.

    1. Derişim

    Tepkime dengede iken kaba X gazı eklemek hangi değişikliklere yol açar.
    Reaksiyon sağa doğru kayar.
    T miktarı ve derişimi artar.
    Z;Z miktarı artar ancak derişimi değişmez.
    Y miktarı azalır.
    X miktarı artar.
    k sabiti değişmez. (Sadece sıcaklıkla değişir.)
    Tepkime dengede iken kaptan bir miktar Y gazı alınırsa hangi değişiklikler olur.
    Reaksiyon sola kayar.
    Z ve T’nin miktarı azalır.
    X miktarı artar.
    Y miktarı azalır.
    k sabiti değişmez.
    Kaba Z katısı eklemek hangi değişikliklere sabep olur?
    &nbsp;Z katı olduğundan dengeyi etkilemez.
    2. Basınç - Hacim
    Basıncın artması hacmin azalması demektir. Basınç artarsa reaksiyon mol sayısı fazla olan taraftan az olan tarafa kayar. Mol sayısı eşit olan reaksiyonlarda basınç - hacim değişiminin dengeye etkisi olmaz.

    3. Sıcaklık
    Sıcaklık k sabitini değiştirir. Denge sabitleri yalnızca sıcaklıkla değişir. Denge tepkimelerinde ısı tıpkı bir madde gibi düşünülmelidir. Ekzotermik reaksiyonlarda ısı sağ tarafa yazıldığından sıcaklık arttırılınca reaksiyon sola kayar. K sabiti küçülür. Endotermik reaksiyonlarda ısı sol tarafa yazıldığından sıcaklık arttırıldığında reaksiyon sağa kayar. K sabiti büyür.
    Not 1 : Dengedeki bir tepkimeye katalizör kullanılması dengeyi etkilemez. Ancak dengeye ulaşmamış reaksiyonlarda katalizör kullanılması, dengeye ulaşma hızını arttırır.
    Not 2 : Dengedeki bir reaksiyona, reaksiyona girmeyen herhangi bir madde eklemek dengeyi etkilemez.
  8. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36


    DENGEYİ KONTROL
    Herhangi bir anda reaksiyonun dengede olup olmadığının incelenmesi olayıdır. Herhangi bir andaki bulunan derişimler denge ifadesinde yerine yazılır. Bulunan değer Kd'ye eşit çıkarsa sistem dengededir, denilir. Bulunan değer Kd'den büyükse reaksiyon sola doğru işliyor, bulunan değer Kd'den küçükse reaksiyon ürünler yönüne (sağa doğru) işliyor, demektir.

    Örnek - 2

    1 lt'lik bir kapta 2 mol X, 3 mol Y, 1 mol T ve 1 mol Z bulunduğu anda;
    I. Sistem dengededir.
    II. Zamanla X ve Y miktarı artar.
    III. Reaksiyon sağa doğru ilerler.
    ifadelerinden hangisi ya da hangileri doğrudur?

    Çözüm
    Dengeyi kontrol etmek için verilen derişimler yerine konularak bulunan değer K' olsun.

    Gerçek denge sabiti Kd = 3 olduğundan tepkime sağa doğru kayacaktır. X ve Y miktarları azalacak, Z ve T miktarları ise artacaktır.
    Buna göre Cevap Yalnız III olur.
    Şayet K' = Kd olsaydı, sistem dengededir ifadesi doğru olurdu.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş